{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1851 Esas<br>KARAR NO:2025/689 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO:2020/900 Esas - 2022/521 Karar<br>TARİHİ:08/06/2022<br>DAVA:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket tarafından 27.08.2018 tarihinde ... A.Ş ye ait ... Marka, ...Model, ... ve 2018 Model motosikleti ... Şti. unvanlı satıcıdan satın alınmıştır Söz konusu araç müvekkil şirkete teslim edilmiş ve teslim karşılığında düzenlenen fatura uyarınca müvekkil şirket tarafından satıcıya 8.317,11 TL bedel ödendiği, Dava konusu motosiklet satın alınmasından sonra sürekli olarak arıza yapmış gelinen süreçte 5 kez servis - tamirat sürecinden geçtiği, ilgili aracın tesliminden sonra henüz 1 aylık kullanımda iken arka fen telinin kopması aracın ayıplı olarak satılmış olduğunu ortaya koyduğu, bu durum satıcıya öncelikle harici olarak bildirilmiş olmasına rağmen herhangi bir olumlu sonuç alınamadığını, ancak daha sonra üretici ve satıcıya gerekli ihtaratların yapılmasının ardından garanti kapsamında ücretsiz onarım servis hizmeti alındığı, fakat daha sonrasında da ilgili ayıplı ürün 3 kez üst üste sorun çıkarttığı, henüz 2 yaşında olan dava konusu motorun bu süreçte 3 kere beyni değiştirildiği ve hatta son tamirat işleminden 1 hafta sonra tekrardan arıza vermesi sebebiyle müvekkil mağdur olduğunu, bu durum müvekkif yönünden çekilemez bir hal almaya başlamış olduğundan yasal süreç başlatıldığını beyan ederek davanın kabulüne, satın alınmış olan işbu davaya konu ayıplı mala ilişkin olarak ayıplı malın geri alınarak misli ile değiştirilmesini, misli ile değişimin mümkün olmaması durumunda işbu davaya konu ayıplı mala ilişkin sözleşmeden dönülerek satış bedeli olarak ödenen 8.317,11 TL'nin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalılardan alınarak davacı şirkete iadesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Motor vekili cevap dilekçesinde özetle;Tüketici mahkemelerinin görev alanına girdiğinden davanın görevsizlik nedeni ile reddi gerektiği, malın gizli ayıplı olduğu düşünülse bile alıcı malı 8 gün içerisinde muayene ettirmeye mecbur olup bu müddet içerisinde de durumu satıcıya bildirmekle mükellef olduğunu, davacının ilk ihtarname tarihi 12.10.2018 olduğunu, dolayısıyla satışın yapılmasından tam 45 gün sonra ayıp ihbarında bulunulduğunu, yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucu doğurduğunu, bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini, davacının ayıptan sorumluluk nedeni ile gönderdiği ilk ihtarnameye bakıldığında aracın satımından 1 ay sonra fren telinin koptuğu iddia edildiği, anlaşıldığı üzere fren teli kopuk bir şekilde teslim edilmediği, fren telinin kopmadığı aşağıdaki aşağıda detaylıca anlatılmış olmakla birlikte satın alımdan sonra 1 ay sonra fren telinin kopması gibi bir arıza Borçlar Kanunu kapsamında belirtilen ve örnek Yargıtay kararındaki örnek olay derecesinin yanında geçemeyecek derecede bir arıza olup ağır bir kusur kesinlikle söz konusu olmadığını, aracın fren telinin koptuğu iddia edilmişse de fren telinin onarıldığında dair hiç bir delil sunulmadığı,02.10.2018 tarihli ilk ihtarnamede her ne kadar arka fren telinin koptuğu iddia edilmişse de bu tarihten önceye ilişkin sunulmuş olan tek bir fatura mevcut olup bu faturada da ön lastik ve ön teker saplaması değiştirildiğini, bu parçaların değiştirilmesinin nedeninin de karşı tarafın gönderdiği ihtarnamede belirttiği üzere motosikletin kaza yaptığı, iddia edildiği gibi fren teli koptu ise neden fren teli, fren borusu vb gibi parçalar onarılmamış yahut değiştirilmediğini anlaşıldığı, davacı taraf, kendi kusurundan kaynaklı olarak kaza yapması neticesinde aracın ayıplı olduğunu iddia ederek motosikleti yeni misliyle değiştirerek yahut bedelini alarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığı, satılan malın üst üste arıza çıkardığı belirtilmişse de onarım tarihleri göz önüne alındığında aracın fazla kullanımından yahut kullanıcı hatasından kaynaklı olarak arızaların oluştuğunu, her gün km'lerce kullanılan bir aracın periyodik olarak bu tarz basit arızalar vermesi hayatın olağan akışına uygun olduğunu, aracın 25.01.2019 tarihli ilk arızası dahi satın alınmasından 5 ay sonra yaşanmış olup bu arıza da 67,54 tl'lik ön çatal üst kulesinin değişiminden ibaret oldukça basit bir onarım olduğunu, diğer onarımlardan aracın satın alınmasından çok sonra, motorun her gün kmlerce kullanımından, sürücünün kullanımında kaynaklı yaşanması olağan onarımlar olduğunu, davacı bir kez dahi müvekkil firmaya onarım yapmak üzere başvurmadığı ve müvekkili firmada herhangi bir onarım yaptırmadığı başkaca firmalarda yapılan hatalı olabilecek onarımlardan müvekkil şirket sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından sunulan faturalar incelendiğinde diğer davalı ... tarafından tanzim edilen diğer tüm faturaların imzasız kaşesiz olduğunu, kim tarafından tanzim edildiği dahi belirli olmayan bu faturaların delil olarak kabulü mümkün olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Davalı ...vekili cevap dilekçesinde özetle;Tüketici, kanundan doğan tüm haklarını satıcıya karşı kullanılabildiğini, Tüketici, üretici veya ithalatçıya karşı bir ödeme yapmadığı için sözleşmeden dönme hakkını kullanarak satıcıya ödemiş olduğu parayı üretici veya ithalatçıdan geri alması veya bedel indirimi hakkını kullanması mümkün olmadığını,Tüketici bu hakkını ancak satıcıya karşı kullanabileceğini, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereği sözleşme kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağladığını, bu nedenle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları aynı zamanda sözleşmenin de tarafı olduğunu, dava konusu değer üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi ve kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise davanın o kişi veya kişilere karşı açılması gerektiğini, dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler şeklen taraf ise de, hakkın sahibi veya kendisine karşı hakkın himayesi istenmesi gereken olmadıkları belirlenirse davanın müvekkilim açısından sıfat yokluğundan reddi gerektiğini, dava satış sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı maldan dolayı sözleşmeden dönerek bedel iadesine ilişkin olduğunu, müvekkili,  ... A.Ş üretici firma olduğundan ve satış sözleşmesinin tarafı olmadığından tüketicinin bedel iadesi talebini üretici firmaya değil, satış sözleşmesini imzaladığı satıcıye yöneltebileceğinden husumet yokluğundan müvekkili açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, açılan davayı ve talepleri kabul etmediklerini, Dava konusu ...Marka, ...Model, ...,... şase no'lu  ve 2018 Model motosikleti aracı 27.08.2018 tarihinde satıcı bayii ... ŞTİ'den satın aldığını, aracın arka fren telinin kopmasından dolayı yetkili servise gönderildiğini ve arızanın giderildiğini beyan ettiğini, aracın davacıya teslimi anında TKHK m. 8/1'e göre herhangi bir aykırılık söz konusu olmadığı araç tam ve eksiksiz şekilde davacıya teslim edildiği, aracın tamiratı garanti kapsamında sağlanmış olup herhangi bir ücret talep edilmediği, araç 27.08.2018 tarihinde alınmış olup müvekkil şirkete gönderilen ihtarname 18.09.2020 tarihli olduğunu, araçta herhangi bir gizli ayıp söz konusu olmadığını, davacının kendi kusurundan kaynaklanan ve yetkili servise götürmediği hallerden firmamız sorumlu olmadığı garanti kapsamı kullanım kılavuzunda tüketicilere açıkça belirtildiği, kendi sistemimizde Şase numarası incelendiğinde ...  A.Ş Teknik servisimizden 25.01.2019 tarihinde kullanıcı hatası kapsamında 140 TL(Ön çatal üst kule (...)- 67,54, İşçilik hizmeti - 59,32 TL) bedelle ön çatal üst kule tamiri (EK-2) ve garanti kapsamında ücretsiz olarak şanzıman kutusu tamiri yapıldığı,1 yıl 1 ay 3 gün sonra garanti kapsamında ücretsiz olarak  28.02.2020 tarihinde teknik serviste ürünün değşimi, ikinci kez servise gelmesinden 3 gün sonra garanti kapsamında ücretsiz olarak 02.03.2020 tarihinde servisimizde  gaz elciği değişimi yapıldığı, 04.08.2020 tarihinde kullanıcı hatasından dolayı 20 TL bedelle şark soketi tamiri yapıldığı, bu 4 sefer haricinde ürün bakımına ilişkin bir servis kaydına  rastlanmadığı 07.11.2020 tarihinde gelen davacı tarafın ürünün fatura tarihi olan 27.08.2018 tarihli olarak garanti süresi 2 yılı doldurduğundan, davacının talebi olan şişmiş akülerinin garanti’den değişiminin yapılamayacağı davacıya bildirildiği ücretli olarak tamir istemeyen davacıya araç iade edildiği, 27.08.2018 tarihinde alınan arac ilk kez 4 ay 29 gün sonra 25.01.2020 tarihinde kullanıcı hatasıyla tamire gelmiş olup herhangi bir gizli ayıp söz konusu değildir. Aracın yalnızca 1 kez araç alındıktan 1 yıl 1 ay gibi bir süre sonra beyni değiştirildiği ... A.Ş. Türkiye’de 613 yetkili servis ile hizmet verdiği, tüm araçlar kanunen 2 yıl garantili olup yetkili servislere başvurulduğunda, garanti kapsamında tüm hizmetler sağlandığı, müvekkilim elinden gelen tüm desteği davacıya göstermişken araç alındıktan 2 yıl 3 ay 15 gün sonra garanti süresi biten aracın geri iadesini veya değişimini istemek hakkın kötüye kullandığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 08/06/2022 tarih ve 2020/900 Esas - 2022/521 Karar sayılı kararında;\"Dava, satım sözleşmesi ilişkisinden kaynaklı ayıplı olduğu iddia edine motorun misli ile değiştirilmesi istemine ilişkindir.Davacı tarafın dava dilekçesinden özetle; 27.08.2018 tarihinde davalı ... Motordan morotsiklet satın aldığını, motorsikletin ... Motor üretimli olduğunu, motorsikletin satın alınmasından sonra arıza yaptığını, 5 kez servis tamirat sürecinden geçtiğini, teslimden bir ay sonra arka fren telinin koptuğunu, üretici ve satıcıya ihtarların yapıldığını, garanti sürecinde ücretsiz onarım hizmetinin alındığını, fakat daha sonra ürünün üst üste üç kez sorun çıkarttığını, henüz iki yaşında olan motorun 3 kez beyninin değiştirildiğini, son tamirat işleminden sonra tekrardan arıza vermesi sebebiyle mağdur olduğunu, bu durumun çekilmez hal almaya başladığını, ihtar çektiğini, ürünün gizli ayıplı olduğunu, kullanımında fayda olmadığını, öncelikle misli ile değişimi mümkün değilse sözleşmeden dönmeyi bedel iadesini talep ettiği,Davalı ... Motorlu araçların cevap dilekçesinden özetle; husumet itirazında bulunduğu, satıcının ... Motor şirketi olduğunu, tüketici kanunundan kaynaklı hakların satıcıya karşı kullanılabileceğini, sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıktan davanın taraflarının sözleşme tarafları olduğunu, bedel iadesi talebini üretici firmaya değil satıcı firmaya karşı yapabileceğini, ürünün 27.08.2018 tarihinde satıldığını, aracın tamiratının garanti kapsamında yapıldığını, ücret talep edilmediğini, gizli ayıbın olmadığını, kullanıcı hatası olduğunu, motorsikletin, davalı servisinden 25.01.2019 tarihinde, 28.02.2020 tarihinde, 02.03.2020 tarihinde 04.08.2020 tarihinde servis hizmeti aldığını, ürün bakımına ilişkin başka servis kaydının olmadığını, gizli ayıbın olmadığını, aracın alındıktan 1 yıl 1 ay sonra bir kez beyninin değiştirildiğini, araç garanti süresinin iki yıl olduğunu 2 yıl 3 ay 15 gün sonra garanti süresi biten aracın geri iadesinin hakkın kötüye kullanımına ilişkin olduğunu davanın reddini talep ettiği,Davalı ... Motorun cevap dilekçesinden özetle; Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğunu, ayıbın kabul edilmediğini, süresinde ayıp ihbarının yapılmadığını, ağır kusurun olmadığını, fren telinin onarıldığına ilişkin belge sunmadığını, aracın fazla kullanımından ya da kullanıcı hatasından kaynaklı arızaların oluştuğunu, hergün km'lerce kullanılan aracın bu tarz basit arızalar vermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğu, davacının davalı firmaya herhangi bir onarım yaptırmadığını, davanın reddini talep ettiği,Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacının 27/08/2018 tarihinde davalılardan ... motordan satın aldığı 2018 model motorsikletin servis ve kayıtları da dikkate alınarak ayıplı olup olmadığı ayıp var ise niteliği taraflar arasındaki satım sözleşmesi nedeniyle ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı davalıların ayıp nedeni ile ağır kusurunun bulunup bulunmadığı tamir raporu işlemlerinin kullanıcı kaynaklı veya kullanımdan kaynaklı olup olmadığı davacının dava dilekçesindeki taleplerinin şartlarının olşup oluşmadığı ile davalı yuki motorun husumet itirazına ilişkin olduğu, Dosyanın yapılan incelemesinde davacı tarafın üreticinin ... Motor olduğu motorsikleti davalı ... Motor'dan 27.08.2018 tarihinde satın aldığı, tarafların tacir olduğu, arada satım sözleşmesi ilişkisi olduğu, iş bu davanın nispi ticari dava türü olduğundan Mahkememizin görevli olduğu, dosya kapsamında tanık dinlendiği, bilirkişi ...'den rapor alındığı, raporda belirtilen arızaların incelendiği, motorsikletin satın alınmasından 3 ay sonra araçta elektronik ve mekanik arızaların meydana geldiğini, özellikle 1. Yıl sonunda hemen hemen her ay ...(... beyin) diye tabir edilen elektronik beynin sık sık arıza vermesi, gittikçe arıza periodları sıklaşan iş makinesi motorsikletin iş görememesi ile adliye otoparkına çekici vasıtasıyla getirilen elektrikli motorsikletin istenen verimi veremediğinden gizli ayıplı olduğunun belirtildiği,  mevcut hali ile kullanılmaz durumda olduğunun belirtildiği, iş bu raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı itirazlar üzerine bilirkişi ...'dan rapor alındığı bu raporda motorsikletin çalıştırılmaya çalışıldığını motor ve şanzımandan çok aşırı  bir ses geldiğini, motorsiklet üzerinden yapılan incelemede kablo ağacının geçtiği yerlerin özensiz olduğu, elektrik kontrol ünitesinin özensizce bir saç muhafaza içine konumlandırıldığını, motorsikletin fren sistemlerine müdahale edildiğini, özensizce tamir edildiğini, fren hidrolik sıvı deposuna bozuk para yapıştırıldığını,  arızaların mekanik ve elektronik arıza olarak ayrı ayrı incelendiğini, ön teker mili kırılması hariç oluşan mekanik arızaların kullanıcı hatası olarak değerlendirildiğini, elektronik arızaların ve ... beyin değişiminin motorsiklet tasarımı bu tip bir araç için uygun sıvı ve yağmur izolasyonu yapılmadığını gösterdiğini, aracın gizli ayıplı olduğunu, şanzıman arızasının araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran arıza olduğunu, motorsikletin hali hazırda onarılmadığını, onarılmış haliyle motorsiklet kabul dildiği takdirde arızaların tekrar etmesinin mümkün olduğunu belirttiği, raporun denetime ve hükme elverişli olduğu,TBK 219. maddesi uyarınca, satıcının alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini veya alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki yada ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olacağı,TBK 223/1.maddesi gereğince alıcının, devraldığı satılanın durumunun işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir durum görür ise bunu uygun bir süre içinde bildirmekle yükümlü olduğu,TBK 227. maddesi gereğince satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde  alıcının;  satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme seçimlik hakları yanında genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı olduğu, alıcının sözleşmeden dönme hakkını kullanması halinde, durumun bunu haklı göstermemesi halinde hakimin, satılanın onarılmasına veya satış bedelinden indirilmesine karar verebileceği, satılanın değerindeki eksikliğin satış bedeline çok yakın olması durumunda, alıcının, ancak sözleşmeden dönme ve satılanın ayıpsız benzeriyle değiştirilmesini talep edebileceği, TTK 23/1-c maddesi gereğince, malın ayıplı olduğunun teslim sırasında açıkça belli ise alıcının iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği, açıkça belli değil ise alıcının malı teslim aldıktan sonra 8 gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, diğer durumlarda TBK 223.maddesinin ikinci fıkrası uygulanacağı,TBK 223/2.maddesi gereğince alıcının, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etmesi durumunda satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği, bildirilmezse satılanın bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, Tarafların tacir olması sebebiyle Türk Ticaret Kanunu’nun 23/1-c maddesi uyarınca satış sırasında açıkça belli olan ayıpların iki gün içinde, muayene ile ortaya çıkan ayıplarda  teslim alındıktan sonra 8 gün içinde incelenerek veya inceletilerek aynı süre içinde satıcıya bildirilmesinin zorunlu olduğu, gizli ayıp halinde ise TBK 223. maddesinin uygulanmasının yasa gereği olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş kararlarında kabul edildiği üzere ayıp ihbarının yapılmasının şekle tabi olmadığı, her türlü delille kanıtlanabileceği,Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/13-35 Esas ve 2021/317 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ayıplı mal satışında bazı durumlarda ise ayıba bağlı seçimlik haklar yönünden satın alanın tercihi, ayıbın şekli, malın değeri, ayıbın ileri sürülüş süreci gibi her somut olayda farklılık taşıyan kıstaslar çerçevesinde 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2/2. maddesindeki hakkın kötüye kullanılması hâli olarak değerlendirilebileceği, aynı kararda belirtildiği üzere alıcının kötü niyetinin tespit edilebilmesi için, dava konusu araçtaki arızanın, onarım ile giderilebilir olması, onarımdan sonra araçta değer kaybı yaşanmaması, onarımın parasal değerinin aracın değerine oranı gibi kıstasların değerlendirilmesi gerektiği, ayıplı aracın misli ile değiştirilmesi talebinin TBK 227. maddesinden kaynaklanan alıcıya tanınmış bir hak olduğu, sadece 1 yıl gibi uzun sayılabilecek bir süre aracın kullanılmasının, yasadan doğan hakkını misli ile değiştirilmesi yönünde kullanan davacının kötü niyetinin varlığını göstermeyeceği,Somut olayda davaya konu araç davacıya 27.08.2018 tarihinde satılmış olduğu, aracın davacı tarafça garanti kapsamında aracın arızası nedeniyle yetkili servise 02.10.2018 tarihinde getirildiği ve davacı tarafça davalıya keşide edilen 12.10.2018 tarihli ihtarname ile aracın ücretsiz onarımını talep ettiği, davacı tarafın 18.09.2020 tarihli ihtarnamesi ile de gizli ayıp nedeniyle misli ile değişim talep ettiği,  alınan her iki raporda araçta gizli ayıp bulunduğunun tespit edildiği, motorsikletin iki yıllık garanti süresi olduğu, servis hizmetleri için yapılan başvurular ile süresinde ayıp ihbarında bulunulduğunun değerlendirildiği, motorsiklette mekanik ve elektronik arızaların olduğu, mekanik arızaların bir kısmının kullanıcı hatasından kaynaklı olduğu, motorsikletin satılmasından yaklaşık bir yıl sonra aracın beyninin değiştirildiği,  elektronik arızaların aracın üretim ve tasarımından kaynaklı olduğu, araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran ayıp bulunduğu, motorsikletin beyin arızalarının tekrarlanmasının mümkün olduğu, dikkate alınarak  davacının misli ile değişim talebinin yerinde görüldüğü, bu talebinin kabul  edilmesi nedeniyle terditli diğer talebi hakkında değerlendirme yapılmadığı, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kuruldu....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın kabulü ile; 27.08.2018 tarihinde satın dava konusu ...Marka, ...Model, ... ve 2018 Model motorsikletin ayıpsız misliyle değiştirilmesi talebinin kabulüne, aynı model ve marka aracın davalılardan alınarak davacı şirkete verilmesine, birlikte ifa kuralı gereğince ayıplı olduğu anlaşılan elektrikli motorsikletin davacı şirketten alınarak davalılara iadesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... Motorlu Araçlar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı her ne kadar tacir de olsa dava konusu satım sözleşmesi açısından tüketici konumunda olduğunu, zira satın almış olduğu motosikleti ticari faaliyetinde kullandığına dair dava dilekçesinde bir beyanı olmadığı gibi buna ilişkin somut bir delil de sunmadığını, bilindiği üzere bir hukuki ilişkinin tarafının tüketici olarak nitelendirilmesi bakımından, onun hukuki işlem iradesi esas alındığını, özel bir amaçla hukuki ilişkiye giren tarafın, aynı zamanda tacir ya da bağımsız olarak yürütülen bir meslek sahibi olmasının önem taşımadığını, tüketicilerin ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden gerçek yahut tüzel kişiler ile akdetmiş oldukları tüm sözleşmelerin tüketici işlemi olarak TKHK kapsamında yer aldığını, somut uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinin görev alanına girdiğini ve davanın görevsizlik nedeni ile reddinin gerektiğini, Ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, her iki taraf da tacir olduğundan Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen ayıp hükümlerinin uygulanacağını, malın gizli ayıplı olduğu düşünüldüğünde alıcının malı 8 gün içerisinde muayene ettirmeye mecbur olduğunu ve yine bu müddet içerisinde de durumu satıcıya bildirmekle mükellef olduğunu, davacının ilk ihtarname tarihinin 12/10/2018 olduğunu, dolayısıyla satışın yapılmasından tam 45 gün sonra ayıp ihbarında bulunulduğunu, yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmamasının alıcının kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurduğunu, bu durumda alıcı tacirin malı satın aldığı hali ile kabul ettiğini ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini,Davacının ayıptan sorumluluk nedeni ile gönderdiği ilk ihtarnameye bakıldığında aracın satımından 1 ay sonra fren telinin koptuğunun iddia edildiğini, anlaşıldığı üzere fren teli kopuk bir şekilde teslim edilmediğini, satın alımdan sonra 1 ay sonra fren telinin kopmasının bir arıza olduğunu ve ağır kusurun kesinlikle söz konusu olmadığını, Tüketici Kanunundan doğan seçimlik hakkın kullanıldığını, servis kayıtları incelendiğinde davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklanan onarımları ücretsiz olarak yaptığının ve Tüketice Kanunundan doğan hakkını kullandığının görüleceğini,Tüketici Kanununa göre tek bir hakkın kullanılabildiğini,Satılan malın üst üste arıza çıkardığı belirtilmişse de onarım tarihleri göz önüne alındığında aracın fazla kullanımından yahut kullanıcı hatasından kaynaklı olarak arızaların oluştuğunun aşikar olduğunu, her gün km'lerce kullanılan bir aracın periyodik olarak bu tarz basit arızalar vermesinin hayatın olağan akışına uygun olduğunu, aracın 25.01.2019 tarihli ilk arızasının dahi satın alınmasından 5 ay sonra yaşanmış olduğunu, bu arızanın da 67,54 TL'lik ön çatal üst kulesinin değişiminden ibaret oldukça basit bir onarımı olduğunu, diğer onarımların aracın satın alınmasından çok sonra yaşandığını, bu durumda aracın ayıplı olduğundan bahsedilmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, Araç kullanılamaz haldedir denilip geçilen tamamen bir hukuk garabeti olan ilk bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, ikinci bilirkişi raporunda tüketici kaynaklı sorunlar olduğu ve aracın beyninde sorun olduğunun yazıldığını, ancak beyin sorununun tüketici kaynaklı mı yoksa gizli ayıp mı olduğunun açıklanmadığını,2018 yılında alınıp defalarca kullanıcı kaynaklı hataların ücretsiz tamir edildiği araç için 2022 yılında bilirkişi raporunda tüketici kaynaklı fren mili kırılması vs. diğer hataların olduğu açıkken hem aracın yenisinin verilmesi hem de vekalet ücreti ödemelerinin hem tüketicinin sebep olduğu hatalara katlanmalarının beklendiğini, hakkın kötüye kullanıldığı bu kadar açıkken tüm sorumluluğun müvekkil şirkete yüklenmesinin hukuka uygun olmadığını, bu bedellerin taraflarına iadesinin gerektiğini,Hiçbir şekilde ayıbı kabul etmemekle birlikte aracın yenisinin bulunmadığını, Tüketici Kanununa göre seçimlik hakkın kullanılmasının ithalatçı tarafı zor duruma sokacak ise başka bir seçimlik hakkın kullanılması gerektiğini, bu taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını, yenisiyle değişim değil bedel iadesi kararı verilmesi gerektiğini,  araçtaki kullanıcı kaynaklı arızaların bedelden düşürülmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... Motor vekili istinaf dilekçesinde özetle; ayıp ihbarının süresinde yapılmadığını, davacının ayıptan sorumluluk nedeni ile gönderdiği ilk ihtarnameye bakıldığında aracın satımından 1 ay sonra fren telinin koptuğunun iddia edildiğini, anlaşıldığı üzere fren teli kopuk bir şekilde teslim edilmediğini, fen telinin kopmadığının açık bir şekilde bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, araç hareket halindeyken davacı tarafça belirtilen mekanik el freninin kesinlikle kullanılmaması gerektiğinin belirtildiğinin ancak davacı tarafından araç hareket halindeyken bu frenin kullanıldığının bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, Açıklananlarla birlikte, satın alımdan 1 ay sonra fren telinin kopmasının küçük bir arıza olduğunu ve aynı zamanda kullanıcı hatası olduğunu, satıcıya ait ağır bir kusurun kesinlikle söz konusu olmadığını, bu nedenle her iki taraf da tacir olduğundan TTK'da düzenlenen ayıp hükümlerinin uygulama alanı bulacağını,TTK'nun 25. maddesinin 3. fıkrasının ''Emtianın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde keyfiyeti satıcıya bildirmeye mecburdur.Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa,haklarını muhafaza için keyfiyeti bu müddet içinde satıcıya bildirmeye mecburdur.Diğer hallerde Borçlar Kanununun 198 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları tatbik olunur.'' amir hükmüne sahip olduğunu, dolayısıyla malın gizli ayıplı olduğu düşünülse bile alıcının  malı 8 gün içerisinde muayene ettirmeye mecbur olduğunu, bu müddet içerisinde de durumu satıcıya bildirmekle mükellef olduğunu,Davacının ilk ihtarname tarihinin 12/10/2018 olduğunu, dolayısıyla satışın yapılmasından tam 45 gün sonra ayıp ihbarında bulunulduğunu,  gizli ayıp mevcut olsa dahi satıcının ağır bir kusuru söz konusu olmadığından yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmamasının alıcının kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucunu doğurduğunu, bu durumda alıcı tacirin malın satıldığı hali ile kabul ettiğini ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybettiğini,Motosikletteki mekanik arızaların kullanıcı hatasından kaynaklı olduğunu, elektronik arızaların ise araç ile kaza yapılmasından sonra ortaya çıktığının açık bir şekilde tespit edildiğini, ön teker mili saplaması hariç oluşan mekanik arızaların kullanıcı hatası olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, ön teker sapmasının ise kaza nedeniyle oluşan bir arıza olduğunu, kazanın ise araç hareket halindeyken hiçbir şekilde kullanılmaması gereken mekanik el freninin kullanılması nedeniyle meydana geldiğini, dolayısıyla davacının ayıp olarak bahsettiği arka fren teli kopmasının tamamen kullanıcın hatası olduğunu  Bilirkişi raporunda elektronik kontrol ünitesinin, dış etkenlere açık bir şekilde bırakıldığı, gerekli şekilde muhafaza altına alınmadığı bu nedenle sık sık arıza verebileceğinin belirtildiğini, motosikletin hidrolik fren sistemlerine müdahale edildiği ve özensizce amir edildiğinin belirtildiğini, bilirkişice elektronik parçaların ve kabloların korunmadığı ve uygun şekilde bakım ve tamir yapılmaması nedeniyle elektronik arızaların meydana geldiği kanaatine varılmışken bu kanaate aykırı olarak elektronik arızların gizli ayıp sayılabileceği kanaatine varılmasının hatalı olduğunu, zira sıfır bir motosikletin kablolarının rahatlıkça görülebilecek bir şekilde dışarıda bırakılarak yani muhafaza altına alınmayarak satımının mümkün olmadığını ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, zira davacı tarafın da aracı satın alınırken kabloların dışarıda olduğundan hiçbir şekilde bahsetmediğini, müvekkilin, kabloların dışarıda bırakılması yani muhafaza altına alınmaması nedeniyle elektronik arızalardan sorumlu tutulabilmesinin imkansız olduğunu, zira ilk bakışta herkesçe fark edilebilecek bu durumda alıcının gözden geçirme yükümlülüğünü ihlal etmiş yahut kabul etmiş olduğunu,Beyin kablolarının herkesin görebileceği şekilde dışarıda olarak aracın satımının mümkün olmadığını, bilirkişinin de değindiği üzere bakım ve tamiratların özensiz ve uygunsuz yapıldığını, davacının başvurmuş olduğu tamir servislerinin araçtaki kabloları şuanki haliyle açığa çıkarmış, muhafazasını bozmuş ve bu durumda birçok arızayı beraberinde getirmiş olduğunun anlaşıldığını, tamiratları da müvekkil firma yapmadığından bu durumdan sorumlu tutulmasının hukuken mümkün olmadığını,Davacı tarafın kendi kusurundan kaynaklı olarak kaza yapması neticesinde aracın ayıplı olduğunu iddia ederek motosikleti yeni misliyle değiştirerek yahut bedelini alarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığının anlaşıldığını, aracın yıpranma oranının çok yüksek olduğnuu, aracın günümüzde üretimi yapılmadığından, aracın misliyle değişiminin de mümkün olmadığını, aracın amortismanı yani yıpranma payı çok yüksek olduğundan aracın bedelinin iadesinin de müvekkilden beklenemeyeceğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından davalı ... ...Ltd.Şti.'den satın alınan diğer davalı...A.Ş.'nin üreticisi olduğu dava konusu motosikletin gizli ayıplı olduğu iddiası ile misli ile değişimi, bu talebin yerinde görülmemesi halinde sözleşmeden dönülerek bedelinin iadesine ve davalılardan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu aracın misli ile değişim talebinin kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından dava konusu aracın 27/08/2018 tarihinde davalı ... ...Ltd.Şti.'den satın alındığı ve satış sözleşmesinin tarafı olması sebebiyle,  diğer davalı...A.Ş.'den aracın üreticisi olması sebebiyle talepte bulunmaktadır.Davalılar tarafından diğer istinaf sebeplerinin yanında dava konusu aracın üretiminin olmadığı ve Mahkemece verilen hükmün infazının mümkün olmadığı ileri sürülmüştür.Davalılar tarafından söz konusu istinaf sebebi yargılama aşamasında bir çok kez yazılı ve sözlü olarak beyan edilmesine rağmen Mahkemece bu konuda araştırma yapılmadığı gibi, söz konusu savunma ve itirazlar gerekçeli kararda değerlendirilmediğinden Dairemizce de denetim yapılamamaktadır. Mahkemece davalıların söz konusu savunmaları dikkate alınarak  dava konusu aracın üretiminin bulunup bulunmadığı, misli ile değişiminin mümkün olup olmadığı araştırılmak suretiyle üretiminin olmadığının tespit edilmesi üzerine davacı tarafından davanın terditli olarak açıldığı hususu da gözetilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve değerlendirme ile karar verilmesi isabetli olmamıştır.Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davalıların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davalıların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, mahkemece, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.  <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile KABULÜ ile; -BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 08/06/2022 tarih ve  2020/900 Esas ve 2022/521 Karar sayılı kararının HMK'nın 297 ve 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"96624445747fd191","SID":"522dc9903862b507"}}