{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ADANA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/1490 - 2025/1688<br>T.C.<br>ADANA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/1490 <br>KARAR NO\t: 2025/1688<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: <br>ÜYE\t: <br>ÜYE\t: <br>KATİP\t: <br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 01.12.2022<br>NUMARASI\t: ... Esas, ... Karar<br><br>DAVACI\t: ...  <br>VEKİLİ\t: Av.  <br>DAVALI\t: ... SİGORTA A.Ş.  <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVA\t: Tazminat (Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br><br>KARAR TARİHİ\t: 02/07/2025<br>GEREKÇELİ KARARIN <br>YAZILDIĞI TARİH\t : 02/07/2025<br><br>Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/12/2022 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  28.05.2018 tarihinde gerçekleşen çift taraflı trafik kazasında müvekkili ...'un  yaralandığını,  kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürücüsü ...'in kusurlu olduğunu, müvekkilinin geçici ve kalıcı bir şekilde maluliyete uğradığını, davalı ... Sigorta A.Ş'ne tarafa yapılan başvuruya olumsuz yanıt verildiğini, sunulan gönderi evrakına göre 24.06.2019 tarihli başvuru evrakının davalıya 25.06.2019 tarihinde teslim edildiği, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 100,00 TL olmak üzere zararın kapsamı belli olduktan sonra miktarı açıklanacak maddi tazminatın temerrüt tarihinden işletilecek ticari  faiziyle tahsilini  talep ettiği görülmüştür.<br>Davacı vekili 08.08.2019 tarihli dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ... için 50,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 100,00 TL maddi tazminat istemli belirsiz alacak davası açıldığı yönünde açıklamada bulunmuştur.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sorumluluğun sigortalının kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğu, ... plakalı aracın 11.04.2018/2019 dönemi içerisinde ... nolu ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğu, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kapsamında maluliyet raporu aldırılması gerektiği, kurumun geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri taleplerinden sorumluluğunun olmadığı, dava öncesi başvuru olmadığından ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz istenebileceğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, davacının geçici iş göremezlik tazminat talebinin reddine, davacının kalıcı iş göremezlik tazminat talebinin kabulü ile, 133.072,61-TL'nin 08/07/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte  davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalı vekili; Davacının usulü şartları yerine getirmediğinden davanın usul yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, uzun süreli kiralanan araçlarda işleten sıfatı değiştiğinden başvurunun pasif husumet yokluğu sebebiyle reddi gerekmekteyken hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesinden kusur raporu alınmadan %70 kusur oranı üzerinden hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, yeni genel şartlar gereği TRH tablosu kullanılarak ve %1,8 teknik faiz esas alınarak hesaplama yapılması gerekmekteyken yapılan hesaplamanın kabul edilerek hükme esas teşkil etmesinin hatalı olduğunu, yaralanan veya maluliyetinin olduğunu iddia eden başvurucunun takması zorunlu olan kaskı takamaması motor teçhizatlarını giymemesi sebebyile müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken, indirim yapılmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini ve dava konusu olaya uygulanması gereken faizin yasal faiz olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.  <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50, 54/1-3. ve 55 maddeleri kapsamında, trafik kazasına dayalı açılan, çalışma gücünün azalmasından veya yitirmesinden doğan (maluliyet) maddi tazminat davasıdır.<br>İlk derece mahkemesince davanın kalıcı maluliyet tazminat yönünden kabulüne, geçici maluliyet talebi yönünden reddine karar verilmiştir.<br>Hükmü davalı vekili istinaf etmiştir.<br>Davalı vekilinin dava açılmadan evvel KTK 97. md.si gereği usulüne uygun bir başvuruda bulunulmadığına ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde; <br>Davacının dava dilekçesinin ekinde kaza tespit tutanağı, davacılara ait TC kimlik numarası ve kimlik fotokopisi, kaza yapan araca ait ekspertiz raporu, araca ait ruhsat bilgisi, kaza tarihi, nüfus kayıt örnekleri hastane muayene tutunakları ve başvuran davacının vekiline ait vekaletname ile gününde başvuru yapmış olduğu, bu başvuruya rağmen davalı sigorta şirketi tarafından da ödeme yapılmadığı görülmüştür. <br> Buna göre başvuran davacıların,  dava açmadan evvel önce gerekli evraklar ile zararın karşılanması için 2918 sayılı KTK 97. md.si gereği usulüne uygun şekilde başvuru yaptığı bu başvurunun davalı sigorta şirketi tarafında kabul edildiği hatta davalı sigorta şirketi tarafından başvurulan evraklar üzerinde inceleme yapıldığı anlaşılmakla, davacıların başvuran tarafından usulüne uygun bir şekilde başvuru yapılmadığına ilişkin istinaf başvurusu kabul edilmemiştir. <br>Davalı vekilinin pasif husumet yokluğuna ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Davalı istinaf dilekçesinde müvekkilinin sigortalısı aracın uzun süreli kiraya verilmiş olduğunu ve bu nedenle sigortalının işleten sıfatının ve dolayısıyla müvekkilinin sigortacı sorumluluğunun kalmadığını ileri sürmüşse de bu itirazın cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasında ileri sürülmediği, kaldı ki bu savunmayı doğrulayacak bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinafı haksız bulunmuştur.<br>Davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde;<br>Mahkemece alınan, 18.03.2020 tarihli kusur raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'in %70 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı motorsiklet sürücüsü ...'un %30 oranında kusurlu olduğu  belirtilmiştir. Kusur raporu kaza tutanağı, ceza dosyasında alınan 27.01.2020 tarihli ATK raporu, dosya kapsamı ve olay ve oluşla uyumlu olup mahkemece itibar edilmesinde bir yanlışlık bulunmamaktadır. Davalı vekilinin istinafı yersizdir.<br>Hükme esas alınan hesap raporuna yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde;<br>Yargıtay tarafından verilen emsal kararlarda TRH 2010 mortalite tablosunun uygulanması ve progresif rant yönteminin kullanılması içtihad edilmiştir. (Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 Esas, 2021/1848 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 14.01.2021 tarih ve 2020/2598 Esas, 2021/34 Karar Sayılı kararı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/5206 Esas, 2020/8874 Karar Sayılı kararı,)<br>Yargıtay kararları ile TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca propresif rant yönteminin uygulanması içtihad edildiği, ilk derece mahkemesince alınan  20/0/8/2021 tarihli kök ve 12/10/2022 tarihli ek hesap bilirkişi raporlarının TRH 2010 mortalite tablosu ve ayrıca propresif rant yöntemi kullanılmak süreti ile düzenlendiği, buna göre davacının geçici iş göremezlik tazminatının 3.220,03 TL olarak belirlendiği, SGK ödemesi olan 3.992,48 TL mahsup edildiğinde bakiye geçici iş göremezlik tazminatının kalmadığının hesaplandığı, sürekli iş gücü kaybı tazminatının; davacının SGK Hizmet dökümündeki şartlarda çalışmaya devam edeceğinin kabulü ihtimalinde 133.072,61 TL olarak hesaplandığı, davacı vekilinin sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerini 133.072,61 TL olarak ıslah ettiği  anlaşılmıştır. Mahkemenin hükme esas aldığı aktüerya raporu ve mahkemenin değerlendirmesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf başvurusu haksız bulunmuştur. <br>Müterafik kusura yönelik yapılan istinaf incelemesinde:<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın md. 52. maddesinde (Borçlar Kanunu'nun 44.) düzenlenmiştir. Zarar görenin kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve trafik mevzuatı uyarınca sürücü ve yolcuların araçların kullanılması sırasında koruyucu tertibatları kullanması zorunludur.<br>Yargıtay 4. H.D'nin 20.02.2023 tarihli 2021/23184 E. 2023/2035 K. Sayılı ilamı ile; \"2918 sayılı Kanun'un \"Sürücülerin ve yolcuların koruyucu tertibat kullanma zorunluluğu\" kenar başlıklı 78 inci maddesi şöyledir; \"Belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur. Kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir.\"<br> Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150/1-a bendi gereğince; motosikletle gerek sürücü gerekse de yolcu olarak seyir halinde iken zorunlu olan koruyucu ekipmanların kullanılmaması zararın doğmasına veya artmasına sebebiyet veren etkenlerdendir. <br>Dosya kapsamı incelendiğinde, davacının kaza sırasında kask takmadığı, ancak maluliyet raporuna göre davacının yaralanmasının sağ tibia distal diyafizde kırık sekelinden, ayak bileği ve topuk eklemi hareket kısıtlılığından kaynaklanmış olduğu tespit edilmiş olmakla davacının kask takmamasının yaralanmayla ilgisi olmadığı, yönetmelikte davacının dizlik kullanmasına ilişkin bir hüküm de bulunmadığı görülmekle mahkemesince hükmolunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında herhangi bir yanlışlık olmadığı kanaatine varılmış, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.<br>Davalı vekilinin faizin başlangıç tarihine yönelik istinafının incelemesinde:<br>Davalı Türkiye sigorta A.Ş. kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup eldeki dosyanın davalısıdır. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1.maddesinde \"sigortacının, kendisine tazminat ödenmesi için gerekli ihbar yapılıp, belgenin ibrazından itibaren 8 iş günü içinde ödeme yapacağı\" hükme bağlanmıştır. Davalı sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğü ancak bu tarihte, böyle bir başvuru olmadığı takdirde ise dava tarihinde doğmaktadır. <br>Davalının da kabulünde olduğu üzere davacı tarafından davalıya 25.06.2019 tarihinde başvurulduğu, davalı tarafından bir ödeme yapılmadığı, dolayısıyla davalının 8 iş günü sonrası 08.07.2019 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından mahkemece bu tarihten itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesi yerindedir.<br>Ancak karar tarihinden sonra davacı vekili tarafından sunulan 22.03.2023 tarihli dilekçe ile tarafların sulh oldukları ve bu nedenle davalıdan yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını bildirmişse de bu konuda bir istinaf olmadığından dairemizce bu hususa dikkat çekmekle yetinilmiştir.<br>HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;<br>İlk Derece Mahkemesince açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve delillerin taktirinde ve değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasında, usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk Derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 9.090,19 TL istinaf karar harcının, peşin yatırılan 2.800,00 TL istinaf karar ve ilam harcından mahsubuyla, bakiye 6.290,19 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,<br>3-Davalı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-Artan gider avansının bulunması halinde, karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, <br>5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br><br>Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan  inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 02.07.2025<br><br>  <br>     Başkan                         Üye                         Üye                            Katip  <br>    ¸e-imzalıdır             ¸e-imzalıdır              ¸e-imzalıdır                 ¸e-imzalıdır                                                                                                                  <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f4a40320fc6f1f1f","SID":"ce0531cc1e53fab2"}}