{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/113 <br>KARAR NO:2025/1005<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:14/10/2021<br>NUMARASI:2019/358 Esas - 2021/824 Karar <br>DAVANIN KONUSU:Tazminat (Satım sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle;  taraflar arasında 06.09.2016 tarihli ... Ticaret genel sözleşmesi  ve bu sözleşmenin eki niteliğinde 30.10.2017 tarihli protokol imzalanarak, sözleşme ve protokolünün 31.12.2018 tarihinde sona ermesinin kararlaştırıldığını, piyasada elektrik enerjisinin fiyatının sabit olmaması nedeniyle, enerji temin eden şirketlerle ikili anlaşmalar yapılarak belirli sürelerle sabit fiyatla elektrik enerjisini aldığını, müvekkilinin bu anlaşmaya güvenerek bir çok kişi ile sözleşme yaptığını, alıcı ve satıcının kendi müşterilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmesi amacıyla bu tür sözleşmelerin haklı bir neden olmaksızın tek taraflı feshedilemeyeceğinin ve haklı sebep olması halinde ise, feshe sebep olan tarafın cezai şart ödemesinin kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki sözleşmelerde de bu düzenlemenin bulunduğunu, çerçeve sözleşmenin \"Anlaşmanın Süresinden Önce Sona Ermesi ve Fesih\" kenar başlıklı 14.1 maddesinin a,b,c,d,e ve f fıkralarında açıklanan nedenlerden birinin gerçekleşmesi halinde sözleşme ve protokollerin kendiliğinden sona ereceği, bu hallere sebebiyet veren tarafın sözleşmenin 15. maddesi uyarınca belirlenecek tarafın cezai şart ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin veya protokollerin süresinden önce sona ermesi veya feshi başlıklı 14/2 maddesinin a,b,c fıkralarında belirlenen sebeplerden birinin gerçekleşmesi halinde, diğer tarafın tek taraflı bildirimle ve haklı nedenle fesih hakkının kullanabileceği, bu şekildeki haklı feshe sebebiyet veren tarafın diğer tarafa 15. madde de belirlenen cezai şartı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin süresinden önce sona ermesi başlıklı 14/3. maddesinde ise, bu maddede belirtilen sebeplerin varlığı halinde sözleşmenin haklı nedenle feshedilebileceği, böyle bir durumda feshe sebebiyet veren tarafın aynı şekilde 15. maddeye göre belirlenen cezai şartı ödeyeceğinin kararlaştırıldığını,14/4. maddesinde ise sözleşme veya protokollerin yukarıda belirtilen nedenler dışında bir sebeple feshinin mümkün olmadığı, bu madde kapsamında haklı feshe sebebiyet veren tarafın da diğer tarafa 15.madde kapsamında cezai şart ödeyeceğinin belirlendiğini, sözleşme ve protokollerin süresinden önce sona ermesi ve feshi başlıklı 14/6. maddesinde geçerli geçerli ve yürürlükte olan bir protokol veya protokollerin bulunması halinde, sözleşmenin feshinin tüm protokollerin sona erdiği tarihte hüküm ve sonuçlarını doğuracağı, taraflar arasında yürürlükte bulunan bir protokol bulunmaması halinde, feshin karşı tarafa tebliğinden itibaren 30 gün sonra sonuç doğuracağının hüküm altına alındığını, çerçeve sözleşmenin 14.7. maddesi uyarınca, sözleşme ve protokollerin  belirlenen hükümlere aykırı olarak feshedilmesi halinde bu feshin sonuç doğurmayacağı ve çerçeve sözleşmenin 18. maddesinde belirlenen sürenin sonuna kadar yürürlükte kalacağının belirlendiğini, buna göre sözleşme ve protokollerin süresinden önce feshi durumunun 14.maddenin alt bentlerinde düzenlendiğini, davalının Üsküdar ... Noterliğinin 27.08.2018 tarihli ihtarı ile döviz kurunda öngörülmeyen artışlar nedeniyle sözleşme fiyatından elektrik tedarikinin sürüdürülemeyeceğinden sözleşme ve protokollerin 31.08.2018 günü saat 23:59 itibariyle feshedildiğini, fesih tazminatını ödemeye hazır olduğunu, tazminatın ve ödeme yönteminin belirlenmesi için davalıya başvurulmasını ihtar ettiğini, müvekkilince keşide edilen 27.08.2018 tarihli ihtarla sözleşme ve protokol dışında başka nedenlerle sözleşmenin feshedilemeyeceği, sözleşme ve protokollerde taraflara serbest fesih hakkı tanınmadığı, sözleşmenin 14/6-7 maddelerine göre sözleşme ve protokolün yürürlükte olduğu ve alım bildirimlerinin yapılmasına devam edileceğinin bildirildiğini, müvekkilinin yürürlükte olan sözleşme gereğince alım bildirimlerini yapmaya devam ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak satım bildirimlerini yapmadığını ve bu nedenle müvekkilinin sözleşmenin 9.1.2.maddesinde belirlenen  cezai şarta hak kazandığını, buna ilişkin faturaların davalıya tebliğ edildiğini, davalının bu faturaları ticari defterlerine işledikten sonra iade faturası düzenlendiğini, müvekkilinin de Beyoğlu ... Noterliğinin 19.03.2019 tarihli ihtarı ile sözleşmenin 9.1.2. maddesi uyarınca düzenlenen 2.213.006,55 TL bedelli cezai şart faturalarının faizi ile birlikte ödenmesini, kabul etmemekle birlikte sözleşme ve protokollerin serbest fesih hakkı olduğunun düşünülmesi halinde dahi sözleşmenin 15. maddesi uyarınca 611.220,00 TL fesih tazminatının ödenmesinin istendiğini, ihtara rağmen tazminatın ödenmediğini, davalının fesih hakkı bulunmadığından sözleşme ve protokollerin 31.12.2018 tarihine kadar yürürlükte kaldığını,  davalının fesih ihtarında sözleşmenin 14 ve 15.maddesi uyarınca serbest fesih hakkı bulunduğunu, 15.maddede belirlenen fesih tazminatını ödemek suretiyle sözleşmeyi 31.08.2018 tarihi itibariyle feshettiğini bildirdiğini, oysa sözleşme ve protokollerde serbest fesih hakkı bulunmadığını, aksine haklı neden bulunmadıkça sözleşme ve protokollerin süresinden önce feshedilemeyeceğini, feshedilse bile ancak feshin sürenin sonunda hüküm ifade edeceğinin sözleşmenin 14/6.maddesinde düzenlendiğini, sözleşmenin yorumlanmasında TBK'nın 19.maddesinin dikkate alınması halinde de 14.maddede düzenlenen sonuca ulaşılacağını,bu tür sözleşmelerde tarafların sonradan oluşacak artış veya azalma yönündeki dalgalamaları göz önüne alarak en baştan fiyatı belirlediklerini, daha sonra anlaşma süresi içinde alım satım bildirimini kullandıklarını, satıcının belirli bir sürede elektrik enerjisini belirli bir fiyattan satma,alıcının ise aynı fiyattan alma garantisi verdiğini, bu garantilerle tarafların nakit akışlarını ve müşteri sözleşmelerini düzenlediklerini ileri sürerek, sözleşmenin 9.1.2. maddesi uyarınca şimdilik 2.213,006,55 TL cezai şart bedelinin 651.852,06 TL'sinin 08.10.2018 tarihinden, 619.790,16 TL'sinin 06.11.2018 tarihinden, 518.052,86 TL'sinin 13.12.2018 tarihinden, 423.338,47 TL'sinin 07.01.2019 tarihinden itibaren ve sözleşmenin 12/ii maddesi uyarınca aylık reeskont faizi + %2 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, bu mümkün olmadığı takdirde terditli olarak, sözleşmenin 15. maddesi uyarınca şimdilik  611.220,00 TL fesih tazminatının haksız fesih tarihi olan 01.09.2018 tarihinden itibaren sözleşmenin 12/ii maddesi uyarınca aylık reeskont faizi + %2 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle;  aynı alacak için terditli dava açılamayacağını, sözleşmenin müvekkilince haklı nedenle ve sözleşmeye uygun şekilde feshedildiğini, feshin davacının kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran bir irade beyanı olduğunu, bu nedenle feshin geçersiz olduğu iddiasıyla cezai şart talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, feshedilen bir sözleşmenin yürürlükte olmadığı dönemler için cezai şart istenemeyeceğini, 2018 yılında dövizdeki ciddi artış sebebiyle piyasadaki ikili anlaşmaların pek çoğunun feshedildiğini, müvekkilinin sözleşmenin 15.1. maddesi uyarınca hesaplanacak bedeli ödemek istediğini 27.08.2018 tarihli ihtarname ile bildirdiğini, davalının ise fesih iradesinin haksız olduğunu iddia ettiğini ve sözleşmenin ifa edilemez hâle geleceğinden feshin kaçınılmaz bir sonuç olacağını, sözleşmenin fesihle birlikte 31.08.2018 itibariye sona erdiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflarca gösterilen delliller toplanmış, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü cevabi yazısı, ... A.Ş. Cevabi yazısı celp edilmiş, taraflar arasındaki ... Ticaret Genel Sözleşmesi kapsamında davalı tarafın yaptığı fesih bildiriminin haklı olup olmadığı, sözleşmenin davalıya serbest fesih hakkı tanıyıp tanımadığı, davalının sözleşmenin 9.1.2. Md.'sine göre bildirim yükümlülüğünü yerine getirip getirmediği, bundan kaynaklanan cezai şart tazminatının varlığı ve miktarının ne olduğu hususu yönünden bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.Bilirkişi dosyaya sunduğu 15/02/2021 tarihli raporda, 'Davalı yan, Üsküdar ... Noterliği'nin 27.8.2018 gün ve ... Y. numaralı ihtarıyla, döviz kurundan kaynaklı olarak sözleşmenin yetine getirilme koşullarının ortadan kalktığını, sözleşmeye devam etmenin mümkün olmadığını bildirmekte, sözleşmenin taraflarınca feshedildiğini söylemekte, yeni bir sözleşme için görüşme yapabileceklerini beyan etmekte, fesih tazminatı ödemeyi benimsediğini ifade ederek, Sözleşmenin 14. maddesinin kendisine verdiği haktan söz etmektedir.Davalının burada sözünü ettiği ve davada sunduğu -yukarıya içeriği hülasa da edilen dilekçelerinde değindiği anlatımın asli takdir ve hukuki tavsif nihayetinde tamamen sayın Mahkemeye ait kalarak.. bir mücbir sebep anlatımı olduğunu düşünmekteyiz. Mücbir Sebep'in unsurları, -bazı anlatımlar farklı da olsa, genellikle...- öğretide... 1) Haricilik/ Dışsallık Unsuru 2) Kaçınılmazlık/ Önlenemezlik Unsuru 3) Öngörülemezlik Unsuru 4) İlliyet Bağı (Kusursuzluk) Unsuru olarak sayılmaktadır (bu konuda bkz: DOÇ. DR. ÖZGÜR BİYAN, Mali Hukuk Açısından Mücbir Sebep; İstanbul 2020, sh. 19 vd.) . Yine öğretide ifade edildiğine nazaran, ...mücbir sebep, kaçınılması veya bertaraf edilmesi objektif olarak imkânsız bir olayı ifade eder; öyle ki, olay, meydana geliş tarzı bakımından karşı konulmaz bir şiddetle vuku bulmuş ve ifayi imkânsız kılmıştır... (bu konuda bkz: TEKİNAY/ AKMAN/BURCUOĞLU/ALTOP; Tekinay Borçlar Hukuku-Genel Hükümler, 6. bası, İstanbul 1989, sh. 1345 vd.). Davalı yanın savunduğu döviz fiyatlarındaki artış gerekçesi ise, çeşitli yargı kararlarında tartışılmıştır.Yargıtay'ımız muhtelif tarihlerdeki kararlarında, umumiyetle, -somut durumun tahlili somut çekişme açısından tamamen yüce Mahkemeye ait kalmak kaydı ile söyleyelim... tacir olan davalının döviz  iyatlarındaki artışa mücbir sebep dermeyanı ile borçtan kurtulmak açısından dayanması yolunu kapatmaktadır (bkz: Y. 11. HD. 16.12.1976 gün ve 1976/5406 E, 5406 K. sayılı kararı, YKD 1977 sayı 6, sh. 817 vd.; Y. 13. HD. 14.5.1981 tarih ve 1981/2749 E. 3288 K. sayılı kararı, YKD. 1981, sayı 8, sh. 1024 vd.- Zikreden: TEKİNAY/ AKMAN/ BURCUOĞLU/ ALTOP, age. sh. 1343-1346, dn. 11). 2018 yılı ortasında döviz fiyatlarında bir artış olmuştur, ama hükümetimiz aldığı hızlı tedbirlerle uzun sayılmayacak bir süre içinde döviz fiyatlarında düşme de sağlamıştır. Bunun finansal tahlilini yapmak ise, uzmanlıklarımız içinde olmayıp, mezkür yargısal perspektif açısından bakılınca önemli de bulunmayabilecektir. Sözleşmenin feshinden peşinen (akdin in'ikadı anında...) vazgeçmenin ve bunu sözleşmeye yazmanın, hukuken anlam/ hüküm ifade edip etmeyeceğinin takdiri tamamen yüce Mahkemeye aittir. Ama temel ilke sözleşmeye bağlılık (pacta sunt servanda) olduğuna göre, davalının da davacının da sözleşmeden kaynaklanan borçlarını süresi içinde/ sözleşme boyunca yerine getirmeleri, kaideten, kendilerinden beklenecektir.Davalının yukarıda yer bulan erken fesih bildiriminde, kendisinden sadır bu erken fesih sebebiyle giderim ödemeyi zaten kabul ettiği de anlaşılmaktadır.O zaman araştırılmak gereken, sözleşmeyi davalının fesih ettiği de düşünülecek olursa, davacının cezai şart isteme koşulları varsa, bu davalının feshi ile -salt bu yönden- ortadan kalkmayacağına göre, bir cezai şart (cezai şart vs. açısından genel açıklama için bkz: PROF. DR. HALUK N. NOMER; Borçlar Hukuku- Genel Hükümler, İstanbul 2017, 15.bası, sh. 471 vd.) ödemenin mümkün olup olmayacağı veya dava terditli olarak açıldığına (bkz: dava dilekçesi sh. 13 vd.) göre, davacının davada istenen cezai şart isteyemeyeceği ve fakat fesih tazminatı ödemek mevkiinde olduğunun araştırılmasıdır. Davacının cezai şart isteme koşullarının doğup doğmadığını ve doğdu ise tenkis koşullarını/miktarını yüce Mahkeme belirleyecektir (bkz: NOMER, age. sh. 477) . Eğer/ ancak yüce Mahkeme, davacının terditli isteminde ilk şırada yer alan cezai şartı istemesinin mümkün olduğunu mütalaa edecek olursa, davalının iade faturası kesmesi anlamlı olmamakla, muhasebesel olarak hesabı yukarıda yapılan ve davacın davada talep ettiği cezai şartın davalıdan alınıp istem gibi davacıya verilmesi düşünülebilir.Öte yandan, takdir yine tamamen sayın Mahkemeye ait olmak kaydı ile, sayın Mahkemeyi takyit etmeyecek olan ve somut olay yönünden Bilirkişiliğimizde galebe çalan düşünce, sözleşmesel bütünün tetkikine bağlı olarak ve yukarıda içerik özetinde yer bulduğuna nazaran, davacının 611.2220, TL olarak terditli surette izhar ettiği talebinin kabul koşullarının oluştuğu ve eğer sayın Mahkeme bu yönde karar oluşturur ise, davacının bu meblağı, davalının fesih tarihinden başlayacak akdi faizi ile (aylık kısa vadeli avans faizi + 2 puan) birlikte isteyebileceği yönündedir. Davacının bu davalıya konuda fatura kesmemiş olmasının, bu seçenekte ( terditli istem sözleşmesel ilişkinin davalı yanca feshine bağlı bir giderim istemi olmakla...), davacının fesih tarihinden itibaren anılan tazminatı ve faizi istemesine engel olmayacağı da düşünülebilecektir görüşü bildirilmiştir.Sözleşmenin 15. Maddesine göre talep edilen fesih tazminatı ve faize ilişkin teknik itirazların karşılanması için bilirkişi heyetinden ek rapor alınmış, alınan 24/05/2021 tarihli ek raporda \"Dava yanlarının Kök rapor ile ilgili açıklamaları, beyan ve itirazları incelenmiştir. Esasen beyan ve itiraza yönelik kalemler itibariyle Kök Rapor'da bilirkişi değerlendirmelerinin ve açıklamalarının bulunduğu görülmektedir. Bilirkişi görüşünün HMK md. 282 hükmü kapsamında yüce mahkemeyi takyit etmediği izahtan varestedir.Öte yandan, HMK ind. 279/4 ve 266/c.2 ahkâmıyla 6754 sayılı Kanun'un md. 3/3 hükmü gereği bilcümle hukuki tavsifin de tamamen muhterem Mahkemeye ait olduğu sarihtir. Şunu da bilvesile belirtmek gerekir ki, bu dava bir alacak değil (genel bir ifade ile.) giderim/ceza koşulu esaslı istem bazında temellenmiş olmakla, dava yanlarının defterlerinde bir alacak/borç kaleminin görülmemesi ve/veya davada tartışılan rakamların yan defterlerinde bu anlamda yer almaması, çekişmenin bünyesine uyumsuz değildir görüşü bildirilmiştir.Tüm dosya ve deliller birlikte değerlendirildiğinde açılan dava, sözleşmeye dayalı cezai şart tazminatı istemine ilişkindir. Dava terditli olarak açılmış olup öncelikle sözleşmenin 9 Maddesine göre belirlenen cezai şart tazminatı olmadığı takdirde 15. Maddeye göre fesih tazminatı talep edilmektedir. Taraflar arasında 06.09.2016 tarihinde Enerji Ticaret Genel Sözleşmesi ve yine sözleşmenin ayrılmaz bir parçası ve eki olarak belirlenen 30.10.2017 tarihli protokol imzalandığı, sözleşmenin 3. Maddesine göre protokol hükümlerinin birincil olarak tarafları bağlayıcı olduğu, Protokol'de Tedarik Bitiş tarihinin 31.12.2018 olarak belirlendiği, davalı tarafın Üsküdar 9. Noterliği'nin 27.08.2018 tarih ...sayılı ihtarnamesiyle döviz kurunda öngörülemeyecek artışlar olması nedeniyle sözleşme fiyatı üzerinden elektrik tedarikinin yapma imkanının kalmadığını bildirerek sözleşme ve protokolleri 31.08.2018 tarih itibariyle feshettiklerini ve fesih tazminatı ödemeye hazır olduklarını beyan ettikleri hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.Nizalı olan noktalar ise aktedilen sözleşmenin davalı tarafa serbest fesih iradesi tanıyıp tanımadığı sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği, haklı neden ise 14. Madde de belirlenen nedenlerden olup olmadığı, protokolle belirlenen sözleşme süresine göre satış bildirimlerinin yapılması gerekip gerekmediği hususlarında toplanmaktadır. Tüm bunları çözüme kavuşturmada taraflar arasında imzalanan 06.09.2016 tarihli sözleşme ve onun eki olarak kabul edilen 30.10.2017 tarihli protokol hükümleri büyük önem arzetmektedir.Bu çerçevede sözleşme maddeleri tek tek irdelenecek olursa sözleşmenin 3. Maddesine göre protokol hükümleri birincil yani öncelikli olarak uygulanacak olup buna göre tedarik başlangıç tarihi 01.01.2018 tedarik bitiş tarihi ise 31.12.2018 tarihidir. Davalının 27.08.2018 tarihli keşide ettiği fesih ihtarnamesi sözleşmeyi süresinden önce sona erdirme ve feshetme iradesi içermekte olup davalı taraf, döviz kurundaki artışın mücbir sebep olarak gösterip sözleşmeyi haklı nedenle feshettiği iddiasındadır. Bu noktada sözleşmenin Sözleşme ve/veya Protokol(ler)'in süresinden önce sona ermesi ve fesih başlıklı 14 Md.'si kilit noktada öneme haizdir. 14. Md. oldukça ayrıntılı, madde madde ayırarak düzenleme getirmiş olup 14.1 Md'de (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerindeki hallerden birinin gerçekleşmesi halinde kendiliğinden, 14.2 Md'de (a), (b) ve (c) bentlerindeki hallerden birinin gerçekleşmesi halinde tek taraflı ve haklı nedenle 14.3 Md'de belirlenen durumda haklı nedenle fesih sebeplerini tespit etmiş, devamla 14.4 Md'de Taraflardan herhangi birinin yukarıdaki hükümler dışında bir sebeple Protokol'ü ve/veya sözleşmeyi aksi protokolde öngörülmedikçe Protokolde belirlenmiş olan süreden evvel feshetme hakkı bulunmamaktadır. Sözleşmenin ve/veya protokol'ün bu madde kapsamında fesih edilmesi halinde sözleşmenin feshine sebebiyet veren taraf, diğer tarafa mad. 15 hükümleri uyarınca hesaplanacak fesih tazminatı ödeyecektir  hükmünü içermekte, devamla 14.6 Md'de Taraflar arasında karşılıklı olarak onaylanmış geçerli ve yürürlükte olan herhangi bir Protokol ya da Protokollerin bulunması halinde sözleşmenin fesihi tüm Protokollerin sona erdiği tarihte hüküm ve sonuçlarını doğrulacaktır hükmünü içermektedir.Buna göre tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları ve sözleşmenin bağlayıcılığı ilkesi çerçevesinde söz. 14 Md.'den  somut olaya bakıldığında 14 Md.'de belirlenen madde madde ve tahdidi olarak sayılan haller dışında sözleşmenin feshi mümkün olmayıp döviz kurundaki artışın mücbir sebep olarak varsayılıp sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini söylemekte mümkün değildir. 14. md. belirlenen haller dışında sözleşme ve/veya protokolün feshedilemeyeceği açıkça ve net olarak dercedilmiş, her iki tarafta tacir sıfatına haiz olup sözleşme konusu işin niteliği gereği sözleşme hükümlerinin bağlayıcılığını akdin inikadı aşamasında basiretli bir tacir olarak kabul etmişlerdir. Buna göre yapılan fesih haksız olup ayrıca sözleşmenin 14.6 Maddesine göre taraflar arasında onaylanmış geçerli ve yürürlükte olan bir protokol olmasına göre haklı bir fesih olsaydı  dahi sonuç ve hükümlerini sözleşmenin bitiş tarihi olan 31.12.2018 tarih itibariyle doğuracağı aşikardır.Buradan hareketle 27.08.2018 tarihinde davalı taraf fesih ihtarnamesi keşide etmesine rağmen davacı taraf alım bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeye devam etmiş fakat davalı satıcı tarafından satım bildirim yükümlülüğü ifa edilmemiştir. Sözleşmenin 9.1.2 Md'de satım bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde cezai şart ödeneceği belirlenmiş ve bu hususta yapılacak hesaplama için formül tespit edilmiştir.Davacı tarafça bu formül uygulanarak cezai şart tazminatı yönünden 4 adet fatura düzenlenmiş olup mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesine göre faturalara konu dengesizlik ceza bedeli sözleşmede yer alan formül uyarınca doğru hesaplandığı tespit edilmiştir. Sözleşmenin bitiş tarihi 31.12.2018 olduğuna göre davalı satıcı kendi üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmekle mükellef iken bunu yapmaması nedeniyle davacının sözleşmenin 9.1.2 Maddesine göre cezai şart tazminatını yani faturalara konu cezai bedelleri talep etmekte haklı olup sözleşmenin 12. Maddesine göre aylık reeskont faizi + %2 gecikme faizinin de talep edilebileceği anlaşılmış terditli açılan davada ilk talep kabul edildiğinden ikinci talep değerlendirilmeye alınmamış ve...\"  gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.213.006,55 TL cezai şart alacağının 651.852,06 TL'sinin 08.102018 tarihinden itibaren, 619.710,16 TL'sinin 06.11.2018 tarihinden itibaren, 518.052,86 TL'sinin 13.12.2018 tarihinden itibaren, 423.338,47 TL'sinin 07.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek aylık reeskont faizi ve % 2 gecikme faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki 06.09.2017 tarihli alım sözleşmesi ve protokoller uyarınca,  sözleşmenin süresinden önce feshinin mümkün olup olmadığı ve buna bağlı olarak cezai şart veya fesih tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığının uyuşmazlık konusu olduğunu, taraflar arasında elektrik enerji tedariki amacıyla  sürekli ve çerçeve nitelikli ikili anlaşma niteliğinde 06.09.2016 tarihli  ... Ticaret Genel Sözleşmesi ile bunun eki olan 30.10.2017 tarihli bir Protokol düzenlendiğini, sözleşme ve protokolün süresinin 31.12.2018 tarihinde sona ereceğini, sözleşmenin devamı sırasında 01.01.2018 tarihinden itibaren dolar kurunda öngörülmesi mümkün olmayan yüksek artışlar nedeniyle sözleşme kapsamındaki elektrik satış fiyatının, maliyetin çok çok altında kaldığını ve sözleşme fiyatı ile elektrik satılamaz hale geldiğinden,müvekkilince gönderilen Üsküdar ... Noterliğinin 27.08.2018 tarihli ihtarı ile sözleşmenin feshedildiğini, sözleşme ve protokol tarihinde öngörülmeyen ancak davalının ekonomik mahvına sebep olan kur artışının beklenmeyen olağanüstü durum olması nedeniyle sözleşmenin 14. ve 15. maddeleri uyarınca akdedilen sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, fesih nedeniyle sisteme satım emri girilmeyeceğinin bildirildiğini, ancak davacının fesih olgusunu yok sayarak sisteme alım emri girmeye devam ettiğini, çerçeve sözleşmenin 14.4., 14.6., 14.7.  ve 18. maddeleri uyarınca, sözleşme ve protokollerin 31.12.2018 tarihine kadar yürürlükte olduğunu, davalının sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmenin 9.1.1. ve 9.1.2. maddeleri uyarınca 2.213.006,55 TL bedelli cezai şart bedelinin işlemiş faizi ile birlikte tahsili, cezai şart bedeli ile kısmi fesih tazminatı  talebine ilişkin iddiaların kabul edilmemesi halinde sözleşmenin 15. maddesi uyarınca hesaplanan fesih tazminatı olan 611.220,00 TL tahsili amacıyla eldeki davanın açıldığını,Mahkemece alınan 15.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda, feshin geçerli olup olmadığının mahkemece değerlendirilmesi gerektiği, davalının da fesih nedeniyle tazminat ödemeyi kabul ettiğini, davacının 611.220 TL talebinin koşullarının oluştuğunun belirtildiğini, raporda sözleşmenin feshedilemeyeceğine ilişkin davacı iddiasının, desteklenmediğini ve davacının cezai şartı talep edemeyeceğinin belirlendiğini, 24.05.2021 tarihli ek raporda da aynı görüşlerin tekrar edildiğini, mahkemenin de hatalı şekilde sözleşmenin 14.maddesinde sayılan haller dışında sözleşmenin fesihinin mümkün olmadığı kabul edilerek karar verildiğini,Sözleşmenin 31.08.2018 tarihinde göçerli olmak üzere müvekkilince feshedildiğini, mahkemece sözleşmenin 9. maddesine göre hesaplanan cezai şart bedelinin ödenmesine karar verildiğini ve müvekkilinin fesih iradesi dikkate alınmadan  sözleşmenin ayakta kabul edilerek cezai şart bedellerinin tahsiline karar verildiğini, sözleşme ile fesih hakkının ortadan kaldırılmadığını, zira sözleşmenin 18. maddesinde, sözleşmenin aksi taraflarca yazılı olarak mutabık kalınmadıkça, 14. madde uyarınca feshedilmedikçe veya taraflar arasında yeni bir çerçeve elektrik alım satım anlaşması akdedilmedikçe yürürlükte kalmaya devam edeceği düzenlemelerinden hareketle, tarafların serbest fesih hakkı bulunmadığının kabul edildiğini, buradaki asıl amacın feshi zorlaştırmak olduğunu, ancak bu durumun feshi engelleyerek tarafları ifaya zorlama anlamına gelmediğini, emredici bir yasa hükmü ile önlenmedikçe haksız da olsa feshin sonuç doğuracağını kabul etmek gerektiğini, bu nedenle haklı fesih nedeni de olsa sözleşmenin sonuna kadar devam edeceğine ilişkin kabulün hatalı olduğunu, Sözleşmenin 14.4. maddesinde davacının iddia ettiği gibi bir anlam bulunmadığını, bu hükümde sözleşmenin 14. madde kapsamında feshedilmesi halinde sözleşmenin feshine sebebiyet veren tarafın diğer tarafa sözleşmenin 15.1 maddesi uyarınca fesih tazminatı ödeyeceğinin düzenlendiğini, sözleşmenin 15.1. maddesinde de bunu destekler hüküm bulunduğunu, alınan raporlarda da bu hususun kabul edildiğini, raporlarda feshin varmakla hüküm ve sonuçlarını doğurduğu göz önünde bulundurularak cezai şart değil, fesih tazminatı ödenmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiğini, sürekli sözleşme ilişkisini sona erdirmeye, sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik, feshin  muhatabın hâkimiyet alanına varmakla hüküm ve sonuç doğuran, tek taraflı kullanılabilen bozucu bir yenilik doğurduğunu, haksız fesihte TBK'nın 112 ve devamına göre borca aykırılık hükümlerinden hareketle tazminat talep edilebileceğini, Yargıtay uygulamalarında hiç veya yeterli bir sebebe dayanmayan fesih beyanı geçerli şekilde sonuçlarını doğuracağı, taraflar arasındaki borç ilişkisini sona erdireceği, bunun karşısında, hiç veya yeterli sebebe dayanmayan bu fesih beyanının haksız olduğu kabul edilerek uğranılan zararların tazmin edileceğinin kabul edildiğini, mahkemece tacirler arasındaki bir sözleşmenin tek taraflı olarak feshedilip edilmeyeceğinin değerlendirilemediğini, fesih hakkının engellenemeyeceğinin bir çok yüksek mahkeme kararı ile kabul edildiğini, cezai şartın talep edilebilmesi için öncelikle yürürlükte olan bir sözleşme bulunması gerektiğini, fesihle sözleşmenin sona ermesi nedeniyle, borçlunun tazminat ödeme yükümlülüğü saklı kalmak kaydıyla aynen ifaya zorlanamayacağı bir borca bağlı olarak cezai şart tahakkuk ettirilemeyeceğini, müvekkilinin varmakla sonuç doğuran feshine rağmen cezai şart beklentisiyle fatura düzenlenmesinin dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, feshin geçersiz olduğu kabul edilse dahi, sözleşmenin 14.2. maddesinde de, (b) bendinde belirtilen ihlalin 2 iş günü içerisinde düzeltilmemesi halinde karşı tarafa tek taraflı ve haklı nedenle fesih yetkisi verildiğini, müvekkilinin fesih iradesini öğrenen davacının, müvekkilin satış bildirimi yapmayacağı bilmesine rağmen, iki iş günü içerisinde sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etme hakkı bulunurken, bu hakkı kullanmaksızın 4 ay için ayrı ayrı cezai şart faturası düzenlemesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, 2018 yılında dövizdeki ciddi artış sebebiyle piyasadaki bir çok ikili anlaşmanın feshedildiğini, artışın sözlemenin devamını imkansız hale getirdiğini, feshin ...ve davacıya bildirilerek yeni alım girilmeyeceğinin ihtar edildiğini, mahkemece sektördeki bu genel sıkıntıya ilişkin belgelerin getirtilmeden karar verildiğini, Sözleşmeye göre aşkın zarar istenemeyeceğini, fesihle sözleşmenin ifa kabiliyeti kalmadığını ve feshe davacının neden olduğuna ilişkin bir savunma da bulunmadığını, feshe neden olanan davalı olması nedeniyle sözleşmenin 15.1. maddesi uyarınca hesaplanacak bedelin ödeneceğinin ihtarla bildirildiğini, müvekkilinin feshi ile sözleşmenin ifa edilemeyecek olması nedeniyle davacının bu durumda uzun süre beklemeksizin sözleşmeyi feshetmesinin makul bir davranış olduğunu, feshe rağmen alım isteği girilerek talep edilen cezanın aşkın zarar niteliğinde olması nedeniyle bu durumun sözleşmenin 14 ve 15. maddelerine aykırı olduğunu, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği kabul edilse bile, davacının haksız fesih için de bir fatura düzenlemediğini, sözleşmenin 15.2. maddesinde, fesih tazminatı ödenmesinin ön şartının faturanın karşı tarafa fatura gönderilmesi olduğunın açıkça düzenlendiğini, davacının tarditli taleplerinden olan 611.220,00 TL fesih tazminatı faturasını müvekkiline göndermekten imtina ederek, müvekkilinin faturayı denetleme imkanını ortadan kaldırdığını, hükmedilen faiz oranın TBK'nın 120. maddesine aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, taraflar arasındaki 06.09.2016 tarihli ... ticaret genel sözleşmesi ve ek protokollerinin erken feshi nedeniyle cezai şart alacağının veya uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı,  davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf  nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında elektrik enerjisi tedariki amacıyla sürekli ve çerçeve nitelikli ikili anlaşma niteliğinde 06.09.2016 tarihli ... Ticaret Genel Sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde 30.10.2017 tarihli protokol akdedilmiştir. Sözleşme ve protokolün süresinin 31.12.2018 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmıştır. Ancak davalı, sözleşme süresi içinde özellikle 2018 yılında Amerika dolarının Türk lirası karşısında öngörülmeyen yükselişin, elektrik satış fiyatının, maliyetin çok çok altında  kalmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle sözleşme ve protokolü Üsküdar ... Noterliğinin 27.08. 2018 tarihli ihtarıyla 31.08.2018 günü saat 23.59 itibariyle hüküm ifade etmek üzere feshetmiştir. Davalının fesih ihtarında, döviz kurundaki artışın mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini belirtmektedir.Davacı ise taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin niteliği ve  uzun süreli sözleşmeye güvenilerek üçüncü kişilerle enerji alım satım sözleşmeleri yapılması nedeniyle yüksek fiyat belirlendiğini, bu nedenle sözleşmede belirlenen nedenler dışında bu sözleşme ve protokolün süresinden önce feshedilemeyeceğini, feshedilmesi halinde karşı tarafın sözlemenin 15. maddesine göre cezai şart ödeyeceğini ileri sürerek, sözleşmenin sakiye süresi için düzenlenen cezai şart faturalarının tahsilini istemiştir. Davada terditli olarak, cezai şart faturalarının kabul edilmemesi halinde haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların tazmini talep edilmiştir.Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin değerlendirilerek, sözleşmedeki düzenlemelerin fesih yasağı anlamına gelip gelmediği ve davalının sözleşmeyi feshetme imkânı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.Sözleşmenin 3. maddesine göre protokol hükümleri öncelikli olarak uygulanacak olup,  buna göre enerji tedarikinin 01.01.2018 tarihinden 31.12.2018 tarihine kadar devam edecektir. Sözleşme ve/veya protokollerin süresinden önce sona ermesi ve fesih başlıklı 14. maddesinde sözleşmenin feshedilebileceği halleri düzenlemiştir. Sözleşmenin 14.1 maddesinin a-f bentlerindeki hallerden birinin gerçekleşmesi halinde kendiliğinden sona ereceği kabul edilmiştir. Sözleşmenin 14.2 maddesinin a-c bentlerindeki hallerden birinin gerçekleşmesi halinde tek taraflı ve haklı nedenle fesih imkanı tanınmıştır. sözleşmenin 14.3 maddesinde belirlenen durumda haklı nedenle fesih sebeplerini tespit edilmiştir. Sözleşmenin 14.4 maddesinde, \"Taraflardan herhangi birinin yukarıdaki hükümler dışında bir sebeple Protokol'ü ve/veya sözleşmeyi aksi protokolde öngörülmedikçe Protokolde belirlenmiş olan süreden evvel feshetme hakkı bulunmamaktadır. Sözleşmenin ve/veya protokolün bu madde kapsamında fesih edilmesi halinde sözleşmenin feshine sebebiyet veren taraf, diğer tarafa madde 15 hükümleri uyarınca hesaplanacak fesih tazminatı ödeyecektir \" hükmü bulunmaktadır. Sözleşmenin 14.6 maddesi ise, \"Taraflar arasında karşılıklı olarak onaylanmış geçerli ve yürürlükte olan herhangi bir Protokol ya da Protokollerin bulunması halinde sözleşmenin fesihi tüm Protokollerin sona erdiği tarihte hüküm ve sonuçlarını doğrulacaktır.\" hükmünü içermektedir.İlk derece mahkemesince sözleşmenin 14. maddesinde belirlenen hususlar dışında fesih nedeni olamayacağı, bu nedenle sözleşmenin 31.12.2018 tarihine kadar ayakta kalacağı kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Gerekçeli kararda, davacının alım emri bildirimi yapmasına rağmen, davalının satım emri girmemesi nedeniyle sözleşmenin 9.1.2.maddesine göre cezai şart hesaplanarak hüküm altına alınmıştır.Bu nedenle sözleşmenin 14. maddesi hükmü ile fesih kurumunun incelenerek tarafların sözleşme ile bağlı olup olmadıklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki sözleşme satım sözleşmesi ilişkisidir. Menkul satımına ilişkin bu sözleşmenin feshi için bir mahkeme kararı veya başka bir şekil şartına gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle satım sözleşmesi kural olarak fesih beyanı ile sona erdirilebilir.İlk derece mahkemesi sözleşmenin 19. maddesindeki, sözleşmenin aksi taraflarca yazılı olarak mutabık kalınmadıkça, madde 14 uyarınca feshedilmedikçe veya taraflar arasında yeni bir çerçeve elektrik alım satım anlaşması akdedilmedikçe yürürlükte kalmaya devam edeceği düzenlemelerinden hareketle fesih yasağı bulunduğu kabul edilmiş ise de fesih, karşı tarafa varması gereken tek taraflı bir irade beyan olup, muhataba varmakla hüküm ve sonuç doğurur. Fesih esas itibariyle devam eden sözleşme ilişkisini sona erdirmeye, sonuçlarını ortadan kaldırmaya yönelik, muhatabın hâkimiyet alanına varmakla hüküm ve sonuç doğuran, tek taraflı kullanılabilen bozucu bir yenilik doğuran bir haktır.Fesih hakkı, şarta bağlanamaz ve bir kere kullanıldıktan sonra geri alınamaz. Bir sözleşme ilişkisinin belirlenen bir süresi bulunsa bile su sözleşme bir fesih beyanı ile ileriye etkili olacak şekilde sonlandırılabilir. Bu durumda sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararlar TBK'nın 112. maddesine göre talep edilebilir. Buna göre bir arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gibi ayrık sözleşmeler dışındaki her türlü sözleşme, tek taraflı irade ile feshedilebilir. Esasen bir kişinin fesih hakkından önceden vazgeçmesi TBK'nın 26 ve devamı maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gereken bir durumdur.Taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde bir takım fesih nedenleri sayılmıştır. Bunlardan bir kısmı sözleşmenin taraflarının elektrik alım satım yapabilme imkanını kaybetmesi, iflas ve tüzel kişiliğin sona ermesine ilişkindir. Sözleşmenin 14/4. maddesinde ise ilk üç fıkrada sayılanlar dışında fesih imkânı bulunmadığı kabul edilmiş, buna rağmen sözleşmenin feshi hâlinde fesheden tarafın diğer tarafa 15. maddede belirlenen tazminatı ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Taraflar arasındaki sözleşmenin sadece 9. maddesinde sayılan hallerde feshedilebileceği, bunun dışındaki hallerde sözleşmenin ayakta olduğu ve tarafların alım satım ilişkisine devam etmeleri gerektiğinin kabulü sözleşme özgürlüğüne aykırıdır.Taraf, iradesi dışında alım satım sözleşmesinin devamına zorlanamaz. Sözleşmenin feshi halinde feshin haklı veya haksız olduğuna göre karşı tarafın uğradığı zararların giderilmesi mümkündür. Nitekim sözleşmenin 14/4. maddesinde ilk üç bentte sayılanlar dışında bir nedenle sözleşmenin feshedilmeyeceğini belirttikten sonra, aksi halde 15. maddeye göre tazminat ödeneceği kararlaştırılmıştır. Bu hüküm bile başlı başına sözleşmenin feshinin yasaklanmadığı ancak maddede sayılanlar dışında bir fesih nedeni ile sözleşmenin feshi halinde 15. maddeye göre hesaplanacak tazminatın ödeneceği kararlaştırılmıştır.Davacı, gönderdiği ihtarla döviz kurlarındaki dalgalanmanın mücbir neden olduğunu belirterek sözleşmeyi feshetmiştir.Davalı ise cevabi ihtarında, feshin geçersiz olduğunu ve sözleşmenin 14. maddesinde sayılan nedenler dışında sözleşmenin feshedilemeyeceğini bildirerek, alım satım emirlerinin yerine getirilmesini istemiştir.Davacı alım emri girmiş, davalı ise satım emirlerini girmemesi nedeniyle sözleşmenin 9. maddesine göre cezai şart ödemeye mahkum edilmiştir.Davacının dayandığı fesih nedeni sözleşmenin 14. maddesinde belirlenen nedenlerden olmadığı gibi, bu fesih nedeni mücbir sebep veya haklı bir neden olarak da kabul edilemez. Davalı, sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın feshetmiş olup fesih iradesi karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğurmuştur.Bu nedenle sözleşme ayaktaymış gibi bir kabul ile davalının satım emrini girmemesi nedeniyle, feshedilmiş bir sözleşmenin 9. maddesine dayanılarak cezai şart alacağına hükmedilmesi hatalıdır. Sözleşmenin feshi ile 14/4. maddesindeki fesih halinde zarar hesabına ilişkin 15. maddeye yapılan atfa rağmen, sözleşmenin ayakta olduğunun kabul edilerek, davalının bildirim girmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığı kabul edilerek sözleşmenin 9. maddesine göre cezai şart alacağının tahsil edilmesi sözleşmeye ve hukuka aykırı olmuştur.Sözleşmenin 14/4 ve 15. maddesine göre davalının, haklı fesih niteliğinde olmayan bir feshi ile davacının uğradığı zararın belirlenerek sonucuna göre karar vermek gerekir. Esasen görüşüne başvurulan bilirkişi kurulu rapor ve ek raporunda bu şekilde tespit ve hesaplama yapılmıştır. Davacı fesih ihtarında, fesih nedeniyle uğranılan zararların hesaplanarak bildirilmesini istemiş, davacı da dava dilekçesindeki terditli talebinde haksız fesih nedeniyle uğranılan zararların sözleşmenin 14/4 ve 15. maddelerine göre tahsilini istemiştir. Davacı bu tazminatı 611.220,00 TL olarak belirleyerek talep etmiştir. Bilirkişi kurulu da tazminatı bu miktarda belirlemiştir.Taraflar tacir olup, ticari işlerde tarafların uygulanacak faiz oranını serbestçe kararlaştırması mümkün olup davacı, terditli talebi için de akdî temerrüt faizi olarak \"... tarafından ilan edilen aylık reeskont faizi oranı+ %2\" faiz talep etmiş ise de terditli talebinin dayanağı olan sözleşmenin 15.maddesinde böyle bir akdî temerrüt faizinin kararlaştırılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, uygulanacak temerrüt faizi, 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faizi şeklinde hükmedilmiş, ayrıca taleple bağlı kalınarak uygulanacak temerrüt faizi oranının, ... tarafından ilan edilen aylık reeskont faizi oranı+ %2'yi geçmemesine hükmedilmiştir.Dava, terditli dava niteliğinde olup davacının asli talebi reddedilmiş ise de feri  talebi tam kabul edilmiştir. Yargıtay 7. HD'nin 2024/3985 E- 2024/4796 K sayılı, 24.10.2024 tarihli emsal kararında, \"...2. Davacı-karşı davalı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarına gelince; somut olayda mahkemece bozmaya uyularak asıl davada davacının TMK'nın 724 üncü maddeye dayalı tescil istemi reddedilmiş ise de, terditli talebi olan dava konusu taşınmaza yaptığı faydalı masraflar ile ilgili talebi tam kabul edilmiş olduğundan, davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin tamamının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesi ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, Karşı davada ise davacının el atmanın önlenmesi isteminin kabul edildiği ve bir miktar ecrimisile hükmedilmiş olması nedeniyle reddedilen (13.006,87 TL) ecrimisil miktarı üzerinden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiği anlaşıldığından, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması bozma nedeni olmakla birlikte yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 1086 sayılı HUMK'nın 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.\" gerekçesiyle, terditli davada asli talebin reddi ve feri talebin tam kabulü hâlinde, davalı yararına avukatlık ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceği belirtilmiştir. Emsal içtihatta belirtildiği üzere, terditli davadan feri talebin talebin kabulü, davanın tam kabulü niteliğindedir.Bu nedenle harç ve yargılama giderleri ikinci talep üzerinden belirlenmiş ve davalı yararına vekalet ücreti ile yargılama giderlerine hükmedilmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.2 hükmü uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-HMK'nın 111/2 maddesi uyarınca, davacının asli talebinin esas bakımından reddine, 2-Davacının terditli talebinin kabulü ile 611.220,00 TL fesih tazminatının, 3095 sayılı Kanun'un 2/2.maddesi uyarınca değişen oranlarda hesaplanacak temerrüt faiziyle birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmesine;  taleple bağlı kalınarak, uygulanacak temerrüt faizi oranının, ... tarafından ilan edilen aylık reeskont faizi oranı+ %2'yi geçmemesine, 3-Alınması gereken 41.752,44 TL harçtan, peşin alınan 37.392,62 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.359,82 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 37.843,42 TL toplam harç giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından ilk derece aşamasında sarf edilen ve ayrıntısı UYAP ortamında kayıtlı 4.273,80 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden, kabul edilen alacak tutarı üzerinden AAÜT uyarınca belirlenen 95.683,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacının terditli talebinin tam kabul edilmesi nedeniyle, davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 8-Bakiye gider ve delil avanslarının, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine,9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine,b-Davalı tarafından sarf edilen 162,10 TL istinaf başvuru harç gideri ile 100,30 TL posta gideri olmak üzere toplam 262,40 TL kanun yolu giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine,10-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 03.06.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65ff0228ab66a465","SID":"75db1a64f381924c"}}