{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2023/1457 <br>KARAR NO\t: 2025/611<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 10/04/2023 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2020/196 Esas,  2023/393 Karar<br>DAVA\t: Alacak (Kooperatif üyeliğinden kaynaklı) <br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>DAVA; <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, Erzurum ili, ... ilçesi, ... mahallesinde bulunan ... ada ...parselde kayıtlı arsa payına sahip iken dükkan karşılığı payına düşen gayrimenkulün tapu kaydını kooperatif adına tescil ettirip sattığını, söz konusu dükkanın kooperatif inşaatının zemin katından cadde cepheli okula bakan alt köşeden kuzey cepheli zemin 112 m2 artı asma kat dahil 2 katlı dükkan şeklinde karar defterine işlendiğini, satış vaadi işleminin ise noter tarafından düzenleme şeklinde yaptırıldığını, müvekkilinin kooperatife üyelik borçlarının tümünü ödediğini, müvekkilinin davaya konu kooperatif defterinde karar alındığını ve kendisine taahhüt edilip ancak devir ve teslim edilmeyen dükkandan değil, kendisine teslim ve tahsis edilmiş dükkandan fiilen yararlanmaya başladığını, kiraya verdiğini, ancak kooperatifin inşaatı tamamlanıktan sonra kat irtifakı ve kat mülkiyeti tapusunu müvekkilin talebine rağmen verilmediğini, müvekkiline karar defterinde belirtilen dükkanın değil başka bir dükkanın verildiğini, bu hususun kooperatifler kanununun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kooperatifte ferdileşmeye gidilmesine rağmen müvekkilinin hakkı olan taşınmazda ferdileşmeye gidilmediğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak kooperatif inşaatının zemin katında cadde cepheli okula bakan alt köşeden kuzey cepheli Erzurum ili, ... ilçesi, ... mahallesi, ... bulvarı mevki, ... ada, .. parseldeki tapu kaydına öncelikle ihtiyati tedbir konularak satışının önlenmesine, taşınmazın davalı kooperatif adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline,  kooperatif karar defterinde belirlenen yer ile müvekkiline verilen yerin aynı olması halinde bu yerin müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP:<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı kooperatiften 112 m2 asma katlı bir dükkanı satın aldığını, satış bedelinin 160.000,00 TL olarak belirlendiğini, davacının bu miktarın 70.000,00 TL'sini satış bedeli olarak verdiğini, kalan 50.000,00 TL'yi ise nakit olarak ödeyeceğini taahhüt ettiğini ancak 20.000,00 TL'sini ödediğini ve bakiye 30.000,00 TL'yi ise hiç ödemediğini, kooperatif ikinci başkanınca davacıya ihtarname çekildiğini, ancak davacının borcu ödemediğini ve tapuyu üzerine almaktan imtina ettiğini, tüm bu açıklanan nedenler göz önünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>YEREL MAHKEME KARARI; <br>Mahkemece, \"... Davacıya verilebilecek bir bağımsız bölüm bulunmaması nedeniyle, davacı taraf tapu iptal tescil talebinden vazgeçip, inşa edilen binada sözleşmede kararlaştırılan nitelikte bir dükkanın yapılmış olması halinde bedelinin tahsilini talep etmiştir. Mahkememizce yapılan keşif sonrası düzenlenen bilirkişi raporunda inşat edilen binada satım sözleşmesine konu edildiği şekilde cadde cepheli okula bakan tarafta kuzey cepheli zemin kat + 112 m2 asma kat dahil bir bağımsız bölümün inşa edilmesi halinde dava tarihindeki değerinin 648.000,00 TL olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafından satım sözleşmesine konu edilen bağımsız bölüme ilişkin arsa payının 70.000,00 TL karşılığında davalıya devredilmesi, davalı tarafa toplamda 58.000,00 TL tutarında ödeme yapması ve özellikle de davalının bakiye borcun 30.000,00 TL olarak kaldığını, bu bedelin 15/07/2013-06/11/2020 tarihleri arasındaki yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmesi üzerine mahkememizce yapılan hesaplama sonucunda bulunan 38.750,00 TL'nin davacı tarafından mahkememiz veznesine depo edilmesi üzerine davacının ödeme yükümlülüğünü yerine getirdiğinin kabul edilmesi gerektiği dikkate alınarak, davalının satım sözleşmesinde kararlaştırılan nitelikte bağımsız bölümün inşa edilmesi halindeki bedeli olan 648.000,00 TL'yi davacı tarafa ödemesi gerektiği sonucuna varılmıştır. <br>Mahkememizce taşınmazın bedeli olan 648.000,00 TL üzerinden davaca tarafa eksik harcın tamamlattırılması, bu bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesine rağmen; sehven davanın kabulü yerine, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, harcı tamamlattırılarak belirlenen dava değerinin üzerinde reddedilen bir miktar olmadığından davalı taraf lehine vekalet ücreti taktir edilmemiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"  gerekçesiyle \"Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile; 648.000,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Davacı tarafından dosya kapsamında depo edilen 38.750,00 TL'nin kararın kesinleşmesine kadar 3'er aylık vadeli hesapta nemalandırılmasına, kararın kesinleşmesinden itibaren ferileri ile birlikte davalı tarafa verilmesine,\" şeklinde  karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF İTİRAZLARI: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu doğrultusunda sunmuş oldukları ıslah dilekçesinde dava değerinin raporda belirtilen keşif tarihi itibariyle belirlenen 2.700.000,00-TL üzerinden davayı ıslah ettiklerini ve tamamlama harcı yatırdıklarını, ancak mahkemece 648.000,00-TL üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, kararın Yargıtayın denkleştirici adalet ilkesine aykırı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararı gidermeye yetmediğini, ekonomik koşullar dikkate alındığında müvekkilinin alacağını giderici mahiyette olmadığını, bu aşamada  satışa  konu taşınmazın   tapularının davalı  kooperatifin  işlemleri  sonucu devredildiğinden  dolayı  tapularının  iptal  edilerek davacı  üzerine   tescili hukuken    mümkün  olmadığından müvekkilinin davalı  kooperatiften  satın  aldığı  dava konusu dükkanın şuan ki   dava  değerinin  bilirkişilerce  keşif tarihi itibariyle hesaplanan bedelinin 2.700.000,00 TL  üzerinden  bedelinin davalıdan  alınarak  müvekkiline verilmesi gerektiğini, 13/03/2023 tarihli duruşmada da bu yönde talepte bulunmalarına rağmen mahkemenin dava tarihindeki değer üzerinden harç tamamlattığını, 10/04/2023 tarihli duruşmada da dava konusu taşınmazın keşif tarihindeki bedeli üzerinden tahsilini talep etmelerine rağmen, mahkemece dava tarihindeki değer esas alınarak karar verildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın 2.700.000,00-TL üzerinden kabulüne  karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;<br>Dava,  kooperatif üyeliğinden kaynaklı bedelin tahsili istemine ilişkindir.<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.<br>Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin dava dilekçesinde müvekkilinin davalı kooperatifin ortağı olduğunu, ... ada . parselde kayıtlı arsa payına sahip iken dükkan karşılığı payına düşen gayrimenkulün tapu kaydını kooperatif adına tescil ettirip sattığını, söz konusu dükkanın kooperatif inşaatının zemin katından cadde cepheli okula bakan alt köşeden kuzey cepheli zemin 112 m2 artı asma kat dahil 2 katlı dükkan şeklinde karar defterine işlendiğini, satış vaadi işleminin ise noter tarafından düzenleme şeklinde yaptırıldığını, müvekkilinin kooperatife üyelik borçlarının tümünü ödediğini, müvekkilinin davaya konu kooperatif defterinde karar alındığını ve kendisine taahhüt edilip ancak devir ve teslim edilmeyen dükkandan değil, kendisine teslim ve tahsis edilmiş dükkandan fiilen yararlanmaya başladığını, kiraya verdiğini, ancak kooperatifin inşaatı tamamlanıktan sonra kat irtifakı ve kat mülkiyeti tapusunu müvekkilin talebine rağmen verilmediğini, müvekkiline karar defterinde belirtilen dükkanın değil başka bir dükkanın verildiğini, bu hususun kooperatifler kanununun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu, kooperatifte ferdileşmeye gidilmesine rağmen müvekkilinin hakkı olan taşınmazda ferdileşmeye gidilmediğini iddia ederek taşınmazın bedelinin tahsilini talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde  davacının davalı kooperatiften 112 m2 asma katlı bir dükkanı satın aldığını, satış bedelinin 160.000,00 TL olarak belirlendiğini, davacının bu miktarın 70.000,00 TL'sini satış bedeli olarak verdiğini, kalan 50.000,00 TL'yi ise nakit olarak ödeyeceğini taahhüt ettiğini ancak 20.000,00 TL'sini ödediğini ve bakiye 30.000,00 TL'yi ise hiç ödemediğini, kooperatif ikinci başkanınca davacıya ihtarname çekildiğini, ancak davacının borcu ödemediğini ve tapuyu üzerine almaktan imtina ettiğini ileri sürerek davanın reddini talep ettiği, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda,  mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda inşat edilen binada satım sözleşmesine konu edildiği şekilde cadde cepheli okula bakan tarafta kuzey cepheli zemin kat + 112 m2 asma kat dahil bir bağımsız bölümün inşa edilmesi halinde dava tarihindeki değerinin 648.000,00 TL olduğunun bildirildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf aşamasında alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı  ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 24.04.2025  tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28d719b9d928bf15","SID":"c0cc070fc394d4e8"}}