{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2025/731 Esas<br>KARAR NO: 2025/924 Karar<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10.04.2025<br>NUMARASI: 2024/225 E. SAYILI ARA KARAR <br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) TEDBİR <br>KARAR TARİHİ: 02/07/2025<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: <br>TALEP:  Davacı vekili dava dilekçesinde;  müvekkili şirketin 20.05.2020 tarihinde kurulduğunu, tekstil, giyim ve anne bebek ürünleri başta olmak üzere ticaret sicil gazetesinde yer alan faaliyet kollarında ünlenmiş bir firma olduğunu, TPE nezdinde ... tescil numaralı \"...\" ibareli görselini havi markaya sahip olduğunu, markanın EUIPO nezdinde 17.04.2021 tarihinde ... numarası ile de tescilli olduğunu, ayrıca ABD nezdinde de 30.11.2021 tarih, 6.573.996 numarası ile tescilli olduğunu, müvekkili şirket ürünlerinin, ..., ... gibi e-ticaret sitelerinde de satıldığını, anne, bebek, çocuk gereçleri ve giyiminde ünlendiğini, ayrıca yurtdışına da ...com ile ...com gibi alışveriş sitelerinde de satışının yapıldığını, davalının markasının müvekkili şirketin markasına iltibas yaratacak şekilde benzer nitelikte olduğunu, davalının müvekkili şirket markasının bilinirliğinden haksız yararlanmak amacıyla aynı sektörde \"...\" markasıyla faaliyet gösterdiğini, aynı şekilde ... tescil numaralı \"...\" ibareli markayı tescil ettirdiğini, akabinde müvekkili şirket markasıyla daha da yakınlaşacak şekilde mor rengini de içerir şekilde ... tescil numaralı ikinci bir marka başvurusunda bulunduğunu, taraf markaları arasında ayırt edilemeyecek kadar benzerlik olduğunu, marka isimlerinin, kullanılan logodaki el yazısı fontunun, logodaki özel yıldız simgesinin, renklerinin benzer olduğunu, taraf markalarının anne-bebek gamında yer aldığını, davalı tarafın kullanımlarının ve markalarının davacı şirketin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davacı şirketin markayı uğraşlar sonunda tanınır hale getirdiğini, piyasada ürünleriyle bilinirlik sağladığını, davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, karşı tarafa tebligat yapılmaksızın ve gerekli görüldüğü takdirde teminat karşılığında, davanın markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tedbiren durdurulmasına, önlenmesine, dava konusu ürünlerin toplanmasına, dava konusu ürünlere el konulmasına ve muhafaza altına alınmasına, bu eylemler sonucu oluşan maddi durumun ortadan kaldırılmasına dair ihtiyati tedbir kararı verilmesini, ihtiyati tedbir kararının hükmün kesinleşmesine kadar devam ettirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>TEDBİR KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 28/02/2025 tarihli 2024/225 E. sayılı ara kararıyla;\"...Yapılan delil tespiti, sunulan rapor içeriği, makul deliller dikkate alınarak, Davacının ... numaralı ... ibareli markanın tescilli sahibi olduğu, bebek anne giyim sektöründe faaliyette bulunduğu, davalının ise ... numaralı ... ve ... numaralı şekil + ... ibareli markaların tescilli sahibi olduğu, davacı tarafından davalı kullanımlarının marka hakkına tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğu, aldırılan 30/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda, davalı kullanımlarının davacı markasıyla iltibas teşkil ettiği, buna göre dosya kapsamı değerlendirildiğinde, davacı markasının esas unsurunun ... davalı markasının esas unsurunun ise ... olduğu, markalar karşılaştırıldığında benzer olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, tarafların tescil sınıflarının da benzer olduğu, her ne kadar davalı markaları tescilli ise de SMK 155/1. Maddesi uyarınca önceki sınai hak sahibine karşı savunma olarak ileri sürülemeyeceği hususu da dikkate alındığında, aldırılan bilirkişi raporuna göre davacının davalıya nazaran önceye dayalı hak sahibi olduğu anlaşıldığından ileride esas hakkında yapılacak yargılamada yeniden değerlendirilme yapılmak üzere mevcut delil durumuna göre davacının tedbir talebinde haklı olduğu anlaşıldığından, HMK' nın 389, 6769 SMK. 159 maddeleri gereğince davacının zararının genişlemesinin engellenmesi, yargılamanın etkinliğinin sağlanması hususları gözetilerek, aşağıda belirtildiği şekilde ve şartlarla teminat mukabilinde  ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İhtiyati tedbir talebinin  KABULÜ ile tedbir talep eden eden tarafından TEBLİĞ tarihinden itibaren 1 HAFTALIK KESİN SÜRE içerisinde, 300.000,00 TL teminat veya muteber bir bankaya ait kesin ve süresiz teminat mektubu Mahkememize depo edildiğinde; 2- Davalı tarafından kullanılan ... ibareli her türlü  dava konusu marka ve işaretleri taşıyan ürünlere ve bunları taşıyan her türlü tanıtım ve reklâm materyallerine, davalının  “... Cad. ... Mah. ... Apt No:... D:... Kadıköy/İST”  adreslerindeki veya tespit edilecek diğer adreslerinde, gümrüklerde, antrepolarda, yükleme mahallerinde, satıcılarda, her çeşit nakliye araçlarında ve görüldükleri her yerde el konulması, toplanması ve muhafaza altına alınması, Tedbir konusu marka logosunu taşıyan ürünlerinin ve bu ürünler ile ilgili her türlü reklam ve tanıtım materyallerinin imalini, satışını ve dağıtımını yapmalarının, ithalinin ve ihracının, yurt içinde ve yurt dışına satışa sunulmasının önlenmesine...\" karar verilmiştir.<br>TEDBİRE İTİRAZ: Davalı vekili ihtiyati tedbir kararına itiraz dilekçesinde; Müvekkiline ait markaların davacıya ait markalar ile herhangi bir benzerliği bulunmadığını, davacıya ait \"...\" markasında kullanılan sözcükler birlikte değerlendirildiğinde; bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere \"...\" ibaresinin, İngilizce kelimeler olup, \"...\" ve \"...\" anlamlarına geldiklerini, \"...\" ibaresinin aynı zamanda Türkçe karşılığı \"...\" şeklinde de  anlaşılabildiğini, markadaki diğer unsurlar olan \"...\" ibaresinin ise Türkçe anlamının \"...\" olduğunu, görüldüğü üzere davacıya ait markada kullanılan ibarelerin belli bir anlamı bulunmayan, tamamen zorlama şekilde bir araya getirilmiş sözcüklerden türetilmiş nitelikte olduğunu, buna karşın müvekkiline ait markaların ise \"...\" sözcüklerinden oluştuğunu ve başlı başına \"...\" anlamına geldiğini, bu kapsamda \"...\" sözcüğüne eklenen \"...\" harfinin, \"...\" sözcüğü bakımından ne yapım ne de çekim eki niteliği taşımadığını, dolayısıyla davacıya ait markada bulunan \"...\" ibaresine ek eklenmek suretiyle \"...\" sözcüğünün oluşturulması gibi durumun kesinlikle söz konusu olmadığını,  müvekkiline ait ürün grupları arasında astrolojinin de bulunduğu dikkate alındığında, müvekkiline ait markalarda yer verilen \"...\" ibaresinin davacıya ait markada kullanılan \"...\" sözcüğü ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, \"...\" anlamında olan \"...\" sözcüğünün davacıya ait markada yer alan ve böğürmek/inek sesi anlamlarına gelen \"...\" sözcüğünü çağrıştırması gibi bir durumdan kesinlikle söz edilemeyeceğini, markalar arasında yazı sitili, renk ve şekil unsurları bakımından da benzerlik bulunmadığını, davacıya ait tescil sınıflarının, müvekkiline ait olanın sadece küçük bir kısmını oluşturduğunu, sadece 24/25/35 sınıflarından oluşan 3 adet tescil sınıfında mevcut olan benzerlikten hareketle tarafların tescil sınıflarının benzer olduğu yönündeki değerlendirmenin de haksız olduğunu, nitekim davacı tarafa ait internet sitesinde yer alan \"Hakkımızda\" kısmında da ...’nun annelerin ve bebeklerin konforunu ön planda tuttuğu; ... koleksiyonlarının, çocukların ilgisini çekecek, keşfetmeye teşvik edecek renkli karakterlerle tasarlandığı, ... olarak önceliklerinin bebeklerin ve çocukların mutluluğu ve ebeveynlerin gönül rahatlığı olduğunun açıkça belirtildiğini, buna karşın müvekkiline ait \"...\" markasına ait ürün gruplarında ise erkek, kadın, aksesuar ve astroloji ürün gruplarının yanında anne-bebek ürünlerinin sadece sınırlı bir kısmı oluşturduğunu, bu durum dikkate alınmaksızın Mahkeme tarafından verilen tedbir kararının, haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, arz ve izah edilen nedenlerle; Mahkeme tarafından verilen 28.02.2025 tarihinde verilen İhtiyati tedbir kararına karşı itirazlarının kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 395. maddesinin 1. fıkrası gereğince; davacı taraf için hükmedilen 300.000 TL veya Mahkeme tarafından takdir edilecek teminat miktarının taraflarınca ödenmesi suretiyle 28.02.2025 tarihli İhtiyati tedbir kararının ivedilikle değiştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>TEDBİRE İTİRAZIN REDDİ KARARI: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 10/04/2025 tarihli 2024/225 E. sayılı ara kararıyla; \"...İddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davacının ... numaralı ... ibareli markanın 24,25 ve 35. Sınıfta tescilli sahibi olduğu davalının ise ... ve ... numaralı ... ibareli markaların davacı markasının tescil sınıfları da dahil olmak üzere birçok sınıfta tescilli sahibi olduğu, her iki markanın da ortak olarak giyim sektöründe kullanıldığı, davacı tarafından tecavüz iddiası nedeniyle ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, mahkememizce aldırılan 30/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda taraf markaları arasında iltibas olduğu belirtildiğinden mahkememizce ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönünde 28/02/2025 tarihli ara karar kurulduğu, davalı tarafından markalar arasında benzerlik olmadığı yönünde ayrıca davalının farklı markaları da kullandığı kötü niyetli olduğu şeklinde itirazda bulunulmuş ise de öncelikle dava konusu olmayan markaların değerlendirilmediği benzerlik yönünden ise ileride yargılama esnasında içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu heyetten kapsamlı bir rapor alınacak ise de bu aşamada mevcut bilirkişi raporuna göre markalar arasında iltibas mevcut olduğu belirtildiğinden davalı itirazlarının bu aşamada ihtiyati tedbir kararının kaldırılmaya yetecek kanaati uyandırmadığından davalı vekilinin  ihtiyati tedbire yönelik itirazının  reddine...\" karar verilmiştir.<br>İSTİNAF BAŞVURUSU: Davalı/K.davacı  vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacının delil tespiti talebi olmamasına rağmen Mahkemece müvekkiline haber verilmeksizin bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, aralarında tekstil konusunda uzman bir bilirkişinin yer almadığı yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak ihtiyati tedbir kararı verildiğini, bu durumun usule aykırı olduğunu, Müvekkilinin markasının yoğun çalışmalara sonucunda tanınmış marka haline geldiğini, bu durumun dikkate alınmadığını, “...” ve ...” ibarelerinin zayıf marka niteliğinde olduklarını, ancak yoğun kullanımla tüketici nezdinde ayırt edici hale geldiğini, Müvekkili şirketin yalnızca yetişkinlere özgü pijama üretimi yaptığını, davacının ise çocuklara yönelik ürünlerin ticaretini yapması nedeniyle tüketici kitlesinin de farklı olduğunu, Müvekkilinin ihtiyati tedbir nedeniyle e-ticaret yaptığı mağazalarının kapatıldığını, telafi edilemeyecek şekilde zarara uğradığını, marka değerinin zedelendiğini, Bilirkişi raporunun hatalı ve yetersiz olduğunu, tekstil sektöründen bir bilirkişinin görevlendirilmediğini, bilirkişilerin markaya tecavüzün mevcut olup olmadığı hakkında görüş bildirmemesi gerektiğini, bu hususun mahkemece değerlendirilmesi gerekirken, Mahkemece eksik ve hatalı bilirkişi raporuna dayanarak tedbir kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, Davacının haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerektiğini, ancak yaklaşık ispat şartının gerçekleşmediğini, Hükmedilen teminatın yetersiz olduğunu, müvekkilinin bir günlük zararını bile karşılamaya yetmeyeceğini,Mahkemece mevcut delil durumuna göre ters tedbir kararı verilmesi gerekirken, itirazlarının reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, Mahkeme her ne kadar, haksız ve hukuka aykırı ihtiyati tedbir kararını bilirkişi raporuna dayandırmış olsa da, - hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek şartıyla- bilirkişi raporundaki yalnızca belirli sınıflar bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, ihtiyati tedbir kararının ölçüsüz bir şekilde “...” ibareli tüm ürünlere uygulanmasına karar verdiğini, Tedbir kararının ölçüsüz ve işin esasını çözecek nitelikte olduğunu belirterek, arz ve izah edilen açıklamalarına binaen tazminat talepleri ve fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla; İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 28.02.2025 tarihli ihtiyati tedbir talebinin kabulüne dair kararının öncelikle usulen hatalı olması sebebiyle usulden kaldırılmasını, usulen uygun bulunması halinde esasına yönelik inceleme yapılarak esasen kaldırılmasını, Mahkeme aksi kanaatteyse ihtiyati tedbir kararının kaldırılarak ters tedbir taleplerinin uygulanmasını talep etmiştir.<br>DELİLLER: Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; 09/06/2020 başvuru, 22/10/2020 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının 24, 25 ve 35. sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, 07/10/2023 başvuru, 17/01/2024 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının 03, 04, 05, 08, 14, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 35. sınıflarda, 09/02/2024 başvuru, 28/05/2024 tescil tarihli, ... tescil numaralı \"...\" markasının 03, 04, 05, 08, 14, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 35. sınıflarda davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir. İlk derece mahkemesince bilgisayar mühendisi ... ve marka vekili ...'dan oluşan bilirkişi heyetinden alınan 30/01/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davalının ... ve ... tescil numaralı markalarının, davacının ... tescil numaralı markasıyla benzer olduğu, kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının benzerliği ve karıştırılma ihtimalinin de bulunması nedeniyle davalı markalarının, 24, 25 ve 35. sınıftaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden SMK'nın 6/1. maddesi hükümlerine göre hükümsüzlük sebebinin oluşabileceği, davacı markasının 09.06.2020 koruma başlangıç tarihli markasının önceki tarihli marka olması nedeniyle yine aynı sınıflardaki mal ve hizmetler yönünden marka hakkına tecavüz teşkil edebileceğine dair görüş bildirilmiştir.<br>G E R E K Ç E: Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi ile marka hükümsüzlüğü davasıdır. Davacının talebi üzerine mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararına davalı vekilince itiraz edilmiş, Mahkemece itirazın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yargı yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya incelendiğinde bilirkişi raporunda, davalının markasının davacının markaları ile karıştırılma ihtimalinin mevcut olduğuna ve davacının markası ile davalının markalarının tescilli oldukları ortak sınıfların 24, 25 ve 35. sınıftaki bazı mal ve hizmetler olduklarına dair görüş bildirildiği, markaların benzerliğine ilişkin yaklaşık ispat şartının gerçekleştiği, yargılama sırasında sunulacak delillere göre ihtiyati tedbir konusunda her zaman yeni kararlar alınabileceğinden, davalı vekilinin buna ilişkin istinaf talebi kabul edilmemiştir.Ancak bilirkişi raporunda markaların ortak tescilli oldukları sınıflar ayrı ayrı gösterildiği halde, Mahkemece davalının markalarının tescilli olduğu diğer sınıflar için de ayrım yapılmaksızın ihtiyati tedbir kararı verilerek, davalının markasının tescilli olduğu tüm sınıflarda kullanılmasının yasaklandığı ve ürünlerinin toplatılmasına karar verildiği, bu durumun hukuka uygun olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir kararına davalı tarafça yapılan itirazın reddi kararının kaldırılmasına, Mahkemece davalının ihtiyati tedbir kararına yaptığı itirazın kısmen kabulü ile, tarafların markalarının ortak tescilli oldukları mal ve hizmetler ayrı ayrı belirlenerek, uygun bir teminatla yalnızca bu mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiş, kabule göre davalı-k. davacı vekilinin teminat tutarına ilişkin istinaf talepleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davalı-k.davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince  İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 10.04.2025 tarihli 2024/225 E. sayılı ara kararının KALDIRILMASINA,Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,-Davalı-k.davacı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi'nce verilecek nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, -İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 3-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu 02/07/2025 tarihinde  oy birliği ile kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8a5065eb6eda6820","SID":"732d0b53ae04f789"}}