{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ...<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t:... Esas, ...Karar<br>KARAR TARİHİ\t: 28/04/2021<br><br>DAVACI\t:...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>....<br>DAVALI\t: ...<br>...<br>VEKİLİ\t: Av. ...<br>...<br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 31/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 31/10/2024<br><br>Davacı ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili,  davacı şirket ile davalı arasında uzun yıllardır süregelen emtia satımına dayalı ticari münasebetin söz konusu olduğunu, davalının bakiye 62.666,58 USD borcunu ödememesi üzerine Bursa 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının takibe haksız itiraz ettiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili, taraflar arasında kur farkı sözleşmesi veya bu yönde bir uygulamanın bulunmadığını, müvekkiline satılan mallar karşılığında son faturanın 06/07/2015 tarihinde kesildiğini, ticari ilişki sona erdikten sonra 31/11/2017 tarihinde kur farkı faturasının düzenlendiğini,  ödemelerin çek ile yapıldığını, müvekkilinin borcu bulunmadığını savunarak davanın reddi ile tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>           <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde, takibe konu alacak tutarının 62.666,58 USD olduğu, davacının dava dilekçesinde bu alacağın ticari ilişkiden kaynaklandığını ifade ettiği ancak temel nedenine ilişkin net bir nitelendirme yapmadığı, davalı tarafın borca karşılık kur farkı dolayısıyla alacak talep edilemeyeceğine ilişkin savunmaları karşısında davacı tarafın cevaba cevap dilekçelerinde ticari ilişki kapsamında kur farkı istenebileceğine yönelik savunmalarda bulunarak dava konusu alacağın kur farkı alacağından kaynaklandığı izlenimini yaratacak açıklamalarda bulunduğu, oysaki takip talebinde yabancı para alacağı talep edildiği, alacak kurdaki farktan kaynaklanıyor ise bunun döviz olarak değil TL olarak talep edilmesi gerektiği, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu hesap muavin dökümü ve tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde davacı kayıtlarındaki alacağın kaynağının davacının 31/12/2017 tarihinde yapmış olduğu değerleme kaydından kaynaklandığının görüldüğü, bu değerleme kaydının tutarının 228.428,37 TL olup bu kaydın davalı şirket kayıtlarında yer almadığı, davacı defterlerindeki bu değerleme kaydı dışında her iki taraf defterlerine göre de davacının alacak bakiyesinin sıfır olduğu, davacı tarafın  17/02/2021 tarihli duruşmada cari hesaplarında kayıtlı alacaklarının içerisinde kur farkı alacağının bulunmadığını ancak ticari ilişki de bazı teslim edilen malların bedellerinin ödenmediğini, takibin de bunların bedeline yönelik olduğunun belirtildiği, ancak davacının 31/12/2017 tarihinde yapmış olduğu  228.428,37 TL'lik değerleme kaydından önce tarafların birbirinden alacak ve borçluluk durumları her iki taraf defterlerinde de 0 bakiye verdiği,  31/12/2017 tarihli  228.428,37 TL değerleme kaydının ise davacının iddia ettiği gibi ticari ilişki de bazı teslim edilen malların bedelinden doğan bir alacak olmadığı, davacının alacağın varlığı yönünde davasını ispatlayamadığı, davacının takipte açıkça kötü niyetli olmadığı,  kendi kayıtlarına göre alacaklı olduğu inancıyla takip başlattığı, bu sebeple davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine gerek duyulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekili,  icra takibine ve davaya konu alacak kaleminin davalının ödemediği emtia satış bedeli bakiyesi olduğunu,  asıl nizanın müvekkilinin alacağını \"USD\" olarak takip etmesi ve tahsil etmek istemesi, davalı şirketin ise \"TL\" üzerinden takip etmesi noktasında olduğunu, icra takibine konu edilen carî hesap ekstresinde 30/11/2017 tarihli, 228.428,37 TL bedelli kur farkı faturasının yer almadığını, davacının davalıya düzenlediği faturaların içeriği karşısında ticaretin yabancı para alacağı üzerinden kurulduğu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili lehine icra inkar tazminatı hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek kararın bu yönden kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.<br>Davacı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında bakiye alacağının bulunduğunu ileri sürmekte olup davalı taraf borcu bulunmadığını savunmaktadır.<br>İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş olup taraf vekillerince karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İtirazın iptaline konu Bursa 14.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 62.666,58 USD alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak da 05/12/2017 tarihli hesap ekstresinin gösterildiği, davalı borçlu tarafından takibe süresinde itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmaktadır.<br>Yargılama aşamasında alınan 19/03/2021 tarihli bilirkişi raporu uyarınca, davacı ve davalı defterlerinde yapılan inceleme sonucu her iki tarafta da fatura, iade faturası, çek, havale, nakit ödeme, çek iadesinin işlendiği, aralarındaki uyumsuzluğun bu işlemlerden kaynaklanmadığı, davalı ve davacı kayıtlarının Türk Lirası cinsinden uyumlu oldukları, uyumsuzluğun döviz değerleme konusu ve kur farkı kayıtlarından kaynaklandığı, davalının alacağını yabancı para cinsinden değerlendirip kur farkları oluşturduğu ve değerleme kayıtları yaptığı, ancak kur değerlemesini defter kayıtlarına yansıtmakla beraber kur farkı faturasını dönemler itibariyle düzenlemediği, davalının defterlerinde döviz kur farkı ve değerleme kayıtları yapılmadığı tespit edilmiştir. <br>Dosya kapsamı uyarınca, davacının açık hesap ilişkisinden kaynaklanan bakiye alacağını talep ettiği, tarafların ticari defterlerinde yer alan kayıt farklılığının davacı tarafça toplu olarak 2014-2015-2016-2017 yılları için düzenlenmiş nihai kur değerleme kaydı olan 31/12/2017 tarihli  228.428,37 TL değerindeki değerleme kaydından kaynaklandığı, taraflar arasında kur farkı faturası kesileceğine dair bir sözleşme veya teamül olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davacı tarafça iddia olunan açık hesap alacağının ispat edilemediği, 31/12/2017 tarihli kayıt öncesinde tarafların defter kayıtlarının uyumlu olduğu nazara alındığında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Davalı vekilinin istinaf nedenlerinin yapılan incelemesinde; İİK'nın 67/2. maddesinde, itirazın iptali davasında takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklının diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edileceği düzenlenmiştir.<br>Görüldüğü üzere, borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının takibinde haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda kötü niyetli olması gerekir. Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu nedenle mahkemece davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddî olay ve hukukî değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı ve davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br> <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\tDavacı ve davalı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,<br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilâm harcından davalı tarafından peşin olarak yatırılan 162,10 TL harcın mahsubu ile bakiye 265,50 TL harcın davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,<br>4-)\tİstinaf yargılama giderlerinin yapan taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br> 31/10/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br>....<br>Üye*<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br>....<br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br>......<br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"400bf3c0d89779e6","SID":"1965c7c6b2b3ff57"}}