{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1881 Esas<br>KARAR NO:2025/864 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>NUMARASI:2017/1138 Esas - 2021/275Karar<br>TARİH:31/03/2021<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:22/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı firma ile davacı müvekkili firma arasında 2015 yılından süregelen ticari ilişki bulunduğunu, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından üretilen temizlik malzemelerinin davalıya satıldığını, davalı tarafın 30.412,80 Euro tutarındaki 11.09.2015 tarihli, 25/E/2015 nolu faturaya konu alacağın 20.338,04 Euroluk bölümü ile 26.380,80 Euro tutarındaki 18.09.2015 tarihli, ... no.lu faturaya konu alacağın 7.180,80 Euroluk bölümünün ödenmediğini, davalının ilgili faturalara herhangi bir itirazının bulunmadığı gibi faturaların neden kısmi olarak ödendiğine ilişkin bir açıklaması veya fatura konusu ürünleri iadesinin de mevcut olmadığını, alacağın tahsili amacıyla... sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız takip davalının itirazı üzerine durduğunu, haksız itirazın iptali için eldeki davayı açtıklarını, davalı tarafın itiraz gerekçelerinin hukuka aykırı olduğunu, itiraz dilekçesinde müvekkil firma ile 2015 yılından bu yana ticari ilişki içinde olduklarını, müvekkilden ürün satın aldıklarını ancak ürünlerin hatalı olması gerekçesi ile müvekkil ile görüştüklerini, müvekkilin hatalı ürünlerin dağıtılmayanlarının iadesi ile yerine yeniden ürün verilmesini kabul ettiğini belirterek daha sonra müvekkilin yine hatalı ürün gönderdiğini ve müşteri şikâyetlerinin söz konusu olduğunu, bu ürünlerin sözleşme kriterlerine uygun olmaması nedeni ile davalının 400.000,00 Euro ticari kazanç kaybına uğradığını iddia ederek ilamsız icra takibine itiraz ettiğini, itiraz gerekçelerinin hukuki dayanağının olmadığını, davalı tarafın takibin dayanağı olan faturalara itiraz etmediği gibi hatalı olduğunu iddia ettiği ürünleri davacıya iade etmediğini, ayıplı olduğunu iddia ettiği mallara ilişkin herhangi bir hukuki prosedürü işletmediğini, ticari satışlarda taraf tacirlerin basiretli, öngörülü davranmaları ve hukukun kendilerine sunduğu imkânlardan yararlanabilmek için hukuki süreçleri işletmelerinin bekleneceğini, borçlu taraf müvekkil tarafından düzenlenen faturalara itiraz etmemiş, ayıba karşı tekeffül hükümleri çerçevesinde ürünlerin ayıplı olduğunu bildirme yükümlülüğünü yerine getirerek seçimlik haklarını kullanmayı tercih etmediğini, tümüyle hukuka aykırı bir şekilde faturaların nasıl bir hesaplamayla ulaşıldığı belli olmayan bir bölümünü ödememe yoluna gittiğini, davalı ayıplı olduğunu iddia ettiği ürünleri iade etmediğini, davalı tarafın kanun hükümlerini ve kanuni yükümlülüklerini görmezden gelerek borcu ifa etmekten kaçındığını, taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereği müvekkilinin elindeki malı eksiksiz olarak süresinde teslim ettiğini, yasaya uygun olarak süresinde fatura düzenlediğini, davalı alıcı sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, satış bedelinin bir bölümünü ödemekten imtina ettiğini, borcunu gereği gibi ifadan kaçınmak için çeşitli hukuk dışı gerekçeler ileri sürdüğünü,TTK 23 maddesine göre ticari satışlarda malın teslimi sırasında belli olan açık ayıplar için alıcıya iki günlük bildirim süre tanındığını, açık olmayan ayıplarda ise bildirim süresinin malın tesliminden itibaren sekiz gün olduğunu, alıcının bu zorunluluğu yerine getirmemesi halinde Borçlar Kanunu madde 223/2 maddesine göre almış olduğu emtiayı kabul etmiş sayıldığını. satıcının ayıptan sorumlu olması için maddi şartların yanında şekli şartların da gerçekleşmiş olması gerektiğini, dava konusu olayda malın ayıplı olması söz konusu olmadığı gibi malın ayıplı olduğu varsayılsa dahi borçlu davalının hukuken üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu bakımdan bu hükümlerin işletilmesinden, seçimlik hakların kullanılmasından söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, seçimlik hakların kullanımı için ne süresinde bildirim yükümlülüğünün ne de malın ayıplı olduğu için iade edilmek istendiğine ilişkin bir bildirimde bulunulmadığını, davalı tarafından müvekkilce düzenlenen faturalara da itiraz edilmediğini belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalının... sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takip konusu alacağın yasal faizi ile birlikte müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı - karşı davacı vekili 22/11/2017 havale tarihli cevap - karşı dava dilekçesinde özetle; dava konusu miktarın 32.534,48 Euro olduğunu, dava açılırken bu miktar üzerinden nispi harç yatırılması gerektiğini, dava dilekçesinde ise dava değerinin 7.180,00 Euro olarak belirtildiğini ve bu miktar üzerinden harç yatırıldığını, eksik harcın ikmal ettirilmesi gerektiğini, ayrıca dava dilekçesinin açıklattırılması gerektiğini, davacı şirketin yabancı uyruklu olması sebebiyle teminat yatırma zorunluluğu bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini, adres bildirme zorunluluğunun bulunduğunu, dava konusu 11.09.2015 tarihli 25 E 2015 nolu 30.412,80 Euro tutarlı faturanın 20.338,04 Euroluk kısmı ile 18.09.2015 tarihli ... nolu ve 26.380,80 Euro tutarlı faturanın 7.180,80 Euroluk bölümünün, yani davacının talebinin hesaplamalar sonucu 20.338,04 Euro + 7.180,80 Euro olmak üzere toplam 27.518,84 Eurdo + 5.015,64 Euro olmak üzere toplam -32.534,48 Euro olduğunu, müvekkili firma ile davacı firma arasında Türkiye 'de ... firmasına satılmak üzere ...isimli bulaşık makinesi talebinin üzerinde mutabık kalınarak numunesine uygun olarak satıcı tarafından imalatının yapılarak müvekkili firmaya satışı konusunda anlaşıldığını, üretici firma tarafından üretmeyi taahhüt ettiği ürünün özelliklerini analiz raporu ile kabullendiğini, ... firmasının almayı kabul ettiği bu raporda toplam aktif madde oranının % 15,24 olarak belirlendiğini, satıcı firmanın bu numuneye uygun imalat yapmayı kabul ettiğini, üretici firmanın taahhüt ettiği ... bulaşık makinesi talebinin performans raporu değerinin de 1.6 olarak kabul ettiğini, numune performans raporunun 1 'den 5 'e kadar değeri ifade ettiğini, numara arttıkça temizleme performansının düştüğünün görüldüğünü, 1.6 değerleri normal temizleme özelliğini gösterdiği halde 2.6 - 3 gibi değerlerin temizleme özelliğinin azaldığını, bulaşık kaplarda matlık, leke, çizilme gibi durumların ortaya çıkacağını gösterdiğini, davacı firmanın başlangıçta rapora gösterdiği numune 1.6 gibi normal temizleme özelliğindeki numuneyi üretmeyi kabul ettiğini, bu mutabakat çerçevesinde üretici firmanın ... firmasına 2015 yılının Nisan ayından itibaren mal göndermeye başladığını, bu ürünlerin ... mağazalarına satıldığını, ürünün perakende satışa arzından hemen sonra 21.04.2015 tarihinde ... tarafından e-mali yolu ile şirket müdürüne ...isimli bir alıcı tarafından şikayet bildiriminde bulunulduğunu, sonraki günlerde ...'den gelen yüzlerce şikayetin üretici firmaya iletildiğini, şikayetler üzerine ürünlerin numunesinin Performans Testi için laboratuvara  gönderildiğini ve 22.04.2015 tarihinde performans testinin 2.4 olarak çıktığını, performans raporu sonucunda ürünün taahhüt edilen özelliklerde üretilmediği, bulaşıkları tam temizleyici özelliği olmadan mat bırakma, tam temizleme, çizme gibi şikayetlere konu olabilecek şekilde üretildiğinin raporla anlaşıldığını, durumun üretici firmaya bildirildiğini, müşteri şikayetleri üzerine firmalar arasında görüşme ve yazışmalar devam ederken 21.05.2015 tarihinde şikayet konusu ürün numunesi üzerinde içerik analizi yaptırıldığını ve üretici firma tarafından taahhüt edilen numune raporunda belirtilen toplam aktif madde oranının % 15,24 iken içerik analiz raporunda toplam aktif madde oranının % 8,83 çıktığını, üretici firmanın asıl temizleyici özellikte olan aktif madde oranının yaklaşık yarı yarıya azalttığını gösterdiğini, daha sonra 26.08.2015 tarihinde performans testi yaptırıldığını, test sonucunda 3.2 gibi çok kötü bir sonuç çıktığını, 26.06.2015 tarihinde yapılan performans testi sonucunun 2.4 çıktığını, aynı tarihlerde ... firması tarafından piyasadaki başka firmalarca üretilmiş olan ..., ... bulaşık tabletleri için performans testi yaptırıldığını, diğer firmaların ürünlerinde performans test sonuçlarının 1.4 ve 1.6 gibi düzeylerde çıktığını, davacı firmanın ürettiği ürünlerde 2.6 gibi kötü bir sonuç çıktığının e-mail yolu ile... firmasına bildirildiğini, yazışmalar devam ederken üretici firma yetkilisi tarafından 16 Ekim - Kasım 2015 tarihinde ...şirketinin yetkilisi ... 'a gönderilen e-maille üretici firmanın hata ve sorumluluğunun kabul edilerek\"...hatalarımı nasıl düzeltebilirim ve işbirlikteliğimizin sorunsuzca ilerlemesi için ne yapmalıyım, tavsiyelerinizi bekliyorum, bir kez daha özür diliyorum\" demek suretiyle hatayı kabul ederek özür dilediğini ve hatanın nasıl düzeltilebileceğinin sorulduğunu, 12.11.2015 tarihinde ... Şirket Merkezinde yapılan toplantıda sorunların görüşüldüğünü, toplantıda alınan kararlarla ilgili hususların daha sonra taraflara e-maille gönderildiğini, toplantının yapıldığı tarih itibariyle üretici firmanın gizli ayıplı olarak gönderdiği ürünlerden... ve ... nolu faturalardan % 10 iskonto bedeli ile ithal edileceğinin belirtildiği, dava konusunu oluşturan bu faturalara ilişkin ithalat gerçekleştirildiğini, toplamda bahsi geçen ... - ...ve ...nolu faturalara ilişkin ürünlerin ithalat işlemleri yapılmadan 3 tır olarak üretici firmaya iade edildiğini, ayrıca toplantıda fatura bedelinin % 5 iskonto yapılacağı kararlaştırılan ... nolu faturaya ilişkin ödemenin fatura bedeli üzerinden % 5 iskonto yapılarak ödeme yapıldığına dair belgeyi sunduklarını, toplantı gereğince... nolu faturaya % 5 iskonto yapıldığını, dolayısıyla ... ve  ...nolu faturalara da % 10 iskonto yapılması gerektiğini gösterdiğini, maille üretici firmanın ... nolu faturadaki ve diğer faturalardaki ... teyit ve kabul ettiğini, müşteri şikayetlerinin yoğun olarak sürdüğü ve 25.12.2015 tarihinde Polonya 'da üretici firma merkezinde yapılan görüşmede ... - ... - ... ve ... nolu faturalara ilişkin olan ürünlerin tamamı ile ... ve ... nolu faturalara ilişkin olan ürünlerden... firması elinde olanlarla, ..mağazasının depolarında bulunup henüz satışa arz edilmeyen ürünlerin de üretici firmaya iade edilmesi, bundan sonrada ... 'in raporlu numuneye uygun olmak koşulu ile üretilecek ürünlerin yeniden gönderilmesi şartı ile bu ürünlerin ... firmasınca ithal edilerek ... 'e satılacağı konusunda anlaşmaya varıldığını, toplamda gizli ayıplı olarak gönderilen müşteri şikayetlerine neden olan ... nolu faturaya ilişkin olarak ve ... nolu faturaya ilişkin... tarafından perakende satıya arz edildiği için toplanması ve iadesi mümkün olmayan kısımlar için herhangi bir bedel ödeneceğinin kararlaştırılmadığını, gizli ayıplı olduğu için iade edilen partiden perakende satışa arz edilmiş bulunan ve toplanması mümkün olmayan mallar için bedel talep edilmesinin ticari adetlere, hak ve nısfet anlayışa uymayacağını, 12.11.2015 tarihli toplantıda ... VE...nolu faturalara % 10 iskonto yapılacağının kararlaştırıldığını, ancak bu malların da ayıplı, müşteri şikayetine konu malar olduğu için toplanması ve iadesinin mümkün olmadığını, iade edilmeyen mallarla ilgili olarak ... firmasının üretici firmadan iade alması gereken masraf kalemlerinin ...- ... - ... - ... ve ... nolu faturalı mallarla ilgili olarak masraf ve iskonto hesaplarına ilişkin liste ve bu listeye dayanak olan 24 adet faturaya göre... firmasınca 10.000 Euro Nakliye masrafı, 9.718,63 Euro karşılığı 33.043,33 TL gümrükleme ve depolama masrafı 3.744 Euro yapılması gereken iskonto olmak üzere toplam 23.462,63 Euro toplam masraf ve iskonto olduğunun anlaşıldığını, ...nolu fatura toplam tutarının 30.412,80 Euro, iskonto tutarı 3.041,28 Euro, 26 E 2015 tarihli fatura tutarı 26.380,80 Euro, 29 paletten 21 paletin iade edildiğini, 8 paletin iade edilmediğini, 8 palete ilişkin olarak uygulanması gereken iskonto tutarının 702,72 Euro olduğunu, toplam iskonto tutarının 3.744 Euro olduğunu, gizli ayıplı olması sebebiyle toplanamadığı için iade edilmeyen mallar için... firmasının herhangi bir ifa yükümlülüğünün bulunmadığını, bu olaylardan sonra üretici firmanın yeniden numune performans raporunda belirtilen 1.6 performansı sonuçlu numuneye uygun özellikte ürün imal edip göndermeyi taahhüt ettiğini, üretici firma tarafından formülün düzeltildiği söylenerek yeniden mal gönderildiğini, ancak yeni parti gönderilen mallarla ilgili olarak ta  2016 yılında yoğun şekilde müşteri şikayetleri gelmesi üzerine yeni parti gönderilen ürün numuneleri üzerinde de uluslar arası akrediteye sahip laboratuvarda test ve analizler yaptırıldığını, yapılan test sonucunda yeni gönderilen ürünlerde performans test sonucunun 2.6 gibi kötü bir sonuç çıktığını, bu mallardaki toplam aktif madde oranlarının da taahhüt edilenin altında çıktığını, bu olaydan sonra ... firmasının üretici firmanın daha önce iade aldığı ürünleri yeni ambalajlara koyarak yeni ürünmüş gibi kendisine yeniden gönderdiğini anladığını, durumu anlayan ... firmasının üretici firmayı uyararak bundan sonra herhangi bir mal almayacağını bildirdiğini, üretici firmanın ayıplı olarak gönderdiği son parti mallara üretici firmanın şart koşması nedeniyle mal gelmeden peşin olarak ödemelere yaptığını, 300.000 Euro tutarındaki bu ayıplı mallar nedeniyle peşin ödeme yapan ... firmasının üreticiden herhangi bir bedel iadesi alamadığını, daha fazla zarara uğramamak için siparişlerin durdurulduğunu, üretici firmanın... firmasını devre dışı bırakarak ... mağazasına direkt satış yapmayı hedeflediğini, kalite noksanlığından kaynaklanan sorunların üretici firmadan kaynaklandığın, bu olaylar sonucunda ...mağazasının... firması ile alışverişi sonlandırdığını belirterek davacının davasının reddine, yapılacak hesaplamalar sonucu... firması lehine hesaplanacak masraf iadeleri ve iskonto tutarlarının, ... aleyhine çıkabilecek meblağdan mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiş,Cevap dilekçesi ile açtığı karşı dava dilekçesinde de özetle; davacı firma müşteri şikayetlerine neden olan ve ısrarla gizli ayıplı olarak üretilip müvekkili firmaya gönderilen ürünler nedeniyle yoğun müşteri şikayetlerinin oluşması, ayrıca ... firmasına gönderilen yası ve a-malillerle müvekkili firmayı karalayıcı, küçük düşürücü ve itibarını zedeleyici ifadeler kullanılarak, ayıplı olduğu için iade alarak yine ayıplı olarak anı malları göndermesi nedeniyle ... firmasının ...mağazaları ile olan ticari ilişkisinin sona ermesine, ...isimli Bulaşık makinesi tableti satışından 2015 ve 2016 yıllarında elde etmeyi amaçladığı kazancın kaybına neden olduğunu, iade edilen mallarla ilgili olarak ... firmasının yapmak zorunda kaldığı nakliye masrafları ve diğer masraflarla ilgili beyan ve dökümleri ise açıkladıklarını, kazanç kaybının belirlenmesi amacıyla 2015 ve 2016 yıllarındaki ... firmasının... 'in açtığı sipariş doğrultusunda sevk ettiği ürün satış faturaları ve... firmasının ... 'e gönderdiği sipariş ve ve fiyat teklifini ve bu teklifin kabul edildiğini gösteren 15 Nisan 2016 tarihli e-maliller ve ... 'e yapılan sipariş ve satış belgelerinin bilirkişilerce incelendiğinde ortaya çıkacağını, ... firmasının ... firmasına hedeflediği ve mutabık kaldığı aylık ortalama satış miktarının kutu bazında aylık 60.000,00 kutunun üzerinde olduğunu, ortalama satış miktarı üzerinden hesaplama ile... firmasının 2015 ve 2016 yılları için kazanç kaybı tablosundan anlaşılacağını, 2015 yılında Eylül, Ekim, Kasım, Aralık aylarına ilişkin toplam 240.000 kutu, 2016 yılı Nisan, Mayıs, Haziran dışındaki aylar için toplam 540.000 kutu satış kaybının göründüğünü, buna göre toplam satış kaybının 6,83 TL brim fiyatı üzerinden toplam 5.327.400 TL karşılığı 1.522,14 Euro olduğunu, kar marjının % 20 olduğu düşünüldüğünde ... firmasını toplam kazanç kaybının en az 304.422,86 Euro karşılığı 1.065.480,00 TL olduğunu, bilirkişilerce ... firmasına veya... firmasınca yapılan satışları gösteren sevk ve satış belgeleri muhasebe kayıtları üzerinden incelenerek ve  sipariş fiyat teklifi ve kabulü ile ilgili mail de nazara alınarak 2015 ve 2016 yılları için mahrum kalınan kar - kazanç kaybının hesaplanabileceğini belirterek davacının davasının reddine, gerektiğinde lehlerine olan masraf ve iskonto tutarının mahsubuna, asıl davayla ilgili harç ve masrafları ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, karşı davalarının kabulü ile bilirkişi incelemesi sonucunda tespit edilecek rakama göre talep artırım ve ıslah yolu ile fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere şimdilik 20.000,00 TL kar kaybı - zarar - masrafın karşılık davalıdan karşılık dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karşılık dava ile ilgili harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşılık davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve  dava etmiştir.Davacı - karşı davalı vekili 04/01/2018 havale tarihli cevaba cevap dilekçesinde özetle; harcın doğru hesaplandığnıı, mahkemece eksik harç hesaplanması halinde tamamlanacağını,Polonya tabiyetindeki müvekkil şirketin işbu davayı ikame edebilmek için teminat depo etmesine lüzum bulunmadığını, müvekkilinin açık adresinin 2, ... ..., Polonya olduğunu, davalı-karşı davacı tarafın müvekkilden tedarik ettiği ürünlerin dava konusu faturalara ilişkin bölümünün bedelini ödememesinin hiçbir hukuki tarafı olmadığını, davanın konusunun ithalatçı davalı tarafından ödenmeyen fatura bedelleri olduğunu, cevap dilekçesindeki diğer açıklamaların talepleri ile ilgisinin bulunmadığını, karşı tarafın iade etmediği ürünlerin bedelini ödemeyerek açıkça sözleşmesel ve kanuni yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davanın dava konusu ürünlerin kalitesi ile hiçbir ilgisi olmadığını, davalı-karşı davacının bu yöndeki tüm beyanlarının geçersiz olduğunu,  davalının ayıplı olduğunu iddia ettiği fatura kapsamındaki ürünleri neden iade etmediğini ve bu ölçüde kalitesiz ve problemli olduğunu iddia ettiği ürünleri neden ithal etmeye devam ettiğini açıklaması gerektiğini, müvekkilinin fatura bedellerinde tenzilata gitmesinin temel nedeni karşı tarafa olan işbirliğini sürdürebilmek ve müşteri memnuniyetini sağlamak olduğunu, karşı tarafın iddia ettiği müşteri şikayetlerinin gerçekliğinin ispata muhtaç olduğunu, şikayetlerde yer aldığı iddia edilen performans probleminin yalnızca tabletten kaynaklandığını iddia etmenin yersiz olduğunu, yalnızca dava konusu ürünlerin değil, her deterjanın performansı kullanıldığı makineden makineye farklılık göstereceği gibi tablet dışında makinelerde kullanılan tuz, parlatıcı ve benzeri maddelerin de yıkama performansına etki ettiğinin tartışmasız olduğunu, müşterilerden gelip gelmediği dahi belli olmayan şikayetlerin sözleşme bedelini ödememeye nasıl sebebiyet verdiği anlaşılır olmaktan uzak olduğunu, dava konusu ürünlerin formülüne ve performansına  ilişkin yaratılmaya çalışılan tartışmanın suni olduğunu, taraflar arasında ürünün niteliklerine ilişkin herhangi bir yazılı sözleşme/belge vs. Bulunmadığını, müvekkil firmanın halihazırda üretmekte olduğu malları satın almak ve Türkiye’deki perakendecilere satmak istediğini, üretilmekte olan hazır ürün üzerinden bir anlaşma yaptığını, müvekkili firmanın ürün formülü/içeriği üzerinden karşı tarafa verdiği bir taahhüt bulunmadığını., müvekkilinin ürettiği tabletler, sabit formülü ile üretile gelen ve başka tedarikçilere de satılan ürünler olup kalitesine ve güvenliğine ilişkin test sonucu da işbu dilekçe ekinde dosyaya ibraz edilmediğini, tabletlerin güvenilir olduğunun açık olduğunu, ayıplı olduğu iddiası ile iade edilen ve müvekkil tarafından müşteri memnuniyetini sağlamak amacı ile iadesi kabul edilen dava dışı bir grup ürünün başka tedarikçiye satılması ve bu firma ile hiçbir sorun yaşanmaması da ürünlerin ayıpsız olduğuna  ilişkin kanıt olduğunu, ulaşım masrafları ve diğer masraflar müvekkili firma tarafından karşılandığını, karşı tarafın müvekkil firmanın perakendeci market ile iletişime geçtiğini ve kendilerini karaladığını, bu nedene perakendeci ile olan ilişkilerinin sona erdiğini ve zarara uğradıklarını iddia etmekte ve uğradığı zararın tazminini istediğini. hiçbir belgeye, somut delile dayanmayan bu iddia ve alacak talebinin hukukiliği tartışmalı dahi olmadığını, müvekkili firmanın, ticari hayatın doğal gereği olarak perakendeci firma ile iletişime geçerek ürününü satmak istediğini, görüşmeler esnasında kesinlikle davalı firma yetkilisinin karalanması, kötülenmesi vs. söz konusu olmadığını, karşı tarafın hiçbir hukuki dayanağı olmayan ayıplı ürün iddiaları ile alacağı ödemekten kaçındığını, taraflar arasındaki satış sözleşmesi gereği müvekkil elindeki malı eksiksiz olarak süresinde teslim ettiğini, yasaya uygun olarak süresinde fatura düzenlediğini, buna karşılık, davalı tarafın alıcı sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmediğini, satış bedelinin bir bölümünü ödemekten imtina ettiğini, borcunu gereği gibi ifadan kaçınmak için çeşitli hukuk dışı gerekçeler ileri sürdüğünü, satıcının ayıptan sorumlu olması için maddi şartların yanında şekli şartların da gerçekleşmiş olması gerektiğini, dava konusu olayda, malın ayıplı olmasının söz konusu olmadığı gibi malın ayıplı olduğu varsayılsa dahi borçlu davalının hukuken üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu bakımdan bu hükümlerin işletilmesinden, seçimlik hakların kullanılmasından söz edilemeyeceğinin açık olduğunu, zira seçimlik hakların kullanımı için ne süresinde bildirim yükümlülüğü yerine getirildiğini ne de malın ayıplı olduğu için iade edilmek istendiğine ilişkin bir bildirimde bulunulduğunu, davalı tarafından müvekkilce düzenlenen faturalara da itiraz edilmediğini, faturanın münderecatının kabul edilmiş sayıldığını, belirterek fazlaya ilişkin tüm dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla davamızın kabulü ile karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı - karşı davacı vekili 24/06/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; davacı-karşı  davalının açmış olduğu davasının redine, harç ve masrafları ile ücreti vekaletin  davacı-karşı davalıya yükletilmesine, ilk taleplerinde olan 20.000,00 TL üzerine 1.430.947.-TL ilavesi ile toplam taleplerini 1.450.947,00 TL olarak ıslah ettiklerini, 1.450.947,00 TL olan toplam taleplerinin 20.000,00TL 'lik kısmına dava tarihinden, bakiye 1.430.947,00 TL'lik kısmına ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan tahsiline, karşı dava yargı harç ve masrafları ile ücreti vekaletinin karşı davalıya yükletilmesine, karşı davalı lehine alacak çıkması durumunda ...firması lehine çıkabilecek meblağdan öncelikle 13.744,00 Euro tutarındaki alacaklarının takas/mahsubu ile bu meblağı aşan alacak çıkması durumunda kalan kısmın da bakiye alacaklarımızdan takas/mahsubuna, harç ve masrafları ile ücreti vekaletin karşı davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 31/03/2021 tarih ve 2017/1138 Esas - 2021/275 sayılı kararında;\"Asıl dava, taraflar arasındaki davacının ürettiği temizlik malzemesinin davalıya satışından kaynaklı süre gelen ticari ilişki uyarınca düzenlenen faturalardan ödenmeyen bakiye alacağın tahsili için girişilen icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup İİK 67 ve devamı maddelerine dayanmaktadır. Karşı dava ise asıl davacının davaya dayanak yaptığı temizlik malzemesinin satışına ilişkin ticari ilişkide kendisine gönderilen malların ayıplı olduğundan bahisle tazminat ilişkindir.Tarafların tüm delilleri celp olunarak dava dosyası ve taraflar şirketlere ait ticari defter, kayıt ve dayanak belgeleri ile ticari ilişkiye konu ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünler üzerinde laboratuvarda incelemeler yaptırılarak bilirkişi raporları alınmıştır. Asıl davaya konu edilen ... sayılı takip dosyasının celp olunarak yapılan incelenmesinde; asıl davacı şirket tarafından asıl davalı şirket aleyhine; \"11.09.2015 faiz başlangıç tarihli 11.09.2015 düzenleme tarihli 25/E/2015 nolu 30.412,80 Euro tutarında fatura, 18.09.2015 faiz başlangıç tutarlı, 18.09.2015 düzenleme tarihli, 26/E/2015 nolu 26.380,80 Euro tutarında fatura\" açıklaması ile 27.518,84 Euro asıl alacak, 5.015,64 Euro işlemiş faiz (değişen oranlarda adi kanuni faiz % 9) olmak üzere toplam 32.534,48 Euro alacağın tahsili için genel haciz yolu ile icra takibi yapıldığı, davalı - karşı davacının ödeme emrine yasal süresi içerisinde itirazı üzerine takibin durduğu görülmüştür.Asıl davada, dava dilekçesinde harca esas değer 7.180,00 Euro karşılığı 32.000,00 TL olarak bildirildiği, ancak dava dilekçesi kapsamı ve dilekçenin sonuç ve istem kısmında...sayılı takip dosyasına davalının yaptığı itirazının iptali ile takip konusu alacağın faizi ile birlikte davacıya ödenmesine şeklinde istemde bulunulduğu anlaşıldığından yerleşik Yargıtay içtihatları da nazara alınarak asıl davacı taraftan HMK 31.maddesi uyarınca açıklama yapması istenilmiş, ancak davacı vekili tarafından 04.04.2018 tarihinde 1.960,00 TL tamamlama harcının yatırıldığı, 22.02.2021 tarihinde uyap üzerinden sunulan dilekçe de ise 04.04.2018  tarihinde yatırılan tamamlama harcının davaya konu icra takip dosyasında talep edilen 32.534,48 Euro yönünden yatırıldığı ve ikmal edilen harç tutarı itibariyle davalının davaya konu edilen icra takip dosyasına itirazın iptalini talep ettiğini bildirmiştir. Asıl davalı - karşı davacının üretici firma olan asıl davacıdan aldığı ürünleri sattığını bildirdiği ... A.Ş.'ye yazılan müzekkereye 30.07.2019 tarihli verilen cevabı yazıda; \"... isimlik bulaşık makinesi tablet deterjanının isim hakkı firmamıza ait olup, bu isim altında 2015 ve 2017 yıllarında ... Şti.tarafından ürettirilen ürünler ilgili firmadan tedarik edilmiştir, 2015 yılında ... Şti.tarafından firmamıza satılan bu ürünlerle ilgili olarak yoğun müşteri şikayetleri gelmesi üzerine bu şikayetler ... Şti. 'ne e-mail ve yazışmalar yolu ile bildirilmiştir.  2015 - 2017 yılları arasındaki müşteri şikayetleri ile ilgili bildirimlere ilişkin örnekler sayın mahkemeye sunulmuştur. Bu ürünlerle ilgili olarak yoğun müşteri şikayetleri gelmesi ve şikayetlerin devam etmesi üzerine 2017 yılı sonu itibariyle doğmuş ve doğacak her türlü talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile ... Şti. 'nden... isimli bulaşık makinesi ve bulaşık deterjanı alımı işlemine son verilmiştir.\" şeklinde belirtildiği ve ekte ... tarafından davalı şirkete ürünle ilgili muhtelif tarihlere ait ayıba ilişkin yazışma örneklerinin sunulduğu görülmüştür.Davalı-karşı davacı tarafından dosyaya sunulan e-mail yazışmalarının incelenmesinde; 24.04.2015 tarihli elektronik iletinin davalı-karşı davacı şirket yetkilisi ile dava dışı ... şirket yetkilisi arasında olduğu, iletide; ... şirketi adına ... firması tarafından yazılan yazıda ürünlerin lot numaralarının 05.2015 tarihinden sonra yazılacağının, 02.06.2016 tarihli elektronik iletinin yine davalı-karşı davacı şirket yetkilisi tarafından davacı-karşı davalıya gönderildiği,... ürünü için şikayet gelmediği, ancak ... ürünü için dört farklı müşteriden ürünün erimemesi, bulaşıklar üzerinde tuz lekeleri kalması, bulaşıkların renginin solması gibi problemler olduğu, ürünlerin parti numaraları olmadığından ürünlerin hangi partiye ait olduğunun tespit edilemediğinin,27.07.2015 tarihli elektronik iletinin de davalı-karşı davacı şirket yetkilisi tarafından davacı-karşı davalıya g3önderildiği, müşteri şikayetlerinin arttığının, Bildirildiği görülmüştür.Dava dışı ... A.Ş tarafından mahkememize gönderilen yazı cevabı ekindeki, toplamda 76 adet müşteri şikayetinin de dava konusu ürüne ait olduğu, şikayetlerin 2015 Eylül ayından Aralık ayına kadar yoğun şekilde geldiği, bu şikayetlerde \"bulaşıklarda puslanma, matlaşıp çizilme, lekelenme, ürünün makinede erimemesi, bulaşıkların üzerinde deterjan kalıntısı bulunduğuna yönelik olduğu görülmüştür.09.02.2015 tarihinde davaya konu ürünlerin ... Firması ile ... Şti.ile ... bulaşık makinesi tableti siparişlerinin gönderildiği,22.04.2015 tarihinde ... Firması yerine ... Şti.firmasına ürünlerin ... - ...Firması  tarafından gönderildiği, ürünlerin Türkiye'de ... firmasına satılmak üzere davalı-karşı davacı şirket tarafından temsil alındığı anlaşılmıştır.Dava dosyasına dava konusu ürünlere ait analiz raporlarının da sunulduğu, yine mahkememizce de uyuşmazlığa konu ürünler üzerinde laboratuvar da yaptırılan teknik inceleme sonucunda alınan analiz raporunun teknik bilirkişi tarafından incelenip değerlendirilmesi sonucunda düzenlenen kök ve ek raporda; \" ürünlerin lot bilgilerinin davacı (karşı davalı) tarafından mahkemeye sunulan lot bilgileri ile uyumlu olmadığı, ürünler için onay aşamasında, ilk üretim ve sevkiyat aşamalarında yapılan ve olması gereken toplam aktif madde değerinin ürünlerin teslimi ve müşteriye ulaşmasından sonra ürünlerde yapılan analiz değerlerinin farklılık gösterdiği, toplam aktif madde değerinin yarı yarıya düştüğü, özellikle dava konusu 11.09.2015 tarihli... nolu fatura (...,..., ..., ..., ..., ..., ..., ...) ve ... nolu fatura (..., ..., ...,...) için ürünlerin belirtilen lo4t numaralarına ait analiz raporunun tespit edilemediği, ancak söz konusu döneme yakın tarihteki ürün analiz raporlarının incelenmesi neticesinde davacı şirket tarafından 2014 yılında gönderilen numunelerdeki aktif  madde miktarının 15,24 seviyelerinden 2015 yılında sevkiyatın yapılıp ürün şikayetlerinin alınması sonucu yapılan ürün analizinde aktif madde miktarının 8,62 ve 8,63 seviyelerine düştüğü, ürün performansının yaklaşık 2,6 ve 2,8 seviyelerinde olduğu gözlenmiştir.Dava konusu ürünlerde; davacı tarafın ilk taahhüt ettiği ve analiz raporlarında belirttiği performans ve aktif madde oranını sağlamadığı anlaşılmıştır. Davacı-karşı davalının dosyaya ürün içerik analizi ile ilgili herhangi bir ürün analiz raporu sunmadığı, ... tarafından... test rapor numaralı ... Şti.tarafından gönderilen 01.04.2016 tarihli ve ... numaralı ürün için yapılan analizin farklı bulaşık makinelerinde 50, 60 ve 70 derece sıcaklıklarda ürünün erime ve çözülme ile ilgili testleri yapıldığı, yapılan testin sonucunda ürünlerin tamamen çözüldüğü ve eridiği anlaşılmıştır. Ürünlerdeki performans ve aktif madde oranı eksikliğinden kaynaklı sebeplerden müşteri şikayetlerinin gözlendiği, ürünlerde gözlenen problemlerin üretici kaynaklı olduğu, yukarıda tafsilatı ve izah edilen ve belirtilen analiz raporlarının incelenmesi sonucunda anlaşılmıştır. Söz konusu ürünlerdeki performans ve aktif madde oranı eksikliğinden kaynaklı sebeplerden kaynaklı ayıplı ürünler olduğuna kanaat getirilmiştir. Ürünlerin nihai müşterinin eline ulaşması ve kullanımı yaklaşık 2-3 aylık bir zaman dilimi aldığı, 23.02.2015 tarihli bir ürünün şikayetinin geri bildirim tarihinin en enken 21.04.2015 olduğu, 10.02.2015 tarihli üretilen ürünün şikayet geri bildirim tarihinin de 05.05.2015 olduğu anlaşılmıştır.Ürünlerdeki ayıbının hemen tespit edilecek ve saptanacak bir husus olmadığı, yapılacak analizlerin neticesinde ve müşteri şikayetlerinin incelenerek değerlendirilmesi neticesinde tespit edilecek bir husus olması nedenleri ile ürünlerdeki ayıbının gizli ayıp olduğu, davacı -karşı davalının mahkemece laboratuvar incelemesi yaptırılan ürünlerin son kullanım tarihlerinin geçmesi nedeniyle alınan analizlerin sağlıklı olmayacağı yönündeki itirazının yerinde olmadığı, son kullanım tarihi geçmeyen ürünler8de de yapılan incelemede toplam aktif madde değerinin belirtilen değerden düşük ve üründe gizli ayıp olduğu  anlaşılmaktadır...\" şeklinde bildirilmiştir. Teknik bilirkişi heyetinin kök ve ek raporu bilimsel, dosyadaki verilere uygun ve denetime açık bulunduğu görülmekle hükme esas alınmıştır.Davacı-karşı davalının ve davalı-karşı davacının ticari defter, kayıt ve dayanak belgeleri üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesinde; davacı-karşı davalı şirketin sunulan apostil şerhli ticari kayıt tercümelerinde mal giriş çıkış kayıtları listesi, yurt dışına yapılan mal satışı listesi ve bir kısım faturaların apostil şerhli örneklerinin sunulduğu, sunulan mal satışı listesinde davacı - karşı davalı şirket tarafından davalı - karşı davacı şirkete 2015 ve 2016 yılında toplam mal satışının 840.318,72 Euro olarak gerçekleştiği, ancak borç/alacak ilişkisini belirlemeye yönelik davalı-karşı davacı şirketçe yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir bilgi ve belgeye yer verilmediği, dolayısıyla satışı gerçekleştiği listelenen 840.318,72 Euro mal bedeline karşılık ne kadar tahsilat yapıldığı ve ne kadar borç bakiyesinin bulunduğunun tespit edilemediği, davalı-karşı davacı şirketin incelenen 2015-2016 ve 2017 yılı ticari defterlerinin açılış noter onamalarının usulüne uygun ve yasal sürelerinde yaptırıldığı, yasa gereği yapılması gerekli yevmiye defter kapanış noter onamalarının ise yaptırılmadıkları belirlenen bu durumları ile davalı-karşı davacı şirket ticari defterlerinin sahipleri lehine delil niteliğinde olmadığı anlaşılmakla, davalı-karşı davacı şirketin incelenen ticari defter kayıtlarında davacı-karşı davalı şirkete kaydi olarak 14.192,23 TL borçlu durumda bulunduğu, dayanak belgeler üzerinde oluşturulan Euro bazlı hesap ekstresinde bu tutarın 30.413,00 Euro borç tutarına karşılık geldiği, sonuç olarak davalı - karşı davacı şirketin davacı - karşı davalı şirkete takip tarihi itibariyle faturalara dayalı açık cari hesap bakiyesinden kaynaklı olarak 30.413,00 Euro borçlu durumda bulunduğu tespit edilmiştir.Tarafların dava dosyasına ve takip dosyasına sundukları tüm yazılı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda; 29 adet palet ürün satışı yapıldığı, ancak davalı - karşı davacı tarafından 21 adet paletin davacı - karşı davalıya iade edildiği, asıl davaya konu edilen takibe dayanak faturadaki malların davacı - karşı davalıya iade edilmeyen ürünlere ilişkin olduğu, taraflar arasındaki 12.11.2015 tarihli toplantıda iade edilmeyen 8 adet palet yönünden davalı - karşı davacının % 10 iskonto yapmayı kabul ettiği açıkça anlaşılmaktadır.Karşı davada, karşı davacı şirket asıl davacı şirket ile arasındaki akdi ilişki çerçevesinde kendisi tarafından imal edilerek teslim edilen malların ayıplı çıkması nedeniyle uğradığı zararlar ile kar mahrumiyeti zararının tazminini talep etmektedir. Bu yönde dava dosyasına sunulan davalı - karşı davacı şirketin 2015-2017 yılları ticari defterleri, mal alışları, alım yapılan firmalar, alım yapılan ürünler ile mal satışları, satış yapılan firmalar, satımı yapılan ürünler, ... firması ile gerçekleştirilen ticari ilişki, yine ... firmasının davalı - karşı davacı şirket ile olan ticari ilişkisi detaylarını gösterip muavin hesap ekstreleri yani ... 'in davalı - karşı davacı şirketten satın almış olduğu mallar ile karşı davacı şirket tarafından ... firmasına yapılan satışlara ilişkin satış fatura örnekleri, davalı - karşı davacı şirketin kurumlar vergisi beyannameleri ve tüm dava dosyası üzerinde mali bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak rapor alınmıştır. Alınan 10.06.2020 havale tarihli bilirkişi heyeti raporunun dosyadaki verilere uygun ve denetim açık bulunduğu anlaşılmakla hükme esas alınan raporda; \" davalı - karşı davacı şirketin isim hakkı dava dışı ... firmasına ait... marka bulaşık makine tabletlerinin üretimini davacı - karşı davalı şirkete yaptırarak  satın aldığı, davacı-karşı davalı şirkete ürettirilerek satın alınan ... ürünlerinini dışında davalı - karşı davacı şirket tarafından dava dışı... Ltd. Şti.nden 05.08.2015, 06.08.2015 ve 07.08.2015 tarihli muhtelif bedelli üç adet fatura ile KDV dahil 1.223.725,45 TL olan 203.734 adet bulaşık makine tableti satın alındığı, satın alınan bu ürünlerin KDV dahil 1.177.989,99 TL tutarlı satış faturası ile davalı - karşı davacı şirketin ... Şirketi olduğu anlaşılan dava dışı .... A.Ş.'ye tamamen satıldığı, yine davalı - karşı davacı şirketçe dava dışı .. Şti.'nden 29.09.2015 tarihinde KDV dahil 470.961,88 TL bedelli fatura karşılığı 122.000 adet bulaşık makinesi satın aldığı, bu ürünlerin 81.287 adetlik kısmını yine dava dışı ... A.Ş.'ye sattığı, 30.12.2015 tarihinde KDV dahil 40.651,00 TL bedelli fatura karşılığı 6.890 adet bulaşık makine tabletinin dava dışı...Ltd. Şti.'nden satın alındığı, bu ürünlerin tamamının KDV dahil 39.919,28 TL karşılığında... Şirketi dava dışı ... A.Ş.'ye sattığı, davacı -karşı davalı şirketten satın alınan ... marka bulaşık makine tabletlerinin ise tamamının dava dışı ... firmasına satışının yapıldığı, bu satışların 30.04.2015 tarihinde başladığı ve 22.07.2016 tarihinde düzenlenen fatura ile son bulduğunun tespit edildiği, davalı - karşı davacı şirketin 2017 yılı Şubat, Mart ve Nisan aylarında dava dışı Çin Halk Cumhuriyetinde yerleşik ,... Firmasından dört parti halinde tedarik ettiği toplam 210.000 kutu ... markalı bulaşık makine tabletini 10.05.2017 - 14.06.2017 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu faturalar karşılığı dava dışı ... firmasına sattığı, bu tarihten sonra gerek davalı - karşı davacı şirketçe herhangi bir şirketçe tedarik edilmiş/satın alınmış bulaşık makine, tablet alış fatura kaydına rastlanılmadığı gibi gerek davalı - karşı davacı şirketin ticari defterlerinde gerekse dava dışı ... firmasına ait ticari defter kayıtlarında herhangi bir alım satım ilişkisinin bulunmadığı, dolayısıyla davalı - karşı davacı şirket ile dava dışı ... firması arasındaki mal alım satım işleminin 14.06.2017 tarihinde sonlanmış olduğu tespit edildiği, davalı - karşı davacı şirketin Mayıs - 14 Ekim 2015 arası yaklaşık 5,5 aylık periyotda dava dışı ... firmasına KDV hariç 2.204.490,60 TL ... bulaşık makine tablet ürününü sattığı, dava dışı ... firmasına satılan ... marka bulaşık makine ürünlerinin tamamının davacı - karşı davalı şirketten ithalat yolu ile tedarik edildiği, davalı - karşı davacı şirketin 14 Nisan - 22 Temmuz 2016 arası yaklaşık üç aylık periyotta dava dışı ... firmasına KDV hariç 1.417.564,46 TL ...Bulaşık makine tablet ürününü sattığı, satılan bu ürünlerin tamamının davacı şirketten ithalat yolu ile tedarik edilidği, bu verilere göre davalı - karşı davacı şirket tarafından dava dışı ... firmasına gerçekleştirilen satışların aylık ortalamasının KDV hariç 2015 yılında 400.816,00 TL, 2016 yılında 472.816,00 TL olarak gerçekleştiğinin hesaplandığı, davalı - karşı davacı şirketin dava dışı .... firmasına 2015 yılında 19 Ekim - 31 Aralık tarihleri arasında kalan 2,5 aylık süre, 2016 yılında Ocak - Nisan ayı arası 3 ay ve Ağustos - Aralık 2016 arası 5 aylık süre olmak üzere 8 aylık sürede ...ürününün satışının gerçekleştirilemediğinin tespit edildiği, ortalama faaliyet karlılığının % 20 'den aşağı olmamak üzere gerçekleşebileceği görülmekle 2015 yılında 200.408,00 TL, 2016 yılında 756.505,60 TL olmak üzere toplam 956.913,60 TL kar kaybının olabileceğinin tespit edildiği, taraflar arasında ihtilaf konusu olmayan davalı - karşı davacı şirket tarafından davacı - karşı davalı firmaya iade edilen ürünler yönünden 10.000,00 Euro Yurt dışı nakliye masrafı, % 10 iskonto bedeli 3.744,00 Euro ve gümrük depo masrafları 33.043,33 TL, elleçleme masrafı 8.554,12 Euro, laboratuar masrafları 1.520,64 Euro olduğu, toplamda davalı - karşı davacının karşı dava yönünden 33.043,33 TL ve 20.074,76 Euro maddi zararı ile 956.913,60 TL kar kaybının bulunduğunun tespit edildiği...\" bildirilmiştir.Yapılan yargılama sonucunda dosya kapsamındaki tüm delillere ve alınan uzman bilirkişi kök ve ek raporuna göre; asıl davada davacı firmanın davalı firmadan takip tarihi itibariyle 30.403,00 Euro alacağı bulunmakla birlikte taleple bağlılık ilkesi uyarınca asıl davaya konu... sayılı icra takip dosyasına konu ettiği 27.518,84 Euro alacağını talep edebileceği, davaya konu icra takibinde asıl davacı her ne kadar 5.015,64 Euro işlemiş faiz de talep etmiş ise de alacak yönünden asıl davalı - karşı davacıyı temerrüde düşürmediği, bu nedenle işlemiş faiz talep edemeyeceği, asıl alacak yönünden talep edebileceği tespit edilen 27.518,84 Euro alacak yönünden ise davalı - karşı davacı tarafından karşı dava yönünden taraflar arasındaki akdi ilişki çerçevesinde davacı - karşı davalı tarafından imal edilip, teslim edilmiş malların gizli  ayıplı  olmaları ve asıl davalı -karşı davacının tespit edilen gizli ayıpları kabul edilebilir makul sürede asıl davacı karşı davalıya bildirdiği, bu yönde asıl davacı - karşı davalının ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı yönündeki savunmasının yerinde olmadığı, bu nedenle davalı - karşı davacının davacı - karşı davalıdan ayıplı malların laboratuarda muayenesi ve iadesi nedeniyle uğradığı tespit edilen 33.043,43 TL ve 20.074,76 Euro maddi zararını ve 956.913,60 TL kar kaybını talep edebileceği vicdani kanaatine varıldığı, karşı davada asıl dava yönünden asıl davacının alacağının karşı davada tespit edilecek alacak miktarından takas - mahsubunu talep etmiş olması nedeniyle asıl davada tespit edilen davacı alacağı olan 27.518,84 Euro alacaktan öncelikle toplam 20.074,76 Euro mahsup edilerek bakiye 7. davalı - karşı davacının da yazılı beyanlarında bildirdiği ve davacı - karşı davalı lehine olduğu anlaşılan talebi uyarınca iade edilen ürünlerin yurt dışı nakliye gideri 10.000,00 Euro ile iade edilen ürünler yönünden % 10 iskonto bedeli 3.744,00 Euro, elleçleme bedeli 8.554,12 Euro, labaratouar masrafı 1.520,64 Euro alacak olmak üzere toplam 20.074,76 Euro mahsup edildiğinde davacının bakiye kalan 7.444,08 Euro alacağı kaldığından bu alacakta yine takas mahsup talebi doğrultusunda ıslah tarihi olana 24.06.2019 tarihi itibariyle belirlenen TCMB Efektif satış kuruna göre (1 Euro=6,559TL) TL 'ye çevrilerek davacının kalan bakiye 48.825,72 TL alacağı karşı davacının toplam alacağı olan 989.956,93 ( 33.043,43 TL + 956.913,60 TL) TL alacağından mahsup edildiğinde karşı davacının asıl davacı - karşı davalıdan bakiye 941.131,21 TL alacağının kaldığı, asıl davanın itirazın iptali davası olup, davalı taraf davaya konu icra takip dosyasında yaptığı itirazında borcu olmadığını aksine asıl davacıdan alacaklı olduğunu bildirdiği, dolayısıyla davacı tarafın itirazın iptalini isteyebilmesi için takip tarihi itibariyle asıl davalıdan alacaklı olması gerektiği, yapılan yargılama sonucunda davalı karşı davacının asıl davacıdan icra takibinden önce vuku bulmuş ve asıl davaya konu miktarı aşacak şekilde alacak bulunduğu tesit edildiğinden takas mahsup yapıldığında asıl davacının icra takip tarihi itibariyle bir alacağının bulunmadığı, karşı davacının alacaklı kaldığı anlaşılmakla, asıl davanın reddine, karşı davanın da kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,'' 1.ASIL DAVANIN REDDİNE,2. KARŞI DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; toplam 941.131,21 TL alacağın 20.000,00 TL'lik kısmı yönünden karşı dava tarihi olan 22/11/2017 tarihinden itibaren, 921.131,21 TL'lik kısmı yönünden de ıslah tarihi 24/06/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişir oranlı avans faizi ile birlikte asıl davacı - karşı davalıdan tahsili ile asıl davalı - karşı davacıya ödenmesine,3.Karşı davada fazlaya ilişkin istemin reddine,'' karar verilmiş ve asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı/karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Esas davanın reddine karar verilmesi sonuç itibarı ile doğru ise de gerekçe yönünden yanlış olduğunu; asıl dava davacısının, müvekkili davalı-karşı davacı şirketten alacağı bulunmamasına rağmen  asıl davacı şirket alacağının mahsubu yolu ile red kararı verildiğini; oysa ki kendi kusuru ve gizli ayıp nedeni ile müvekkili ... şirketini zarara sokarak ayıplı olarak ... firmasına ve müşterisi... firmasına iade edilen ürünleri, masraflarını karşılayarak iade almayarak teslim almayan davacı ... firmasının bu ürünlerle ilgili bedel talep etmesinin hukuki olmadığını; ayıplı malların bir kısmı geri toplama ve nakliye masrafları karşılanarak müvekkili ... Firmasınca toplanarak satıcı ... firmasına tırlarla iade edildiğini, ancak bir kısmı da tüketicilerden ve ... firmasının bölgesel depolarından toplanma zorluğu ve yüksek maliyet nedeni ile toplanamadığını; Müvekkili ... firmasının gizli ayıplı malların toplanması ve nakliyesi ile ilgili olan bu yüksek maliyetlere katlanma zorunluluğu bulunmadığını; satıcı tarafından tüm masraf ve nakliye bedelleri karşılanarak toplatılması gereken bu ürünlerin toplatılamaması ve iade alınmamış olaması nedeni ile üzerine düşen ayıpsız mal gönderme edimini yerine getirmemiş olan satıcıya karşı alıcı ... firmasının ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını; bu nedenle asıl davanın \"davalı ... firmasının ödeme yükümlülüğü bulunmadığı\" gerekçesi ile reddi gerekirdi. Bu nedenle asıl dava ile ilgili \"davanın reddine\" ilişkin kararı gerekçe yönünden temyiz ettiklerini,Yukarıda belirtilen nedenlerle müvekkili ... firması lehine belirlenen zarar, ziyan ve kar kaybı miktarından asıl dava davacısı ... firmasının iddia ettiği alacak miktarının mahsup edilip düşülmemesi gerektiğini çünkü ... firmasının ayıplı mallar nedeni ile ... firmasına ödeme borcu ve yükümlülüğü bulunmadığını; ancak asıl davacı tarafın da bir alacağının bulunması halinde ise ticari şirketler arasındaki alacak ve borçların hesaplanması, mahsup yolu ile sonuca varılmasının doğru bir yaklaşım olduğunu ancak ... firmasının asıl davacı ... firmasına bir ödeme yükümlülüğü bulunmadığını,Müvekkili ... firmasının ayıplı mallar nedeni ile uğramış olduğu zarar-ziyan ve kar kaybı daha fazla olduğu halde ve ilk bilirkişi raporu doğrultusunda talep artırımında bulunmuş olduğumuz halde eksik miktarla karşı davanın tam kabul yerine \"kısmen kabulüne\" karar verilmiş olmasının da istinaf nedeni olduğunu,İleri sürerek,Yukarıda arz ve izah olunan ve Dairenizce re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; Daireniz tarafından yapılacak inceleme neticesinde İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1138 E. ve 2021/275 K. numaralı, asıl davanın reddine ve karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yapılacak inceleme sonucunda asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.Davacı/karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takas koşulları olmamasına rağmen asıl davanın takas gerekçesiyle reddinin hukuka aykırı olduğunu,Mahkeme kararında müvekkili şirketin  davalı karşılık davacıdan 27.518,84 Euro alacaklı olduğu tespit edilmiş, ancak karşılık davada hüküm altına alınan miktarlarla takas edildiğini,Türk Borçlar Kanununun  139.maddesinde, iki kişinin, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her birinin alacağını borcuyla takas edebileceğinin belirtildiğini,Bu nedenle takas iddiasında bulunan kişinin ileri sürdüğü alacağının muaccel olması gerektiğini,Aynı kanunun 90. Maddesinde, ''... İfa zamanı taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğinden anlaşılmadıkça her borç, doğumu anında muaccel olur.''hükmü bulunduğunu, Bu hükümlere göre, takas definde bulunan tarafın ileri sürdüğü alacağın takas talebinde bulunulduğu an doğmuş olması gerektiğini,Davalı-karşı davacı, müvekkili şirket adına başlattıkları icra takibine 02.2017 tarihinde itiraz ettiğini; davalı-karşı davalının karşılık davasını da içeren dilekçesinin tarihinin  ... olduğunu,Mahkeme kararının 7. Sayfasının son parağrafında başlayan bölümde ... firmasının dava konusu ürünlere ilişkin  aynen;'' Bu ürünlerle ilgili olarak yoğun müşteri şikayetleri gelmesi ve şikayetlerin devam etmesi üzerine 2017 yılı sonu itibariyle doğmuş ve doğacak her türlü talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile ... Şti. 'nden ... isimli bulaşık makinesi ve bulaşık deterjanı alımı işlemine son verilmiştir.\"Beyanında bulunduğunu tespit ettiğini,...Firmasının dava konusu ürünü ayıplı olduğu gerekçesiyle 2017 yılı sonunda almamaya karar verdiğini,O halde davalı- karşılık davacının gerek icra dairesine itiraz tarihinde gerekse de karşılık dava tarihinde doğmuş bir alacağı bulunmadığını,Mahkemenin davacının lehine hüküm altına aldığı diğer kalemlere ilişkin borcun doğma tarihleri belirtilmediğinden, bu kalemler için de takas koşulunun davalının icraya itiraz ve karşılık dava tarihlerinde var olup olmadığının belli olmadığını,Bu nedenle takasın koşulları yoktur ve mahkemenin takas talebini kabul etmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu,Aşağıdaki bölümlerde açıklayacağımız gibi, esasen davalı- karşılık davacının müvekkilinden  talep edebileceği bir zararı da bulunmadığını,Dosyada mübrez bilirkişi raporları açıkça yanlı olarak hazırlanmış olup denetime kapalıdır. işbu nedenle ilk derece mahkemesinin mezkur bilirkişi raporlarını esas alarak hüküm tesis etmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda \"gizli ayıplı ürünler\"in üreticiden, yani Davacı/Karşı Davalı Müvekkil'den kaynaklandığını tespit ettiğini ancak söz konusu tespitin teknik veya hukuki hiç bir dayanağı olmadığı gibi, sayın bilirkişilerce de hiç bir sebep gösterilmeksizin belirtilmekle yetinildiğini; tüm bu dayanaksız ve taraflarınca anlamlandırılamayan tespitler sonucunda, dosyaya esas raporun taraflı olarak hazırlanarak müvekkili aleyhine tespitler yapıldığı anlaşılmakta olduğunu; dosyada mübrez 12.12.2018 tarihli Bilirkişilerin reddi talepli dilekçelerinde ve 25.12.2018 tarihli duruşmada yer alan beyanlarımız da göz önünde bulundurulduğunda, henüz hükme esas olan raporlar hazırlanmadan önce Bilirkişilerin tarafsızlıklarını koruyamadıklarından endişe edildiğini ve Bilirkişilerin görevden alınması talep edilmişse de ilgili talebimiz sayın mahkeme tarafından reddedildiğini; devamınca vuk'u bulan süreçte de görüleceği üzere; mübrez bilirkişi raporlarında hiçbir gerekçe gösterilmeksizin uyuşmazlığa konu ürünlerin ayıplı olduğu tespit edilmiş; yine aynı şekilde hatalı ve haksız şekilde davalı/karşı davacı lehine kâr kaybı alacağı hesaplanması yoluna gidildiğini,Hükme esas olan kök raporda bilirkişiler her ne kadar Davalı firma tarafından yapıldığı iddia edilen masraf kalemlerini bilirkişi raporunun \"değerlendirme\" bölümüne koymuş olsalar dahi, raporun söz konusu kısmında kendilerine ait herhangi bir inceleme ve değerlendirme mevcut değildir, söz konusu kısım Davalı firmanın ilk derece mahkemesine sunmuş olduğu dilekçelerin bir alıntısı olduğunu; anılan sebeplerle, söz konusu bilirkişi raporları dayanaksız olup açıkça denetime kapalı olduğunu; ilk derece mahkemesi tarafından bu denli hatalı ve tarafsızlığına şüpheyle yaklaşılması gereken bilirkişi raporlarının, esas alınarak hüküm tesis edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu; bu sebeplerle, hem asıl dava hem karşı dava yönünden hukuka uygun bir hüküm tesis edilebilmesi için yeni bir bilirkişi heyeti tesisi ile rapor alınması gerektiğini,Müvekkil yanın ürettiği ürünler ayıplı olmadığı gibi ilk derece mahkemesi tarafından, müvekkili firmanın üretmediği ve uyuşmazlık konusu faturalarla ilgisi olmayan numunelerin hatalı olarak esas alındığını,İlk derece mahkemesinin performans testine tâbi tuttuğu numunelerin, işbu davaya konu ihtilaflı ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerden olmadığını, İlk derece mahkemesi 18.05.2018 tarihli yazısı ile 19.08.2015, 01.04.2016, 06.05.2016 ve 10.06.2016 üretim tarihli bulaşık tabletlerini laboratuvar incelemesine göndermişse de  incelemeye tâbi tutulan numuneler uyuşmazlık konusu faturalara konu ürünlerden değildir. Nitekim ilamsız icra takibine konu faturalardan ... nolu olan 11.09.2015, ... nolu olan ise 18.09.2015 tarihli olmasına rağmen üzerinde inceleme yapılan ve üreticileri dahi belli olmayan ürünlerin üretim yılının 2016 olduğunu; buna göre, 2015 tarihli faturalarla 2016 yılında üretilen ürünler teslim edilemeyeceğinden ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerden bir yıl sonra üretilen ve uyuşmazlık konusu olmayan ürünler üzerinde inceleme yaptırıldığının ortada olduğunu,İncelemeye gönderilen ve 19.08.2015 üretim tarihli olan diğer numunenin de yine ihtilaflı faturalar karşılığında teslim edilen ürünlerden olmadığını; davacı müvekkili şirket tarafından üretilen ürünler üretildiği gün doğrudan depoya kaydedilmekte olduğunu; dosyada mevcut olan depo kayıt belgesinde de görüleceği üzere; 80 numaradaki ... nolu fatura ile yapılan teslimat sonucunda, 07.08.2015 tarihinde depodaki stoğun tamamen sıfırlandığını; bunun üzerine, 81 numarada da görüleceği üzere, 19.08.2015 tarihinde üretilen 19008 parça ürün aynı gün (19.08.2015) depoya kaydedildiğini ve ... nolu fatura ile davalı yana satıldığını; böylece deponun yine anılan tarihte sıfırlanmış halde olduğunu; bu nedenle, üzerinde performans testi yapılan 19.08.2015 üretim tarihli numune de uyuşmazlık konusu faturalar ile teslim edilen ürünlerden olmadığını; açıklanan hususlar doğrultusunda, ilk derece mahkemesi tarafından dava konusu faturalar ile teslim edilen ve ayıplı olduğu iddia edilen numuneler üzerinde inceleme yapılmadığının ortada olduğunu, Mahkeme tarafından üzerinde teknik inceleme yaptırılan ve yine davalı - karşı davacı tarafından laboratuvar incelemesinden geçirildiği ileri sürülen numunelere ait lot bilgileri ile uyuşmazlığa konu faturalarla teslim edilen ürünlere ait lot bilgilerinin örtüşmediğini; uyuşmazlık konusu ürünler üzerinde herhangi bir inceleme yapılmamış olmasına rağmen ihtilaflı ürünler farazi bir şekilde ayıplı olarak nitelendirildiğini,İşbu uyuşmazlığa konu ürünleri içerir ... numaralı faturadaki lot numaraları ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... iken  ... numaralı faturadaki lot numaraları ..., ..., ...,... şeklindedir. Buna karşılık gerek ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan gerekse davalı - karşı davacı tarafından mahkemeye sunulan laboratuvar incelemesi sonuçlarında, incelenen numunelere ait lot numaraları uyuşmazlık konusu ürünlere ait lot numaraları ile örtüşmediğini, İlk derece mahkemesi tarafından yaptırılan incelemeye konu ürünlerin üretim tarihleri ve lot numaraları aşağıdaki gibi olup Daireniz tarafından da görüleceği üzere; uyuşmazlığa konu ürünlere ait lot numaraları ile aşağıdaki lot numaralarının örtüşmediğini, PROTOKOL NO ÜRETİM TARİHİ LOT NO İNCELEME  ...10.06.2016 2016/162/1 Mahkeme kanalıyla ... 06.05.2016 2016/127/2 Mahkeme kanalıyla...01.04.2016 2016/092/2 Mahkeme kanalıyla...19.08.2015 2015/231/3 Mahkeme kanalıyla...   belirsiz belirsiz Karşı tarafça sunulan... 06.05.2016 2016/127/2 Karşı tarafça sunulan...19.02.2015 2015/049/2 Karşı tarafça sunulan ...belirsiz belirsiz Karşı tarafça sunulan Bu sebeple, ilk derece mahkemesi tarafından uyuşmazlığa konu numuneler üzerinde inceleme yaptırılmadığı ve hatta üretim dönemleri dahi oldukça farklı ürünlerin baz alındığını; ilk derece mahkemesi, uyuşmazlığın çözümünden ziyade davalı - karşı davacının \"iddia\" boyutundaki beyanları ile ilgilendiğini, tüm itirazlarını görmezden geldiğini ve eksik inceleme ile hatalı bir hüküm tesis ettiğini; dosya kapsamındaki tüm itirazlarını yerel mahkeme tarafından değerlendirilmemiş olup Gerekçeli Karar'da da çelişkili hususların giderilmediğini ve incelenmesi, çözümlenmesi gereken hususlara ilişkin herhangi bir açıklama veyahut gerekçeye yer verilmediğini; bu kapsamda, yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğinin ortada olduğunu, Müvekkili firma tarafından üretilmeyen ve üreticisi belli olmayan açık ambalajlı ürünlere ilişkin raporlar davalı - karşı davacı tarafından Mahkeme'ye sunulduğunu ve ilk derece mahkemesinin hatalı bir kanaat oluşturmasına sebep olunduğunu,Davalı - karşı davacı yan, üretim tarihi ve üreticisi belli olmayan, açık ambalajlı numuneler üzerinde laboratuvar incelemesi yaptırmış olup bu inceleme sonuçlarını ilk derece mahkemesine sunmuştur. Açık ambalajlı numuneler üzerinde yapılan incelemenin güvenilirliği mevcut olmamakla birlikte, bu ürünlerin kim tarafından hangi tarihte üretildiğinin dahi belirsiz olduğunu,...protokol numaralı test sonucuna konu numunelerin üretici firmasının belli olmamasının yanı sıra, numuneler açık ambalaj ile gönderilmiş ve bu şekilde incelemeye tâbi tutulduğunu; bu numunelerin davacı müvekkili şirket trafından üretilen bulaşık makinesi tableti olduğunun kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığını; başka üretici firmalarca üretilen herhangi bir tabletin açık paketle gönderilmiş olması ihtimalinin de oldukça yüksek olduğunu; dosya kapsamında alınan Bilirkişi Heyet Rapor'unun 9. sayfasında da tespit edilip belirtildiği üzere; uyuşmazlığa konu ürünlerin satın alındığı dönemde ve hatta birkaç hafta ara ile, davalı - karşı davacı firma dava dışı ... Şti.'den de bulaşık makine tableti satın aldığını ve bunları da piyasaya sürdüğünü; uyuşmazlık konusu ürünlerin yer aldığı ... nolu fatura 11.09.2015; ... nolu olan ise 18.09.2015 tarihli olup davalı - karşı davacı firma kayıtlarında da tespit edildiği gibi, karşı taraf dava dışı... Şti.'den 05.08.2015 - 07.08.2015 tarihleri arasında toplam 203.734 adet; 29.09.2015 tarihinde 122.000 adet; 30.12.2015 tarihinde 6.890 adet bulaşık makinesi tableti satın aldığını; bu kapsamda esasen, dava konusu bulaşık makinesi tabletinin aynı dönemde dahi tek üreticisinin müvekkil firma olmadığı ilk derece mahkemesi nezdinde yapılan incelemede ortaya çıkmış ise de, bu husus yerel mahkeme tarafından görmezden gelindiğini,Bunun yanı sıra, açık ambalajla gönderilen bu numunelerin gerçekten uyuşmazlık konusu ... marka deterjan tableti olduğunun dahi şüpheli olduğunu; Menşei belli olmayan ürünlerin, müvekkili şirkete ait olduğu iddiası ile yetinilmesi mümkün değilse de, ilk derece mahkemesi tarafından, ne olduğu belirsiz numunelere istinaden hazırlanan anılan teknik  incelemeler hükme esas alındığını; davalı şirket tarafından dosyaya sunulan, ... protokol numaralı test sonucuna konu numunelerin de yine hangi firma tarafından üretildiğinin belirli olmadığını; buna rağmen, ilk derece mahkemesi tarafından dava dosyasının taraflarıyla ilgisi olmayan ne olduğu belirsiz ürünlere ilişkin test sonuçlarına istinaden hatalı değerlendirmeler yapıldığını; bu kapsamda, davalı - karşı davacı tarafından mahkemeye sunulan ve göz önünde dahi tutulması mümkün olmayan inceleme sonuçlarının  hükme esas alınması hukuka aykırı nitelikte olup ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini,İncelemeye gönderilen numunelerin bir kısmının üretim tarihi belirsiz iken bir bölümünün de  son kullanma tarihinin geçtiğini,Hangi firma tarafından üretildiği belli olmayan ... ve ... protokol numaralı raporlara konu ürünlerin, üretim tarihleri belirli değildir. Bunun yanı sıra, ... protokol numaralı rapora konu ürünlerin son tüketim tarihi 19.08.2017 olmasına rağmen, bu ürünler üzerinde 25.06.2018 tarihinde inceleme yapıldığını; aynı şekilde, ...protokol numaralı rapora konu numunelerin son kullanm tarihi 01.04.2018 olmasına rağmen, ürünler üzerinde 25.06.2018 tarihinde inceleme gerçekleştirildiğini; son kullanma tarihinden yaklaşık bir yıl sonra ürünler üzerinde performans testi yapılması, sağlıklı bir sonucun ortaya çıkmasını engellemekte olduğunu; deterjanın, petro-kimya ürünlerinden elde edilen, temizleme ve arıtma gibi işlemlerde kullanılan kimyasal bir madde olduğunu; birçok maddenin kompleks bir karşımı sonucu elde edilen bu ürün, çevresindeki kimyasal maddelere, kimyasal faktörlere, çevre, saklama ve kullanım koşullarına göre farklı sonuçlar gösterebilmekte olduğunu; kimyasal bir ürün son kullanma tarihi geçtikten sonra çok tabii olarak etkisini yitirmeye ve hatta fiziksel olarak da bozulmaya başlayacağını; bu nedenle, son kullanma tarihinin üzerinden uzun süre geçen ürünlere ilişkin raporların dikkate alınmasının hatalı bir kanaatin oluşmasına neden olduğunu; bu konudaki tüm itirazlarımız ısrar ile ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını; bu kapsamda, gerektiğinde farklı bir uzman bilirkişiden rapor alınmasının da mümkün ise de, ilk derece mahkemesi bu husustaki ihtiyacı görmezden geldiğini,Müvekkili tarafından üretilen ürünlerin ayıplı olmadığı sübuta ermişse de buna ilişkin inceleme sonuçları ilk derece mahkemesi tarafından görmezden gelindiğini,Müvekkili şirket tarafından satılan hiçbir ürün ayıplı nitelikte olmayıp esasen ürünlerin, üründen beklenen koşullara uygun olduğu ve ayıplı olmadığı ilk derece mahkemesi tarafından yaptırılan inceleme kapsamında tespit edildiğini; buna karşılık, bu sonuçlar yerel mahkemece görmezden gelinmiş, göz önünde tutulmadığını,Mahkeme tarafından ilgili laboratuvar nezdinde ve müvekkil firmaya ait olduğu belirli olan ürünler üzerinde yaptırılan incelemeler kapsamında da belirlendiği üzere; müvekkil şirket tarafından üretilen ürünler, ayıplı olmayıp kendilerinden beklenen performansın üstünde bir performansa sahip olduğunu, PROTOKOL NO<br>ÜRETİM TARİHİ ÜRETİCİ PERFORMANS SONUCU İNCELEME...10.06.2016VALDI 1.6.  Mahkeme kanalıyla...06.05.2016VALDI 1.8 Mahkeme kanalıyla İlk derece mahkemesi nezdinde görülen davada yapılan incelemede, performans oranları ... protokol numaralı raporda 1.6;  ... protokol numaralı raporda ise 1.8 olarak tespit edilmiştir. Bu raporlar ile esasen müvekkil yanın üretiminde olan ürünlerin ayıplı olmadığı sübuta ermişse de, ilginçtir ki, bu sonuçlar yerel mahkeme tarafından görmezden gelindiğini,Gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmeyen davalı/karşı davacı tarafın ayıba karşı tefekkül hükümlerinden yararlandırılması usul, yasa ve hukuka aykırı olduğunu,Hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için dava konusu ürünlerin ayıplı ürün olduğu kabul edilse dahi, gözden geçirme ve bildirim yükümlülükleri süresi içerisinde yerine getirilmediğini,Ayıba karşı tekeffülden doğan taleplerin ileri sürülebilmesi için  \"gözden geçirme ve bildirme\" yükümlülüğünün ifa edilmiş olması gerektiğini; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 223. maddesinde bu hususun hüküm altına alındığını,\"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\"Tacirler arasındaki ticari nitelikli ilişkiler yönünden de aynı esas geçerli olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 23/c'de, teslim sırasında açıkça belli olan ayıpların iki gün içerisinde ihbar edilmesi gerektiğinin vurgulandığını; açıkça belli olmayan ayıplar yönünden ise, alıcının teslimden itibaren sekiz gün içerisinde inceleme yaptırması ve bu doğrultuda ihbarda bulunmasının şart olduğunu, \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\"Buna karşılık, davalı / karşı davacı şirket tarafından dava konusu ürünler hakkında yasal süresi içerisinde herhangi bir inceleme yaptırılmadığı gibi yine süresi içerisinde bildirimde de bulunulmadığını; anılan sebeplerde davalı / karşı davacı şirket, gözden geçirme ve bildirim yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmediğinden, şirketin ayıba karşı tefekkül hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını,Yargıtay'ın güncel içtihatlarında da sekiz günlük yasal süre içerisinde inceleme ve bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiği, aksi durumda ayıba karşı tekeffül hükümlerine dayanılamayacağının vurgulandığını,T.C. YARGITAY 17.Hukuk Dairesi 2019/2952 E. 2021/2938 K. 18.03.2021 T. Satış tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu uyarınca ticari alım satımlarda alıcı, açık ayıplar için iki, gizli ayıplar için ise sekiz günlük olan yasal süreler içerisinde inceleme yükümlülüğünü yerine getirip ayıp ihbarında bulunmalıdır. Bu hak düşürücü sürelere tabi inceleme yükümlülüğünü yerine getirmeyen alıcının ayıba bağlı hakları da ortadan kalkmaktadır. T.C YARGITAY 11.Hukuk Dairesi 2020/2649 E. 2021/756 K. 02.02.2021 T. Dava, ayıplı mal nedeniyle uğranılan zararın tazminine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılamaya göre, uyuşmazlık konusu malların satışına ilişkin sözleşmenin 21.07.2015 tarihli olduğu, 24.10.2015 tarihinde ise teslimatın gerçekleştirildiği, davacı tarafça ayıp ihbarının ise 13.11.2015 tarihli ihtarname ile yapıldığı, bahse konu ayıbın gizli ayıp olduğu kabul edilse dahi 6102 sayılı TTK'nın 23. maddesinde öngörülen 8 (sekiz) günlük yasal süre içerisinde davacı tarafından davalı tarafa başvurulmadığı, dolayısıyla tacir olmanın özel hükümlerinden olan süresinde ayıp ihbarında bulunma zorunluluğunun gereğinin yerine getirildiği hususunun davacı tarafça ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. ...Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, ... oybirliğiyle karar verildi.Yukarıdaki güncel kararlarda da, yirmi gün sonra yapılan ihbar geç olarak nitelendirilmiş ve sekiz günlük hak düşürücü süreye riayet edilmemesi nedeniyle alıcının ayıba bağlı haklarının ortadan kalktığının önemle vurgulandığını; Davalı / karşı davacı tarafın da, her ne kadar ayıp ihbarında bulunduğunu ileri sürmüşse de, somut vakıada müvekkili yana iletilen herhangi bir ayıp ihbarı olmadığı gibi, ürünleri tüketime arz eden davalı / karşı davacı taraf, bundan önce ürünleri incelettirmediğini ve süresi içerisinde bildirimde de bulunmadığını; bu sebeple, karşı tarafın ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanmasının mümkün olmadığını; buna karşılık, ilk derece mahkemesi tarafından hatalı olarak, davalı / karşı davacının süresi içerisinde inceleme ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği hususunun tüm itirazlarına rağmen göz önünde tutulmadığını, aksine anlayamadıkları bir şekilde karşı tarafın ayıba bağlı haklardan yararlandırıldığını; bu bakımdan, ilk derece mahkemesinin mevzuat ile güncel Yargıtay kararlarına aykırı bir hüküm oluşturduğuna istinaf incelemesi neticesinde de kanaat getirileceğini,Muayene ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeden malın 3. kişilere satılmasının, basiretli bir tacir davranışı olarak kabul edilmediği ilk derece mahkemesi tarafından dikkate alınmadığını,Kabul anlamına gelmemesi kaydıyla, bir an için ürünlerin ayıplı ve hatta gizli ayıplı olduğu düşünülse dahi, davalı / karşı davacı şirket uyuşmazlığa konu ürünleri laboratuvar ortamında muayene ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeden hizmete sunduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığını; bu denli önemli bir müşterisi olan dava dışı ...'e satış yapmadan önce, oldukça masrafsız ve 1-2 gün içerisinde sonuçlanan laboratuvar incelemesini yaptırmadan ürünleri satışa arz eden davalı/karşı davacı yanın basiretli bir tacir gibi davranmadığı göz önünde tutulması gerektiğini, Bilirkişi ek raporu da oluşturulan görüşün aksine; karşı tarafın, müşteri şikayetlerinin gelmesinden sonra davaya konu ürünler hakkında performans testi yaptırdığı yönündeki beyanı karşısında, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da göz önünde tutulduğunda, somut vakıada davalı/karşı davacı şirket tarafından muayene ve kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmediğini; karşı davanın reddini talep ettiklerini,İlgili yerleşik Yargıtay kararlarından da görüleceği üzere, ürünlerde bir an için gizli ayıp olduğu düşünülse dahi, alıcının, imkanı olduğu halde ürünlerin kendisine tesliminden sonra herhangi bir laboratuvar marifetiyle gözden geçirme ve dolayısıyla bildirim yükümlülüğünü yerine getirmemesi dolayısıyla ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamayacağını,Davalı/Karşı davacının 2015 yılında laboratuvar marifetiyle yaptırmış olduğu performans testlerinin, bir takım müşteri şikayetlerinin gelmesinin ardından yapılan testler olduğunu ve alıcının ürünü teslim almasından itibaren makul bir sürede gerçekleştirilmiş bir gözden geçirme işlemi bulunmadığını,Buna karşılık, davalı-karşı davacı şirket tarafından ayıplı olduğu iddia edilen ürünler hakkında süresi içerisinde bildirimde bulunulmamış olup bir an için davaya konu ürünlerin ayıplı olduğu düşünülse dahi ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanılması mümkün olmayacağını,Yargıtay'ın yerleşik içtihatında da; ticari ilişki kapsamında gündeme gelen gizli ayıplarda ürünlerin alındığı anda alıcı tarafından laboratuvar incelemesinden geçirilmesi gerektiği, kontrol yapılmadan ürünün üretime geçirilmesi/halka sunulması ve ayıbın müşteri şikayetleri ile fark edilmesi durumunda ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanılamayacağının vurgulandığını,\"...Mahkemece; ...557 kg kumaş ile 1016 adet kesilmiş mamulün hem açık hemde sonradan tesbit edilen boncuklaşma sebebiyle gizli ayıplı bulunduğu, davacıya 1.620 ,7 kg kumaş satıldığı işletmede yapılan tesbitte 557 kg açık ayıplı kumaş ve kesilerek yarı mamul hale gelmiş giysi bulunduğu, davacı tarafından ayıbın müşteri şikayetlerinden sonra farkına varıldığı, davalının kumaşları 06.08.2009 tarihinde gönderdiği ,satın almadan sonra özenli bir kontrol yapılmadığı, giysi dikimi aşamasında da tesbit yapılmadığı davacının 08.10.2009 tarihinde ihtarname göndererek ayıp ihbarında bulunduğu ,12.11.2009 tarihinde ...'den rapor alındığı, satıcının ayıptan dolayı sorumlu kabul edilebilmesi için alıcının satılanı muayene ve varlığı iddia olunan ayıpları ihbar etme külfeti bulunduğu,TTK 25.madde uyarınca alıcının teslimden itibaren 8 gün içinde satılanı muayene ettirmekle yükümlü bulunduğu, ... taraflar arasında ticari bir satım sözkonusu olduğu dikkate alındığında kumaşların miktarı itibariyle zaten açık ayıplı olan kumaşlarda süresinde ihbar ve muayene yapılmadığı, gizli ayıplı olduğu kabul edilse dahi laboratuvar testi ile anlaşılabilen düşük boncuklaşma ayıbının da bir inceleme ile anlaşılabileceği, kontroller yapılmadan üretime geçildiği büyük bir kısmının satılarak tüketildiği,bir kısmının kesilmiş vaziyette olduğu, davacının kumaşları mevcut hali ile almış sayılacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. ...Davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 21.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.\" Yargıtay 19. HD., E. 2012/13847, K. 2013/982, T. 21.1.2013\"...Davalı - birleşen davacı ilk parti malı 23.11.2002, son parti malı 06.01.2003 tarihinde teslim almıştır. Ayıp ihbarı davacı - birleşen davalıya 15.01.2003 tarihinde yapılmıştır. ...Mahkemece alınan asıl ve eki raporda kumaşların davacı - birleşen davalının sattığı ipliklerden üretilip üretilmediğinin belirlenmesinin mümkün olmadığı ancak ipliklerin ayıplı olduğunun kumaş üretimi ve boyama yapılması sonrasında anlaşılabileceği bildirilmiştir. Bu durumda iplikleri partiler halinde teslim alan davalı – birleşen davacının kumaş üretimi ve boyama işlemine geçmeden önce, numune üreterek boyaması ve varsa ayıbı bu şekilde tespit etmesi, ayıbın tespiti halinde davacı – birleşen davalıyı uyarması gerekirken, muayene ve kontrol edimini yerine getirmeden doğrudan kumaş üretimi ve boyama işlemlerini yapması basiretli bir tacir davranışı olarak kabul edilemeyeceği dikkate alınmadan yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davacı-birleşen dosya davalısı yararına BOZULMASINA,... oybirliğiyle karar verildi.\" Yargıtay 19. HD., E. 2014/12045, K. 2015/1541, T. 9.2.2015 Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere; bir an için ürünlerin ayıplı ve hatta gizli ayıplı olduğu düşünülse dahi, davalı-karşı davacı şirket uyuşmazlığa konu ürünleri laboratuvar ortamında muayene ve kontrol yükümlülüğünü yerine getirmeden hizmete sunduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmadığını, <br>Karşı tarafın, müşteri şikayetlerinin gelmesinden sonra davaya konu ürünler hakkında performans testi yaptırdığı yönündeki beyanı karşısında, Yargıtay'ın yerleşik içtihadı da göz önünde tutulduğunda, somut vakıada davalı-karşı davacı şirket tarafından muayene ve kontrol yükümlülüğünün yerine getirilmediğini,Yargıtay'ın yerleşik içtihatında da; ticari ilişki kapsamında ürünlerin alındığı anda alıcı tarafından laboratuvar incelemesinden geçirilmesi gerektiği, kontrol yapılmadan ürünün üretime geçirilmesi/halka sunulması ve ayıbın müşteri şikayetleri ile fark edilmesi durumunda ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanılamayacağının vurgulandığını,Hesaplanan hatalı tutarların aksine ulaşım masrafları ve diğer masraflar müvekkil firma tarafından karşılanmış olup masraflara ve iskonto alacağına ilişkin hesaplamaların gerçeği yansıtmadığını,Her ne kadar dosyada mübrez beyanlarında ve bilirkişi raporuna itirazlarında, davalı/karşı davacının iddialarının ve aynı şekilde bilirkişilerin tespitlerinin aksine ulaşım masrafları ve diğer tüm masraflar müvekkil firma tarafından karşılandığına ilişkin iddialarını ileri sürmüşseler de ilk derece mahkemesi tarafından yapılan incelemeler esnasında anılan itirazlarımız hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın müvekkil aleyhine olacak şekilde hatalı olarak alacak hesaplaması yapıldığını,Her ne kadar karşı taraf aksini iddia etse de iade edilen ürünlerin ulaşım, elleçleme gibi masrafları müvekkili firma tarafından karşılandığını; ayrıca karşı taraf dilekçesinde, perakendeci... tarafından satışa arz edilen ve toplanması mümkün olmayan ürünler için bir bedel ödenmesinin kararlaştırılmadığından bahsetmekte olduğunu; bu noktada, karşı tarafa zaten bu ürünlerin bedellerini ödemeleri gerektiğini, müvekkili firmanın tam da bu nedenle kendilerine fatura kestiğini ayrıca toplatılmayan, satılan ve satışından kar elde edilen ürünler için bedel ödememenin hukuka aykırı olduğu hususu açıktır.Zira, karşı tarafın sattığı ve satışından kar elde ettiği ürünler için aradaki sözleşme ve faturalar dışında başka anlaşmalar aramasını anlamanın ne hukuken ne ticareten mümkün olmadığını,İlk derece mahkemesi tarafından hükme konu olan davalı/ karşı davacının kazanç kaybına ilişkin yapılan hesaplama hukuka aykırı nitelikte olduğunu,Dosyada mübrez olan, Dava dışı ... Şirketi'nden (\"...\") gelen cevabi yazıya yönelik olarak sundukları beyan dilekçelerinde de belirttiklerini; davalı/karşı davacı firma ile ... arasındaki ticari ilişkinin sonlanmasında müvekkili şirketin etkisi bulunmadığını; davalı-karşı davacı yan, ... Şirketi ile aralarındaki ilişkinin müvekkili şirket nedeniyle 2015-2016 döneminde sonlandığını iddia etmişse de, ...'den gelen cevabi yazıda ... ile... arasındaki ilişkinin 2017 yılı sonunda sona erdiği belirtilmiş olup böylece bu ilişkinin sona ermesine müvekkili şirketin neden olmadığının anlaşıldığını; işbu davanın tarafları arasında 2017 yılında devam eden bir ilişki bulunmuyor iken, 2017 döneminde dava dışı ... ile davalı/karşı davacının ilişkisinin sonlanmasına müvekkil yanın sebep olduğunun düşünülemeyeceğini, <br>Mali müşavir bilirkişi tarafından Ek Rapor'un 10. sayfasında da tespit edildiği üzere; dava dışı ... firması ile karşı taraf arasındaki mal alım-satımı yönünden gündeme gelen ticari ilişki 14.06.2017 tarihine kadar devam ettiğini,Buna göre, müvekkil firma ile davalı-karşı davacı firma arasındaki ilişki sona ermesine rağmen davalı/karşı davacı yan ile ...arasındaki ticari ilişkinin devam ettiğini, karşı taraf ...'e satış yapmayı sürdürdüğünü; bununla birlikte, ... tarafından...'e fatura edilen dava konusu ...isimli ürünlerin, tek üreticisinin müvekkil ... olmadığı da sübuta erdiğini; müvekkili firma karşı taraf için ... isimli bulaşık deterjanı üretimini 2016 yılında durdurmasına rağmen davalı/karşı davacı ..., dava dışı ...firmasına ... isimli bulaşık deterjanı satımına 2017 yılı sonuna kadar devam ettiğini,Bu hususlar doğrultusunda, ... ile karşı taraf arasındaki satış ilişkisinin 2017 yılında da devam etmesi,... ile karşı taraf arasındaki ilişkinin sona ermesine müvekkili firmanın neden olmadığını göstermekte olduğunu; başka bir anlatımla, müvekkili firma tarafından karşı tarafa ürün üretim süreci sona ermesine rağmen dava dışı ..., davalı/karşı davacı ...'dan dava konusu ürünleri satın almaya devam etmiş olup  ... ile ... arasındaki ilişki müvekkil firma tarafından tedarik edilen mallar sebebi ile sona ermediğini; davalı-karşı davacı yan ... ile gündeme gelen ticari ilişkinin müvekkili firma tarafından üretilen ürünler nedeniyle sona erdiği yönündeki iddiasını ispatlayamadıklarını; dolaylı zarar olarak atfedilen bu kalemin talep edilmesinin uygun illiyet bağının ispatı şartına bağlı olduğunun da unutulmaması gerektiğini, <br>Dava dışı ... ile karşı tarafın ticari ilişkisinin, müvekkili ... nedeniyle sonlanmadığı hususu göz önünde tutulduğunda, karşı tarafın müvekkili yandan kâr kaybı adı altında herhangi bir alacağının olmadığı, böyle bir talepte bulunamayacağını; daha önce sundukları işbu itirazların hiçbir şekilde dikkate alınmaksızın hüküm tesis etme yoluna gidildiğini ve müvekkili aleyhine gerçek dışı ve fahiş oranda olacak şekilde kâr kaybı hesaplaması yapıldığını; söz konusu kâr kaybına ilişkin hükmün de taraflarınca kabulü mümkün olmadığını,Anılan sebeplerle, müvekkili şirketin sözleşme yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmesine rağmen davalı/karşı davacı yanın ödeme yükümlülüğünden hukuka aykırı şekilde kaçındığını; her ne kadar taraflar arasındaki ticari ilişkiye konu olan malların \"ayıplı ürün\" olduğundan bahisle ödeme yapmaktan kaçındığını iddia etmişse de, detaylıca açıkladığımız üzere ürünlere ilişkin ayıp iddiaları gerçeği yansıtmadığı gibi; bir an için aksi düşünülse dahi karşı taraf \"ayıba karşı tekeffül\" hükümlerinden yararlanmak için gerekli olan sorumlulukları yerine getirmediğini; işbu sebeple, ödeme yapmaktan kaçınamayacağı gibi işbu bedellere ilişkin mahsup talebinin de yerinde olmadığını; yine yukarıda detaylıca açıklandığı üzere; davalı/karşı davacının herhangi bir kâr kaybı bulunmamakla birlikte, varlığını ileri sürdüğü kâr kaybının müvekkil şirketle bağlantılı olduğu iddiasının da asılsız olduğunu; işbu sebeplerle, ilk derece mahkemesi tarafından tesis edilen hükmün kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan ve re'sen göz önünde bulundurulacak nedenlerle; yapılacak inceleme neticesinde İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/1138 E. ve 2021/275 K. numaralı, asıl davanın reddine ve karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yapılacak inceleme sonucunda asıl davanın kabulüne ve karşı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; 11/09/2015 tarihli 25 E 2015 numaralı ve 18/09/2015 tarihli 26 E 2015 numaralı faturaya konu bulaşık makinesi tablet deterjanı ürünlerinin davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya satılıp teslim edilmesine rağmen bakiye bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline karar verilmesi talebine ilişkindir. Karşı dava; davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya satılıp teslim edilen ürünlerin gizli ayıplı olduğu iddiası ile uğranılan mahrum kalınan kar ve yapılan masraflara ilişkin maddi zararın tahsili talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucu asıl davada davacının tespit edilen miktarda fatura alacağı bulunmakla birlikte karşı davada tespit edilen alacaktan takas ve mahsup edilmesi sebebiyle davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki davada kurulan hükme karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Asıl davada davacı vekili, 11/09/2015 tarihli ... numaralı ve 18/09/2015 tarihli ... numaralı faturaya konu ürünlerin davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya satılıp teslim edilmesine rağmen, 11/09/2015 tarihli ... numaralı ve 30.412,80 Euro bedelli faturanın 20.338,04 Euro kısmının, 18/09/2015 tarihli ... numaralı ve 26.380,80 Euro bedelli faturanın 7.180,80 Euro kısmının ödenmediğini ve alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, davalı-karşı davacının icra takibine itiraz dilekçesinde iddia ettiği satılıp teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna dair iddiaların doğru olmadığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, bu sebeple asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Karşı davada davacı vekili, taraflar arasında davacı tarafından toplam aktif madde oranı %15,24, performans raporu değeri oranı 1.6 olacak şekilde üretilecek bulaşık makinesi tablet deterjanının davalıya satılıp teslim edilmesi hususunda anlaşma olduğunu, davalı tarafından söz konusu ürünlerin 2015 yılından itibaren satışına başlandığını, kendileri tarafından da dava dışı ... mağazalarına satıldığını, daha sonra müşterilerden gelen şikayetler üzerine yapılan laboratuvar testlerinde aktif madde oranı ve performans raporu değeri oranının taahhüt edildiği gibi çıkmadığını, söz konusu hususunda ... tarafından kendilerine bildirilmesi üzerine davacı tarafa bildirildiğini, sonrasında taraflar arasında yapılan görüşmede  11/09/2015 tarihli ... numaralı ve 18/09/2015 tarihli ... numaralı faturaya konu ürünlerin ayıplı çıkmaması ve...firmasınca onaylanması koşulu ile her bir fatura bedelinden % 10 iskonto yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak müşteri şikayetlerinin devam etmesi üzerine yapılan toplantıda dava konusu faturalara konu ürünlerin davacı elinde olanlarının ve ... firması depolarında olup satışa arz edilmeyen ürünlerin davalıya iade edileceğinin ve henüz ithal edilmemiş olanların iade edileceğinin kararlaştırıldığı ve iade edildiğini, söz konusu faturalardaki ürünlerden ... tarafından satışa konu edilen ve toplanması mümkün olmayan ürünlerin iade edilemediğini, ayıplı ürün teslimi sebebiyle davacı tarafından 10.000,00 Euro nakliye masrafı ve 9.718,63 Euro karşılığı 33.043,33 TL gümrükleme ve depolama masrafı yapıldığını, dava konusu faturalardan anlaşmaya göre toplam % 10 olmak üzere 3.744,00 Euro iskonto yapılması gerektiği, davalı tarafından asıl davada elleçleme ve laboratuvar masrafının mahsup edilerek takip başlatıldığını,  18/09/2015 tarihli 26 E 2015 numaralı faturaya konu 29 palet üründen 21 paletinin iade edildiği ve davalı tarafından asıl davada 8 palet için talepte bulunulduğunu, ancak yapılan görüşmelerden sonra 2016 yılında da davalı tarafından teslim edilen ürünlere ilişkin müşteri şikayetlerinin devam ettiğini ve bu sebeple ürün alımını durdurduklarını, ... tarafından da kendileri ile olan ilişkilerinin sonlandırıldığını ve bu sebeple zarara uğradıklarını, ayıplı ürün teslimi sebebiyle yapılan masraflar ve kar kaybının tahsiline ve asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  Somut uyumazlıkta; tarafların ticari defter ve kayıtları ve taraflar arasındaki mail yazışmaları incelendiğinde davacı-karşı davalı tarafından üretilen dava konusu \"...\" marka bulaşık makinesi tabletinin davalı-karşı davacıya 2015 yılının Nisan ayından itibaren satılıp tedarik edilmeye başlandığı, davalı-karşı davacı tarafından da dava dışı ... firmasına sipariş üzerine satıldığı anlaşılmıştır.Dava konusu ürünler 2014 yılında davalıdan önce davacı-karşı davalı tarafından üretilerek dava dışı... firması aracılığı ile ... firmasına satılmıştır. ... firması tarafından davalı-karşı davacıya gönderilen mail yazışmalarına göre müşteri şikayetlerinin 2015 yılı Şubat ayında başlayıp 2016 yılının sonlarına doğru devam ettiği görülmüştür. Taraflar arasındaki ticari ilişkinin başladığı ilk dönemde ... firması tarafından ürünlerin satıldığı müşterilerden şikayet gelmesi üzerine şikayet konusu ürünlerin numunesi üzerinde davalı-karşı davacı tarafından yaptırılan  içerik analizi ve performans testleri sonucu düzenlenen 22/04/2015 tarihli, 21/05/2015 tarihli, 26/08/2015 tarihli, 26/08/2015 tarihli raporlarda  davacı-karşı davalı tarafından taahhüt edilen oranları karşılamadığı tespit edilmiştir. Bunun üzerine üretici firma yetkilisi tarafından davalı-karşı davacıya gönderilen mailde özür dilenmiş ve akabinde taraflar arasında 12/11/2015 tarihli toplantıda davacı-karşı davalı tarafından davalı-karşı davacıya gönderilen asıl dava konusu ... ve ... numaralı faturalara konu ürünlere ilişkin fatura bedeli üzerinden % 10, yine davacı tarafından davalıya gönderilecek ... numaralı faturaya konu ürünlere ilişkin fatura bedeli üzerinden % 10, ..., ... ve ... faturalara konu ürünlere ilişkin fatura bedeli üzerinden % 5 iskonto uygulanacağı, sözleşme hazırlanacağı ve bundan sonraki satın almalarda sözleşme ile hareket edileceği, ..., yeni ... ürününü açık formül olarak sunacağı, ..., formüldeki sıkıntıyı çözmek için ülkesündeki akredite olmuş bir kurumdan yardım alacağı, gerekirse ...'deki firmayı kalite sistem arayacağı, bundan sonra ... ile çalışılacağı, üzerinde çalıştıktan sonra ...% 1-%3) iskonto oranı ile ilgili bilgi vereceğinin kararlaştırıldığı, söz konusu toplantı ve iskonto oranlarının üretici tarafından gönderilen mail ile teyit edildiği ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin devamına karar verildiği, ancak müşteri şikayetlerinin devam etmesi üzerine taraflar arasındaki daha sonra 29/12/2015 tarihinde yapılan toplantıda henüz ithal edilmeyen  ..., ... ve... numaralı faturalara konu ürünlerin tamamının ve ...ve ... ve ... numaralı faturaya konu ürünlerden müşterilere dağıtılmayan davalı ve... deposunda bulunan ürünlerin iade edileceği, sonrasında BİM'in raporlu numuneye uygun olmak koşulu ile üretilecek ürünlerin yeniden gönderilmesi şartı ile ticari ilişkinin devam edeceği kararlaştırılmış ve davalı-karşı davacı tarafından davacı-karşı davalıya ..., ...ve ... numaralı faturalara konu ürünlerin tamamının, ... numaralı faturaya konu ürünlerden 21 paletinin iade edildiği, ...numaralı faturaya konu ürünlerden 8 paleti ve ... numaralı faturaya konu ürünlerin ... aracılığı ile müşterilere satılması sebebiyle iade edilemediği anlaşılmıştır. Asıl davada davacı vekili de söz konusu ... ve ... numaralı faturalara konu iade edilmeyen ürünlerin bedelinden davalı-karşı davacı tarafından yapılan elleçleme ve laboratuvar masraflarını mahsup ederek icra takip talebinde bulunmuştur. Davacı-karşı davalı tarafından ticari ilişkinin başından itibaren davalıya teslim edilen ürünlere, asıl dava konusu olan faturalara konu ürünlere ve davalı-karşı davacı tarafından iade edilen ürünlere ilişkin ürünler teslim edilirken taahhüt edilen içerik ve performans değerine uygun olarak teslim etme yükümlülüğünün bulunduğu, söz konusu ürünlerin  taahhüt edilen içerik ve performans değerine uygun olduğuna ilişkin analiz raporu sunulmadığı, davalı-karşı davacı tarafından müşteri şikayetlerinin gelmesi ve kendisine iletilmesi üzerine durumun davacı-karşı davalıya iletildiği, sonrasında davacı-karşı davalının davalı-karşı davacı ile yapılan görüşmelerde ilk toplantı tarihinden önce teslim edilen ürünlerdeki müşteri şikayeti sebebiyle dava konusu olan ve iade edilen ürünlere ilişkin indirim yapılmasını kabul ettiği gibi, şikayetlerin devam etmesi üzerine yukarıda fatura numaraları belirtilen ürünlerin iadesini kabul ettiği ve asıl davaya konu fatura bedellerinden davalı-karşı davacı tarafından yapılan elleçleme ve laboratuvar masraflarını mahsup ettiği ve bu durumda davacı-karşı davalı tarafından 2015 yılında teslim edilen söz konusu ürünlerin ayıplı olduğunu ve ayıp ihbarının süresinde yapıldığını kabul etmiş olup, 2015 yılında teslim edilen ürünlerin ayıplı olmadığına ve süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığına ilişkin  savunmaları ve istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Karşı davada davacı vekilinin taleplerinden biri; iade edilen ürünlere ilişkin masraflar olup, dava dilekçesinde iade edilen ürünler sebebiyle talep edilen masraf kalemleri 10.000,00 Euro nakliye masrafı, 9.718,63 Euro karşılığı 33.043,33 TL gümrükleme ve depolama masrafı, 3.744,00 Euro asıl davaya konu faturalarda yapılacak % 10 iskonto bedeli olmak üzere toplam 23.462,63 Euro olup,  8.554,12.-Euro Elleçleme masrafı ve 1.520,64.-Euro Laboratuar masrafının asıl davada talep edilen fatura bedelinden mahsup edildiğinden bu aşamada bu alacak kalemlerine ilişkin taleplerinin olmadığı beyan edilmiştir. Yargılama sırasında sunulan ıslah dilekçesinde ise  33.043,33.-TL gümrük + depo masrafından şimdilik 12.074,00-TL, 10.000.-Euro nakliye masrafı + 3.744.-Euro iskonto = 13.744.-Euro'nun 24.06.2019 islah tarihindeki merkez bankası döviz alış kuru olan 6.559.TL hesabı ile; 6.559x13.744.-Euro= 90.147.-TL nin tahsili talep edilmiş, yine 8.554,12.-Euro Elleçleme masrafı ve 1.520,64.-Euro Laboratuar masrafının asıl davada talep edilen fatura bedelinden mahsup edildiğini vurgulamıştır. Davalı-karşı davacı vekili tarafından söz konusu masrafların yapıldığına ilişkin delil listesi ekinde bir kısım nakliye faturaları, gümrük faturaları ve masraflara ilişkin kendisinin düzenlendiği bir liste sunulmuş, bilirkişiler tarafından sunulan söz konusu belgeler dikkate alınarak hesaplama yapıldığı belirtilerek, davalı-karşı davacının kendisinin düzenlediği masraf listesi rapora aynen alınmıştır. Ancak söz konusu belgeler tek tek incelendiğinde davalı-karşı davacıya düzenlenen söz konusu nakliye faturaları ve gümrük faturalarının açık fatura niteliğinde olduğu, söz konusu nakliye ücreti ve gümrük masraflarının iade edilen ürünlere ilişkin yapılıp yapılmadığının anlaşılamadığı, davalı-karşı davacı, bilirkişi heyeti ve Mahkeme tarafından bu hususta bir ilişkilendirme yapılmadığı, söz konusu faturaların açık fatura olduğu dikkate alındığında davalı-karşı davacı tarafından bu masrafların ödendiğine dair dosya sunulmuş dekont görülemediği ve yine buna ilişkin bir ilişkilendirme yapılmadığı, davalı-karşı davacı vekiline buna ilişkin delillerin ibrazının sağlanmadığı, davacı-karşı davalının nakliye masraflarının ve diğer masrafların kendisi tarafından karşılandığı iddiasına ilişkin bir değerlendirme yapılmadığı, bu haliyle bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığı gibi Mahkeme gerekçesinin yetersiz olduğu, bunun yanında asıl davada davacı vekili tarafından elleçleme ve laboratuvar masrafının fatura bedellerinden mahsubu ile talepte bulunulduğu, davalı- karşı davacı vekilinin de bu hususu cevap dilekçesinde, ıslah dilekçesinde ve karşı dava dilekçesinde kabul ettiği, bu sebeple bu yönde şimdilik bir taleplerinin olmadığının belirtildiği, ancak buna rağmen Mahkemece karşı davada davacı-karşı davalı alacağından bu masrafların mükerrer olarak mahsup edildiği, karşı davacı vekili tarafından ıslah dilekçesinde 33.043,33.-TL gümrük + depo masrafından şimdilik 12.074,00-TL talep edilmesine rağmen Mahkemece talep aşılmak suretiyle karşı davada davacı alacağına 33.043,33-TL olarak ekleme yapılarak alacağın hüküm altına alındığı, yine davalı- karşı davacı vekili tarafından asıl davada talep edilen alacaktan takas ve mahsup talep edilmesine rağmen aynı alacak için karşı dava açılması sebebiyle takas ve mahsup koşullarının oluşup oluşmadığının Mahkemece değerlendirilmediği anlaşılmakla bu yönlerden davalı-karşı davacı vekili lehine kurulan hükmün denetime elverişsiz rapora dayanması, talep aşılmak suretiyle karar verilmiş olması ve gerekçesiz olması sebebiyle usul ve yasaya aykırı olup, davacı-karşı davalı vekilinin asıl dava ve karşı davada verilen karara karşı bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Karşı davada davacı vekilinin taleplerinden biri de; taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2016 yılında da devam etmesi üzerine davacının 2015 ve 2016 yılında teslim ettiği ürünlerin ayıplı olması ve müşterileri şikayetlerinin devam etmesi sebebiyle kendi müşterisi ... firması tarafından aralarındaki ticari ilişkinin sonlandırıldığı iddiası ile mahrum kalınan kar talebidir. Davalı-karşı davacı vekili karşı davada, davacı-karşı davalının taahhüt edilen performans oranında ürün imal edip göndermeyi taahhüt etmesi üzerine 2016 yılında da ticari ilişkinin sürdürüldüğü ve ürün gönderildiğini, ancak 2016 yılında da müşteri şikayetlerinin devam etmesi üzerine yeni parti gönderilen ürün numuneleri üzerine test ve analiz yaptırıldığını ve buna ilişkin hazırlanan 10/06/2016 tarihli raporda yine performans oranının ve aktif madde oranının taahhüt edildiği gibi çıkmadığını ve iade edilen önceki ürünlerin yeni ambalajlama yapılarak gönderildiğini ve bu sebeple davacı ile ticari ilişkiyi sonlandırdığını iddia etmiştir. Davalı-karşı davacının ticari defterlerine göre 2016 yılında davacı-karşı davalıdan 31/03/2016 tarihli ... numaralı, 25/04/2016 tarihli ... numaralı, 29/04/2016 tarihli ... numaralı, 10/05/2016 tarihli ... numaralı, 19/05/2016 tarihli ...numaralı, 01/06/2016 tarihli ... numaralı, 16/06/2016 tarihli ..numaralı, 10/06/2016 tarihli ... numaralı faturalar ile ürün aldığı anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacı tarafından söz konusu faturalara konu ürünlerin akıbeti, davacıya iade edilip edilmediği, ürünlerin ... firmasına satılıp satılmadığı hakkında bilgi verilmediği, bu hususta bilirkişi raporunda irdeleme yapılmadığı, dosyada bulunan  üretim tarihi 2016 yılı olan ürünlere ilişkin davalı-karşı davacı tarafından sunulan 10/06/2016 tarihli analiz raporu ile Mahkemece gönderilen numuneler üzerinde yapılan inceleme sonrasında düzenlenen 25/06/2018 tarihli ve 25/06/2018 tarihli raporlardaki ürünlerin 2016 yılında davacı-karşı davalıdan alınan ürünlerden hangi faturalara konu olduğu, davacı-karşı davalı tarafından alınan numunelerin kendi şirketi trafından üretilen bulaşık makinesi tableti olduğunun kesin olarak belirlenmesinin mümkün olmadığı ileri sürülmesine rağmen Mahkemece inceleme yaptırılan ve yine davalı-karşı davacı tarafından sunulan rapora konu ürünlerin 2016 yılında davacı-karşı davalı tarafından üretilen ve teslim edilen ürünler olup olmadığına ilişkin bir tespitin ve değerlendirilmenin yapılmadığı, bu durumda 2016 satış faturalarına konu ürünlerin ayıplı olup olmadığı, ürünlerin hangi tarihte davalı-karşı davacıya teslim edildiği, ayıbın hangi tarihte tespit edildiği, taraflar arasındaki mail yazışmaları ve üretici tarafından ...'e gönderilen yazılar da dikkate alındığında hangi tarihte davacı-karşı davalıya bildirildiği ve ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, ayıplı olması halinde davalı-karşı davacı tarafından söz konusu ürünlere ilişkin nasıl bir işlem yapıldığı, Mahkemece incelettirilen iki numuneye ilişkin analiz sonuçlarının taahhüt edilen performans oranlarına uygun olduğunun tespit edildiği, ancak Mahkemece söz konusu test sonucuna itibar edilmemesine ilişkin gerekçe belirtilmediği, yine Mahkemece alınan iki numunenin son kullanma tarihinin geçtiği dikkate alındığında bu hususun test sonuçları üzerinde etkisinin bulunup bulunmadığının ve buna göre test sonuçlarına itibar edilip edilmeyeceğinin bilirkişi tarafından ve Mahkemece tartışılmadığı ve değerlendirilmediği, davalı-karşı davacı tarafından... firması ile ilişkilerinin bittiğine dair delil olarak gösterilen maillerin içeriğine göre ve ... müzekkere cevabına göre 2017 yılında da aralarında ilişki bulunduğu dikkate alındığında söz konusu ayıp iddiası ile ilgili ilişkinin bittiğinin söylenip söylenemeyeceği, Mahkemece söz konusu ilişkinin bitmesi sebebiyle kar kaybına hükmedilmiş ise de hangi gerekçe ve delil ile dava konusu ayıplı ürünler sebebiyle ... firması ile ilişkinin bittiği sonucuna ulaşıldığının açıklanmadığı, yine davalı-karşı davacı ile ... firması arasında belirli süreli veya belirsiz süreli ürün satış ve tedarikine ilişkin bir sözleşme yapıldığının ve ... tarafından kendilerine belirli miktarda ürün alım taahhüdünde bulunulduğunun iddia ve ispat edilmediği gibi sipariş üzerine çalışıldığının anlaşıldığı, davalı-karşı davacı vekili tarafından kendilerinin ...firmasına gönderdiği mailde 100.000 aylık minimum sipariş için fiyat teklifinde bulunulduğu ve ayıp sebebiyle bunun mümkün olmadığının ileri sürüldüğü, ancak ... tarafından davalı-karşı davacıya belirtilen yıllarda her ay bu miktar sipariş verilip verilmediği, verilmiş olması halinde hangi tarihler için ne kadar miktar verildiği, teslim edilip edilmediği, edilmesi halinde miktarı, teslim edilmemesi halinde bu hususun davacı ürünlerdeki ayıp iddiası ile ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği, yine bilirkişi raporunda 2015 ve 2016 yıllarında ...'e satışın bulunmadığı aylara ilişkin davalı-karşı davacıya siparişin bulunup bulunmadığı, bulunması halinde miktarı ve teslim edilmemesi halinde miktarı ve teslim edilmeme sebebinin  davacı ürünlerdeki ayıp iddiası ile ilişkilendirilip ilişkilendirilmeyeceği hususlarına ilişkin bir inceleme ve irdeleme yapılmadığı,  bu aylarda ürün siparişi verilmemesi ve bu sebeple teslim edilmemesinin tespit edilmesi halinde bilirkişi heyeti tarafından ...tarafından ürün siparişi verilmeyen ve davalı-karşı davacı tarafından ürün teslim edilmeyen aylar dikkate alınarak kar mahrumiyeti hesabının yerinde olup olmadığının irdelenmediği ve doğrudan bu hesaba göre hüküm kurulduğu, kar mahrumiyetinin ... tarafından sipariş verilmesine rağmen davalı-karşı davacı tarafından ayıplı olduğu iddiası ile teslim edemediği ve bedelini alamadığını ispat ettiği ürünlere ilişkin talep edip edemeyeceğinin değerlendirilmediği, davacı-karşı davalının bilirkişi raporlarına itirazlarının, tarafların iddia ve savunmalarının bilirkişiler ve Mahkemece ayrıntılı, gerekçeli ve deliller ile ilişkilendirilmek suretiyle somut ve denetime elverişli bir şekilde karşılanmadığı ve eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmakla davacı-karşı davalı vekilinin karşı davada verilen karara karşı bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle; davacı-karşı davalının asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler ile kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, davacı-karşı davalının sair istinaf sebeplerinin ve davalı-karşı davacının asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı tüm istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,  dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı- karşı davalının asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2021 tarih ve 2017/1138 Esas- 2021/275 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,-Davacı-karşı davalının sair istinaf sebeplerinin ve davalı-karşı davacının asıl davada ve karşı davada verilen karara karşı tüm istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 22/05/2025 tarihinde HMK'nın  362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"199f674628eafe8c","SID":"a1ea9fdd678ce2cf"}}