{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ....<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: .... 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t:....<br>KARAR TARİHİ\t: 03/03/2020<br><br>DAVACI\t: ... (...)\t  <br>VEKİLİ\t: Av. ......<br>DAVALI\t: ...<br>\t  ...<br>VEKİLİ\t: Av. ....<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit<br>KARAR TARİHİ\t: 02/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 03/10/2023<br><br>Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili, .... 11. İcra Müdürlüğünün ..../.... Esas sayılı dosyasında diğer borçlulara kefil sıfatı ile müştereken borçlu olarak müvekkili aleyhine takip başlatıldığını, icra dosyasına konu senetteki kefil imzasının babası Cevap Alpay tarafından .... 13. Noterliğinin 23/02/2006 tarih ve .... yevmiye nolu vekaletnamesine istinaden atıldığını, babasının vekalette yetkisi olmadığı halde kefaleten imza attığını bu nedenle müvekkilinin takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin .... 11. İcra Müdürlüğünün ..../.... Esas sayılı dosyasında davalı kooperatife borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, kredi borçlusu .... .... ... .... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi Kefalet Kooperatifinin kefaletiyle .... Bankasından 22/05/2006 tarihinde 25.000 TL bedelli kredi çektiğini ancak kredi borcunun ödenmediğini,  davacı adına krediyi müteselsil kefil-borçlu sıfatıyla babası .... .... .... 13. Noterliğine ait 23/02/2006 tarih, .... yevmiye nolu vekaletname ile imzaladığını, davacının kefaletinin devam ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacı adına vekili tarafından, dava dışı kişinin .... Esnaf Kredi Kooperatifliğinden kullandığı krediye ilişkin sözleşmenin kefil olarak imzalandığını, dava konusu sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte olan mülga Borçlar Kanun'un 388/3 madde ile TBK'nın  504/3 madde hükmünce kefalet için özel olarak yetki verilmedikçe vekilin kefalet akdi imzalayamayacağı, davacının, babası .... .... verdiği .... 13. Noterliği, 23/02/2006 tarih ve .... sayılı vekaletname incelendiğinde davacının kendi adına çekilecek kredilere ilişkin kefalet yetkisi verildiği, dava konusu kredi sözleşmesinin ise dava dışı kişinin kullanacağı krediye ilişkin olduğu dolayısıyla bu konuda vekilin özel bir yetkisinden bahsedilemeyeceği bu hali ile dava konusu kefaletnamenin geçersiz olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının davalıya .... 11. İcra Müdürlüğünün ..../.... Esas sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davalı vekili, ... adına krediyi müteselsil kefil-borçlu   sıfatıyla babası .... .... .... 13.Noterliğine ait 23/02/2006 tarih ve .... yevmiye no vekaletnamesi ile imzaladığını, vekaletnamede ...'ın .... Kefalet Kooperatiflerinden hem kendi adına kredi çekmek için hem de başkası adına çekilen bir krediye müteselsil kefil-borçlu olunması için açıkça yetki verdiğini, dolayısıyla dava konusu kredide müteselsil kefalet ilişkisinin gerçekleştiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, kefalet sözleşmesine istinaden başlatılan icra takibi nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.<br>Davacı taraf, kefalet sözleşmesinin vekaleten akdedildiğini ancak vekaletname uyarınca vekilin kefalet sözleşmesi akdetmeye yetkisinin bulunmadığını, bu nedenle kefil olarak borçlu olmadığını ileri sürmektedir. <br>İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş olup karara karşı yasal süresi içerisinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>Uyuşmazlık, vekile verilen vekaletname uyarınca vekilin kefalet sözleşmesi akdetmeye yetkisinin bulunup bulunmadığı ve bu suretle davacı adına vekaleten akdedilen kefalet sözlemesi nedeniyle davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>Vekaletin verildiği tarihte yürürlükte bulunan ve somut olaya uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 388. maddesinde vekaletin kapsamı düzenlenmiştir. Maddenin 1. fıkrasına göre, vekaletin kapsamı sözleşme ile açıkça tespit edilmemişse ilişkin olduğu işin mahiyetine göre tayin edilir. İşin niteliği, işgörme ile erişilmek istenilen amaç, olayın özellikleri, bu konudaki teamüller vekilin neler yapması ve nelerden kaçınması gerektiğini belli eder.<br>818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 388/3. maddesine göre de, vekil özel olarak yetkili kılınmadıkça, dava açamaz, sulh olamaz, tahkim sözleşmesi yapamaz, mal bağışlayamaz, bir taşınmaz mülkiyetini devredemez ve haklarla takyit edemez, kambiyo senetleri düzenleyemez. Böylece, kendisine,  bazı  işlemleri  yapabilmesi  için  özel  yetki  alması   gerektiği (olmadıkça yapamayacağı) hususu anılan madde ile öngörülmüş olup vekaletin kapsamına yasal bir sınırlama getirmiş bulunmaktadır. Bu sınırlama iyiniyetli üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. <br>Her ne kadar 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 504/3. maddesinde vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça kefil olamayacağı düzenlenmiş ise de vekaletin verildiği tarihte  818 sayılı Borçlar Kanunu yürürlükte olup  6101 sayılı Kanunun 1.maddesi uyarınca somut olaya 818 sayılı BK'nın uygulanması gerekmektedir. <br> 818 sayılı BK'nın 388/3.maddesinde vekilin özel yetki bulunmaması hallerinde hiç yapamayacağı iş ve işlemler sayılmış, bu anlamda kefalet akdi kurulması için –kural olarak- vekile özel bir yetki verilmesine gerek olmadığı halde, vekaletin kapsamının açıkça belirgin olduğu hallerde vekaletin kapsamının değerlendirilmesi ve vekaletnamede belirtilmeyen hususlarda özel yetki verilmesi gerekip gerekmediğinin yasa koyucunun 818 sayılı BK'nın 388/1.maddesi ile çizdiği sınırlarda her somut olay bakımından ele alınması gerekmektedir (Yargıtay 11. HD.nin 2010/9069 E., 2010/8312 K. Sayılı ilamı).<br>Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafından Bursa 13. Noterliğinin 23/02/2006 tarih ve 5768 yevmiye nolu düzenleneme şeklindeki vekaletnamesi ile dava dışı Cevat Alpay’a banka ve tapu dairesinde bir kısım işlemler yapması hususunda yetkiler içeren vekalet verildiği, Cevat Alpay'ın bu vekaletnameye istinaden  dava dışı Burak Dede'nin kullandığı krediye davacı adına vekaleten kefil olduğu hususunda uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, vekilin sözleşmeyi davacı adına vekaleten kefil sıfatı ile imzalayıp imzalamayacağı ve bu kefaletin geçerli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>Dava konu vekaletnamelerin içeriği incelendiğinde, vekaletnamenin  krediler  bölümünde  vekalet veren davacı tarafından vekile ''kredi  taahhütnamesi   borç  ve   kefalet   senedi   taahhütnamesi   imzaya, bankalara, şahıslara, şirketlere ve resmi dairelere karşı borç  doğuran   akitleri   imzalamaya'' yetki verildiği, yine vekaletnamenin bilimum bankalardan para çekme bölümünde ''bilimum finans kurumları, resmi  ve özel bankalarda her ne nam altında olursa olsun açılmış veya açılacak olan her türlü hesaplarından dilediği miktarda para çekmeye...veya esnaf ve kefalet kooperatiflerinden kredi talebinde bulunmaya, verilen krediler karşılığında imzalanmış gerekli her türlü taahhütnameyi, kefaletname, rehin senedi tanzim ve imzalamaya '' yetki verildiği anlaşılmaktadır. Görüldüğü üzere, davacı tarafından verilen vekaletnamede vekile çok geniş yetkiler verilmiş olup açıkça vekile, vekalet veren adına ve başkası adına çekilmiş krediler için borçlandırma yetkisi de verilmiştir. <br>Bu itibarla, davaya konu kefalet sözleşmesinde vekilin davacı adına kefil sıfatı ile imza atması için 818 sayılı BK’nın 388. maddesine göre özel bir yetki verilmesi gerektiğinden söz edilemeyeceğinden davacının vekaleten kurulan kefaletten sorumlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken mahkemece, davalı ile yapılan kredi sözleşmesindeki kefaletin davacı adına geçerli olduğunun kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.<br>Öte yandan davacı vekilince dava açılmadan önce Bursa Arabuluculuk Bürosunun 2019/3418 nolu dosyası ile arabulucuya başvurulduğu anlaşılmıştır. Menfi tespit davası, dava tarihi itibariyle zorunlu arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda davacının, dava konusu uyuşmazlık dava şartı olan arabuluculuk kapsamında kalmadığı halde arabulucuk bürosuna başvuru yaptığı ve arabuluculuk dosyasında arabuluculuk ücreti olarak 1.320,00 TL'nin suç üstü ödeneğinden karşılanarak arabulucuya ödenmiş olduğu da anlaşılmaktadır. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Bu nedenle Devlet tarafından ödenen arabuluculuk ücretine, zorunlu olmadığı ve gerekmediği halde arabulucuya başvurmak suretiyle davacı tarafın sebep olduğu gözetilerek, bu ücretin re'sen davacıdan alınmasına karar verilmesi gerekirken bu konuda karar verilmemesi de hatalı görülmüştür (Nitekim Yargıtay 3. HD'nin 28/02/2022 tarihli ve 2022/501 E., 2022/1576 K. sayılı kararında, arabuluculuğun zorunlu olmadığı durumlarda, davacı tarafça zorunlu olmamasına rağmen arabuluculuk başvurusunda bulunulması halinde Adalet Bakanlığınca suç üstünden yapılan ödemenin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı içtihat edilmiştir). <br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve kamu düzeni ile ilgili olarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-2 hükmü uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde yeninden hüküm tesis edilmiştir.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararının KALDIRILMASINA, 6100 sayılı HMK m. 353/1-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre;<br>1-) Davanın REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  269,85 TL karar harcının davacı tarafça yatırılan 485,45 TL peşin harçtan mahsubu ile  bakiye 215,60 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine, <br>3-) Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-) .... Arabuluculuk Bürosunun ..../....418 büro ve ..../.... arabuluculuk numaralı dosyasında arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin ilk derece mahkemesince icrasına, <br>5-) Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 17.900 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilemesine,<br>6-) Taraflarca yatırılan gider/delil avansından kullanılmayarak arta kalan kısmın kararın kesinleşmesine müteakiben ve talebi halinde taraflara iadesine,<br><br>II-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde ilk derece mahkemesince istinaf kanun yoluna başvuran davalıya iadesine,<br>III-) Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 148,60 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>IV-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>V-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, <br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle  kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.  02/10/2023<br><br>\t\t\t\t<br>....<br>Başkan<br>...<br>e-imzalı <br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Üye<br>...<br> e-imzalı<br>...<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br>  <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"61417f656538ebed","SID":"f9c6f19341e02683"}}