{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: .. - ....<br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           7. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ..<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t: 2020/511<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 01/10/2021<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t: ...<br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: Av...<br>DAVALI\t: ..<br>VEKİLİ\t: Av. ..<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 05/11/2024<br>Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde, Bursa Şube Müdürlüğü Koluk Anbarı ve atölye için ek bina yapımı işi ihalesi sonucunda davalı  ile 11.08.2017 tarihinde 529.000,00.-TL + KDV bedel ile anahtar teslimi sözleşme imzalandığını ve 18.08.2017’de yer teslim tutanağı ile yapım işine başlandığını, 10.10.2017 tarihli 1. hakediş ile 116.979,30.-TL (KDV dahil), 13.11.2017 tarihli 2. hakediş ile 113.605,98.-TL (KDV dahil), 26.12.2017 tarihli 3. hakediş ile 393.634,73.-TL (KDV dahil) ödeme yapıldığını, geçici kabulde tespit edilen kesintiler toplamı olan 15.870,00.-TL’nin şirket hesabında tutulduğunu, 24/09/2018, 03/10/2018 ve 18/01/2019 tarihlerinde can ve mal kaybı yaşanmaması adına ivedilikle onarımı gereken imalatların davalıya bildirildiğini, davalının 25/01/2019 tarihli yazı ile gerekli onarımların yapılacağını bildirdiğini ve imalat yöntemi ile onay istediğini, 31/01/2019 tarihli yazı ile onarım için onay verildiğini ve 15 takvim günü süre verildiğini, ancak davalının belirlenen süre içerisinde eksikliği tamamlamadığını, eksikliklerin davalı yüklenici namı hesabına ihale edildiğini ve 16.04.2019 tarihli sözleşme ile 55.000,00.-TL + KDV bedel ile Kıta Teknik Dan.İnş.Tur. San.Tic.Lid.Şti.'ne verildiğini, 31.740,00.-TL tutarındaki teminat mektubunun bankadan süre uzatımının istendiğini, bankanın ise süre uzatımı yerine teminat mektubunu nakde çevirerek İstanbul İşletme Müdürlüğü hesabına yatırdığını, davalıdan tahsil edilmeyen KDV dahil 17.290,00.-TL bakiye alacağın kaldığını belirterek 17.290,00.-TL’nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde, davalının, 2017-2018 yıllarında Türkiye genelinde 15-16 şantiyeye sahipken,  sektörün girmiş olduğu darboğazdan etkilendiğini ve işlerin ciddi bir biçimde azaldığını, tüm zorluklara rağmen davacı tarafın inşaatı dışında bitmeyen şantiye kalmadığını, davacı tarafın inşaatının bitmemesinin de davacının durumu zorlaştıran eylemlerinden kaynaklandığını, davalının, binanın yağmura karşı daha dayanıklı olması amacıyla fiyat farkını kendisi karşılayarak şartnameden daha farklı fakat daha kaliteli imalat önerisinin davacı tarafından kabul edilmediğini, teknik şartnameye uyarak yapılan ve zayıf olacağı öngörülen imalattan doğan zarardan davalının sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, teknik şartnameye uyularak yapılan imalat neticesinde doğan zarar davacı tarafından iletildiğinde, davalının kusuru bulunmamasına rağmen ve işin devamı açısından yeniden imalat yapmayı önerdiğini, davacının anılan binaya daha sonra kat çıkma gibi bir düşüncesi olduğundan, hem su kaçağını kesmek hem de idareye faydalı bir imalat yapmak amacıyla seramik uygulaması önerildiğini ve bu önerinin davacı tarafından kabul edildiğini, daha sonra idare kabul ettiği bu imalatı değil daha farklı bir imalatı başka bir müteahhide yaptırdığını ve aradaki farkı talep ettiğini, bu hususun hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının önerdiği ve idarece kabul edilen imalatın bedelinin 13.000,00.-TL olduğunu, teminat mektubunun nakde çevrildiği de düşünüldüğünde davalının alacaklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Mahkemece, bilirkişi tarafından hazırlanan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun eksik olduğunu, rapora itirazların değerlendirilmediğini, davalının eksik yaptığı iddia edilen imalatın yerine eksiklikleri giderici tekraren yapılacak imalat bedeli ile idarenin başka bir müteahhit firmaya yaptırdığı imalat bedeli arasında fark olduğunu, davacının daha sonra ilk şartnamede yer almayan hususlarında bulunduğu başkaca bir imalat yaptırdığını, davalının sorumluluk alanının üzerinde yapılan imalat bedelinin tamamının davalıdan istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, suyun sızdığı iddia edilen alanın küçük bir alan olduğunu, tamirat yapılacak ise bu kısmın tamiratı ile yetinilmesi gerekirken çatının tamamının tamirata tabi tutulması hususunun da doğru olmadığını,  davalının, 2017-2018 yıllarında Türkiye genelinde 15-16 şantiyeye sahipken,  sektörün girmiş olduğu darboğazdan etkilendiğini ve işlerin ciddi bir biçimde azaldığını, tüm zorluklara rağmen davacı tarafın inşaatı dışında bitmeyen şantiye kalmadığını, davacı tarafın inşaatının bitmemesinin de, davacının durumu zorlaştıran eylemlerinden kaynaklandığını, davalının, binanın yağmura karşı daha dayanıklı olması amacıyla fiyat farkını kendisi karşılayarak şartnameden daha farklı fakat daha kaliteli imalat önerisinin davacı tarafından kabul edilmediğini, teknik şartnameye uyarak yapılan ve zayıf olacağı öngörülen imalattan doğan zarardan davalının sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olacağını, teknik şartnameye uyularak yapılan imalat neticesinde doğan zarar davacı tarafından iletildiğinde, davalının kusuru bulunmamasına rağmen ve işin devamı açısından yeniden imalat yapmayı önerdiğini, davacının anılan binaya daha sonra kat çıkma gibi bir düşüncesi olduğundan, hem su kaçağını kesmek hem de idareye faydalı bir imalat yapmak amacıyla seramik uygulaması önerildiğini ve bu önerinin davacı tarafından kabul edildiğini, daha sonra idare kabul ettiği bu imalatı değil daha farklı bir imalatı başka bir müteahhide yaptırdığını ve aradaki farkı talep ettiğini, bu hususun hakkaniyete aykırı olduğunu, davalının önerdiği ve idarece kabul edilen imalatın bedelinin 13.000,00.-TL olduğunu, teminat mektubunun nakde çevrildiği de düşünüldüğünde davalının alacaklı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davacı vekili davalının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun usulüne uygun olmadığını, dilekçe içeriğinin HMK'da aranan istinaf şekil şartlarını taşımadığını, hem de istinaf için gerekli olan harç ve masrafların davalı tarafından karşılanmadığını, davalı tarafın istinaf iddialarının gerçek dışı olduğunu, davalının işi teknik şartnameye uygun olarak yerine getirmediğini, bu durumun yapılan keşifle ortaya konduğunu beyanla istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, eserdeki ayıbın üçüncü kişiye giderildiği iddiasına dayalı tazminat istemidir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu hukuki ilişki 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.  Eser sözleşmelerinde, kural olarak yapılan işin miktar ve değerini ispat yükü yüklenicide, iş bedelinin ödendiğini ispat yükü ise iş sahibindedir (Y. 6. H.D'.nin 15/03/2023 tarih, 2023/516-1062 sy.k).<br> Eksik iş, sözleşme ve eklerine göre yapılması kararlaştırıldığı halde  tam  yapılmayan iş, ayıplı iş ise sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya  vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Ayıp, bir malda ya da eserde sözleşme ya da yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. <br>Eser sözleşmelerinde ayıplı imalat halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.<br>Eserin ayıplı  olması halinde; iş sahibi, süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunması şartıyla, sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan TBK'nun 475. maddesinde sayılan seçimlik haklarından birisini kullanabilir. Bu hakkın kullanması için iş sahibi ayrı bir dava açılabileceği gibi, yüklenici tarafından aleyhine açılmış olan bir davada bu hususu def'i olarak da ileri sürebilir.<br>Ayrıca, imalatın ayıplı olduğunu ispat yükü iş sahibine aittir (Y. 15 H.D.'nin 24/01/2011 tarih, 2010/588-2011/246 sy. k). <br>Somut olayda; 24/09/2018, 03/10/2018 ve 18/01/2019 tarihlerinde davalıya; binanın mekanik tesisat ve elektrik şaft boşluğundan yağmur sularının geldiği, elektrik panosu sigortalarını attırdığı belirtilerek su kaçağının giderilmesi istendiğinin bildirildiği, 25/01/2019 tarihinde davalının, seramik uygulaması ile sorunun çözüleceğini düşünüyorum diyerek yazı ile onay istediği, 31/01/2019 tarihli yazı ile bir takım kriterler belirtilerek onay verildiği, Yapım İşleri Genel Şartnamesi 25. maddesi uyarınca başka bir firmaya yaptırıldığı, bedelinin davalının teminat mektubu ve geçici kabulünden kesildiği, bakiye kısım için de dava açıldığı anlaşılmıştır. <br> Davalının itirazları, önerisinin 13.000,00.-TL iken, daha pahalıya yapıldığı ve dava dışı firmaya daha farklı iş yaptırıldığı noktasında toplanmaktadır. <br>Az yukarıda belirtildiği gibi ayıplı imalatın iş sahibince ispatlanması gerektiğinden, davalıların bu itirazlarının bilirkişi tarafından, denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli şekilde karşılanması gerekir. Ancak, bilirkişi raporunda bu husus karşılanmamıştır. O hâlde; üçüncü kişiye yaptırılan işin kapsamı, davalının önerdiği ve davacı tarafından onaylanan işin maliyeti, üçüncü kişinin yapmış olduğu farklı iş olup olmadığı, üçüncü kişinin yapmış olduğu işin sadece dava konusu ayıbın giderilmesi ile ilgili olup olmadığı, üçüncü kişiye yaptırılan işin bedelinin ne kadarından davalının sorumlu olduğu hususlarını denetime açık ve hüküm kurmaya elverişli şekilde açıklayacak ek rapor alındıktan sonra sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerindedir. <br>HMK nun 355. Maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından  davalı  vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK nun 353/1.a.6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.    <br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davalı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile, Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/10/2021 tarih ...-... sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>2-İstinaf başvurusu aşamasında istinaf eden tarafından yatırılan peşin karar ve ilam harcının istem halinde yatırana iadesine, <br>3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 31/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>..<br> <br>...<br>Üye<br>...<br>...<br>Üye<br>...<br>..<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3a0d5dd099c33cb","SID":"b5d027ab72b050ec"}}