{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>9.HUKUK DAİRESİ <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A K A R A R <br>ESAS NO:2022/1925 <br>KARAR NO:2025/960<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ:05/04/2022<br>NUMARASI:2017/87 Esas - 2022/262 Karar<br>DAVA:Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)<br>KARAR TARİHİ:29/05/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25/08/2015 tarihinde sürücü ... sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine Zorunlu Trafik Sigortası ile sigortalı bulunan ... plakalı aracın kusurlu olarak, ...sevk ve idaresindeki... plakalı araca çarparak oluşan kaza neticesinde... plakalı araç içerisinde yolcu konumunda olan müvekkili ...'ın yaralandığını, sigorta şirketinden maluliyetine ilişkin eksik bir ödeme aldığını, yine müvekkilinin tedavi süresinde %100 iş göremezlik durumu ve bakıcı giderine ilişkin herhangi bir ödeme almadığını, davalı trafik sigortacısının müvekkili bakımından giderilmemiş özellikle bakıcı gideri ve ... tarafından karşılanması mümkün olmayan tedavi giderleri bakımından, anılan poliçe kapsamında temin edilen tedavi giderleri limitine kadar mesuliyeti bulunduğunu, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 6100 sayılı Yasanın 107. Maddesine göre belirlenecek şimdilik 50 TL kalıcı maluliyet tazminatı,50 TL geçici iş göremezlik maddi tazminatı, 50 TL bakıcı gideri olmak üzere 150 TL  maddi tazminatın sigorta şirketi açısından temerrüt tarihinden işletilecek avans faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep  etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava öncesinde, dava konusu kaza sebebi ile müvekkili şirkete başvurulduğunu, müvekkili şirket tarafından ... numaralı hasar dosyası açıldığını, davacıya maluliyeti nedeniyle, 17/10/2016 tarihinde %25 kusur ve %14 maluliyet oranları esas alınarak 9.104,00 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafın ev hanımı olduğu ve geçici dönem bakıcı giderinin talep edildiği bir davada/başvuruda davacı tarafın gelirinin dahi bulunmadığı düşünüldüğünde, davacının geçici iş göremez olduğu bu döneme ilişkin olarak bir ücret karşılığında bakıcı tutmasının mümkün olmadığını, zira geliri dahi bulunmayan bir kişinin asgari ücret tutarında bir maaş ödeyerek bakıcı istihdam etmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olacağını beyanla aleyhlerine hüküm kurulmasına kanaat getirilmesi halinde, faiz başlangıç tarihi dava tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, \"Davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; KTK 88/1 maddesine ve müteselsil sorumluluk ilkesine aykırı olarak karar verildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, bu sebeple mahkemenin, her sigorta şirketinin sadece kendi sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğu görüşü hukuka aykırı olduğunu, mahkemece yapılması gereken iş, dosyanın aktüer bilirkişiye verilerek sadece müvekkilinin müterafik kusurunun tenzil edilmesiyle hesap yapılmasını sağlaması gerektiğini, davalı şirketin sadece kendi sigortalısının kusurundan dolayı sorumluluğunu gerektiren yasal bir dayanak bulunmadığını, tazminat hesabının AGİ dahil olarak hesaplanmak suretiyle yapılması gerektiğini, hükme esas alınan aktüer raporunda müvekkilin geliri AGİ hariç olarak dikkate alınarak hesaplama yapıldığını, yapılan hesaplama bu sebeple müvekkilin aleyhine düşük olduğunu, bu sebeple de yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Dosya kapsamından, 25/08/2015 tarihinde saat 17:10 sıralarında sürücü ...sevk ve idaresindeki... plakalı taraktör ve bağlı römork ile D.200-02 sayılı devlet karayolunu takiben Biga istikametinden Lapseki yönüne sağ şeritte seyir halinde iken kaza mahalli olan yol bölümüne gelip sola manevra yaptığı esnada traktörün sol arka teker kısmına; seyir istikametine göre aynı istikamette sol şeritte gerisinden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki davalıya zmms ile sigortalı ... plakalı otomobilin sağ ön kısımları ile çarpması sonucu traktörde yolculuk yapan davacı yolcu ...'ın yaralanması nedeniyle eksik ödeme yapıldığı belirtilerek tazminat talep edildiği anlaşılmıştır.Hükme esas rapor ve ek raporda yerleşik yargıtay içtihatlarına göre yalnızca pasif döneme ilişkin hesaplama AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden yapılmış olmakla buna ilişkin itiraz yerinde değildir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesine göre işletenlerin, bu Kanun'un 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Aynı Kanun'un 85/1. maddesinde ise bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda haksız fiil halinde  müteselsil sorumluların dış ilişkisi 61.maddede düzenlenerek  birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı kabul edilmiş, müteselsil sorumlar arasındaki iç ilişkisi ise 62.maddede  düzenlenmiştir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin TBK'nın 162/1.maddesine göre ise müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. Aynı Kanun'un 163.maddesine göre borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.Yargıtay  17. Hukuk Dairesi'nin 13/06/2017 tarih, 2016/11886 E. ve 2017/6732 K. Sayılı emsal kararında da \"... Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesiyle, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasının benimsendiği, davacı kusursuz olduğundan zararın tamamını isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebileceği, açıkça davalının kusuru oranında sorumlu tutulmasını istemeyen davacı yönünden dava dışı kişinin de kusurunun bulunmasının davalıların müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı; somut olayda davalı sürücünün %25 oranında ve dava dışı sürücünün %75 oranında kusurlu olduğu; davalı ve dava dışı 3. kişinin kusur oranlarının birbirlerine karşı açılacak rücu davasında önem taşıyacağı ve dava dilekçesinde davacının kusursuz olduğu belirtilerek zararın müştereken ve müteselsilen tahsili talep edildiğinden davalıların zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken KTK 88. ve TBK 61. maddesine aykırı olarak davalıların kusuru oranında sorumlu tutulmalarının hatalı olduğu\" yönünde karar verilmiştir.Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler gereğince trafik kazası sonucu oluşan zararlardan kusuru ile sebebiyet veren işleten, sürücü ve trafik sigortacısı ile kazaya karışan dava dışı araç sürücüsü ve işleteni zarar görene karşı müteselsilen sorumludur.(Davacı taraf dava dilekçesinde KTK 85.maddeden söz ederek müşterek müteselsil sorumluluk gereği davalının sorumlu olduğunu  kazaya karışan araçların sigorta poliçeleri nedeniyle davalının zararın tamamından sorumlu olduğunu belirtmiştir.) Zarar gören davacı, TBK'nın 162 ve 163. maddesi gereğince müteselsil sorumluların hepsine karşı dava açabileceği gibi bunlardan sadece birine karşıda tazminat davası açabilir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince davalının zararın tamamından sorumlu tutulması gerekirken  kusuru oranında sorumlu olduğu tutar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Kabule göre de Mahkemece hükme esas kusur raporunda davacının traktörde nizamlara aykırı şekilde yolculuk yaparak kendi can güvenliğini tehlikeye düşürdüğü kendi yaralanması üzerinde alt düzey tali (%10) kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %15, davacının yolcu olduğu dava dışı araç sürücünün ise %75 kusurlu olduğu tespit edilmiştir.Oysa davacı kaza sırasında traktörde yolcu konumunda olup kusuru bulunmamaktadır.Traktör ve römorku yolcu taşımaya müsait olmayan araçlar olup ancak Karayolları Trafik Yönetmeliğine göre belli şartlarda belli sayıda yolcu taşımasına izin verilmektedir. Bu durumda  davacının yolcu taşımaya müsait olmayan araçta yolcu olduğu anlaşılmakla davacıya verilen kusurun  müterafik kusur olduğu değerlendirilmemiş olması da doğru olmamıştır.  (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2016 /18287 E. - 2019/7224 K. sayılı ilamı). O halde mahkemece yapılması gereken; Kazanın meydana gelmesinde davacının yolcu olup kusuru olamayacağı gözetilerek kazaya karışan araç sürücülerinin kusur oranlarının belirlenmesi için ek kusur raporu alınması, bilaharare aktüerya bilirkişisinden tam kusur üzerinden tazminat hesaplanması için rapor alınması ile davacının müterafik kusuru tartışılarak varsa belirlenen tazminattan  müterafik indirimi yapılarak (usuli kazanılmış haklar da gözetilerek)  sonucuna göre  karar verilmesi olmalıdır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.<br>KARAR:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana  iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına,5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf aşaması için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda  HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1e64e370cbcccbc8","SID":"7472202875dba889"}}