{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS    NO\t: 2021/2132 <br>KARAR NO\t\t: 2025/1064<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/06/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/1231 Esas  2021/580 Karar <br>DAVA\t\t: MENFİ TESPİT <br>KARAR TARİHİ            : 22/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ : 22/05/2025<br><br>İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1231 Esas ve 2021/580 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.<br>\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; müvekkili ile davalı ... arasında düzenlenen protokol ile tarafların davalılardan ... . Ltd. Şti. ve bu şirketin üreticisi konumundaki grup şirketi olan davalı .... Ltd. Şti.'nin üretim-satış ve pazarlamasını gerçekleştirdiği “...” marka ve diğer markalardaki madeni yağ ve ürünlerin müvekkili tarafından alımı ile ... il sınırları haricinde yurt içinde müvekkili şirketin tek satıcı olarak satış ve pazarlamasını gerçekleştirmesi konusunda anlaşmaya vardıklarını, anlaşma gereğince müvekkilinin, davalıların üretimini ve satışını yaptığı ürünlerin alımı konusunda peşin surette ödemelerini gerçekleştirdiğini ancak davalıların peşin ödemelere rağmen ürünlerin üretimi ve ödemeden sonra derhal teslimi konusundaki taahhütlerinde sürekli temerrüte düştüklerini, yapılan görüşmelerde “nakit sıkıntıları yüzünden ham madde alımında zorlandıkları” yönünde açıklama yaptıklarını, yapılan iyi niyet görüşmelerinin sonuç vermediğini, davalıların .... Ltd. Şti. adına keşide edilen çeklerin tahsili amacıyla muhatap bankalara çekleri ibraz etmeye devam ettiklerini belirterek, ....Şubesi'ne ait 18/10/2018 keşide tarihli E1-1793117 numaralı 15.000,00 TL bedelli, ...Şubesi'ne ait 25/10/2018 keşide tarihli 3142839 numaralı 75.000,00 TL bedelli ve ... Şubesi'ne ait 31/10/2018 keşide tarihli 3142840 numaralı 14.000,00 TL bedelli çekler nedeniyle müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının, çeklerin bedelsiz kaldığının tespitine, çeklerin iadesine karar verilmesini istemiştir.<br>CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesi ile özetle; dava konusu çeklerin, davacı şirketin müvekkillerinden ...Ltd. Şti. ile yapılan protokol gereğince müvekkili .... Ltd. Şti.'den almış olduğu madeni yağlar karşılığı verdiği çekler olduğunu, çek karşılığı olan ürünlerin davacıya teslim edildiğini, davacının çek karşılığı ürünleri müvekkili .... Ltd. Şti.'den teslim aldığını, çeklerin lehtarının da bu şirket olduğunu, müvekkili .... Ltd. Şti.'nin bu çeklerden 15.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli çekleri dava dışı ... Ltd. Şti.’ye ciro ettiğini ancak bu çeklerin gününde ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından ödenmek durumunda kalındığını, yapılan ödemeye rağmen dava dışı ... Ltd. Şti.’nin bu iki çeki keşideci davacı şirkete iade ettiğini ve bu iki çekin davacı tarafça ilgili bankaya iade olunduğunu, davacının herhangi bir ödemesi olmadığı için bu iki çek yönünden açılan davada hukuki yararın bulunmadığını, 14.000,00 TL bedelli çekin ise hiçbir surette müvekkiline teslim edilmediğini ve verilmediğini, müvekkili böyle bir çekin lehtarı olmadığı gibi ciro yolu ile de kendisine böyle bir çekin teslim edilmediğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava; İİK'nın 72. maddesi gereğince menfi tespit davasıdır.  <br>Davacı vekili cevaba cevap dilekçesi ile; davaya konu 15.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli çeklerin ödemesinin ve düzeltmesinin davalılar tarafından bu davanın açıldığı 26/10/2018 tarihinden sonra gerçekleştirildiğini, zira; davalı tarafın cevap dilekçesi ekinde sundukları dava dışı 3. kişiden çeklerin teslim alındığını gösterir tutanak örneğinin 30/10/2018 tarihli olduğunu, bu çekler yönünden müvekkillerinin borçlu olmadığını ve davanın açılmasına davalıların sebebiyet verdiğini, 14.000,00 TL bedelli çekin ise protokol uyarınca davalı ... maliyetlendirme konusunda yetkili çalışanı olan .... tarafından 06/10/2018 tarihinde teslim alındığını, müvekkilinin teslim alındı belgesi olarak düzenlediği bordronun çekin davalılara teslim edildiğini ispata yeter nitelikte olduğunu belirtmiştir.<br>Davacı ile davalı ..... Ltd. Şti. arasında 28/08/2018 tarihli protokol düzenlenmiştir. Bu protokol içeriğinde davamızın konusu olan çekler yazılı olmamakla birlikte her iki taraf vekili de dava konusu çeklerin bu protokol kapsamında davacı şirket tarafından düzenlendiğini belirtmişlerdir.<br>Dava konusu çekler incelendiğinde; keşidecisinin davacı şirket olduğu, davalı .... Ltd. Şti. emrine düzenlendikleri görülmüştür.<br>Davalılar vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu “tutanaktır” başlıklı 30/10/2018 tarihli tutanak incelendiğinde; bu tutanağın dava dışı ....Ltd. Şti adına .... ve davalı  .... Ltd. Şti. adına .... tarafından düzenlendiği, davamızın konusu “15.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli çeklerin karşılıksız çıktığının, bu çeklerin ... .. tarafından davalı .... Ltd. Şti.'ye iade edileceğinin” belirtildiği görülmüştür.<br>Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesi ekinde sunduğu “çek verildi bordrosu” incelendiğinde; düzenleme tarihinin 06/10/2018 olduğu, davamızın konusu 75.000,00 ve 14.000,00 TL bedelli çeklerin de yer aldığı 3 adet çek bilgisine yer verildiği ve bu bordronun altında “yukarıda yazılı 3 adet çeki elden teslim aldım 06/10/2018 ...” ifadelerinin yazılı olduğu görülmüştür.<br>Davalılar vekili 02/01/2020 havale tarihli dilekçesi ile; 31/10/2018 tarihli 14.000,00 TL bedelli çekin müvekkili çalışanı... .tarafından teslim alındığını ve müvekkili tarafından ciro edilerek en son dava dışı .... tarafından tahsil edildiğini, ancak çek bedeli karşılığı malın davacıya teslim edildiğini, bunu bilen tanıkların ve faturaların ve defter kayıtlarının bulunduğunu belirtmiştir.<br>.... Bankası’na yazılan yazıya verilen cevapta; 25/10/2018 keşide tarihli 3142839 numaralı 75.000,00 TL bedelli çekin takas aracılığıyla 25/10/2018 tarihinde ibraz edildiği, karşılıksız çıktığı, 02/11/2018 tarihinde çek aslının davacı şirket tarafından bankaya iade edilerek düzeltme hakkının kullanıldığı; 31/10/2018 keşide tarihli 3142840 numaralı 14.000,00 TL bedelli çekin ise 31/10/2018 tarihinde .... tarafından ibraz edildiği, çek karşılığının ilgiliye nakden ödendiği bildirilmiştir.<br>...’a yazılan yazıya verilen cevapta; 18/10/2018 keşide tarihli E1-1793117 numaralı 15.000,00 TL bedelli çekin 05/12/2018 tarihinde iptal edildiği bildirilmiştir.<br>Davacı vekili 25/06/2019 tarihli duruşmada; çeklerin karşılığı müvekkiline teslim edilmesi gereken ürünlerin teslim edilmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını, daha sonrasında çeklerden 14.000,00 TL bedelli olan çek dışındaki diğer 2 adet çek yönünden müvekkiline daha öncesinde davalı tarafça gönderilen ve müvekkilinin deposunda bulunan ürünlerin karşı tarafın isteği üzerine karşı taraf şirkete iade edildiğini, daha doğrusu bu iki çekin karşılığı gelen miktar ürünün iadesinin yapıldığını, ürün iadesi üzerine söz konusu 2 adet çekin müvekkiline iade edildiğini, dolayısıyla bu iki adet çekle ilgili olarak geri alınırken ödeme yapılmamakla birlikte davalı tarafa ürün iadesinin yapıldığını, diğer 14.000,00 TL bedelli 3. çekin ise davalı tarafa teslim edildiğini ancak bu çekin karşılığı ürünün de müvekiline teslim edilmediğini belirtmiştir. Davalılar vekili de; davacı tarafın iddiasın genişletilmesine muvafakatlarının bulunmadığını, zira; duruşma tutanağına geçen ürün iadesi yönündeki beyanlarının ne dava dilekçesinde ne de cevaba cevap dilekçesinde bulunmadığını, açılan davanın cari hesaba değil 3 adet çeke dayalı olarak açıldığını, davacı tarafın bu çeklerden 2 tanesini herhangi bir bedel ödemeksizin teslim aldıklarını ve bankaya iade ettiklerini kabul ettiğini belirtmiştir. <br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; “davacı ile davalılardan ... .... Ltd. Şti. arasında  düzenlenen 28/08/2018 tarihli protokol uyarınca davacı şirket tarafından düzenlenerek diğer davalı .... Ltd. Şti.'ye verilen dava konusu üç adet çek nedeniyle davacının davalılara borcunun bulunup bulunmadığı, bu çeklerden davacıya iade edilen 15.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli iki adet çek yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı, davanın açılmasına kimin sebebiyet verdiği, 14.000,00 TL bedelli diğer çekin ise davacı tarafından davalıya verilip verilmediği” konularındadır.<br>6098 sayılı TBK’nın 207/2 maddesi gereğince sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı gün yerine getirmekle yükümlüdürler. Davacı vekili “dava konusu çeklerin davalı tarafa teslim edilmesine rağmen davalı tarafın ürün teslim etmediğini, çeklerin bedelsiz kaldığını” ileri sürmüştür. Çek bir ödeme aracıdır ve kural olarak peşin alışverişin karşılığı verildiği kabul edilir. Dosya içerisindeki irsaliyelerin ve faturaların 2018 yılına ait olduğu, dava konusu çeklerin keşide tarihlerinin de 2018 yılı içerisinde olduğu belirlenmiş olup, sözleşme içeriğinde de çeklerle ilgili aksine bir düzenleme bulunmadığından, dava konusu çeklerin avans olarak verilmediği kabul edilmiştir. Çeklerin karşılığı malın teslim edilmediğini ispat yükü davacı tarafa aittir. Davacı defterleri bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davamızın konusu çeklerden 15.000,00 TL ve 75.000,00 TL bedelli çekler 02/11/2018 tarihinde (dava açıldıktan sonra) davacıya iade edilmiştir. Davacı vekili bu iki çekin iade edilmesine ilişkin açıklamasını; \"müvekkiline davalı tarafça gönderilen ve müvekkilinin deposunda bulunan ürünlerin davalı isteği üzerine karşı taraf şirkete iade edildiği, yani bu miktara karşılık gelen ürünün iadesinin yapıldığı, iade üzerine de iki adet çekin müvekkiline iade edildiği\" şeklinde yapmıştır. Davalı tarafa ürün iadesi yapıldığına ilişkin iddiasını ispata yarar bir delil sunmayan davacı taraf defterlerini de verilen kesin süre içerisinde bilirkişi incelemesine sunmamıştır. Bu çeklerle ilgili olarak davanın konusuz kaldığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, dava açıldıktan sonra konusuz  kalan bu çeklerle ilgili olarak davanın açılmasına davacı tarafın sebebiyet verdiği anlaşıldığından, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davacı taraf üzerinde bırakılmıştır. 14.000,00 TL bedelli çek yönünden de; isat yükünün davacı tarafta olduğuna ilişkin gerekçenin burada da geçerli olduğu, davacının, peşin alışverişin karşılığı verildiği kabul edilen bu çekin de karşılığı ürün teslim edilmediği yönündeki iddiasını ispatlayamadığı, 08/06/2021 tarihli duruşmada davalı şirket temsilcisinin \"dava konusu 31/10/2018 keşide tarihli, 3142840 numaralı, 14.000,00 TL bedelli çek karşılığı ürünün karşı tarafa teslim edildiği, çekin karşılığının ödenmediği, alacaklı olduğu\" konusunda yemin yaptığı anlaşıldığı...\" gerekçesi ile;... Şubesi'ne ait 18/10/2018 keşide tarihli E1-1793117 numaralı 15.000,00 TL bedelli ve .... Şubesi'ne ait 25/10/2018 keşide tarihli 3142839 numaralı 75.000,00 TL bedelli çeklerle ilgili davanın konusuz kalması nedeniyle KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, .... Şubesi'ne ait 31/10/2018 keşide tarihli 3142840 numaralı 14.000,00.TL bedelli çekle ilgili davanın REDDİNE karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br><br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında akdedilen protokole istinaden davalıların üretim, satış ve pazarlamasını gerçekleştirmiş olduğu ... Marka ve diğer markalardaki madeni yağ ve ürünlerin davacı müvekkili tarafından alımı ile ... İl sınırları haricinde yurt içinde davacı müvekkili tarafından tek satıcı olarak satış ve pazarlamasını gerçekleştirmesi konusunda  anlaşıldığını,  davacı müvekkilinin davalıların üretim ve satışını yaptığı ürünlerin alımı konusunda peşin surette ödemelerin gerçekleştirip davalıların sürekli üretim yapmasını sağlamaya çalıştığını, davalıların sözleşmenin 7. Maddesi son cümlesindeki \"her zaman üretim yapacak sermaye yapısında çalışacağı\" taahhüdünü ihlal ederek nakit sıkıntısı yaşadıkları ve  hammadde alımı yapamadıkları için davacı müvekkilinden aldıkları ödemeler karşısında üretim ve mal teslimi yapamadıklarını, davacı müvekkilinin ödeme olarak verdiği çeklerin mal teslim edilmemesi nedeniyle iadesini talep ettiğini, davalılar yetkilisi ...'in bugün yarın çekleri iade edeceğini belirtmesine rağmen çekleri iade etmediğini, ancak sonrasında .... 18.10.2018  tarihli 15.000-TL çek ile ... 25.10.2018 tarihli 75.000-TL tutarındaki çekin davalılar tarafından dosyada mübrez 30.10.2018 tarihli tutanak ile dava tarihinden sonra davacı şirkete iade edildiğini, fakat davaya konu.... 31.10.2018 tarihli 14.000-TL tutarındaki çekin davacı müvekkili şirkete hiç bir surette iade edilmediğini, Yerel Mahkeme'ye 13.11.2018 tarihli dilekçenin 2 nolu kısmında ve ayrıca 25.06.2019 tarihli duruşma tutanağında;  davaya konu 2 adet çekin tutanak ile MAL İADESİ KARŞILIĞINDA  dava tarihinden sonra  iadesinin gerçekleştirildiği bildirilmek suretiyle ... 18.10.2018  tarihli 15.000-TL çek ile .... 25.10.2018 tarihli 75.000-TL tutarındaki çek dolayısıyla davanın konusuz kaldığının bildirildiğini, yerel mahkemenin tanık dinletme taleplerini reddetmesinin hukuka aykırı olduğunu, 14.000-TL bedelli çek karşılığında davalı şirket yetkilisinin ürün teslim ettiğine dair yalan yere yemin eda etmesinin davalılar lehine davacı şirket aleyhine delil olarak kabul edilmesinin hatalı ve haksız olduğunu, müvekkili davacı şirketin çeklerin avans olarak verildiğini ispatladığını, bilirkişi raporunda da davalı ... şirketinin davacı müvekkiline muavin kayıtlarına göre 108.905.43.TL borcu olduğunun bildirildiğini, müvekkili şirketin iflas aşamasında olduğu için karışıklıktan ticari defterlerini süresi içerisinde ibraz edemediğini, müvekkili şirketin 14.000.00.TL bedelli çek nedeniyle davalıya kesinlikle borçlu olmadığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.  <br><br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: <br>Dava, madeni yağ ve malzemeleri için verilen avans çekin, malların verilmemesi ve bedelsiz kalması nedenine dayalı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>''...Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır.<br>İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.<br>İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”<br>Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre<br>“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”<br>İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.<br>Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).<br>Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).<br>Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.<br>Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. maddesi;<br>(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.<br>(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.<br>(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” Hükmünü içermektedir.<br>“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise;<br>“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.<br>(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.<br>(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.<br>(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.<br>(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.<br>7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı tarafından, davalının teslim edeceği 14400 adet çoraba karşılık on iki adet çekin davalıya avans olarak verildiği, ancak çorapların teslim edilmemesi nedeniyle beş adet çekin iade edildiği, dört adet çekin ise iade edilmediği, ödenen üç adet çek bedelinin de geri verilmediği, çorapların teslim edilmemesi nedeniyle çeklerin bedelsiz kaldığı ileri sürülmüş; davalı tarafça ise, dava konusu çeklerin bir malın sipariş avansı olarak verilmediği, davacının çeklerin avans olarak verildiği iddiasının yazılı belge ile ispatlanması gerektiği savunulmuştur.<br>Davacı tarafından davalıya gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnamede, taraflar arasında alım satım sözleşmesi gereğince teslimi gereken 14400 adet çorabın teslim edilmediği, çorap bedeli olarak toplam 93.500TL bedelli on iki adet çekin verildiği, çorapların teslim edilmediği gibi çeklerin de iade edilmediği belirtilerek sözleşme konusu çorapların ihtarın tebliğinden itibaren 7 gün içinde teslimi, olmadığı takdirde keşide edilen çeklerin iadesi ihtar edilmiştir.<br>Davalı tarafından davacıya gönderilen cevabi ihtarnamede ise, söz konusu çeklerin sipariş avansı olarak verilmediği ve ödemeye ilişkin olduğu belirtilerek davacı tarafından gönderilen ihtarname içeriğine itiraz edilmiştir.<br>Dosya  içerisinde yer alan ve tarafların imzasını taşıyan tarihsiz teslim belgesinde ise, davacı tarafından gönderilen 26.11.2012 tarihli ihtarnameye konu olan on iki adet çekin beş adedinin davacıya iade edildiği belirtilmiştir.<br>Davacının defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 02.10.2013 tarihli bilirkişi raporunda, davacının resmî kayıtlarının “işletme defteri” şeklinde olduğu, işletme defterine alınan mallar, emtia, belge ile yapılan masrafların gider olarak, yapılan satışların da gelir olarak kaydedildiği, işletme defterinin tek taraflı kayıt sistemine göre tutulduğu, ödemelerin ve tahsilatların deftere işlenmediği, bu nedenle davacının davalıya verdiği çeklerle ilgili kayda rastlanmadığı, davacının 2011-2012-2013 yılı defterlerinde davalıdan herhangi bir mal alımına rastlanmadığı belirtilmiş, mahkemece, davalıya verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defterleri ibraz edilmemiştir.<br>Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, taraflar arasında imzalanan teslim belgesi ile beş adet çekin davacıya iade edilmesinin, davalının diğer yedi adet çekin avans olarak verildiğini kabul ettiği anlamına gelmemektedir.<br>Menfi tespit ve istirdat talebine konu çeklerin ticari defterlere kaydedilmesi zorunluluğu bulunmadığı gibi, davacının defter ve kayıtları “işletme defteri” şeklinde olup, 6102 sayılı TTK’nın 64. maddesinde belirtilen defterler tutulmadığından somut olaya HMK’nın 220/3. maddesinin uygulanması da mümkün değildir.  Bu nedenle mahkemece verilen kesin süreye rağmen davalının ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi nedeniyle HMK’nın 220/3. maddesi uyarınca davacının beyanlarına itibar edilerek davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-1662 Esas 2021/1357 Karar sayılı İlamı)         <br>Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, çekin avans olarak verildiği iddiasını ispatla yükümlü davacının iddiasını kesin delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;  <br>1-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/06/2021 tarih ve 2018/1231 Esas 2021/580 Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 615,40.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 245,00.TL harcın mahsubu ile bakiye 370,40.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,    <br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.\t<br>\t<br>\t\t<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55c665c6719591b4","SID":"f50597729fa6ea16"}}