{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ                                <br><br>ESAS NO\t\t: 2020/314  <br>KARAR NO\t\t: 2021/106<br><br>DAVA\t\t: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)<br>DAVA TARİHİ\t\t: 29/07/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 17/02/2021<br><br>Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>A.TALEP:<br>1.Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça ... numaralı ZMMS poliçesi ile sigorta edilen ... plakalı aracın ... tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında ..'nın vefa ettiğini, mirasçıları tarafından, vekil eden şirket, ... ve davalı sigorta şiketi aleyhine açılmış olan maddi manevi tazminat davasının Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyası üzerinden görülerek karara çıktığını, karar uyarınca müteveffanın mirasçıları tarafından Ankara ... İcra dairesinde .../... esas sayılı müvekkili, ..., davalı sigorta şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip sonucunda tahsilat makbuzlarından da anlaşılacağı üzere, borca ilişkin olarak sigorta şirketi tarafından ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL, ... TL vekil eden tarafından ise temerrüt faizine ilişkin olarak ... TL ödeme yapıldığını, sigorta şirketinin ödemekle yükümlü olduğu miktarı ödedikten sonra sigortalıya kanunen halef olduğunu, her ne kadar  Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında sigorta şirketinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile sorumlu olacağı belirtilmiş ise de davalının temerrüt tarihinden itibaren sorumlu olacağının kanun gereği olduğunu, temürrüt faizinin sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğini, itirazın haksız olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.<br>B. TARAF TEŞKİLİ:<br>2.Bilindiği üzere 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Hukuki Dinlenilme Hakkı” başlıklı 27. maddesi uyarınca davanın tarafları, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hak, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olunmasını da içerir. (H. Pekcanıtez, O. Atalay, M. Özekes, Medeni Usul Hukuku, 11. Bası, 2011, s. 273)(bkz; İNCEOĞLU,Sibel., İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi Kararlarında Adil Yargılanma Hakkı, İstanbul 2008, 3. Baskı, s. 260-261)<br>3.Bu açıklamalar ışığında,\tmahkememizce dosyada taraf teşkili sağlanmıştır. <br>C.CEVAP:<br>4.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyetinin olmadığını, icra dosyasına yapılan ödemenin ... tarafından yapıldığını, müvekkilinin mahkeme kararı gereği üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğini ve borcu ödediğini, mahkeme kararına karşı davacı tarafın kanun yoluna başvurmadığını, faiz başlangıcına yönelik itirazların hukuka aykırı olduğunu, icra inkar tazminatının yasal koşullarının mevcut olmadığını beyan ederek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>D. YARGILAMA SÜRECİ/HUKUKİ NİTELEME/MAHKEME KABULÜ:<br>5.Dava, itirazın iptali talebinden ibarettir.<br>6.Belirtmek gerekir ki; Genel haciz yoluyla ilamsız icra takiplerinde borçlunun itirazı üzerine takip durur ve alacaklının takibin devamını sağlamaya yarayan imkanlarından biri  İcra İflas Kanunun 67. maddesinde öngörülen itirazın iptali davasıdır.<br>7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-2415 esas,  2015/2335 karar sayılı emsal ilamında da belirtildiği üzere; İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından (süresi içinde) ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı bu davada, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini (ve istiyorsa, borçlunun icra inkar tazminatına mahkûm edilmesini) talep eder (KURU, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Türkmen Kitabevi, İstanbul, Kasım 2004, s. 220-221). <br>8.Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak ta yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu yanca itiraza uğrayan alacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu.,  2006/19-260 esas, 2006/251 karar)<br>9.Bu genel açıklamalardan sonra dosyaya dönüldüğünde; Antalya Genel İcra müdürlüğünün .../... Esas sayılı dosyası uyap üzerinden dosyamız arasına alınmıştır.<br>10.Dosyada ayrıca, ödemenin,  ... tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Aşamalarda ise, davacı vekili,  ... ile aralarındaki alacağın temlikine ilişkin sözleşmeyi sunmuştur.<br>11.Davalı taraf pasif husumet yokluğundan bahsetmiştir.<br>12.Hemen burada, davacının taraf sıfatı (husumet) etkisi üzerinde de durulmalıdır.<br>13.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2017/2-2727 esas, 2020/846 karar sayılı güncel emsal ilamında da belirtildiği üzere; Sıfat deyimi dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle (usul hukuku sorunu) ilgili olduğu hâlde; taraf sıfatı, dava konusu sübjektif hakka (maddi hukuk sorunu)  ilişkindir. Sübjektif bir hakkı dava etme yetkisi (davacı sıfatı-dava hakkı) o hakkın sahibine ait olup (aktif husumet); hakkını o hakka uymakla yükümlü kişiden (davalı sıfatı-pasif husumet) isteyebilecektir.  Sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu daha açık bir ifadeyle bir davada davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu sübjektif hakkın özüne ilişkin olması nedeniyle maddi hukuk sorunudur. Sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel bir itirazdır. Hâkim somut olayda bir itiraz sebebinin varlığını öğrenirse bu yönün kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle bu hususu kendiliğinden gözetmek zorundadır. Taraf sıfatının, dava şartı olmaması nedeniyle; hâkim, yaptığı inceleme sonunda taraflardan birinin o davada taraf sıfatının bulunmadığı kanaatine varırsa, dava şartı yokluğunun aksine davanın usulden değil, esastan reddine karar vermelidir (Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku El Kitabı, Mart 2020, Cilt-1, s.332-334).<br>14.Yukarıda da belirtildiği üzere, ödemenin davacı tarafça yapılmadığı anlaşılmakla beraber aşamalarda davacı taraf sunduğu alacağın temliki sözleşmesinde dava konusu alacağın kendisine temlik edildiği beyan etmiştir. Bu sözleşme gereği, davacının aktif husumet ehliyeti mevcut olduğundan, bu yöne ilişkin itiraz yerinde bulunmamıştır.<br>15.Bu husustan sonra dosyaya bakıldığında; Ankara ... İcra dairesinde .../... esas sayılı dosyada, takibe dayanak belgelere bakıldığında, ... tarafından ödemenin yapıldığı, adı geçen şirketin de mahkeme ilamında davalı olduğu, ödemenin başka bir davalı için yapıldığına ilişkin bir ibarenin mevcut olmadığı görülmektedir.<br>16.Antalya ... Asliye Ticaret mahkemesinin .../... esas, .../... karar sayılı dosyasında verilen hüküm dosyada da mevcuttur.<br>17.İlgili dosyada davalı olarak yer alan davacının her hangi bir istinaf kanun yolu başvurusu mevcut değildir. Bunun yanında mahkeme hükmündeki bir hususa ilişkin olarak kanuna aykırılık iddiası, henüz dosyanın kesinleşmediği de göz önüne alınarak, kanun yolu başvurusunda irdelenir. Böyle bir iddia, başka bir mahkemede/başka bir yargılamada kural olarak irdelenemez. Derdest bir davada ileri sürülmesi mümkün olan bir hususta, ilgili tarafından bu hususun ayrı bir davaya konu edilmesinde hukuki yarar yoktur. <br>18.Tüm bu hususlar ışığında; davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM/ Ayrıntısı gerekçeli kararda açıklandığı üzere;  <br>1-Davanın REDDİNE, <br>2-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL başvurma harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, harcın davacı üzerine bırakılmasına,<br>3-Davacı tarafça başlangıçta yatırılan ... TL karar harcının mahsubu ile hazineye gelir kaydına, harcın davacı üzerine bırakılmasına, bakiye ... TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>4-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28. maddesi gereğince; bakiye harcın, kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmesi gerektiğinden,  kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenmeyen harç için -kanunen belirlenen sınır göz önünde tutularak- \"harç tahsil müzekkeresi\" yazılmasına, bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmeyeceğinin bu şekilde hükümde belirtilmesine, (24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanunun 10 uncu maddesiyle bu bentte yer alan “kararın verilmesinden itibaren iki ay” ibaresi “kararın tebliğinden itibaren bir ay” şeklinde değiştirilmiştir.)<br>5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>6- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; ... TL' nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>8-Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın  hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa iadesine, karardan sonra tebligat ve benzeri masraflar için gider avansının kullanılması davacı tarafından istenirse tebligat ve benzeri için yapılacak masraflar düşüldükten sonra arta kalan miktarının UYAP üzerinden kontrolü sağlanarak karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, (6100 sayılı HMK m. 333) ;12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacak olan gider avansının miktarı ile avansın ödenmesine ilişkin usul ve esasları belirten, \"Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi\" göz önünde tutularak; her hangi bir bankaya ait hesap numarası ve/veya herhangi bir banka hesabına ait IBAN numarası verilmesi halinde taraflara ait artan gider avansının bildirdikleri hesaba aktarılmasına, davalı tarafından yatırılan gider avansının aynı şekilde istek halinde iadesine,<br>9-Kararın Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği m. 58 gereği talep  ve masraf bulunması halinde taraflara ve/veya Teb. K. m. 11 ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu., 22/01/2003, 2003/1-25 E., 2003/7 K., ,Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı., 10/07/1940, 1940/7 E., 1940/75 K. nolu kararları gereği vekil ile temsil edilen tarafın vekiline tebligata çıkartılmasına,(RUHİ, Ahmet Cemal., Tebligat Hukuku., 2008, 6. Baskı, s. 127); taraflardan birisi tarafından kanun yoluna başvurulması halinde bu hususun tebliğ isteği olarak değerlendirilerek, gerekçeli kararın tebliğe çıkarılmasına,<br>Dair, davacı vekili ...'ın yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı..17/02/2021      <br><br>Katip ...<br> ¸e-imzalıdır   <br> <br> <br>Hakim ...<br> ¸e-imzalıdır   <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28acd40fe57786a5","SID":"416181658e19c457"}}