{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1848 Esas<br>KARAR NO:2025/978 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI:2019/333 Esas- 2022/206 Karar<br>TARİHİ:20/04/2022<br>DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ile davalı şirket arasında 09/01/2014 tarihinde ekmek sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmenin 5 maddeden oluştuğunu, bu sözleşmeye göre müvekkili olan davacının çalıştırdığı ..., davalı şirketin Başiskele'de bulunan 4 farklı marketine günlük ekmek temini yapacağını, ekmeğin parakende satışından %30 kar marjı kararlaştırıldığını, sözleşmenin 2. Maddesine göre ay sonunda kesilen faturalar teslim edilip aylık yapılan satış miktarı kadar 75 günlük çek verileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3. Maddesinde bu sözleşmenin 09/01/2014 tarihinde başlayıp 09/01/2019 tarihine kadar 5 yıl süre ile geçerli olduğunun belirtildiğini, yine bu maddeye göre davalı şirketin müvekkiline ait fırından 5 yıl süre ile ekmek almak kaydı ile 1 adet 2014 model... arabayı almayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 5. Maddesine göre 2 firmanın taahhütlerini yerine getirmediği takdirde arabanın fiyatı kadar bedeli tarafların birbirine ödeyeceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme uyarınca müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ve davalıya ait 4 farklı markete günde 1200 ekmek verdiğini, yine sözleşme uyarınca 2014 model bir adet ... arabayı alarak davalı adına kayıt ve tescil ettirdiğini, sözleşmeden itibaren aylık 33.000,00 TL fatura keserek davalı şirkete gönderildiğini ve her ay ortalama 11.000,00 TL kar marjı ile çalışmasını sürdürdüğünü, davalı şirketin 29/06/2016 tarihinde hiç bir haklı veya haksız gerekçe göstermeksizin aralarında bulunan sözleşmenin tek taraflı olarak feshedildiğini ve davalı şirketin müvekkilinden ekmek almayı kestiğini, müvekkilinin bu sözleşme dolayısıyla pek çok masraf ve harcama yaptığını, dolayısıyla davacının uğradığı kar payı zarar tutarının 330.000,00 TL civarında olduğunu ayrıca davalıya alınan araç  veya bedelinin de müvekkiline iade edilmediğini, bu konuda müvekkili tarafından davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının da karşı ihtarname göndererek 2014 model ... marka aracın parasının davalı şirket tarafından karşılandığının ileri sürüldüğünü, yine karşı ihtarnamede sözleşmenin feshedilmediğinin belirtildiğini ancak müvekkilinden ekmek alınmadığını, müvekkilinin 29/06/2016 tarihine kadar edimlerini sürekli yerine getirdiğini, yine müvekkilinin hak edişlerinden Mart 2014 - Nisan 2016 tarihleri arasında her ay 1.000,00 TL kesinti yapıldığını, araç bedeli olarak davalı taraftan 40.000,00 TL talep ettiklerini, sözleşmenin bitiminden yani 5 yıllık sürenin dolmadan feshedilmesinden dolayı müvekkilinin aylık 11.000,00 TL olmak üzere 30 ay boyunca kaldığı kar mahrumiyet miktarının 330.000,00 TL olduğunu bu miktarı da davalıdan talep ettiklerini, müspet zarar, borçlu edimini gereği gibi yerine getirseydi alacaklının mal varlığı ne durumda olacak idiyse, mevcut durum arasındaki fark olduğunu, kar mahrumiyetinin de müspet zarar olduğunu, dolayısıyla davalının bu zararlardan sorumlu olduğunu, bu nedenle 330.000,00 TL tazminat ile 40.000,00 TL araç bedelinin sözleşmenin davalı tarafça fesih tarihi olan 29/06/2016 tarihinden itibaren, bu tarih yerinde görülmez ise ihtarnamenin davacıya tebliğ tarihi olan 20/08/2016 tarihinden itibaren, bu tarihte yerinde görülmezse dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınmasına ayrıca alacağın garanti altına alınması için teminat aranmaksızın davalı şirket adına kayıtlı Başiskele ilçesi, ... Mah., ... Ada, ... Nolu parseldeki hissesine İ.İ.K'nun 257/1 ve 259/1. Maddesi gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar  verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  6102 Sayılı kanunun 18. Maddesinde tacirler arasındaki her türlü temerrüte düşürme, sözleşmenin feshi, veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter, iadeli taahhütlü mektup, telgraf ve elektronik imza ile yapılacağının hükme bağlandığını, somut olayda davacı vekili tarafından gönderilen 15/08/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve dava dilekçesinde sözleşmenin müvekkili şirket tarafından sözlü olarak feshedildiğinin iddia edildiği, anıla yasa hükmü gereği sözleşmenin müvekkili şirket tarafından sözlü olarak feshedildiğinin hukuken geçerliliğinin bulunmadığını ve sözleşmenin davacı vekili tarafından gönderilen 15/08/2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile feshedildiği anlaşıldığından ve sözleşmeyi fesheden tarafın davacı taraf olduğu ihtarname içeriği ile sabit olduğundan açılan davanın haksız olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı ... ile davalı şirket arasında 09.01.2014 tarihinde “Ekmek Sözleşmesi” yapıldığını ve taraflarca imza altına alındığını, her ne kadar sözleşme ... ile imzalanmış ise de, sözleşmeye konu bütün ekonomik ilişkilerin davacı müvekkili ile davalı arasında gerçekleştirildiğini, sözleşmeye konu ekmeklerin yapıldığı ve davalıya verildiği fırının vergi levhasının davacı müvekkili ... adına olduğunu, davalının ödemeleri davacı müvekkili adına yaptığını, çeklerin davacı adına düzenlendiğini, davalı şirketin sözleşmeyi hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin kararlaştırılan süreden 30 ay önce feshettiğini ve müvekkilini büyük miktarda zarara uğrattığını, bu zararlardan ilkinin davacı tarafından alınarak davalı şirkete verilen bir adet ... araç olduğunu, bu araç için davacının hakkedişinden 24 ay boyunca 1.000 TL'nin davalı tarafından kesildiğini, söz konusu aracın bedelinin 40.000 TL olduğunu, ayrıca sözleşmenin uygulanmayan kısmı için de davacının aylık karından yoksun kaldığını, aylık karının 11.000 TL olduğunu beyanla müvekkilinin uğradığı zararların davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ün müvekkiline karşı ikame etmiş olduğu alacak davası devam ederken davacı ... tarafından aynı konu ve taleplerde ayrı bir dava açılmış ve bu dosya ile birleştirilmesinin talep edilmiş olduğunu, bu davanın konusu ve talepleri aynı olması hasebiyle ...'ün açmış olduğu davaya karşı cevapları ne ise davacı ...'ün açmış olduğu davaya karşı da aynı beyan ve itirazları tekrar ettiklerini, bilindiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 18.maddesinde tacirler arasındaki her türlü temerrüde düşürme, sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarların noter, iadeli taahhütlü mektup, telgraf ve elektronik imza ile yapılacağının hükme bağlandığını, buna göre müvekkili şirket ile davacı arasındaki uyuşmazlıkta tarafların tacir olması nedeniyle yapılacak her türlü ihtar ve ihbarın yasanın aradığı koşullara bağlı olarak yapılması gerektiğini, somut olayda davacı vekili tarafından gönderilen 15.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ve dava dilekçesinde sözleşmenin müvekkili şirket tarafından sözlü olarak feshedildiğinin iddia edildiğini, anılan yasa hükmü gereği sözleşmenin taraflarınca sözlü olarak feshedildiğinin hukuken geçerliliği bulunmadığından ve sözleşmenin davacı vekili tarafından gönderilen 15.08.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname feshedildiği anlaşıldığından ve son olarak sözleşmeyi fesheden taraf davacı taraf olduğundan davacının tüm taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 20/04/2022 tarih 2019/333 Esas- 2022/206 Karar sayılı kararında;\"Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde;  kaldırma kararı sonrası yapılan  yargılama da asıl davada davacı ...'ün sözleşmede imzasının bulunduğu, ancak ... yetkilisi olmadığı, ... davacının kardeşi ... adına kayıtlı bulunduğu, davacının yetkisiz temsilci olarak imzaladığı ,temsil olunanın icazet gösterdiği kabul edilse dahi davayı kendi adına açması sebebi ile asıl davanın  aktif husumet nedeni ile reddine karar verilmiş, birleşen 2020/268 yönünden ise ...'ın sahibi ...'ün  davacı sıfatı ile iş bu davayı açtığı, sözleşmeyi ... imzalamış olsa bile ...'ün  , davacının  temsilci olarak hareket ettiği ve yine bu şahsın işlemlerinin davacı tarafça benimsenip onandığı, TBK'nın 46. maddesi gereğince yetkisi olmayan kimsenin temsilci olarak işlem yapması halinde bu işlem onanıp benimsendiği takdirde temsil olunanı bağlayacağı kabul edilmiştir.( Yargıtay 15 HD nin E :2020/2387  K:2021/558 Sayılı ilamı) Davalı taraf TTK nun 18. maddesi gereğince sözleşmenin feshine ilişkin ihbar ve ihtarların noter,  iadeli taahhütlü mektup, telgraf ve elektronik imza ile yapılacağının  hükme bağlandığını, sözleşmenin taraflarınca sözlü olarak feshedildiğinin hukuken geçerliliğini bulunmadığını , sözleşmeyi fesheden tarafın davacı olduğunu iddia etmiş ise de Yargıtay HGK nun E: 2014/19-861  K: 2016/632 sayılı ilamında ''....01.07.2012 tarihinde  yürürlüğe giren  6102 sayılı Türk Ticaret  Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı  18/3. maddesinde düzenlenmiş ve\"Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır.\" denilmek suretiyle önceki hükümde bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Yapılan değişiklikler madde gerekçesinde, \"... Bu maddenin üçüncü fıkrasında üç köklü değişiklik yapılmıştır. (1)Hükümdeki şekil, geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmış, ispat şartına dönüştürülmüştür. Bu amaçla eski metinde yer alan \"muteber olması için\" ibaresine metinde yer verilmemiştir. Bu değişikliğin sebebi, geçerlik şartının artık haklı bir gerekçesinin bulunmaması ve teknikteki hızlı gelişmedir. Ayrıca hiçbir modern kanunda bu kadar ağır bir geçerlilik şartı yer almamaktadır. Şartın tacir gibi basiretli bir işadamı için öngörülmüş olması da anlamsız bulunmuştur. (2) İadeli taahhütlü mektup taahhütlüye dönüştürülmüştür. Çünkü , burada varma teorisinin kabulünü haklı gösterecek bir gerekçe mevcut değildir. (3) Güvenli elektronik imza hem Borçlar Kanununda kabul edilmiş hem de düzenli bir sisteme bağlanmıştır. Hükme bu olanak da eklenmiştir.\" şeklinde açıklanmış ve  böylece tacirler arasında  ihtar ve ihbarlar için öngörülen şekil şartı geçerlilik şartı olmaktan çıkarılmıştır.''belirtilen hususlar gözönüne alındığında TTK nun 18. Maddesinde belirtilen şeklin ispat şartı olması sebebi ile dinlenilen tanık beyanlarında birleşen dosya davalısının taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi haksız olarak  feshettiği kabul edilmiş ,haksız fesih sebebi ile davacının kar  kaybı isteyebileceği, 08.07.2021 tarihli  bilirkişi raporda birleşen dosya davacısının kar kaybının 427.680,00TL olduğu, araç bedeli olarak 78.500,00TL talep edebileceği belirtilmiş ise de , Yargıtay 3.HD nin  E:2020/5924 K: 2021/7579 sayılı ilamında ''...Müspet zarar olan kâr kaybı, yukarıdaki hükümlerin de sonucu olarak kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi esas alınmalıdır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi  sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen  veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir.  Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup, öğreti ve uygulamada bu hesaplama, kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır.TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen,  diğer sözleşmelerin haksız feshi halinde de kıyasen uygulanması gerekir. Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 tarihli ve 2010/14-244 Esas -2010/260 Karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haksız feshedildiği hallerde, kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunu'ndaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.Kesinti yöntemine göre iş görenin fesih sebebiyle yapamadığı sözleşme konusu işlerin geri kalan kısmından dolayı mahrum kaldığı kâr kaybının, öncelikle yapılmayan işin sözleşmenin feshi tarihindeki bedelinin (hizmet tamamlanmış, borç ifa edilmiş olsaydı iş görenin eline geçecek bedel ile sözleşmesine göre yapılan iş sebebiyle ödenen ya da ödenecek bedel farkı) tespit edilmesi, bulunacak bu bedelden, işin fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa, kazanabileceği miktarlar belirlenip, bulunacak bu miktarların ilk olarak bulunan yapılmayan iş bedelinden çıkartılarak hesaplanması gerekir (Yargıtay 15. H.D. 04/07/2019 tarihli ve 2018/3513 E. 2019/3182 K. sayılı ilamı '' belirtilen hususlar gözönüne alındığında kar kaybının yeniden hesaplanması için bilirkişi heyetine sektör bilirkişisi de eklenerek dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 25.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda kök raporda kar marjının %33 üzerinden hesaplandığını, ancak kar marjı hesabında %33 lük rakamın davacı (işgören) ve davalı (işveren) in birlikte kar marjı olması gerektiği, teorik olarak imalatçının karının %13 olması gerektiği  belirtilmiş ve yeniden yapılan hesaplama neticesinde  davacının kar kaybının 124.200,00 TL  olduğu hesaplanmış , taraflar arasında imzalanan sözleşmede ekmek perakende satışından %33 kar marjı ile çalışılacağı belirtilmiş olup %33 lük kar marjının davacıya ait olduğu yönünde bir düzenleme bulunmadığından bilirkişi heyetinin kar kaybı hesaplama yönteminin doğru olduğu kabul edilmiş, sözleşmenin 5 . Maddesinde düzenlenen araba fiyatına ilişkin olarak ise bilirkişi heyeti aracın emsal değerini hesaplamış ise de , ticari defterlerde yapılan inceleme sonunda ... plakalı ... araç için sözleşme gereği davacı adına kayıtlı fırın işletmesinin düzenlediği satış faturalarının ödenmesinden 23.000,00TL davalı tarafından kesinti yapılmak sureti ile tahsilat yapıldığının belirtildiği,  bu durumda davacının kendisinden yapılan kesinti kadar davalıdan talep edebileceği kabul edilmekle, birleşen 2020/268 Esas sayılı davanın kısmen kabulüne karar verilerek  124.200,00 TL kar kaybı, 23.000,00 araç bedeli olmak üzere 147.200,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Asıl davanın aktif husumet nedeniyle REDDİNE,''Birleşen 2020/268 Esas sayılı davanın KISMEN KABULÜ ile 124.200,00 TL kar kaybı, 23.000,00 araç bedeli olmak üzere 147.200,00 TL'nin birleşen dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte birleşen dosya davalısından alınarak birleşen dosya davacısına verilmesine, Fazlaya ilişin talebin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin asıl davada davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verdiğini, vermiş olduğu red kararının usul ve yasaya, dosyada mevcut BAM kararına aykırı olup ortadan kaldırılması gerektiğini, sözleşmeye taraf olmayan ve imzası bulunmayan...'ün işbu davayı açması gerektiği görüşünün hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, aksi kanaatin kabulünün, sözleşmede taraf olan ...'ün sözleşmeye dayalı olarak bir hak ileri sürememesi gibi çelişkili bir durum doğuracağını, sözleşmede...'ün imzasının bulunmasının sözleşmeye dayalı işbu tazminat davasına esas teşkil etmesi gerektiğini, davacının, davalı şirketle yaptığı işbu sözleşmede 2 yılı aşkın süredir temin ettiği ekmeği birleşen davada davacı ... adına kayıtlı fırından veya başka bir yerden de temin edebileceğini, bu durumun sonuca etki etmeyeceğini, önemli olanın fırının kimin adına kayıtlı olduğu değil, sözleşmede kimin imzasının bulunduğu olduğunu;İlk derece mahkemesinin davacı ...'ün davalıya açmış olduğu ve taraf olduğu sözleşmeden kaynaklı tazminat davasında aynı gerekçeyle 2017/2 Esas 2017/491 Karar sayılı ilamı ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verdiğini, bunun üzerine kendileri tarafından istinaf yoluna başvurulduğunu, istinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 11.07.2019 Tarih 2018/1691 Esas 2019/1523 sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/12/2017 Tarih, 2017/2 Esas 2017/491 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verildiğini;İlk derece mahkemesinin davacı ... yönünden vermiş olduğu aktif husumet nedeniyle red kararının gerek sözleşmeye gerek usul ve yasaya aykırı olduğu kadar aynı dosyada verilmiş olan üst mahkeme konumundaki BAM ilgili daire kararına da açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle yerel mahkemenin davacı ... bakımından red kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi şeklinde hüküm tesis edilmesi gerektiğini;İstanbul BAM 16. Hukuk Dairesi'nin ortadan kaldırma kararından sonra Yerel mahkeme davaya kaldığı yerden devam etmekle birlikte dosyanın sürüncemede kalmaması, Yerel mahkemenin aksi bir kanaat ve karar tesisinin önüne geçilmesi amacıyla kendileri tarafından arabuluculuk şartları yerine getirilerek Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/268 Esas sayılı dosyası ile davacı müvekkili... adına aynı davalıya karşı aynı taleplerle dava açıldığını ve dosyaların sonuç itibarıyla Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/333 Esas sayılı dosyasında birleştirildiğini, yargılamanın anılan dosya üzerinden yürütülerek karara çıkarıldığını;Mahkemece birleşen davanın  kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu kısmen kabul kararı dosya kapsamına, düzenlenen ayrıntılı bilirkişi raporuna aykırı olup ortadan kaldırılması gerektiğini ve ıslah dilekçeleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dosyada yargılamaya devam edilerek banka hesap hareketleri, ticari defter ve kayıtlar, çek dökümleri ve tüm deliller toplanmış, dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, işinin uzmanı 3 lü bilirkişi heyeti tarafndan düzenlenen 08.07.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre davacının kar kaybı 427.680,00 TL, sözleşmenin yaptırım içeren 5. maddesine göre 2014 Model ... marka aracın 2.el satış değerinin ortalama 78.500,00 TL olduğu ve davacının bu miktarları davalıdan talep etme hakkının olduğunun belirlenmiş olduğunu, anılan bu rapor üzerine kendileri tarafından dava ıslah edilerek tazminat taleplerinin 400.000,00 TL'ye, araç bedel taleplerinin 70.000,00 TL'ye yükseltildiğini;Davalı tarafın itirazı üzerine dosyanın ek rapora gönderildiğini, düzenlenen ek raporda gıda mühendisinin hayatın olağan akışına ve gerçeklerine uymayan sözleşmede kararlaştırılan %33 kar marjının taraflar arasında payaştırılması gerektiği isabetsiz görüşü ile davacının kar kaybının 124.200,00 TL, araç bedelinin ise 145.000,00 TL olduğu sonucuna varıldığını, Yerel mahkemenin gerekçeli kararında, %33 lük kar marjının davacıya ait olduğu yönünde bir düzenleme bulunmadığından bahisle bu husustaki haklı ve doğru itirazlarını dikkate almaksızın kısmen kabul kararı verdiğini, mahkemenin bu konudaki kanaati sözleşmenin açık hükümlerine, ticari hayatın olağan akışına ve günlük gerçeklere tamamen aykırı olup bu gerekçeyle verilen kısmen kabul kararının ortan kaldırılarak ıslah dilekçesinde talep edilen rakamlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini;Taraflar arasındaki sözleşmenin ilk maddesinde açıkça ekmek perakende satışından% 33 kar marjı ile çalışılacağı ve zam geçişlerinde bu oranın aynı kalacağının taraflarca kararlaştırıldığını, kök raporda zaten sözleşmede taraflarca kararlaştırılan % 33 kar marjına göre hesaplama yapıldığını, anılan bilirkişinin % 13 oranını neden ve nereden çıkardığının belirsiz olduğunu, sözleşmede davacı tarafın kar marjı olarak kararlaştırılan % 33 ün taraflar arasında bölünmesi için hiç bir hukuksal gerekçe olmadığını, davalının da bu satışlardan kar ettiğini, davacı tarafça davalıya yaklaşık % 40 civarında iskonto uygulandığını;Taraflar arasındaki kar % 100 olarak belirlenmiş veya uygulamada böyle olmuş olsa belki karın paylaşılmasının düşünebileceğini, ancak sözleşmede kararlaştırılan kar marjının davacı tarafın karı olduğunu, kar marjı taraflarca % 33 olarak açıkça kararlaştırılmışken sözleşmeye aykırı bir şekilde ve hiç bir yasal dayanak içermeyen gerekçe ile davacının kar marjının % 13 olarak hesaplanması sözleşmeye aykırı olduğu gibi, hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, sözleşmedeki % 33 kar marjının sadece davacıların karı olarak belirlendiğini ve kararlaştırıldığını, örneklendirmek gerekirse 1 ekmeğin fiyatı 1 lira 50 kuruş ise davalının bunu davacılardan 0,75 kuruşa aldığını;Gıda Mühendisi Bilirkişinin iddia ettiği davacının kar marjının % 13 olması gerektiği, bu konuda genel kabul görmüş bir formül kullanıldığı iddiasının tamamen gerçek dışı ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin 1. maddesinin açık hükmünün kar marjının taraflarca % 33 olarak kararlaştırıldığını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyduğunu, kar marjının % 13 ünün davacı iş görene % 20 sinin davalı işverene ait olacağı gibi çok önemli bir husus kararlaştırılmış olasaydı açıkça sözleşme metnine yazılacağını, bunun yanında dosyada mevcut çek, irsaliye, ödeme dekontu gibi yazılı delillerle davacının günlük ekmek teslimi ve karının kök raporda doğru olarak zaten hesaplandığını, bu gerçeğe rağmen Yerel mahkemece aksi kanaatle verilen kısmen kabul kararı sözleşmenin içeriğine, ticari uygulamalara ve dosya kapsamına tamamen aykırı olup ortadan kaldırılması gerektiğini;Rapordaki mantık hatasının bir sonucunun da davalının hiç bir maliyeti olmaksızın ekmeği davacı taraftan alıyor olduğu gerçeğinin bu bilirkişilerce atlanmış olması olduğunu, davalı tarafın zaten hiç bir maliyet yüklenmeksizin davacıdan iskontolu bir şekilde ekmek alımı yaptığını ve satıştan kar elde ettiğini, belirtilen günlük 1.200 ekmek tesliminin varsayım üzerinden değil tamamen somut gerçek ve kanıtlardan yani günlük ekmek fişi, irsaliye ve fatura üzerinden hesaplandığını, ortada hayali bir sayı değil taraflar arasında somut olarak gerçekleşen ticari alışveriş ve buna bağlı belge ve kayıtlara göre belirlenen günlük miktar, sözleşmede kararlaştırılan kar marjı ve buna göre yapılan bir hesaplama kök raporda mevcutken sözleşmeye, taraflar arasında kararlaştırılan iradeye, somut gerçeklere, mantığa aykırı düşecek şekilde sadece davacı tarafın hakkı olan kar marjını anlaşılmaz bir şekilde taraflar arasında bölüştürülmesinin hukuksal dayanaktan yoksun olduğunu, buna göre yapılan son hesaplamanın tamamen hatalı olduğunu;Yerel mahkemenin ... marka aracın bedeli konusunda varmış olduğu kanaat ve gerekçeli kararı ayrıca dosya kapsamına, düzenlenen bilirkişi raporlarına açıkça aykırı olduğunu, düzenlenen 08.07.2021 tarihli heyet bilirkişi raporunda anılan araç bedelinin değerinin ortalama 78.500,00 TL olduğunun belirlendiğini, Yerel mahkemece gerekçeli kararında tazminata esas alınan 25.03.2022 tarihli ek raporda araç bedelinin ortalama 145.000,00 TL olduğu ve araç bedelinin tamamının sözleşmedeki cezai şart nedeniyle davacıya iade edilmesi gerektiği, davacıya iade edilecek araç bedeli konusunda bilirkişilerce hesaplanan emsal araç bedelleri ortalamasının dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini, düzenlenen iki rapora rağmen \"satış faturalarının ödenmesinden 23.000,00-TL davalı tarafından kesinti yapılmak suretiyle tahsilat yapıldığı, davacının kendisinden yapılan kesinti kadar davalıdan talep edebileceği \" şeklinde gerekçeli karar kurulduğunu;Yerel mahkeme tazminat hesabında esas aldığı 25.03.2022 tarihli rapora araç bedeli bakımından uymadığı gibi düzenlenen ilk rapora da hiçbir gerekçe ileri sürmeksizin bu hususta itibar etmediğini, bunun yanında taraflar arasındaki sözleşmenin 5.maddesinde açıkça belirtildiği ve kararlaştırıldığı üzere \"iki firma taahhütleri yerine getirmediği takdirde arabanın fiyatı kadar bedeli birbirlerine öder\" hükmünü içerdiğini, sözleşmede araç için davalı tarafından yapılan kesintiden değil hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde arabanın fiyatı kadar bedelin ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını;Düzenlenen her iki bilirkişi raporuna, sözleşmenin açık ve amir 5.madde hükmüne rağmen araç bedeli yerine sadece davalı tarafından yapılan toplam 23.000,00-TL kesinti bedeli kadar miktara hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya, taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerine, düzenlenen bilirkişi raporlarına ve dosya kapsamına aykırı olup, Yerel mahkeme kararının araç bedeli yönüyle ayrıca ortadan kaldırılarak ıslah dilekçesindeki talep olan 70.000,00 TL olarak belirlenip bu bedelin davalıdan alınarak davacıya verilmesi yönünde karar kurulması gerektiğini beyanla Kocaeli 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20.04.2022 Tarih, 2019/333 Esas, 2022/206 Karar sayılı kararının usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle ortadan kaldırılarak ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl ve birleşen dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle cezai şart ve haksız fesih nedeniyle kar kaybı tazminatı taleplerine ilişkindir.Asıl davada davacı, davalı taraf ile 5 yıl süreli ekmek sözleşmesi yaptıklarını, davalının süre sonu gelmeden sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini, sözleşmede %33 kar marjı ile çalışılacağına dair hüküm olduğunu, aylık karı 11.000 TL iken bundan mahrum kaldığını, yine sözleşme gereği davalıya ... marka araç alındığını ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle araç bedelinin de tarafına iadesinin gerektiğini beyanla 330.000 TL kar kaybı tazminatı ile 40.000 TL araç bedelinin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf, sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğini, bu nedenle davacının hiçbir talepte bulunamayacağını beyanla davanın reddini savunmuş, birleşen davada davacı taraf, asıl davanın davacısı... ile davalı şirket arasında yapılan sözleşmeden doğan ticari ilişkinin esasen kendisi ile davalı arasında yürütüldüğünü, ekmek fırının kendisi adına kayıtlı olduğunu, sözleşmenin haksız ve erken feshi nedeniyle zarara uğradığını beyanla 330.000 TL kar kaybı ve 40.000 TL araç bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise, asıl davada olduğu gibi sözleşmenin davacı tarafından feshedildiğini beyanla davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile asıl davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, her iki davada verilen kararlara karşı davacılar vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuş, Mahkemece, her iki davada davalı vekilince istinaf harç ve yargılama giderlerinin verilen süre içerisinde yatırılmadığından bahisle istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmamıştır. Asıl davada davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava konusu ekmek sözleşmesinin davacı ...ile davalı arasında imzalandığı, ekmeğin üretileceği fırının birleşen davanın davacısı adına kayıtlı olmasının önemli olmadığı, davacının aktif husumetinin bulunduğuna;<br>Birleşen davada davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; Mahkemece kök rapordaki hesaplamaların nazara alınması gerektiği, sözleşmede davacının %33 kar marjı ile satış yapacağının kabul edildiği, bilirkişi tarafından bu karın tarafların toplam karı olduğu ve davacının kar marjının %13 olduğuna yönelik tespitinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı, yine Mahkemece aracın bilirkişi raporunda tespit edilen bedeli yerine davacıdan yapılan kesintinin iadesine karar vermesinin hatalı olduğuna ilişkindir. Dosya kapsamından; dava konusu \"Ekmek Sözleşmesi\"nde davalı şirketin kaşe ve imzası ile asıl davanın davacısı...'ün adının ve altında iki ayrı imzanın bulunduğu, sözleşmenin en başında ... ile ... Market arasında yapıldığının belirtildiği, söz konusu fırın işletmesinin birleşen davada davacı ... adına kayıtlı olduğu, tüm faturaların birleşen davanın davacısı tarafından düzenlendiği, ticari defterlerin birleşen davanın davacısı adına tutulduğu, her iki davanın davacılarının abi kardeş oldukları, esasen ... tarafından açılan birleşen davada, bu hususlar ve sözleşme ile davacı ... ile davalı şirket arasında bir ticari ilişki kurulduğunun, ticari ilişkinin davacı ... tarafından yürütüldüğünün ikrar edildiği ve tam da bu sebeplerle husumetin kendisine düştüğü kabul edilerek sözleşmenin erken ve haksız feshi nedeniyle kar kaybı ve cezai şart talep edildiği, sözleşmenin tek bir tarafının bulunduğu ve sözleşmeden doğan talep hakkının da sözleşmenin tarafı olan kişiye ait olduğu, sözleşmenin tarafının ise işletmenin sahibi olan ve kendisi adına dava açan birleşen davada davacı ... ve bu minvalde aktif husumetin de adı geçen davacıya ait olduğu, asıl davada davacı...'ün temsilci sıfatı ile işlem yaptığı, dolayısıyla Mahkemece asıl davanın aktif husumet nedeniyle reddine karar verilmesinin isabetli, davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin ise usul ve yasaya, çelişkili davranış yasağı ile TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve haksız olduğu anlaşılmıştır.Dava konusu sözleşmenin 1. maddesi; \"ekmek perakende satışından %33 kar marjı ile çalışılacaktır. Zam geçişlerinde bu oran aynı kalacaktır.\" şeklinde, 4. maddesi; \"... 5 yıllık ekmek almak kaydıyla 1 adet 2014 model ... araba almayı taahhüt eder.\" şeklinde ve 5. maddesi; \"İki firma taahhütlerini yerine getirmediği takdirde arabanın fiyatı kadar bedeli 5/ay olarak firmalar birbirlerine öder.\" şeklinde düzenlenmiştir. Birleşen davada davacı, sözleşmenin 1. maddesine dayanarak davalının haksız feshi nedeniyle sözleşmenin kalan süresince mahrum kalacağı kar kaybını ve sözleşmenin 4. maddesi gereği kendisi tarafından davalıya alındığını iddia ettiği aracın, yine haksız fesih nedeniyle ve sözleşmenin 5. maddesi uyarınca bedelinin iadesini talep etmiştir. Dosya kapsamında sözleşmede geçen aracın kimin adına kayıtlı olduğuna dair bir kayıt ve aracın alım satımına ilişkin sözleşme bulunmadığı gibi davalı taraf, davacıya gönderdiği cevabi ihtarnamede aracın kendisi tarafından satın alınarak davacıya verildiğini iddia etmiştir. Dinlenen davacı tanıkları ise, sözleşme ile tarafların, davalının ... marka bir araç alması, bedelini ise kesinti yapmak suretiyle davacıdan tahsil etmesi konusunda anlaştıklarını beyan etmişlerdir. Nitekim tarafların ticari defterlerine göre davalı, davacının cari hesabına her ay 1.000 TL araç bedeli olarak borç kaydetmiştir. Esasen davacının parasını ödeyerek satın aldığı ve davalıya teslim ettiği bir araç için ayrıca her ay davalıya 1.000 TL borçlandırılmasını, alacağından 1.000 TL'nin kesilmesini kabul etmesi de hayatın olağan akışına ve ticari teamüllere aykırıdır. Dolayısıyla aracın davalı tarafından alındığı ancak bedeli karşılığında davacıdan toplam 23.000 TL tahsil edildiği kanaatine varılmıştır. Bu noktada sözleşmenin 5. maddesi, 4. maddesi ile bağlantılı olarak düzenlenmiş bir ceza şartıdır. Sözleşmenin 4. maddesi ile 5 yıl boyunca ekmek alınacağı ve karşılığında da araç alınacağı kabul edilmiştir. Madde düzenlemesi açık olmamakla birlikte ekmek alımının davalı tarafından yapılacağı kabul edilmelidir. Sözleşmenin bu maddesi dışında taraflarca birbirlerine karşı başkaca bir taahhütte bulunulmamış ve herhangi bir yükümlülük altına girilmemiştir. Sözleşmede günlük/aylık/yıllık olmak üzere belirli bir miktar ekmeğin davalı tarafından alınacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Sözleşmenin 1. maddesinde yer alan düzenleme ise açık değildir. Bu düzenlemeden kimin %33 kar marjı olacağı, bu karın bir adet ekmek satışı üzerinden mi, yoksa aylık satış üzerinden mi olacağı, bunu kimin kime taahhüt ettiği, davalının perakende aldığı ekmeği en fazla %33 kar ile mi satacağı hususları anlaşılmamaktadır. Buna göre sözleşmenin taahhüt içeren tek maddesi 4. madde olup bu maddeye aykırılık halinde uygulanacak yaptırım ise 5. maddedir.Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafından aksi yönde istinaf başvurusu yapılmadığı için taraflar arasındaki sözleşmenin, davalının haksız feshi nedeniyle 5 yıllık süresinden önce sona erdiği vakıası kesinleşmiş olup, bu sözleşme uyarınca birleşen davada davacının mahrum kaldığı kar nedeniyle tazminat talep edebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşmede davalının belirli bir miktar ürün satın almayı taahhüt etmiş ve taahhüt edilen miktar kadar ürün satın almamış olması gerektiği, sözleşmede böyle bir taahhütte bulunmamış olması sebebiyle davacının davalıdan kar mahrumiyeti talep edemeyeceği anlaşılmış ancak davalı tarafça bu yönde bir istinaf başvurusu yapılmadığı ve aleyhe kaldırma yapılamayacağından İlk derece mahkemesinin kararı kaldırılmamış ve birleşen davada davacının bu kısma yönelik istinaf sebepleri reddedilmiştir. Araç bedelinin iadesi talebi yönünden ise, az yukarıda açıklandığı üzere aracın davalı tarafından alındığı ve bir kısım bedelinin davacıdan tahsil edildiği, araç bedelinin davacı tarafından ödenmesinin, davalının 5 yıl boyunca ekmek alması şartına bağlandığı, aksi halde araç bedelinin 5yıl/ay olarak, yani tahsil edilen kısmının iade edileceği anlaşıldığından Mahkemece, davalının taahhüdüne aykırı davranması nedeniyle davacıdan tahsil ettiği toplam 23.000 TL bedelin iadesine karar verilmesi isabetli olmuş, birleşen davada davacı vekilinin aracın ikinci el bedelinin tahsiline karar verilmesi gerektiği yönündeki istinaf sebebi ise yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre asıl ve birleşen davada davacıların istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl ve birleşen davada davacıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince asıl davada alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin asıl dava davacısından tahsili ile hazineye gelir kaydına,4-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince birleşen davada alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin birleşen dava davacısından tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db11ac1c7f45d997","SID":"4f1c3d44f9c80d04"}}