{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/234 <br>KARAR NO\t: 2025/1163<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t               :21/11/2023<br>NUMARASI\t:2023/4 Esas - 2023/624 Karar<br><br>DAVACI\t:... - ... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... <br>DAVALILAR\t:1- ... - ... <br>VEKİLİ\t:Av. ... <br>\t:2- ... <br>DAVA\t:Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 27/09/2021<br>KARAR TARİHİ\t:19/06/2025<br>KR. YAZIM TARİHİ :30/06/2025<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in Sakarya ilinde ticaretinde saygın bir kişiliğe sahip olduğunu, daha önceden ticaret yaptığı davalı ... ile patatesi ticareti üzerine telefon ile görüşmeler yaptığını ve bu görüşmeler neticesinde davacı tarafça sözleşme ve ticarete yönelik çekleri düzenleyerek davalının belirttiği Afyon ili, Şuhut ilçesine gittiğini, davalının davacı ile her ne kadar ticaret yapmak istemiş ise de davacı tarafça hazırlanan çekleri rızası dışında davalı tarafça alıkonulduğunu, yine davacı tarafça hazırlanan sözleşmenin davalı tarafça yırtılıp atıldığını, davalı tarafça alınan bu çeklere ilişkin davacıya verilen bir mal (sebze) da söz konusu olmadığını, davacının halen dava konusu çek bankaları ile çalışmakta olup 12-13 milyon gibi hesaplarında para döndüğünü, yine dava konusu çeklere ilişkin davacı tarafından Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/21305 sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunduklarını, davacının dava konusu  QNB Finansbank Sakarya İli, Erenler Şubesine ait, keşidecisi ... olan, 29/09/2021 keşide tarihli, ... seri nolu, ... nolu hesaptan verilme, 45.000,00 TL bedelli çek, Vakıfbank Sakarya İli,  Adapazarı Çarşı Şubesine ait, Keşidecisi ... olan 30/09/2021 keşide tarihli, ... seri numaralı, ... nolu hesaptan verilme, 45.000,00 TL bedelli,  Vakıfbank Sakarya İli,  Adapazarı Çarşı Şubesine ait Keşidecisi ... olan 05/10/2021 keşide tarihli, ... seri numaralı, ... nolu hesaptan verilme, 35.000,00 TL bedelli,  Vakıfbank Sakarya İli,  Adapazarı Çarşı Şubesine ait, Keşidecisi ... olan, 12/10/2021 keşide tarihli, ... seri numaralı, ... 40.000,00 TL bedelli çeklere ilişkin davalı taraftan herhangi bir mal almadığını, bu çeklerin bedelsiz alındığını,  davalı tarafından bahse konu çeklerin icraya konup takibe başlanması söz konusu olabileceğini ve 3. kişilere bu çeki ciro yolu ile verebileceği göz önüne alınarak davaya konu çekler hakkında ihtiyati tedbir kararı ile borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini taleple dava etmiştir. <br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğunu, yetkili mahkemenin Şuhut Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, çeklerin keşide tarihi ile dava tarihinin birbirine çok yakın olması, vade tarihi yaklaşan çeklerin ödemesinin durdurulmasını amacıyla işbu davanın açıldığını, davanın usulden reddini, yetkisizlik kararı verilmesini, davanın esastan reddini, davacının %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; yetkili mahkemenin Dinar Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının borcu nedeniyle çeki keşide ederek verdiğini, davanın haksız, usule ve hukuka aykırı olduğundan reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davalı ... adına açılan davanın REDDİNE, Davalı ... adına açılan davanın husumetten REDDİNE ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı, müvekkil ile her ne kadar ticaret yapmak için müvekkili Afyon iline çağırmış ise de davacıdan önceden hazırlanan çekleri bankaya sordurmak için almış ve geri iade etmemiş. davalıca hazırlanan çekler rızası dışında davalı tarafça alıkonulduğu, yine müvekkilce hazırlanan sözleşme davalı tarafça yırtıp atılmış, davalı tarafça alınan bu çeklere ilişkin müvekkile verilen bir mal (sebze) da söz konusu olmadığını, davalı tarafça müvekkil aleyhine Kambiyo Senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatılmış, davacının ticareti sekteye uğramaması adına icra baskısı altında bahse konu çekleri ödemek zorunda kaldığını, almadığı bir malın bedelini davalının icra baskısı ile ödediğini, bu durum davalı yönünden sebepsiz zenginleşmeye mahal verdiğini, ticari defter kayıtları bilirkişice incelenmiş olup bilirkişice sunulan rapor davacı iddialarını destekler nitelikte olup, somut delil ile ispatlandığını, yerel mahkemece bilirkişi raporu dikkate alınmamış ve eksik incelemeye dayalı hatalı karar verildiğini beyan ile yerel mahkeme kararının kaldırılması,  davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/11/2023 tarih, 2023/4 Esas -  2023/624 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı, dava konusu dört adet çekin davalıya verilmesine rağmen, davalı tarafından söz konusu çekler karşılığında malların teslim edilmediğini, dava konusu çeklerin avans çeki vasfında olduğunu, bu nedenle bedelsiz çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep ettiği, davalı tarafından davanın reddinin savunulduğu, Mahkemece davanın ispatlanamaması nedeniyle reddine karar verildiği, kararın davacı tarafından istinaf edildiği anlaşılmaktadır.<br>Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2013, s. 346). <br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Menfi tespit davası icra takibinden önce sonuçlanmaz ve ihtiyati tedbir kararı verilmemiş olması (veya ihtiyati tedbir kararının kaldırılması) nedeniyle, (menfi tespit davası görülmekte iken) borç alacaklıya (davalıya) ödenmiş olursa, menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam edilir (m.72/6); yani menfi tespit davası (kendiliğinden) istirdat davasına dönüşür; bu hâlde mahkeme menfi tespit davasına istirdat davası olarak devam eder (Kuru, Baki: İstinaf Sistemine Göre Yazılmış İcra ve İflâs Hukuku Ders Kitabı, Ankara, 2017, s. 146). Bu durumda İİK’nın 72/6 maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır.<br>Bedelsizlik iddiası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu  m.687. maddesi anlamında bir kişisel def’îdir. Bedelsizlik bir kişisel def’î olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ancak borçlu, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def’îni ileri sürebilir.<br>Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte, alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def’ini dermeyan etme hakkını vermektedir.<br>Kambiyo senedi düzenlenmesine neden olan hukukî ilişkinin, karşılıklı borç yükleyen sözleşme olması ve bu sözleşmeden doğan borcun ifası için kambiyo senedinin düzenlenmesi hâli ise sıklıkla karşılaşılan bir durumdur.<br>Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde, temel borç ilişkisindeki para borcunun (kambiyo senedindeki temel alacağın) karşılığı olan edimin ifa edilmemesi hâlinde kambiyo senedinin bedelsizliğinden bahsedebilmek için, borçlunun TBK m. 125 seçimlik haklardan borcun ifa edilmemesi sebebi ile olumlu zararının tazminini veya sözleşmeden dönerek olumsuz zararının tazminini talep yolunu seçmesi gerekir. Zira seçimlik haklardan ilki olan borcun ifası ve gecikme tazminatının talep edilmesi durumunda, sözleşmenin ifasını talep eden taraf kendi borcunu ifa ile yükümlü olduğundan, senet henüz bedelsiz kalmayacaktır. Borçlunun zaten var olan borcun ifası ile gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçmesi ile alacaklı (kambiyo senedi borçlusu) ifayı talep etmek hakkını kaybederken, borçlu da asli edim yükümlülüğünü yerine getirme borcundan kurtulur. İşte bu noktada senedin bedelsizliği bu hâllerde gündeme gelecektir. (Hukuk Genel Kurulu2021/(19)11-659 esas 2022/82 karar)<br>Çek, bir ödeme aracıdır. TBK.’nın 207. maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğu düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre; davacının dava konusu çekleri keşide edip davalıya mal karşılığında teslim ettiği karine olarak kabul edilir. Karinenin aksi, iddia eden davacıya aittir. Bu sebeple, dava konusu çeklerin avans olarak verildiğini, çeklerin bedeli kadar malların teslim alınmadığını iddia eden davacının, bu iddiaları yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Davalının, dava konusu çekler karşılığı mal teslim edildiğini savunması, ispat yükünü değiştirmemektedir. Çek,  TTK'nın 780/1-b maddesine göre kayıtsız şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içerdiğinden sebepten mücerret bir borç ödeme aracı olduğuna ilişkin karine bulunmaktadır. Bu karinenin aksinin iddia eden tarafından ispatlanması gerekir. ( Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2473 Esas – 2019/5340 Karar, Yargıtay 19 HD.nin 2014/17834 Esas- 2015/4830 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4510 esas 2021/6679 karar)<br>Somut olayda; davacı taraf çeklerin satış sözleşmesi kapsamında önceden davalıya verildiğini, yani çeklerin avans çeki olduğunu iddia etmiştir. Az yukarıda açıklandığı üzere; kambiyo senedi olan çek nedeniyle borçlu olmadığını ispat yükü davacı borçludadır. Gerek 6098 sayılı TBK’nın 207. maddesi gerek ise de, 6102 sayılı yasanın 780/1-b maddesi düzenlemesi göz önüne alındığında çeklerin avans çeki olduğu iddiasının davacı tarafından ispat edilmelidir. (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2018/2473 Esas – 2019/5340 Karar, Yargıtay 19 HD.nin 2014/17834 Esas- 2015/4830 Karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/4510 esas 2021/6679 karar)<br>Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Davacı tarafın ticari defterleri incelendiğinde, davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğu, avans çeki vermek sureti ile çalıştıkları, bu kapsamda dava konusu çeklerin önceden hazırlandığının kabulünün gerektiği akla gelebilir ise de, davalının tacir olmadığı ve aynı kapsamda tutulan bir ticari defterinin bulunmadığı, ispat yükü davacıda olmakla birlikte davacının iddialarını ticari defterlerle ispatladığının söylenemeyeceği, zira ticari defterlerin tamamen davacı tarafından düzenlendiği, davacı tarafından karşı taraftan sadır olan bir belge veya başka bir delil sunulamadığı, davacı tarafından yemin deliline de dayanılmaması nedeniyle davanın ispat edilemediği, bu nedenle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 269,85-TL'nin mahsubu ile kalan 345,55-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın Dairemizce taraflara tebliğine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ilamın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.19/06/2025\t\t<br><br>...<br>Başkan ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4628870c9a9d2c54","SID":"8f965bf4a47d0efa"}}