{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2023/233 \t\t                                      (KABUL KALDIRMA)<br>KARAR NO\t: 2025/748<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 09/11/2022<br>ESAS-KARAR NO\t: 2019/750 E 2022/1052 K<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak<br>KARAR TARİHİ\t: 20/06/2025<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 04/07/2025<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ<br>İDDİANIN ÖZETİ<br>Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan 17.03.2017 tarihinde indirimli fiyatı 92.000.00Euro + %18 KDV olmak üzere toplam 108.560,00 Euro olan ...model iki adet cihaz satın aldığını, müvekkilinin davalıya 108.560,00 Euro tutarındaki cihaz bedelleri için  27.03.2017 tarihinde 214.351,72 TL ve 07.04.2017 tarihinde 214.351,72 TL olmak üzere toplamda 428.703,44 TL bedeli söz konusu tarihlerdeki döviz kuru üzerinden Türk parasına çevirerek ödediğini, satın alınan cihazların kurulumunun davalı  tarafından yapıldığını  ve cihazların  devreye alındığını, ancak ilk günden itibaren alım işlemine esas demo değerlerinin yakınına bile gelmenin mümkün olmadığını, bu durumun  ilk günden itibaren davalıya bildirildiğini, cihazlara gerek uzaktan bağlantı kurarak gerekse cihazların başına gelerek yürüteceği kalibrasyon faaliyeti ile bu aksamanın giderilebileceğini belirttiklerini  ve uzun süren bir kalibrasyon sürecine girişilmesine rağmen istenilen neticenin elde edilmediğini belirterek müvekkili tarafından davalıya ödenen 92.000.00 Euro + %18 KDV olmak üzere toplam 108.560,00 Euro bedelin şimdilik ödeme tarihindeki TCMB döviz satış kuru üzerinden tahsili ve en yüksek ticari reeskont faizi ile birlikte iadesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ\t<br>Davalı vekili, taraflar arasındaki ticari ilişkinin TL üzerinden kurulduğunu, faturaların TL olarak düzenlendiğini ve ödemelerin TL olarak yapıldığını, satım sözleşmesine konu cihazların ayıplı olmadığını, ancak ayıp tespit edilmesi halinde malın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verilmesinin adil olduğunu bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, makineye ilişkin fatura tarihinin 10/01/2017 tarihi olduğu, teslim tarihinin de 17/03/2017 tarihi olduğu, cihaza ilişkin kalibrasyon işlemlerinin 18/05/2017 tarihinde başladığı, taraflar arasında gönderilen e-postalar dikkate alındığında cihazın verimli çalışmadığının davalı tarafça da kabul edildiği, ihtar tarihine kadar taraflar arasındaki yazışmaların devam ettiği, bu arada cihazın garanti süresinin 2 yıl olduğu, ayıp ihtarının 18/05/2017 tarihinde cihazın kalibrasyonu kurulurken e-maille yapıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>İstinaf eden-davalı vekili tarafından;<br>Mahkemece kısa kararda makinenin iadesine dair bir hüküm kurulmadığı halde gerekçeli kararın hüküm kısmında makinenin iadesi ile ilgili hüküm kurulduğunu, bu şekilde kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin Euro cinsinden kurulduğuna dair değerlendirmenin hatalı olduğunu, zira düzenlenen faturaların TL cinsinden düzenlendiğini, ödemelerin de TL olarak yapıldığını, Euro cinsinden iade kararının doğru olmadığını, ayrıca hükmedilen faiz oranının da avans faizi olamayacağını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediğini, raporu hazırlayan uzmanlar arasında kemometri uzmanının bulunmamasının en önemli eksiklik olduğu gibi rapora yönelik itirazların karşılanmadığını, takas/mahsup talebi üzerinde de durulmadığını,<br>İstinaf eden-davacı vekili tarafından;<br>Müvekkili lehine karar tarihindeki kur karşılığının TL’ye çevrilmesi suretiyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, yine gerekçede yasal faize hükmedilmesine karşın, hükümde avans faizine hükmedildiğini, bu çelişkinin düzeltilerek avans faizi şeklinde karar verilmesi gerektiğini bildirerek başvurulmuştur.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR<br>Uyuşmazlık satım sözleşmesine konu malın ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise sözleşmeden dönülerek bedel iadesi koşullarının bulunup bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin hangi cins para birimi üzerinden kurulduğu, vekalet ücreti ve faiz noktalarında toplanmaktadır.  <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Dava, satım sözleşmesine konu malın ayıplı olduğu iddiasına dayalı ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün  gerekçe  bölümünün, 2.fıkrada ise  hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür. HMK'nın 297/2.maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın  hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki  bulunmaması gerekmektedir.<br>Mahkemece, HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp  bularak  hükmünü dayandırdığı  hukuk  kurallarını  ve  bunun  nedenlerini  gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder; Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru  olup olmadığını, yani kendini denetler. Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.<br>Somut olayda mahkemece kısa kararda “Davanın KABULÜ ile, 108.560 EURO nun avans faizi ile birlikte dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,” karar verildiği, gerekçeli kararın hüküm fıkrasında ise “Davanın KABULÜ ile, 108.560 EURO nun avans faizi ile birlikte dava tarihinden itibaren davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Ödemenin yapılması ile birlikte 10/01/2017 tarihli fatura konusu ...makinenin davalıya iadesine,” şeklinde hüküm kurulduğu, ayrıca gerekçeli kararda “davalı tarafın fatura bedeli olan 108.560 Euro'yo dava tarihinden  itibaren  işleyecek  yasal  faiziyle  birlikte  davacıya ödemesine,” şeklinde gerekçe oluşturulmasına karşın kısa kararda ve gerekçeli kararda “avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesine” şeklinde hüküm kurulduğu, bu şekli ile kısa karar ile gerekçeli karar ve gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığı anlaşılmıştır. <br>Kanunda belirtilen sınırlar ve kurallar çerçevesinde hem maddi, hem de hukuki  denetim yapılan istinaf kanun yolunda, HMK'nın 353/(1)-b-2, maddesi, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verileceği düzenlemesini içermekte ise de, somut olayda, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkrası ve gerekçe ile hüküm fıkrası çelişkili olup, hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.<br>HMK'nın 355/1.m.2.cümlesi: \"...Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir..\" hükmünü içermektedir. Açıklanan nedenlerle Dairemizce, 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere önceki verilen kararla bağlı olmaksızın gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için HMK'nın 355/1.m.2.cümle hükmü resen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>2-Kaldırma nedenine göre istinafa gelen tarafların diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.<br>HÜKÜM\t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;<br> Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/750 Esas 2022/1052 Karar sayılı 09/11/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA<br>2-HMK 'nın 355.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf  karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE,<br>4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran  vekiline vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,<br>6-Kararın tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yapılmasına,  <br>HMK'nin 353/1.a.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/06/2025 tarihinde kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. \t\t\t\t<br> <br>Başkan...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Üye...<br> e-imzalıdır<br> <br>Katip...<br>e-imzalıdır <br><br>NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\"   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e012814e04a72692","SID":"064ae9c2d3e22dba"}}