{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br><br><br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t:....<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 08/03/2023<br>NUMARASI\t\t: ....<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Haksız Rekabetten Kaynaklanan Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08/03/2023 tarih ve 2022/143 E. - 2023/292 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili şirketin kurucusu ...’in, 2000’li yılların başında ... markasıyla hidrofilik idrar sondası üretmeye başladığını, kurmuş olduğu .... üzerinden sattığını, anılan şirketi geliştirdikten sonra 26.09.2016 tarihinde ... .. devrettiğini, bu şirketin satışı esnasında ...’in kendisinin geliştirdiği ... marka hidrofilik idrar sondasının Türkiye’de satışını yapabilecek tek yetkili distribütör olacağına dair anlaşma imzalandığını ve anılan distribütörlük için de müvekkili şirketin kullanıldığını, müvekkili şirketin toplam %70'ine tekabül eden 3500 hissesinin ...'e, %15'e tekabül eden 750 hissesinin dava dışı ...'a, %15'e tekabül eden 750 hissesinin de davalı ...'a ait olduğunu, ...’ın, 28.05.2015 tarihinden 11.11.2020 tarihine kadar temsil ve ilzama yetkili, pay sahibi yönetim kurulu üyesi olarak bulunduğunu, 11.11.2020'de hisselerini devretmesinden 09.03.2021 tarihine kadar da pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyesi olarak müvekkili şirket yönetiminde bulunmaya devam ettiğini, .... fiili yöneticiliği bittiğinde müvekkili şirketin, ... ile 01.08.2016'da 5 yıllık olarak imzalanan distribütörlük sözleşmesini yenileyerek faaliyetlerine devam etmeye hazırlandığını, ancak ... ile distribütörlük sözleşmesinin yenilenmesi gündemiyle yapılan toplantıda ...'in başkaca bir şirketle çalışacağı ve bu bağlamda müvekkilinin distribütörlük sözleşmesinin yenilenmeyeceğinin ... tarafından müvekkiline bildirildiğini, müvekkili tarafından yapılan araştırmada ..... yeni distribütörünün ... ... ... ... ...olacağının, bu şirketin %50-%50 ortaklıkla müvekkilinin eski yönetim kurulu üyesi ... ile birlikte ... tarafından kurulduğunun tespit edildiğini, ...’ın, müvekkili bünyesinde yönetim kurulu üyesiyken elde ettiği bağlantı ve ticari sırlar sayesinde anılan distribütörlüğü elde ettiğini, müvekkilin cirosunun %90 oranında düşmesine sebebiyet verdiğini, davalı ..., ... A.Ş. ve davalı ...'in müvekkilline ait olan distribütörlük sözleşmesinin uzatılmasını engellediklerini ileri sürerek, HMK md. 107 uyarınca belirsiz alacak talebi olarak şimdilik 100.000,00 TL'nin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle davalılardan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesi  talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... ......Ltd. Şti. vekili, davacı yanca ileri sürülen tüm iddiaların haksız, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın, müvekkilinin davacı şirketteki hisselerini ve yetkilerini devretmesinden sonra 01.07.2021 tarihine kadar fiili yönetici olarak şirkette bulunmaya devam ettiğini öne sürdüğünü, ancak, müvekkilinin hisselerini devrettikten sonra, davacı şirkette fiili yönetici olarak görev aldığı yönündeki iddiaların gerçek dışı olduğunu, sözleşmenin davacı şirket ile yenilenmeyişinde bu iki firma arasındaki çıkar dengesi dışında bir sebep aramanın hayatın olağan akışına aykırı bulunduğunu, ... ile davacı şirket arasında 2016 yılında imzalanan sözleşmede, sözleşmenin bitiminde otomatik olarak yenileneceğine dair bir hüküm bulunmadığını, müvekkilinin davacı ile ... arasındaki sözleşmenin yenilenmemesinde bir eyleminin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Davalı ... ......A.Ş. vekili, müvekkilinin hangi eylem ve davranışlarının haksız rekabet teşkil ettiğinin, ne şekilde haksız rekabette bulunduğunun iddia edildiğinin belli olmadığını, yapılan açıklamaların isnat edilen haksız eylemlerin müvekkili şirket ile ilgisi bulunmadığını, davacının iddia ve taleplerinin diğer davalılara yöneltildiğini, pasif husumet ehliyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı .. ortağı bulunduğu ve bu davada diğer bir davalı taraf olan...davacı .... ile rakip durumda teşebbüsler olduğu, davalı ... ... gerek danışman olarak davacıya hizmet sunduğu dönemde gerekse bu hizmet sunumunun bitmesinden sonraki dönem için davacıya karşı herhangi bir rekabet yasağı yükümlülüğü altında olmadığı, davacının ana tedarikçilerinden olan ve aynı zamanda bu davanın da davalı taraflarından olan ... .......davacı ile aralarındaki beş yıllık tedarik sözleşmesinin sona ermesinden sonra başka bir dağıtıcı teşebbüsle tedarik-dağıtım sözleşmesi yapmasının ticari hayatın olağan işlerinden olması sebebiyle gerek (davalı) yeni dağıtıcı gerekse de (davalı) tedarikçi açısından herhangi bir haksız rekabet boyutunun bulunmadığı, yapılan işin tekel niteliğinde bir iş olmadığı dikkate alındığında davalı ... üretim sırları, müşteri çevresi özellikle davacının işleri hakkında bilgiye diğer şirketlerin de sahip olabileceği dolayısıyla somut olayda, haksız rekabet teşkil eden fiillerin ve haksız rekabetin şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, iki kişiden bilirkişi heyeti oluşturulamayacağını, HMK'nın ilgili hükümleri gereğince bilirkişi raporunun tek sayıda kişiden oluşan bilirkişi heyeti tarafından düzenlenmesi gerektiğini, mahkemenin davalı .... faaliyetlerinin rekabet etme yasağına aykırılık teşkil etmediği yönündeki kararının hatalı olduğunu, davalı ...'ın şirket yöneticiliği kağıt üzerinde sonlandıktan sonra fiilen devam ettiğini, mahkemece, davalının müvekkili şirketin fiilen yöneticisi olduğu süreçte rekabet etmeme sorumluluğu bulunduğuna ilişkin beyan ve delilleri incelenmediğini, davalı ...'ın fiili yöneticiliği devam ederken 26.04.2021'de ... ve müvekkilin eski yönetim kurulu üyesi ..., müvekkilin bilgisi dışında ... ... ... ... unvanlı şirketi kurduklarını, bunun üzerine ...'in, müvekkil şirket ile 5 yıllık olarak imzalanan distribütörlük sözleşmesini yenilemeyeceğini ve faaliyetlerine başka bir şirketle devam edeceğini öğrendiğini, davalıların müvekkiline karşı bu süreci müvekkili şirketin ticari sırlarına ve bilgilerine erişme imkanını kullanarak ilerlettiğini, davalıların müvekkili şirket aleyhine, planlı olarak hareket ettiğini, davalı yanın eylemlerinin haksız rekabet etme yasağına aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi tarafından eksik bir incelemeyle tek kriter olarak rekabet etmeme sözleşmesi baz alınmışsa da TBK'da dürüstlüğe aykırı tavırlarla işin azalmasına sebebiyet verilmesinin haksız rekabet olarak tanımlandığını, davalı .... ..... müvekkili şirkette fiili yöneticiyken kendisine aynı alanda iştigal eden şirket kurması, müvekkilinin sözleşmesi devam ederken kurduğu şirket olan ...'nın resmi başvurular yapması, diğer davalı ...'in müvekkille sözleşmesi sona ermeden ... ile anlaşmasının dürüstlüğe aykırı biçimde işin azalmasına sebebiyet vererek haksız rekabette bulunmak tanımına birebir uyduğunu, hayatın olağan akışında bu kadar küçük ve yeni bir şirketin böyle köklü bir firmanın bu denli büyük bir distribütörlük işini de alamayacağını, davalı ... Tarafından .. müvekkil şirketin yöneticisi tarafından yönetici sıfatı devem ederken kurulduğu biliniyor olup ... dışındaki davalıların haksız rekabet teşkil eden fiillerine iştirak edilmesi sözleşme serbestisi olarak değerlendirilemeyeceğini, davalı ... tarafından ... Bakanlığına yapılan başvuruların davalı .... ... rekabet etmeme yasağına aykırı davrandığını ispatlar nitelikte olup, dosya kapsamında bunun tespitinin yapılmadığını, davalı ... henüz müvekkilinin distribütörlük sözleşmesi sona ermeden önce davalı ...'in distribütörlüğüne hazırlık yapmaya başladığını, bilirkişi raporunda bilirkişinin dosya kapsamında gerek tarafsızlığını kaybetmesi gerekse bilirkişilik görevini aşan tespitlerde bulunması nedeniyle tespitleri hükme esas alınamayacağından istinafa konu kararın kaldırılması gerektiğini, haksız rekabet kapsamında müvekkili lehine hesaplanan tazminatın eksik hesaplandığını, davaya konu  distribütörlük anlaşması için kurulan müvekkili şirketin yapmış olduğu ve halen devam eden sabit giderlerin de dikkate alınarak yeniden yapılacak yargılamada dosyanın bilirkişiye gönderilmesi gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, haksız rekabetten kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ... ... .... davacı ile aralarındaki beş yıllık tedarik sözleşmesinin sona ermesinden sonra başka bir dağıtıcı ile sözleşmesi yapmasının ticari hayatın olağan işlerinden olması sebebiyle haksız rekabet yaratmayacağı, ayrıca davalı ... ...’ın gerek danışman olarak davacıya hizmet verdiği sırada gerekse sonraki dönem için davacıya karşı herhangi bir rekabet yasağı yükümlülüğünün bulunmadığı, öte yandan dava konusu yapılan işin tekel niteliğinde bir iş olmadığı, üretim sırları, müşteri çevresi, özellikle davacının işleri hakkında bilgiye diğer şirketlerin de sahip olabileceği, dosya kapsamındaki haksız rekabet iddialarının ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı  uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/06/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b13daabd9f52f39f","SID":"f047b6efb6b2572b"}}