{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. BURSA BAM   7. HUKUK DAİRESİ     <br>\tT.C.<br>                     BURSA                     \t\t\t         <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ\t                   T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>           7. HUKUK DAİRESİ     \t\t             K A R A R <br><br>DOSYA NO\t: 2023/223      <br>KARAR NO\t: 2024/1793<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  ...<br>ÜYE\t\t: ...  \t...<br>ÜYE\t\t: ...  \t\t\t\t...<br>KATİP\t\t: ... \t\t ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>ESAS NO\t: 2020/833<br>KARAR NO\t: 2022/1221<br>KARAR TARİHİ\t: 03/11/2022<br>İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ\t: 08/12/2020 - 29/12/2020<br>DAVACI\t: ... -...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVALI\t: ... -...<br>VEKİLİ\t: Av. ... -...<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>B.A.M. KARAR TARİHİ \t: 24/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/11/2024<br>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda,  duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.<br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde, 1/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalarla davalı şirketten satın alınan baskılı kumaşların 21/1/2020 tarihinde... İletişim ve Satış Tic. A.Ş.(Trendyol)’ye sunulmasına rağmen kumaşların kalite standartları gereği onay alamadığını, kumaşların Trendyol tarafından reddedildiğinin aynı gün şirkete telefonla bildirildiğini, davalı yetkilileri ile mail yazışmaları yapılmak suretiyle malın iadesi yoluna gidilmesine çalışıldığını, davalının iade talebinin davalı şirket tarafından reddedildiğini, kumaşların tamamının sevkedildiği şekilde davacı depolarında bekletildiğini, davalının kumaşların test edilme sürecini uzattığını, yetkili bir kurumda kumaşların testine de onay vermediğini, davacı tarafından alınan uzman görüşünde dijital baskı sonrası mekanik işlemler sırasında kumaş yapısındaki ipliklerin zorlandığının, hatanın dijital baskı işlemlerinden kaynaklandığı kanaatine varıldığının beyan edildiğini, davacının aldırmış olduğu detaylı rapora rağmen davalı şirketin malı iade almaya ve fatura bedelini ödemeye ilişkin tüm taleplerini reddettiğini, ihtarnameye rağmen bedelin ödenmediğini belirterek  davacıya satılan kumaşların ayıplı olduğunun tespiti ile iadesine, 19.702,22-USD tutarlı iade faturası bedelinin davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde, ayıp ihbarının süresinde olmadığını, satış faturasına süresinde itiraz edilmediğini, satılan kumaşların stok mal olduğunun davacı tarafça bilindiğini, davacının kumaşlarda makul kabul edilecek düzeyde  hatanın bulunduğunu bildiği halde kumaşlar için ödeme yaptığını, mallarda bir takım hataların bulunduğunu gösterdiklerini, buna rağmen malları kabul ettiklerini dava dilekçelerinde açıkça ifade ettiklerini, Trendyol’un söz konusu kumaşları davacıdan kabul etmemesinin nedeninin malların hatalı olması olmadığını, davacının kumaşları Trendyol’un istediği gibi kesememesi olduğunu, mail yazışmalarında davacının ayıp iddialarının kabul edilmediğinin, aksine söz konusu kumaşların nasıl kesilmesi gerektiği ile ilgili davacıya teknik bilgi verilmiş olduğunun görüldüğünü, davacının aldırmış olduğu raporun taraflar arasındaki uyuşmazlık için teknik ve hukuki anlamda geçerliliği olabilecek bir rapor olmadığını, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, bu ticari ilişkinin dava dışı DSM Grup Danışmanlık İletişim ve Satış Tic. A.Ş.’nin (Trendyol) davalı stoklarında kalan ham ve mamul stok kumaşlar ile ilgilenmesi ile başladığını, davacının da aralarında olduğu üç farklı firmanın bu kumaşları davalıdan satın alması için Trendyol’un aracılık ettiğini, davacı ile davalının bir takım görüşmeler gerçekleştirdiğini, davacıya numune kumaşların gönderildiğini, davacının numune kumaşları inceleyip onaylaması ile birlikte 11/12/2019 tarihli fatura ile ilk kumaş satışının yapıldığını, davacının bu kumaşların 11/12/2019 tarihli faturası için 19/12/2019 tarihinde Trendyol’un çekini davalıya cirolayarak verdiğini, çekin vadesi geldiğinde ödemesini aldığını, davalının vermiş olduğu kumaşlardan memnun kalan davacıya 27/12/2019 ve 2/1/2020 tarihlerinde yeniden kumaş satışı yapıldığını, davacının davalı tarafından kendisine düzenlenen faturaların içeriğine Türk Ticaret Kanunu’nun 21/2. maddesinde belirtildiği üzere faturayı aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmadığını, faturaların içeriğini kabul ettiğini, satış işlemlerinin üzerinden yaklaşık 9 ay geçtikten sonra göndermiş olduğu 17/9/2020 tarihli ihtarnamesinin ise hukuken ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilmesi mümkün olmadığını, 21/1/2020 tarihinde taraflar arasında iadesi konuşulan kumaşların Bohai Strech kumaşlar olup bunların somut uyuşmazlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının bu kumaşların bedelini talep etmediğini, Bohai Strech kumaşların istenilen gibi olmadığının davalı tarafından kabul edilerek davadan çok daha önce iade alınıp davacının borcundan düşüldüğünü,  davacının dava konusu olmayan kumaşlarla ilgili yapılan konuşmayı öne sürerek ihbar konusunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, mail ve whatsapp yazışmalarının Türk Ticaret Kanunu’na göre ihbarın usulü bakımından ayıp ihbarı niteliğinde kabul edilmesinin mümkün olmadığını, davacının Türk Ticaret Kanunu'ndaki sürelere uymadığını, davacının dava konusu kumaşlarda ne tür bir ayıbın bulunduğunu açık ve net bir şekilde ifade etmediğini, kumaşların ayıplı olduğunun ifade edilmesinin yeterli olmadığın, ayıbın somut bir şekilde ne olduğunun belirtilmesinin gerektiğini, satış aşamasını açıkladıkları kumaşların davalının depolarında daha önceden üretimi yapılmış, ihraç fazlası, ham ve mamul halde satılmayı bekleyen ucuz kumaşlar olduğunu, bu kumaşların davalı tarafından zamanında üretilmiş, ancak zaman içerisinde değerini kaybetmiş, genel olarak devamı olmayan, 1. kalite ve satılabilecek durumda olan, maliyetinden daha düşük veya hemen hemen maliyeti ile aynı fiyatlı olan, işlenemeyecek seviyede olmayan ve tekstil sektöründe yaygın olarak alım ve satımı yapılan kumaşlar olduğunu, Trendyol’un davalının stoklarında bekleyen bu kumaşların firmalar tarafından alınıp işlenerek kendilerine satılması ile ilgili davalıyla görüşme gerçekleştirdiğini, davalının da bu projeyi kabul ettiğini, davalının elinde stok olarak bulunan bu kumaşları Trendyol aracılığı ile üç farklı firmaya sattığını, dava konusu kumaşlar ile aynı özellikte ancak stok mal olmayan sipariş üzerine hazırlanan özel kumaşların çok daha yüksek birim fiyatları ile farklı firmalara satıldığını, taraflar arasındaki mail yazışmalarından davalının kumaşları satarken kumaşlar üzerindeki hataları kılçıkla işaretleyerek satmış olduğunun net bir şekilde anlaşıldığını, burada kumaşlardaki hataların ihbarının veya kumaşlarda hata olup olmadığının tartışması değil, davacının bilerek isteyerek bu kumaşları alıp, inceleyip, kabul ederek parasını ödemesinin akabinde de kumaşları dikip satamayınca kumaşların ayıplı olduğundan bahisle tekrar davalıya yönelmiş olmasının tartışılmasının gerektiğini, kumaşlardaki hataların ihbarının veya kumaşlarda hata olup olmadığının tartışılmasına gerek olmadığını, davacının bilerek isteyerek bu kumaşları inceleyerek alıp parasını ödediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Mahkemece, davaya konu kumaşların 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihlerinde teslim alındığı, kumaşlarda tespit edilen ayıpların gözle yapılacak muayene sonucu belirlenebilecek tipte açık ayıplar olduğu, ayıp bildiriminin 25/2/2020 tarihinde yapıldığı, ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı, kumaşların ayıplı haliyle kabul etmiş sayılacağı, ayıba ilişkin ihbar yükümlülüğünün belirtilen yasal süre içerisinde yerine getirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, bilirkişi tarafından yapılan ayıp ihbar süresine ilişkin tespitlerin açıkça hatalı olduğunu, dava konusu malların fatura tarihinde değil 13/1/2020 tarihinde şirkete teslim edildiğinin davalı şirketin dosyaya sunduğu delillerle sabit olduğunu, davalının malların 13/1/2020 tarihinde teslim edildiğine ilişkin mail yazışmaları ve whatsapp yazışmalarını kendi delilleri arasında dosyaya sunmasına rağmen malların fatura tarihinde teslim edildiğinin varsayılarak ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, kumaşların davacıya teslim edildiği gün whatsapp mesajı ile ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalının da ayıplı ürünlerin iadesini istediğini, 21/1/2020 tarihinde kumaşların 3’lü proje kapsamında Trendyol şirketine sunulacağı göz önüne alınarak iade sürecinin bekletildiğini, 21/1/2020 tarihinde ise kumaşların Trendyol'dan onay almadığını, davacı şirketin yetkilisinin davalı şirket çalışanı ....'a yazmış olduğu mesajda açıkça kumaşların Trendyol tarafından kabul edilmediğini beyan ettiğini, bu hususa ilişkin yazışmaların davalı şirketin davaya cevap dilekçesinin 9 numaralı ekinde bulunan yazışmalarla da sabit olduğunu, 13/1/2020 tarihinde ... kumaş için ilk  ayıp ihbarının yapıldığını,  21/1/2020 tarihinde ise kumaşların Trendyol'dan onay almadığı belirtilmek suretiyle tüm kumaşlar bakımından ayıp ihbarının yapıldığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesinde alıcının malı inceleme süresinin 8 gün olduğu, ayıp ihbarının ise 2 gün içerisinde yapılması gerektiğinin açık olduğu, buna göre davacının malı teslim alma tarihi olan 13/1/2020 tarihinde aynı anda açık ayıbı davalı şirkete bildirdiğini, kumaşların tesliminden tam 8 gün sonra Trendyol'un incelemesine sunulduğunu,  8. gün içinde incelemenin yapıldığı tarih olan 21/1/2020 tarihinde de davalıya tüm kumaşlar için ayıp ihbarının yapıldığını, dosyaya sunulu irsaliyeli faturanın irsaliye kısmının imzasız olmasının nedeninin malın sevkinin fatura tarihinde değil, 13.01.2020 tarihinde yapılması olduğunu, mahkemece ayıplı kumaştan kaynaklı olarak iadesi gereken kısım yönünden bir tespit ve değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporundaki sadece ayıplı kumaş bedelinin tespitinin hatalı olduğunu, kumaşların niteliğine göre ayıplı olan kumaşın diğer kısımdan ayrılmasının mümkün olmadığını, kumaşların ayıplı-ayıpsız kısımlarının ayrıştırılarak davacı tarafından kullanılmasının ve/veya ayıpsız olan kısımların ayrılarak yalnızca ayıplı kısımların iade edilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu kumaşların dava dışı....'ye (Trendyol) yapılması planlanan proje için sipariş edildiğini, 3’lü projeye göre davacı şirketin davalı şirketten Trendyol'un istediği kumaş türü ve baskılar dahilinde kumaş siparişinde bulunduğunu, dava konusu kumaşlara Trendyol'un istediği  baskıların yapıldığını, kumaşlar Trendyol'la yapılan proje kapsamında sipariş edildiğinin davalı tarafından da bilindiğini, kumaşlardaki ayıp nedeniyle Trendyol’un kumaşları reddetmesi nedeniyle projenin iptal olduğunu, davacıya teslim edilen kumaşların kullanılacağı proje sona erdiğinden kumaşların davacı tarafından beklenen yarar ve izlenen amaca ulaşılmasının ortadan kalktığı bir ürün olduğunu, bilirkişi tarafından \"8.247,70 metre kumaşın 3.075 metresinin ayıplı olduğu ve 3.075 metre kumaş iadesi yapılabileceği, bu kumaş iade bedelinin de 7.549 USD olduğu\" tespitinin hukuki zeminde bir geçerliliğinin bulunmadığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının davasının 19.702,22 USD üzerinden harçlandırdığını, talebini de aynı miktar olarak belirlediğini, yerleşik içtihatlara göre yabancı para biriminden para alacaklarına ilişkin davada karar tarihi itibariyle Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilerek elde edilen meblağ üzerinden  vekalet ücreti hesaplanmasının gerektiğini, kararda lehlerine hükmedilen vekalet ücretinin dava tarihindeki efektif satış kuru üzerinden belirlenen değere göre hesaplandığını, kararın kaldırılarak mahkeme karar tarihindeki kur üzerinden vekalet ücreti hesaplanmasının gerektiğini, istinafa konu hükmün yargılama giderine yönelik olması nedeniyle istinaf harcının da maktu olmasını gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı vekili davacının istinaf başvurusuna karşı verdiği cevap dilekçesinde ise, davacı tarafın istinaf talebinde bahsettiği ve iddia ettiği hususların tamamının ilk derece mahkemesi tarafından incelendiğini, araştırıldığını, iddiaların haksız olduğu anlaşıldığından ve ispatlandığından davanın reddine karar verildiğini, davacının basiretli bir tacir olarak ayıp iddiasını süresinde ve usulüne uygun bir şekilde öne sürmediğini, davacının satış işleminden 9 ay sonra ihtarname gönderdiğini, teslimden sonra da davacının kanunda belirtilen süreler içerisinde gerekli incelemeleri yapmadığı gibi bu konuda ayıp ihbarında da bulunmadığını, 21/1/2020 tarihinde taraflar arasında iadesi konuşulan kumaşların Bohai Strech kumaşlar olup bunların somut uyuşmazlıkla hiçbir ilgisinin bulunmadığını, davacının bu kumaşların bedelini talep etmediğini, Bohai Strech kumaşların istenilen gibi olmadığının davalı tarafından kabul edilerek davadan çok daha önce iade alınıp davacının borcundan düşüldüğünü,  davacının dava konusu olmayan kumaşlarla ilgili yapılan konuşmayı öne sürerek ihbar konusunda mahkemeyi yanıltmaya çalıştığını, davacının bilerek ve isteyerek bu kumaşları inceleyerek aldığını, parasını ödediğini, akabinde de kumaşları dikip satamayınca kumaşların ayıplı olduğundan bahisle tekrar davalıya yöneldiğini, bu durumun davacının haksız çıkar elde etme amacında olduğunu gösterdiğini, davacının iddia ettiğinin aksine Trendyol’un dava konusu ürünleri almamış olmasının sebebinin söz konusu malların ayıplı olmasından değil davacının bu kumaşları dikememesinden kaynaklandığını, davacının kumaşların hangi durumda olduğunu bilerek ve de bu duruma uygun şekilde kararlaştırılmış spot/ucuz fiyatlanmış kumaş olarak satın aldığını, kumaşları satın alan davacının aradan uzun zaman geçtikten sonra ayıp varlığı nedeniyle iade talebinde bulunmasının kumaşlardan beklediği ticari getiriyi elde edemeyeceğini düşününce kolay yoldan davalıya iade ederek parasını almaya çalışmasından kaynaklandığını belirterek davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Dava, teslim edilen kumaşların ayıplı olduğu iddiasıyla  ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>Davacı davalıdan satın alınan baskılı kumaşların ayıplı olduğunu ileri sürmüş, davalı davacının stoktaki kumaşları satın aldığını savunmuş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.<br>Taraflar arasında kumaş teminine ilişkin sözlü olarak sözleşme yapıldığı, kumaşların davacıya teslim edildiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık taraflar arasındaki kumaş teminine ilişkin sözleşmenin  niteliğinin ne olduğu, sözleşmenin satış veya eser sözleşmesi olup olmadığı, sözleşmenin niteliğine göre uyuşmazlıkta uygulanması gereken hükümlerin neler olduğu hususundadır.<br>Davacı 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalarla davalı şirketten satın alınan baskılı kumaşların ayıplı olması nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek davalıya ödediği fatura bedellerinin iadesini istemiştir. Davacının cevaba cevap dilekçesinde  “…Daha sonra müvekkilin 3lü projeye dahil olmasıyla birlikte davalı firma tarafından Trendyolun seçmiş olduğu kumaşlarla ilgili kartelelar getirilmiştir ve davalı taraf ilk parti malı bu sırada göndermiştir. Akabinde davalı 2. parti kumaşların baskıları bitince müvekkil şirkete 2. parti kumaşları sevk etmiştir. Davacı müvekkil tarafından, Trendyoldan gelen siparişler sonrasında davalıdan gelen kumaşların imal edilmesi sırasında kumaşlarda sorunlar olduğu (defo baskı hatası parça kumaşlar vs) fark edilmiştir. Hatta bu sırada gelen kartelada davalının göndermeyi taahhüt ettikleri kumaş yerine farklı bir kumaş gönderdikleri de tespit edilmiştir. Bu husus fark edildiği anda yasal süre içerisinde ayıp ihbarı yapılarak, kumaşı iade etmek üzere ilgili firma yetkilerini aranmış, davalı tarafın kumaşların stok malı olduğu, kumaşlarda defo vs çıkabileceğini gibi bahaneleri bu ayıpların tespitinden ve davalıya bildirilmesinden sonra müvekkile iletilmiştir. Davacının iddiasının aksine, kumaşların stok malı olduğu hususu trendyol'a iletilmiş, trendyol tarafından davalıdan stok malı alınmadığı hususu bizzat müvekkil şirkete cevaben bildirilmiştir.  Bununla birlikte kumaşların stok malı olması zaten mümkün değildir zira bahis konusu kumaşlara, Trendyol'un istediği baskılar yapılmıştır. Bunun üzerine davacı müvekkil tarafından defalarca firma yetkilileri aranılmış fakat davalı taraf müvekkili sürekli oyalayarak ayıplı malı iade almamışlardır…” şeklindeki açıklamalarına göre davacı ilk parti kumaşlar için satış sözleşmesine, diğer kumaşların sipariş üzerine baskılı olarak üretilmeleri nedeniyle bu grup için ise eser sözleşmesine dayanmıştır.<br>Davalı cevap dilekçesinde satılan kumaşların stok mal olduğunun davacı tarafça bilindiğini, davacının kumaşlarda makul kabul edilecek düzeyde  hatanın bulunduğunu bildiği halde kumaşlar için ödeme yaptığını, davacının numune kumaşları inceleyip onaylaması ile birlikte 11/12/2019 tarihli fatura ile ilk kumaş satışının yapıldığını, davalının vermiş olduğu kumaşlardan memnun kalan davacıya 27/12/2019 ve 2/1/2020 tarihlerinde yeniden kumaş satışı yapıldığını savunarak taraflar arasında satış sözleşmesi olduğunu savunmuştur.<br>Mahkemece verilen kararda eser sözleşmesi ile ilgili genel açıklamalar yapıldıktan sonra ayıp bildiriminin süresinde yapılmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiş ise de, gerekçedeki kabule göre eser sözleşmelerindeki ayıp ihbar süresinin ne kadar olduğu, davacının ayıbı ne zaman öğrendiğine ilişkin iddialarına neden itibar edilmediği de açıklanmadan dosyada bu yönde bulunan diğer deliller değerlendirilmeksizin 17/1/2022 tarihli bilirkişi raporunda yer alan 25/2/2020 tarihinde ayıp ihbarında bulunulduğuna ilişkin beyana itibar edilerek karar verilmesi doğru olmadığı gibi davalının satış sözleşmesine dayanması, davacının da özellikle ilk faturaya konu ürünler için satış sözleşmesine dayanmasına rağmen dava konusu yapılan 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalara konu ürünlerin hangi sözleşmesel ilişki nedeniyle davacıya teslim edildiği hususu aydınlatılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmaması, davacının ve davalının farklı sözleşme türlerine dayanması nedeniyle dava konusu yapılan her bir fatura yönünden taraflar arasında satış veya eser sözleşmesi ilişkisi kurulup kurulmadığı hususlarında taraf şirketlerin yetkili temsilcilerinin isticvabı sağlanarak yukarıda gösterilen her bir faturanın dayanağının hangi sözleşme türüne ait olduğu belirlenip buna göre uygulanması gereken hükümlerin değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Ayrıca her ne kadar mahkeme gerekçesinde açıkça gösterilmemiş ise de bilirkişi raporuna itibar edilerek ayıp ihbarının yapıldığı tarih olarak  25/2/2020 tarihi kabul edilmiştir. Ancak her iki tarafın da dosyaya sunduğu ve delil olarak dayandığı e-posta yazışmalarına, özellikle davacının 30/3/2020 tarihinde karşı tarafa gönderdiği e-postada davacının Aralık ayından bu yana sürekli olarak bilgilendirme yaptığını, kumaşlar ile ilgili sorunlar olduğunu, kumaşları kesime alamadıklarını söylemelerine rağmen sonuç alamadığını açıklaması, bu e-postaya aynı tarihte verilen cevapta ayıpların Aralıkta veya daha başka bir tarihte bildirilmediğine ilişkin bir açıklama yapılmaması, mahkemenin kabulü gibi uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklandığının belirlenmesi halinde taraflar arasındaki uyuşmazlığa uygulanacak olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu gereğince ayıp ihbarının yapılması için şekil şartının bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmesi de hatalıdır.<br>Mahkemece öncelikle tarafların yetkili temsilcileri isticvap edilip 11/12/2019 ve 27/12/2019 tarihli faturalara konu kumaşların ayrı ayrı hangi sözleşmeler nedeniyle davacıya teslim edildiği belirlendikten sonra sözleşmenin niteliğine göre uygulanacak kanun hükümleri de belirlenip ayıp ihbarının Aralık 2019 tarihinde yapıldığına ilişkin e-posta yazışması da gözetilerek davacının iddiaları, davalının savunmaları doğrultusunda gerektiğinde bilirkişiden ek rapor da alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacının istinaf talebi yerindedir.<br>Davalı vekili vekalet ücreti yönünden istinaf talebinde bulunmuş ise ilk derece mahkemesi kararının kaldırılma sebeplerine göre bu aşamada davalının istinaf talebi hakkında karar verilmemiştir.<br>6100 sayılı HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, mahkemece hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilerek  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi  yukarıda  açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 tarih ve 2020/833 - 2022/1221 sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>Kararın kaldırılma sebeplerine göre davalı vekilinin istinaf talebinin bu aşamada değerlendirilmesine YER OLMADIĞINA,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,<br>3-Karar tebliğ ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,<br>4-İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>Dair, duruşma açılmadan dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca  kesin olmak üzere 24/10/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Üye<br>...<br> <br>...<br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c3d528f865d554f1","SID":"15522efe00fc3d1d"}}