{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/921 <br>KARAR NO: 2025/1025<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/02/2025<br>NUMARASI: 2024/631 2025/110<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki alacak davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;  müvekkili şirketin 11.09.2023 tarihinde davalı şirketten 0 km 2023 Model ... marka bir araç satın aldığını, aracın 12.09.2023 tarihinde müvekkiline teslim edildiğini, söz konusu aracın müvekkili şirkete tesliminden sonra araç torpidosunda çizikler ve yırtıkların olduğunu, bu hususta davalı şirket ile iletişime geçilmiş ise de bir sonuç alınamadığını, söz konusu ayıba ilişkin müvekkili şirket tarafından 15.09.2023 tarihinde Gaziosmanpaşa ... Noterliği ... yevmiye numarası ile \"aracın misli ile değişimi talepli\" ihtarname gönderildiğini, ancak gönderilen ihtarnameye rağmen yine davalıdan herhangi bir sonuç alınamadığını, satılan malın ayıplı olduğunu, dava konusu aracın torpidosunda yırtık ve çiziklerin olması maldaki ayıbı gösterdiğini, malın ayıplı olması halinde satıcının ayıptan sorumlu olması sebebiyle alıcının birtakım seçimlik haklarının olduğunu, müvekkili adına  ayıp oranında satış bedelinden indirim yapılmasını talep ettiklerini ileri sürerek,  şimdilik 100 TL olmak üzere, bilirkişi hesaplaması sonucu araç bedeli üzerinden ayıp oranında indirilecek miktarın davalıdan avans faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; davacı tarafın dava dilekçesindeki beyan ve iddialarının gerçek dışı olduğunu, kabulü mümkün olmadığını, davacının davayı daha önce (10.11.2023) Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/1062 esas 2024/603 karar sayılı dosyasında \"misli ile değişim veya satış bedelinden indirim yapılması\" talepli olarak açtığını, mahkemece eksik harcın tamamlanması aksi halde dosyanın işlemden kaldırılacağı davacıya bildirildiğini, davacı süresi içerisinde eksik harcı tamamlamadığından mahkemece dosya işlemden kaldırılmasına karar verildiğini, malın ayıplı olması durumunda tüketicinin seçimlik haklarının düzenlendiğini, tüketicinin seçimlik haklarını tek yanlı ve varması gereken bir irade açıklamasıyla kullanmasının gerektiğini, davacı Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açmış olduğu davada \"misli ile değişim ve satış bedelinde indirim\" seçimlik haklarını kullanmış olduğunu,  eldeki davanın usulden reddinin gerektiğini, davaya konu olayda davacının aracı 11.09.2023 tarihinde satın aldığını, ayıp ihbarının ise 15.09.2023 tarihinde müvekkili şirkete tebliğ edilen Gaziosmanpaşa ... Noterliğinin ... yevmiye nolu ihtarı ile yani kanunun öngördüğü  2 günlük azami ayıp bildirim süresi geçtikten sonra yaptığını, anılan ihtarnameye Beşiktaş ... Noterliği’nin 20.09.2023 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile cevap verildiğini, ihtara konu tüm talep ve iddiaların reddedildiğini, davacının beyanından araç torpidosunda var olduğunu iddia ettiği çiziği yani “açık ayıbı” 12.09.2023 tarihinde öğrendiğini, yasaya göre açık ayıplar işin kabulü anında, gizli ayıplar ortaya çıktığında vakıf olur olmaz bildirilmesinin zorunlu olduğunu, aksi halde ayıptan ötürü başvuru hakkının düştüğünü, davacı ise ayıp ihbarını teslimden 3 gün sonra yani yasal ihbar bildirim süresini geçirdikten sonra 15.09.2023 tarihinde yaptığını, davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere müvekkili şirketin ... Sat.  AŞ'nin yetkili bayisi olduğunu, davaya konu olayda müvekkili şirkete atfedilebilecek herhangi bir kusur ve yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı iddialarının kabulü anlamına da gelmemesi kaydı ve şartı ile üretici firmanın borçları ve sorumluluklarından dolayı da müvekkil şirkete husumet yöneltilemeyeceğini, bu nedenle müvekkili şirket açısından davanın  husumet yokluğundan reddini talep ettiğini, ayrıca müvekkili şirketin yetkili bayii olması nedeniyle distribütör firma olan, ... Satış AŞ'ye davanın ihbar edilmesini talep ettiklerini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının aracı teslim alırken imzalamış olduğu 12.09.2023 tarihli \"... Araç Teslim ve Garanti Başlangıç Belgesi\"nde,  açıkça yazılı olup bu belge ile de davacı taraf aracı ayıpsız olarak aldığını kabul ettiğini, dolayısıyla davacının ayıp ihbarında bulunmasının mümkün olmadığını,  söz konusu çiziğin davacı kullanımından kaynaklandığını, davacı tarafın huzurda görülen davaya neden olduğunu iddia ettiği olayda basiretli tacir gibi davranmadığını, davanın bu yönüyle de iyi niyetli olmadığını, savunarak, davanın reddini istemiştir. İhbar olunan vekili, savunmasında özetle; davacının 11.09.2023 tarihinde davalı şirketten  0 km 2023 model araç satın aldığını, aracın 12.09.2023 tarihinde teslim edildiğini, aracın tesliminden sonra torpidoda çizikler ve yırtıklar olduğunun tespit edildiğini, ayıp oranında bedel indirimini talep ettiğini,  davalı taraf, davanın müvekkil şirkete ihbarını talep ettiğini, dava konusu araçta üretim kaynaklı herhangi bir problem olmaması nedeniyle davacının talepleri haksız ve hukuka aykırı olduğunu, tüm taleplerin reddi gerektiğini, davacı daha önce Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1062 Esas, 2024/603 K. sayılı dosyasını ikame ettiğini, aracın misli ile değişim talep ettiğini, mahkemece eksik harcın tamamlanmaması nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığını, söz konusu kararın kesinleştiğini, dava dilekçesinde aracın 12.09.2023 tarihinde teslim alındığının belirtildiğini, huzurdaki davanın ise aracın teslim alınmasından uzun bir süre geçtikten sonra ikame edildiğini, araç torpidosunda var olduğu iddia edilen çiziğin ancak açık ayıp olarak değerlendirilebileceğini, davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi  gerektiğini, dava konusu aracın son teknoloji ürünü olduğunu, son derece modern tesislerde yüksek kalite standartları ile üretildiğini, bu nedenle araçta üretim kaynaklı kusur olmasının mümkün olmadığını, davacının aracının üretimden kaynaklı ayıplı olarak kendisine satıldığı iddiasını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olay bakımından, davacı tarafın Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1062 Esas, 2024/603 K. dosyadında TBK m.227'de sayılan seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını halihazırda kullanmış olup,  seçimlik hakkından 1 tanesini kullanmış ve tüketmiş olmasına rağmen bu kez mahkememizde 2. seçimlik hakkını kullanmak istediğinden bahisle ayıp oranında indirim talepli dava açılmıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre de yasanın alıcıya tanıdığı seçimlik hakların bozucu nitelikli inşai haklardan olup kullanılmakla son bulduğundan bundan rücu edilemeyeceği, seçimlik hakkının bir tanesinin seçilmesi anlamına geldiği ve seçimlik haklardan birisi kullanılınca diğer seçimlik haklarının kullanılamayacağı sabittir. Her ne kadar davacı tarafça  Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1062 Esas, 2024/603 Karar sayılı dosyada davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden bahisle bu iradenin kullanılmış sayılamayacağı iddia edilmiş ise de, yukarıda da bahsedildiği gibi önceki davanın açılmamış sayılması durumu maddi hukuka ilişkin olarak seçimlik hakkın kullanılmasına dair bozucu inşai hak olup bir kez kullanılması halinde, sonradan bu seçimden dönülmesi ve başka bir seçimde bulunulabilmesi mümkün olmadığından davacının iş bu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından bahisle açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.\"  gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, karar verilmiştir.  Bu karara karşı, davacı vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekilleri, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmamış sayıldığında, ortada kullanılan bir seçimlik haktan da bahsedilemeyeceğini, Yargıtay içtihatlarına göre de davanın açılmamış sayılması halinde seçimlik hakkın kullanılmış olduğunun ileri sürülemeyeceğini, seçimlik hakların kullanımı bozucu yenilik doğurucu hak niteliğinde olup ancak açık bir irade beyanıyla kullanılabileceğini,  fakat davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğinden müvekkilinin seçimlik hakkını kullanmış olduğundan söz edilemeyeceğini,  davanın esasına girilmeden ret kararı verilmesinin, adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, davacının hukuki yararının açıkça bulunduğunu, zira müvekkilinin, dava konusu ayıplı mal nedeniyle zarara uğradığını, zararını giderebilmek adına tüketici haklarından birini kullandığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre; hukuki yarar yokluğu nedeniyle ret kararının, ancak davanın gereksiz veya hukuki dayanağının açıkça yokluğu halinde verilebileceğini, somut olayda, tüketici müvekkilinin ayıplı mala ilişkin talebinin hala geçerli olduğundan hukuki yararının bulunduğunu,  davanın açılmamış sayılmasının, davacının seçimlik hakkını kullanmış olduğu anlamına gelmediğini, davanın açılmamış sayılmasının, davanın usulden düşmesi anlamına geldiğini, bu durumun maddi hukuka ilişkin sonuçlar doğurmadığını, Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre; seçimlik hakların kullanılması, ancak davanın esasına girilerek karar verilmesi durumunda söz konusu olacağını,  davanın harç eksikliği gibi usuli bir nedenle açılmamış sayıldığında, davacının seçimlik hakkını kullanmış olduğu ifadesinin kabul edilemeyeceğini, Yargıtay uygulaması bağlamında, mahkemenin \"hukuki yarar yokluğu\" gerekçesiyle ret kararının hatalı olduğunu,  davacının \"seçimlik hakkını kullandığı\" çıkarımının hatalı olduğunu,   seçimlik hakların, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir kez kullanıldığında diğer hakların kullanımı mümkün olmadığını, ancak, davanın harç eksikliği nedeniyle açılmamış sayılması, davacının seçimlik hakkını kullanmış olduğu anlamına gelmeyeceğini, davanın usulden düşmesinin maddi hukuka ilişkin sonuçlar doğurmayacağını,  bu nedenle, davacının seçimlik hakkını kullanmış olduğunun kabul edilemeyeceğini, davalıya husumet yöneltilemeyeceği tespitinin de hatalı olduğunu, gerekçeli kararın, mahkemenin kendisiyle çeliştiği ifadelerden oluştuğunu, mahkemenin gerekçeli kararında delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe kısmında sayfa 4'te yer alan: \"Bir başka ifade ile davanın açılmamış sayılması halinde maddi hukuka ilişkin bazı sonuçlar, daha sonra yeni bir dava açılması halinde tamamen ortadan kalkmamakta, ancak usule ilişkin sonuçların tümü ortadan kalkmaktadır.\" ifadesi ile davanın açılmamış sayılması halinde usule ilişkin tüm sonuçların ortadan kalkacağını kendisi de kabul ederken   istinafa konu eldeki davada usulden ret kararı verildiğini,  buradan açıkça görüleceği üzere mahkeme kendisiyle çelişmekte olup usulden ret kararına mantıklı ve hukuka uygun bir gerekçe sunamadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, TBK'nın 227.maddesi uyarınca, satıma konu aracın ayıplı olduğu iddiasına dayalı  ayıp oranında satım bedelinin  indirilmesi  ve bu bedelin tahsili  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalıdan 11.09.2023 tarihinde sıfır km olarak satın aldığı aracı 12.09.2023 tarihinde  teslim aldığını,  teslimden sonra aracın torpidosunda çizikler ve yırtıklar olduğunu tespit ettiğini,  davalıya 15.09.2023 tarihli ihtarname ile bu durumun bildirildiğini ve aracın değiştirilmesini talep ettiğini, ancak davalının talebi yerine getirmediğini ile ileri sürerek, ayıp oranında satım bedelinden indirim yapılarak bunun tahsili için eldeki belirsiz alacak davasını açmıştır. Davalı ise, kendisine husumet yöneltilemeyeceğini,  ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, araçta ayıp bulunmadığını, davacının daha önce Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1062 Esas, 2024/603 Karar sayılı dava dosyası ile misli ile değişim, olmadığı takdirde satış bedelinden indirim talepli dava açtığını, bu davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini,  davacının bu davada seçimlik haklarını kullandığını, bu sebeple eldeki davanın usulden reddi gerektiğini savunmuştur. Uyuşmazlık, davacının daha önce açtığı ve açılmamış sayılmasına karar verilen davada   misli ile değişim, olmadığı takdirde satış bedelinden indirim talep edilmesi seklindeki seçimlik hakkını kullanması sonrasında eldeki davada satış bedelinden indirim yapılması seçimlik hakkını kullanıp kullanamayacağı,  hukuki yararı oup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, davacının Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/1062 Esas, 2024/603 Karar sayılı dosyasında TBK m.227'de sayılan seçimlik haklarından ücretsiz onarım hakkını halihazırda kullandığı, seçimlik hakkından 1 tanesini kullandığı,  tüketmiş olmasına rağmen bu kez  eldeki davada 2.  seçimlik hakkını kullanmak isteyerek  ayıp oranında indirim talepli dava açıldığı,  Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, yasanın alıcıya tanıdığı seçimlik hakların bozucu nitelikli inşai haklardan olduğu, kullanılmakla son bulduğu, bundan rücu edilemeyeceği, seçimlik hakkının bir tanesinin seçilmesi anlamına geldiği ve seçimlik haklardan birisi kullanılınca diğer seçimlik haklarının kullanılamayacağı, davacının bu davacı açmakta hukuki yararı bulunmadığı  gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Somut olayda davacının, Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/1062 Esas sayılı dosyası  ile 09.112023 tarihinde aynı araca ilişkin olarak ayıp nedeniyle aracın misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde satış bedelinden indirim yapılması ve bu bedelin tahsiline karar verilmesi  talepli olarak dava açtığı,  mahkemenin 27.08.2024 tarihli ve 2024/603 Karar sayılı kararı ile davacının süresi içinde eksik harcı ikmal etmediğinden dosyanın işlemden kaldırılması ve üç ay içinde yenilenmemesi  sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği anlaşılmakta olup karar davacı yanca istinaf edilmiştir. Öncelikle davacı, açılmamış sayılan davada terditli talepte bulunmuş olup eldeki davada terditli olarak ileri sürdüğü ikinci talebi olan ayıp oranında bedelden indirim isteminde bulunmuş ve bu konuda da esas ilişkin bir karar verilmemiş olduğundan eldeki davada bu yönden talepte bulunmasına engel bir durum bulunmamaktadır. Öte yandan, davanın açılmamış sayılması kararı usule ilişkin nihai bir karar olup davanın açılmamış sayılması kararıyla, dava ile doğan sonuçlar ortadan kalkar. Yeniden harç verilerek  açılan yeni dava eski davanın açılması ile doğmuş olan sonuçlar devam etmez. Bu husus HMK’nın 150/7 maddesinde '' Hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır'' düzenlemesi ile ifade edilmiştir.  Davanın açılması ile doğmuş olan derdestlik  durumu davanın açılmamış sayılması ile meydana gelen zamanaşımı kesilmesi, davanın açılmamış sayılması ile hükümsüz hâle gelir.  Davanın açılmamış sayılması ile dava açılması ile meydana gelen hak düşürücü sürenin korunması sonucu da hükümsüz hâle gelir. Başka bir anlatımla, davanın açılmamış sayılması, bu konuda herhangi bir davanın bulunmadığı anlamına gelir. Bu sebeple daha önce açılan fakat HMK'nın 150/5 maddesi hükmü uyarınca açılmamış sayılan dava dolayısıyla daha önce ortaya çıkmış bulunan sonuçlar  açılacak olan ikinci dava bakımından kesinlikle dikkate alınmaz. Zira hangi sebeple olursa olsun açılmamış sayılan davadaki talep dahi vaki olmamış sayılır. (HMK'nın 150/7). Bu sebeple açılmamış sayılan davada dava dilekçesinde seçimlik hakkın ileri sürülmüş olması  sonradan açılan/açılacak dava  bakımından, somut olayda da eldeki dava bakımından etki meydana getirmez. Maddi hukuk bakımından da bu durum aynen geçerlidir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşıldığından, ilk  derece mahkemesi kararının kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı  veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek kararla birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair;HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve  kesin olarak karar verildi.12.06.2025<br>KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a hükmü uyarınca karar kesindir. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1f6eaeb8767637b8","SID":"74f221d61f593233"}}