{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/933 <br>KARAR NO: 2025/1000<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2023<br>NUMARASI: 2021/288 Esas - 2023/122 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit <br>DAVA TARİHİ: 09/03/2017<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/06/2025<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacılar vekili; müvekkilinin davalının acentesiyken acentelik sözleşmesini feshederek davalı ile arasındaki hukuki ve ticari ilişkiyi bitirdiğini, bunun üzerine acentelik sözleşmesi uyarınca davalıya verilen 95.000-TL bedelli teminat senedinin davalı tarafından icra takibine konulduğunu, müvekkillerinin bu senedi 2012 yılında boş olarak imzaladığını, davacı ile davalı arasında senede temel teşkil eden acentelik ilişkisi dışında ticari bir ilişki bulunmadığını belirterek, İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takibi ile dayanak bononun iptaline, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ile davacı ... arasında 22.03.2012 tarihli acentelik sözleşmesi imzalandığını, davacı ...'in 10.01.2017 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacının suistimallerde bulunduğunu, bu kapsamda yapılan kasa sayımında davalının 42.039,14-TL kasa açığı tespit edildiğini, davalının müvekkilinin ünvanını kullanarak aldığı ... pos cihazı ile müşterilerden toplam 112.835TL tahsilat yaptığının belirlendiğini, yine davalı birimin kullandığı araç tamir giderleri, doğal gaz ve su faturaları ile acente personelinin maaşlarının davalı tarafından ödenmemesi nedeniyle müvekkili tarafından ödendiğini, davacının bu tespitler sonucu oluşan kasa açığı ve zarar karşılığı müvekkiline 02.02.2017 keşide tarihli ve 95.000-TL bedelli iki senet verdiğini, sözleşmenin 22.03.2012 olan imza tarihi ile senetlerin keşide tarihinin birbiri ile ilgisi olmayıp senetlerin düzenleme tarihinin acente kasasında yapılan inceleme ve teftiş tarihlerine denk geldiğini, dolayısıyla bu senetlerin davacı tarafından kasa açığı ve müvekkilinin acente adına ödemek zorunda kaldığı ödeme kalemlerinin toplamı için keşide edildiğini, dava açıldıktan sonra davacı ... tarafından müvekkiline 112.835-TL ödeme yapıldığını, bu durumun davacının borcunu kabul ettiği anlamına geldiğini belirterek, davanın reddi ile  davacılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece ilk olarak 12/07/2018 tarihli 2017/239 E. 2018/751 K. Sayılı kararıyla  taraflar arasında 22.03.2012 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesinin teminat başlıklı 39. maddesine göre, acentenin ... Kargo'ya 95.000-TL bedelli bir teminat senedi vereceğinin belirtildiği, dava konusu olan senedin ise bahsedilen senet olmadığı, davalı tarafın bu hususu kabul etmediği, senette teminat senedi olduğuna dair bir ifade geçmediği, sözleşmede de dava konusu senede atıf yapılmadığı, senedin teminat senedi olduğuna dair başkaca yazılı bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerinde Dairemizin 18/02/2021 tarihli 2019/96 E. 2021/222 K. Sayılı kararıyla \"...Davalı vekili, dava konusu bononun; davacı acentenin sözleşmeye aykırı ve usulsüz işlemleri nedeniyle oluşan zararlar, kasa açığı, acente tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve müvekkilince ödenmek zorunda kalınan fatura ve araç tamir masrafları ile acente personeli maaş ödemeleri, araç trafik cezası bedelleri ve acenteye ödenen hak edişler karşılığı acentenin komisyon faturası düzenlememesi nedeniyle müvekkiline yansıyan mali külfetler karşılığında davacılar tarafından düzenlenerek verildiğini savunmuş; bu kapsamda oluşan zarar kalemlerine ilişkin olarak da deliller sunulmuştur. Ancak mahkemece bu hususta bir inceleme ve değerlendirme yapılmamıştır.  ... Öte yandan aynı sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya verilen diğer bonoya ilişkin olarak da İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/239 esas sayılı dosyasında açılan davada ilk derece mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen hüküm, İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2018/977 esas, 2019/25 karar sayılı ilamıyla kaldırılmış olup, tarafları ve dava konusu bakımından davalar arasında bağlantı bulunduğu gibi, davalı tarafından bono bedeli olarak ileri sürülen zarar kalemleri de aynı olmakla, usul ekonomisi gereği davaların birleştirilerek görülmesi de zorunludur...\" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın kaldırılarak dava yeniden görülmek üzere dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir.Mahkemece; dava konusu senedin taraflar arasındaki 22.03.2012 tarihli acentelik sözleşmesinin \"Teminat\" başlıklı 39. Maddesinde bahsi geçen senet olmadığı, davalı tarafın bu hususu kabul etmediği, senette teminat senedi olduğuna dair bir ifade geçmediği, sözleşmede dava konusu senede bir atıf yapılmadığı, senedin teminat senedi olduğuna dair başkaca inandırıcı yazılı bir delil de sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili; davalının müvekkilinden iki adet teminat senedi aldığını, müvekkilinin cirosunun sürekli olarak artmasına rağmen hakediş ödemelerinin yapılmaması nedeniyle sözleşmesinin müvekkili tarafından feshedildiğini, acenteyi devralan davalı şirketin müvekkilinin ısrarlı taleplerine rağmen mutabakat yapmaya yanaşmadığını, bunun yerine elindeki iki adet teminat senedini sonradan doldurarak takibe koyduğunu, senetlerin usulsüz olarak doldurulduğunu, müvekkillerinin 02/02/2017 tarihinde davalının iş yerinde bulunmadıklarını, senedin sonradan doldurulduğunun açık olduğunu, davalı tarafın iddia ettiği borç tutarları ile senet tutarlarının farklı olduğunu, davalının bu konuda çelişkiye düştüğünü,  senet üzerinde yazı yaşı tespiti yapılmayarak davanın ispatlanmasının engellenmeye çalışıldığını, dava konusu olmayan diğer senedin sonradan doldurulduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiğini, ama dava konusu senetle ilgili inceleme yapılamadığını, bölge adliye mahkemesinin kararında belirtilen eksiklikler giderilmeden karar verildiğini, kaldırma kararında sonra alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki alacak - borç tutarlarını tam olarak hesaplamadığını, teminat senedi verilmiş olmasının sözleşmenin yürürlüğe girme şartı olarak belirlendiğini, davalının dava konusu edilen senetler dışında başkaca bir senet ibraz etmediğini, dava konusu senedin davalının defterlerinde kayıtlı olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava; acentelik sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı ... tarafından davalının lehine, 02/02/2017 keşide 15/02/2017 ödeme tarihli 95.000-TL tutarlı davaya konu senet keşide edilmiş olup, diğer davacı ...'un bu senette aval veren sıfatıyla imzası bulunmaktadır. Aynı tarihli ve tutarlı keşide edilen, ...'in avalisti olduğu diğer senet ise İstanbul 14. ATM'nin 2019/59 E. sayılı davaya konu, davanın reddine ilişkin verilen karar kesinleşmiştir. Davalı vekili, dava konusu bononun; davacı acentenin sözleşmeye aykırı ve usulsüz işlemleri nedeniyle oluşan zararlar, kasa açığı, acente tarafından ödenmesi gerekip de ödenmeyen ve müvekkilince ödenmek zorunda kalınan fatura ve araç tamir masrafları ile acente personeli maaş ödemeleri, araç trafik cezası bedelleri ve acenteye ödenen hak edişler karşılığı acentenin komisyon faturası düzenlememesi nedeniyle müvekkiline yansıyan mali külfetler karşılığında davacılar tarafından düzenlenerek verildiğini savunmaktadır. Senedin boş olarak anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu yönünde HMK'nın 200. maddesi anlamında ispat aracı bulunmamakla birlikte dava konusu senedin doğacak zararları karşılaması amacıyla verildiği davalı tarafından da kabul edildiğine göre senedin teminat olarak kabulü ve davacının senet üzerindeki tutar kadar borcu bulunup bulunmadığının tespiti gerekmektedir. Bu husus Dairemizin 18/02/2021 tarihli kararında belirtildiği gibi aynı hususa, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafından davalıya verilen diğer bonoya ilişkin olarak İstanbul 14. ATM'nin 2017/239 (201959) esas sayılı dosyasında görülen davada davanın reddine ilişkin kararın istinaf incelemesinin yapıldığı İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin 2018/977 esas, 2019/25 karar sayılı ilamında da işaret edilmiştir. Bu durumda, mahkemece senedin teminat senedi olmadığından bahisle aynı gerekçe ile davanın yeniden reddine karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekilinin istinaf başvurusu haklı görülmüştür.Kambiyo senedinin teminat amacıyla verildiği iddiası, temelinde bedelsizliğe dayalı bir iddiadır. Ancak kural olarak kambiyo senedinin teminat olarak verilmesi senedin doğrudan bedelsizliğine yol açmaz, teminat altına alınan borcun yerine getirilmesi ve teminat ihtiyacının ortadan kalkması ile senet bedelsiz hâle gelir. Bu bakımdan acentelik ilişkisi kapsamında davacıların teminat olarak verilen senetlerin tutarı kadar davalıya borcu bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.31/01/2017 tarihli devir teslim işleminde kasa kontrolleri sonucunda tespit edilen 1.406,85-TL eksik faturadan, kasa nakdindeki 515,34-TL eksik tutardan, tahsil kabiliyetini yitirmiş faturalardan, süresi içerisinde çıkılmamış tahsilat borçlandırmalarından ve firmalarla yapılacak mutabakat sonucu çözüme kavuşturulamayan faturalardan ilgili dönemde acente müdürü olarak görev yapan davacının sorumlu olacağı belirtilerek düzenlenen tutanak davalı yetkilisi ve davacı acente tarafından imzalanmıştır. Taraflar arasındaki acentelik ilişkisinin tasfiyesi kapsamında davalı tarafından yapılan incelemelerde tespit edilen kasa açıkları ile ilgili 22/03/2017 tarihli 42.039,14-TL tutarlı, 24/03/2017 tarihli 112.835-TL tutarlı, 14/04/2017 tarihli 838,02-TL tutarlı, 18/04/2017 tarihli 24.930,77-TL tutarlı olmak üzere toplamda 180.642,93-TL kasa açığı faturası düzenlenmiştir. Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece alınan bilirkişi raporunda 515,34-TL kasa nakit açığı, tutanakla tespit edilen 2.275,86-TL eksik ambalaj bedeli,  1.507,19-TL Sensormatik tazmin tutarı, 16.02.2017 tarihi ve önceki tarihlere ait olan 1.716,92-TL tahsil kabiliyetini yitirmiş fatura, 2017/Şubat dönemi ve önceki tarihlere ait 36.023,83-TL mutabakat farkı tutarı olmak üzere 42.039,14-TL alacak tespit edilmiştir. Bunun dışında 112.835-TL tutarlı alacak davacının da kabulünde olup davadan sonra bu tutar davalıya ödenmiştir. Yine bilirkişi tarafından üzere 24.930,77-TL tutarlı kasa açığının davacının anlaşmalı olduğu ... Hiz. Ltd Şti'ne ait Mart-Temmuz 2016 dönemine ait faturalardan kaynaklandığı tespit edilmiştir. Bu durumda tasfiye aşamasında davalının kasa açıkları nedeniyle 180.642,93-TL tutarında davacılardan alacaklı olduğu açıktır. Sözleşmenin 26. maddesi uyarınca acentenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarının acentenin sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Davalı tarafından bu kapsamda 22/03/2012 sözleşme tarihi ile sözleşmenin feshi tarihleri arasındaki kıdem tazminatı ödemelerine yönelik 16/05/2017 tarihli 42.487,19-TL tutarlı fatura düzenlendiği, davacının defterlerinde kayıtlı olan bu faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmadığı anlaşılmaktadır. Yine davalının defterlerinde, acente çalışanlarının maaşlarının ödendiğine ilişkin 20/02/2017 tarihli 8.029-TL bedelli dava tarihinden öncesine ait kayıt bulunmakta olup hangi personelle ilgili ödeme yapıldığına ilişkin liste ise cevap dilekçesinin ekinde ibraz edilmiştir. Davacının defterlerinde bu hususu doğrulayan kayıt bulunmamakta ise de davacının bu ödemeye karşı çıkmadığı, ödemenin kendisi tarafından yapıldığını da iddia etmediği dikkate alındığında ödemelerin davalı lehine değerlendirilmesi gerekir. Yine; davalı, şubede kullanılan aracın bakım ve tamir masrafları, ceza, doğalgaz, su ve iletişim gider fatura ödemelerine ilişkin 31/03/2017 tarihli 5.555,17-TL tutarlı faturayı düzenlemiş olup, bahsi geçen masraf ve ödemeler dosyaya sunulan makbuz ve belgelerle ispat edilmiştir. Kasa açığına ilişkin faturalarla, kıdem tazminatı ödemelerine ilişkin faturanın dava tarihinden sonra düzenlenmiş ve bu alacak kalemleri dava tarihinden sonra muhasebeleştirilmiş ise de bu alacaklar taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin geçerli olduğu dönemde doğmuştur. Dolayısıyla davacıların senette yazan tutar kadar borcu bulunup bulunmadığı değerlendirilirken bu alacakların da dikkate alınması gerekmektedir.Tarafların ticari defterleri arasındaki farklılığın davacının defterlerinde yer alamayan suistimal, demirbaş ve işçilik ödemeleri nedeniyle davalı tarafından düzenlenen yukarıda belirtilen faturalardan kaynaklanmaktadır. Kasa açıklarına ilişkin faturaların henüz defterlere işlenmediği davanın açıldığı tarih itibariyle davalının defterlerine göre davacı acentenin davalıdan 36.1791,27-TL cari hesap alacağı (20/02/2017 tarihli 8.029-TL bedelli maaş ödemesi faturada düşülerek) bulunmaktadır. Davalının ise kasa açıkları nedeniyle 42.039,14-TL, 112.835-TL, 838,02-TL, 24.930,77-TL olmak üzere toplamda 180.642,93-TL ve kıdem tazminatı ödemesi nedeniyle yapılan 42.487,19-TL'nin ve araç bakım onarım fatura ödemesi  5.555,17-TL'nin de ilavesiyle 228.685,29-TL alacağı bulunmaktadır. Bahsi geçen tutardan davacı acentenin hak ediş tutarının düşülmesi ile senetlerin düzenlendiği tarih itibariyle davalının davacı acenteden 192.506,02-TL alacağı bulunmaktadır. Davalının alacağı; hem eldeki davanın konusunu hem de İstanbul 14. ATM'nin 2019/59 esas sayılı davasının konusunu oluşturan iki adet 95.000-TL bedelli teminat senedinin 190.000-TL olan toplam tutarını aşmaktadır. Bu durumda davacıların davalıya senet tutarı kadar borcu bulunduğundan, mahkemece davanın bu gerekçe ile reddi gerekirken, senedin teminat senedi olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; kararın gerekçesi yerinde olmadığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, bahsi geçen hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE;  İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/02/2023 Tarih 2021/288 Esas - 2023/122 Karar sayılı kararının HMK.'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; \"Davanın reddine,\" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Alınması gereken 615,40-TL harcın davacılar tarafından peşin yatırılan 1.622,37-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.006,97-TL harcın isteği halinde davacılara iadesine, Davacılar tarafından yapılan yargı giderlerinin  üzerlerinde bırakılmasına, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 15.200-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak  davalıya ödenmesine, Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\" Davacılar tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.19/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9dafbac876dd4db3","SID":"01aa2f77893f7d88"}}