{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 26/05/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>KARAR TARİHİ: 21/09/2021<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 26/05/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili, müvekkilinin, davalı şirketin %20 hisse sahibi olduğunu, davalıların murisi ...'ın ise %80 hisse sahibi olduğunu, şirketin kuruluşundan itibaren şirket müdürlüğü görevini şirket müdürü ...'ın münferiden yerine getirdiğini, şirket müdürü ...'ın, aynı zamanda müvekkili ...'ın amcası olduğunu, müvekkilinin 1995 yılında İzmir'e taşındığını, giderken ...'a şirket işleriyle ilgili vekaletname de verdiğini, bu tarihten 2009 yılına kadar İzmir ilinde ikamet eden müvekkilinin şirket işlerinden uzak kaldığını, diğer ortak ve müdür olan ...'dan zaman zaman şirketin işleyişi ile ilgili bilgi almak istemiş ise de, şirket müdürünün müvekkiline çıkışarak kendisine güvenmesini, şirket adına yatırımlar yaptığını, bu nedenle kar dağıtmadığını, ileride işlerin daha iyi olacağını, müvekkilinin çok karlı çıkacağını beyan ettiğini, ...'ın 12/05/2011 tarihinde vefat ettiğini, bu arada şirketin müdürsüz kaldığından Av. ...'in şirkete kayyım atandığını, şirketin halen kayyım eliyle yönetildiğini, müvekkilinin şirketin akıbetiyle ilgilendiğinde şirket kayıt ve defterlerinin muntazam tutulmadığını, şirket adına alınmış olması gereken daire ve diğer gayrimenkullerin ... adına tapuda kayıtlı olduğunu, bunların çoğunun şirket adına alınmayıp doğrudan ... adına satın alınmış gösterildiğini, şirketin üzerine kayıtlı mal varlığının olmadığını, parasının bulunmadığını, yani şirketin içinin tam anlamıyla eski müdür tarafından boşaltıldığını öğrendiğini, ...'ın şirket müdürlüğü sırasında şirkete ve müvekkili hissedara zarar verdiğini belirterek, şirketin ve müvekkili pay sahibinin zararlarının tespiti ile HMK'nın 107. maddesi uyarınca arttırılıp harçlandırılacak tutarın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ... mirasçılarından tahsiline ve şirkete verilmesine, taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile şirket adına tesciline, bunun mümkün olmaması halinde taşınmazların bedelinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı ... mirasçılarından tahsiline ve şirkete verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>DAVALILARIN SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyeceğini, dava değerinin arttırılmasına muvafakatlerinin olmadığını, ... mirasçılarına veraset ilamı uyarınca ticaret sicili tescilinin yapılıp yapılmadığının sorulmasını, yapılmamış ise dava şartları oluşmadığından davanın reddi gerektiğini, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, miras bırakan ...'ın sağlığında, davacı tarafından itiraz edilmeyen yönetimi ve işlemlerin zımni kabul halindeki ve onay verilen işlemler ve ibra anlamına gelen hususlar nedeniyle itiraz dahi edilmeyen şirket yönetimi için dava açılmasının iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının şirketteki payının düşük olup, payı oranında şirketten katkı almış olarak davada haklılığının bulunmadığını, davacının şirkete nasıl ortak olduğunu, nasıl bir sermaye taahhüdünde bulunduğunu ve bu taahhüdü sermaye koyma borcunu nasıl yerine getirdiğini ispatlamak zorunda olduğunu, davacının hiçbir şekilde yükümlülük, sorumluluk altına girmediğini, hiçbir zaman şirkete emek, sermaye koymadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, açılan davanın iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, ...'ın vefatından sonra şirket hisselerinin mirasçılar adına tescil edilmesinin dava şartlarından olduğunu, dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının yıllardır şirkette alınan kararların tümüne ortak olduğunu ve onay verdiğini, yapılan işlemleri ibra ettiğini, davacının bugüne kadar şirkete herhangi bir katkısı ve katılımının olmadığını, davacının bugüne kadar geçimini şirketten elde ettiği gelirlerden ve ...'ın kendisine sağladığı maddi imkanlardan sağladığını, ...'a ait evde oturduğunu ve hiç kira vermediğini, bugüne kadar elde ettiği maddi menfaatlerin sahibi bulunduğu %20'lik hissenin gelirinin çok çok üstünde olduğunu beyan ederek, haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı...adına usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davaya cevap verilmemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;\"...davalıların murisi ...'ın şirket müdürü olarak görev yaptığı dönemden vefat tarihine kadar davalı şirketin 131.534,25 TL net kar elde ettiği, davalı şirketin kar eden bir şirket olduğu ve şirket özvarlığının bu nedenle arttığı ve şirket gayrimenkullerinde de herhangi bir giriş çıkış kaydı bulunmadığı anlaşılmakla, davalı şirkete karşı kusuruyla zararlandırıcı işlemler yaptığı hususu ispat edilememiş olmakla davalılar yönünden davanın reddine\" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tapu iptal ve tescili talep edilen 10 adet taşınmazın, müteveffa şirket müdürü olan ...’ın üzerine tapuda kayıtlı olduğunu, şirket müdürlüğü dışında kazanç getirici başka hiçbir iş ile uğraşmayan müteveffanın, anılan taşınmazları kendi geliri ile edinmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, ...'ın, anılan taşınmazları, şirketin yaptığı işlerin karşılığı iş bedeli olarak şirket adına alması gerekirken, şirketi zarara uğratarak usulsüz bir şekilde kendi adına tescil ettirdiğini, müteveffanın, şirketten mal kaçırarak ve gerçeğe aykırı usulsüz sahte işlem yaparak suç işlediğini, dava konusu tüm işlemler yönünden daha uzun olan ceza dava zamanaşımının uygulanması gerekirken, 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğuna dair mahkeme gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflarınca toplanması istenen deliller toplanmadan ve bu deliller üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, dosya kapsamına uygun olmayan ve eksik bilirkişi raporunun hükme esas alındığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava,  limited şirket müdürünün sorumluluğuna dayalı tazminat ve tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>TTK'nın 644. maddesi atfı ile limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 553. maddesinde; \"Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./28.md.) kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.\", aynı Yasa'nın 555. maddesinde; \"(1) Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.\" hükümleri düzenlenmiştir.<br>Davacı, davalı muris ... ile birlikte davalı ....'nin ortakları olduklarını, davalı murisin şirket müdürü olup, şirketin kurulduğu tarihten bu yana bir çok iş yapılmasına rağmen herhangi bir mal varlığının bulunmaması sebebiyle, şirketin zarara uğratıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle bundan kaynaklı zararın şirket adına tahsilinin ve esasında şirkete ait olması gerekirken davalı muris adına tescili yapılan taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile davalı şirket adına tesciline karar verilmesini istemiştir. <br>Dava dilekçesinde, şirketin zarara uğratıldığından bahisle tazminatın yanı sıra tapu iptal ve tescile hükmedilmesi talep edilmiş ise de, davacının dava dilekçesindeki taleplerinin açık olmaması ve dava değerinin net olarak gösterilmemesi sebebiyle, somutlaştırma yükümlülüğü kapsamında davacıya dava konusu taleplerini açıklaması, istediği tazminatın tutarı ile taşınmazların rayiç değerini belirtip, buna göre dava değerini göstererek, harcını tamamlaması konusunda mahkemece 03/12/2013 tarihli duruşma ara kararı ile süre verildiği, davacı vekilince, bu konuda 26/12/2013 havale tarihli dilekçenin sunularak, tazminata esas dava değerinin 220.000,00 TL, tapu iptal ve tescili istenen 10 adet taşınmazın rayiç değeri olarak 800.000,00 TL'nin gösterilip, toplam tutar üzerinden eksik harcın tamamlandığı, sonrasında mahkemece 13/06/2018 tarihli duruşmada ve 17/11/2020 tarihli duruşmada verilen ara kararlar ile şirket müdürüne isnat edilen zarar verici fiillerin açıklanarak davanın somutlaştırılması için davacı vekiline yeniden süre verildiği, davacı vekilinin 28/06/2018 ve 08/02/2021 havale tarihli dilekçelerinde, sadece tapu iptal ve tescil talebi yönünden açıklama yapılıp, şirketin kurulduğu tarihten bu yana bir çok iş yapılmasına rağmen herhangi bir mal varlığının bulunmamasına karşılık, davalı muris adına tescili yapılan bir çok taşınmazın varlığı şüpheli olduğundan bu taşınmazların esasında şirkete ait olması gerektiği belirtilmiştir. <br>Öncelikle usul açısından yapılan değerlendirmede;<br>1-Davalı şirket müdürü ...'ın vefatı sonrasında, davalı şirketi temsilen kayyım atanmasına rağmen, dava dilekçesinin ve devamındaki tüm tebligatların davalı şirket adına kayyıma çıkartılması ve tebliğ edilmesi gerekirken, davalı şirket adresine yapılan ve bazısının davacı imzasına tebliğ edildiği anlaşılan tebligatlarla bu konuda taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>2-Dava açılırken, şirket müdürü ...'ın vefat etmiş olması sebebiyle dava tarihi itibariyle mirasçıları tespit edilerek, dava bu mirasçılar aleyhine açılmış ise de, yargılama sırasında ...'ın ölümünden, davalı mirasçı eşi ... sorumlu tutularak, bu konuda aldığı hapis cezasının kesinleşmesi üzerine Antalya 4. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 26/12/2018 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamı ile, ...'ın kısıtlanmasına, vasi olarak oğlu ...'ın atanmasına karar verildiği görülmüştür. <br>Davalı ...'ın kendi adına asaleten, çocukları ..., ... ve ... adına velayeten tayin ettiği vekil marifetiyle davaya cevap verildiği görülmektedir. Yargılama sırasında çocukların reşit olması sebebiyle bu aşamadan sonra tebligatın bizzat kendilerine veya kendileri tarafından tayin edilen vekile yapılması, yine ...'ın kısıtlanması sebebiyle vasisi tarafından bizzat veya vasi tarafından yetkilendirilen bir vekil marifetiyle bu kişinin davaya katılımının sağlanması gerekirken, taraf teşkili sağlanmaksızın karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>3-Tapu iptal ve tescil talebi yönünden; mahkemece, usulüne uygun keşif yapılarak, taşınmazların belirlenecek rayiç değeri üzerinden eksik harcın tamamlanarak, yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu konudaki harç eksikliği giderilmeksizin karar verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>Esas yönünden yapılan değerlendirmede;<br>1-Yukarıda yazılı madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, sorumluluk davası; şirket, şirket alacaklıları ve pay sahipleri tarafından şirket yöneticileri hakkında açılabilir. Eldeki davada, davalı şirketin pasif husumet ehliyeti bulunmadığından, davanın şirket yönünden bu sebeple reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan ret kararı verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>2-Antalya 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 19/04/2019 tarih, ... Esas -... Karar sayılı veraset ilamı ile, ...'ın TMK'nın 578-579 maddeleri uyarınca mirasçı olamayacağının kabulü ile, mirasçılığın yeniden belirlenmesine ilişkin olarak, murisin mirasçılarının; ..., ..., ... ve ... olduklarının tespitine karar verildiği görülmüş olup, mirasçılık sıfatı ortadan kalkan ... hakkında pasif husumet yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde esastan ret kararı verilmesi isabetsiz olmuştur. <br>3-TTK'nın 644. maddesi atfı ile limited şirketlerde de uygulanan TTK'nın 560. maddesinde, şirket yöneticisinin sorumluluğuna ilişkin davada zamanaşımı düzenlenmiş olup, buna göre; sorumlu olanlara karşı tazminat istemek hakkı, davacının zararı ve sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki ve her halde zararı doğuran fiilin meydana geldiği günden itibaren beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Şu kadar ki, bu fiil cezayı gerektirip, Türk Ceza Kanunu'na göre daha uzun dava zamanaşımına tabi bulunuyorsa, tazminat davasına da bu zamanaşımı uygulanır. <br>Davacı tarafça, zarar verici fiil olarak, tapu iptal ve tescil talebine dayanak yapılan taşınmazların davalı muris adına yapılan tescil işlemi gösterildiğinden, dava konusu 10 adet taşınmaz arasında... ili ...ilçesi ... ada... parsel ... Blok ... Nolu bağımsız bölüm dışındaki tüm taşınmazların tescil tarihlerinin, dava tarihinden geriye doğru 5 yıl öncesine ilişkin olması sebebiyle, bu taşınmazlar yönünden dava tarihi itibariyle zamanaşımının geçtiği, davalıların süresi içerisinde ileri sürdükleri zamanaşımı defi dikkate alınarak, bu taşınmazlar yönünden davanın zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf başvurusu yerinde bulunmamıştır. <br>4-... ili ... ilçesi ...ada...parsel ... Blok ... Nolu bağımsız bölüm yönünden; dosyaya ...Başkanlığı'nın 26/11/2018 havale tarihli yazı cevabı ekinde, yapı ruhsatı ve kat karşılığı inşaat sözleşmesinin gönderildiği görülmektedir. Diğer taraftan, kayyım tarafından şirkete ait belgelerin ve faturaların 05/10/2018 ve 13/12/2018 tarihli zimmet tutanakları ile dosyaya ve kasaya alındığı görülmüştür. <br>Mahkemece, bu taşınmaz yönünden belediyeden gelen evraklar, kayyım tarafından sunulan bilgi, belge, faturalar ve şirkete ait ticari defterler ile tüm dosya kapsamı bir bütün halinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle incelettirilerek, bu taşınmazın, şirketin yaptığı herhangi bir iş karşılığı şirkete ait olması gereken bir taşınmaz olup olmadığının tespiti yapılarak, bu konuda düzenlenecek rapor ile oluşacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz bulunmuş, davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilmiştir. <br>Neticeten mahkemece yapılacak iş; taraf teşkilinin sağlanması, keşif yapılarak, eksik harcın ikmal edilmesi, harç ikmal edildikten sonra yukarıda yazılı kaldırma gerekçelerine göre eksikliklerin giderilerek karar verilmesidir. <br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE,\t<br>2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve ... Esas - ...Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, <br>3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının ilk derece mahkemesince talebi halinde davacıya İADESİNE, <br>5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, <br>6-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>7-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, <br>8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"99eda8c3a0827df4","SID":"9499cc7df90bb9c1"}}