{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO\t: 2019/1007 Esas<br>KARAR NO\t: 2020/47<br>DAVA\t: Ticari Şirket (Şirket Ana Sözleşmesinde Yer Alan Hükmün İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 30/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t: 29/01/2020<br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Şirket Ana Sözleşmesinde Yer Alan Hükmün İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %50 payı oranında ortağı olduğunu, hiçbir genel kurul toplantısına çağrılmadığı gibi kendisine hiçbir bilgi verilmediği, taraflar arasında İzmir ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında görülen dava nedeniyle kısmen şirket hakkında bilgi sahibi olduğunu, davalının genel kurul toplantısı yapılması taleplerini geri çevirdiğini, şirket binasına dahi özgürce giremediğini, bu koşullar altında hissesini üçüncü kişilere devretmek istediğini, davalı tarafça hisseleri satamayacağı konusunda genel kurul kararı olduğunun bildirilerek hukuki engel olarak ileri sürüldüğünü, bu durumun mülkiyet hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, şirketi yönetip tüm kâr payını alan şirket müdürü ve diğer hissedar ile müvekkili arasında hakkaniyetsiz durumun kabul edilemez olduğunu bildirmiş, davacının şirket hisselerin dilediği üçüncü kişilere hiçbir kısıtlama olmadan dilediği bedelle satabilmesi, hisselerini devredebilmesine karar verilmesini, bu istemin aksi yönündeki tüm şirket genel kurulu kararlarının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.   <br>SAVUNMA:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın açtığı bir dava tipi olmadığını, T.T.K'nun 595. maddesinde limited şirket hisse devrinin düzenlendiğini, bu maddeye göre davacının hisselerini devretmesinin noterden devir yapması ile bu devrin şirket genel kurulunda onaylanmasına bağlandığını, dava yoluyla genel kurulca verilecek kararın alınmasının sağlanmaya çalışılmasında hiç bir hukuki menfaat bulunmadığı gibi böyle bir yöntemin de olmadığını, geçmişte ortakların hisse devrini yasaklayan hiç bir genel kurul kararı bulunmadığını, bir an için var olduğu düşünülse dahi hiç bir geçerliliğinin  bulunmadığını, ancak hisse devrinden sonra doğabilecek konuların dava konusu olabileceğini bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE:<br>Dava, davacı şirket ortağının diğer ortaklardan fazla paya sahip olmasına rağmen yönetime katılamadığı, şirket iş ve işlemlerinden bilgi sahibi olamadığı, şirkete dahi giremediği, bu nedenle şirketteki hissesini devretmek istemesine rağmen dilediği üçüncü kişiye hiçbir kısıtlama olmadan dilediği bedelle satıp, hisselerini devretmesi konusunda karar verilmesi ile aksi yönde bulunan genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. <br>Davacı vekili davasını ıslah etmiş, 27/12/2019 tarihli ıslah dilekçesi ile şirket ana sözleşmesinin pay devrini düzenleyen 14. maddesindeki pay devrinin geçerliliği için şirketin toplam payının 3/4'ünün onayının alınması gerektiğine ilişkin hükmün iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davanın tamamen ıslahı ile yeni bir dava açılmış olmaz. Tamamen ıslah edilen dava ilk davanın devamı niteliğindedir. Davacının ıslah talebi üzerine HMK'nun 176 ve devamı maddelerine uygun şekilde ıslah prosedürü yerine getirilmiştir. HMK'nun 176. ve devamı maddelerinde düzenlenen ıslah kurumu mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunu değiştirebilmesi imkanı sağlar. Davanın tamamen ıslahı ile yeni dava konusu önceki dava konusunun yerine geçer ve yine tek bir dava söz konusu olur. Islahta dava konusu olmayan bir talebin dava kapsamına alınması mümkün değildir. <br>Davacı taraf dava dilekçesinde, sahibi olduğu şirket payını dilediği kişiye, dilediği bedelle hiçbir kısıtlama olmadan satıp, devretmesine karar verilmesini talep etmiş, bu talebini ıslah dilekçesinde de tekrar etmiş, ıslahtan önce dava dilekçesinde bu talebe aykırı genel kurul kararlarının iptalini, ıslahtan sonra ise ıslah dilekçesinde bu konudaki kısıtlamayı ve onayı düzenleyen şirket anasözleşmesinin 14. maddesindeki hükmün iptalini dava konusu yapmıştır. Davanın ıslahı yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygun şekilde yapılmış olmakla ıslahla birlikte uyuşmazlık konusu şirket ana sözleşmesinin 14. maddesinin iptali istemi olmuş, yargılama bu uyuşmazlık noktası üzerinde yürütülmüştür.   <br>Davalı, limited şirket olup üç ortaklı şirketin %50 oranındaki şirket hissesi davacıya aittir. <br>Anasözleşmenin 14. maddesinde bir payın devrinin ancak şirkete bildirme ve şirket pay defterine yazılma ile mümkün olacağı, bunun için şirketin 3/4'ünün onayının gerektiği, payların yazılı olarak ve notere tasdik edilmek suretiyle devredilebileceği, ayni sermaye koyan ortakların pay devrinin 3 yıl geçmedikçe mümkün olmadığı, pay devrinde T.T.K.'nun 520. maddesi hükümlerinin mahfuz olduğu kararlaştırılmıştır.<br>Limited şirket sözleşmesi T.T.K.'nun 575 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş, 507 (1/a) maddesinde esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kanun hükümlerden ayrılan düzenlemelerin şirket sözleşmesinde öngördükleri takdirde bağlayıcı hükümler olacağı düzenlenmiştir. 579 (1) maddesinde ise şirket sözleşmesinin kanunun limited şirketlere ilişkin hükümlerinden ancak kanunda buna açıkça cevaz verilmesi halinde sapabileceği belirtilmiştir.<br>T.T.K.'nun 589 (1) maddesinde aksi şirket sözleşmesinde öngörülmediği taktirde şirket sözleşmesinin esas sermayenin üçte ikisini temsil eden ortakların kararı ile değiştirilebileceği, T.T.K.'nun 621. maddesi hükmünün saklı olduğu belirtilmiş, 621 (1/c) maddesinde ise esas sermaye paylarının devrinin sınırlandırılması, yasaklanması ya da kolaylaştırılmasının genel kurul toplantısında temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun bir arada bulunması halinde alınabileceği düzenlenmiştir. <br>Yukarıda açıklanan düzenlemeler ile Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin 06/09/2013 tarih ... esas ... karar sayılı ilamı ile çok sayıda istikrar kazanmış benzer ilamlarında da belirlendiği üzere şirket anasözleşmesi ortaklar arasında yapılmış bir sözleşme niteliğinde olup uyulması zorunlu bulunduğundan anasözleşmede öngörülen karar nisabını taşımadan alınan genel kurul kararlarının yoklukla sakat olduğu, anasözleşmede ağırlaştırılmış bir nisabın öngörüldüğü hallerde anasözleşmenin ilgili hükmünün değiştirilmesinin mümkün olup bu değişiklik için de en az sözleşme hükmünde öngörülen ağırlaştırılmış nisapta sermayeyi temsil eden çoğunluğun olumlu oyunun aranmasının gerektiği birlikte değerlendirildiğinde Türk Ticaret Kanunu'nda anasözleşmenin mahkeme kararı ile değiştirilebileceğine ilişkin bir hüküm bulunmaması nedeniyle dava yoluyla anasözleşmenin değiştirilmesinin mümkün olmadığı, ancak ortaklar kurulu kararı ile ve açıklanan şekilde anasözleşmenin değiştirilebileceği, anasözleşmenin değiştirilmesinin genel kurulun vazgeçilmez yetkilerinden olduğu dikkate alınarak dinlenmesi mümkün bulunmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: <br>Yukarıda açıklanan gerektirici nedenlerle;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Harçlar yasası gereğince alınması gereken 54,40-TL karar ve ilam harcından peşin yatırılan 44,40-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 10,00-TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>3-Davalı taraf yararına takdir edilen 3.400,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, <br>5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, <br>6-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan gider avansından artan gider avansının HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,<br>Gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yasa yolu açık  olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.29/01/2020<br>Başkan ...<br> E-İmzalıdır<br>Üye ...<br>E-İmzalıdır <br>Üye ...<br>E-İmzalıdır <br>Katip ...<br>E-İmzalıdır </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae6f505b7aba7af8","SID":"a25180b7d1d93ab5"}}