{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2025/86 <br>KARAR NO:2025/962<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ:26/10/2023<br>NUMARASI:2022/120 Esas - 2023/850 Karar<br>DAVA:Hakem Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;     <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin trafik kazası geçirmesi sonrasında maddi ve manevi olarak zor durumda bulunmasından faydalanılarak ve iradesi sakatlanarak vekaletname çıkarılması istenmiş ve davalı sigorta şirketine müvekkili adına başvuru yapılarak maddi zararlarını karşılamayacak derecede bir ödeme üzerinden müvekkilinin her hangi bir bilgisi ne onayı  olmadan arabuluculuk tutanağı imzalanmış ve fazlaya dair haklarından feragat edildiğini beyanla adli yardım talebinin kabulü ile fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla ...numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptal edilmesini talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili sigorta şirketine karşı ileri sürülen davacının irade sakatlığına ilişkin iddialarının hukuki dayanağı bulunmadığını, noter tarafından resmi şekil şartlarına uygun olarak düzenlenen vekaletnameye istinaden işlem yapıldığını, noter huzurunda resmi şekilde düzenlenen vekaletnamenin geriye dönük olarak gereçersiz sayılması hukuk güvenliği ilkesine aykırı olacağını, ... numaralı ihtiyari arabuluculuk tutanağı 6325 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanunu ve   yönetmelik hüküm esaslarına uygun olarak kanuni temsilci ile düzenlendiğini belirterek davanın esastan reddine, İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/372 E. sayılı dosyanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda,\"Davanın reddine\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilin trafik kazası geçirmesi sonrasında maddi ve manevi olarak zor durumda bulunmasından faydalanılarak ve iradesi sakatlanarak vekaletname çıkarılması istendiğini ve davalı sigorta şirketine müvekkil adına başvuru yapılarak maddi zararlarını karşılamayacak derecede bir ödeme üzerinden müvekkilin her hangi bir bilgisi ne onayı olmadan arabuluculuk tutanağı imzalandığını ve fazlaya dair haklarından feragat edildiğini, söz konusu bu arabuluculuk tutanağı hukuken geçersiz olduğunu, müvekkilin söz konusu bu şahsın whatsapp hesabında bulunan avukat cübbesi ile çektirmiş olduğu fotoğraf nedeni ile kendisininde bir avukat olduğunu düşündüğünü, bu kişinin anlattıkları ve vaat ettikleri üzerinden ikna olup vekaletname çıkardığını, arabuluculuk faaliyeti sırasında görüşmeye katılan Av. ... tarafından müvekkilden, her hangi bir şekilde arabuluculuk teklifinin gerek kabul edilmesi gerekse de fazlaya ilişkin haklarından feragat edilmiş olacağına dair gerekli bilgilendirme yapılmaksızın, ve arabuluculuk görüşmelerinde anlaşmaya varılacak tutar hakkında onay alınmadığı gibi, bilgi dahi verilmediğini yani ilgili avukat tarafından temsil yetkisi kötüye kullanıldığını, ... tarafından müvekkilin, ikna edilmeye çalışıldığını, rızası olmamasına rağmen anlaşma olduğundan haberi olmayan müvekkilin para yatırıldığını öğrendiğinde ise ... isimli şahıs, teklifi kabul etmemelerine rağmen sigorta şirketinin parayı kendi kendine yatırdığını söyleyerek müvekkilimi gerçek olmayan beyanlarla kandırdığını, bu konu ile alakalı olarak müvekkil tarafından vekil olarak görevlendirilmesinin ardından avukat ... ile yaptıkları görüşmede ...'in kendilerine müvekkilinin sigorta ödemesini kabul ettiğini söylediklerini beyan ettiğini, Whatsapp yazışmaları ve...'in avukat cübbeli profil fotoğrafı dikkate alındığında müvekkilinin vekaletname çıkarırken iradesinin fesada uğratıldığı açık bir şekilde görüleceğini, müvekkil tarafından iradesi sakatlanarak çıkartılan vekaletnamede her ne kadar arabuluculuğa başvuru ve temsil yetkisi ve davadan feragat yetkisi verilmiş ise de söz konusu bu vekaletname ile müvekkiline şahsına bağlı olan fazlaya dair haklarından feragat edilmesi temsil yetkisinin sınırlarının aşılması anlamına geldiğini, zira vekaletnamede bu yönde bir temsil yetkisi verilmediğini, feragat edilebilmesi için feragatin sınırlarının çizilmiş olması gerektiğini ayrıca tanıkların beyanları karar aşamasında değerlendirilmediğini,arabuluculuk anlaşma tutanağında müvekkilin maluliyet oranı belirlenirken tam teşekküllü bir devlet hastanesinden rapor alınmaksızın sigorta şirketi tarafından maluliyeti %23 kabul edildiğini ve bu oranı üzerinden 48.000,00 TL tazminat hesaplaması yapıldığını, müvekkilin %44 maluliyet oranını gösterir rapor dahi 30.11.2021 tarihinde düzenlendiğini, talep hakkı zararın belirlenebilir olduğu tarihten itibaren başlayacağını, anlaşma gerçekleştiği tarihte henüz müvekkilin bedeni zararı bakımından bir belirlilik söz konusu olmadığını bu bakımdan TBK madde 28 kapsamında da hukuka aykırılık söz konusu olduğunu belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, ihtiyai arabuluculuk anlaşma tutanağının iptali  istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. 6325 Sayılı Arabuluculuk Kanunu (6325 sayılı Kanunu) 3. maddesi ile “Taraflar, arabulucuya başvurmak, süreci devam ettirmek, sonuçlandırmak veya bu süreçten vazgeçmek konusunda serbesttirler.” denilmek suretiyle arabulucuya başvurunun, sürecin devamının ve sonlanmasının iradiliğinden bahsetmektedir. Aynı hükmün ikinci fıkrasına göre: “Taraflar, gerek arabulucuya başvururken gerekse tüm süreç boyunca eşit haklara sahiptirler.” Yine Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m. 5/1’e göre “Taraflar bu sürecin içine zorla dahil edilemezler”. İradilik ilkesi ihlal edilen arabuluculuk görüşmeleri ve bu doğrultuda düzenlenen tutanaklar, taraflardan birinin gabine uğramasına sebebiyet vereceği veya zarara uğratacağı sebebi ile arabuluculuk kurumunun kötü niyetle kullanılmasının önüne geçmek açısından bu maddeler kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.Arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerin yanı sıra  6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu TBK'nın 37. maddesinde; “Taraflardan biri, diğerinin veya üçüncü bir kişinin korkutması sonucu bir sözleşme yapmışsa, sözleşmeyle bağlı değildir. Korkutan bir üçüncü kişi olup da diğer taraf korkutmayı bilmiyorsa veya bilecek durumda değilse, sözleşmeyle bağlı kalmak istemeyen korkutulan, hakkaniyet gerektiriyorsa, diğer tarafa tazminat ödemekle yükümlüdür.” hükmü yer almaktadır.Tüm bu maddeler uyarınca arabuluculuk tutanağının iptali söz konusu olacaktır.İstanbul Anadolu CBS 2022/23596 soruşturma ilgili avukat hakkında KYOK verilmiş ve kesinleşmiştir.Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre;  davacı adına arabuluculuk görüşmelerine katılan avukatın usulüne uygun düzenlenmiş vekaletnamesi bulunduğu, arabuluculuk ve feragat yetkisi verildiği, davacının suç duyurusu üzerine KYOK verildiği, dolayısıyla avukatın davacı adına ihtiyari arabulucuk yetkisi dahilinde işlem yaptığı, davacının %44 maluliyet oranını gösterir 30/11/2021 tarihli maluliyet raporunun ihtiyari arabuculuk tarihinden sonra düzenlendiğinden bu yöndeki  iddiasının dinlemeyeceği ve sonuç olarak davacının iradesinin fesada uğradığını ispat edemediği anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince \"...İstanbul Anadolu CBS 2022/23596 soruşturma sayılı dosyası ve tanık beyanları dikkate alındığında davacının iddiasını ispat edemediği, davacı iddialarının  irade sakatlığına yönelik olmayıp ilgili arabuluculuk işleminde görev alan avukatın mesleki sorumluluğuna yönelik olduğu anlaşılmış, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiştir.Her ne kadar, davacı ve dinlenen tanık beyanlarında davacı vekili olan avukat yönünden bir takım iddialarda bulunulmuş ise de, davacı iddiaları avukatın mesleki sorumluluğuna yönelik olup arabuluculuk işlemi yönünden bir eksiklik ve irade sakatlığı teşkil etmeyeceği değerlendirilmiş aksi yöndeki davacı itirazlarına itibar edilmemiş\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye  187,8‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan  inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın  tebliğ tarihinden  itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"396706deb27d2ced","SID":"58057a4c8d6a9503"}}