{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... -..<br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           7. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>BAŞKAN\t\t: ....\t\t\t\t\t\t\t<br>ÜYE\t\t: ...\t\t\t\t\t<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...\t\t\t\t\t\t  <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2019<br>DAVACI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: ...  <br>VEKİLLERİ\t: Av....<br>\t  Av. ...<br>İLİŞKİLİ KİŞİ\t: ...  <br>\t   <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat <br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 22/10/2024 <br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/11/2024<br>Taraflar arasında görülen davada Dairemizce ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak  yeniden  esas hakkında  hüküm kurularak davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemiz kararının Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 07/11/2023 tarih ve...-...  sayılı ilamıyla bozularak geri gönderilmesi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama sonunda;<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı şirketin 01/09/2010 tarihi öncesinde bir kamu iktisadi teşebbüsü olup, 01/09/2010 tarihi itibari ile özelleştirilmesi tamamlanarak...,... ve ... bünyesinde hizmetlerine başlanıldığını, müvekkilinin davalı şirket tarafından 21/12/2009 tarihinde yapılan 2009/154504 ihale kayıt nolu \".....\" ihalesine katıldığını, verilen teklifin davalı tarafından uygun bulunarak taraflar arasında 24/02/2010 tarihli sözleşme imzalandığını, ihalenin yapıldığı tarih olan 21/12/2009 tarihi ve sözleşmenin imzalanması tarihi olan 24/02/2010 tarihi itibariyle UEDAŞ'ın kamu kuruluşu olduğunu, sözleşmenin adının Elektrik Dağıtım Şebekelerinin Arıza Onarım ve Bakım İşleri için Teklif Birim Fiyatlı Hizmet Alımı Sözleşmesi olup, bedelinin 3.847.488,00.-TL olduğunu, sözleşmenin ifa yerinin Bursa İli, Osmangazi İlçesi, sözleşmenin süresinin işe fiili başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğunu, davalı tarafından özelleştirme nedeniyle sözleşmenin tasfiyesinin yapılmayıp, asıl sözleşmenin ifasına devam edildiğini, neticede ek sözleşmeler imzalanarak özelleştirme sonrası makul süre içerisinde sözleşmenin feshedilmeyerek asıl sözleşmenin devam ettirilmesi, özelleştirme sonrası 12 ay süreyle hak ediş ödemesi yapılması karşısında müvekkilinin de işin devamı ve haklı bir güven inancı oluşturulduğunu, UEDAŞ'ın kendi bünyesinde istihkak raporu hakkında düzenlenen 14/09/2011 tarih ve 712-1079 sayılı olur incelendiğinde ana iş tutarının 3.847.488,00.-TL, ek işlerle birlikte toplam tutarının 4.300.428,00.-TL olup, müvekkili tarafından tamamlanan toplam işin 3.162.632,49.-TL’sı ve neticede yapılan işin yüzdesinin %82,20 olduğunun görüldüğünü, davalı tarafından sözleşmenin tasfiyesi/feshi hakkının kullanımının haksız olduğunu, hakkın kötüye kullanılması şeklinde tecelli ettiğinin açıkça anlaşıldığını, UEDAŞ'ın kendi bünyesinde istihkak raporu incelendiğinde ana iş tutarının 2.716.992,00.-TL, ek işlerle birlikte toplam 2.948.879,00.-TL yapılan toplam işin 2.043.144,28 TL olup neticede yapılan işin yüzdesinin %69.285 olduğunun görüldüğünü, tüm hakediş raporları incelendiğinde müvekkilinin sözleşmeler kapsamında verilen tüm işlerini eksiksiz ve kusursuz bir şekilde ve hiçbir cezai indirimle karşılaşmadan bitirdiğinin anlaşılacağını, davalı tarafından kötüye kullanılan tasfiye/fesih hakkı karşısında tazminat taleplerinin haklı  olduğunu, müvekkilinin de tüm imzaladığı asıl sözleşmelerinin ifasının devam edeceği noktasında haklı-esaslı güven  duygusu oluşturduğunu, hakkın kötüye kullanıldığı duygusunu uyandıran güvene aykırı davranışta bulunulması halinde çelişkili davranış yasağı olarak Yerleşik Yargıtay İçtihat kararları ile karşı karşıya kalınacağını, bu sebeple fesih tasfiye hakkının kötüye kullanılması neticesinde müvekkilinin mahrum kaldığı karların, uğradığı zararların tazmini için işbu davayı ikame ettiklerini, idarenin sözleşme sürecinde yükleniciden kaynaklanmayan nedenlerle veya ihale konusu hizmete ihtiyacının ortadan kalkması nedeniyle sözleşmenin feshine gidilmesi halinde 4735 sayılı Kamu İhaleleri Sözleşmeleri Kanunu’nun 24.maddesinin anılan hükmü çerçevesinde işlem yapılması gerektiğini, yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir durum oluşturduğundan mevzuata uygun olmadığını, söz konusu kararlardan da yüklenicinin kendinden kaynaklanmayan bir nedenden ötürü sözleşmenin feshi halinde hiçbir hak talep edememesi yönünde bir  durumuna yol açacak bir fesih hakkının kullanılmasının açıkça hakkın kötüye kullanılması sayılacağını, müvekkilinde hukuken korunmaya layık ve esaslı bir güven uyandırdıktan sonra bu davranışına ve uyandırdığı güvene aykırı feshetme/tasfiye iradesini ortaya koyduğunu, uyuşmazlığın esasını sözleşmenin bu şekilde feshedilip edilmeyeceği, neticede müvekkilinin mahrum kalığı karları ve uğradığı diğer zararları talep edip edemeyeceğinin oluşturduğunu, müteahhidin teslim gününde yapıyı bitirmemesi yüzünden temerrüde düşmesi ve yapıyı kısmen tamamlaması söz konusu olmadığı gibi, işin geçiçi kabulü yapılmış olduğundan, işin ayıplı ya da kusurlu olduğu gibi bir iddianın da kesinlikle ileri sürülemeyeceğini, dolayısıyla bu hükmün uygulanma olanağının bulunmadığını, istisna sözleşmesinin bir türü olan inşaat sözleşmelerinde müteahhidin kendi kusuruyla işi muayyen zamanda bitirmeyerek temerrüde düşmesi nedeniyle sözleşmenin iş sahibi tarafından feshi halinde, uyuşmazlığın kural olarak BK'nun 106-108.maddeleri hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerekeceğini, ancak olayın niteliği ve özelliğinin haklı gösterdiği durumlarda MK'nun 2.maddesi hükümleri uyarınca sonuç doğuracağını beyanla davalı şirketten 25.000,00.-TL (KVD dahil) tahsiline, bu meblağa sözleşmelerin feshi tarihinden itibaren ticari faiz oranının uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde, dava konusu ve doğduğu talep edilen zarara bağlı alacağın BK'nun 60.maddede yer alan 1 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmelerin 30/3.maddede yer alan fesih hakkına dayanılarak feshedildiğini, dava tarihi itibari ile sözleşmelerin geçerlilik niteliğini yitirdiğini, ek işlerle toplamda 10 aylık bir süre çalışma yapıldığını, işbu ek sözleşmelerin davacı ile müvekkili arasında özel hukuk sözleşmesi hükümlerine uygun surette akdedildiğini, akdedilen bu sözleşmelerin karşılıklı olarak yerine getirilerek son bulduğunu, işbu ek sözleşmelerin ihale ile verilen işlere ilişkin sözleşmelerin eki olmadığını, ek sözleşmelerin diğer sözleşmelerde yer alan 30.maddesini ılga etmediğini, zararını ispata yarar bir belge sunulmadığını, taleplerin afaki iddialara dayandığını, davacının sözleşmede zayıf taraf niteliğinde bulunmadığını, metni düzenleyen aleyhine yorumun kabul edilemeyeceğini, davacının sigorta poliçelerinden bahisle tazminat talebinde bulunduğunu, ancak yapılan değişikliklerin esas sözleşme içerisinde kaldığını, davacının hem menfi hem de müsbet zararını talep ettiğini, hüküm ifade eden bir sözleşmenin varlığı halinde menfi zararın varlığından bahsedilemeyeceğini, feshin haksız olduğunun kabulü halinde dahi 30.3 uyarınca davacının zarar talep edemeyeceğini, bu nedenle davalının bilerek ve öngörerek imzaladığı sözleşmeye dayanılarak haklı nedenle yapılan fesih ihbarının zarara yol açtığını ve müvekkilinin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların hukuki dayanağının bulunmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.<br>Mahkemece, sözleşmelerin feshedilmesinin TMK'nun 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, özelleştirme tarihinden 1 yıl sonra sözleşmenin feshedilmesi aynı zamanda düzenlenen ek sözleşmeler ile sözleşmenin devam edileceğine yönelik haklı güveni oluşturmasından sonra sözleşmenin 30/3 maddesi gereğince fesih işlemi hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğundan davalı iş sahibinin sözleşmelerin feshinde haksız ve kusurlu olması nedeniyle davacının kar kaybı istemekte haklı olduğu, sözleşme ve karar pulu ile KİT payı ödemelerinin sigorta poliçesinden doğan giderler olduğu ve beklenen karın elde edilmesi için karşılandığı, kar payları içerisinde kaldığından ayrıca talep edilemeyeceğinden davanın kısmen kabulü ile 20.000,00.-TL’sı mahrum kalınan kar alacağının dava tarihi olan 12/02/2013 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde ve davalı tarafın istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde, mahkemenin 02/07/2015 tarihli celsenin 2 nolu ara kararında davalı tarafın işçi bordrolarını SSK tahakkuk ve ödeme makbuzlarını, maaşların ödendiğine dair dekontlarının ve özelleştirme tarihi olan 01/09/2010 tarihi ile sözleşmenin haksız feshedildiğini, 31/08/2011 tarihlerini kapsayan ticari defterlerinin ibraz edilerek inceleme yapılmasına karar verildiğini, davalı tarafça bu belgelerin ibraz edilmediğini, HMK nun 220. maddesi uyarınca davacı tarafından sunulmayan belgelerin içerikleri hususunda müvekkil şirketin beyanları kapsamında talep edilen alacak kalemleri yönünden ek rapor aldırıldığını, HMK nun 220. maddesi uyarınca davalı tarafa ihtarlı müzekkere yazılmasını talep ettiklerini yazılacak müzekkereye HMK nun 218 ve 219.maddesinde yer alan uyarıcı ve para cezasına ilişkin hükümlerin yazılmayarak davalı yanın kasti engellemelerinin ortadan kaldırılmadığını, mahrum kalınan kara ilişkin olarak dilekçe eklerinde sundukları bordrolarda ve ödenen vergilerde belirtilen ilgili miktarların toplamı üzerinden sözleşmenin feshedildiği tarihten gerçekte feshedilmeseydi, sözleşmenin biteceği tarihe kadar o dönem için geçerli olan yasal zam artış oranları uygulanarak varsayımsal bulunacak maliyet toplamı içeride kalan hak ediş alacaklarının toplamından çıkartıldığı takdirde zarar miktarının belli olacağını bu şekilde davalı tarafın kasti engellemelerinin aşılabilmesi için sundukları alternatif çözümün bilirkişi ve mahkemece dikkate alınmadığını, davalı tarafın istinaf taleplerini kabul etmediklerini beyan ederek reddedilen kısım yönünden kararın kaldırılarak tüm talepleri yönünden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu taleplerin dayandırıldığı sözleşmelerin müvekkili şirket tarafından sözleşmelerde yer alan hüküm doğrultusunda haklı nedenle feshedildiğini, davacı taraf ile müvekkili şirket arasında süregelen ticari ilişkinin özelleştirme süreci öncesinde akdedilen sözleşmeler uyarınca bir müddet daha devam ettirildiğini, müvekkili şirketin özelleştirilmesi neticesinde gerçekleştirdiği denetim ve incelemeler sonrasında sözleşmelerin 30. maddenin 3. fıkrası uyarınca haklı nedenle feshedildiğini, elektrik hizmetinin süreklilik arz etmesi gereken bir kamu hizmeti olduğunu, müvekkili şirketin bu ilke doğrultusunda akdedilmiş olan sözleşmeleri özelleştirme sürecini takiben derhal fesih yoluna gitmediğini, gerekli inceleme ve araştırmaların tamamlanmasını bekleyerek hizmetin devamlılığının sağlanması amacıyla hareket edildiğini, davacı şirketin basiretli tacir olarak akdettiği sözleşme hükümleriyle bağlı olduğunu, bu nedenle davacı şirket tarafından sözleşmelerin devam edeceğine ilişkin olarak haklı inanç oluştuğu yönünde ileri sürülen iddialara riayet edilerek hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının davalı aleyhine olan kısımlarının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili davacı tarafın sunmuş olduğu istinaf başvuru dilekçesine karşı cevap dilekçesinde ise, davacı tarafın müvekkili şirket tarafından talep edilen belgelerin ibraz edilmemesinin yerel mahkeme tarafından davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddi yönünde hüküm tesis edilmesine sebep olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, sözleşme, karar pulu ve KİK payı ödemelerine ilişkin taleplerin kar kaybı kapsamında yer aldığından ayrıca talep edilemeyeceği gerekçesiyle reddedildiğini beyanla davacının istinaf başvurusunun reddini istemiştir. <br>Dairece yapılan inceleme sonucunda  21/09/2021 tarih ve ...-... sayılı kararla davacı vekilinin istinaf talebinin reddine, davalının istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. <br>Dairece verilen karar davacı şirket adına İflas İdare Memurluğu vekilince verilen dilekçe ile temyiz edilmiş ve davacı şirket hakkında Ankara 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21.03.2016 tarih ... esas,...karar sayılı ilamı ile iflas kararı verildiğini, iflas tasfiye işlemlerinin Ankara İflas Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile yürütüldüğünü, iflas idare memurlarına sadece BAM kararının tebliğ edildiğini, yerel mahkemece davanın esasına ilişkin hüküm kurulmadan önce davacı şirketin iflas ettiğini ve iflas idaresinin dosyaya davacı sıfatıyla dahil edilmediğini, bilirkişi raporu ve ıslah dilekçesi de iflas idaresine tebliğ edilmeden hüküm kurulmasının savunma hakkını etkilediğini, ayrıca davacı şirketin akdin feshi nedeniyle kar kaybına uğradığı açık olmakla davanın reddinin hatalı olduğu sebepleriyle ve resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmesi talep edilmiştir. <br>Yargıtay 6.Hukuk Dairesi'nin 07/11/2023 tarih ve ...-...  sayılı ilamıyla \"..Eldeki dava, alacak davası olup dava tarihi 14.12.2013, karar tarihi ise 07.03.2019’dur. Dosya kapsamında yapılan incelemede, davacı ..hakkında  Ankara Asliye 17. Ticaret Mahkemesince 21/03/2016 T., ...-... sayılı kararı ile iflas kararı verildiği anlaşılmaktadır.  Eldeki davada verilen kararın henüz kesinleşmediği bir aşamada şirketin iflasına karar verilmiş olup, bu durum eldeki davada taraf ehliyeti sorununun değerlendirilmesini zorunlu hale getirmektedir. <br>   Açıklanan maddi ve hukuki olgular nazara alındığında iflas eden şirketin, bütün hak ve borçlarının Kanun gereği olarak iflas masasına intikal ettiği açık olup, müflisin hak ve borçları üzerinde tasarruf ehliyeti ortadan kalkacağından, husumetin iflas idaresine yönetilmesi gerekmektedir. Belirtilen sebeple mahkemece öncelikle iflas kararının kesinleşip kesinleşmediği araştırılmalı, kesinleşmiş bir iflas kararı varsa ilgili iflas idaresi davaya dahil edilmeli, taraf teşkili sağlandıktan sonra İİK 194. madde hükmü de nazara alınarak davanın esası hakkında hüküm kurulması\" gerektiği açıklanarak bozulmuştur.<br>Bozma kararından sonra duruşma açılarak iflas idaresine ve davalıya bozma ilamı ve duruşma günü tebliği yapılmış, ayrıca iflas kararı verilen mahkemeye ve iflas idaresine yazılan müzekkerelere verilen cevaplarda ikinci alacaklılar toplantısının yapıldığı bildirilmiştir. Duruşmada taraf vekillerinin bozmaya karşı diyecekleri sorulmuş ve uyulmasına karar verilmiştir.  Davacı iflas idaresine, dava dilekçesi, cevap dilekçesi, ilk derece mahkemesi kararı, istinaf dairesi kararı, Yargıtay bozma ilamı tebliğ edilmiş, bu tebliğ edilen belgelere karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır. İflas idaresine yazılan müzekkereye verilen cevapta ikinci alacaklılar toplantısının 12.10.2018 tarihinde yapıldığı bildirildiğinden taraf teşkili sağlanmış, davacı iflas idaresinin yokluklarında karar verilmesi talebi üzerine davalı vekilinin hazır bulunduğu duruşmada yargılamaya devamla istinaf nedenlerine göre esastan  inceleme yapılmıştır. <br>Dava, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle tazminat talebine ilişkindir.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı ile davalı arasında 06/07/2010 tarihinde ... ihale kayıt numarası ile \"...i\" konulu sözleşme imzalandığı, işyeri teslim tarihinin 16/07/2010 işin bitim tarihinin ise 15/07/2012 olduğu, davalı tarafça  Bursa 15. Noterliği'nin 08/08/2011 tarih ve 19897 yevmiye numaralı ... İlçeleri AOB Hizmet Alım İşi'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği;<br>- yine davacı ile davalı arasında  25/02/2010 tarihinde 2009/154528 ihale kayıt numarası ile \"Bursa İli Yıldırım İlçesi'nin Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi\" konulu sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin fiili işe başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğu, davalı tarafça  Bursa 15. Noterliği'nin 08/08/2011 tarih ve ... yevmiye numaralı Yıldırım İlçesi... İşi'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği, <br>-yine davacı ile davalı arasında  24/02/2010 tarihinde 2009/154504 ihale kayıt numarası ile \"Bursa İli Osmangazi İlçesi'nin Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi\" konulu sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin fiili işe başlama tarihinden itibaren 24 ay olduğu, davalı tarafça  Bursa 15. Noterliği'nin 08/08/2011 tarih ve ... yevmiye numaralı Osmangazi İlçesi....i'nin Tasfiye Edilmesi konulu yazısı ile sözleşmenin 30. maddesi uyarınca 31/08/2011 tarihi itibariyle tek yanlı olarak tasfiye ettiğinin bildirildiği,  <br>-yine davacı ile davalı arasında  26/11/2009 tarihinde... ihale kayıt numarası ile \".... Arıza Onarım ve Bakım Hizmet Alımı İşi\" konulu sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin taraflar arasında tanzim olunan 05/11/2011 tarihli revize sözleşme ve  30/05/2011  tarihli ilave sözleşme ile işin bitim tarihinin 31/07/2011 olduğu anlaşılmaktadır.<br>Taraflarca akdedilen tüm bu sözleşmelerin  30.3 maddesinde \"Bağlı şirketlerin özelleştirilmesi neticesinde dağıtım şirketlerinin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde işin yapılan kısmı henüz %70 seviyesine ulaşmamış olsa bile yükleniciye bundan dolayı söz konusu kar mahrumiyeti dahil olmak üzere herhangi bir ödemede bulunulmaz. Yüklenici bu sebeple kamudan, görevlilerden ve yetkililerden herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamaz\" hükmüne yer verilmiştir. Buna göre sözleşmeler ile özelleştirme işlemi sonrasında dağıtım şirketine sözleşmeleri tek taraflı fesih yetkisi verildiğinin kabulü gerekmektedir. Davalı  şirket sözleşmeleri, sözleşmelerde yer alan tek taraflı fesih hakkına dayalı olarak feshettiğinden ve sözleşme hükmü her iki taraf için de bağlayıcı olduğundan ve davacı taraf sözleşmeler ile davalı şirketin özelleştirilmesi ve şirketin yeni sahiplerinin sözleşmeyi devam ettirmemeleri halinde herhangi bir hak ve zarar tazmini talebinde bulunamayacağını açıkça kabul ettiğinden davalı tarafça sözleşmelerin feshedilmesi haksız fesih olarak değerlendirilemez, mahkemece bu husus gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden davalı vekilinin istinaf nedenlerinin kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.  .<br>Taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine ve kaldırma nedenine göre davacı vekilinin istinaf başvurusu nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi ekli kararda yazıldığı üzere; <br>1-a) Davacının davasının REDDİNE, <br>b) Peşin alınan harçtan 59,30.-TL maktu red harcının mahsubu ile bakiye  367,70- TL fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine, <br>c)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,   <br>ç)Davalı tarafından yapılan 84,30.-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,   <br>d)Davalı vekilinin harcadığı emek ve mesaisi karşılığı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 30.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>e)Gider avansından arta kalan bakiyenin karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,<br>2-İstinaf aşamasında yapılan giderler yönünden; <br>a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılması gerekli istinaf karar harcının peşin alınmış olması nedeniyle bu konuda yeniden karar verilmesine yer olmadığına,<br>b) Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı giderlerin üzerinde bırakılmasına, <br>c)İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine<br>d)İstinaf başvuru aşamasında davalı tarafından yapılan 194,40-TL masrafın ilk derece mahkemesince davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine<br>3-Temyiz masrafları yönünden; <br>a)Temyiz kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan temyiz karar ve ilam harcı Yargıtay kararı ile iade edildiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,<br> b)Temyiz kanun yoluna başvuran davacı tarafından temyiz aşamasında yapılan toplam 638,30.-TL temyiz yargılama giderinin ilk derece mahkemesince davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Harç ve gider avansı işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,   <br>5-Karar Tebliğinin Dairece yapılmasına, <br>7-Yargıtay bozması sonrası yargılamada davalı vekili aracılığı ile temsil edildiğinden 3.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren AAÜT’nin 2. maddesi uyarınca 32.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>Davalı vekilinin yüzüne karşı davacı vekilinin yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki  hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 22/10/2024    <br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"63498d5fa625e1f0","SID":"570e80fb58bf897d"}}