{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1910 Esas<br>KARAR NO:2025/799 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2017/1092 Esas -  2022/140 Karar <br>TARİH:02/03/2022<br>DAVA:İstirdat, Maddi -Manevi tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:15/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı tarafından, Ataşehir ilçesinde bulunan ve  iki ayrı okul olarak işletmeye arz edilen kampüsleri 03/07/2017 tarihli sözleşme ile davalıdan devraldığını, davalı tarafın devre konu taşınmazların maliki olmadığını, sadece kiracısı ve eski işleteni olduğunu, sözleşme kapsamında ilgili okullara ait ruhsatlar, bina içlerinde bulunan menkul mallar ile öğrencilerin davacıya  devredilecek değerler arasında yer alacak olmasına rağmen, okulların üzerinde bulunduğu taşınmazların mülkiyetlerinin 3.şahıslara ait olmaları nedeniyle gayrimenkullerin mülkiyeti devri kapsamına alınmadığını, sadece  davalı şirketin bu gayrimenkullerdeki kiracılık haklarının devrinin sözleşemeye dahil edildiğini, sözleşme hükümleri gereği davacı şirketin imza tarihinde derhal davalı hesabına nakit olarak 200.000-TL ödediğini, sözleşmenin 4. Maddesi uyarıca davacı şirket tüm iyin niyeti ile devir ve bedeline ilişkin borcunu ifaya deva ettiğini ve neticede davalıya nakit 320.000,00-TL daha ödeme yaptığını ve toplam 2.000.000,00-TL'ye tekabül eden çekleri de devalıya teslim ettiğini, davacı şirketin üzerine düşen para borcunun %70'ini hiçbir ihtirazi kayıt koymadan karşılıksız olarak ödemesine rağmen davalının kendi edimlerini yerine getirmediğini, davalının kendi edimlerini yerine getirinceye kadar bakiye devir bedelinin ödemekten davacının imtina ettiğini, sözleşmede kararlaştırılan edimlerinin ifasının karşılıklı ve derhal olduğunu, davalı şirketin davacı şirket aleyhine ... sayılı dosyasında takip başlattığını, bu takibe karşı İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/740 esas sayılı dosyasında davacı şirket aleyhine itirazın iptali davasının açıldığını, aralarındaki hukuki ve fiili irtibat nedeniyle her iki dosyanın birleştirilerek görülmesini gerektiğini, davacı tarafın devir sözleşmesi kapsamında ilk edimi olan mülk sahipleri ile davacı şirket arasında taahhüt ettiği şekilde kira sözleşmesi akdedilmesini temin etmediğini, davalı taraf bir süre çeşitli bahanelerle fiili olarak okulları teslimden imtina ettiğini ve bu süreçte  içeride bulunan  ve değerinin 360.945-TL olduğu sabit olan meknul malların devri karşılığında 3.750.000,00-TL ödenmesini talep ettiğini,  gabine dayalı talepler mahkemece yerinde görülmezse bu kez ter8ditli olarak davalının sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle davacı şirketin maruz kaldığı zararların tazmin edilmesinin talep edildiğini, sözleşmenin 5. Maddesinde yazılı olan edimlerin hiç veya gereği gibi yerine getirilmediğini, mülk sahipleri ile akdedilecek kira sözleşmelerinin vaat edildiği şekilde kurdurulamadığını,  okulları fiili olarak geç ve tadilata muhtaç şekilde, menkul malların kaçılarak teslim edildiği, ruhsata dahil olan öğrenicileri devirden kaçınıldığını, devredilen ruhsatların işlevsiz hale getirildiğini, böylece davacı şirketin 2017-2018 eğitim döneminde kapılarını açılmasına engel olduğunu, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile   TBK 28/1 de gereğince davacının seçimlik hakkını sözleşme ile bağlı kalmak yönünde kullandığı göz önüne alınarak taraflar arasında akdedilen sözleşmede yazılı olan 3.750.000- TL. lik devir bedelinin gabin nedeniyle tadil edilerek edimler arasındaki aşırı nispetsizliğin giderilmesine ve mahkemece olması gereken sözleşme bedelinin tespitine, mahkemece tespit edilecek bedel ile taraflar arasında akdedilen sözleşmede yazılı olan 3.750.000- TL lik bedel arasındaki fark esas alınmak suretiyle; 6100 sayılı HMK'nın 107 md. de düzenlenen belirsiz alacak davası hükümleri uyarınca, davalı şirkete şimdilik 20.000,00 TL. tutarında borçlu olurmadığının tespitine, mahkemece tespit edilecek sözleşme bedelinin üzerinde davalıya nakit veya çek ile yapılan ödemelerin, 6100 sayılı HMK'nın 107 md. de düzenlenen belirsiz alacak davası hükümleri uyarınca şimdilik 20.000,00 TL. sının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizleri ile birlikte davalıdan istirdatına/iadesine karar verilmesini, 6100 sayılı HMK'nin 107 md. de düzenlenen belirsiz alacak davası hükümleri uyarınca şimdilik 20.000,00 TL. maddi tazminat ile  100.000-TL. manevi tazminatın, dava tarihinde itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi, taraflar arasında akdedilen sözleşme bedeline istinaden davalıya teslim edilen çeklerin davalı tarafından üçüncü şahıslara ciro edilerek teslim edilmemesi ve bankaya ibraz edilmeleri halinde ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilerek  ödemeden men yasağının ilgili bankalara bildirilmesine karar verilmesini,   sözleşmede yazılı olan devir bedeli kapsamında bakiye alacağı olduğundan bahisle davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazlarının iptali için İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/740 Esas sayılı dosyasında müvekkil şirket aleyhine açılan itirazın iptali davası ile huzurdaki davanın tarafları aynı olduğu gibi her iki dava arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan, mahkeme dosyasındaki davanın bahse konu dava ile birleştirilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı firma arasında imzalanan 03.07.2017 tarihli \"Devir Sözleşmesi\" ile davalının kendisine ait  ait 4 adet okul ruhsatını davacıya devretmeyi, bu ruhsatlara ilişkin okulların kurulu bulunduğu adreslerdeki taşınmazlar malikleri ile davacı arasında kira sözleşmesi kurulmasını sağlamayı, okullarda bulunan  tüm demirbaşlar  ve teknolojik ürünler dahil olmak üzere her türlü eşyanın davacıya teslim etmeyi taaahhüt ettiğini, bu edimler karşığında davacı da 3.750.000-TL'yı yine sözleşmedeki koşullarda ödemeyi taahhüt ettiğini, dava dilekçesinde açıklandığı üzere Sözleşme imzalandıktan sonra  04.07.2017 tarihinde Noterlikte düzenlenen sözleşmelerle  belirtilen ruhsatların devrini yaptıklarını, bu konuda ihtilaf bulunmadığını, davalının, okulların kurulu bulunduğu taşınmazların malikleri ile davacı arasında kira sözleşmesi kurulması konusunda gerekli aracılığı yaptığını, kira sözleşmesinin kurulmasını sağladığını,yine sözleşme kurulduktan sonra davalı ile davacı şirket temsilcisi arasında okullara ilişkin teslim tesellüm gerçekleştiridiğini, bu husus tutanaklara bağlandığını,  davacı tarafın derhal  kendi tabelalarını ve reklamlarını astığını, davalının, sözleşmenin kendisine yüklediği edimleri yerine getirdiğini, buna rağmen davacı tarafın bir takım iddialarla ve kötü niyetle huzurdaki davayı açtığını, davanın reddinin gerektiğini, kira sözleşmeleri kurulması aşamasındaki tüm pazarlıkların bizzat davacı tarafından yürütüldüğünü, kiralayanın bu taleplerini kendi özgür iradesi ile kabul ettiğini, davacının bu konuda davalıdan bir destek de talep etmediğini, sözleşme imzalandıktan sonra davacının  kendi güvenlik görevlilerini  okullarda görevlendirdiğini. 14.07.2017. tarihli devir ve teslim protokolu ile okullardaki tüm demirbaşlar eksiksiz teslim edildiğini,davalı şirketin sözleşme hükmü gereği  okullardan sadece özel eşyalarını alarak  tüm okul demirbaşlarını ve teknolojik aletleri tutanakla teslim ettiğini, müvekkilinin, davacı tarafça okullardaki öğrencilerin de devredileceğinin taahhüt edildiğinin iddia edildiği ancak taraflar arasında imzalanan sözleşme incelendiğinde tarafların edim ve taahhütleri karşılıklı olarak açık bir şekilde yazıldığını, böyle bir sözleşme hükmünün bulunmadığı, okulda okuyan öğrencilerin hangi okulda eğitim göreceğinin davalının tasarrufunda olmadığını, bu tasarruf tamamen okuldaki  öğrencilerin  velilere  ait olduğunu, veliler bu konuda tek karar verici olduğunu,  gabinden bahsedebilmek için edimler arasında ciddi nispetsizlik yanında zarar görenin  müzayaka halinde bulunmasından veya hiffetinden yada tecrübesizliğinden istifade edilmesinin gerektiğini, öncelikle davacı tacir olduğunu, davacının, davalıya müracaat ederek okulları devralmak istediğini bildirdiğini, okulları defalarca gezdiğini, fiyat konusunda ayrıntılı konuşmalar yapıldığını, davalı tarafın düşündüğünü ve sonuçta okulların bu fiyatla satın alınmasına karar verdiğini ve sözleşmelerin imzalandığını, davacı tarafın aldığı okulların fiyatını tespit edebilecek tecrübe ve bilgide olduğunu, tarafların iradeleri TBK Maddi 1 kapsamında uyuştuğunu, somut davada,  edimler arasında nispetsizlik bulunmadığı gibi, davalı müzayaka halinde de olmadığını, ayrıca uzun zamandan beri eğitim işinde bulunan davalı firmanın nasıl tecrübesizliğinden de bahsedilemeyeceğini, davacı kötüniyetle huzurdaki davasını açtığını,  davacı tarafça satış bedellerini ve çekleri ödememesi nedeniyle davalının çok ciddi güçlükler yaşadığını, bu sözleşme sonucunda asıl mağdur olanın davalı taraf olduğunu, açıklanan nedenlerle davacının davasının reddine karar verilmesini, yargılama giderinin davacı üzerine bırakılmasını  talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 02/03/2022 tarih ve 2017/1092 Esas -  2022/140 Karar sayılı kararında;\"Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşmede Gabin(aşırı yararlanma) şartlarının oluşup oluşmadığı, bu kapsamda davalı tarafça sözleşme bedelinden iadesi gereken bir bedel olup olmadığı, davalının sözleşmeye aykırı ifasının olup olmadığı ve bu nedenle davacı tarafın maddi ve manevi zarara uğrayıp uğramadığı varsa zararın miktarı hususudur.Tanık  .... duruşmada:\"Ben davacı şirketin sahibi ...Bey'e Eğitim konusunda danışmanlık veriyordum, Davalı taraftan ... ve ... Beye ulaşmışlar dava konusu olan okulun devri hususunda görüşmüşler, ben okula gittim fizibilite çalışması yaptım, okul 2016 yılında aktif eğitimini devam ediyordu, fiziki durumuy, donanımı gayet iyiydi, kütüphanesi, labaratuvarı vardı, 200'ün üzerinde öğrencisi vardı, ben bu şekilde raporumu verdim, 5580 sayılı kanun 5. Maddesi uyarınca okulun devri ruhsat, öğrenci, donanım ve tesisatı ile birlikte yapılacağından tüm hususları değerlendirdim, benim bizzat bulunduğum görüşmede ... ve ... ayrılacaklarını 200 ün üzerinde öğrencinin olduğunu, davacı tarafın kar  elde edeceğini beyan ettiler, bu şekilde el sıkışıldı  anlaşma yapıldı, bana söylenen fiyat iki okul için 3.750,000,00 TL idi, ben bu okullardan birini gezmedim, fiyatın iyi olduğunu söyledim, bundan sonra noter devirleri yapıldı, davacı tarafla birlikte okula girmek istediğimizde yöneticiler tarafından engel oldular, şifreler verilmedi, temmuz ayına kadar okula giriş yapamadık, Temmuz ayında okula giriş yapıldığında tüm öğrencilerin bahsi  geçen ... şubesinden ... Şubesine nakledildiğini gördük, okulun hiç öğrencisi kalmamıştı, 2017 yılında faaliyette bulunabilmesi için Ağustos sonuna kadar öğrenci kayıtlarının yapılması ve Milli Eğitim Bakanlığına başvurulması gerekiyordu, biz başvuruyu yaptık ancak süre geçtiği için reddedildi, 2017 yılında öğretim verilemedi, kirayı verenlerle ilgili görüşmede bende vardım, ... devreden şirketle sıkıntıları olduğunu ancak kendisine verebileceklerini söylediler, kira bedelinde %10 luk bir artış yapıldı,Okullardan  diğeride ...Mahallesindeki şubeydi, Bu şube içinde aynı şeyler yaşandı, 2017 yılında öğrencisi olmadığı ve izin alınamadığı için eğitim verilemedi, buradaki öğrencilerin nereye aktarıldığını bilmiyorum,biz okula gittiğimizde kütüphanedeki kitapların labaratuvardaki bilgisayarların ve ofis mobilyaların boşaltıldığını gördük. \" şeklinde beyanda bulunmuştur. Tanık...'ın duruşmada: \"Ben davacı şirketi  sahibi ... babasıyım, söz konusu devirlerde bizzat başından sonuna kadar yer aldım, diğer tanık... bey ile karşı taraftan ... ve ... Beyler oğluma ulaşıp bu devir konusunda konuşmuşlar, görüşmeye bende gittim, ... ve ... okul sahibi olarak oradaydılar, kendileri toplum tarafından tanınan güvenilir kişiler olduklarından, bize bir güven sağladılar, gayet ikna edici şekilde konuşarak okulun  aktif olduğunu, 200 ün üzerinde öğrencisi olduğunu, donanımlı olduğunu ifade ettiler hatta başka bir şubeyi daha biza aramızdaki iyi iletişimdn dolayı devretmek istediklerini söylediler, hızlı bir şekilde bir sözleşme yapıldı, okullar işletmesi, öğrencisi ve ruhsatı ile birlikte 4.000,000,00 TL ye yakın bir bedelle devredildi, devirden sonra karşı tarafın davranış şekli tamamen değişti, davacı şirket okula alınmadı, devre rağmen muhatap bulunamadı, okula giriş yapıldığında ise öğrencilerin yönetmeliğe aykırı bir şekilde bir gün içerisinde başka bir yere nakledildiği, yine okul içerisindeki müştemilatın boşaltıldığı, geriye sadece sonradan hurdaya çıkan malzemelerin bırakıldığı görüldü, bu süreç içerisinde yine  görüşme için hiçbir muhatap bulunamadı, ruhsat devri davalı tarafın kendi çalıştırdığı öğretmenlerine  borcu olması sebebiyle eğitim öğretiminin başlayacağı tarihe bir gün kala yapılabildi, bu şekilde 2017 yılında her iki şubedede eğitim verilemedi, kira sözleşmeleri davalı tarafın ödemelerini geciktirmesi sebebiyle kiraya verenler tarafından çok ağır şartlar ve teminatlar mukabilinde yapılabildi, okuldan hiçbir gelir elde edilemedi, verilen çeklerin ödemeleri yapıldı, tüm harcamalar yapıldı ve davacı şirket öğretmenlerin maaşlarını dahi geciktiren bir konuma düştü, dedi.\"şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık... duruşmada \" Ben tüm özel okulların devirleri konusunda danışmanlık yapıyorum, davalı şirketin ortağı ve yetkilisi ... Ataşehirdeki okulunun devretmek istediği bilgisini aldık, bu konuda davacı tarafın danışmanı bana ulaştı, bende tarafları bir araya gelmesine aracılık ettim, toplantı yapıldı, toplantılarda bulundum, ilk toplantıda okul binasının malikleri de vardı, öncelikle ...deki okulun devri konuşuldu sonra konuşma sırasında Batı ataşehirdeki okulunda devredileceği öğrenildi ve iki okul için 3 milyon 250 bin TL için anlaşma sağlandı, bu bedele okullar içerisindeki eşyalarla dahildi, öğretmen ve öğrencilerin aynı şekilde nakledileceğine dair bir anlaşma yapılmadı hatta ....daha büyük bir okul açacağını bu okula mevcut öğrencilerini taşıpyacağını söyledi, davacı tarafta ben hiç öğrenci almayacak mıyım deyince ...  kalmak isteyenleri alırsın dedi, öğretmenlerin de davacı ile çalışacağına dair bir taahhüt yoktu, 15/07/2017 tarihinde anlaşma yapıldıktan sonra, davacı taraf bana ulaştı okuldan eşya boşaltıldığını söyledi, bende ...'i aradım, kendisi bilgisinin olmadığın, araştıracağını söyledi, sonra bana dönüş yaptı ve personelin eşyalarını aldığını, bu sırada okuldan da bir kısım eşyaların alındığını söyledi, detaylarını hatırlamıyorum sonra ikinci kez toplantı yapıldı davacı taraf alınan eşyalar için 500.000-TL indirim istedi, davalı tarafa bu fiyat fazla geldi, anlaşma sağlanamadı, bu nedenle uyuşmazlık oldu, ilk toplantıda bina maliklerinin davalıdan daha önceki kiraları alamadıklarına dair birşey duymadım, 90.000-TL + KDV ile kira bedeli hususunda anlaşıldı dedi. Devamla Davalı vekili tanıktan ...in davacı yetkilisine bu dönemde okul devralıyorsunuz riskli bir zaman öğrenci bulabilecek misiniz deyip demediğinin sorulmasını istiyoruz dedi. Tanık devamla...beye bunu söyledi ...Beyde biz her halukarda Anadolu yakasında okulu açacağız dedi.devamla davacı vekili tanıktan ... ve ... müvekkilim temsilcisine ... ataşehirde en az ikiyüz öğrencinin Batı ataşehirde en az yüzyirmi öğrencinin kalacaağı ve kardeş okul olacakları yönünde taahhüdünün olup olmadığının ve bakırköyde mal sahipleriyle yapılan toplantıya katılıp katılmadığının sorulmasını istiyoruz dedi.Devamla tanıktan soruldu böyle bir taahhüt benim yanımda olmamıştır ben mal sahipleriyle sonradan yapılan toplantıya katılmadım  dedi.\" şeklinde beyanda bulunmuştur.Tanık ... duruşmada:\" Ben okulların devri konusunda aracılık yaptım, ben  davalı tarafta ... ve ... ile iş yapıyordum, bana ulaşıldı, davacı tarafın danışmanları da ulaştı bu şekilde  tarafları bir araya getirildik, bize davacı taraftan ulaşanlar ... ve... beylerdi, toplantıda öncelikle ... Ataşehirdeki okul için konuşuldu, sonra spontene şekilde ...Ataşehir dahil edildi ve 3 milyon 250 bin TL için anlaşma sağlandı, ancak yanılma payım bir miktar olabilir, bu miktarın içerisinde okul eşyaları ile birlikte dahildi, ... ve ...mevut okul ihtiyacı karşılamadığı için başka bir okul kiralamışlardı, bu devirde o yüzden yapıldı, öğrencilerin nakledileceğini söylediler, her iki okul için öğrencilerin de devredilecğine dair bir taahhüt olmadı, ... öğrencilerimden kalmak isteyen olursa kalır dedi, başka bir toplantıda ... davacı tarafa Temmuz ayında devir olduğunu ve  öğrenci bulmanın zor olduğunu söylediğinde davacı taraftan ... Bey ben bir seneyi göze alıyorum dedi, okuldan eşya götürüldüğünü duydum ancak ne olduğunu bilmiyorum taraflar bu nedenle daha sonra bir araya geldiler, anlaşma sağlamaya çalıştılar, ... hoca gidip okulda tespit yapalım dedi ancak kabul edilmedi, ben ilk toplantıda ... hocadan ... Hanım diye bir çalışanı arayarak okuldan hiçbir şey alınmayacak dediğini duymuştum, taraflar arasındaki anlaşmazlık bu şekilde başladı ben kira kontratlarının davalı tarafla anlaşıldığı şekilde aynen devam edeceğini biliyorum ...ve ... bey anlaşma yapılan toplantılara katılmadılar,  dedi.\" şeklinde beyanda bulunmuştur.Dosya, bir Milli Eğitim Müfettişi, bir Gayrimenkul Değerleme Uzmanı ve bir Borçlar Hukuku Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilerek 03/07/2017  tarihli sözleşme, İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/80 değişik iş sayılı dosyası, İl Milli Eğitim Müdürlüğünün cevabi yazılar ile tüm dosya kapsamı itibariyle taraflar arasındaki sözleşmede devir işlemine konu edilen bütün hususların sözleşme tarihi itibariyle maddi değerinin tespiti, davalı tarafça okullardaki öğrencilerin başka bölgelerdeki okullara devrine ilişkin işlemin sözleşme hükümlerine göre değerlendirilerek davacının dava tarihi itibariyle davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı hususunda rapor tanzim edilmesine dair karar verilmiş olup, bilirkişi heyetince sunulan 21/06/2021 tarihli raporda özetle:\"....dava konusu ile ilgili olarak düzenlenen mevzuata bakıldığında; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin devir ve kurucu temsilcisi değişikliği başlıklı 14.maddesinde \"eğitim personeli ile diğer personelin görevlendirme teklifleri ve yenilenen iş sözleşmeleri, kurumu devralacak kişilerin kurumun vadesi gelmeyen olanlar da dahil olmak üzere tüm borç ve alacaklarını ve devir almadan önce kurumda yapılan inceleme sonunda verilen idari para cezalarını ve kapatma cezasını da kabul edeceğinin gösterir noterlikçe düzenlenen devir senedi, devir senedinin noterlikçe düzenlendiği tarihten  itibaren 30 iş günü içerisinde devir için devralan tarafından milli eğitim müdürlüğüne başvurulur, bu süre bitiminden sonra yapılan devir başvurusu işleme alınmaz, kurumun devir işlemleri  yukarıda belirtilen belgelerin uygun görülmesi halinde herhangi bir inceleme rapor düzenlenmeden kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı veren merci izni ile on beş iş günü içinde yapılır,  kurum devir işlemleri, kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatını veren merci tarafından sonuçlandırılmakla kurum devredilmiş sayılmaz\" denildiğini, anılan madde hükmü dikkate alındığında devir alan ve devreden gerçek veya tüzel kişilikler tarafından noterlikçe düzenlenen devir sözleşmesinde borç ve alacakları kimin üstleneceğini belirtmeleri gerektiğini, yetkili makamın onayından sonra (MEB) devrin gerçekleşmiş sayılacağını belirtmekte olduğunu, dava konusu olayda 03/07/2017 tarihli ve ..., ..., ..., ... Kadıköy ...Noterliği'nin sayılı devir sözleşmelerine bakıldığında  resmi devir sözleşmelerinin her bir okul için ayrı ayrı yapıldığını, her bir okulun 50.000,00-TL bedelle satıldığı/alındığı, alacı ... A.Ş.'nin okulları her türlü borç ve alacağı ile devir aldığını belirttiğinin görüldüğünü, taraflar arasında yapılan 03/0/2017 tarihli sözleşmede ise okulların toplam 3.750.000,00-TL bedele devir edildiğinin görüldüğünü, okulların devir eden davalı ... Şti. İle  devir alan ... A.Ş. arasında resmi işlemlerin 10/08/2017 tarihinde gerçekleştiğini, okulların çalışma ruhsatlarının ise 11/08/2019 'da düzenlendiğinin görüldüğünü,  Ataşehir Kaymakamlığı ... Ortaokulu Müdürlüğü'nün 22/06/2017 tarih ve ...-... sayılı \"... İlkokulu ve Ortaokulunun eğitim ve öğretim faaliyetlerine ara verilmesi konulu yazısına göre  2017-2018 öğretim yılında bir yıl süreyle eğitime ara vermek istedikleri,  05/07/2017 tarih ve ...-... sayılı ve ... İlkokulu ve ortaokulu'nun eğitim  ve faaliyetlerine ara verilmemesi konulu yazısında ise okuluna başka bir kuruma devredileceğinden dolayı ara verme talebinden vazgeçildiğinin belirtildiğinin görüldüğü,  2015-2016 öğretim yılında faaliyete geçen ... Ortaokulu'nun öğrencisinin bulunmadığı, ... İlkokulu'nun ise 08/03/2017 tarihinde açılması nedeniyle devir tarihinde öğrencisinin olmasının kanunen mümkün olmadığı, okulun ancak 2017-2018 öğretim yılında öğrenci kayıt edebileceğinin görüldüğü,  öğrencinin olmamasından kaynaklı olarak devredenin  devir tarihinden çok daha önce öğretime ara verme isteğinde  olduğunu, dolayısıyla devir alan ... A.Ş. Yetkilerinin bu durumu bildikleri ve buna hareket ettikleri düşüncesinin hasıl olduğu, bir özel okulun değerini/fiyatını okulun bulunduğu mevki, binan öğrenci kontenjanı, binanın aylık/yıllık kirası, binadan bulunan eğitim öğretim araç, gereç ve teknolojisi, yemekhane, kantin, servis kıyafet, kitap ve kırtasiye ile özellikle bütün bunları etkileyici özelliği bulunan bina kontenjanları ile bu  kontenjanları dolduran kayıtlı öğrenci  sayısı büyük önem arz ettiği, devir alan ile devredenin bunları bildikleri ve değerlendirdiklerinin varsayıldığı,   davacının devir aldığı iki adet okulun öğrencisinin bulunmadığı, diğer okullardan ... kodlu ... İlkokulu'nun ...,... kodlu ... Ortaokulu'nun ise bina kontenjanına 120 yakın sayıda 116 öğrencisinin olduğunun görüldüğü,  öğrencisi bulunan her iki okulun öğrenci sayısının birbirine yakın olduğunun görüldüğü, özel okullarda öğrenci kayıtları her yıl  yenilen sözleşmelerle devam ettiği, dolayısıyla devir esnasında öğrencilerin bir bütün olarak  başka okullara kaydırılmasının söz konusu olmadığı, öğrencilerin başka okullara gitmesinin ancak velilerin iradeleri ile mümkün olduğunun sonucuna varıldığı,  bu arada dosya muhteviyatında stajyer avukatın dahil olduğu elden yazı alma olayındaki yazışmalarda  belirtilen öğrenci aktarımı hususunda herhangi bir usulsüzlük olmadığı, hatta yanlış yazışma dahi olmadığını, olayda herhangi bir yanlışlık olmadığı düşünülmekte ise de bu alanda takdir mahkemenin olduğunu, dosya muhteviyatında öğrencilerin velileri ile imzalanan  2016-2017 veya 2017-2018 öğretim yılı öğrenci kayıt sözleşmesi örneklerinin bulunmadığı, bilirkişi heyetince devri gerçekleştirilen okulların 2018-2019 öğretim  yılında ilkokul öğrencilerini ortalama 16.000,00-TL, ortaokul öğrencilerini ortalaması 17.000,00-TL ile kayıt ettikleri düşünüldüğü, bu fiyatlara yemek ücretleri, kıyafet, kitap ve benzeri ücretler dahil edilmeyeceğini, servis ücreti dahil edileceğini, tekrar belirtmek gerekirse dosya muhteviyatına bir daha dahi öğrenci kayıt sözleşmesi örneği sunulmadığı, dolayısıyla belirtilen ortalama göz önünde bulundurulduğunda mevcut ilkokul öğrencileri bağlamında 2017-2018 öğretim yılı ortalama yıllık geliri olarak  164x16.000,00=2.624.000,00-TL, mevcut ortaokul öğrencileri bağlamında 2017-2018 öğretim yılı ortalama yıllık gelir; 116x17.000,00=1.972.000,00-TL olarak hesaplanabileceği, yapılan hesaplama dosya durumu gözetildiğinde belgeye dayalı olmayıp tahmini olduğu,   devir edilen okulların öğrenci kontenjanları belirtildiği, söz konusu öğrenci kontenjanlarının doluluk oranı okulların verimliliğini/ticari getirisini gösterdiğini, okul satın alımında dikkat edilen ön önemli husus bina kontenjanı ile bu kontenjanlarının doluluk oranı olduğu,  özel okullarda kurucuların gelir sadece öğrenci kayıt sözleşmeleri tutarı olmayıp, kitap kırtasiye, kantin, yemek, servis vb gelirlerinin personel, kira, araç, gereç vb giderlerinin bulunduğu, okulu devir alan ve devredenin okulların satış/alış fiyatını oluştururken bunları dikkate almaları gerektiğinin düşünüldüğü, dosya muhteviyatında eğitim konusunda değerlendirilecek başka bir bilge ve bilgi bulunmadığına....\"dair rapor tanzim edilmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebli edilmiştir.Bilirkişi heyeti raporuna taraf vekillerince beyan ve itiraz dilekçeleri sunulmuş, mahkememizce dosyanın bilirkişi heyetine tevdi edilerek davacı vekilinin beyan ve itirazları  ile , davalı tarafın, devir sözleşmesine ilişkin edimlerini yerine getirip getirmediği, yerine getirmemiş ise sözleşmenin eksik ifasından kaynaklı olarak davacının alacağının bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor tanzimine dair karar verilmiş olup, bilirkişi heyetince sunulan 17/01/2022 tarihli ek raporda özetle:\".... davacı ile davalı arasında 03.07.2017 tarihli sözleşme imzalandığını,sözleşmede Ataşehir'de bulunan iki ayrı okulun davalı tarafından davacıya devredilmesinin kararlaştırıldığı, davalının, sözleşmeye konu okulların bina maliki olmayıp kiracısı ve eski işleteni olduğu, uyuşmazlık konusunun, devire ilişkin protokolün gabin nedeni ile bedel kısmına ilişkin tadil veya terditli olarak tazminat talebinden ibaret olduğu, özetle devir edenin gabin (aşırı yararlanma) yaptığı iddiasından kaynaklı olduğunu, gabin savına dair nihai hukuki tavsif hasbelkanun mahkemeye ait kalmak kaydıyla Davalı  tarafından sözleşmelerde belirtilen devirlerin yapıldığı, kira sözleşmelerinin kurulduktan sonra davacı ile davalı şirket temsilcisi arasında okullara ilişkin teslim tesellüm gerçekleştirîlerek kuruma ait belgeler, demirbaş listesindeki malzemelerin davacı yana teslim edildiği, dosya sunulu resimlerden görüleceği üzere davacı kendi tabelaları ve reklamlarını asmış olduğu da dikkate alındığında davalının sözleşmenin yüklediği edimleri yerine getirdiğini, yukarıda yer bulan izahata nazaran, kök rapor'da yer bulan kanaatin özünün muhafaza edildiğini, görevlendirme gereği, ek rapor sürecinde, esas itibariyle davalının sözleşme gereği edimlerini yerine getirip getirmediği hususunda izahata da yer verildiğine...\"dair müşterek ek görüş bildirilmiştir.Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davalının maliki olmadığı ancak işletmecisi ve kiracısı olduğu İstanbul ili Ataşehir İlçesi'nde bulunan 4 okulun 03.07.2017 tarihli  Devir Sözleşmesi ile davacıya devredilmesi hususunda taraflar arasında anlaşmaya varıldığı, ilgili sözleşme hükümlerine göre davalının,  4 adet okul ruhsatını davacıya devretmesine, bu ruhsatlara ilişkin okulların kurulu bulunduğu adreslerdeki taşınmazlar malikleri ile davacı arasında kira sözleşmesi kurulmasını sağlamasına, okullarda bulunan  tüm demirbaşlar  ve teknolojik ürünler dahil olmak üzere her türlü eşyanın davacıya teslim etmesine karar verildiği, sözleşmeye göre okulların işletme hakkının devredilmesine ilişkin olarak davacının ödemesi gereken miktarın da  3.750.000,00-TL olarak kararlaştırıldığı,  davacı tarafça sözleşmede belirlenen bedelin gabin nedeniyle indirilerek sözleşme bedelinin belirlenmesi ile yapılan fazla ödemeler nedeniyle istirdat ve uğranılan zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödenmesi talep edilmişse de, mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi raporu ve  İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün cevabi yazıları doğrultusunda davaya konu okulların sözleşme doğrultusunda  Kadıköy ...Noterliği'nin  03/07/2017 tarihli ve ..., ..., ..., ... yevmiye numaralı işlemleri ile davacıya devredildiği,  resmi işlemlerin 10/08/2017 tarihinde gerçekleştiği, okulların çalışma ruhsatlarının ise 11/08/2019 'da düzenlendiği, yine davalı tarafça sözleşme doğrultusunda , bina malikleri ile davacı arasında kira sözleşmesinin yenilenmesinin sağlandığı, teslim tesellüme ilişkin belgeler, demirbaş listesi doğrultusunda okullarda bulunan malzemelerin davacı yana teslim edilmiş olduğunun sabit olduğu, her ne kadar davacı tarafça devir sözleşmesi ile okullarda mevcut öğrencilerinde devrine karar verildiği beyan edilmişse de, sözleşmede bu yönde bir düzenleme bulunmadığı, yine  özel okullarda öğrenci kayıtlarının her yıl  yenilen sözleşmelerle devam ettiği, dolayısıyla devir esnasında öğrencilerin bir bütün olarak  başka okullara kaydırılmasının söz konusu olmadığı, öğrencilerin başka okullara gitmesinin ancak velilerin iradeleri ile mümkün olduğu, bu sebeple öğrencilerin de devredileceği beyanının yerinde olmadığı, taraflar arasındaki sözleşme bedelinin demirbaş eşya , teknolojik ürünler, okulların kontenjanları vb. Hususlar gözetilerek belirlendiği, bilirkişi raporuna göre, davacının devir aldığı iki adet okulun öğrencisinin bulunmadığı, diğer okullardan ... kodlu ... İlkokulu'nun ..., ... kodlu ... Ortaokulu'nun ise bina kontenjanına 120 yakın sayıda 116 öğrencisinin olduğu, dosyaya sunulan belgeler doğrultusunda  164 kontenjanlı okulun ortalama 16.000,00 ücret üzerinden gelirinin 2.624.000,00-TL olabileceği 116 öğrencili ortaokulun ise öğrenci başına ortalama 17.000,00 TL ücret üzerinden gelirinin 1.972.000,00-TL olabileceğinin belirtildiği, öğrenci ücretleri dışında  kitap kırtasiye, kantin, yemek, servis vb gelirlerinin de bulunduğu, bu husular gözetildiğinde taraflar arasındaki sözleşme uyarınca belirlenen  3.750.000,00-TL sözleşme bedelinde gabinin söz konusu olmadığı ve davacı tarafça fazla bir ödeme ve istirdadı gereken bir ödemenin de  yapılmadığı, davalı tarafça sözleşmede belirlenen edimlerin yerine getirildiği, bu sebeple tazmini gereken başkaca da bir husus bulunmadığından davacının maddi tazminat talebinin reddine, yine davacı tarafça talep edilen manevi tazminat talebinin TBK 58. Madde koşullarının oluşmaması nedeniyle reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.\"gerekçesi ile,''Davacının maddi ve manevi tazminat talepli davasının REDDİNE '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi konulu gerekçeli karar taraflı ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak açıklandığını; dosyadaki ayrıntılı itiraz dilekçelerinde belirtildiği üzere davalı tarafın sözleşmeden kaynaklı edimlerini yerine getirmediğine dair tüm delillerin göz ardı edildiğini; durum böyleyken de maddi gerçeğin ve hukuka uygun bir kararın ortaya çıkmadığını,İlk derece mahkemesi dosyasında mübrez 21.06.2021 tarihli kök rapor ve 17.01.2022 tarihli ek rapor birbirinin aynısı, taraflı ve denetime elverişli olmayan raporlar olduklarını; işbu raporlarda iddiaları ve delillerinin tamamen göz ardı edildiğini; Davalı tarafın sözleşmeden kaynaklı edimlerini ifa etmediğinin İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/ 740 Esas sayılı dosyasının 2018/ 799 sayılı kararı ile sarih bir şekilde ortada olduğunu,Davalı tarafın, 03.07.2017 tarihli devir sözleşmesinden kaynaklı edimlerini ifa etmediği gibi ifayı teklif dahi etmediğini; kira sözleşmelerini gereği gibi kurduramadığını, okulları geç, üstelik tadilata muhtaç şekilde ve menkul malları kaçırarak teslim ettiğini, ruhsata dahil olan öğrencileri devirden kaçındığını, böylece müvekkili şirketin 2018-2019 eğitim dönemine kapılarını açmasına engel olduğunu, bir sene boşa kira ödeyerek zarar etmesine yol açtığını; dava konusu taşınmazda bulunan gayrimenkulleri de tadilata muhtaç şekilde terk edildiğinden işbu hususun tespiti için de taraflarınca, İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesi nezdinde hasım belirtilerek açılan delil tespit davası mevcut olduğunu,En başından beri istikrarlı bir şekilde iddialarının edimler arasında açıkça bir orantısızlık olduğu ve davalı tarafın sözleşmeye bağlılık ilkesini  (ahde vefa-pacta sund servanda) ihlal ettiği yönünde olduğunu,  03.07.2017 tarihli sözleşmeden kaynaklı borçlardan aslen davalı tarafın sorumlu olduğunu; bu hususun dayanak noktasının Devir Sözleşmesi'nin 10. Maddesi olduğunu; madde lafzının aşağıda yer aldığı şekilde olduğunu: \" Satıcının okulu alıcıya devretmesi ardından; okul aleyhine, satıcının işletmesi sırasında vuku bulmuş sebepler ile üçüncü kişiler ve bankalar tarafından takip edilen/edilecek haciz, dava, keşif ve sair işlemler sonunda gelen zararlardan; yine satıcının işletmesi sırasında okul aleyhine doğmuş ve doğacak idare nezdinde resim, harç vergi gibi sorumluluklardan, bankalar nezdinde satıcı veya satıcı rızası ile üçüncü kişiler lehine kredi kullanımı, kefalet gibi tüm işlemler için okulun teminat gösterilmesi sonucunda doğacak zarar ve borçlardan ve buna benzer satıcı işletmesinden kaynaklanan okul aleyhine borç ve işlemlerden tek başına, müteselsil olarak satıcı sorumludur. Bu nedenlerle, alıcının heerhangi bir ödeme yapması durumunda; satıcı ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile alıcıya geri ödeme yapacağını kabul ve beyan eder. Alıcı tarafından yapılabilecek bu ödemelerin devir bedelinden mahsup edileceğini taraflar bilir ve kabul eder\" Davalı tarafla imzalanan sözleşmenin 5a maddesinin şu şekilde olduğunu: \" Satıcı, alıcı tarafından 200.000 TL ödenmesi üzerine, okul olarak anılan kiracısı olduğu, her iki gayrimenkulün maliki ile alıcıyı bir araya getirmeyi, söz konusu gayrimenkullerin maliki ile alıcı arasında 12+12 toplam 24 yıl süreli, kiracısı olduğu mevcut kira kontratı ile aynı bedelli, daha kötü şartlarda olmayan, devir ve alt kira hakkı bulunan kira sözleşmesini kurdurmayı taahhüt eder\" işbu madde uyarınca, davalı tarafın; malikle müvekkilini bir araya getirip aynı şartlarda bir sözleşme imzalanmasını sağlamayı taahhüt ettiğini fakat müvekkili şirket ve kiraya verenler arasında aynı şartlarda bir sözleşme değil, tam aksine çok daha ağır şartlarda bir sözleşme imzalandığını; sözleşmedeki hükümdeki gibi 24 yıllık değil, 6 yıllık bir sözleşme imzalandığını; aylık kira bedelinin, 43.200,00 TL olduğunu; devir, alt kira gibi hususların yasak olduğunu ve şahsi kefalet olduğunu, davacı tarafın, Devir Sözleşmesi uyarınca daha kötü koşullarda olmayan bir kira sözleşmesi imzalanacağını taahhüt ettiğini fakat davacı tarafın, taahhüdünü yerine getirmediğini; sadece bir hususta değil, her hususta sözleşme hükümlerine riayet etmediğini; başta bedel, alt kira ve kefalet konuları olmak üzere önceki sözleşmeye göre çok daha ağır şartların mevcut olduğunu; davalının kötü niyetinin apaçık ortada olduğunu, yine davalı tarafından davacı müvekkili ve diğer maliklerin bir araya getirildiğini; aynı ağır koşulların bu kira sözleşmesinde de geçerli olduğunu; alt kiranın ve devirin yasak olduğu, şahsi kefaletin olduğu, bir senelik kira bedelinin peşin ödenmesi gereken bir sözleşme kurulduğunu; davalı tarafın bu sözleşmede de taahhüdünü yerine getirmediğini ve sözleşmeye aykırı davrandığnıı; önemle vurgulanması gereken diğer bir hususun ise, Devir Sözleşmesinin 03/07/2017 tarihinde imzalandığını, son kira sözleşmesinin ise 18/07/2017 tarihinde imzalandığını; bu tarihe kadar, müvekkilinin şirket devir sözleşmesinden kaynaklı bedelin %70'ini ödediğini,Davalı tarafın, müvekkili şirkete ruhsatları 04/07/2017 tarihinde noter nezdinde teslim ettiğini; bu ruhsatların içeriğinde 280 öğrenci mevcut olduğunu; davalı tarafın, ruhsatları teslim ettikten sonra; devrettiği taşınmazın yakınlarında bir bina kiralayarak teslim ettiği öğrencilerin hepsini kendi açtığı yeni okula kaydettirdiğini; davalı tarafın, böyle bir davranışta bulunarak; müvekkilini çok zor bir duruma düşürdüğünü; Devir Sözleşmesi'nde öğrencilerin devrinin de mevcut olduğunu; davalı tarafın, önce; ağır şartlarda iki kira sözleşmesi imzalamasına sebebiyet verdiğini, sonra da tüm öğrencilerin kayıtlarını kendi okuluna naklettiğini; davalı tarafın; öğrencilerin devredilmesi şartını da yerine getirmediğini ve hiçbir şekilde iyiniyetli bir tavır sergilemediğini; gerekçeli kararda ve bilirkişi raporlarında yer alan velilerin iradesi unsurunun davalı lehine yorumlandığını; yazılı sözleşmenin tamamen göz ardı edildiğini,Ruhsatların noter nezdinde devredildiğini fakat burada da bir yanlışlık mevcut olduğunu; davalı tarafın; okuluna kayıtlı öğretmenlerin alacak ve  haklarını tam olarak ödemediğini, bu sebeple öğretmenlerin; davalı tarafı, Milli Eğitim Bakanlığı'na şikayet ettiğini; bu nedenle müvekkili şirketin, işbu ruhsatları kullanamadığını; müvekkili şirketin, devredilen okulu, lise olarak tahsis etmek istediğini ancak, şikayetlerden dolayı bu talebi reddedildiğini: okulların açılmasına bir gün kala bu sorunun giderildiğini; ruhsatların, devir sözleşmesinden ancak 3 ay sonra kullanıma başlandığını; böylelikle, davalı tarafın; taahhüt ettiği hiçbir edimi yerine getirmediğini; müvekkili şirketin, bir sene boyunca kullanamadığı gayrimenkul için kira bedeli ödemek zorunda kaldığını; davalı tarafın, gayrimenkulleri çok kötü bir halde bırakarak teslim etiğini; bu sebeple, müvekkilinin tadilat yapmak zorunda kaldığını; işbu tadilat masrafı sebebiyle de yeni bir zarar kalemi doğduğunu,Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 5b maddesinin şöyle olduğunu: \" Satıcı işbu sözleşmenin imzalanması ardından alıcı tarafından 200.000,00 TL ödenmesi üzerine; tüm demirbaşlar, teknolojik ürünler dahil olmak üzere okulu, içerisinden sadece özel eşyalarını alarak anahtar teslim şeklinde okulu alıcıya terk edecektir. Okul içerisinde bulunan tüm demirbaş, alet, edevat listelenecek tutanak halinde alıcı tarafından teslim alınacaktır. Tutanak, teslim edilen ve edilemeyen tüm emtiaya esas teşkil edecektir. Emtiaya ilişkin faturaların veya örneklerin tamamı alıcıya teslim edilecektir.\" davalı tarafın, işbu maddeye de aykırı davrandığını; okulu adeta talan ederek taraflarına teslim ettiğini; devirden önce okulda bulunan menkul malların birçoğunun devirden sonra okulda bulunamadığını; menkul malların çoğunun zarar gördüğünü; okulun içindeki tüm malların, düzgün bir şekilde teslim alınacağı; yine 200.000,00 TL ödendiği anda, okulun teslim verileceği kararlaştırılmışken, davalı tarafın  buna da aykırı davranarak, kararlaştırılan tarihten çok daha sonra okulu teslim ettiğini; bir diğer ifadeyle davalı tarafın 6098 sayılı Borçlar Kanunu madde 106 uyarınca hiçbir haklı gerekçe olmaksızın ifa teklifini reddederek temerrüde düştüğünü; davalı tarafın taşınır malları teslim ettiğini iddia ettiği belgede imzası bulunan şahıs müvekkilinin çalışanı dahi olmayıp bu hususun SGK kayıtları ile sabit olduğunu; hal böyle iken açıkça eşyaların teslim edilmediğini,Yukarıda  açıklanan menkul malların teslimiyle ilgili olan kısmın, şu an açıklayacakları şartla ilgili bağlantısı bulunduğunu; taraflarınca, İstanbul Anadolu 9. Sulh Hukuk Mahkemesinde; menkul malların sayılması ve değerinin tespiti için dava açıldığını; dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, bilirkişi raporunun lehlerine geldiğini; Bilirkişi raporunda, okul içinde kalan eşyaların toplam değerinin 360.945,00 TL olduğunu belirttiğini; davacı tarafın ise 3.750.000,00 TL ödenmesini talep ettiğini; edimler arasında açık bir orantısızlık olduğunu; netice olarak ortada bir gabin olduğunu, Müvekkilinin bir tacir olduğunu; bu sebeple zaten, tecrübesizlik ve düşüncesizlik hususlarına dayanmadığını; müvekkilinin, eğer kira sözleşmelerini imzalamasaydı; ödediği 200.000,00 TL' nin ve imzaladığı devir sözleşmesinin akıbetinin belirsiz bir hale geleceğini; aynı zamanda ruhsatları da alamayacağını; müvekkili çok zor bir haldeyken sözleşmeyi imzaladığını; adeta, sözleşme kötü şartlarda olduğu halde imzalamak zorunda kaldığını;  müvekkilinin iradesinin yanılma, aldatma veya tehdit gibi nedenlerle sakatlanmadığını; fakat müvekkilinin müzayaka halinde kira sözleşmelerini imzaladığını; davalı tarafın da müvekkilinin bu zor durumundan istifade ettiğini; dava konusu somut olayda gabinin objektif unsurlarından olan edimler arasında orantsızlık unsuru ve subjektif unsurlarından olan müzayaka hali bulunduğunu; asli taleplerinin gabinin koşullarının oluştuğunun tespiti ile işbu durumun kabul edilmemesi halinde tali olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin devam etmekte olduğunu, Yargıtay İçtihatları çerçevesince gabin ve gabine bağlı sonuçların aşağıda yer alan kararda açıklandığını, \"Gabin (aşırı yararlanma) bir sözleşmede tarafların edimleri arasında açık nispetsizlik bulunması olarak tarif edilebilir. Bir olayda gabinin varlığından söz edebilmek için objektif ve subjektif unsurların gerçekleşmesi gerekmektedir. Objektif unsur; edimler arasında açık bir nispetsizlik olarak tarif edilebilir. Subjektif unsur ise, zarar görenin müzayaka halinde olmasından veya iş hafife almasından yahut da tecrübesizliğinden dolayı gabinin gerçekleşmesi ve karşı tarafın bu durumdan bilerek yararlanmış olması olarak açıklanabilir (Turgut Uyar, Açıklamalı-İçtihatlı Borçlar Kanunu, Sorumluluk ve Tazminat Hukuku, Cilt 1, sayfa 1041 vd.). O halde, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır.Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptâl davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. Hemen belirtmek gerekir ki aşırı yararlanma iddiasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani subjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenerek sonuca ulaşılmalıdır. Hukuk Genel Kurulu'nun 22.11.2018 gün ve 2017/13-636 Esas ve 2018/1762 Karar sayılı kararı Dairemizin 20.03.2016 tarih ve 2019/4657 Esas 2016/1981 Karar sayılı ilamı ve yerleşmiş uygulamaları da bu yöndedir . \" Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2018/ 3465 Esas, 2019/ 2465 sayılı Kararı.Hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesinin mevcut olduğunu, açıkladıkları istinaf sebeplerinin hepsinin aslında bu ilkeyle bağlantılı olduğunu; bu ilkenin Yargıtay kararlarında da sıkça vurgulandığını, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 2013/16898 Esas, 2014/18895 sayılı Kararı, davalı tarafın,  temelde sözleşmeye bağlılık ilkesini de ihlal ettiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan ve istinaf  mahkemesi tarafından re'sen gözetilecek sebepler ile;  istinaf başvurularının kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu Madde 353/1 uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmemesi ihtimalinde kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasını talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasındaki 03/07/2017 tarihli işletme devir sözleşmesinin gabin teşkil ettiği iddiasına dayalı olup, edimler arası oransızlığın giderilmesi yoluyla olması gereken devir bedelinin tespiti, tespit edilen devir bedeli ile sözleşmedeki devir bedeli arasındaki farka göre davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ve nakden ve çeklerle ödenmiş fazla bedel var ise istirdadı, davalının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi nedeniyle uğranıldığı iddia olunan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkin olup, mahkeme davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı yan; taraflar arasında 3.750.000,00-TL bedelle, davalı tarafından işletilen dört okulun ruhsatlarının,  demirbaş ve tüm techizatlarının, öğrencileri ile birlikte davacıya devri hususunda 03/07/2017 tarihli sözleşme bağıtlandığını, davacıya 320.000,00-TL peşinat ve 2.000.000,00-TL değerindeki çeklerin teslim edildiğini, okul ruhsatları davacıya devredilmiş ise de,  davalının sözleşmede yer alan okulların malikleri ile davacı arasında, davalı ile daha önce yapılmış kira sözleşmelerinden daha ağır olmayacak koşullarda ve 24 yıl süreli sözleşmeler yapılmasını sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının daha ağır koşullarda kira sözleşmeleri yapmak zorunda kaldığını, okul öğrencilerinin ruhsat devrinden sonra davalı tarafından kendilerine ait başka okullara aktarıldığını, davacının 2017-2018 yılı eğitim ve öğretim döneminde okulları eğitim ve öğretime açamadığını,okulların demirbaş ve teçhizatlarının eksik teslim edildiğini, davacının yerine getirmediği edimlerin tespiti,  yaptırılması gereken tadilatlar ve eksiklerin giderilmesi için gereken tutara  yönelik delil tespiti yaptırıldığını, davalının kendi edimlerini yerine getirmediği halde davacı aleyhine peşinatın eksik ödendiği gerekçesiyle ilamsız takip başlattığını, bu takibe itirazları üzerine İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan 2017/740 esas sayılı davanın derdest olduğunu, yaptırılan delil tespiti ile davacıya teslim edilen okullardaki demirbaş ve teçhizatı değerinin 360.945,00 TL olduğunu, okulların devir bedelinin ise 3.750.000,00-TL olduğunu,  dava konusu 03/07/2017 tarihli devir sözleşmesinde bu nedenle gabin koşullarının bulunduğunu, edimler arası aşırı nispetsizlik olduğunu, ayrıca davalının edimlerini gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davacının maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürmüştür.Davalı yan; taraflar arasındaki sözleşme imzalandıktan sonra 04/07/2017 tarihinde Noter marifetiyle okul ruhsatlarının davacıya devredildiğini, davalının sözleşme gereği davacı ile okul binalarının malikleri arasında kira sözleşmelerinin kurulması için aracılık yaptığını, pazarlıkların bizzat davacı tarafından yürütüldüğünü, davacıya tüm okul demirbaş ve teçhizatlarının sözleşme gereği 14/07/2017 tarihli tutanakla teslim edildiğini, davalının sözleşme gereği özel eşyalar dışında hiçbir demirbaş ve teçhizat götürmediğini, teslim sonrası davacının okul kendi tabelalarını astığını, sözleşmede okulların öğrencileri ile birlikte devredileceğine dair bir hüküm bulunmadığı gibi, velilerin takdirinde olan bu hususta davalının tasarrufta bulunmasının da söz konusu olmadığını, gabin koşullarının söz konusu olmadığını, edimler arası nispetsizlik bulunmadığı gibi, kendisi de eğitim alanında faaliyet gösteren ve tacir olan davalının hiffet veya tecrübesizliğinden bahsedilemeyeceğini, davacının devir öncesi okulları gezerek fizibilite çalışmaları yaptığını ve bunun akabinde anlaşma sağlandığını, asıl davacının satış bedelini ve verdiği çekleri ödemediğini, davanın kötü niyetli olduğunu savunmuştur.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, delil tespiti dosyası, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/740 esas, 2018/799 karar sayılı dosyası, 03/07/2017 tarihli devir sözleşmesi, dört okulun devrine ilişkin 04/07/2017 tarihinde ayrı ayrı noterde yapılan devir sözleşmeleri, demirbaş ve teçhizatlar ile işletme ruhsatlarının davacıya teslimine ilişkin 14/07/2017 tarihli tutanak, çek teslim tutanağı, kira sözleşmeleri, Milli Eğitim Baklanlığı İlçe Müdürlüğü'ne yazılan yazı cevapları dosya arasına alınmış, taraf tanıkları dinlenilmiş, dosya üzerinde bilirkişi heyeti marifetiyle inceleme yaptırılarak kök ve ek rapor alınmış, akabinde tahkikat bitirilmiş gabin koşullarının oluşmadığı, davacının maddi ve manevi zararını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; bilirkişi kök ve ek raporlarına yapılan itirazların değerlendirilmediği, davalının sözleşmeden doğan edimini yerine getirmediğinin İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde yapılan yargılamada verilen karar ile ortaya çıktığı, bu kararın değerlendirilmediği, kira sözleşmelerinin ağır koşullarda yapıldığı, davalının okulları fiziken kötü koşullarda teslim ettiği, tadilat masrafı çıktığı, işletme devrine öğrencilerin de dahil olduğu, ancak davalının öğrencileri kendisine ait başka bir okula kaydettirdiği, demirbaşların da eksik devredildiği, öğretmenlerin davalıdan olan alacakları nedeniyle yapılan şikayetler yüzünden Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim öğretim faaliyetine geç izin verdiği, 2017-2018 eğitim öğretim yılında eğitim faaliyeti verilemediği, teslim edilen demirbaş ve techizatın değerinin 360.945,00 TL olduğu, devir bedeli ile karşılaştırıldığında gabin koşullarının oluştuğu, davalının sözleşme il bağlılık yükümlülüğünü ihlal ettiği, davanın kabulü gerektiği yönündedir.Taraflar arasındaki 03/07/2017 tarihli devir sözleşmesi ile davalının hali hazırda kiracı olarak bulunduğu dört ayrı gayrımenkulde işletmesini yaptığı dört okulun davacıya devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmenin 4/a maddesinde okulların devir bedelinin 3.750.000,00-TL olduğunun, bunun 750.000,00-TL'lik kısmının peşin ödeneceğinin, peşinatın 200.000,00-TL'lik kısmının sözleşme imza tarihinde, 550.000,00-TL'lik kısmının ise okulların bulunduğu taşınmazların malikleri ile davalı arasında kira sözleşmelerinin imzalanması,Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilmiş bulunan işletme ruhsatlarının davalı yanca devralınması koşullarının oluştuğu tarihten itibaren üç gün içerisinde ödeneceğinin,  MEB tarafından verilen ruhsatların ALICI tarafından devir alınması şartlarının, kalan 3.000.000,00-TL'lik ödemenin ise sözleşmenin 4/b maddesinde belirlenen vadeli çekler ile yapılacağının kararlaştırıldığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5/a maddesinde; davacının  200.000,00-TL ödemenin alınması akabinde, okul olarak anılan kiracısı olduğu taşınmazların maili ile davacıyı bir araya getirmeyi,  bu taşınmazların maliki ile davacı arasında 12 + 12 toplam 24 yıl süresi,  kiracısı olduğu mevcut kira kontratı ile aynı bedelli,daha kötü koşullarda olmayan, devir ve alt kira hakkı bulunan kira sözleşmesini kurdurmayı taahhüt ettiği, yine 200.000,00-TL'nin tahsili akabinde tüm demirbaşlar, teknolojik ürünler dahil olmak üzere  okulları içerisinden sadece özel eşyalarını alarak anahtar teslim şekilde davacıya terk etmeyi taahhüt ettiği,  okullar  içerisinde bulunan tüm demirbaş, alet, edevatın listelenecek tutanak halinde davacı tarafından teslim alınacağının, tutanağın; teslim edilen ve edilmeyen tüm emtiaya esas teşkil edeceğinin, emtiaya ilişkin faturaların veya örneklerin tamamının davalıya teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, davacının 200.000,00-TL'nin tahsili akabinde  okulların Milli Eğitim Bakanlığı tarafından usulüne uygun olarak verilmiş sözleşme ekindeki  dört ruhsatını birden davacıya usulüne uygun olarak devretmeyi, okul olarak anılan taşınmazların 2017 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına ilişkin kira bedellerini malike ödemeyi taahhüt ettiği anlaşılmıştır.Davacının davalıya, önce 200.000,00-TL'lik peşinatı ödediği, akabinde kalan peşinatın 120.000,00-TL'lik kısmını ödediği ve davalıya 2.000.000,00-TL tutarlı toplam 8 adet çek teslim ettiği uyuşmazlık konusu değildir. İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/740 Esas, 2018/799 karar sayılı dosyası incelendiğinde, eldeki davanın davalısı Yönderler tarafından, eldeki davanın davacısı ... aleyhine eksik ödenen peşinat olan 420.000,00-TL'nin tahsili amacıyla başlattığı takibe vaki itirazın iptali davası olduğu, ilk derece mahkemesi tarafından, davalı ile malikler arasında yapılan kira sözleşmelerinin daha kısa süreli ve daha ağır şartlarda olduğu, davacının sözleşmenin 5/a bendi uyarınca edimini yerine getirmediği gerekçesi ile reddedildiği, yapılan istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi'nin 2020/1127 Esas, 2022/794 karar sayılı ilamı ile istinaf başvurusunu kabul ettiği,  gayrimenkul malikleri ile kira sözleşmelerinin yapılmış olması, gerekli ruhsatların alınmış olması ve gayrimenkullerin teslim alınmış olmasına göre, sözleşmenin ayakta olduğunun kabulü gerektiği, davalının, sözleşmeden kaynaklanan edim yükümlülüğün ihlal edildiğine ilişkin iddiasıyla ilgili olarak karşı yana göndermiş olduğu bir  yazılı ihtar vs. bulunmadığı, gayrimenkul malikleri ile kira sözleşmesi yapan, gerekli ruhsatları alıp, gayrimenkulleri teslim almış olan ve edim yükümlülüğünün ihlal edildiğine yönelik herhangi bir niza çıkarmayan davalının, ödeme iddiası ile karşılaştığında edim yükümlülüğünün ihlal edildiğine yönelik savunmada bulunmasının TMK'nun 2.maddesi kapsamında dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gerekçeleri ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına  ve yeniden hüküm tesis ederek davanın kabulüne karar verdiği, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin 2022/4675 esas,  2023/6511 karar sayılı ilamı ile reddedildiği, hükmün onanarak kesinleştiği, dairemizce UYAP sistemi üzerinde yapılan kontrol neticesinde anlaşılmış olup, davacının İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi ilamı ile davalının edimlerini gereği gibi ifa etmediğinin ortaya konduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Gabin;  6089 Sayılı TBK'nun 28/1 maddesinde düzenlenmiş olup,  bir sözleşmede karşılıklı edimler arasında açık bir oransızlık varsa, bu oransızlık, zarar görenin zor durumda kalmasından veya düşüncesizliğinden ya da deneyimsizliğinden yararlanılmak suretiyle gerçekleştirildiği takdirde, zarar gören, durumun özelliğine göre ya sözleşme ile bağlı olmadığını diğer tarafa bildirerek ediminin geri verilmesini ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteyebilir. Sözleşmelerde, borçlanılan her edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlık bu kapsamda mütalaa edilemez. Zira sözleşme hukukunda geçerli olan irade özerkliği ve sözleşme özgürlüğü ilkeleri gereğince, taraflar sözleşmenin şartlarını, dolayısıyla edim ve karşı edim arasındaki denge ve oranı diledikleri gibi kararlaştırabilirler. Kanun, bu konuda edimler arasında bulunması gereken denge ve oran hususunda objektif bir ölçü koymuş değildir. Yalnız, taraflardan biri karşı tarafın içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanarak onu sömürmek isteyebilir. Dolayısıyla aşırı yararlanmadan bahsedebilmek için, edim ve karşı edim arasındaki açık oransızlığın, taraflardan birinin, diğerinin içinde bulunduğu zayıf durumdan yararlanması suretiyle gerçekleşmesi gerekir. Aşırı yararlanmanın objektif ve subjektif unsurlarına bakıldığında; objektif unsur edimler   arası  açık  oransızlık  olup,  bu  unsur  sözleşmenin  içeriği  ile  ilgili bir   husustur. Edimler arası açık oransızlık, sözleşmenin yapıldığı zaman ve yerdeki piyasa, pazar, arz ve talep şartlarına göre mevcut olmalıdır.Subjektif unsur ise ; zarar görenin zayıf durumu ki bu zor durumda kalma, düşüncesizlik, deneyimsizlik hali olarak nitelendirilir, diğeri de yararlanma kastıdır. Diğer ifade ile aşırı yararlananın, karşı tarafın deneyimsizliğinin yahut düşüncesizliğinin veya zor durumda olduğunun farkında olmalı ve bu durumdan yararlanma kastı ile hareket etmesi zorunludur.TTK'nun 11/3 fıkrası; \"ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir  sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve  sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir\" düzenlemesini içermekte olup, taraflar arasında yapılan 03/07/2017 tarihli devir sözleşmesi de ticari işletmenin devri amacını taşıyan bir sözleşmedir. Buna göre davacı iddiasının aksine sözleşmenin kapsamına işletme ruhsatları dahil, işletmenin bütünü oluşturan tüm malvarlığı unsurları girer.Yukarıda yapılan tüm açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde, davalı yanca sözleşme gereği noter ve ruhsat devirleri gerçekleştirildiği gibi, 14/07/2017 tarihli tutanak ile tutanak ekinde listelenmiş bulunan demirbaş ve teçhizatların da davacıya devir ve teslim edildikleri, kira sözleşmelerinin, davacının maliklerle ve davalı aracılığında yaptığı kira sözleşmelerinin ağır koşullar içermesi nedeniyle,davalının sözleşmenin 5/a maddesine aykırı davrandığı yönündeki davacı iddiasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43 Hukuk Dairesi'nin yukarıda anılan ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen ilamı karşısında yerinde, sözleşmede davalının davacıya devrettiği okullarda tadilat yapacağına dair bir düzenleme bulunmadığı, davalının okulları mevcut fiziki koşulları ile üstelik tanık anlatımlarına göre, sözleşme öncesi her bir okulun mevcut durumunu gezip gördükten sonra devraldığı, delil tespiti raporunda belirtilen tadilat masraflarının hiçbirinin demirbaş veya teçhizat eksikliğinden kaynaklanmadığı,  14/07/2017 tarihli tutanak ekinde yer alan listedeki demirbaş ve teçhizatın, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi tarafından yerinde görüp incelendiği, eksik teslime dair davacının daha önce herhangi bir itirazda bulunmadığı gibi, tutanağa girmesi gerekirken girmeyen demirbaş ve teçhizat varlığını ispat edemediği,  yine davacının dosyaya davalı tarafından ödenmeyen öğretmen alacaklarının kendileri tarafından karşılandığına, 2017-2018 eğitim öğretim yılında faaliyete başlanamamış olmasının bu durumdan kaynaklandığına dair delil sunamadığı, davalının davacıya devrettiği okula kayıtlı öğrencileri kendi okullarına aktardığına dair delil de bulunmadığı, sözleşmede bu yönde hüküm bulunmaması bir yana,  dosyaya mübrez bilirkişi raporunda belirtildiği gibi, özel okullarda okuyan öğrencilerin velileri tarafından her eğitim öğretim yılı için ayrı kayıt işlemi ve ayrı sözleşmeler yapılıyor olması, devirden sonraki eğitim öğretim yılları için devir sırasında okula kayıtlı bulunan öğrencilerin aynı şekilde eğitim ve öğretime devam edeceklerinin davalı tarafından davacıya garanti veya taahhüt edilmesine imkan olmadığı, gabinin söz konusu olabilmesi için az yukarıda açıklandığı üzere objektif ve sübjektif unsurların bir arada bulunması gerektiği,  objektif unsur edimler   arası  açık  oransızlık  olup, davacı tarafından davalının teslim ettiği demirbaş ve teçhizatın değerinin 360.945,00 TL, devir bedelinin ise 3.750.000,00-TL olmasının edimler arası açık nispetsizliği ortaya koyduğunun iddia olunduğu, oysa devir sözleşmesinin konusunun okullarda bulunan demirbaş ve teçhizat değil, TTK'nun 11/3 fıkrasında belirtildiği üzere ticari işletmenin bütününü oluşturan, işletme ruhsatları dahil, tüm malvarlığı unsurları olduğu, dolayısıyla demirbaş ve teçhizat değerine nispetle objektif unsurun gerçekleştiğinden bahsedilemeyeceği, öte yandan kendisi de eğitim alanında faaliyet gösteren ve tacir olan davacının   düşüncesizlik ve deneyimsizliğinden bahsedilemeyeceği, davacının 03/07/2017 sözleşme tarihinde müzayaka halinde olduğunu iddia etmediği gibi bu yönde bir delil de sunmadığı, şu halde sübjektif unsurun varlığından da bahsedilemeyeceği, davacının sözleşmeye aykırılık ve bu aykırılık nedeniyle oluştuğunu ileri sürdüğü maddi ve manevi zararını da ispatlayamamış olması karşısında, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, kamu düzenine aykırılık da tespit olunmadığından, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 15/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"20737005a9101c53","SID":"38b3fc2e531a7b55"}}