{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1871 Esas<br>KARAR NO:2025/763 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2018/1049 Esas -  2022/647 Karar <br>TARİH:09/06/2022 <br>DAVA:Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Tazminat)<br>KARAR TARİHİ:08/05/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle Müvekkilinin davalı ile arasında Sermaye Piyasası Araçları Alım Satımına Aracılık İşlemleri Çerçeve Sözleşmesi ve Türev Araçların Alım Satımına Aracılık Sözleşmesi imzalandığını, 10/08/2018 tarihinde ... işlemleri sırasında müvekkilinin davalı şirketin ağır kusuru sebebi ile 10.000.000,00 TL zarara uğradığını, müvekkilinin 10/08/2018 tarihindeki iradesinin alım yönünde olduğunu, müvekkilinin verdiği teminat bedelinin 20 katı kadar USD cinsinden alım yapabildiğini dava konusu olay günü davalı çalışanlarının çeşitli bahaneler ile alım yapmadığını, bu hususun davalı şirket telefon kayıtlarının celbi ile belirlenebileceğini, müvekkilinin ısrarla alın emri verdiğini davalı şirket çalışanlarının emri yerine getirmediğini bundan dolayı oluşan zararın tazmini için huzurdaki davanın açıldığını, şimdilik 10.000,00 TL alacağın davalı yandan tahsilini, yargılama içinde yapılacak incelemeler neticesinde tespit edilecek alacağa haksız fiil tarihi olan 10/08/2018 tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmasını, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının müvekkili şirketten danışmanlık hizmeti almadığını, kendisinin ustalıkla işlemlerin yaptığını, müvekkili şirketin aracılık işlemlerini yerine getirdiğini, davacının belirttiği sürede zarar etmediğini, aksine sürekli teminat miktarını arttırarak 20 kat işlem yaptığını, bu durumun davacı hesap ekstresi ile de sabit olduğunu, davacının kendisinin yanlış yönlendirildiği iddiasının gerçek dışı olduğunu davacının tüm işlemlerini hür iradesi ile yaptığını, ses kayıtlarını sunduklarını bu kayıtlarda bu durumun belli olduğunu, davacının görüşme kayıtlarında 1 TL yi 750.000,00 TL yaptığını ifade ettiğini başka bir banka ile de yatırım yaptığını, cep telefonunda anlık durumu gösteren programın olduğunu,  sadece 4 gün işlem yapan davacının 10.000.000,00 TL zarar ettiğini belirttiğini davacının bu zararı edebilmesi için o kadar parasının olması ve kaybetmesinin gerektiğini, aksi takdirde somut olmayan kazanılıp kazanılmayacağı belli olmayan bir kar kaybının söz konusu olduğunu, kendisini eylül vadesine yönlendirildiği iddiasının görüşme kayıtları ile gerçek dışı olduğunun belli olduğunu bu vadeyi kendisinin talep ettiğini, bu nedenlerle davanın reddini, yapılan yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin  09/06/2022 tarih ve 2018/1049 Esas -  2022/647 Karar sayılı kararında;\"Dava, davalının davacı ile arasındaki aracılık sözleşmesi uyarınca verilen emir taleplerini yerine getirmemesi nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği zararının tazmini istemine ilişkindir.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir.Dosyaya sunulan görüşmelere ilişkin CD kayıtları CD çözüm bilirkişisine tevdii edilmiş görüşme kayıtları dosyaya alınmıştır.Mahkememizce resen belirlenen SPK Uzmanı ve Bankacı bilirkişiye dosya tevdi edilmiş bilirkişi raporunda \"Sübut ve delillerin takdiri hususu Sayın Mahkemenize ait olmakla beraber, yukarıda arz ve izahına çalıştığımız nedenlerle ve dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerden yaptığımız araştırma ve incelemeler sonucu; Sayın Mahkemenin 12/02/2020 tarihli ara kararında, Bilirkişi Heyetimize, davalı ...Ş. kayıtları üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmişse de Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; dosya kapsamındaki belgeler yeterli bulunmuş, davalı kurum kayıtlarında yapılacak incelemenin kanaat oluşturma bakımından ek bir delil temin etmeyeceği sonucuna varıldığından, Heyetimizce yerinde incelemeye gerek duyulmamıştır. Davacı ... ile davalı ... Arasındaki anlaşmazlık konusu işlemler, SPK mevzyatına uygun olarak hazırlanmış  ve imzalanmış şözleşme ve formlar kapsamında, davaçının kendi hür iradesi ile almış olduğu yatırım kararlarını, davalı araçı kurum yetkililerine iletmesi, aracı kurum yetkililerince de iletilen emirlerin VİOP sisteminde gerçekleştirilmesi ile ortaya çıktığı kanaati haşıl olmuştur. Davacı ... ile davalı ... Arasındaki anlaşmazlık konusu işlemlerde; davalı aracı kurumun kusurlu evlemi, haksız ve hukuka avkırı fiili ve aracı kurum yetkililerinin asılsız beyanları olmadığı kanaati hasıl olmuştur. Davacı ..., kendi hür iradesi ile almış olduğu yatırım kararları sonucu 4.033.652 TL net kar elde etmiştir. Davacı vekilinin sunmuş olduğu dilekçelerdeki 10.000.000 TL yoksun kalınan kar iddiası ile ilgili ve davalı aracı kurumun sorumluluğuna delalet edecek somut delil bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur\" şeklinde raporunu sunmuşlardır.Dosyada davacı ile davalı kurum arasındaki ses kayıtlarının analizinin dosya arasına alındığı görülmüştür. Söz konusu konuşmaların incelenmesinde müşteri temsilcisinin davacıya işlem yapmadan önce bilgi verdiği davacının onayı ile işlemleri yaptığı, davacının sisteme ve yapılan işlemlere hakim olduğu anlaşılmıştır.Yine dosya arasında yer alan SPK ve finansal piyasalar uzmanı bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda davacının kendi hür iradesi ile almış olduğu yatırım kararlarını, davalı araçı kurum yetkililerine iletmesi, aracı kurum yetkililerince de iletilen emirlerin VİOP sisteminde gerçekleştirilmesi ile ortaya çıktığı, davacı ile davalı ... Arasındaki anlaşmazlık konusu işlemlerde davalı aracı kurumun kusurlu evlemi, haksız ve hukuka avkırı fiili ve aracı kurum yetkililerinin asılsız beyanları olmadığı davacının kendi hür iradesi ile almış olduğu yatırım kararları sonucu kar elde ettiği, yoksun kalınan kar iddiası ile ilgili ve davalı aracı kurumun sorumluluğuna delalet edecek somut delil bulunmadığı şeklinde kanaat bildirildiği görülmüş, böylelikle davacının davalı kurumun kusuru ve yanlış yönlendirilmesi ile zarara uğradığı iddiasını ispat edemediği kanaati ile davanın davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\"gerekçesi ile,''1-Davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmadığını,Mahkemenin 12/02/2020 tarihli ara kararında Bilirkişi Heyetine, davalı ... kayıtları üzerinde yerinde inceleme görev ve yetkisi verildiği halde, bilirkişi heyetince \"...Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu; dosya kapsamındaki belgeler yeterli bulunmuş, davalı kurum kayıtlarında yapılacak incelemenin kanaat oluşturma bakımından ek bir delil temin etmeyeceği sonucuna varıldığından, Heyetimizce yerinde incelemeye gerek duyulmamıştır...\"  denilerek sadece dosyadaki belgelerle sınırlı inceleme yapıldığını,Bilirkişi heyeti, \"davalı kurum kayıtlarında yapılacak incelemenin kanaat oluşturma bakımından ek bir delil temin etmeyeceği...\" sonucuna banka kayıtlarını incelemeden,  o delillere temas etmeden nasıl ulaştığını; Bilirkişi heyetinin mahkemenin delil olarak kabul ettiği bir delili gereksiz/anlamsız bulma yetkisini olup olmadığını, Müvekkili davalı aracı kuruma 8/8/2018 tarihinde 25.000 TL teminat yatırmak suretiyle Ağustos vadeli  USD-TRY kontratı  almış ve pozisyonunu sürekli alım yönünde belirleyerek kontrat sayısını sürekli artırdığını, Bu artırmaların bazen hesaba ek teminat(para)para göndermek suretiyle bazen de kontratların saat başı oluşan uzlaşmalara göre belirlenen karının kullanılması yolu ile yapıldığını, Müvekkilinin, davalı şirket çalışanlarının irade sakatlayıcı beyanları ile Ağustos vadeli kontratların satılarak Eylül vadeye geçmesi sırasında tümü aynı fiyattan satılmadığı için zararı oluştuğunu; raporda konuya ilişkin olarak; \"...taraflar arasındaki telefon görüşmelerine göre davalı aracı kurum yetkilileri tarafından davacıya piyasa fiyatları, bekleyen emirler konusunda bilgi verildiği, davacının işlem yönünü belirttiği, piyasa derinliğine göre fiyat revizeleri yapıldığı ve genellikle o anki aktif fiyattan emrin gerçekleştirildiği...\" ifade edildiğini; Bilirkişi tarafından hangi emrin hangi koşullarda hangi fiyattan gerçekleştirildiği yeterince incelenip raporda gösterilmediğini ve  \"genellikle\"  o anki fiyattan alım yapıldığının bildirildiğini; hangi işlemlerin o anki aktif fiyatlardan gerçekleştirilmemiş olduğu belirtilmediği için raporun bu yönüyle eksik olup taraflar ve mahkemece DENETLENEBİLİR durumda olmadığını,Raporda \"Eylül vadeli kontrattaki işlemlerin davacının kendi hür iradesiyle aldığı yatırım kararıyla gerçekleştirildiği\" bildirilmiş ise de, piyasa ile ilgili gelişmelerin eksik ve yanlış aktarılması nedeniyle müvekkilin paniğe kapılmasına yol açıldığını, tavan kavramı açıklanmadığı için müvekkilde yanlış kanaat uyanmasına sebep olunduğunu, Öte yandan müvekkili hür iradesini bilirkişilerin taktir etme yetkisinin de olmadığını; bu tanımlamanın bilirkişilik görevi ile bağdaşmamakta olduğunu, çok bariz bir şekilde tarafsızlığın kaybedilmiş olduğunu da göstermekte olduğunu; bilirkişilerin bu tanımlamaları Mahkemeyi etkileyecek nitelikte olup davalının savunmasında sıklıkla vurgulayarak mahkeme üzerinde bir etki bırakma çabasının ürünü olduğunu; bilirkişilerin bu gibi tanımlamalar yaparak tarafların HÜR İRADELERİNİ BELİRLEME yetkisi de olmadığını, Bilirkişilerin aracı  aracı kurumlara kurmuş oldukları dernek ve vakıflar aracılığı ile  danışmanlık hizmeti verdiği ve menfaat ilişkisi içinde bulundukları da bilindiğini,Aracı kurum tarafından takınılan tavır, kullanılan sözler, psikolojik baskı oluşturan ifadelerin yatırımcıları rasyonel olmayan davranışlara yöneltebilmekte olduğunu,Ekonomik karar alma aşamasında farklı etkileşimlerle karşılaşan yatırımcıların irrasyonel davranışları'na ilişkin bilimsel görüşler rapora itirazlarında ayrıntısıyla ifade edildiğini, VİOP Piyasanın kendine özgü kurallarından birisinin de \"aracı kurumun yatırımcının iradesini etkileyecek tutum ve davranışlardan ve özellikle de  yorumlardan  kaçınması\" olduğu; yatırımcının kararlarını etkileyen en önemli unsur psikolojik unsur olup aracı kurumların bu yönde yatırımcıya etki edecek yorum, tutum ve davranışlarda bulunması, yatırım kararlarını etkiyecek beyanlarda bulunması kesinlikle yasaklandığını,Taraflar arasındaki telefon görüşmelerinde anlaşılmakta olduğunu, davalı kurum yetkilileri müvekkilinin yatırım kararlarını etkiyecek davranışlar sergilediklerini; önce Ağustos vadeli ve  long pozisyonunda bulunan müvekkilin short pozisyonuna girmesi için yönlendirdiklerini, 10.08.2018 tarihinde davalı şirket çalışanlarının Ağustos vadeli USD-TRY kontratlarında “...” ve “...bank’ın alımlara izin vermediği” şeklindeki beyanları sonucu müvekkilimin Ağustos vadeli kontratlarını satarak Eylül vadeye yönlendirilmesi sonucu Ağustos vadeli kontratlarını satan müvekkil beklenen yüksek orandaki kazancından mahrum kaldığını,Taraflar arasındaki telefon kayıtlarından da anlaşılacağını, davalı şirket çalışanları muğlak ifadelerle müvekkilinin aklını karıştırdığını, bu konuşmalardan etkilenen müvekkilinin paniğe kapılarak anlamsız şeyler söylemeye başladığını,Aracı kurum yetkilisinin görevi alım ve satım emirlerini sisteme girmekten ibaret olup yatırımcının kararını etkileyecek yorum ve davranışlardan kaçınmak zorunda olduğunu; vadeli bir  kontratta vade sonu gelmeden tavan olmanın ne demek olduğunu bilmeyen aracı kurum yetkilisi  \"bunu biz de bilmiyorduk\" diyorsa yatırımcıya doğru bilgi aktarmasının mümkün olmadığını; yatırımcıya doru bilgi verecek uzmanlıkta personel çalıştırmayan aracı kurumun  bu sebeple oluşan zarardan sorumlu olacağını, Dosyaya davalı şirket tarafından ibraz edilen CD'de kayıtlı telefon görüşmelerinde davalı şirket çalışanı EDA'nın müvekkilinin elinde bulunan çok sayıda Ağustos vadeli kontratı sattırarak daha sonra müvekkilinin kararı ile bu defa Eylül vadeli kontrat almış olması ve Eylül vadeli kontratlarda da kazançlı çıkmış olmasının Ağustos vadeli kontratların satılması sebebiyle müvekkilimin zararını ve davalı şirketin bu zarardan doğan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını; davalı şirket çalışanını Müvekkilinin Eylül vadeye geçmesine sebep olduğu için bu sebeple müvekkilinin beklenenden daha az kazandığı(kazanç kaybına uğradı) ikrar edilmiş ve bu sebeple telefonda  “üzgün\" olduğu ikrar edilmişken bilirkişinin bu görüşmelerin ve aracı kurum yönlendirmelerinin sonuca etkisinin bulunmadığı sonucuna ulaşmasının anlaşılamadığını; üzgün olduğunu bildiren aracı kurum yetkilisi sorumlunun kendisi olduğunu açıkça kabul etmekte olduğunu ancak bu gerçeği bilirkişinin görmezden geldiğini, Öte yandan taraflar arasındaki telefon görüşmelerinde Ağustos vadeli kontratlarda \" tavan olduğu\" ve bu sebeple “...BANK’IN alım yönünde  işlem yapmaya izin vermediği” şeklindeki davalı şirket çalışanlarının beyanlarının dayanaksız olduğu  tereddüde yer vermeyecek kadar açık olduğunu; oysa, müvekkilinin Eylül vadeli kontrata geçmesinden sonra Ağustos vadeli kontratlarda tavan olduğu şeklindeki beyanın asılsız olduğu ve ...bankın alım  işlemlerine izin verdiğinin anlaşıldığını ve USD 7,60 TL değere kadar yükselmiştir.Yaşanan bu somut gelişmeler sabit olduğu halde bilirkişinin müvekkilin \"hür iradesiyle karar verdiği\" görüşünü dayanaksız bıraktığını; bilirkişi müvekkilinin ... yönündeki  Ağustos vadeli kontratları için aracı kurum çalışanının irade sakatlayıcı ısrarlarına rağmen \"satmam satmayacağım..\" şeklindeki beyanlarını görmezden geldiğini,Davalı şirket çalışanlarının, müvekkile Ağustos vadeli kontratlarda \"tavan olduğu\" ve \"...bankın alım emrini yerine getirmediği\" şeklindeki beyanından sonra müvekkilinin bu konudaki sorularına cevap vermek yerine kaçamak cevaplarla sürekli  \"iki dakikaya kadar size döneceğim\" şeklinde beyanda bulundukları, bu beyanı takip eden konuşmalarda da müvekkilinin sorularına cevap vermediklerini,Davalı şirket çalışanı ... tarafından müvekkiline sık sık o anki kârlı durum hatırlatılarak daha fazla beklerse zarar edeceği iması ile  Ağustos vadeli kontratların “satış” yönünde işlem yapılması için telkinde bulunulduğunu, o âna kadar Ağustos vadeli pozisyonunu muhafaza etme kararında olduğu açıkça belli olan müvekkilin iradesinin birden long yönündeki Ağustos vadeli kontratlarını satarak daha sonra Eylül vadeli kontrat alma yönünde değişmesi ile aracı kurum yetkililerinin yönlendirmeleri arasında sebep-sonuç ilişkisi/illiyet bağı bulunup bulunmadığının bilirkişi heyeti tarafından tartışılıp değerlendirilmemiş olmasının da büyük bir eksiklik olduğunu, Müvekkili, Ağustos vadeli kontratlarda yüksek kazanç sağlaması nedeniyle vazgeçmek istemediğini, buna karşılık davalı şirket çalışanlarınca bir yandan anlık karı hatırlatılarak elindeki kontratları satışa zorlandığını, müvekkilinin “satmam satmayacağım” şeklindeki kararlı tutumu  ve bu yöndeki iradesi “Ağustos vadede tavan olduğu, ...bank'ın alımlara izin vermediği” şeklinde asılsız beyanlarla kırılarak ve  iradesi sakatlanarak Eylül vadeli kontratlara geçmesine sebep olunduğunu, Yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetlere ilişikin esaslar hakkında tebliğin aracı kurumun yükümlülüğünü belirleyen 30. maddesinin 1. bendinde; MADDE 30 – (1) Yatırım kuruluşu, alım satım aracılığı faaliyetlerinin icrası sırasında müşterilerin fiyat, maliyet, hız, takas, saklama, karşı taraf ve benzeri hususlardaki tercihlerini göz önüne alarak emir gerçekleştirme politikası çerçevesinde müşteri için mümkün olan en iyi sonucu verecek şekilde emirleri yerine getirmekle yükümlüdür. hükmü yer almakta, yine aynı tebliğin 48. Maddenin 2. bendinde;MADDE 48 – (2) Yatırım danışmanlığı faaliyetinin yürütülmesi sırasında yatırım kuruluşları tarafından;a) Yatırımcıların yerindelik testi kapsamında elde edinilen bilgiler dikkate alınarak en uygun yatırım kararın almalarını sağlayacak yönde tavsiyede bulunulması,b) “ Sunulan yorum ve tavsiyelerde yatırımcıları yanıltıcı, aldatıcı, bilgi ve tecrübe eksikliklerini istismar edici, yanlış, gerçek dışı veya “en sağlam”, “en iyi”, “en güvenilir” gibi subjektif ve abartılı ifadelere yer verilmemesi,” gerektiği hükme bağlanmakta ve aksi davranış yasaklanmaktadır.Aracı kurumların öncelikle özen ve sadakat borcu altına oldukları, müşterilerin hak ve menfaatlerini korumak için gerekli önlemleri almak, müşterinin iradesini sakatlayacak davranışlardan uzak durmak, müşteriyi yanıltıcı, aldatıcı, bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar edici yanlış ve gerçek dışı beyanda bulunmamak ve müşteriyi etkileyecek şekilde yorum yapmamak, ayrıca müşterilerin yatırmış olduğu teminatı da aşacak şekilde zarara uğramamaları için gerekli önlemi almak yükümlülükleri bulunduğunu,Bu hüküm B.K nun 390. maddesinde vekilin sorumluluğunu düzenleyen hükümleri ile aynı amaca yönelik olup kanun koyucunun aracı kurumlara ilişkin olarak koyduğu özel hükümlerden ayrı olarak aracı kurumun B.K 390. maddesinde ifadesini bulan vekilin sorumluluğunu da içerecek şekilde özen yükümlülüğü altında olduğunda şüphe olmadığını,Yatırım kuruluşlarının yatırımcının kararını etkileyecek şekilde yorumda bulunmaları, yasaklanmış olup müşterinin hak ve menfaatlerini korumanın gereği olarak  “gerekli önlemleri almak”, yükümlülüğü yanında “müşterinin yatırım kararını etkileyecek şekilde iradesini sakatlayacak davranışlardan uzak durmak, müşteriyi yanıltıcı, aldatıcı, bilgi ve tecrübe eksikliğini istismar edici yanlış ve gerçek dışı beyanda bulunmaları” da yasaklandığını; davalı şirket çalışanları bu yükümlülüğünü ihlal ederek kendi kusuru ile müvekkilinin yatırım kararı üzerinde etki etmek suretiyle değişikliğe girmesine sebep olduğunu ve  zarara girmesine sebep olduğunu,Davalı şirketin hem alımlarda hem de satışlarda işlem hacmine göre komisyon aldıkları nazara alınırsa bu işlemi(Ağustos vadeli kontratların satılması ve  Eylül vadeli kontrat alınması işlemini) daha fazla komisyon almak amacı ile yaptırdıklarının anlaşıldığını, Yukarıda açıklamaya çalışılan bilirkişi raporunda yer alan yorum hataları ve raporda hiç değinilmeyen eksiklikler, RAPORA İTİRAZ dilekçelerinde tek tek ve ayrıntılı şekilde belirtildiğini, Ciddi  ve dayanaklarını sundukları itirazlarına rağmen yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verildiğini, gerekçeli kararda da itirazlarıyla ilgili hiçbir değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporuna taraflarca hiç itiraz edilmemiş gibi kaleme alındığını, bilirkişi raporunun ilgili kısımlarının gerekçeli karara kopyalanmasıyla yetinildiğini,Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararı gerekçeli olmak zorunda olduğunu; mahkemece taleplerinin Anayasaya aykırı olarak gerekçesiz biçimde reddi savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu,\"...rapora yönelik ciddi itirazlarının yeni rapor alınmak suretiyle karşılanmadığı gibi karar yerinde de bu itirazlara yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı...hükmün bozulmasına..\" (Yargıtay 11. HD.nin 2016/6584 Esas-2017/7296 sayılı Kararı) Müşteri temsilcisinin yeterliliği bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda tartışılmadığını,III.39.1. Sayılı Tebliğ'e göre;Mesleki Yeterlilik ilkesi MADDE 20 – (1) Aracı kurumlar, personelinde mesleki yeterliliği aramak ve sağlamak zorundadır. Mesleki yeterlilik, ön lisans veya lisans düzeyinde ve sonrasındaki eğitim ile mesleki deneyimlerin aracı kurumdaki ilgili görevi yapabilecek düzeyde olmasını ifade eder.(2) Aracı kurumlar, faaliyetleri süresince, nitelikli bir yatırım hizmet ve faaliyeti sunmak ve müşterinin kendilerinden bu yükümlülüğü yerine getirmelerini beklediğinin farkında olmak zorundadır. Bu amaçla istihdam ettikleri personelin mesleki eğitimini sağlamak veya eğitim düzeyini artıracak imkanlar sunmakla yükümlüdür.Mesleki özen ve titizlik ilkesi <br>MADDE 21 – (1) Aracı kurum personeli, çalışmalarında ve karar almada gerekli mesleki özen ve titizliği göstermek zorundadır. Özen ve titizlik, dikkatli ve basiretli bir personelin aynı koşullar altında ayrıntılara vereceği önemi, göstereceği dikkat ve gayreti ifade eder.(2) Gerekli özen ve titizliğin asgari düzeyi, müşteriyle imzalanmış olan çerçeve sözleşmeye, bu Tebliğe ve Kurulun yatırım hizmetleri ve faaliyetleri ile yan hizmetlere ilişkin esaslar ile ilgili düzenlemelerinde yer alan hizmet ve faaliyet ilke ve esaslarına, Birliğin düzenlemeleri ile aracı kurumun iç düzenlemeleri ile belirlediği standartlara tamamen uyulmasıdır.14.08.2014 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Sermaye Piyasası Kurulu tarafından çıkarılan SERMAYE PİYASASINDA FAALİYETTE BULUNANLAR İÇİN LİSANSLAMA VE SİCİL TUTMAYA İLİŞKİN ESASLAR HAKKINDA TEBLİĞ'in 5. maddesi ve Ek-1 sayılı cetvele göre;  gereğince davalı çalışanında;-Sermaye Piyasası Faaliyetleri Düzey 3 Lisansı(madde 5/c),<br>-Türev Araçlar Lisansı(madde 5/ç), bulunması gerektiğini, İlgili mevzuat hükümleri ve aracı kurumun çalıştırdığı personelin yeterliliği açısından somut olaya bakıldığında; aracı kurum çalışanlarının VİOP uygulamasını bilmediği, yatırımcıyı yanlış yönlendirdiği, kurumun  işin gerektirdiği uzmanlığa sahip olmayan personel istihdam ettiği, kurum çalışanın, müşterinin  yoğun ve stresli bir ortamda konsantrasyonunu bozarak yanlış kararlar almasına neden olduğunun anlaşılmakta olduğunu,Somut olayda, davalı personelinin basiretli ve bilinçli davranmadığı anlaşılmakta olup,müşteriyi yanlış yönlendiren görevli yerine yukarıda alıntı yapılan III.39.1 sayılı Tebliğ’in 20/2. ve 21. maddelerdeki tanıma uygun; iyi eğitim almış, yaptığı işle ilgili yeterli formasyona sahip VİOP konusuna vâkıf bir müşteri temsilcisi olsaydı yatırımcı müvekkil zamanında ve doğru şekilde yönlendirilecek, oluşan zararın gerçekleşmeyeceğini,\"...Aracı kurumların AĞIRLAŞTIRILMIŞ BİR ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜ bulunmaktadır.Tüzel kişi  tacir olmaları sebebiyle aracı kurumlar, basiretli bir işadamının göstereceği özenle  hareket etmeli (TTK md.18/2); kendi yetenek ve imkânlarına göre KENDİSİNDEN BEKLENEN ÖZENİ DEĞİL, SERMAYE PİYASASINDA FAALİYET GÖSTEREN TEDBİRLİ, ÖNGÖRÜLÜ BİR TACİRDEN BEKLENEN ÖZENİ göstermelidir...\"(Sermaye Piyasası Hukukunda Kaldıraçlı Alım Satım İşlemleri(Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü-Prof.Dr. ...-... -2018, sayfa 138-139) Müvekkili yanlış ve yersiz yönlendiren personelin yukarıdaki lisanslara sahip olup olmadığı hususu bilirkişi raporunda tartışılmamış, gerekçeli kararda da davacı kurum personelinin yetersizliği yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını, Müşterinin (müvekkilin) uygunluk testi mevzuat bağlamında değerlendirilmediğini, Genel Müşteri sınıfında bir müşteri olan müvekkile mevzuatın zorunlu tuttuğu ''Uygunluk Testi'nin etkin şekilde yapılması son derece önemli olduğunu, SPK tebliğine istinaden banka ve aracı kurumlara; kapsamlı bir uygunluk testi ile yatırımcının profilini çıkarıp gerçek anlamda yatırım için kişinin yeterliliğini ölçme yükümlülüğü getirildiğini,(Türk Bankacılık Sektöründe Türev Ürün ve Para Swapı Kullandırma Süreci ve Uygunluk Testi-OÜSOBİAD TEMMUZ 2016, sayfa 291 - 306/Kerem YILDIRIM-Nurdan ASLAN) Tebliğ’in 25/1’nci maddesi, risk açıklamasının ne zaman ve ne şekilde yapılacağını ayrıntılı olarak düzenlemiştir; buna göre, aracı kurumlar, asgari içeriği Kurulca belirlenmiş risk bildirim formunun bir örneğini, henüz sözleşme imzalanmadan önce genel müşteri adaylarına verecek, adayın yatırım türünün riskleri hakkında etraflıca düşünüp değerlendirme yapabilmesi temin edilecek, daha sonra formun okunup anlaşıldığına dair müşterinin yazılı bir beyanı alınacak ve ancak bundan sonra sözleşme imzalanması aşamasına geçilebileceğini,Risk bildirimi ile sözleşmenin imzalanması arasında “makul” bir sürenin  geçmiş olması önemlidir. Makul Süre'den kasıt, finansal kuruluşlar tarafından kendilerine “risk bildirimi” yapılmasından sonra, tüketicilerin yeterli risk değerlendirmesi yapabilmeleri, gerekirse formda yazılı bilgiler hakkında uzmanlara danışma, tasarruflarını bu piyasaya aktarıp aktarmama kararını vermeden önce etraflıca düşünme süresinin finansal tüketicilere tanınmasıdır. Nitekim bilgilendirme ile imzalama arasında \"makul süre geçmesi\" olgusu, 29252 Sayılı Finansal Hizmetlere İlişkin Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği’nin “Ön Bilgilendirme Yöntemi” başlıklı 6’ncı maddesinde, 29363 Sayılı Tüketici Kredisi Sözleşmeleri Yönetmeliği’nin “Belirsiz Süreli Tüketici Kredisi Sözleşmelerinde Ön Bilgilendirme Yükümlülüğü” başlıklı 7/1’inci maddesinde ve 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Yükümlülüğü” başlıklı 33/1’inci madde hükmünde de öngörüldüğünü, <br>Burada yasa koyucunun amacının; bildirim formlarının, onlarca sayfadan oluşan ve içinde profesyonel olmayan bir müşterinin anlaması imkansız teknik ibareler bulunan sözleşme ile birlikte  müşterinin önüne yığılarak alelacele imzalatılmasının önüne geçmek olduğunu,Yatırım Kuruluşlarının yatırım hizmetleri ve faaliyetlerinin icrası esnasında yatırımcılara sağlanacak korumanın belirlenmesi amacıyla Sermaye Piyasası Kurulu’nun yayımladığı “III – 39.1 YATIRIM KURULUŞLARININ KURULUŞ FAAALİYET ESASLARI HAKKINDA TEBLİĞ” e istinaden yatırım kuruluşları tüm müşterilerini tebliğde belirtilen esaslar doğrultusunda; VİOP'un ( Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası) Uygunluk Testi kapsamına girdiği de açıkça vurgulanmakta, Profesyonel ya da Genel Müşteri olarak sınıflandırması, uygunluk testi ile, müşterilerin sermaye piyasası ürünlerinin taşıdığı riskleri anlayabilecek tecrübeye sahip olup olmadıklarını ölçümlemesi (SPK, 2014). müşterilerin verdiği yanıtlara göre hangi sermaye piyasası ürünleri için uygun olduğunun belirlenmesi, uygunluk testi skorunun işlem yapılmak istenen üründe yeterli olmadığı tespit edildiğinde(çağrı merkezi ve telefon bankacılığı aracılığı ile test yapılamasına olanak dahi verilmemektedir), müşterinin bu üründe işlem yapılmasına izin verilmemesi gerektiğini,(Türk Bankacılık Sektöründe Türev Ürün ve Para Swapı Kullandırma Süreci ve Uygunluk Testi-OÜSOBİAD TEMMUZ 2016,sayfa 291 - 306/Kerem YILDIRIM-Nurdan ASLAN) Aralarında türev işlemleri de barındıran her türden finans aracını sunan kişinin; müşterinin menfaatine hareket etmesi, Mevcut veya müstakbel müşterileri ile her türden bilgiyi açıkça ve yanılgıya yer bırakmayacak şekilde paylaşması, müşterinin münferit işlemle bağlantılı tüm riskleri anladıktan ve işlemin detaylarına vakıf kılındıktan sonra işlem ile ilgili kararı tek başına verebilmesini sağlaması(...) bu türden işlemleri sadece uygun müşterilerle yapması, müşterinin seçilen işleme uygun olup olmadığını baştan denetlemesi, müşterinin uygunluk testini geçememesi halinde bu işlemi yapmaması,  müşterinin ısrarcı olması halinde müşteriyi seçilen işleme uygun olmadığı yönünde açıkça uyararak işlemi yapması gerekmektedir(...). Burada uygunluk işlemin karşı tarafının özelliklerine ve işlemin karmaşıklığına bakılarak bulunur.İşlemin niteliğine uygun, işlemin temelinde yatan geleceğe dönük öngörüyü bihakkın yerine getirebilecek bir deneyim, eğitim düzeyine sahip olmayan kişilerle bu işlemlerin yapılmaması gerekmektedir. Bunun için bankanın önce müşterisini tanıması, yatırım alışkanlıklarını, risk iştahını araştırması gerekir. Bankaların türev ürünleri uygun olmayan kişilere “pazarlamaması” gerekir. Yukarıda da ifade olunduğu üzere, türev işlemlere yönelik talep ve inisiyatifin kural olarak müşteriden gelmesi beklenir. Eğer müşteri bu işlemler için uygun değilse ve bu işlemlerin yapılmasının temelinde bir risk önleme, bertaraf etme gayesi de yoksa, bu işlemlerin bankaların inisiyatifiyle müşterilere sunulması hukuken sakıncalıdır. Her halükarda bankaların türev işlem talebiyle kendisine gelen müşterilerini uygunlukları bakımından test etmeleri gerekir. Yukarıda da ifade olunduğu üzere bazı tüzel kişilerin uygunlukları kendiliğinden kabul olunur ve bankaların bu kişiler bakımından bir uygunluk testi yapmalarına gerek yoktur. Ancak kalan kişiler bakımından bu test mutlaka yapılmalı, testin sonucu menfi olan müşteriler bu işlemlerden vazgeçirilmelidir. Yine yukarıda ifade olunduğu üzere, türev işlemler bakımından uygunluk şu kıstaslara göre belirlenmelidir: Kanaatimizce müşterilerin, bankaya başvurulan  tarih öncesindeki son bir yıl içerisinde ortalama kırkın üzerinde ciddi ve benzer karmaşıklıktaki işlemleri bizzat tesis etmiş olmaları, belirli bir meblağı geçen bir sermayeye sahip olmaları ve/veya bu işlemler dolayısıyla bir yılı aşkın bir iş tecrübesine sahip olmaları gerekir. Görüldüğü üzere, finans veya iktisat eğitimi değildir aranan, bizatihi türev işlemleri en az bir yıl süreyle ve ücret karşılığında iş edinmiş olmaktır; iş tecrübesidir. Eğer başvuran müşteri bu kıstasları karşılamamaktaysa, kendisi uyarılmalı, açık uyarılara rağmen işlemi yine de tesis etmek isterse, bu husus tespit olunarak işlemler yapılmalıdır.(...) Bankanın müşterilere karşı bir özen yükümlülüğü de bulunduğunu; işlemin karmaşıklığının en üst seviyeye çıktığı türev işlemler gibi işlemlerde, bir de bu işlemler uygun olmayan şahıslarla yapılıyor ise, bu halde bankanın özen borcu en üst seviyeye çıktığını; bu noktada banka tarafından gösterilecek en ufak ihmal dahi, müşteri nezdinde ortaya çıkacak zararın tamamının banka tarafından tazmini ile sonuçlanabileceğini; eğer bu hususlara uyulmayacak olursa, banka ile müşteri arasındaki işlemlerin hukuken geçersiz sayılması ve/veya bankanın iade/tazmin sorumluluğuna gidilmesi mümkün olabileceğini, (Bankaların Türev İşlemlerden Doğan Yükümlülükleri-İstanbul Hukuk Mecmuası/Prof. Dr.Arslan Kaya, Dr.Koray Demir) Belirtilen ilkeler dahilinde müvekkilin, Profesyonel ya da Genel Müşteri olarak sınıflandırılıp sınıflandırılmadığı, uygunluk testi yapılıp müşterinin sermaye piyasası ürünlerinin risklerini anlayabilecek tecrübeye sahip olup olmadığı ve yapılan ölçüm skoruna göre  müvekkilinin VİOP'ta hangi işlemleri-hangi boyutta yapmaya  uygun bulunduğunun değerlendirilmediğini,Yukarıda açıklanan nedenlerle verilen karar usul ve yasaya aykırı olup kaldırılması gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda açıklanan sebeplerle, aracı kurum kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmaksızın, salt kurumun sunduğu kayıtlarla sınırlı olarak yapılan yetersiz, hukuka aykırı, tarafsızlıktan uzak bilirkişi raporunun hükme esas alınması, itirazları konusunda rapor alınmadığı gibi itirazlarının gerekçeli kararda da değerlendirilmemiş olması nedeniyle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1049 E. 2022/647 K. Sayılı ilamının duruşmalı olarak incelenerek hükmün  kaldırılmasına; yargılamanın DURUŞMALI olarak yapılmasına, Türev Piyasaları, Yatırım/Davranış Psikolojisi ve Borçlar Hukuku alanında uzmanlardan oluşacak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak heyetten özellikle,-Genel İşlem Şartları(TBK 20 vd), -İrade Sakatlığı, -Müterafik Kusur/-Varsa kusur oranları, -İşlem tarihindeki piyasa koşulları da dikkate alındığında müvekkilin doğru bilgilendirilip bilgilendirilmediği,-Bilgilendirme kapsamında yanlış, eksik, panik yaratma eğilimi yüksek ifadeler kullanılıp kullanılmadığı ve -Bunlarla zarar arasında illiyet bağı bulunup bulunmadığı,-Zarar Miktarı konularında aracı kurum kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılarak rapor alınması yahut aynı konuda işlem yapılıp karar verilmesi bakımından dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini, avukatlık ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, taraflar arasındaki 16/07/2018 tarihli Sermaye Piyasası Araçları Alım Satıma Aracılık Çerveve sözleşmesi ve ekleri ile Türev Araçların Alım Satımına İlişkin Çerçeve Sözleşmesi ve Yatırım Danışmanlığı Sözleşmesi ve ekleri kapsamında davacının gerçekleştirdiği USD satış işleminin, davalı çalışanının hatalı yönlendirmesi ile irade sakatlığı sonucunda davacının iradesinin alım yönünden olmasına rağmen davacının Ağustos vadeden Eylül vadeye geçmesine sebebiyet vermek ve kar elde edecekken kar kaybına uğratmak suretiyle oluştuğu iddia edilen zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, Mahkemece  sermaye piyasası ve finans uzmanı bilirkişilerin yerinde inceleme yapmak suretiyle rapor düzenlemesine ilişkin ara karar oluşturmasına rağmen bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmadan rapor düzenlendiklerini ve raporun hüküm kurmaya yeterli olmadığını, müşteri temsilcisinin yeterliliğinin bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, davacının uygunluk testinin mevzuat bağlamında etkin bir şekilde değerledirilmediğini istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür.Mahkemece taraf delilleri toplanmış, taraflar arasındaki sözleşmeler, davalı çalışanları ile davacı arasındaki görüşmelere ilişkin telefon kayıtları, hesap hareketleri celbedilmiş, telefon kayıtlarının bir kere yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi marifeti ile çözümü yaptırılmış ve davalı şirket kayıtları ile dosya üzerinde sermaye piyasası ve finans uzmanı bilirkişilerinden oluşan heyet marifetiyle inceleme yapıtırılarak bilirkişi raporu alınmıştır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesinde, yargılama aşamasındaki beyan ve rapora itiraz dilekçesine ileri sürülmüş, davacı iddiaları tek tek bilirkişi raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir.İş bu davada davacı vekili tarafından davacının 10/08/2018 tarihinde gerçekleştirdiği ve davalı çalışanının davacıyı Ağustos vadeden Eylül vadeye geçmesi için yanlış yönlendirdiği ve zarara uğramasına sebep olduğu iddia edilmiştir. Dairemizce davacı ve davalı çalışanı olan müşteri temsilcisi arasındaki ses kayıtları tek tek incelendiğinde, davacı tarafından alınan hizmetin yatırım danışmanlığı olmadığı, davacı tarafından verilen talimatların davalı müşteri temsilcisi tarafından yerine getirildiği ve davacıya bilgi verildiği, telefon görüşmeleri ve görüşmelerdeki davacının kendi beyanı da dikkate alındığında söz konusu işlemleri sürekli yaptığı ve bu konuda uzmanlaştığının anlaşıldığı, müşteri temsilcisinin davacıya telkin ve tavsiyede bulunmadığı ve davacının talimatlarının yerine getirildiği, zaman zaman davacının pozisyon artırıcı emir iletimi nediyle oluşan teminat açıklarından dolayı...bank tarafından uygulanan tavana takılmasından dolayı işlemin yapılamadığı ve buna ilişkin davacıya bilgi verildiği, davacının da bu bilgilendirmeye ilişkin herhangi bir itirazının bulunmadığı, ...bank ile davalı arasında yapılan yazışmalar ile tavan uygulamasını doğrulandığı, 10/08/2018 tarihi 2:51'deki görüşmede Eylül vadeye ilişkin bilginin ilk davacı tarafından müşteri temsilcisine sorulduğu, bu görüşmelerde müşteri temsilcisi tarafından davacıya bilgi verildiği, Ekim ayının tavan bilgisi hakkında da bilgi alındığı ve müşteri temsilcisi tarafından Ekim ve Aralık vade bilgisinin de verildiği, davacının Ekim tavanını sorduğu ve bilgi verildiği, davacı tarafından Eylül vadede alabilir miyiz diye sorduğu, müşteri temsilcisinin nasıl alınacağı konusunda bilgi verdiği ve davacının beklemeye karar verdiği, aynı gün 14:20'de davacının talimatı ile kademeli satışlar ile pozisyon kapatıldığı ve aynı gün 14:55'de davacının talimatı ile alımlar yapıldığı, davalı müşteri temsilcisinin Eylül vadeli alımlar yaptığı ve davacıya Eylül ayı dediniz ben Eylül aldım dediği, davacının Eylül daha mı şey dediği ve müşteri temsilcisinin ikisi de aynı deyip bilgi verdiği, davacının alalım demesi üzerine alıma devam ettikleri, aynı gün devam eden konuşmalarda müşteri temsilcisinin Eylül vadeye ilişkin marjın değiştiği hakkında bilgi verdiği ve satıp satmayacağını davacıya sorduğu, davacının şimdilik kalmasını söylediği, müşteri temsilcisinin kaçırmayalım, haberleşiriz dediği, davacının kaçırmayalım, tamam, tamam merak etme dediği, müşteri temsilcisinin yani kalbim duracak burada gerçekten demesi üzerine davacının \"yok bir şey olmaz, bir şey olmaz. Ben çok yaptım böyle\" dediği, daha sonra müşteri temsilcisinin \"biliyorum ama inanılmaz bir (anlaşılamadı)\" dediği, bunun üzerine davacının \"kaybetmeye de alışkınım ben kazanmaya da. Bir şey olmaz evelAllah. Önemli değil yani kaybetmek de var, kazanmak da var. Önemli değil. Sıkıntı yok yani merak etmeyin.\" dediği, devam eden görüşmelerde davacının Ağustos vadeye mi geçelim acaba dediği, müşteri temsilcisinin \"bir dakika, bir dakika, ağustosa çevirmeyin, burada kalsın.\" dediği, davacının \"Gelir mi?\" demesi üzerine müşteri temsilcisinin \"462 bekliyorum da doları çok sert alıyorlar ya, inanamıyorum,  Ağustos vade 6.30 oldu. 6.40'a kadar iyileştirebilirim. İyileştireyim mi?\" üzerine davacının \" \" İyileştir\". Dediği,  müşteri temsilcisinin \" 6.40,00'a çekiyorum kalanı.\" demesi üzerine davacının \"Yani nerede satış varsa oradan al\" dediği, müşteri temsilcisinin \"Oraya kadar çektim de. Tamam 515 taneyi de aldım toplamda ... bey eylül vadede.\" dediği ve davacının eline sağlık deyip teşekkür ettiği, aynı gün Eylül vadede alımlara devam edildiği, tüm bu görüşmelerden davacının talimatı ve bilgisi dahilinde Eylül vadeden alım yapıldığı, davacının konuşmalarından söz konusu işlemlerin riskinin farkında ve bilincinde olduğu ve uzman olduğunun ve süreci yönetmesi dikkate alındığında bir stres veya kaos ortamında olduğunun söylenemeyeceği, ayrıca risk bildirim formunu da imzaladığı ve yüksek riskli işlemlerin kendisine uygun olduğunu ve bilgisinin olduğunu seçtiği, yine aynı gün 4:47'de yapılan görüşmelerde davacının \"Tamam. Taban odu herhalde değil mi? Tavan oldu herhalde değil mi şu anda?\", müşteri temsilcisinin \"Hemen bakıyorum. Tavan olmuştu, tekrar ağustos vade çözüldü ya moralim bozuldu ağustos vadeye.\" davacının evet diyerek cevap verdiği, daha sonra müşteri temsilcisinin \"şu an 6.73'de. Size sevindim ama diğer taraftan çok üzüldüm. 6,73-9,7520. Biraz veriyorlar ağustos vadeyi şu an. Böyle iğrenç, sizin adınıza çok mutluyum gerçekten ama diğer taraftan çok kötü. 6,71-6,7520 şu anda Burhan bey. Şu an 6,71'den en son yaptı. 1.800.000karım görünüyor şu anda.\" dediği, davacının \"tamam, şu anda net böyle değil mi bizim?\" dediği, müşteri temsilcisinin kara ilişkin bilgi verdiği, devamında müşteri temsilcisinin \"Teşekkür ederim. çok kötüyüm gerçekten. adınıza çok mutluyum ama diğer taraftan\" dediği, davacının \"Yani ben de aslında yeni öğrendim, az önce öğrendim. Ya bana da söylemedi. Nevse artık tamam Ondan sonra cep telefonundan ararım sizi daha sonra\" diye telefonu kapattığı, burada temsilcinin davacı adına mutlu olduğunu belirttiği, ancak ağustos vadeye tavan uygulanıp çözülmesine üzgün olduğunun anlaşıldığı, davacının bazı görüşmelerde Ağustos vade olsaydı bu şekilde olmazdı söylemlerinin olduğu, müşteri temsilcisinin bu şekilde üzgün olduğunu belirtmesinin veya davacının bu söyleminin müşteri temsilcisinin tavan uygulaması sebebiyle davacının Eylül vadeye geçmesinde telkinde bulunduğu yada yanlış yönlendirdiği anlamına gelmediği, devam eden görüşme kayıtlarında davacının işlemlere devam ettiği, hatta zaman zaman müşteri temsilcisi tarafından işlemin riskli olduğu zamanlarda davacıyı uyardığı, davacının bir süre daha işlemlere devam ettiği ve davacının işlemler süresince kar elde ettiği, davalı müşteri temsilcisi tarafından danışmalık hizmeti verilmediği ve davacının talimatlarına göre hareket edildiği, davacıya sürekli bilgi paylaşımda bulunulduğu, riskli durumlarda uyarıldığı dikkate alındığında işin gerektirdiği uzmanlığa sahip olmadığının söylenemeyeceği, dosya kapsamında uyuşmazlığın esasını çözecek ses kayıtları, taraflar arasındaki akdedilen sözleşmeler, hesap hareketleri ve taraflarca dayanılan delilerin bulunması ve bunlar üzerinde inceleme yapılması sebebiyle bilirkişiler tarafından yerinde inceleme yapılmasının sonuca etkisi bulunmadığından Mahkemece tekrar inceleme yaptırılmaması, alınan bilirkişi raporlarının denetime ve hüküm kurmaya elverişli olması sebebiyle Mahkemece hükme esas alınarak ve davacının davalı aracı kuruma bildirdiği kendi karar ve talimatları nedeniyle kar kaybına uğradığı iddiasında davalı aracı kuruma atfı kabil bir kusur bulunmadığı gerekçesi ile  davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak; ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olup, kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden, davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 08/05/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55a8716fc0a7271e","SID":"62d6087b1779444b"}}