{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/870 <br>KARAR NO: 2025/978<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/12/2024<br>NUMARASI: 2024/235  E. - 2024/935  K.<br>DAVANIN KONUSU: Şirket hisse satışının iptali<br>Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin amcası olan ...'in ... Holding AŞ'nin hissedarı olduğunu, 25.01.2023 tarihinde vefat ettiğini,  ...'in vefat ettikten sonra müvekkili tarafından yapılan araştırmalarda hissedarı olduğu ... Holding'in de icra dosyalarında borçlu olarak yer aldığını gördüğünü, bu icra dosyalarında yapılan incelemelerde ... Holding'in ...'in imzası taklit edilmek suretiyle borçlandırıldığının anlaşıldığını, davaya konu hisselerin satışının ...'in yatalak hasta olduğu ve tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir dönemde yapıldığını, bu işlemler için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, 09/05/2022 tarihinde ... tarafından davalılara yapılan %2,2 ... Holding AŞ hissesinin satış işleminin iptalini, bu hisselerin ... adına tescili ve bu hisseler karşılığı davalıların aldığı temettü-kâr paylarının da aynı şekilde  faizi ile birlikte  ... terekesine iadesine karar verilmesini ve bu hisseler karşılığı davalıların aldığı temettü-kâr paylarının da aynı şekilde faizi ile birlikte ... terekesine iadesine karar verilmesini, bu hisselerin işbu dava nedeniyle tekrar üçüncü kişi veya kişilere devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararının verilmesini, tedbir kararının ... Holding AŞ'ye bildirilmesine, davanın ... Holding AŞ'ye ihbarına, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; ... tarafından müvekkillerine yapılan ... Holding AŞ hissesinin satışının iptali ile ... adına tescil edilmesi, bu hisseler karşılığı müvekkillerinin aldığı temettü kâr paylarının da aynı şekilde faizi ile birlikte ... terekesine iadesinin ve bu hisselerin tekrar üçüncü kişi veya kişilere devrinin önlenmesi içinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin talep edildiğini, ileri sürülen dava konusu taleplerin gerek usulü gerekse de esasa ilişkin muhtelif sebeplerden ötürü tümden reddinin gerektiğini, davalı tarafın dava konusu değere ilişkin dava harcını ikmal etmediğini, huzurdaki davada davacı tarafın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın esasa girilmeksizin reddine karar verilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava konusu taleplerin tereke adına ileri sürüldüğünden, davacının iddialarının kabulü halinde dahi tüm mirasçıların külli halef sıfatıyla davaya katılımının sağlanması ya da muvafakatlerinin alınmasının gerektiğini, dava dilekçesine konu ve netice-i talep kısmında dava konusu hisselerin satış tarihi ile hisse oranının hatalı belirtildiğini, dava konusu hisse satış işleminin ...'in tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir dönemde yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeğe aykırı olduğunu, bu yönde ortaya atılan iddiaların hiçbir mesnedinin bulunmadığını, dava dışı ... Holding AŞ'ne ilişkin iddiaların huzurdaki dava ile bir ilgisinin bulunmadığını, dava konusu hisse bedellerinin hiç veya gerçek karşılığının ödenmediği yönündeki davacı iddialarının gerçeği yansıtmadığının dilekçe ekinde sunul belgeler ile sabit olduğunu, yasal şartları oluşmayan ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin mahkememizin ara kararının yerinde olduğunu, bu sebeplerle usulü itirazları doğrultusunda  dava konusu değerin en az 79.994.000,00 TL olarak kabulü ile bu değer üzerinden hesaplanacak eksik harcın ikmali hususunda davacı tarafa kesin süre verilmesine, kesin süre içerisinde eksik harcın yatırılmaması halinde dosyanın işlemden kaldırılmasına, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından davanın husumet yokluğu sebebiyle reddine, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının iddialarının kabulü halinde mirasçı olduğu iddia edilen diğer kişilerin de külli halef sıfatıyla davaya katılımının sağlanması ya da muvafakatlerinin alınması yönünde davacı tarafa kesin süre verilmesine, işbu hususunun yerine getirilmemesi halinde ise dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine, esas açıdan da haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"... Mustafakemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesi'nin,2023/261 Esas ve 2023/183 Karar sayılı dosyasından verilen veraset ilamında; 25.01.2023 tarihinde vefat eden muris ...'in geride kalan mirasçılarının kızı ... ve diğer kızı ... olduğu; murisin başka mirasçısının bulunmadığı açıkça tespit edilmiştir. İlgili ilamdan  görüleceği üzere, davacının murisi ...'ten kaynaklı herhangi bir mirasçılık sıfatı bulunmamaktadır. Resmi bir belge olan kesin delil niteliğindeki veraset ilamına karşılık, davacı taraf, dava dışı şahısların mirasçılık sıfatlarının olmadığına dair ikame edilen birtakım davalar olduğunu, bu nedenle huzurdaki davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunduğunu ileri sürse de, dava şartı olan hukuki yararın, Yasa gereği davanın açıldığı tarihte mevcut olması, başka bir ifadeyle dava tarihindeki verilere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu nedenle mevcut deliller kapsamında muris ...'in mirasçısı olmadığı sabit olan ve dolayısıyla huzurdaki dava bakımından aktif husumet ehliyeti bulunmayan davacı tarafından açılan davanın, HMK md. 114/1-d uyarınca aktif husumet yokluğundan  reddine dair...\" gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-d uyarınca aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, karar  verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yargılama neticesinde davanın kabulü gerekir iken reddine karar verildiğini, taraflarından ikame olunan davada 09.05.2022 tarihinde ... tarafından davalılara yapılan %2,2 ... Holding AŞ hissesinin satış işleminin iptali ve ... adına tescili ile bu hisseler karşılığı davalıların aldığı temettü -  kar paylarınında faizi ile birlikte ... terekesine iadesinin talep edildiğini, adı geçen murisin yaklaşık 100 yaşında vefat ettiğini, hayatın son dönemini hastalık ve yaşlılığın getirdiği sıkıntılarla geçirdiğini, yatalak hasta olduğu ve tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir dönemde yapılan aynı dönem içerisinde imzasının taklit edilmek suretiyle hissedarı ve yöneticisi olduğu ... Holding AŞ'nin borçlandırıldığını, bu işlemler içinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, satış işleminin murisin gerçek iradesini yansıtmadığını, satıştan gelecek paraya ihtiyacı olmadığı gibi kayıtlar celp edildiğinde hisse bedellerinin hiç veya gerçek bedellerinin ödenmediğinin anlaşılacağının ifade edildiğini, vefat sonrasında yapılan inceleme sırasında imzasının taklit edilmek suretiyle borçlandırıldığının anlaşıldığını, müvekkilinin dava açmakta hukuki yararının bulunduğunu, ...'in mirasçısı olarak her ne kadar ... ve ... görünür olsa da müvekkili tarafından adı geçen kişileri mirasçılık sıfatlarının olmadığına dair birden fazla davanın açıldığını, davaların halen derdest olduğunu, mahkemeler neticesinde mirasçılık sıfatı iptal edildiğinde müvekkilinin yasal mirasçılarından biri haline geleceğini, yargılama sonucunda mahkemenin ...'in mirasçısı olmadığının sabit olduğu gerekçesiyle davanın aktif husumet yokluğundan reddedildiğini, belirtildiği üzere mirasçıların mirasçılık sıfatının iptali sebebiyle davalar açıldığını, en azından bu davaların sonucunun beklenip başka bir ifade bekletici mesele yapılıp  karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğu nedeniyle verilen ret kararının telafisi zor ve imkansız sonuçlara neden olacağını iddia ederek, istinaf incelemesi esasına geçilmeden davaya konu hisseler üzerine tedbir kararı konulmasını ve kuvvetle muhtemel mirasçılığın iptaline karar verileceğini iddia ederek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, anonim şirket hisse satış işleminin iptali ile muris ... adına tescili ve hisseler karşılığı alınan temettü -  kâr paylarının faizi ile birlikte murisin terekesine iadesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, dava dışı hisse devir işlemini gerçekleştiren ve 25.01.2023 tarihinde vefat eden ...'in davacının amcası olduğu, Mustafakemalpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/261 Esas, 2023/183 Karar ve 09.02.2023 tarihli kararına göre muris ...'in dul olarak vefat ettiği ve geriye kız evlatları ... ve ...'ın kaldığı, davacı tarafça dava dışı mirasçıların mirasçılık haklarının iptali nedeniyle İstanbul Asliye Hukuk Mahkemelerine ve Aile Mahkemesine davalar açtığı, davaların derdest olduğu konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının muris adına iş bu davayı açmak bakımından aktif dava ehliyetinin yani davacı sıfatının olup olmadığı ve mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. TMK'nın 495. maddesinde yasal mirasçılar düzenlenmiştir. Davacının dava tarihi itibariyle ölenin mirasçıları arasında yer almadığı tartışmasızdır. TMK'nın 599/1. maddesinde mirasçıların miras bırakanın ölümü ile mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanacakları düzenlenmiştir. Maddenin 2. fıkrasında, kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere mirasçıların miras bırakanın ayni haklarını, alacaklarını, diğer mal varlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanacakları ve miras bırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olacaklarına yer verilmiştir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine aittir. HMK'nın 165/1. maddesinde bir davada hüküm verilebilmesi, başka bir davada idari makamın tespitine yahut dava konusu ile ilgili bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığına, kısmen veya tamamen bağlı ise mahkemece o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamanın bekletilebileceği belirtilmiştir. Somut davada, davacı tarafça dava dışı mirasçılar aleyhine, mirasçılık sıfatlarının olmadığına dair İstanbul 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/109  Esas, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/237 Esas, İstanbul 34. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/313 Esas ve İstanbul 16. Aile Mahkemesinin 2024/238 Esas sayılı dosyalarında davalar açtığını ve davaların halen derdest olduğunu belirtmiştir. Davacının belirtmiş olduğu dava dosyaları getirtilerek davaların niteliği değerlendirilmek suretiyle HMK'nın 165. maddesi kapsamında bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, deliller değerlendirilmeden yetersiz inceleme ve değerlendirme sonucunda verilen karar usul ve yasaya uygun görülmemiştir. Ayrıca, davacı sıfatını ifade etmek üzere Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilen aktif dava ehliyeti, HMK'nın 114/d maddesinde düzenlenen taraf ve dava ehliyetinden farklıdır. Mahkemece davacı sıfatını ifade eden aktif dava ehliyetiyle dava şartı olan taraf ve dava ehliyetlerinin karıştırılarak hüküm kurulması da kanuna aykırı olmuştur.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, işin esası incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. <br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi. 03.06.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2a5ce5afa68568fc","SID":"90a95f88d26635a5"}}