{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t:  <br>KARAR NO\t:  <br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: BALIKESİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI\t\t:  <br>ARA KARAR TARİHİ\t: 23/08/2023 <br><br>DAVACILAR\t: 1-) ... (...)<br>\t <br>DAVALI\t:  <br>DAVANIN KONUSU\t: Genel Kurul Kararının İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 11/12/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 11/12/2023<br><br>Davacılar vekili tarafından yukarıda belirtilen ara karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili,  müvekkillerinin babaları ... ve amcaları ... ile birlikte davalı şirketin kurulduğunu, müvekkillerinin babalarının 11/02/2022 tarihinde vefat ettiğini ve payının müvekkillerine ve onların kardeşleri dava dışı ....'na intikal ettiğini, babalarının ikinci eşinden olma ... isimli kardeşlerinin 14 yaşında olup, şirket hisselerinin velisi olan annesi tarafından idare edilmekte olduğunu, sermaye artırımı kararı öncesinde davalı şirkette, müvekkillerin amcaları ...'nun 120 adet paya,  kardeşleri Mustafa Kurtoğlu'nun 30 adet paya sahip olduklarını, 29/04/2023 tarihli olağan genel kurul toplantısında davalı şirket hissedarları ..., Mustafa Kurtoğlu'nun kabul oyu ve müvekkillerinin ret oyu ile davalı şirketin sermayesinin 600.000 TL'den 2.000.000 TL tutara artırılmasına karar verildiğini, alınan sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkillerinin babalarının vefatı üzerine, amcaları ... tek başına imza yetkisine haiz şirket müdürü sıfatı ile davalı şirketi yönetmeye devam ettiğini, zaten ... ile ...'nun kardeşlerden birinin vefatı halinde, tarafların ortak oldukları şirketin idare ve yönetiminin kalan kardeşe bırakılması konusunda ve kalan kardeşinde vefat eden kardeşin çocuklarının geçimi, öğrenimini ve evlilik yapmamış çocukların düğün masrafı için belirli tutarlarda USD (Amerikan Doları) vermesi konusunda anlaştıklarını, bu kapsamda şirket müdürü ...'nun, bir defaya mahsus 20.000 USD ve her ay 400 USD vermesi gerekirken bu tutarların müvekkillerine verilmediğini,  yine müvekkillerinin amcalarına güvendiğinden amcalarının talebi ile davalı şirket lehine çekilen milyonlarca lira tutarı bulan krediler ve çerçeve kredi sözleşmeleri için şahsi kefalet verdiklerini, müvekkillerinin şahıs varlığını ile davalı şirketin borçlarına kefil olmalarına rağmen davalı şirketten, hiç bir şekilde kar payı, temettü vb. almadıklarını, bilindiği kadarı ile müvekkillerinin babalarının da, yıllardır davalı şirketten temettü/kar payı almadığını, hatta müvekkillerine babalarından kredi ve vergi borçları kaldığını, müvekkillerinin, babalarının şahıs varlığından kendilerine intikal eden taşınmazları satarak intikal vergisi borcunu ödemek istediklerini ancak söz konusu taşınmazların bir kısmında, ...'nun hissesi bulunması ve taşınmazların satışını veya paylaşımını kabul etmemesi neticesinde söz konusu taşınmazları satamadıklarını, sonuç olarak müvekkillerin babalarından miras kalmasına rağmen, babalarının mirasından gelir elde edemediklerini, müvekkillerinin zor şartlarda geçinmeye çalıştıklarını,davalı şirkette yıllarca sermaye artırımı kararı alınmamasına rağmen, ... ile Nevriye Aysun Sürgen'in birlikte kötüniyetli bir şekilde hareket ederek ve hali hazırda mali zorluk yaşayan müvekkillerini, davalı şirkette çok yüklü miktarda sermaye borcu yüklediklerini, davalı şirket ana sözleşmesindeki hükümler gereğince, ortakların şirketteki paylarının devri ağır kısıtlamalara tabi olduğundan ...'nun müvekkillerinin mali zorluğundan yararlanarak şirketteki paylarını değerinin çok altında tutarlara kendisine satış ve devrine zorladığını, bu durumun dürüstlük kuralına ve hukuka aykırı olduğunu,söz konusu genel kurul kararı ile yüklenen sermaye borcunun 24 ay içerisinde ya da ortaklar kurulunun alacağı karar neticesinde derhal ödenmesi gerektiğini ve müvekkillerinin, söz konusu borcu istenildiği takdirde ya da en geç 24 ay içerisinde ödememesi halinde, davalı şirket tarafından müvekkilleri aleyhine icra takibine başlatılabilmesi ve müvekkillerinin davalı şirketteki payları dahil olmak üzere tüm şahıs varlığına haciz konulmasının mümkün olduğunu,  ayrıca ...'nun ağabeyi miras bırakan ...'na verdiği tahahhütü yerine getirmediğinden ve müvekkillerine vermesi gereken değerleri de vermediğinden, miras kalan taşınmazların paylaşılmasını ve satışını da engellediğinden müvekkillerinin dürüstlük kuralına aykırı bir biçimde alınan sermaye artırım kararına göre sermaye borcunu ödemeleri mümkün olmadığını, müvekkillerinin ortak olduğu diğer şirketlerde de kötüniyetli ve hukuka aykırı biçimde sermaye artırımı kararı alındığını,  müvekkillerinin  haksız ve kötüniyetli bir şekilde davalı şirkete 1.000.000 TL'nin üzerinde ve bu şirketle birlikte diğer şirketlere toplamda yaklaşık 2.000.000 TL borçlandırıldığını, sermaye arttırım kararının kötüniyetli olduğunu ve genel kurul kararının da hukuka aykırı olduğunu, şirketin 2022 yılı bilançosunun 29/04/2023 tarihinde onaylanmadığını, kendilerine şirket mali müşaviri İsmet Ayaz tarafından, gerek 29/04/2023 tarihli genel kurul toplantısında gerekse de toplantı öncesinde bu bilançonun onaylanmadığının belirtildiğini, 2022 yılı bilançosu onaylanmadığı gerekçesi ile taraflarınca incelenmesinin engellendiğini, davalı şirketin, 2022 yılı bilançosu onaylanmadan ve ortakların incelemesine sunulmadan davalı şirketin sermaye artırımına ihtiyacı olduğunun ortaklar tarafından tespit edilmesi,  şayet var ise bu ihtiyacın ne kadar olduğunun tespit edilmesi ve sermaye artırımının davalı şirketin, ortakları borçlandırmaktan başka vasıtalarla yapılmasının mümkün olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığını, bu durumun, müvekkillerinin davalı şirkete borçlandırarak müvekkillerinin davalı şirketteki hisse paylarını azaltma veya ortadan kaldırma maksadı ile yapıldığını ileri sürerek öncelikle davalı şirketin 29/04/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının, davada karar kesinleşinceye kadar tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasına ve kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili, toplantıya katıldığı açık olan davacıların iptal davası açabilmek için önşart olarak düzenlenmiş muhalefet şerhlerinin bulunmaması sebebiyle açılan davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, alınan şirket sermayesinin artırılmasına ilişkin kararın dürüstlük kuralına uygun bir karar olduğunu, sermaye artırımı ticari hayatın gerekleri karşısında zorunlu olarak yapıldığını, davacı tarafça genel kurul tarihinde onaylanmadığı iddia edilen bilançonun bulunduğu ve onaylanmış olduğunu, bilançoların genel kurul toplantısı sırasında dahi okunduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>            <br>İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece 23/08/2023 tarihli ara karar ile davanın, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olmasına; ihtiyati tedbir talep eden-davacılar vekilince, iptal istemine konu sermaye artışına yönelik genel kurul kararının yürütülmesinin tedbir suretiyle geri bırakılmasının talep edildiği, davalı şirketin 29/04/2023 tarihli genel kurul toplantı tutanağında iptal istemine konu olarak davalı şirketin 600.000,00 TL olan sermaye miktarının A ve B grubu paylara ayrılmış olmak üzere 2.000.000,00 TL'ye artırılması hususunda karar alındığı, her ne kadar ihtiyati tedbir talep eden-davacılar vekilince bahse konu kararın icrasının durdurulmaması halinde telafisi güç veya imkansız zararlar doğacağı ifade edilmiş ise de, genel kurul kararlarının icrasının durdurulması yönünden telafisi imkansız bir zararın doğmasına sebebiyet verecek halin ve dava konusu genel kurul kararlarına yönelik tedbir için gereken koşulların gerçekleştiği hususunun davacılar vekilince yaklaşık olarak ispat edildiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca mahkemenin 2023/480 Esas sayılı dosyasına tomar halde sunulan evrakta yer alan davalı şirket bilanço ve mali kayıtları ile yeminli müşavir tarafından tanzim olunan 31/01/2023 tarihli sermaye tespit raporu, davacılar tarafından ilgili bankalara gönderilen şahsi teminatların sonlandırıldığına dair Bursa 10.Noterliği'nin 02/03/2023 tarih ve 8142 yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalı şirkete ilişkin Findeks risk raporları bir bütün olarak ele alındığında gelinen aşama itibariyle sermaye artışı kararının icrasının durdurulmasının, davalı şirket bakımından açıkça telafisi güç veya imkansız zararlara sebebiyet verecek nitelik arz etmesine göre ihtiyati tebdir talep eden-davacılar vekilinin ihtiyati tedbir yoluyla sermaye artışına ilişkin genel kurul kararının yürütülmesinin geri bırakılması talebinin, HMK md.389 vd. uyarınca koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf talebinde bulunan davacılar vekili, hukuka aykırı genel kurul kararının icrası halinde, müvekkillerinin haksız ve kötüniyetli bir şekilde davalı şirkete  1.000.000,00 TL'nin üzerinde sermaye koyma borcu altına gireceklerini, davalı şirketin, müvekkillerinin zararına ve müvekkillerini mali yönden güç/zor duruma düşme pahasına, oluşacak sermaye koyma borcunun tahsili için müvekkilleri aleyhine haksız icra takipleri başlatabileceği, haciz vb. yollara başvurabileceğini, genel kurul kararının icrası halinde, müvekkillerinin telafisi güç zararlara uğrayacağını, öte yandan davalı şirketin, 2022 yılı bilançosunun  29/04/2022 tarihli genel kurul toplantısından ve bu toplantıda alınan sermaye artırımı kararından sonra onaylandığını, bu kapsamda, genel kurul toplantısında 2022 yılı bilançosunun görüşülmediğini ve bu hususun toplantı tutanağı ile de sabit olduğunu, 20/01/2023 tarihli özel amaçlı raporun, davalı şirketin 2022 yılı bilançosu oluşturulmadan ve onaylanmadan tanzim edildiğini, be nedenle raporun, şirketin gerçek mali durumunu gösterdiğini veya şirketin sermaye artırımına ihtiyaç duyduğunu ispatlamasının mümkün olmadığını,  şirketin sermaye artırımı kararından çok kısa bir süre önce davalı şirket müdürü tarafından yüklü miktarda borçlandırıldığını, esasen şirketin sermaye artırımına veya kredi çekmeye ihtiyaç olmadığı halde, bu şekilde sermaye artırımına gerekçe oluşturulmaya çalışıldığını, findeks raporundaki durumun sermaye artırımı kararı öncesi çekilen krediler nedeni ile olup gerçeği yansıtmadığını,  yine mahkemece ihtarname keşide tarihi öncesinde bankalardan aldığı bir kısım borçlara yönelik müvekkillerin şahsi teminatlarının devam ettiği dikkate almadan hüküm tesis edildiğini  ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, genel kurul toplantı tutanağından davacıların muhalefet şerhlerinin bulunmadığını, davacıların haklılığını yaklaşık olarak ispat edemediğini, ihtiyati tedbir koşullarının oluşmadığını belirterek istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. <br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, davalı şirketin 29/04/2023 tarihli genel kurul toplantısında alınan sermaye artışına ilişkin kararın iptali istemine ilişkin olup davacılar vekili tarafından kararın yürütülmesinin geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir talep edilmiştir.<br>Mahkemece, sermaye arttırım kararının yürütülmesinin geri bırakılması dair tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. <br>6102 sayılı TTK'nın anonim şirket genel kurul kararlarının iptâline ilişkin hükümler arasında yer alan \"Kararın yürütülmesinin geri bırakılması\" başlıklı m. 449/1 hükmünde \"Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı takdirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.\" düzenlemesi yer almaktadır. 6102 sayılı TTK'nın \"Genel kurul kararlarının butlanı ve iptal\" başlıklı m. 622/1 hükmünde, Kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptâline ilişkin hükümlerinin, kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı düzenlenmiştir.<br>Bir genel kurul kararı aleyhine iptâl davası açılması, dava karara bağlanıp hüküm kesinleşinceye kadar kararın geçerliliğini etkilemez. Bu nedenle yasa, uygulanması şirket açısından giderilmesi imkansız zararlara sebebiyet verecek kararların yürütülmesinin mahkemeden durdurulmasını talep etme olanağı tanınmıştır. Kanunda yönetim kurulu üyelerinin görüşü alındıktan sonra karar verileceği düzenlenmiş olup, burada amaç hakimin yönetim kurulu üyelerine, kararın uygulanmasının somut olarak ne gibi zararlar getireceğini sormasıdır. Hâkim, kararın uygulanmasının geri bırakılıp bırakılmaması kararını, bu görüşlerin ve bu bağlamda sunulan kanıtların ışında değerlendirecektir (Bkz. Poroy, Reha/ Tekinalp, Ünal/Çamoğlu, Ersin: Ortaklıklar Hukuku - I, 14. Bası, İstanbul 2019, s. 612, No: 749).<br>Yukarıda anılan madde uyarınca, mahkemeye bu hususta takdir hakkı tanınmış olup hâkim, yönetim kurulunun görüşü ve sunulan kanıtlar çerçevesinde durum ve şartların gerektirmesi halinde genel kurul kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verilebilecektir. Mahkeme bu yöndeki değerlendirmesinde takdir hakkını kullanırken, ihtiyati tedbire ilişkin genel hükümler olan 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddelerinden yararlanabilir. Hâl böyle olunca, genel kurul kararının iptâli istemi ile açılan davalarda kararın uygulanmasının geri bırakılması halinde doğacak sonuçların olabildiğince iyi değerlendirilmesi ve ona göre karar verilmesi gerekir (Bkz. Moroğlu, Erdoğan: Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, 8. Bası, İstanbul 2017, s. 323).<br>6100 sayılı HMK’nın onuncu kısmının birinci bölümünde düzenlenen ihtiyati tedbir müessesesi, 389. madde başlığında \"Geçici Hukuki Korumalar\" olarak vasıflandırılış ve aynı maddenin birinci fıkrasında “mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir” şeklinde şartları belirtildikten sonra takip eden maddelerde bu konudaki talep, verilecek karar ve içereceği hususlar ile takip edilmesi ve yapılması gerekli usul işlemleri açıklanmıştır. <br>6100 sayılı HMK m. 390/3 hükmünde tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Madde gerekçesinde ise, HMK m. 390/3 hükmündeki düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir.<br>Balıkesir Ticaret Odasından gelen müzekkere cevabında yer alan belgeler uyarınca, davalı şirketin ortaklarının 300.000 TL (A Grubu) payla ..., 75.000 TL (B Grubu) payla Mustafa Kurtoğlu adına yasal temsilci Nevriye Aysun Sürgen, 75.000 TL (B Grubu) payla ..., 75.000 TL (B Grubu) payla ..., 75.000 TL (B Grubu) payla ... olduğu, 16/10/2020 tarihli genel kurulda alınan karar uyarınca şirket ana sözleşmesinde değişiklik yapılarak şirket sermayesinin 2.500 TL kıymetinde 240 hisseye ve A ve B grubu olmak üzere iki gruba ayrılmış olup 600.000 TL olduğu, bu sermayenin A grubu sermayeye 120 paya karşılık 300.000 TL ..., B grubu sermayeye 120 paya karşılık 300.000 TL  ... tarafından taahhüt edildiği ve ödendiği, şirket sermayesinin itibari değerine göre kanunen belirlenen oy hakkı bakımından A grubu sermaye paylarının diğer sermaye paylarına nazaran genel kurulda iki kat oy hakkına sahip oldukları, oy imtiyazının esas sözleşme değişikliğinde de uygulanacağının öngörüldüğü, pay devrine ilişkin sınırlamalar getirildiği görülmektedir.  <br>İptali talep edilen 29/04/2023 tarihli genel kurul hazirun cetveli uyarınca ...'nin vekaleten diğer tüm ortakların da asaleten toplantıya katıldığı, toplantının 5. maddesi uyarınca  600.000 TL olan şirket sermayesinin 2.000.000 TL'ye çıkarılmasına ve bu amaçla şirket sözleşmesinin 6.maddesinin değiştirilmesine ilişkin tadil metninin genel kurula sunulduğu, müzakere edildiği, ... vekilinin söz alarak sermaye artışı konusunun 2022 bilançoları onaylandıktan sonra görüşülmelidir dediği, yapılan oylamada 9.000 olumsuz oya karşılık 27.000 olumlu oyla oy çokluğu ile karar verildiği, buna göre şirketin sermayesinin 2.500 TL kıymetinde 800 paya ve A ve B grubu olmak üzere iki gruba ayrılmış olup 2.000.000 TL olduğu, A grubu sermaye 400 paya karşılık 1.000.000 TL ..., B grubu sermaye 100 paya karşılık 250.000 TL Mustafa Kurtoğlu, B grubu sermaye 100 paya karşılık 250.000 TL ..., B grubu sermaye 100 paya karşılık 250.000 TL ...,  B grubu sermaye 100 paya karşılık 250.000 TL ...'na ait olduğu, şirketin önceki sermayesini teşkil eden 600.000 TL'nin tamamen ödenmiş olup sermaye taahhüt borçlarının ortaklar kurulunun alacağı kararlar dairesinde varsa sözleşmede gösterilen tarihten önce istenebileceği kararlaştırılmıştır. <br>Somut olayda; davacılar, kötüniyetli ve hukuka aykırı olarak sermaye arttırım kararı alındığınını ileri sürmekte olup söz konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasını talep etmiş olup dosyadaki mevcut duruma göre yaklaşık ispat koşulunun bu aşamada gerçekleşmediği, tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların haklarının elde edilmesinin  önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hâle geleceği konusunda bu aşamada bir kanaat  oluşmadığı ve tarafların menfaat dengeleri de nazara alındığında iptali talep edilen genel kurul kararının tedbiren yürütülmesinin geri bırakılması talebinin reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)\tDavacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan ara kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, <br>2-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-) Yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince verilecek esas karar ile birlikte dikkate alınmasına, <br>4-)\tHarç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-f hükmü uyarınca kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.<br> <br>...<br>Başkan<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br> <br>Üye<br>...<br>¸e-imzalıdır  <br> <br>Üye<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br>  <br> <br>Katip<br>...<br> ¸e-imzalıdır <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"62064f65b0c62989","SID":"04f1d5ad3a28d510"}}