{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ <br>KARAR TARİHİ  : 02/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E   A D L İ Y E   M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>DAVANIN KONUSU: Genel Kurul Kararının Hükümsüzlüğünün Tespiti<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacılar vekili,...Limited Şirketi'nin 05/07/2004 tarihinde iki ortaklı olarak... ve... tarafından her iki ortağın da % 50 hissesi olacak şekilde kurulduğunu, 27/10/2009 tarihinde bu iki şirket ortağının karar aldıklarını, karara göre ... ve ...in 10 yıllığına yetkili ve temsilci olarak atandığını, kararda ...'in ortağı olarak...'nin olduğunu, ancak o tarihte böyle bir kişinin olmadığını, 2005 yılında değişen pasaporta göre bu kişinin adı ve soyadının ... olduğunu, bu nedenle ortaklar kurulu kararının yok hükmünde olduğunu, yok hükmünde olan 4 nolu ara karar dayanak gösterilerek ticaret sicilinden...sayılı belge alındığını, belgeye göre ... ve ... 10 yıl süre ile...Ltd. Şti. müdürü olarak atandıklarını, ancak bu belgenin verilebilmesi için Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün önce ortakların kimliğine, pasaportuna bakarak fotokopileri almasının gerektiğini, 4 nolu ara kararı geçerli hale getirmek için 27/10/2009 tarihinde şirket ortaklarının haberi olmadan 5 nolu kararın alındığını ve 5 nolu ara kararda isim değişikliği maddesi konulduğunu, şirketlerin karar defterinde karar alınırken tarih ve sıraların birbirini takip ettiğini, buna göre 5 nolu karar alınmadan 4 nolu karar alınarak tescil edilemeyeceğini, somut olayda, üzerinde taşıdığı resmi kimlik olan pasaportunda isim ve soy isim olarak ... yazan bir kişinin, ...isim ve soy ismiyle karar almasının bütün işlemlerin hukuken geçersiz olduğunu beyan ederek, şirketin ortakları ... ve ... tarafından alınmış görünen 27/10/2009 tarih 4 ve 5 nolu ortaklar kurulu kararlarının ve 27/10/2009 tarih ... sayılı yetki belgesinin hukuken yokluğuna malül olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmiştir.    <br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, şirket ortakları tarafından 27/10/2009 tarihinde alınmış iki karar olduğunu, 4 nolu karara göre ... ve ... 10 yıllığına yetkili ve temsilci olarak atandığını, aynı tarihinde 5 nolu ara kararına göre,... isminin ... olarak değiştiğini, ... ve ...in müdürlükten istifa edip yeni bir müdür atandığını ve hisse devri yapıldığını, müdür atandığı zaman karar ile beraber mutlaka müdürün pasaport fotokopisinin ticaret odasına sunma zorunluluğu olduğunu, ticaret sicilindeki kayıtlara göre 4 nolu kararın dayanak belgesi olarak 2005 Haziran ayında süresi biten...'e ait pasaportun kullanıldığını, bir resmi belge süresi bittiğinde geçersiz sayılarak ona dayanak yapılan tüm bütün işlerin yok hükmünde olduğunu, ortakların imzalarının sahte olduğu Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'nın...Soruşturma sayılı dosyasından yapılan tahkikatta, kararda imzaları görünen ... ve...'nın imzalarının kendilerine ait olmadığının kriminal raporu ile sabit olduğunu, bu nedenle kararın yok hükmünde olduğunu belirtmiş olup, davacının davasını kabul ettiğini beyan etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN 16/03/2017 TARİH ...ESAS - ... KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davalı şirketin butlanı talep edilen 27/10/2009 tarihli ortaklar kurulunun 4. ve 5. maddelerinin incelenmesinde; şirket ortakları olarak ... ve... tarafından şirketi temsil etmek üzere 10 yıl süre ile her ikisinin de atanmış oldukları, kararın da bu iki ortak tarafından imzalandığı, ayrıca 5 nolu kararda ise hisse devri ile ortaklığa müdür atanmasına ilişkin kararda da davacı ...'in isminin... olarak yazılmış olduğu  dosya kapsamında bulunan davacı ... 'in 2005 yılında verilmiş olan pasaport bilgilerine göre ... olduğu dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı şirket temsilcisi tarafından açılan dava kabul edilmiş olup, davayı kabul davayı sonlarından taraf işlemlerinden olmakla, davacı ... yönünden davanın kabulüne karar vermek gerektiği, davacı ... yönünden açılan davada ise, iptali istenen kararda davacının ismi yanlış yazılmadığı gibi davacının şirket hisselerini 2016 yılında devretmiş olmakla davacının ortak sıfatını kaybetmiş olması nedeni ile butlan talep edemeyeceği, bu davacı yönünden açılan davanın aktif husumet nedeni ile reddine karar vermek gerektiği\" gerekçesiyle davacılardan ... yönünden aktif husumet yokluğuna ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine, diğer davacı yönünden davanın kabulü ile; 27/10/2009 tarihli davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 nolu kararların ve 27/10/2009 tarih, ... sayılı yetki belgesinin mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.    <br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN 27/12/2017 TARİH ... ESAS - ... KARAR SAYILI İLAMI İLE:<br>\"...Davacı vekili genel olarak ortaklar kurulu kararının yokluk nedeniyle hükümsüzlüğünü talep etmiştir. Bu haliyle her ne kadar hisseleri devretmiş olsa dahi davacı ...'in hukuki yararının bulunduğu, bunun sonucu olarak aktif dava ehliyetine sahip olduğu kabul edilmelidir. Mahkeme karar gerekçesinde, adı geçen davacının hisselerini devrettiğinden bahisle sonuca gidilmiş ise de, diğer davacı ...'in de hisselerini devrettiği, üstelik bu hisselerin davacı ...'den çok daha önceki bir dönemde devre konu olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle mahkemece davacı ...'in aktif dava ehliyetinin bulunmadığı yönündeki kabul isabetli değildir. Ancak mahkemece, eldeki davanın anlaşılıp, delillerin takdir ve değerlendirilmesi yeterince yapılmış değildir. Davacılar vekili, 27/10/2009 tarihli ortaklar kurulu kararlarının hükümsüzlüğünün tespitini talep etmiştir. Bu talep, davalı temsilcisi tarafından kabul edilmiş olup, davalı temsilcisinin ... olduğu, adı geçenin davalı şirketin hakim hissedarı pozisyonunda olduğu, hisseleri davacılardan ...den devraldığı anlaşılmaktadır. Davacı ... hükümsüzlüğünü talep ettiği 5 nolu karar altındaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerken, söz konusu karar ile diğer davacı ...'den devraldığı 98 pay tutarındaki hisseler ile birlikte toplam 198 paydan oluşan hisseyi davalı şirket temsilcisi ...'ya devretmiş görülmektedir. Nitekim dosya eki niteliğinde olan davalı şirkete ait sicil dosyasında da bu hususa ait noter işlemleri mevcuttur. Bir başka anlatımla, her ne kadar davacı taraf hükümsüzlüğü talep etmiş ve davalı temsilcisi de bu istemi kabul etmiş ise de, taraflar hükümsüzlüğü istenen 5 nolu kararın temel teşkil ettiği hisse devri sonucunda paydaş olmuş durumdadırlar. Bu durumda mahkemece öncelikle davacı vekiline ve davalı temsilcisine bu husus sorulup açıklattırıldıktan ve uyuşmazlığın ne olduğu tam olarak belirlendikten sonra sonuca gidilmesi gerekirken, dosya kapsamı içerisinde bulunan bilgi ve deliller değerlendirilmeksizin karar verilmesi doğru görülmemiştir. Yukarıdaki paragrafta değinilen eksiklikler tamamlanıp tarafların talep ve kabul beyanları tam olarak anlaşıldıktan sonra, bu kez iptali istenen 5 nolu karar altındaki imzanın davacı ... tarafından inkar edildiği ve bu yönde savcılık evrakının bulunduğu anlaşılmakla, söz konusu soruşturmanın akıbeti beklenerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmemiştir. Öte yandan, davacılar vekili tarafından 27/10/2009 tarihli 4 nolu ortaklar kurulu kararında...'in adının farklı yazıldığı iddiasına yer verilmiş ise de; dosya evrakı incelendiğinde, davacının adının pasaport değişikliği nedeniyle latin harflerine uyumluluğu yönünden farklı olduğu, ilk pasaport örneği Sovyetler Birliği'ne aitken, sonradan verilen pasaportun Rusya Federasyonu tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır. Bu durumda her ne kadar ilgili kararın ... yönünden yok hükmünde olduğu kabul edilip söz konusu karar kesinleşmiş ise de, bu kez ... tarafından açılan davada salt isim farklılığı olgusuna dayanılıp dayanılmadığı, yokluğu istenen 4 numaralı karardaki imzaların ayrıca inkar edilip edilmediği, davacı taraftan sorulup belirlendikten sonra sonuca gidilmelidir. Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, ilk derece mahkemesince değinilen hususların incelenip değerlendirilmediği anlaşıldığından, tarafların istinaf istemlerinin kabulü ile kararın kaldırılmasına\" karar verilmiştir. <br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİNİN KALDIRMA KARARI SONRASINDA YAPILAN YARGILAMA NETİCESİNDE İLK DERECE MAHKEMESİNİN 18/04/2024 TARİH ...ESAS - ...  KARAR SAYILI KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...Her ne kadar feri müdahil vekili ceza mahkemesinde yapılan yargılamada incelemenin 5 nolu karar yönünden olmadığını, bu nedenle davanın reddini talep etmiş ise de, ceza mahkemesinde sahtecilik hususunda yapılan inceleme 27/10/2009 tarihli 4 nolu karara ilişkin olarak inceleme yapılmış olup, sonuç olarak bu tarih ve sayılı genel kurulda alınan kararlar altındaki imzanın sahte olduğu 18. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda belirlendiğinden 5 numaralı genel kurul kararı ile ilgili dava açılmadığı gibi ceza yargılamasına da konu olmadığı dikkate alınarak, bu yöndeki itirazların yerinde olmadığı, bu durumda mahkememizce yapılan yargılama sonucunda imzanın davacı ...'a ait olmaması nedeniyle alınan kararın mutlak butlanla batıl olduğu, bu karara dayanılarak verilen 27/10/2009 tarih ve...sayılı yetki belgesinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunun anlaşıldığı\" gerekçeyle davanın kabulü ile 27/10/2009 tarihli davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan 4 ve 5 nolu kararların mutlak butlanla batıl olduğunun tespitine, ayrıca 27/10/2009 tarih ve ...sayılı yetki belgesinin de batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, feri müdahil mirasçıları vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Feri müdahil mirasçıları vekili istinaf dilekçesinde özetle; ...in 4 nolu karardaki imzalarının incelenmediğini, kaldırma kararına sadece ceza dosyasının beklenilmesi hususuyla uyulduğunu, diğer bağlayıcı kararlara karşı işlem yapılmadığını, ilk derece mahkemelerinin, istinaf ilamlarına karşı direnemeyeceklerini, kaldırma kararının gereklerini yerine getirmek zorunda olduğunu, kısa karar ile gerekçeli kararın farklı olduğunu, mahkemece tek toplantıda, tek karar alınıp 4 ve 5 diye numara verildiği varsayımında bulunulduğunu, bu varsayımın gerçekle uyuşmadığını, 4 ve 5 nolu kararların farklı olduğunu, 4 nolu karardaki imzaların bizzat davacılara ait olduğunu, 18. Asliye Ceza Mahkemesi'nin düşme kararı verdiğini, sahtecilikten karar vermediğini, bu nedenle bağlayıcı bir hüküm olarak değerlendirilemeyeceğini,  incelenen kararın da 5 nolu karar olduğunu, mahkemece 4 ve 5 rakamlarının karıştırıldığını, 4 nolu kararın hiç incelenmediğini, ... ve ... adlı isimleri aynı kişinin kullandığını, şirketin kuruluşundan itibaren bu kişinin ...adını kullandığını, değişikliğine kadar bu ismin kullanıldığını, butlan yargılamalarının kamu düzenine ilişkin olduğunu, ilgilisi olan herkesin davayı takip edebileceğini, yasal yollara başvurabileceğini, beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, limited şirket ortaklar kurul kararının yokluğunun tespiti istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>Karar, feri müdahil mirasçıları vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Bilindiği üzere, hüküm, sadece davanın tarafları hakkında verilebileceğinden, hükme karşı kanun yoluna başvurma hakkı da sadece davanın taraflarına aittir.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 66. maddesinde, feri müdahale düzenlenmiş olup buna göre; fer’i müdahalede bulunan, hukuki yararı olduğu gerekçesiyle görülmekte olan davaya ancak, taraflardan birinin yanında ve onun yardımcısı olarak katılır. Bu nedenle fer’i müdahale, bir davanın yanında bulunmak istediği taraf aleyhine sonuçlanmasının, hukuksal durumu dolaylı şekilde etkileyecek olan üçüncü kişinin başvuracağı bir yol olup, genellikle amaç, açılmış davanın yanında katıldığı taraf yararına sonuçlanmasını sağlamaktır.<br>HMK'nın 68. maddesine göre; müdahale talebinin kabulü halinde fer’i müdahil, lehine katıldığı tarafla birlikte hareket ederek davayı ancak bulunduğu noktadan itibaren takip eder ve yanında katıldığı tarafın yararına olan iddia veya savunma vasıtalarını ileri sürebilir; onun işlem ve açıklamalarına aykırı olmayan her türlü usul işlemlerini yapabilir. Aynı Yasa'nın 69. maddesinde de, müdahilin yer aldığı asıl davada hükmün, taraflar hakkında verileceği açıkça düzenlenmiştir. <br>Neticeten, fer'i müdahil sıfatıyla istinaf isteminde bulunan 6100 sayılı Kanun'un 66. ve devamı maddeleri uyarınca yanında katıldığı tarafla birlikte hareket etmek zorunda olup, fer'i müdahilin tek başına kararı istinaf etme yetkisi bulunmamaktadır. Müdahil hükmü ancak, lehine katıldığı tarafla birlikte istinaf (temyiz) edebilir (emsal içtihat için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 12/09/2012 tarihli ve 2012/1-330 Esas - 20120/558 Karar sayılı, Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 17/03/2021 tarih ve 2021/150-2405 Esas ve Karar sayılı ilamları, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04/11/2024 tarih ve 2024/5944 Esas - 2024/7642 Karar sayılı ilamı). Bunun dışında müdahilin karara karşı kanun yoluna başvurma hakkı sadece hüküm ile doğrudan  külfet  altına  girmesi  ya  da  hakkının doğrudan ihlal edilmesi hallerinde mümkündür (benzer yönde içtihat için bknz. Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 30/04/2024 tarih ve  2024/921 Esas - 2024/2282 Karar sayılı ilamı).<br>Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davanın kabulüne ilişkin hükmün, lehine müdahale edilen davalı tarafça istinaf edilmediği, feri müdahalede  bulunanın belirttiğinin aksine, davalı şirketin hali hazırda yetkilisinin, dava konusu ortaklar kurulu kararı ile temsilci kılınan... olmayıp, sonradan ortak ve yetkili olan ...  olduğu, davalı şirket adına hareket eden vekilin, adı geçen şirket temsilcisi tarafından yetkilendirilen vekil olduğu, bu haliyle taraf teşkili açısından usul ve yasaya aykırı bir durumun bulunmadığı, yine dava konusu mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilen 27/10/2009 tarihli 4 ve 5 nolu kararların içeriğine göre, feri müdahale isteminde bulunan açısından doğrudan hak ihlali yaratacak bir hususun bulunmadığı, zira 4 nolu kararın, davacıların on yıl süreyle şirket yetkilisi olarak atanmalarına, 5 nolu kararın ise davacı ...'in hisselerini davacı ...'e ve ...ya  devretmesine, davacıların müdürlüklerinin sona ermesine ve ...nın müdür olarak seçilmesine ilişkin olduğu, feri müdahil mirasçıları vekilinin iddiasına göre, bir dönem davalı şirkete ait taşınmazların satış işlemleri için kendisine yetki verilen feri müdahil ...'in, adı geçen taşınmaz satışlarından kaynaklı ibrasına ilişkin olarak ...ve ... tarafından 27/10/2009 tarihinde verilen ibranamenin  geçersizliğini sağlamak adına bu davanın açıldığı, verilen kararla ... ve ...'in 27/10/2009 tarihinde yetkili olmadıklarından bahisle ibranamenin geçersizliği  ileri sürülerek...nın yaptığı satışlardan sorumluluğunun gündeme getirilmek istendiği, feri müdahil mirasçıları vekilinin ortaya attığı bu iddia ile ilgili olarak, ...sorumluluğuna gidilebilmesinin, ilgili taşınmaz satışlarından kaynaklı açılan tapu iptal tescil davalarının sonucuna göre ve bu hususta açılacak sorumluluk davası ile mümkün olduğu, eldeki davaya konu kararla feri müdahilin her herhangi bir hakkının ihlal edilmediği, feri müdahili doğrudan külfet altına sokacak bir kararın bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Sonuç olarak, feri müdahilin hükme karşı tek başına kanun yoluna başvurma hakkı bulunmadığından feri müdahil mirasçılarının karara karşı istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-ç maddesi gereğince usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Feri müdahil mirasçıları vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 352/1-ç maddesi  gereğince USULDEN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40 TL maktu istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL istinaf karar harcının feri müdahil mirasçılarından tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA,<br>3-Feri müdahil mirasçılarının istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>6-Kararın Dairemiz tarafından taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle 6100 sayılı HMK’nın 352/1-ç bendi gereğince aynı kanunun 361/1 maddesi gereğince Dairemiz kararının tebliğinden itibaren İKİ HAFTALIK süre içinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0263e62ac8a28b6","SID":"e7e7ec879ae3a506"}}