{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/469 - 2025/534<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2025/469  Esas<br>KARAR NO\t: 2025/534                                     (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t         (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)<br><br><br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/04/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/251 Esas-2025/241 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ\t: 03/06/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 01/07/2025<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın taraf ehliyeti (aktif husumet) dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin ...Şirketi ve ... Anonim Şirketi ile adi ortaklık kurduğunu, bu ortaklık ile ...Genel Müdürlüğü arasında ...İşi'ne ilişkin sözleşme akdedildiğini, 11.02.2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme ile ilgili tüm yükümlülüklerin, işçilik, araç, vergi, malzeme dahil davalı şirketin sorumluluğuna bırakıldığını,  ancak davalının taahhüdünde ve yükümlülüğünde olmasına rağmen ...tarafından müvekkili şirketin hakedişlerinden toplam 1.428.049,29 TL vergi kesintisi yapıldığını, ama taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre bu kesintinin davalının sorumluluğunda olduğunu,  müvekkili tarafından davalıya anılan vergi kesintisinin ödenmesi amacıyla Ankara 13. Noterliği'nin 04.02.2025 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının bu talebi kabul etmediğini, bunun üzerine Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2025/13263 sayılı dosyası ile davalı hakkında icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, müvekkilinin mağdur olduğunu, tüm bu nedenlerden ötürü davanın kabulü ile, davalının Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2025/13263 esas sayılı dosyasına karşı yaptığı itirazın iptalini, davalının mal kaçırma durumu olmaması için menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarına teminatsız olarak ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalıya tebligat yapılmadan dosya karara çıkmış olduğundan davalı yanın karardan önce dosyaya sunmuş olduğu bir cevap dilekçesi bulunmamaktadır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  07/04/2025 tarihli 2025/251 Esas 2025/241 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali talebine yöneliktir.<br>Ankara 1. Genel İcra Dairesi'nin 2025/13263 esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden incelenmesinde, davacı tarafından, dava dışı ...Şti ve ... AŞ ile oluşturdukları iş ortaklığının edimlerini yerine getirmediğinden bahisle davacı şirket alacaklı ve davalı şirket borçlu gösterilmek suretiyle takip başlatıldığı, tebligatın davalıya yapıldığı, davalı vekili tarafından takibe itiraz edildiği, icra dairesi tarafından itiraz nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br>6098 sayılı TBK'nin Adi Ortaklık Sözleşmesinin tanımının yapıldığı 620. maddesi \"Adi ortaklık sözleşmesi, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Bir ortaklık, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımıyorsa, bu bölüm hükümlerine tabi adi ortaklık sayılır.\" hükmünü içermektedir.<br>Dava şartları 6100 sayılı HMK'nin 114. maddesinde sayılmıştır. Kanunun 114/1-d maddesine göre tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları gerekmektedir. Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Bu kapsamda ise sadece gerçek ve tüzel kişilerin taraf ehliyeti bulunmaktadır. Adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından taraf ehliyeti de yoktur. Adi ortaklıkta ortaklar, ortaklık borçlarından dolayı alacaklılara karşı doğrudan doğruya ve sınırsız olarak tüm mal varlıkları ile birlikte sorumludurlar. Adi ortaklığın aktif - pasif takip ve dava ehliyeti bulunmadığından adi ortaklık aleyhine açılan davalar ile yapılan takiplerde husumetin tüm ortaklara yöneltilmesi zorunludur. Adi ortaklık hakkında başlatılan takiplerde de takibin adi ortaklığı oluşturan şirketler hakkında başlatılmış olması gerekmektedir. Adi ortaklığın taraf olarak gösterilmesi suretiyle başlatılan takipler ise usulüne uygun bir takip değildir. İtirazın iptali davaları ise takip hukukundan kaynaklanmaktadır ve icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır. Yetkili icra dairesinde usulüne uygun olarak başlatılmış ve itiraz üzerine durmasına karar verilmiş bir takibin bulunması itirazın iptali davaları yönünden dava şartı niteliğindedir (Yargıtay 15. HD. 03/10/2018 tarih, 2018/2783 e, 2018/3547 k; Ankara BAM 15. HD. 26/02/2019 tarih, 2018/1527 e, 2019/421 k).<br>Tüm dosya kapsamı üzerinde yapılan değerlendirme neticesinde, davaya konu icra takibinin adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından başlatılması gerekirken taraf ve takip ehliyeti bulunmayan ortaklardan sadece davacı şirket tarafından başlatıldığı, itirazın iptali davalarında yetkili icra dairesinde başlatılmış usulüne uygun ve itiraz üzerine duran takibin bulunmasının dava şartı niteliğinde olduğu, takibin taraf ehliyeti bulunmayan davacı şirket tarafından başlatıldığı ve bu aşamada tamamlanması mümkün olan dava şartlarından olmadığı, bu hali ile davacının taraf ehliyetinin bulunmadığı, dava şartlarının her aşamada mahkeme tarafından incelenmesinin gerektiği anlaşıldığından HMK'nin 114/1-d, 115/2. maddeleri uyarınca davanın taraf ehliyeti (aktif husumet) dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair karar verildiği görülmüştür. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili tarafından verilen 10/04/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Huzurdaki dosyada gerekli incelemeler yapılmadan ve dava konusu anlaşılmadan, davaya konu icra takibinin adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından başlatılması gerektiği gerekçesi ile haksız ve hatalı bir karar verildiğini, dava konusunun adi ortaklığın alacağı olmadığını, icra takibinde de dava dilekçesinde de adi ortaklık adına ve adi ortaklığın alacağına dair bir talep olmadığını, dava dilekçesinde davalının taahhüdü ve yükümlülüğünde olan \"...İşi\"ne ait vergilerin müvekkili şirketin hakedişlerinden kesildiğinin açıkça beyan edildiğini, yapılan bu kesintilerin adi ortaklıktan ya da adi ortaklığa ait işlere ait hakedişlerden kesilmediğini, kesintilerin, ... işi ile ilgili hakedişlerinden de yapılmadığını, bu kesintilerin, müvekkili şirkete ait olan ve adi ortaklık ile herhangi bir ilgisi ve bağı olmayan Van pay sulaması işi ne ait hakedişlerden yapıldığını, bizzat ve sadece müvekkiline ait alacaklardan yapıldığını, ortaklığa ait alacaklardan yapılmadığını, bu durumda, icra takibinin ve davanın adi ortaklar tarafından açılması gerektiğini düşünmenin akla da mantığa da aykırı olduğunu, mahkemede bu yönde bir belirsizlik oluşmuş ise de; mahkemenin en azından bu belirsizliği gidermesi, talepleri açıklattırması, gerekli incelemeleri yapması ve sonrasında karar vermesi gerektiğini, sözleşmenin 5/2. Maddesinde; \"İşveren, idareye yapılan hakediş üzerinden alt yüklenicinin kendi hakedişini, yasal diğer kesintileri (KDV TEVKİFATI, STOPAJ KESİNTİSİ, DAMGA VERGİSİ KESİNTİSİ, SGK asgari işçilik kesintisi) yapıldıktan sonra 7 işgünü içerisinde ödemezse alt yükleniciye sözleşme bedeli üzerinden aylık % 5 oranında gecikme cezası ödemeyi peşinen kabul eder.\"   şeklinde bir düzenleme de bulunduğunu, anılan alt yüklenici sözleşmesine göre; Hatay Kırıkhan işine ait tüm vergiler (KDV tevkifatı, sopaj, damga vergisi vb dahil) davalı şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, buna rağmen; davalının sorumluluğunda olan ... işine ait vergilerin, müvekkiline ait başkaca bir iş olan \"...\" ne ait hakedişlerden kesildiğini, kesinti yapılan ... işinin adi ortaklık ile hiçbir bağının, ilgisinin olmadığını, kesintinin, adi ortaklıktan ya da adi ortaklık alacaklarından da yapılmadığını, dava dilekçesinin hiçbir yerinde de adi ortaklıktan kesinti yapıldığının söylenmediğini, bu durumda huzurdaki davada, adi ortaklığın herhangi bir hakkının, herhangi bir alacağının ve alacak talep hakkının olmadığını, dolasıyla adi ortaklığı oluşturan ortakların da huzurdaki davada taraf olma ya da takip hakları ve davayı takip etme zorunluluklarının olmadığını, adi ortaklığı hiç bir şekilde ilgilendirmeyen ve sadece müvekkiline ait olan ... İşi hakedişlerinden yapılan kesintilerin müvekkili tarafından talep edilmesi gerektiğini, adi ortaklıktaki tüm ortaklar adına hareket edilmesinin ise doğru olmadığının herkesçe meşhur ve maruf olduğunu, mahkemece verilen bu hatalı karar nedeniyle istinaf talebinde bulunmak zorunda kalındığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunu, bu sebeple istinaf başvurusunun haksız bulunduğunu, her ne kadar davacı vekilinin, icra takibine konu edilen kesintinin müvekkili davacının hakedişlerinden yapıldığını ileri sürmekte ise de gerek dava dilekçesindeki beyanlardan gerekse icra takibinin dayandığı maddi vakıalardan alacağın adi ortaklık ilişkisi içinden doğduğunun açıkça anlaşıldığını ve adi ortaklığa ait alacakların tüm ortaklar tarafından dava edilmesi gerektiğini, icra takibi de usulüne uygun olmadığından somut uyuşmazlıkta takibe bağlı olarak açılan itirazın iptali davasında da dava şartlarının bulunmadığını, yine davacının, kesintinin davacının bağımsız işi yönünden yapıldığı iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, zira işveren dava dışı ... ile adi ortaklık arasında sözleşme imzalandığını ve işveren ... ile imzalanan asıl sözleşmenin de yüklenici olarak davacı ... A.Ş. İle dava dışı ... tarafından imzalandığını, bu durumda işin tamamının ortaklık faaliyeti kapsamında yapıldığını ve bu sözleşmeden doğan borç ve alacakların da ortakların tamamına ait olduğunu, ortaklardan birinin ortaklık nam ve hesabına tek başına takip ve dava açamayacağını ve yine tahakkuk fişi ve vergi kesinti bordrolarının tek başına kesintinin kimin payından yapıldığını göstermeyeceğini, tüm bu sebeplerle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355.maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; <br>Dava, ... Şti, ...A.Ş. İle davacı ... Şirketi arasındaki adi ortaklık ile davalı arasında düzenlenen 11/02/2016 tarihli alt yüklenicilik sözleşmesi uyarınca vergi yükümlülüğünün davalıda olmasına rağmen dava dışı ... tarafından davacının hakedişlerinden vergi kesintisi yapıldığı iddiasıyla ve yapılan bu kesintilerden davalı alt yüklenicinin sorumlu olmasına rağmen ödememesi sebebi ile davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davaya konu olan ve icra takibi ile davalıdan istenen alacağın, adi ortaklık ile davalı arasındaki alt yüklenicilik sözleşmesinden kaynaklandığı, adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmadığı, bu sebeple taraf ehliyetinin de bulunmadığı, adi ortaklık adına açılan davaların veya yapılan takiplerin adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından birlikte açılmaları ve takip edilmeleri gerekirken taraf ve takip ehliyeti bulunmayan ortaklardan sadece davacı şirket tarafından başlatıldığı, itirazın iptali davalarında, yetkili icra dairesinde başlatılmış usulüne uygun ve itiraz üzerine duran takibin bulunmasının dava şartı niteliğinde olduğu, takibin taraf ehliyeti bulunmayan davacı şirket tarafından başlatıldığı, bu aşamada tamamlanması mümkün olan dava şartlarından da olmadığından taraf ehliyeti dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda  belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>      İş ortaklığı, esas itibariyle Borçlar Kanunu'nun 620 ve müteakip maddelerindeki hükümlere tabi bir adi ortaklık olup, tüzel kişilikleri olmadığından taraf ehliyetleri yoktur. TBK'nın 638/3. maddesine göre; \"Ortaklar birlikte veya bir temsilci aracılığı ile bir üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmadıkça müteselsilen sorumlu olurlar\". Adi ortaklığın borcu, adi ortaklığı oluşturan kişilerden, takipte taraf gösterilmek sureti ile tahsil edileceği gibi adi ortaklığın alacağının da tüm ortaklar tarafından birlikte takip edilmesi gerekir. HMK'nın 114/1-d maddesi uyarınca tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmalarının dava şartlarından olduğu, HMK'nın 115. maddesine göre mahkemenin, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştıracağı hükmü nazara alınarak, bu hususun hem ilk derece yargılaması sırasında hem de kanun yolu aşamasında resen gözetilmesi gerekir. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesinin 2019/2305 Esas 2020/404 Karar sayılı ilamı)<br>Açıklanan bu olgular ışığında; somut olayda dosya içerisinde bulunan takip talepnamesinin incelenmesinden icra takibinin sadece adi ortaklığı oluşturan şirketlerden davacı ... A.Ş. tarafından davalı borçlu şirket aleyhine başlatıldığı ve takip talepnamesinde alacaklı olarak adi ortaklığı oluşturan şirketlerin ayrı ayrı yer almayıp sadece davacı şirketin yer aldığı anlaşılmaktadır. Yine takip dosyasında alacaklı vekiline, dava dışı adi ortaklarca verilmiş bir vekaletnamenin de bulunmadığı görülmektedir. Adi ortaklık tarafından yapılması gereken icra takibinin tüm ortaklarca birlikte başlatılması ve takibin birlikte davalı borçluya yöneltilmesi gerektiği gibi dava itirazın iptâli olduğundan talep alacaklısı ile davacının da farklılık arzetmemesi gerekmektedir. Bu durumda, adi ortaklık tarafından davalı borçluya usulüne uygun yöneltilmiş bir icra takibi bulunmamaktadır. Her ne kadar davacı vekili takibe konu alacağın sadece müvekkiline ait hakedişlerden kesildiğini bu sebeple takip ve davada dava ehliyetinin adi ortaklığa ait olmayıp sadece davacı müvekkiline ait olduğunu savunmuş ise de, takibe konu alacağın davacı hakedişlerinden kesilmiş olsa dahi davalıdan ancak dava dışı adi ortaklık ile davalı arasında düzenlendiği anlaşılan 11/02/2016 tarihli alt yüklenici sözleşmesi ile talep edilebileceğinden ve bu alt yüklenici sözleşmesinin tarafının da sadece davacı şirket olmayıp, adi ortaklığı oluşturan tüm şirketlerin olması sebebi ile davacı vekilinin bu konudaki savunması dosya içeriği ile alt yüklenici sözleşmesi hükümleri karşısında yerinde görülmemiştir. Taraf ehliyeti kamu düzeninden olup, mahkemece de bu durum kendiliğinden göz önüne alınarak dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş olmasında dairemizce de usul ve yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. <br> Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/04/2025 tarihli 2025/251 Esas 2025/241 Karar sayılı kararı  usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan alınması gerekli 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcı davacılar tarafından peşin olarak yatırıldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, <br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.163,10 TL istinaf  kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5- Kararın dairemizce taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 03/06//2025  tarihinde oybirliği ile karar verildi.<br><br>         Başkan         Üye              Üye             Katip <br>     <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e28ac3d45ae3d57","SID":"1ed76ecd7ca299b2"}}