{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>53.HUKUK DAİRESİ <br>DOSYA NO: 2022/1225 <br>KARAR NO: 2025/505<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>NUMARASI: 2017/909 Esas, 2021/703 Karar<br>BİRLEŞEN BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/559 ESAS SAYILI SAYILI DOSYASINDA;<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali <br>KARAR TARİHİ: 04/06/2025<br>Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; <br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili, taraflar arasında bir sözleşme imzalandığını, bu sözleşme uyarınca müvekkilinin edimlerini eksiksiz şekilde yerine getirdiğini ve taşınmazı davalıya teslim ettiğini, yapılan iş nedeniyle müvekkilinin davalıdan alacaklı hale geldiğini, ancak davalının borcunu ödememek amacıyla ayıplı işler bulunduğunu ileri sürdüğünü, bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve müvekkilinin yasal alacağının tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlattığını, fakat davalı-borçlunun bu takibe haksız biçimde itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu beyanla; davalının haksız itirazının iptali ile icra takibinin devamına, itirazın kötü niyetli olması sebebiyle %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Asıl davada davalı vekili, müvekkili ile davacı arasında işbu takibe konu sözleşmeler dışında da çeşitli sözleşmeler bulunduğunu, davacının bu sözleşmelere riayet etmediğini, mülkiyeti müvekkiline ait İstanbul İli, Silivri İlçesi, ... Mahallesi, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerine iki adet kaba inşaat halinde villa yapımı amacıyla davacının 11.07.2014 tarihli “teklif” başlıklı belge ile yapılacak iş ve işlemlerin niteliği, kullanılacak malzemelerin türü ve işin KDV dahil 583.500 TL bedelle gerçekleştirileceği yönünde bir teklif sunduğunu, akabinde taraflar arasında 12.07.2014 tarihli bir sözleşme imzalandığını, işin ilerlemesiyle birlikte bedeli artırılmış 20.07.2014 tarihli yeni bir sözleşme daha yapıldığını, daha sonra ise inşaatın ince işçilik, montaj ve dekorasyon işlemlerini kapsayan 16.09.2015 tarihli bir başka sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmeler kapsamında müvekkili tarafından davacıya çeşitli ödemeler yapıldığını, ancak davacının taahhüt ettiği edimlerini sözleşmelere uygun şekilde ifa etmediğini, bu nedenle müvekkilinin eksik ve ayıplı imalatların tespiti amacıyla Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/92 D.İş sayılı dosyası üzerinden 22.11.2016 tarihinde tespit talebinde bulunduğunu, alınan bilirkişi raporunda söz konusu imalatların eksik ve ayıplı olduğunun tespit edildiğini ve bu kapsamda oluşan maliyetin tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, ancak davacının bu takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu, tüm bu nedenlerle eldeki davanın haksız ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili, müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmaz üzerine iki adet kaba inşaat durumunda villa yapımı konusunda tarafların yetkilisi olduğu şirketler arasında sözleşme imzalandığını, sonrasında ise müvekkili ile davalı arasında 16.09.2015 tarihli “ince işler, montaj ve dekorasyon işleri yapımı”na ilişkin ek bir sözleşme düzenlendiğini, bu sözleşmeler kapsamında bugüne kadar davalı tarafa toplam 1.030.114,01 TL ödeme yapıldığını, ancak davalının üstlendiği işi eksik ve ayıplı şekilde ifa etmesi nedeniyle Silivri Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/92 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti talebinde bulunulduğunu, yapılan keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda eserin taraflar arasında akdedilen sözleşmelere uygun şekilde gerçekleştirilmediğinin tespit edildiğini, eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için 665.000,00 TL bedel gerektiğinin belirtildiğini, bunun üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini ancak sonuç alınamadığını, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ve davalının mesnetsiz itirazı üzerine takibin durduğunu, ayrıca müvekkilinin yetkilisi olduğu ... LTD. ŞTİ. tarafından davalıya yapılan fazla ödemelerin tahsili amacıyla da Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını ve bu takibin de itiraz nedeniyle durduğunu, öte yandan davalının, taraflar arasındaki sözleşmeye konu iki adet villanın yapımı nedeniyle bakiye alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/909 Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açtığını, tarafların aynı olduğu ve uyuşmazlığın aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığını belirterek, eldeki dosyanın Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/909 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmeler uyarınca gerçekleştirilen inşaat işlerine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporları doğrultusunda, davalı ...’ın tamamlanan işlerde eksiklik ve kusur bulunduğuna dair iddialarının dayanaktan yoksun olduğu, yapılan işlerin sözleşme hükümlerine uygun, eksiksiz ve kusursuz şekilde tamamlandığı, ayrıca davalının işin tesliminden sonra Türk Borçlar Kanunu’nun 474 ve 477. maddeleri gereğince ayıp ihbarında bulunmadığı, bu nedenle ayıbı örtülü olarak kabul ettiği, işin tamamlandığını gösteren fatura ve kabul tutanaklarının davalı tarafından geçersiz sayılmadığı gibi işin ifasını da zımnen kabul ettiği; bu bağlamda icra inkâr tazminatı talebinin, uyuşmazlığın yargılamayı gerektirir nitelikte bulunması ve yasal şartların oluşmaması gerekçesiyle reddine, faiz talebinin ise temerrüt koşullarının gerçekleşmemesi sebebiyle reddine karar verildiği, sonuç olarak asıl davada davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının iptaline ve takibin devamına, birleşen davada ise kısmen kabul ile alacak talebinin kabulüne ve itirazların iptaline, fazlaya ilişkin taleplerin ise reddine karar verilmiştir.Asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili istinafında,  asıl dava yönünden müvekkil ile davalı arasında 30.11.2015 tarihli geçici ve kesin teslim tutanağı ile işin eksiksiz olarak teslim edildiği ve bu tarihten itibaren temerrüt gerçekleştiği sabit olup, davalının takibe itirazında haksız çıkması karşısında müvekkilin takip öncesi işlemiş faiz ve icra inkâr tazminatına hak kazandığı hâlde bu taleplerin reddedilmesinin isabetsiz olduğu, birleşen dava yönünden ise davalının ödemediği bir işin eksik olduğunu ileri sürerek eksik imalat bedeli talep etmesinin hukuken mümkün olmadığı, eksik imalat iddiasına konu edilen işler yönünden herhangi bir ödeme yapılmadığı ve buna rağmen müvekkilinin borçlu ilan edilmesinin hukuk ve mantıkla bağdaşmadığı, 30.11.2015 tarihli tutanağın imzalanmasından sonra yaklaşık 14 ay boyunca hiçbir ihtirazî kayda ve ayıp ihbarına yer verilmediği, açık ayıplar bakımından Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu uyarınca öngörülen kısa sürede ihbar yapılmadığından davacının iddialarının dinlenemeyeceği, bilirkişi raporlarında davacının taleplerinin haksız ve müvekkilin alacaklı olduğu sabit olduğu hâlde davanın kısmen reddiyle yetinilmesinin hatalı olduğu, müvekkilin 920.400,00 TL fatura düzenlediği ve ek olarak KDV dahil 273.996,00 TL tutarında fatura edilmemiş alacağının bulunduğu, toplam alacağı 531.832,94 TL olup bu durumun müvekkilinin borçlu olduğu değil, alacaklı olduğunu açıkça ortaya koyduğu, müvekkilinin eksik imalat iddiasına konu işlere ilişkin ödeme almadığı gibi eksik olduğu iddia edilen işler yönünden sözleşme hükümlerince herhangi bir borç doğmadığı ve mahsubun da dikkate alınmaması suretiyle birleşen davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek, Yerel Mahkeme kararının tüm bu yönlerden hatalı olduğu, kararın kaldırılarak asıl davada faiz ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesi, birleşen davanın ise tümden reddine karar verilmesi talep edilmiştir.Asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili istinafında, taraflar arasında 12.07.2014, 20.07.2014 ve 16.09.2015 tarihli birbirini tamamlayıcı inşaat sözleşmeleri uyarınca davacının sözleşmeye uygun şekilde iki villayı eksiksiz ve zamanında teslim etme yükümlülüğü altında olduğu, oysa davacının bu yükümlülüğünü ihlal ederek eksik ve vasat malzeme ile inşa ettiği yapıları geç teslim ettiği, buna rağmen 30.11.2015 tarihli geçici ve kesin kabul tutanağına dayanılarak davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, söz konusu tutanağın dostane ilişkiler çerçevesinde, müvekkilin güveninin kötüye kullanılması suretiyle ve dürüstlük kuralına açıkça aykırı şekilde düzenlendiği, teslim sonrası yapılan tespitlerde işçilik ve malzeme kalitesinin vasat olduğu ve eksik/ayıplı imalatın mevcut bulunduğunun bilirkişi raporlarıyla sabit olduğu, bu bağlamda sözleşme bedellerinin belirlenmesinde esas alınan niteliklerin gerçekleşmediği, davacının eksik ve ayıplı ifasına rağmen ödeme talep etmesinin ve mahkemece bu talebin kabul edilmesinin hakkaniyete, TBK m. 474 ve 477 ile TTK m. 23 ve 1530 hükümlerine aykırı olduğu, davacının temerrüdü için ayrıca ihtara gerek bulunmadığı gibi, yüklenicinin tacir sıfatı dikkate alındığında zamanında ve sözleşmeye uygun ifa sorumluluğunun da açık olduğu, müvekkilin yaptığı ödemelere rağmen sözleşmeye aykırı ve eksik ifanın giderilmesi için ilave masraflar yaparak işi üçüncü kişilere tamamlattığı, buna ilişkin 08.02.2021 tarihli bilirkişi raporunda eksikliklerin ve vasat imalatın tespit edildiği, üstelik eksik işler bedelinin 2014-2015 yılı fiyatlarına göre hesaplanmasının hakkaniyeti zedelediği, güncel ekonomik koşullar dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılması gerektiği, öte yandan müvekkilin icra takibine konu edilen alacağa ilişkin olarak yapılan ödemelerin 1.030.114,01 TL’ye ulaştığı ve kalan eksikliklerin giderilmesi için bilirkişi tarafından belirlenen 665.000,00 TL bedel üzerinden yapılan icra takibine davacının kötü niyetli olarak itiraz ettiği, bu nedenle icra inkâr tazminatı talebinin reddinin de hukuka aykırı olduğu belirtilerek; asıl dava yönünden temerrüt tarihinin teslim tutanağına göre 30.11.2015 olduğu gözetilerek takip öncesi faiz talebi ile birlikte icra inkâr tazminatına hükmedilmesi ve birleşen davada müvekkilin eksik iş bedeli talebinin kabul edilmesi gerekirken reddedilmesinin yerinde olmadığı ileri sürülerek, yerel mahkeme kararının istinaf yoluyla kaldırılması talep edilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.Asıl dava, taraflar arasında imzalanan villa yapım sözleşmesinden doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali; birleşen dava ise, eksik ve ayıplı imalat bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı yüklenici asıl davasında sözleşmeyi i̇fa ile teslim ettiğini belirterek itiraza uğrayan davaya konu takiple bakiye iş bedeli alacağını talep etmiş; davalı arsa sahibi ise, işin eksik ve ayıplı yapıldığını savunarak asıl davanın reddine, birleşen davasında eksik ve ayıplı imalat bedelinin tahsili için yaptığı icra takibine itirazın iptalini istemiştir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dosya kapsamından, yargılama sırasında mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda binanın ruhsat ve eklerine aykırı şekilde, olması gerekenden daha büyük inşa edildiği ve bu nedenle yapı kullanım izin belgesi alınamayacağı yönünde tespit yer alırken; sonraki aşamada  alınan bilirkişi raporunda ise binanın sözleşme ve teknik şartname hükümlerine uygun olarak yapıldığı belirtilmiştir. Böylelikle raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır.Bu durumda mahkemece yapılacak iş, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilebilmesi amacıyla, mahkemece oluşturulacak yeni uzman bilirkişi heyetiyle mahallinde keşif yapılarak,  yapının onaylı projesine ve imar mevzuatına uygun şekilde yapılıp yapılmadığının belirlenmesi, eğer bina plan ve projesin aykırı inşa edilmiş ise bu aykırılıkların giderilip giderilemeyeceğinin tespit edilmesi, tadilat projesiyle giderilebilecek nitelikte ise giderilmesi için yapılması gereken işlemlerin neler olduğu saptanarak gidermesi için yükleniciye yetki ve uygun süre verilerek yapının yasal getirilmesi sağlanarak bundan sonra tarafların taleplerinin değerlendirilmesi, söz konusu aykırılıkların giderilemeyecek nitelikte olması veya yüklenici tarafında giderilmemesi  durumunda yasal olmayan bir yapının ekonomik değeri bulunmayacağı hususu dikkate alınarak tarafların taleplerinin reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi hatalı olmuş, bu nedenlerle kararının kaldırılması gerekmiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve yasaya uygun bulunmayan yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılarak yukarıda açıklanan şekilde inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra oluşacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi için dosyanın yerel mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş, kaldırma sebeplerine göre tarafların sair istinaf itirazları bu aşamada ayrıca değerlendirilmemiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin  istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/07/2021 tarih, 2017/909 Esas, 2021/703 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde inceleme yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere yerel mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraflar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine İADESİNE,5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda DİKKATE ALINMASINA,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/06/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5001f26ed9567a09","SID":"cbea5c974227ff1a"}}