{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. BURSA BAM   5. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No:... -...<br>T.C.<br>BURSA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  5. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ....<br>KARAR NO\t: ...<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ..<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t:...<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 26/05/2021<br>NUMARASI\t\t: ...Esas,  ... Karar<br><br>DAVACI\t: ...\t  <br>VEKİLİ\t: Av.....<br>\t  <br>DAVALI\t: ....<br>VEKİLİ\t: Av....\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 04/10/2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/10/2024<br> Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 tarih,... Esas, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;<br>TALEP\t:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkilinin işbu davayı açmakta hukuki yaranının bulunduğunu, davalı  şirketin davacı ... ve dava dışı diğer borçlulara yönelik Bursa 20. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı icra dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile 27.01.2020 tarihinde icra takibi başlattıklarını, takibin 25/10/2017 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/11/2017 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/01/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/03/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/04/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/06/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/07/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, -25/08/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, -25/09/2018 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli, -25/10/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli 10 adet bonoya dayanıldığını, müvekili davacının bonolarda lehtar/ilk ciranta sıfatını haiz olduğunun anlaşıldığını, keşideciye yönelik ödememe protestosu keşide edilmediğini, lehtara ve cirantalara müracaat edilebilmesinin ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde senet keşidecisinin ödememe protestosu ile protesto edilmesine bağlı tutulduğunu, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, yine müvekkili davacının davalı şirket ile söz konusu 10 adet bono haricinde hiçbir ilişkisi bulunmadığını, başka bir anlatımla davalı şirket ile davacı arasında provizyon ilişkisi ( karşılıklılık ilişkisi) bulunmadığını, hiçbir temel ilişkinin olmadığını, yine kabul anlamına gelmemekle birlikte kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine konu edilen 10 adet bono incelendiğinde lehtar/ilk ciranta konumunda olan davacıya müracaat hakkı bakımından lehtar ve cirantalara müracaat için TTK 749/2  hükmünde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra takibin yapıldığını ve zamanaşımının gerçekleştiğini belirterek davacı yönünden icra dosyasında 138.294,66 TL bedel üzerinden borçlu olmadığının tespitine ve ağır kusurlu davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini karar verilmesini  talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava şartı olan arabuluculuk yoluna başvurulmadığını, ödeme emrine itiraz etmemiş veya itiraz etmiş olup da itirazında zamanaşımını ileri sürmemiş olan borçlunun, takip konusu alacağın takip talebinden önce zamanaşımına uğramış olduğunu bildirerek menfi tespit davası açamayacağını, Bursa 20. İcra Müdürlüğü'nün ...E. Sayılı icra dosyası incelendiğinde zamanaşımı itirazının daha önce bahis konusu edilmediğini bu bağlamda davacı tarafın zamanaşımı itirazında bulunarak menfi tespit davası açmasında korunmaya değer hukuki yararı olmadığından davanın reddi gerektiğini, kanuni süresi içinde protesto çekilmemesinin bononun vasfını kaybettirmeyeceğini, taraflar arasında temel ilişkiye dayalı olarak davalının bono protesto edilmese dahi müracaat hakkı bulunduğunu,  esasa yönelik olarak da takip dayanağı kambiyo senedi olduğundan kambiyo hukukunda müteselsil sorumluluk ve müracaat hakkı prensipleri geçerli olduğundan davacının müvekkiline borçlu olduğunu, provizyon ve karşılıklılık gibi kavramların çek hukukuna ait kavramlar olduğunu, bonolarla bağlantılı olmadığını, yine soyutluk ilkesi gereğince bonoya bağlı bir taleple karşılaşan borçlunun bononun verilmesini gerektiren temel borç ilişkisinin yokluğunu ya da bozukluğunu alacaklıya yöneltemeyeceğini, borçlu davacı böyle bir alacağın olmadığını iddia ediyorsa bunu kendisinin ispatlaması gerektiğini zira kambiyo senetlerinde alacağın varlığının karineten kabul edileceğini, dava konusu bonoların davacının babası ... ve ... tarafından imzalanarak verildiğini, keşideci ile lehtar arasında baba-oğul ilişkisi olduğunu, ...'ün ... Tic. Ltd. Şti nin ortaklarından olduğunu, davacının ise bu şirketin gayri resmi ortağı olduğunu, şirketin borca batması üzerine davacının müvekkili  şirketten borç aldığını ve aldığı borca karşılık olarak da bu senetleri verdiğini,  takip sürecini dürüstlük kuralına aykırı ve  kötüniyetli olarak uzatmaya yönelik olarak açılan ve şartları oluşmayan işbu davanın reddine, davacı tarafın açıkça kötüniyetli olduğunun kabulüyle tazminata  hükmedilmesini  talep etmişlerdir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davaya ve takibe konu bonolarda davacının lehtar, davalının ise lehtardan sonraki ciranta hamil konumunda olduğu, Bu durumda taraflar arasında temel ilişkiye dayalı olarak davalının bono protesto edilmese dahi müracaat hakkı bulunduğu, (Y 19HD 14/02/2018 tarih 2016/14210 esas 2018/616 karar sayılı ilamı) Davacı ile davalının cirolarının ardarda olduğu, arada başka ciro bulunmadığı,  dolayısıyla davacının temel ilişki yok iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davacının temel ilişkinin olmadığını ispatlaması gerektiği, takibin itiraz edilmeyerek kesinleştiği, bundan sonra zamanaşımı define dayalı olarak menfi tespit isteminde bulunulamayacağı (Y 22HD 28/01/2016 tarih 2014/29507 esas- 2016/2294 karar sayılı ilamı). İcra takibinde zamanaşımı definde bulunmayan tarafın menfi tespit davasında zamanaşımı defi talebinde bulunması durumunda bu talebin dikkate alınıp alınamayacağına dair değerlendirme yapan Y 4HD'si de, 22/11/2012 tarih 2012/10323 esas- 2012/17633 karar sayılı ilamında aynı kanaatin belirtildiği, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının hukuki sıfatının, ciro zinciri ve cironun niteliğinın mahkemece hatalı tespit edildiğini, Davacı müvekkilinin, dava konusu bonolarda lehtar/ilk ciranta sıfatını haiz ise de dava ve takip konusu bonolarda hiçbir cirosu, kaşesi, imzası olmayan davalı şirketin sadece hamil konumunda olduğunu, mahkemece  hatalı olarak davalı şirketin ciranta/hamil sıfatını haiz olarak nitelendirildiğini, bonoların arka yüzlerinde davacının beyaz cirosu olduğunu, bonoların kim tarafından, ne suretle, nasıl tedavüle çıkarıldığını, davalı şirket tarafından nasıl ele geçirilip nasıl takip konusu yapıldığının bilinmediğini, müvekkilinin hiçbir şekilde nama yazılı cirosunun bulunmadığını, bonoların davalı şirkete müvekkili tarafından teslim edilmediğini, aksini ispata yarar bir delil de öne sürülmediğini, Müvekkilinin, keşideci şirketi temsil görünümü de yaratmadığını, Müvekkili ile davalı şirket arasında temel ilişki bulunmadığını, davacının davalı şirket ile aralarında hiçbir hukuki ilişki, temel ilişki, karşılık ilişkisi, provizyon ilişkisi de bulunmadığını, Öncelikle keşideci şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişki gereği keşideci şirketin borçlu olduğu ve bu borca karşılık bonoların alındığı, yani müvekkilinin şahsına yönelik bir borç verilmediği, müvekkilin borçlu olmadığı ve müvekkil ile bir ilişki olmadığı davalı hamil şirketçe ikrar olunduğunu, Davalı şirketin alacağını; müvekkili ...'ün babasının, sırf keşideci şirketin bir ortağı olan .... olması nedeniyle müvekkilinden tahsil etmek istemesinin  hukuka,  yasaya, usule, olmak üzere ticari hayatın esasına, ticari hayatın olağan akışına, basiretli tacir yükümlülüklerine ve bilhassa TMK m. 2 dürüstlük ve TMK m. 3 iyi niyet kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, Delil listesinde gösterilen davalı şirketin ticari defterleri ve muhasebe kayıtları üzerinde  ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi incelemesi yapılmadığını, Mahkemenin İspat yükü tayininde hataya düşerek hüküm tesis ettiğini, keşideciye ödememe protestosu çekmediği için müvekkili lehtar/ilk cirantaya aralarında temel ilişki olduğundan bahisle müracaat için hak iddia eden davalı hamil şirkete iddiasını ispat külfeti yükletilip, davalı şirketin sunduğu delillere göre bir değerlendirme yapılması gerekirken, aksi şekilde ispat yükü tayininde hataya düşüldüğünü, davacının temel ilişki olmadığını ispat etmesi gerekir gerekçesinin hatalı olduğunu, Takibe itiraz edilmeyip kesinleştiği tespitinin hatalı olduğunu, zira Bursa 2. İcra Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasında verilen ...Karar sayılı ilam ile İİK m. 170/a-2 uyarınca takibin müvekkili yönünden iptal edildiğini, kararın istinaftan geçtiğini ancak temyiz incelemesine konu olduğunu, Zamanaşımı def'ine dayalı menfi tespit davası açılamayacağı hükmünün isabetsiz olduğunu , müvekkili aleyhine genel haciz yoluyla ilamsız takip değil kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip yapıldığından bu takiplere karşı yapılan itirazlar ve öne sürülen def'iler takibi durdurmadığından; zamanaşımı def'inin  bu yolla yapılan bir takipte ileri sürülmesinin hiçbir hukuki yarar barındırmadığını, TTK'nın 749/2. maddesi gereğince, hamil tarafından ciranta ve lehtar hakkında yapılacak takiplerin, süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımı gerçekleşeceğinden ve 6102 sayılı TTK m. 750'de tahdidi olarak sayılan zamanaşımını kesen hiçbir hal ve durum bulunmadığından ve aksi davalı şirket tarafından iddia ve ispat edilmediğinden; lehtar/ilk ciranta konumunda olan müvekkile müracaat hakkı bakımından TTK m. 749/2 hükmünde öngörülen zamanaşımı süresi olan 1 yıl geçtikten sonra söz konusu takibin 27/01/2020 tarihinde yapıldığını, lehtar/ilk ciranta sıfatını haiz olan müvekkili yönünden 1 yıllık zamanaşımı süresi gerçekleştiğinden bonolar yönünden müvekkilinin davalı şirkete borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerektiğini, Davalının haksız, kötü niyetli ve ağır kusurlu takip yaptığını, bu nedenle davalı şirketin kötü niyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini belirterek kararın  kaldırılması talebi ile istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan icra takibinden sonra açılan cirantaya protesto çekilmemesi  ve zamanaşımı nedenli borçlu olmadığının tespiti istemine yöneliktir.<br>İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Somut olayda; Bursa 20. İcra Müdürlüğünün 2020/1651 Esas sayılı takip dosyası üzerinden kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile 27/01/2020 tarihinde takibe konulan 25/10/2017 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/11/2017 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/01/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/03/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/04/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/06/2018 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli, -25/07/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, -25/08/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli, -25/09/2018 vade tarihli, 15.000,00 TL bedelli,-25/10/2018 vade tarihli 15.000,00 TL bedelli 10 adet senette davacı lehdar ve ciranta, davalı ise lehtar cirosu sonrası yetkili hamil konumundadır. Senetlere ilişkin  ödememe protestosunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>Davacı, senetlerin beyaz ciro ile  ciro edildiğini,davalı ile  aralarında hiç bir temel ilişki bulunmadığını, sözkonusu senetlerin keşidecisi olan .....Şti ne süresinde ödememe protestosu gönderilmediğini, bu nedenle hamil şirket /hamilin , lehdar /ilk ciranta olarak kendisine karşı  icra takibi yapamayacağını, ayrıca hamil tarafından ciranta ve lehdar hakkında bonoya dayalı olarak yapılacak takiplerin TTK 749/2 maddesi gereğince süresinde çekilen protesto tarihinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını belirterek,  zaman aşımı süresinin geçtiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı,davacının ödeme emrine itirazda ileri sürülmeyen zamanaşımına dayalı menfi tespit davası açılamayacağını, takibin senetlere dayandığını ve müteselsil sorumluluk ve müracaat hakkı prensipleri gereği davacının  senetler nedeniyle borçlu olduğunu, davacının bononun verilmesini gerektiren temel borç ilişkisini yokluğunu veya bozukluğunu alacaklıya karşı ileri süremeyeceğini, alacağın olmadığını davacı borçlunun ispatlaması gerektiğini, süresinde protestonun yapılmamasının senedin kambiyo senedi vasfını kaybettirmeyeceğini davacı borçlunun babasının şirketinin borcundan dolayı  keşide edilen senetlerin borcun ödenmesi amacıyla verildiğini, imzaya bir itirazın sözkonusu olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>6102 sayılı TTK'nın 778. maddesi yollaması ile bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanun'un 714. ve 730. maddeleri uyarınca, belirli bir günde veya düzenleme  gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir bonoya dayanarak hamilin lehtara ve cirantalara müracaat edebilmesi, ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde senet keşidecisinin protesto edilmesine bağlıdır. Aksi halde alacaklı hamilin, anılan madde uyarınca  protesto keşide etmeksizin, lehtar ve cirantalar aleyhine kambiyo senetlerine özgü yolla takip başlatamayacağı anlaşılmaktadır. Alacaklı hamil, anılan madde koşullarında, senedi düzenleyene protesto keşide etmediği takdirde, ciranta olan borçluya veya lehdara karşı müracaat hakkını kaybedecek olup, İİK'nın 170/a-2. maddesi gereğince, icra mahkemesince, alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkının bulunup bulunmadığı re'sen araştırılmak zorundadır. ( Yargıtay 12 H.D. 2018/1730 E, 2018/2867 K, Yargıtay 19. H.D.  2016/1697 E ve  2017/873 K, Yargıtay 19. H.D.  2016/14210 E ve  2018/616 K)<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır [(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6)]. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya aittir (Kuru-El Kitabı, s. 370-372).<br>Borçlu, kambiyo senedi nedeniyle alacaklıya karşı, genel olarak, ya kambiyo taahhüdünün hükümsüz olduğunu ya da temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek menfi tespit talebinde bulunabilir. Başka bir deyişle borçlunun kambiyo senedi borcundan dolayı sorumlu olmaması, doğrudan doğruya kambiyo senetleri hukukundan doğan nedenlerden kaynaklanabileceği gibi, temel borç ilişkisine yönelik nedenlere de dayanabilir.<br>Davaya konu bonolarda davacı lehdar, davalı ise  hamil konumundadır. Bu durumda taraflar arasında temel ilişkiye dayalı olarak davalının bono protesto edilmese de müracaat hakkı bulunmaktadır. Mahkemece bu hususta \"davacının temel ilişki yok iddiasınının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve davacının  temel ilişkinin olmadığını ispat etmesi gerektiği yönündeki\" kabulü ile ispat yükünün davacı tarafa yüklenilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazı yerindedir.<br>Bununla birlikte davacı taraf zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; Zamanaşımına uğrayan bono kambiyo vasfını yitirdiğinden temel ilişki bulunan taraflar yönünden delil başlangıcı niteliğinde olup, kambiyo senetlerine özgü takibe konu edilemez. Buna rağmen kambiyo takibine konu edilmesi halinde borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması hâlinde, alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Bu durum, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile değil, borçlunun zamanaşımı def’inde bulunması ile ortaya çıkmaktadır. Borçlu süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunmazsa söz konusu bono, hamile zamanaşımına uğramamış bir bononun sağladığı tüm imkânları sağlayacaktır. Ancak ödeme emrine karşı zamanaşımı def’isine dayalı olarak itirazda bulunmayanın sonradan bu sebebe dayalı olarak açtığı menfi tespit davası dinlenme olanağı yoktur. Nitekim, davaya konu borcun takip sırasında ödenerek davanın istirdata davasına dönüşmesi veya takip konusu borcun cebri icra baskısı ile ödenip zamanaşımına uğrayan senet nedenli istirdat davasının açılması halinde  zamanaşımına uğrayan borç eksik borç niteliğinde olduğundan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 78 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği ifası halinde geri istenmesi de mümkün olmadığından dinlenilemeyeceğinden  zamanaşımı nedenli menfi tespit davası da dinlenmez. (Emsal Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin E: 2020/2929 K: 2021/1141 sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin E: 2016/12781 K: 2017/7362 sayılı ve E: 2007/5724 K: 2008/767  sayılı ilamları)<br>Bununla birlikte;\tDavacı lehdar tarafından bonoya dayalı protesto işlemi yapılmadığı iddiası ile takibin iptali talebi ile dava açıldığı, Bursa 2.İcra Hukuk Mahkemesinin ... E-2020/...Karar sayılı kararı ile \" davacı yönünden (...) İİK 170/a-2 maddesine göre takibin iptaline karar verildiği, verilen kararın davalı  alacaklının istinaf istemi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 13/01/2021 tarih  2020/1731E-2021/30 K ile \"davalı alacaklı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine\" karar verildiği , bu kararın davalı alacaklı tarafından  temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk dairesinin 29/06/2021 tarihinde ... E- .... Karar sayılı kararı ile hükmün onanmasına karar verilerek kesinleştiği  anlaşılmıştır.<br>Menfi tespit davasına konu icra takibinin dava tarihinden sonra iptal edilmiş olması, davayı konusuz bırakır. Bu nedenle, eldeki dosyada konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesi gerekmiş,  konusuz kalan davada yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda , alacaklı tarafça keşidecinin protesto edildiğinin iddia edilmediği gibi bu hususta protesto evrakının da sunulmadığı, davacı lehdar /cirantaya karşı TTK nun 730/1-b maddesi gereğince takip hakkını yitirdiği , bununla birlikte alacaklı tarafından temel ilişkiyi kanıtlanamaya yönelik delil sunmadığı gözetilerek davacının açtığı bu davasında haklı olduğu kabul edilerek davacı lehine avukalık ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekmiş, yine verilen kararın niteliği ve şartları oluşmadığından davacının kötü niyet tazminatının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kabulüne kararın kaldırılmasına dairemizce yeniden karar verilesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;<br>A-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile; <br>B- Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/05/2021 tarih, 2020/149 Esas, 2021/523 sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırılan karar yerine geçmek üzere yeniden HÜKÜM TESİSİ İLE,<br>1-Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine YER OLMADIĞINA,<br>2-Davacının kötü niyet tazminatının talebinin REDDİNE,<br>3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.361,73 TL'nin mahsubu ile artan 1.934,13 TL harcın davacıya iadesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan 427,60 TL harç ve 52,00 TL yargılama gideri toplam 479,60‬ TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,<br>6-Kesinleşme süreci tamamlana kadar masraf avanslarının kullanılabileceği nazara alınarak kararın kesinleşmesinden sonra yazı işlerince yapılacak hesaba göre artan avansların yatıran tarafa iadesine,<br>İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;<br>1-İstinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 16,50 TL masrafın  davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, artan gider avansının talebi halinde iadesine,<br>3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,<br>4-6100 sayılı HMK. 359/4. maddesine göre kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. 04/10/2024<br><br>\t\t\t\t<br>..........<br>Başkan<br>..........<br>¸e-imzalıdır <br>............<br>Üye<br>...........<br>¸e-imzalıdır <br>.............<br>Üye<br>............<br> ¸e-imzalıdır<br>...........<br>Katip<br>..............<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bc24940e54164366","SID":"b8df27a4c4d8cf54"}}