{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>KARAR TARİHİ  : 04/06/2025<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br> <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ: 22/11/2021<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit <br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 04/06/2025<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili,  davalı tarafından müvekkili aleyhine şerefiye alacağı nedeniyle icra takibi yapıldığını takibin ellerinde olmayan sebeplerle kesinleştiğini ancak müvekkilinin bu şerefiye alacağını ödemesinin şartlarının oluşmadığını, fiili durumun şerefiye ödenmesi gerekliliğini ortadan kaldırdığını ve kimseye de şerefiye ödenmediğini öne sürmüş takipten borçlu olmadıklarının tespitini talep etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı vekili, müvekkilinin alacağının kesinleşmiş bir genel kurul kararına dayandığını projeye aykırı bir durum var ise bunun sorumlusunun yönetim olduğunu, müvekkilinin bundan sorumlu tutulamayacağını, bunun yanında bir üyenin de şerefiye borcunu ödediğini bu haliyle davacının iddialarının yersiz olduğunu davanın reddi gerektiğini öne sürmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"...Taraflar arasında şerefiye bedelinin miktarı ve kimlerin şerefiye ödeyeceği kimlerin şerefiye alacağı noktasında ihtilaf halinde olmadığı açıktır. Buna ilişkin genel kurul kararı da kesinleşmiştir. Sorun şerefiye belirlenirken bağımsız bölümlerin bu şerefiye esas projedeki durumuyla fiili durumlarının birbirine uyumlu olmaması, şerefiye ödeyecek taşınmazların bu özelliklerini fiilen yitirdikleri ve bunun şerefiye alacaklılarının alacak talebine engel olup olmadığıdır. Yapılan keşfe göre davacının iddiası gibi şerefiye esas proje yerinde uygulanmamış ve taşınmazlar arasında o karara esas değer farkı oluşmamıştır. Ancak şerefiye bedeli bir genel kurul kararına dayalı, üyenin kazanılmış hakkıdır. Üye bu genel kurul kararı gereği taşınmaz seçmemiş ve kuraya girmiş; bir kısmı ise bu şerefiye belirlemesine göre taşınmazlarını seçme imkanına kavuşmuştur. Üyelerin alınmış genel kurul kararına göre tercihlerini kullandıktan sonra bu kararın uygulanmadığından bahisle haklarının ortadan kalktığını söyleme imkanı yoktur. Zira projenin fiilen uygulanmaması öncelikle yüklenicinin ve o yükleniciye izin veren veya bunu tazmin ettirmeyen yöneticilerin sorumluluğunu doğurur ve fakat şerefiye alacaklısı üyeye bu külfete katlanma yükümlülüğü getirmez. Alınmış bir genel kurul kararı ve buna dayanılarak kazanılan bir hakkın başka bir genel kurul kararıyla ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Bu haliyle davacının iddiaları yerinde görülmemiş ve davanın reddi gerektiği  ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, aynı miktarda ödeme yapıp, davalı kooperatif maliki olduğu ... ili ...ilçesi... mahallesi ...ada... parselde kaim taşınmaz üzerine inşa edilecek villaların projelendirilmesi ile kroki üzerinden \"havuz başı ve bahçesi büyük olarak inşa edilecek villaların\" kuraya tabi olmayacağını, bu villalara sahip olmak isteyenlerin şerefiye bedeli ödeme yükümlüsü olacağını, havuz başında olmayan ve daha küçük villaların ise şerefiye bedeli alacaklısı olacağının kararlaştırıldığını, bu şekilde havuz başı ve büyük bahçesi olacak ...,...,...,...,....,....,...,...,... numaralı bağımsız bölümlerin kuraya tabi kılınmadığını,  kooperatifin maliki olduğu taşınmazın geometrik yapısı, eğimi gibi nedenlerle villaların inşaatı, proje üzerinde düzenlenen krokiye uygun olarak inşa edilememiş ve havuz başı, bahçesi büyük olarak inşa edilecek şerefiye ödeme yükümlüsü olan villaların bahçeleri, eşitliğin sağlanması amacıyla şerefiye alacaklısı olan villaların bahçelerinden daha küçük hale geldiğini, şerefiye bedeli ödeyerek havuz başı ve büyük bahçe sahibi olacak villaların, projelendirilen işin inşaatından sonra bahçelerinin şerefiye bedeli alacaklısı olanların bahçesinden daha küçük hale gelmesi, kooperatif üyeleri arasında uyuşmazlığa neden olmuş ve esasen \"şerefiye\" nin eşitliği sağlamaya yönelik bir uygulama olduğu halde davalı kooperatifte eşitsizliğe neden olduğundan, davacı kooperatifin 16 Temmuz 2021 tarihinde yapılan \"Olağan Genel Kurul Toplantısı\"nda, kooperatif üyeleri arasındaki eşitliği sağlamak amacıyla şerefiye bedelinin kaldırılmasına karar verildiğini, davacı kooperatif genel kurulunca eşitsizliğe neden olan şerefiye bedelinin kaldırılmasına karar verilmiş olması karşısında, davalı yanın şerefiye bedeli talep etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığından Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile verilen davanın reddi yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davalının şerefiye bedeli alacaklısı olduğunu kabul etmemekle birlikte; dosyada yapılan bilirkişi incelemesinde, şerefiye bedeli ödeyecek olan üye sayısının belirlenerek  üyelere eşit dağıtılacağı, şerefiye bedeli ödeyecekler çıkarıldığında kalan üye sayısına göre talep edilebilecek şerefiye bedelinin 7.500,00 TL olacağı, davacı kooperatifin genel kurulunda şerefiye bedellerinin tahsili ve ödemelerden mahsubu yönünde karar verildiği, davalının davacı kooperatife 11.150,00 TL borcu bulunduğu, şerefiye bedelinin borca mahsup edilmesi gerektiği ve mahsup sonunda davalının davacı kooperatiften talep edebileceği miktarın kalmadığı belirtildiği halde, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce bilirkişi raporundaki belirlemeler yok sayılmak suretiyle \"davanın reddi\" yönündeki kararın, usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, şerefiye bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının  tespiti istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık; şerefiyeye esas projedeki durumla fiili durumun birbirine uyumlu olmaması nedeniyle, şerefiye ödeyecek taşınmazların bu özelliklerini fiilen yitirdikleri ve bunun şerefiye alacaklılarının alacak talebine engel olup olmadığı, davalının şerefiye bedelinin tahsili amacıyla başlattığı takip nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.<br>Uyuşmazlığın çözümü noktasında bazı kavramların açıklanmasında fayda vardır. Yargıtay  Hukuk Genel Kurulunun ... E. ... K. Sayılı ilamında da belirtildiği üzere :<br>1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu’nun (KK) 1. maddesinde de açıklandığı üzere, kooperatifler; ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve ihtiyaçlarını karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla, gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan tüzel kişiliklerdir.<br>Kooperatiflerin yaygın kuruluş amaçlarından birisi de, ortaklarının konut ihtiyaçlarının karşılanmasıdır. Bu ihtiyacı karşılamak için kurulan konut yapı kooperatifleri, anasözleşmede gösterilen işlerin tamamlanması ve ferdi mülkiyete geçilip konutların ortaklar adına tescil edilmesiyle amacına ulaşmış sayılır ve dağılırlar (KK, m.81).<br>Aynı Kanunun 23. maddesi hükmü uyarınca; “Ortaklar, bu kanunun kabul ettiği esaslar dâhilinde hak ve vecibelerde eşittirler.” düzenlemesine yer verilmiştir. <br>Anılan yasa hükmünde geçen “eşitlik” kavramının mahiyetinin açıklığa kavuşturulması gereklidir. Bilindiği üzere, eşitlik kavramın mutlak ve nispi şeklinde  alt kategorileri vardır. Mutlak ve nispi eşitliğin ayırt edici ölçütleri uygulamada ve öğretide tartışılmış, bu kavramın içeriği tanıma kavuşturulmaya çalışılmıştır. <br>Bu görüşlerden birisine göre mutlak eşitlik; şartlar, sebepler, katkı ve özveriler eşit olmadığı halde herkese aynı hakkın tanınması veya borç ve yükümün yükletilmesidir. Başka bir deyişle, eşit olmayanlara eşit hak verilmesi, borç ve yüküm bağlanmasıdır. Örneğin; eğer, sermaye payları; kooperatif ile ilişki oranları; kooperatife katkıları ne olursa olsun her ortak bir oy hakkına sahipse, oy hakkında mutlak eşitlik ilkesi kabul edilmiş demektir.  Nispi eşitlik ise; şartları, katkıları eşit olmayanlara, farklı, fakat aynı ölçünün kullanılıp, sonucun eşit olarak elde edildiği durumlarda söz konusudur (Poroy,Tekinalp,Çamoğlu; Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, 11. Baskı, 2009, s. 1013-1014). Kooperatifler Kanununda hangi durumlarda mutlak ve ne zaman nispi eşitliğin uygulanacağı belirtilmemiştir. <br>Eşitlik kavramı, kooperatif ortaklığı somutunda açıklanacak olursa; mutlak eşitlikten; koşullar ve nedenler ne olursa olsun bütün ortaklara aynı hakların tanınıp aynı yükümlülüklerin yüklenmesi anlaşılmalıdır. Örneğin, aynı pay sayısına eşit oy hakkı tanınması, ortakların kooperatif organlarına aday olmalarına eşit olanak sağlanması gibi.. Bir başka anlatımla, ortaklık statüsünden doğan objektif haklara sahip olma ve bunların korunmasını isteme hakkı, mutlak eşitlik kapsamındaki haklardandır. Buna karşın, kooperatif ortaklığına bağlı olarak yararlanma ve maddi menfaat sağlamada ortağın eylemli katkısı ve özverisinin gözetilmesi ise nispi eşitlik ilkesi gereği olup, koşulları ve katkıları eşit olmayanlara farklı ölçülerin uygulanması eşitlik ilkesine aykırı olmayabilir.<br>Bu itibarla, ortaklıktan kaynaklanan tüm borçlarını yerine getiren bir ortağın,  eşit durumda bulunduğu diğer ortaklara tanınan haklardan kendisinin de yararlandırılmasını istemeye hakkının bulunduğu tabiidir. <br>Ortaklar arasında eşitliği sağlama araçlarından birisi de kur’a çekilerek konutların ortaklara tahsisinden önce konut bedellerinin tespiti olup, örnek kooperatif anasözleşmesinin 61. ve devamı maddelerinde şerefiyelendirme ve değer tespitinin nasıl yapılacağı düzenlenmiştir.<br>Şerefiye farkının belirlenmesi, konutlar arasındaki farklılık nedeniyle ortakların rant farkının  denkleştirilmesi amacına yönelik bir işlemdir.<br>Şerefiyenin miktarını belirleme yetkisi teknik kurula ait olmakla birlikte, ödeme zamanını belirleme yetkisi genel kurula aittir. Bu nedenle kura çekimini müteakip veya kura çekiminden önce genel kurulca şerefiyenin ödeme zamanının kararlaştırılması gerekmektedir.  Şerefiye miktarının inşaatın devamı sırasında tahsil edilmesi durumunda ortaklara iade edilmez. Ancak inşaatlar tamamlandıktan sonra kura çekilmesi durumunda şerefiye artı ve eksi rakamlarla belirlenir. Artı rakamlar kooperatifçe tahsil edilerek , eksi rakamlı şerefiyeli konut ya da işyeri sahiplerine ödenir.  (Mahmut Çoşkun, Kooperatifler Hukuku, Güncellenmiş 3. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2023, s. 466.)<br>Kooperatif genel kurulunun  şerefiyeye ilişkin kararları incelendiğinde;<br>Davacı kooperatifin 11.06.2016 tarihli 2015 yılı olağan genel kurul toplantısına ait toplantı tutanağının 8. Maddesinde “şerefiye farklarının alınıp alınmaması oylamaya sunuldu. şerefiye farklarının alınarak üyelere eşit şekilde dağıtılmasına oy birliği ile karar verildi. Şerefiyelerin tespiti için komisyon kurulmasına bu komsiyonda da ...,... ve ...tan komisyon oluşturulması oy birliği ile kabul edildi” şeklinde karar alındığı görülmüştür.<br>Davacı kooperatifin 10.08.2016 tarihli 2016 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına ait toplantı tutanağının 3/a maddesinde '11.06.2016 tarihinde genel kurul kararı gereğince tespit edilen şerefiye komisyonu üyelerince belirlenen her biri 30.000,00TL şerefiye farkı belirlenen aşağıda belirtilen bağımsız blokları almak isteyen üyelere teklif edildi. 30.000,00TL şerefiye farkını kooperatif hesabına ödemek isteyen üyelerden .y..blok nolu bağımsız bölüm ...'ya, ... blok nolu bağımsız bölüm ...'a, ...blok nolu bağımsız bölüm ...a, ...blok nolu bağımsız bölüm ...'a,...blok nolu bağımsız bölüm...'ya,... blok bağımsız bölüm...l'a kuraya tabi olmadan bu kişilerin seçimi sonucu tespit edilip verilmesi önerildi, öneri oylamaya sunuldu. Oy birliği ile kabul edildi. Geri kalan bağımsız bölümlerden ...-....-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...-...ile belirtilen bağımsız bölümlerden 17 adet villanın noter huzurunda çekilen kura ile verilmesine bunlarda...-...-...-... bağımsız blok nolu villaların her biri için şerefiye komisyonunca belirlenen 25.000,00TL şerefiye farkının kura sonucu kendisine bu bağımsız blok düşen kişilerce kooperatif hesabına ödenmesi oylamaya sunuldu oy birliği ile kabul edildi” şeklinde karar alındığı görülmüştür.<br>Davacı kooperatifin 18.11.2017 tarihli 2017 yılı olağanüstü genel kurul toplantısına ait toplantı tutanağının 6. Maddesinde “Şerefiye bedellerinin karara bağlanması konusuna geçildi. Şerefiye bedellerinin düşürülmesi yönetim kurulu tarafından önerildi. ... tarafından şerefiye bedellerinin tamamen kaldırılması önerildi. ... eşi... aynı kalmasını önerdi. ...vaziyet planın projeye uygun hale getirilmesini önerdi. Öneriler ayrı ayrı oylandı. Şerefiye bedellerinin şerefiye vereceklerin 10.000,00TL eksik ödemelerine, şerefiye alacaklarında 10.000,00TL eksik almalarına, ... ... ve ...in şerefiye payları mevcut projeye göre belirlenmiş ne varki uygulamada havuz başında olmayan villar arasındaki yol projeye aykırı olarak daraltılıp bu villaların bahçesi genişlerken havuz başındaki villaların havuza bakan bahçeleri neredeyse ortadan kalktığından önceki genel kurullardaki şerefiye bedellerinin belirlenmesine ilişkin kararların bu husus gözetilerek kaldırılması gerekmekte iken genel kurulun projeye aykırı uygulamayı korumaya yönelik kararı hukuka ve hakkaniyete aykırıdır.Bu nedenle bu karara muhalefet ediyoruz beyanları ile verdikleri karşı oylara karşılık 9 evet oyu ile oy çokluğu ile şerefiye bedellerinin düşürülmesi önerisi kabul edilmiştir\" şeklinde karar alındığı görülmüştür.<br>Davacı kooperatifin 23.06.2018 tarihli 2017 yılı olağan genel kurul toplantısına ait toplantı tutanağının 11. Maddesinde “kooperatif inşaat konularının görüşülmesine geçildi. İnşaatlarımızın bitme noktasına geldiği belirtildi. Genel kurul ... ve ...'in şerefiye bedelinin alınmamasına oy birliği ile kabul edildi. Diğer şerefiye bedellerinin daha önce alınan karara göre uygulanmasına oy birliği ile karar verildi” şeklinde karar alındığı görülmüştür.<br>Davacı kooperatifin 16.02.2020 tarihli 2019 yılı olağan genel kurul toplantısına ait toplantı tutanağının 8. Maddesinde “....önceki genel kurullarda alınan kararların aynen uygulanması, şerefiye bedellerinin tahsiline ve ödemelerin yapılmasına borçlardan mahsup edilmesine ve bu işlemleri 16.05.2020 tarihine kadar yapılması yönünde yönetim kuruluna 2 çekimser, 4 ret, 8 kabul oyu ile yetki ve karar verildi.” şeklinde karar alındığı görülmüştür.<br>Davacı kooperatifin 16 Temmuz 2021 tarihinde yapılan \"Olağan Genel Kurul Toplantısı\"nda, kooperatif üyeleri arasındaki eşitliği sağlamak amacıyla şerefiye bedelinin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.<br>Somut olayda;  inşaatlar tamamlanmadan mevcut inşaat projesi üzerinden havuz başında olan ve diğer villalara göre daha geniş bahçeli olacak villalar için 10.08.2016 tarihli genel kurul toplantısında, 30.000,00 TL \"Şerefiye Bedeli\" belirlenip bu bedeli ödemek isteyen üyeler, kuraya tabi olmadan adlarına tahsis edilmesine, diğer villaların ise noter kurası ile hangi üye adına hangi bağımsız bölümün isabet edeceği belirlenmiş olup daha sonrasında  uygulamada projeden farklı imalatlar yapılıp havuzun baş batı kısmına fitness ve sauna gibi sosyal tesisler ile havuz motor sistemlerinin yer aldığı, havuz seviyesinde alanlar inşa edildiği bu şekilde şerefiye bedeli ödenmesi gereken villaların ön bahçelerinin oldukça küçüldüğü buna karşın havuz başında yer almayan villaların ön bahçelerinin projede yer alan bahçenin iki katından büyük alana ulaştığı böylece fiili durum itibariyle davalının da aralarında bulunduğu  havuz başında yer almayan villaların, daha büyük bahçeli, daha cazip ve tercih edilen hale geldiği mahkemece yapılan keşif sonucu  alınan teknik bilirkişi raporuyla sabittir.<br>Tüm dosya kapsamı yukarıdaki açıklamalar ve tespitler ışığında değerlendirildiğinde: Kooperatif, ortaya çıkan ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan eşitsizliği ortadan kaldıracak tedbirleri almaya yetkili ve görevlidir. Bu itibarla  davacı kooperatifçe , fiili durum itibariyle avantajsız hale gelen şerefiye borçlusu üyelerden şerefiye bedeli alınmaması eşitlik ilkesine uygundur (Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay  Hukuk Genel Kurulunun 2013/23-423 E. 2014/287 K. sayılı ilamı). Kooperatif genel kurulunun şerefiye bedeline ilişkin kararlarında toplanan şerefiye bedellerinin üyeler arasında eşit şekilde paylaştırılmasına karar verildiği, lakin eşitlik ilkesi gereği şerefiye bedeli yükümlüsü üyelerden alınamayan şerefiye bedellerinin davalının da içinde bulunduğu diğer üyelere dağıtılmasının mümkün olmadığı, gene genel kurul kararlarında davalının ne miktar şerefiye bedeli alacağı olduğuna yönelik bir karar olmadığından davalının şerefiye bedeli alacağı isteminin kesinleşen genel kurul kararına dayalı olmadığı bu haliyle  davalının şerefiye bedeli alacağı isteminin muaccel ve   yerinde olmadığı anlaşıldığından  davanın kabulüne ve  şerefiye bedelinin tahsili amacıyla başlatılan takip nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine  karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş, davacı vekilinin  istifanın kabulü gerekmiştir.<br>Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 22/11/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın KABULÜYLE ;Antalya Genel İcra Dairesi'nin... Esas Sayılı Dosyasında takibe konu alacak nedeniyle davacının davalıya karşı BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,<br>a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli ‭1.726,11 TL harçtan peşin olarak yatırılan 431,53 TL harcın mahsubuyla bakiye ‭1.294,58‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, <br>b-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı ile 431,53 TL peşin harç toplamı ‭485,93‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,<br>c-Davacı  tarafından yapılan davetiye gideri, posta masrafı, bilirkişi masrafı, talimat masrafı, keşif masrafından oluşan toplam ‭4.628,5‬0 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>d-Davacı  kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 25.268,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>e-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>g-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, <br>3-İstinaf incelemesi yönünden; <br>a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 80,70 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde  davacıya İADESİNE, <br>b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan  220,70  TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 69,60 TL posta masrafı olmak üzere toplam 290,30 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, <br>c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, <br>d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"856587737525f0b2","SID":"033e70f032cdee41"}}