{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2025/1871 <br>KARAR NO\t:2025/2668<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:26/03/2025<br>NUMARASI\t:2024/540 Esas - 2025/304 Karar<br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:01/07/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalının, Bursa ... Genel İcra Dairesi ... sayılı icra dosyasında alacaklı, dava dışı ... Şirketi (...) ise borçlu olduğunu, müvekkili davacının bu icra dosyasında üçüncü haciz ihbarnamesine olumsuz cevap verdiği ve takip borçlusunun bir alacağı bulunmadığını bildirdiği halde menfi tespit davası açmadığı için dosyaya borçlu olarak eklendiğini, davalı şirketin talebi üzerine müvekkili davacı icra dosyasına 1.511.690,58 TL için borçlu olarak eklendiği halde, bu tutarın yaklaşık 1,399 katı kadar mal, hak ve alacağına haciz konulduğunu, aşkın hacizler sebebiyle  müvekkili davacının ticari itibarının zedelendiğini, davalı takip alacaklısının, alacaklı olduğunu iddia ettiği alacak tutarı olan 1.511.690,58 TL'yi tahsil etmek için Müvekkili davacının yaklaşık 2.114.000.000 (iki milyar yüzondört milyon) TL tutarında mal, hak ve alacağına haciz koyduğunu, yani alacaklı olduğunu iddia ettiği tutarın 1,399 katı haciz koyduğunu, bu da davalının kötü niyetini ve müvekkili davacıya zarar verme kastını gösterdiğini, izah edeldiği üzere, davalı tarafından uyuşmazlık konusu haksız fiili yapmaması gerektiğini idrak etmesi, yaptığının yanlış olduğunu anlaması ve bu tür hareketleri tekrarlamaması için ve ticari itibarı zedelenen müvekkili davacının uğradığı manevi zararlarının biraz olsun giderilmesi amacıyla müvekkili lehine manevi tazminata hükmedilmesi için işbu davanın açılması zorunluluğu hasıl olduğunu belirterek davamızın kabulü ile 10.000.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği tarihten (09.07.2024) itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini  talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirketin \"... Nilüfer/Bursa\" adresinde faaliyet gösterdiğini, 6100 sayılı HMK'nın 6.maddesinde \"Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir.\" denilmek suretiyle genel yetkili olarak davanın açılması lazım olunan yer Mahkemesi gösterildiğini, bu kapsamda davada yetkili Mahkemenin Bursa ilinin mahkemeleri olması gerektiğini, müvekkili alacaklı şirket tarafından, ... sayılı  dosyası ile dava dışı borçlu ... Şti. aleyhine icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibinin kesinleştiğini, yapılan araştırmalar kapsamında, borçluya ait internet sitesi olan ... adresinin \"referanslar\" bölümde bir kısım ticari şirketlerin olduğunu, bu şirketlerin arasında davacının da bulunduğunu, tarafların ortak ticari işler yaptığının tespit edildiğini, raştırmalar neticesinde, sadece davacı tarafa değil referanslar kısmında gözüken neredeyse tüm şirketlere icra talep dilekçesinden de görüleceği üzere haciz ihbarnameleri gönderilmesinin İcra Müdürlüğünden talep edildiğini, bu kapsamda, davacının UETS adresine 89/1 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, 89/1 haciz ihbarnamesinin davacıya tebliğ edilmesine rağmen yasal süresinde davacı tarafça herhangi bir cevap verilmediğini, bunun üzerine davacının yine UETS adresine 89/2 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, ekte sunulan tebliğ mazbatasından görüleceği üzere 89/2 haciz ihbarnamesi de davacı tarafa 19.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş olmasına rağmen davacı tarafça yasal süresi içerisinde herhangi bir cevap verilmediğinden usul ve yasaya uygun şekilde bu kez de 89/3 haciz ihbarnamesinin davacıya gönderildiğini, Müvekkili şirketin dava dışı borçludan olan alacağının tahsili için İİK.'dan doğan haklarını kullanmak sureti ile hareket etmekte iken; kendisine gönderilen haciz ihbarnamelerine davacı tarafça süresi içerisinde cevap verilmediği gibi 89/3 ihbarnamesinin tebliğinden sonra yasal süresi içerisinde menfi tespit davası dahi açılmadığını, bu kadar ihmalkar davranan ve basiretsiz tacir eylemleri gerçekleştiren davacının tüm bunların üzerine müvekkilimizin kötü niyetli olduğunu iddia etmek sureti ile manevi tazminat talep etmesinin hiçbir surette kabul edilemeyeceğini, sonuç olarak, yapılan tüm tebligatlar İcra Müdürlüğünün kararları ile usul ve yasaya  uygun şekilde yapılmış ve  davacı tarafın devamında ekte sunduğumuz talep ve icra müdürlüğü kararı ile icra dosyasına borçlu olarak eklendiğini belirterek, işbu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesince; \"... Sonuç olarak  İİK 89/III maddesine istinaden gönderilen haciz ihbarnamesine karşı açılan menfi tespit davalarında, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının, görevin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına ve görevli mahkemenin, davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması sebebiyle , asliye hukuk mahkemesi olduğu, yetki itirazı hususunda kararın görevli mahkemece verilmesi gerektiği anlaşılmakla HMK 114/1-c gereğince mahkememizin görevsizliği sebebiyle  davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.Davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından dava şartı yokluğu sebebiyle DAVANIN USÛLDEN REDDİ ile GÖREVSİZLİĞİNE,Davaya bakmaya İstanbul Anadolu  Nöbetçi  Asliye Hukuk  Mahkemesinin GÖREVLİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE, ...\" karar verilmiştir. Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yerel mahkemece dava konusu uyuşmazlığın İİK m. 89/3 kapsamında bir menfi tespit davası olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, eldeki davanın takip hukukuna ilişkin teknik bir ihtilaftan değil, haksız fiil niteliğindeki kötü niyetli ve aşırı haciz uygulamalarından doğan özel hukuk kaynaklı bir zarar ilişkisine dayandığından uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin, asliye hukuk mahkemesi değil, tarafların tacir olduğu ve işlem ticari nitelik taşıdığı için Asliye Ticaret Mahkemesi olması sebebiyle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Bursa ... Genel İcra Dairesi'nin ...sayılı icra dosyasında İİK' nın 89/1-2-3 haciz ihbarnamelerine cevap vermeyen davacının taşkın haciz sebebiyle  manevi tazminat istemine ilişkindir.Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 114. maddesinde belirtilmiş olup, anılan düzenlemenin birinci bendinin (c) alt bendinde mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, bir dava ancak görevli mahkemece incelenebilir. Mahkeme her şeyden önce görevli olmalıdır. Görevsiz mahkemede açılan davanın dava şartı yokluğundan usulden reddi gerekir (Pekcanıtez H./ Özekes M./ Akkan M./ Korkmaz H.T.:Pekcanıtez Usul Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017, s. 930).Görev, dava şartı olması sebebiyle mahkemece yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınır. HMK' nın \"Asliye Hukuk Mahkemelerinin Görevi\" başlıklı 2. maddesinde; Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu düzenlenmiştir.Maddenin 2. fıkrasında ise; Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, Asliye hukuk mahkemesinin  diğer dava ve işler bakımından da görevli olduğu belirtilmiştir. Dosya kapsamından davacının icra dosyasının tarafı olmadığı, üçüncü kişi konumunda bulunduğundan alacaklı ve borçlu tarafın tacir olup olmamasının mahkemenin görevini belirlemede esas alınamayacağından bu durumda davaya bakma görevi, genel mahkeme olan Asliye Hukuk mahkemesine aittir.İlk derece mahkemesince Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu gerekçesiyle göreve ilişkin dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olup taşkın haciz sebebiyle  manevi tazminat talebinin görevli mahkemece eğerlendirilmesi gerektiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf dilekçesinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/540 Esas  2025/304 Karar sayılı 26/03/2025 günlü kararına yönelik davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcı peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemleri ile HMK nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-c. maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 01/07/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4dc47e104d90d3cf","SID":"c76bbf32ccaee53f"}}