{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1873 Esas<br>KARAR NO:2025/979 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/677 Esas- 2022/303 Karar<br>TARİH:31/03/2022<br>DAVA:Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacı ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında 12.12.2013  tarihli  bayilik anlaşması akdedildiğini, bayilik anlaşmasının imzasını takiben, dava dışı... Bankası A.Ş.  tarafından, müvekkili şirketin davalı ile arasındaki  ticari ilişki anlaşmalar,  protokol, borç ve taahhüt senetlerinden doğan muhtemel borçlarına karşılık 1.150.000,00 USD tutarlı, 17.02.2014 tarih ve ... seri nolu teminat mektubu düzenleyerek  davalıya teslim edildiğini, 1.150.000,00 USD tutarlı, 17.02.2014 tarih ve ... seri nolu teminat mektubunun müvekkili şirketin teminat mektubunu alabilmek için 28.10.2013 tarihli İpotek Senedi ile ... lehine 10.000.000,00 TL bedelli, 1. dercceden Bursa ili Gürsu ilçesinde kendi adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipolek tesis ettiğini, davalı ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin  29/07/2015 tarihli fesih protokolü ile sona erdiğini,  ticari ilişkinin  son bulması ve  müvekkili şirketin davalı tarafa  herhangi bir  borcu olmadığı gerekçesi  ile davalı şirketten teminat mektubunu iade etmesinin istenildiğini, davalı şirketin müvekkili şirketi  bir süre oyaladıktan sonra teminat mektubunu ...'ya iade ettiği yönünde şifahi bilgi verdiğini, bunun üzerine müvekkili şirketin  30.11.2016 tarihinde, ...'ya  başvuruda bulunarak ipoteğin fek edilmesini talep ettiğini ancak  ...' nın aynı dönemde TMSF idaresinde bulunması sebebiyle menfi veya müspet bir yanıt alınamadığını, müvekkili şirketin  bu süreçte herhangi bir hak kaybına uğramamak adına davalı tarafa Üsküdar ... Noterliği'nde kayıtlı, 09.03.2018 tarihli ... Yev. Nolu ihtarnameyi keşide ederek teminat mektubunun akıbeti, ...'ya iade edilip edilmediği ve halen davalı taraf yedinde olup olmadığı hususlarında bilgi talep ettiğini, ancak davalı tarafın  bu ihtarnameye  herhangi bir şekilde cevap vermediğini, müvekkili şirket tarafından teminat mektubunun iade edildiği sanılırken dava dışı... tarafından  ... nezdindeki 2018/5993 E. sayılı dosya ile müvekkili şirket aleyhinde icra takibi yapılması üzerine davalı tarafın 23.12.2016 tarihinde  teminat  mektubunun nakde  çevrilmesini talep ettiğinin öğrenildiğini, dava dışı...' nın TMSF idaresinde olması sebebiyle teminat mektubu bedelini tanzim edemediğini,  müvekkili  şirket aleyhine  ... nezdindeki ... E. Sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılıp  teminat mektubu bedelinin tazminini talep ettiğini, teminat mektubunun tazmin  edilmesi talebinden ancak bu vesileyle haberdar olabilen müvekkili şirketin davalı taraf ile yeniden iletişime geçerek tazmin  talebini gerektirir bir borç olup olmadığının sorulduğunu  fakat davalı tarafın  eğer bir borç mevcut ise bu borcun sebebi ve miktarı hakkında bilgi vermekten imtina ettiğini, teminat mektubunun  12/12/2013 tarihli ve 5 yıl süreli düzenlenen sözleşmeye ait toplam riske karşılık olarak verildiğinden  ve fakat sözleşmenin 29/07/2015 tarihinde ( yaklaşık 20 ay sonra) karşılıklı anlaşma  ile feshedildiğinden  toplam teminat mektubu bedeli kadar bir borç bulunmasının mümkün olmadığını, gelinen noktada davalı tarafın  varlığını iddia ettiği borç ve sebebi hakkında bilgi vermediği gibi teminat mektubunu iade etmekten de kaçındığını, yukarıda izah edilen sebeplerle ve müvekkil şirketin, teminat mektubunu tanzim eden... tarafından, icra tehdidine maruz bırakılması da gözetilerek, davalı tarafa şimdilik 5.000,00 TL kadar borçlu olunmadığının tespitini talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, müvekkili şirket ve davalı arasında tesis edilen ve işbu dava konusu ile ilgili olan tüm sözleşmelerde ve özellikle 29.07.2015 tarihli Fesih Protokolü ile İstanbul Mahkemelerinin yetkili kılınmış olduğunu  belirterek açıklanan nedenler ile  müvekkili şirketin davalı yana şimdilik 5.0000.00 TL için borcu bulunmadığının tespitine, davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili  ...A.Ş.' nin ticari ikametgahının ...İçerenköy-Ataşehir/İstanbul olup, davacının müvekkili aleyhine ikame ettiği iş bu davada yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğundan davanın öncelikle yetki yönünden reddine karar verilmesini  talep ettiklerini,davacı tarafın  müvekkili ile arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğini ve bu nedenle herhangi bir borcunun doğmasının mümkün olmadığını iddia etmiş ise de bu iddianın kabulünün mümkün olmadığını, Kefaletname ile davacı şirketin dava dışı ... Şti. 'nin müvekkili nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 1.500.000,00 TL'sine kadar 16.05.2016 tarihinden geçerli olacak şekilde 10 yıl süreyle müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu,  müvekkili  şirket ile dava dışı ... arasında 07.07.2015 tarihli ...A.Ş. Bayilik Anlaması ve yine aynı tarihli ... A.Ş. ... Bayilik Anlaşması  akdedilmiş olup söz konusu anlaşmaların  halen yürürlükte olduğunu, müvekkili  ile dava dışı... arasında imzalanan 07.07.2015 tarihli Protokol ile dava dışı ...' ın müvekkili tarafından kendisine ödenen 1.150.000,00 USD tutarındaki finansal destek nedeniyle borçlu olduğunu ve bu tutarı müvekkilinin Protokolde belirlenen şartlarda ...'ye ödeyeceğini kabul ettiğini, dava dışı ... şirketinin 23.12.2016 tarihinde ve halen müvekkili şirkete borcu bulunmakta olup; davacı şirket  dava dışı ...'ın  müvekkili nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarına müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu, bu kapsamda davacının müvekkiline  borcunun bulunmadığı iddiasıyla ikame ettiği iş bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,... Bankası'nın TMSF tarafından başlatılan tasfiye sürecinde bankanın yükümlü olduğu teminatlar ile ilgili bir talebin olup olmadığı müvekkil şirkete sorulduğunu, dava konusu banka teminat mektubunun  davacı şirketin ve davacının müşterek ve müteselsil kefil olduğu dava dışı ...'ın doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını oluşturduğundan müvekkili tarafından bankaya tazmin talebinde bulunulduğunu, müvekkilinin  tazmin talebinin  hukuka uygun olup davacının tazmin talebinin haksız olduğuna  ilişkin iddialarının hukuki ve maddi dayanağı bulunmadığını, öte  yandan dava dışı banka tarafından hali hazırda tazmin işlemi de gerçekleştirilmediğini, davacı aleyhine müvekkili tarafından başlatılmış bir takip bulunmadığından, davacının iş bu davada tazminat talep etme hakkı da bulunmadığını  belirterek açıklanan nedenler ile davanın öncelikle yetki yönünden reddine, davacının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine, davacının dava tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 31/03/2022 tarih 2018/677 Esas- 2022/303 Karar sayılı kararında;\"Dava: ... Bankası A.Ş ... Şubesi  tarafından ...  A.Ş lehine verilen 17/02/2014  tarihli  ... seri numaralı azami 1.150.000 USD  bedelli kesin teminat  mektubundan dolayı  davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin menfi tespit davasıdır. ...Mahkememizce yapılan yargılama, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı deliller birlikte incelendiğinde, davacı ... A.Ş. ile davalı ...A.Ş. arasında 12.12.2013 tarihli akaryakıt sözleşmesi akdedildiği, işbu sözleşmenin taraflar arasında akdedilen 07.07.2015 tarihli protokol ile sonlandırıldığı, 12.12.2013 tarihli akaryakıt  sözleşmesinden dolayı davacının davalıya dava tarihi itibariyle herhangi bir borcunun bulunmadığı,  davacı... A.Ş.  tarafından, dava dışı ... Bankası'ndan 17.02.2014 tarihli, 1.150.000 USD bedelli, süresiz teminat mektubunun davalıya verildiği, dava konusu teminat mektubu ile, davalı ... ile davacı  ... A.Ş.   arasındaki ticari ilişkiler, anlaşmalar, protokoller, borç ve taahhüt senetlerinden dolayı davacı ... A.Ş. ' nin davalı/...ye karşı doğacak bütün borçları için, 1.150.000 USD limitle sınırlı olmak üzere garanti verdiğini, bu borçlardan herhangi birinin ödenmediğinin davalı tarafından dava dışı bankaya bildirilmesi halinde, teminat mektubunda yazılı olan tutarı davalıya ödeyeceğini taahhüt etmiştir.Davalı ... ile dava dışı ... Şti. arasında, 07.07.2015 tarihli akaryalık bayiliği sözleşmesi akdedildiği,  sözleşmenin 06.09.2019  tarihinde sona ereceğinin kararlaştırıldığı, davalı ... ile davacı  ... A.Ş.  arasında, 16.05.2016 tarihli kefaletname başlıklı sözleşme akdedildiği, bu sözleşmenin niteliği itibariyle kefalet sözleşmesi olduğu, iş bu sözleşme ile davacı kefil  ... A.Ş.' nin  davalı...   ile dava dışı ... Şti. arasındaki bütün anlaşmalardan dolayı davacının davalı ...'ye karşı doğacak borçlarına, 1.500.000 TL kefalet limiti ile sınırlı olmak üzere 10 yıllık süre için  kefalet yükümlülüğüne girdiği, davalının uhdesinde bulunan teminatlarının paraya çevrilmesine muvafakat edeceğini taahhüt ettiği anlaşılmıştır.6098 sayılı T.B.K.nun 583(1)maddesi hükmü uyarınca, kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin yazılı şekle tabi olduğu ve ayrıca sözleşmede kefilin sorumlu olacağı belirli  miktarın el yazısıyla gösterilmesi ve kefalet tarihinin  gösterilmesi gerekmektedir. Bu halde taraflar arasında düzenlenen 16.05.2016 tarihli sözleşme, kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartlarını haiz olsa da mahkememiz heyetince yapılan değerlendirmelerde, dava konusu uyuşmazlığın bu noktada ... A.Ş. tarafından  davalıya verilen dava konusu teminat mektubunun, davacının kefil olduğu kefalet sözleşmesinden doğan sorumluluğunu kapsayıp kapsamayacağı noktasında toplanmaktadır. Nitekim mahkememizce aldırılan mali bilirkişi raporlarına göre,   dava tarihi olan 15.12.2018 tarihi itibariyle dava dışı ...' ın davalıya 1.642.466,66 TL tutarında borcu bulunduğu, dava tarihinden sonra 17.10.2019 tarihi itibariyle asıl borçlunun davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu halde dava konusu teminat mektubunun kefalet sözleşmesinin de teminatını oluşturduğu kanaatine varılması durumunda dava tarihi olan 15.12.2018 tarihi itibariyle henüz teminat mektubunun iadesini talep etme hakkına sahip olmadığı kanaatine varılacak aksi halde davanın kabulü yoluna gidilecektir. Nitekim  davacının asaleten borçlu olduğu 12.12.2013 tarihli akaryakıt sözleşmesi, 07.07.2015 tarihli protokol ile de sonlandırılmıştır.Mahkememizce nihai olarak varılan kanaate göre,  dava konusu teminat mektubunun 17.02.2014 tarihli olduğu, kefalet sözleşmesinin ise 16.05.2016 tarihli olduğu, bu halde kefalet ilişkisinin teminat mektubundan sonra kurulduğu, teminat mektubu  kapsamındaki risklerin daha sonradan değiştirilemeyeceği,  birden fazla hukuki ilişki varsa her bir hukuki ilişki için ayrı ayrı teminat mektubu düzenlenmesi gerekeceği kanaatine varıldığından davacının davasının kabulü ile ... Bankası A.Ş ... Şubesi  tarafından ...  A.Ş lehine verilen 17/02/2014  tarihli  ... seri numaralı azami 1.150.000 USD  bedelli kesin teminat  mektubundan dolayı  davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile,''Davacının davasının KABULÜ İLE; ... Bankası A.Ş ... Şubesi  tarafından ...  A.Ş lehine verilen 17/02/2014  tarihli  ... seri numaralı azami 1.150.000 USD  bedelli kesin teminat  mektubundan dolayı  davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından da geçerli olduğu kabul edilen kefaletname ile davacı şirketin, dava dışı ... Şti.'nin müvekkili nezdinde doğmuş ve doğacak borçlarının 1.500.000,00 TL'sine kadar 16.05.2016 tarihinden geçerli olacak şekilde 10 yıl süreyle müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla kefil olduğunu, yine Yerel Mahkeme tarafından kabul edildiği üzere, dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporlarda, dava dışı ...'ın dava tarihi olan 15.12.2018 tarihi itibariyle müvekkili şirkete 1.642.466,66 TL tutarında borcu bulunduğunun tespit edildiğini;Yerel Mahkeme tarafından davacının, dava dışı ...'ın borçlarına ilişkin kefaletinin geçerli kabul edildiğini ve dava tarihi itibarıyla davacının kefil olduğu ... şirketinin müvekkili nezdinde borcunun bulunduğunun da tespit edildiğini, buna rağmen \"...dava konusu teminat mektubunun 17.02.2014 tarihli olduğu, kefalet sözleşmesinin ise 16.05.2016 tarihli olduğu, bu halde kefalet ilişkisinin teminat mektubundan sonra kurulduğu, teminat mektubu  kapsamındaki risklerin daha sonradan değiştirilemeyeceği,  birden fazla hukuki ilişki varsa her bir hukuki ilişki için ayrı ayrı teminat mektubu düzenlenmesi gerekeceği...\" gerekçesi ile davacının, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun davasının kabul edildiğini;Dava konusu teminat mektubunda, davacının müvekkili ile arasındaki sair ticari muamelelerden, davacı tarafından müvekkili şirkete tevdi edilmiş veya edilecek senet ve taahhütnamelerden doğan borçlarının azami 1.150.000 USD'sinin ödenmesinin dava dışı banka tarafından garanti edildiğini, teminat mektubu metininde de dava dışı bankanın sadece teminat mektubunun verildiği andaki değil, davacının ilerideki işlemleri nedeniyle doğacak/doğması muhtemel borçlarını da müvekkiline ödemeyi azami limit dahilinde garanti ettiğinin anlaşılacağını;Kefaletnamenin ilk paragrafında davacı şirketin, ... tarafından kabul edilen beyan ve taahhütlerin kendisi için geçerli olduğunu, kefaletin aynı hüküm ve şartlardan cereyan etmesini ve ... uhdesinde bulunan teminatlarının kefaletname kapsamında paraya çevrilmesine muvafakat ettiğini kabul ve taahhüt ettiğini, bu kapsamda bizzat davacı tarafından, dava konusu banka teminat mektubunun, davacının kefaletten kaynaklı borç ve taahhütlerin teminatını teşkil ettiğinin kabul edildiğinin izahtan vareste olduğunu;Hal böyleyken dava konusu banka teminat mektubunun, davacının kefaletinden kaynaklı taahhütlerinden doğmuş ve doğacak borçlarını da teminat altına aldığının izahtan vareste olduğunu, dava konusu olayda teminat mektubu kapsamındaki risklerin sonradan değiştirilmesi söz konusu olmadığı gibi, her bir hukuki ilişki için ayrı ayrı teminat mektubu düzenlenmesini zorunlu kılan bir hukuk kuralı da bulunmadığını;Kefaletten farklı olarak asıl borç ilişkisinden tamamen bağımsız nitelikteki garanti sözleşmesinde şekil serbestisi hakim olup, garantinin sınırının önceden belirlenmesi zorunluluğu bulunmadığını, buna rağmen bazı Yüksek Mahkeme kararlarında, garanti sözleşmelerinde riskin sınırlarının belirlenmesi ya da riskin boyutlarının belli olması gerektiğinin belirtildiğini, dava konusu olayda riskin sınırının azami miktar olarak (1.150.000,00 USD) belirlenmiş olduğundan, belirsizliğin garanti edildiğinden de söz edilemeyeceğini, dava konusu olayda garantiyi veren dava dışı banka olup, dava dışı bankanın garantisinin geçersiz olduğunda dair bir iddiası ya da talebinin bulunmadığını, davacının davadaki iddiası dava tarihi itibarıyla müvekkili şirkete borcunun bulunmadığı olup, davacının kefaletten kaynaklı borcunun bulunduğunun Yerel Mahkeme tarafından da tespit edildiğini;Açıklanan durum karşısında, davacının kefaleti ve kefaletteki taahhütlerinin geçerli olduğu kabul edilmiş olup, dava tarihi itibarıyla kefil olunan ...'ın müvekkili nezdinde muaccel 1.642.466,66 TL tutarında borcu bulunduğunun da tespit edilmiş olmasına karşılık, hukuki ve maddi dayanaktan yoksun bir gerekçe ile davacının davasının kabulüne karar verilmesinin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu;Yüksek Mahkeme kararlarında da dava tarihi itibarı ile riskin devam etmesi halinde ikame edilen menfi tespit davasının erken açıldığı gerekçesi ile reddine karar verilmesi gerektiğinin kabul edildiğini beyanla İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/677 E. 2022/303 K. sayılı kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, dava dışı banka tarafından davalıya, davacının borçları yönünden verilen teminat mektubu kapsamında borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı ile aralarında 12/12/2013 tarihli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, sözleşme gereği davalıya, ... Bankası tarafından düzenlenen 1.150.000 USD bedelli teminat mektubunun verildiğini, davalı ile aralarındaki bayilik sözleşmesinin 29/07/2015 tarihli fesih protokolü ile sona erdirildiğini, davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, bu nedenle teminat mektubunun iadesinin talep edildiğini ancak davalının sessiz kaldığını, ardından dava dışı banka tarafından teminat mektubu bedeli için haklarında icra takibi başlatıldığını beyanla davacıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, davacının dava dışı ... ...Limited Şirketi'nin borçlarına müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, adı geçen şirketin halen borcunun bulunduğunu ve bu borcun teminat mektubu kapsamında olduğunu beyanla davanın reddini savunmuş, davacı taraf cevaba cevabında, kefaletnamenin geçersiz olduğunu, dava dışı ... Şirketi'nin davalıya herhangi bir borcunun olmadığını, davalının kefalet limitini aşar şekilde tazmin talebinde bulunduğunu ve teminat mektubunun kefalet ilişkisine istinaden verilmediğini iddia etmiş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamında mübrez bilirkişi raporları ile, dava tarihi itibariyle davacının davalıya aralarındaki bayilik sözleşmesi kapsamında herhangi bir borcunun bulunmadığı, dava dışı ... ..Limited Şirketi'nin, davalının, dava dışı bankadan tazmin talebinde bulunduğu 23/12/2016 tarihi itibariyle davalıya 1.066.574,66 TL ve dava tarihi itibariyle 3.338.517,26 TL borçlu olduğu, davadan sonra dava dışı şirketin borçlarının ödendiği tespit edilmiştir. Taraflar arasında, davacı yanın davalıya, aralarında 12/12/2013 tarihinde akdedilen ve 29/07/2015 tarihli fesih protokolü ile feshedilen bayilik sözleşmesi uyarınca herhangi bir borcunun bulunmadığı noktasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İstinaf başvurusuna da konu olan uyuşmazlık, dava dışı banka tarafından verilen teminat mektubunun kapsamına davacının kefalet borçlarının da dahil olup olmadığı noktasındadır. Mahkemece de karar yerinde açıklandığı üzere, davacı ile davalı arasında imzalanan 16/05/2016 tarihli kefalet sözleşmesi ile davacı, dava dışı ... Şirketi'nin davalı ile akdetmiş olduğu bayilik anlaşması ile sair tüm anlaşma, protokol ve taahhütnamelerinden ve adı geçen şirketin her halükarda davalı ile arasındaki her türlü ticari ilişkisinden doğmuş ve doğacak borçlarının 1.500.000 TL'sine müştereken ve müteselsilen kefil olmuş olup, kefalet sözleşmesi TBK'nın 583. maddesinde düzenlenen şartları taşıdığından geçerlidir. Dava dışı banka tarafından davalıya verilen 17/02/2014 tarihli, 1.150.000 USD bedelli, süresiz teminat mektubu ile; davacının, davalı ile arasındaki ticari ilişki, anlaşmalar, protokol, borç ve taahhüt senetlerinden doğan azami 1.150.000 USD tutarındaki borç ve taahhütleri ile ...sair tüm ticari muamelelerden ya da adı geçen tarafından davalıya tevdi edilmiş ve edilecek senet ve taahhütnamelerden doğan borçlarından azami 1.150.000 USD'sine kadar borcunun ödenmesi garanti altına alınmıştır. Dava tarihi itibariyle davalı ile dava dışı ...Şirketi arasındaki bayilik sözleşmesi ve davacı ile davalı arasındaki kefalet sözleşmesi yürürlüktedir. Buna göre davacının, müşterek ve müteselsil kefili olduğu borçların dava tarihi itibariyle sona ermediği, teminat mektubu kefalet sözleşmesinden önceki bir tarihte verilmiş olsa da, mektupta açıkça davacının davalıya verdiği veya vereceği taahhütnamelerden doğacak borçlarının garanti altına alındığı, kefalet sözleşmesinin davalıya verilmiş bir taahhütname olduğu, sonradan verilen taahhütname ile teminat mektubu kapsamındaki risklerin değiştirilmediği, teminatın zaten söz konusu riskleri kapsadığı, davacının kefalet sözleşmesinde, kefil olduğu borçların tahsili için davalı nezdinde bulunan teminat mektuplarının paraya çevrilmesine muvafakat ettiği, teminat mektubunun bir kişinin başka bir kişi nezdinde, farklı sözleşmeler nedeniyle doğmuş/doğacak borçlarını garanti altına almasını engelleyen yasal bir düzenlemenin bulunmadığı, dava dışı banka tarafından kefalet borcunun teminat mektubu kapsamında olmadığına dair bir iddianın ileri sürülmediği anlaşıldığından Mahkemece, dava tarihi itibariyle davacının, davalıya teminat mektubu kapsamında borçlu olduğu, söz konusu borcun davadan sonra ödendiği ve her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş, davalı vekilinin istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç olarak davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, mahkemece deliller toplanılmış olup, yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından  HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş ve Dairemizce esas hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE,İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31/03/2022 Tarihli, 2018/677 Esas ve 2022/303 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,Dairemizce esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle,Davanın REDDİNE,<br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN:2-Alınması gereken 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 85,39 TL'nin mahsubu ile bakiye 530,01 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarf edilen harç ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından sarf edilen posta masrafı olan 18,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davalı yargılama sırasında kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca takdir edilen 222.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN:7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,9-Davalı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri 77,00 TL toplamı 297,70 TL'nin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,10-Kullanılmayan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2667cd45bf678303","SID":"b3b3080f0ddd6632"}}