{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/315 <br>KARAR NO:2025/985<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ:25.11.2021<br>NUMARASI:2018/811 Esas - 2021/867 Karar <br>DAVA:İtirazın İptali (Sigorta sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket adına 2011, 2012, 2013 yıllarında düzenlenen yangın, kasko ve sorumluluk sigorta poliçelerinin primlerinin, davalıdan tahsil edilmeden, müvekkilince sigortacı ... AŞ'ye ödendiğini, prim alacağının tahsili amacıyla davalı aleyhine başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, davalının ... sayılı dosyasına yönelik  itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; müvekkilin poliçe tanzimi konusunda davacı ile anlaşmadığını, dava dilekçesinde hangi poliçelerle ilgili talepte bulunulduğunun açıklanmadığını,  davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığını, talep konusu dönemdeki poliçelerle ilgili müvekkili ile  dava dışı ... Ltd.Şti arasında ticari ilişki bulunduğunu, ancak bu şirketin ... AŞ acenteliğinin bulunmaması nedeniyle poliçelerin ... aracılığıyla davacı üzerinden yaptırıldığının öğrenildiğini, tüm primlerin eksiksiz şekilde ... Sigortaya ödendiğini, müvekkili ile ... Sigorta arasında mutabakatname düzenlendiğini, primlerin ... Sigorta tarafından da davacıya ödendiğini, ancak davacının kötü niyetli olarak takip başlattığını, müvekkilinin ticari ilişkisi kapsamında ... Sigortadan talep ettiği poliçelerin davacı tarafından düzenlenmesinin, davacı ile ... Sigorta arasındaki komisyon ve tali acentelik sözleşmesi gereği olduğunu, 2011 yılı poliçe primlerinin ödenmemesi halinde sonraki yıllarda poliçe düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,...Sigorta yetkililerinin beyanlarına göre davacı ile...Sigorta arasında 2006 yılında imzalanmış bir tali acentelik sözleşme sibulunduğunu ve poliçe bedellerinin ... Sigorta tarafından müşterilerden tahsil edildikten, komisyon paylaşımı yapıldıktan sonra varılan mutabakat gereği ... Sigorta tarafından davalaya ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda;\"...28/09/2020 tarihli bilirkişi raporunun incelenmesi ile davacının 2011 yılına ait yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin gerçekleştirilmediği tespit edilmiştir. Benzer konuya ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2013-16393 esas ve 2014-739 karar sayılı ilamında; Yargılama sırasında Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 27.12.2012 havale tarihli Bilirkişi Raporu ile, her iki şirketin 2006, 2007, 2008, 2009 ve 2010 yıllarına ait yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin yaptırılmamış olduğu, davacı şirketin uyuşmazlığa ilişkin faturaların yasal defterlere kaydının yapıldığı, faturaların açık fatura olarak kesildiği ve bu defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 11.329,77.-TL alacaklı olduğu, ancak davalı şirketin de adına kesilen faturaları yasal defterlerine işlemiş olduğu ancak yapılan ödemeler ile davalı şirket defterlerine göre davalı şirketin davacı şirkete toplamda 634,22.-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.Türk Ticaret Kanununa göre her tacir tutmakla yükümlü olduğu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmak zorundadır aksi taktirde kapanışı yapılmayan defterlere delil olarak dayanamaz. Dava konusu olayda, her iki taraf tacir olup şirket defterlerinin açılış tasdiklerinin yapılmış olmasına rağmen kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması dikkate alındığında, defterlerin delil olarak değerlendirilmesi yasa gereği mümkün değildir,  şeklindeki açıklamalarının ışığı altında davacı yanın tacir olarak tutmakla yükümlü olduğu defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerini yaptırmak zorunda olduğu,kapanışı yapılmayan defterlere delil olarak dayanamayacağı, bilirkişi tarafından yapılan incelemede davacının 2011 yılına ait yevmiye defteri kapanış tasdiklerinin gerçekleştirilmediği, böylece davacı taraf tacir olup şirket defterlerinin açılış tasdiklerinin yapılmış olmasına rağmen kapanış tasdiklerinin yapılmamış olması dikkate alındığında, davacı şirket defterlerin delil olarak değerlendirilmesi yasa gereği mümkün olmamıştır.Sonuç olarak, davacıya ait ticari defterlerin delil niteliğini haiz olmadığı, davacının alacak iddiasına konu icra takibinde belirtilen alacağa yönelik davalı tarafın dava safahatında ödemeye ilişkin belgeleri sunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarının eksik ve/ veya hatalı olduğu anlaşılmakla ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği nazara alınarak davacı tarafın ... sayılı icra  dosyası hakkındaki itirazın iptali davasının miktar bakımından istinaf yolu açık olmak üzere reddine karar vermek gerekmiştir.Her ne kadar davacı taraf alacak iddiasının kanıtlayamadığı sabit ise de davanın kötüniyetle açıldığının da sabit olmaması nedeniyle davalı yanın kötü niyet tazminatı isteminin reddi gerektiği  anlaşılmakla koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin...\" gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Müvekkilinin, davalı şirket adına 2011, 2012 ve 2013 yıllarında düzenlediği yangın, kasko ve sorumluluk sigorta poliçele priminin ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, acentelerin tek bir sigorta şirketi ile çalışma zorunluluğu bulunmadığını, mevzuat gereğince acentenin düzenlediği poliçelerde yer alan sigorta primlerinin acentenin doğrudan borcu veya alacağı olmadığı için muhasebe kaydının nazım hesaplar arasında yapılması gerektiğinden müvekkil inisiyatifi doğrultusunda sektörde uygulandığı şekliyle kayıt edilmediğini, bu nedenle davalıdan tahsil edilemeyen primlerin zorunlu olarak müvekkilince ...A.Ş'ye ödendiği, ...'dan gelen cevabi yazıda poliçelerin gönderildiğini, poliçelerde müvekkilinin acente olarak yer aldığını ve davanın ispat edildiğini, davalının da bu poliçeler sebebiyle davacıya ödeme yapmadığını, davalının ticari defterlerine dayandığını, yapılan bilirkişi incelemesinde davalı defterlerinin de incelendiğini, bu poliçelerin bedellerinin tamamının davalı nezdinde dava dışı ... Ltd. Şti'nin cari hesabına kayıtlı bulunduğunu ve ... Ltd. Şti.'ne cari hesap kapsamında çeşitli tarihlerde davalının ödeme yaptığının görüldüğünü, müvekkilin düzenlediği poliçeler için müvekkili yerine ... firmasına ödeme yapıldığını ve müvekkilin davalıdan alacaklı olduğunu, kısaca müvekkilin düzenlediği poliçelerin hatalı olarak dava dışı ... Ltd. Şti.'nin hesabına kaydedilerek müvekkiline ödenmesi gereken primlerin ...Ltd Şti.'ne  ödendiğini,Müvekkilinin sadece ... yevmiye defterinin kapanış tasdikini eksik olduğunu, diğer defterler ile yılların kapanış tasdiklerinin tam olduğunun mahkemece göz ardı edildiğini, defter dışındaki delillerle de alacağın kanıtlandığını, müvekkilinin dava dilekçesinde sair delil anlatımıyla yemin deliline de başvurduğunu, hukuki dinlenilme ve aydınlatma yükümlülüğü kapsamında bu delillin hatırlatılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan prim alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.\tDavacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 2011 ila 2103 yılları arasında süren ticari ilişkide, davacı şirket adına düzenlenen poliçelerin bedellerinin ödenmediğini, müvekkilince düzenlenen poliçe bedellerinin zorunlu olarak sigortacıya ödendiğini ileri sürerek, sigorta primlerinin tahsilini talep etmiştir.Davalı vekili ise, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığını, müvekkili ile ... Sigorta arasında sözleşme ilişkisi bulunduğunu, müvekkiline ait poliçelerin bu şirketçe düzenlendiğini, primlerin ... tarafından tahsil edilerek davacı ile ... arasındaki komisyon sözleşmesi ve 2006 tarihli tali bayilik sözleşmesi kapsamında davacıya ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Davacı 23.11.2018 tarihinde, 126.327,00 TL asıl alacak ve 54.906,38 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 181.233,38 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatılmıştır.Ödeme emrinin tebliği üzerine süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi ile takibine durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.Davalı vekili dava dilekçesinin 29.01.2019 tarihide tebliğinden sonra süresinde, davaya cevap süresinin uzatılmasını istemiştir. Mahkeme, 31.01.2019 tarihli ara kararı ile cevap süresinin HMK'nın 317/2 maddesi gereğince iki hafta uzatılmasına karar vermiştir. Davalı, bunun üzerine 21.02.2019 tarihinde UYAP ortamında sunduğu cevap dilekçesiyle zamanaşımı def'isini ileri sürmüştür.HMK'nın 142. maddesine göre ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hâkim tahkikata başlamadan önce, hak düşürücü süreler ile zamanaşımı hakkındaki itiraz ve def’ileri inceleyerek karara bağlar. Davalının zamanaşımı defi hakkında mahkemece bir karar verilmemiştir.  27.06.2019 tarihli oturumda husumet ve zamanaşımı itirazlarının esas hükümle birlikte değerlendirilmesine karar verilmiş olmasına rağmen bu hususta bir değerlendirme yapılmadan usulün emredici hükümlerine aykırı davranmıştır. Bu nedenle öncelikle zamanaşımı savunmasının değerlendirilerek, sigorta prim alacaklarına ilişkin her bir primin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının belirlenmesi, primin muaccel olduğu tarih ile takip tarihi arasında zamanaşımı kesen veya durduran bir nedeninin bulunup bulunmadığının değerlendirilerek zamanaşımı defi hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.Prim alacağının zamanaşımına uğramadığının anlaşılması hâlinde uyuşmazlığın esası incelenmelidir. İlk derece mahkemesi, davacının 2011 yılı defterlerinin kapanış tasdikinin bulunmaması nedeniyle ticari defterlerin usulsüz olduğu gerekçesiyle davanın kanıtlanmadığını kabul etmiştir.Oysa davacının prim alacağı 2011, 2012 ve 2013 yıllarına ilişkindir. Bu iddia ve kabule göre 2012 ve 2013 yıllarına ilişkin prim alacaklarının varlığının 2011 yılı defterlerinin tasdikinden bağımsız değerlendirilmesi gerekmektedir.Zira sonraki dönem prim alacaklarının 2011 yıllarına ilişkin defter tasdikinden ne suretle etkilendiği de açıklanmamıştır.Diğer yandan mahkemece incelenen poliçe ve defter kayıtlarından, poliçe bedellerinin davalı tarafından dava dışı ... Sigorta'ya ödendiği belirlenmiştir. Ayrıca 28.09.2020 tarihli bilirkişi raporunda primlerin davacı tarafından sigortacı olan ...'ya aktarıldığı anlaşılmaktadır. Davalı ise sigorta poliçelerinin davacı tarafından düzenlendiğini kabul etmekle birlikte, taraflar arasında doğrudan bir ticar ilişki bulunmadığı, poliçelerin müvekkilince ...Sigorta'ya yaptırılarak primlerin bu sigortaya ödendiğini, davacı ile ...Sigorta arasındaki komisyon ve tali bayilik sözleşmeleri kapsamında ... Sigorta tarafından davacıya ödeme yapıldığı savunulmuştur.Mahkemece, zamanaşımı hususunda karar verilerek bu husus aşıldıktan  sonra, poliçelerin davacı tarafından yapıldığı hususunun tarafların kabulünde olduğu gözetilerek, davalının ... Sigorta'ya ilişkin savunmaları incelenip, davacı ile ... Sigorta arasında iddia edilen şekilde bir ilişki bulunup bulunmadığı hususu gerekçeli bir şekilde değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamındaki deliller değerlendirilmeden ve delillere ilişkin somut bir hiçbir gerekçe yazılmadan soyut olarak davanın ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca,  ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına,2-Davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,3-Davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, 4-Kaldırılan kararın icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine,5-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilecek hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 03.06.2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5bdf16eac67a7b5b","SID":"35bc9d90fda14286"}}