{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/456 <br>KARAR NO: 2025/853<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 12/11/2020<br>NUMARASI: 2016/1130 Esas 2020/675 Karar <br>DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>Dairemizce verilen kararın Yargıtay 11. HD tarafından bozulması üzerine yapılan duruşma sonunda dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili, müvekkili şirketin Gaziantep'te ve Türkiye genelinde özellikle iletişim ve teknoloji sektöründe ... bayisi olarak   ticari faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin  3 adet ... Mağazası işletildiğini, davalı ile aralarında 31.03.2006 tarihli sözleşmenin bulunduğunu, sözleşmenin tek nüsha olarak davalıda olduğunu, 31.08.2016 tarihinde davacının aktivasyon ekranları, kullanıcı adı ve şifreleri ile sisteme giriş yapmaları  engellenip, bayi kodunun iptal edildiğini, sonrasında 01.09.2016 tarihli ihtarname ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini, ihtarname ekinde bulunan cihaz ve malzemelerin iadesi aksi taktirde dava açılacağının bildirildiğini, karşı ihtarname ile fesih sebebi ve gerekçeleri sorularak sözleşmelerin birer sureti istenmiş ise de cevap verilmediğini, sözleşmenin genel işlem koşuluna tabi olduğundan geçersiz olduğunu, feshin haksız olduğunu, fesihle birlikte 3 mağazanın faaliyetinin durduğunu,  mağazalar için ödemek durumunda kaldığı kira ve erken fesih sebebiyle uğranılan zarar, işçi alacakları ve primlerin ödenmemesi nedeniyle oluşan zarar, 3 mağazanın kapanması nedeniyle davalıdan elde edilen destek ve performans primlerinin gecikmesinden doğan zarar, davalıdan alacağı primlere güvenerek mali düzeninin bozulması ve çektiği kredileri ödeyememesinden kaynaklı zararlarının olduğunu, ileri sürerek  feshin haksız olması nedeniyle 50.000-TL manevi, şimdilik 1.000-TL  maddi tazminatın fesih tarihinden ticari avans faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir.  <br>ISLAH: Davacı vekili ; 15.10.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini  6.128.636,96-TL arttırarak dava değerini 6.129.636,96-TL ye çıkartmıştır.<br>CEVAP: Davalı vekili, davanın kısmi dava olduğunu, belirsiz alacak davası olarak nitelenemeyeceğini, asgari miktarı bildirip harcı tamamlaması gerektiğini, davacı ile aralarında Kurumsal Çözüm Merkezi sözleşmesi ve sözleşme ekinde müşteri memnuniyetini Engelleyen Durum ve Aksiyonları imzaladığını, kendilerinin İçişleri Bakanlığı ile yaptığı kimlik paylaşım sistemi sözleşmesi uyarınca mernis üzerinden  tüm vatandaşların kimlik bilgilerine erişme imkanı olduğunu, davacı şirket müdürü ve şirketi münferiden temsile yetkili kişi olan ... hakkında FETÖ soruşturması yürütüldüğünü öğrendiğini, ...'in şirketin tek imza yetkilisi olduğunu, davacı şirket yetkilisinin gözaltına alınıp tutuklanması nedeni ile sözleşmenin feshedildiğini, yargı mercileri ve güvenlik güçlerince alınan tedbirlere şirketin uyum gösterme zorunluluğunun olduğunu,  bu nedenle 1.9.2016 tarihli ihtarlayapılan feshin haklı olduğunu, ayrıca haklı sebep olmasa dahi sözleşme 6.3 md uyarınca şirketin dilediği zaman tek taraflı tazminatsız fesih hakkının olduğunu, sözleşme eki Müşteri Memnuniyetini Engelleyen Durumlar ve Aksiyonları  Genel Uygulama başlıklı 8. Maddesinde \" ... uyarı vererek ya da vermeksizin ... Merkezi sözleşmesinin ihlali sebebi ile ... Merkezine karşı tek taraflı fesih hakkını daima kullanabilir\" hükmü uyarınca da tek taraflı fesih hakkının olduğu, ayrıca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun 18.7.2016 tarihli kararı ile terör örgütü mensup ve işbirlikçilerinin herhangi bir şekilde istihdamının önlenmesi için düzenli takip ve denetleme yapılmasının istendiğini, sözleşme tarihinde 818 sayılı BK'nın yürürlükte olduğunu, genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanamayacağını, üstün kamu yararı doğrultusunda feshin gerçekleştiğini, bu nedenle zarar ile illiyet bağının kesildiğini, manevi tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; ... Merkezi sözleşmesi 6.1.1. maddesi uyarınca davacının sözleşmeden doğan sorumluluk ve yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda ihbar ve ihtara gerek kalmaksızın ve tazmin yükümlülüğü olmaksızın davalıya fesih hakkının tanındığı, ancak davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğinin ispatlanamadığı, 6.3 maddesinde ise davalıya sebep göstermeden 30 gün ihbar süresi verilerek her zaman feshetme hakkının tanındığı, ancak 30 günlük süreye uyulmadan feshin yapıldığı, ihtarnamedeki 4.2.1 maddesi uyarınca sözleşmeye aykırı davranıldığının ispat edilemediği, esasen davalının fesih sebebini davacı şirket yetkilisinin FETÖ soruşturması nedeniyle göz altına alınıp tutuklanmasına dayandırdığı, ancak davacı şirket yetkilisinin beraat ettiği , davalının masumiyet karinesine aykırı hareket ettiği,  davalı feshinin haksız olduğu,davacının aynı şartlarda yeni bir bayilik sözleşmesi kurabilmesi için gerekli makul sürenin bilirkişi tarafından 1 ay olarak tespit edildiği, KDV hariç kar kaybının aylık  227.023,59- TL olduğu, erken fesih nedeniyle kişilik haklarının ihlal edildiğini ve onurunun zedelendiğini gösteren somut bir verinin bulunmadığına dayanılarak  davanın kısmen kabulüne, 227.023,59 -TL 'nin KDV'si ile birlikte dava tarihinden avans faizi ile davalıdan tahsiline, manevi tazminat isteminin reddine  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Davacı vekili; davalının halen her ilde sadece bir şirkete bir kurumsal çözüm merkezi açma yetkisini tanıdığını, ancak kendisine 6-7 ilde kurumsal çözüm merkezi açma yetkisi tanındığını, 52  gün tutuklu kaldığını bu dönemde şirketin tüm işlemlerini daha önce de yürüten genel müdürün yaptığını, fesih sonrası ... Merkezini başka şirkete verdiklerini, kendilerinin Gaziantep 'te başka bir KÇM açma imkanı olmadığını, beraat ettiğini, mal varlığına hiç bir zaman tedbir konmadığını, bilirkişinin aylık ortalama kazancı 227.023-TL olarak hesapladığını, sözleşme bitimine 27 ay kalması nedeni ile taleplerine ıslah ile 6.129.000-TL'ye yükselttiklerini, bilirkişilerin İstanbul'da olup Gaziantep için 1 aylık süreyi nasıl tayin ettiklerinin anlaşılamadığını, kar yoksunluğunun süre ile sınırlandırılamayacağını, aksi durumda o şehrin ve o iş kolunun yeniden tesisi ile ilgili keşif ve araştırma yapılmasının gerektiğini, ayrıca şehirde kontenjan dolduğu için  bu alanda iş kurma imkanı kalmadığını, küçük bir yerde haksız fesih nedeni ile işçilerine ödeme yapamaz hale geldiğini, itibarının zedelendiğini manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini  ileri sürerek kararın kaldırılmasını, taleplerinin tümünün kabul edilmesini istemiştir. 2-Davalı vekili; davacının faaliyet alanı gereği tüm vatandaşların kimlik bilgilerine erişim imkanı olduğunu, kamu yararı gözetilerek feshin yapıldığını, mahkemece ceza kararının kesinleşmesi beklenmeksizin hüküm verilmesinin doğru olmadığını, BTK yazıları doğrultusunda işlem yapıldığını, sözleşme gereği tazmin yükümlülüğü olmaksızın tek taraflı fesih hakkı bulunduğunu, konunun hassasiyeti nedeni ile güven ilişkisinin zedelendiğini, 52 gün tutuklu kalan davacı şirket yetkilisinin sözleşme yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğini, bilirkişilerin davacının sadece gelirlerini hesapladığını işletme maliyeti ve giderleri hesaplamadığını, itirazların değerlendirilmediğini, 30.11.2016 tarihi itibariyle arada cari hesap mutabakatı olduğunu, tazminatın KDV'sine hükmedilemeyeceğini, davanın maddi tazminat talebine ilişkin olduğunu, düzenlenecek fatura da olmadığından KDV istenemeyeceğini, fazlaya bağlı istem için karar verilmediğini, davacının manevi tazminat talebi reddedildiğinden  davalı lehine vekalet ücretinin eksik hesaplandığını ileri sürerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini  istemiştir.<br>GEREKÇE VE SÜREÇ: Dava, sözleşmenin haksız feshine dayalı olarak kar kaybına dayalı  maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın her iki tarafça istinafı üzerine Dairemizce yapılan istinaf incelemesi sonucunda  02/11/2023 Tarih 2021/812 esas, 2023/1706 karar sayılı ilam ile \"Kar kaybı talep edilebilmesi için; karşı tarafın borca aykırı davranışı nedeniyle sözleşmenin haklı sebeple feshi veya karşı tarafça haksız olarak feshedilmiş olması gerekmektedir. Taraflar arasındaki 7.11.2006 tarihli  sözleşmenin 12. maddesinde; sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 3 yıl süre ile yürürlükte kalacağı, taraflardan herhangi birinin, sözleşmenin süresinin sona ermesinden en az 30 gün önce fesih ihbarda bulunmadığı takdirde, sözleşmenin aynı şartlarla aynı süre için yenileneceği, 6.3 maddesinde davalının sözleşmeyi süresinden önce herhangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın 30 gün ihbar süresi vermek koşulu ile dilediği zaman tek taraflı ve herhangi bir tazminat ödemeden feshedileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında düzenlenen 7.11.2006 tarihli ... Merkezi sözleşmesinin davalının 1.9.2016 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin Prosedürlere ve Standartlara Uygunluk Başlığı altındaki 4.2.1 nolu maddesi karşılığı üstlendiği yükümlülüklere aykırı davrandığı gerekçesi ile davalı tarafından  fesih  edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesi ile davacı şirketin tek yetkilisi ...'in FETÖ soruşturması kapsamında gözaltına alınıp tutuklanması nedeniyle kamu yararı gözetilerek sözleşmenin feshedildiğini bildirmiştir. Davacı, açılan davada şirket yetkilisinin açılan ceza davasında beraat ettiğini   ,sözleşmenin davalı tarafından haksız fesih edildiği olgusuna dayandırmıştır. Ne var ki, feshin haklı sayılıp sayılmayacağına  ilişkin değerlendirme  somut olaydaki durumun hassasiyeti nedeniyle  fesih zamanındaki koşullara göre değerlendirilmelidir. Davalı şirket Türkiye Merkezli teknolojik  iletişim sistemi operatörüdür. Davacı şirketin de; herhangi bir bayii olmadığı  Gaziantep ilinde  davalı  ...'in kurumsal çözüm ortağı olarak seçildiği anlaşılmaktadır.Davacı şirket yetkilisi ...'in \"15.07.2016 tarihinde yani darbe gecesi davacı şirket yetkilisinin beyanına göre aslında saat 19.00 sıralarında bir gayrimenkul alımı nedeniyle attığı ancak , bu sırada denizde teknede bulunduklarından saat 22.15 sıralarında okunabilen  \"...\" başlıklı twit attığı ve akabinde, darbenin başarılı olup olmadığı belli olmadığı bir zamanda atılan twitin darbeye destek olarak değerlendirilerek  sosyal medyada yoğun bir tepki ile karşılaştığı, şirket yetkilisinin yapılan soruşturma kapsamında tutuklandığı ve tutuklandıktan sonra sözleşmenin fesih edildiği anlaşılmaktadır. Fesih ihtarında \"sizden beklenen güven ilişkisine dayanılarak müvekkili şirket tarafından yetkilendirildiğiniz tüm işlemleri dürüstlük ilkesi doğrultusunda yerine getirmenizdir. Sözleşmenin Prosedürlere ve Standartlara Uygunluk\" başlığı altındaki 4.2.1 nolu maddesi uyarınca ,sözleşme kapsamı tüm yükümlülüklerinizde müvekkil şirketin göndereceği sinyallere  ve /veya elden teslim ettiği tebliğlere, duyurulara, bildirmiş olduğu prosedür, standart, yönetmelik ve talimatlara uygun olarak hareket etmekle  yükümlü olduğunuzu kabul beyan ve taahhüt ettiğiniz, sözleşme ile üstlendiğiniz yükümlülüklere aykırı hareket ettiğiniz tesbit edilmiş olup ,sözleşmenin tüm ekleriyle birlikte derhal fesih edilmiştir\"denilerek sözleşmenin fesih edildiği anlaşılmaktadır. Davalı vekilince cevap dilekçesi ile fesih kararının davacı şirket yetkilisinin FETO soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanması dikkate alınarak kamu yararı nedeniyle alındığı bildirilmiştir. Davacı şirket yetkilisinin FETO soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanması, milli güvenliği tehdit eden yapı veya oluşum ile davacı şirket arasında güncel ve kişisel bağlantının varlığı şüphesi karşısında kamunun menfaatini yakından ilgilendiren ... Merkezi'ne verilen özel yetki nedeniyle kamu yararı ve milli güvenliği tehlikeye sokacak durum ihtimalinin değerlendirilerek davacı şirket yetkilisine duyulan güncel şüphe ile 1.9.2016 tarihinde sözleşmenin fesih edildiği sonucuna varılmaktadır. Fesih tarihinde ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü hal ortamı, kamu yararı ve ülke güvenliği  nedeniyle  ivedi tedbirlerin alınması zarureti bulunduğu, mevcut koşullarda davalının davacı için ceza yargılaması  sonucunu beklemesi gerektiğinin beklenemeyeceği açıktır. Davacının Anayasa ile güvence altına alınmış  kişisel haklarının, adil yargılama ve masumiyet karinesinin mevcudiyeti tartışmasız ise de, olağanüstü koşullar ve kamu yararının üstünlüğü gözetilerek  güncel  koşullar altında davalı tarafın davacıya olan güven ilişkisinin sarsılması nedeniyle  feshin davalı yönünden  haklı olduğunun kabulü gerekir. Yargılama sonunda şirket yetkilisinin beraatına karar verilmesi de ,geçmişe gidilmek suretiyle davalının feshini haksız hale getirmeyecektir. Buna göre sözleşmenin derhal fesih hakkı veren hükümlerinin davalı tarafından kötüye kullanıldığı kabul edilemeyecektir. Davacının bilahare yargılama sonucu beraat ettiği sabit ise de; güncel olağanüstü koşullar nedeniyle BTK kararı ,akabinde yapılan basın açıklaması ,davacıya duyulan güvenin sarsılması, Kurumsal Çözüm Merkezinin davacıya sağladığı imkanlar karşısında davalının gerekli önlemleri almasının gerektiği ve kamu yararı gözetilerek haklı fesih nedeniyle mahkemece  davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi yerinde bulunmamıştır.\"denilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ,davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafça temyizi üzerine;  Yargıtay 11 HD'nin 05/02/2025 Tarih 2023/6813 Esas, 2025/537 Karar sayılı ilamı ile \"Davalı şirket davacıya gönderdiği ihtarnamede \"sözleşmeyle üstlendiğiniz yükümlülüklere uygun davranmadığınız tespit edilmiştir\" şeklinde gerekçe ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini davacıya bildirmiştir. Davalı şirket tarafından fesih sebebi bu şekilde gösterildiği için davalı şirket bu fesih sebebi ile bağlı olduğu gibi sözleşmeyle yüklenilen hangi yükümlülüklerin davacı tarafça yerine getirilmediğini de ispatlamalıdır. Dosya kapsamında davacının sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediği ispatlanamamıştır. Bu itibarla sözleşme feshinin haksız olduğu kabul edilerek işin esasına girilip bir karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince ihtarnamede ileri sürülmeyip davaya cevap aşamasında ileri sürülen fesih sebebi kapsamında değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.\"denilerek kararın bozulmasına karar verilmiş, Dairemizce usul ve yasaya uygun bozma ilamına uyulmuştur. İlk derece mahkemesince mahallinde talimat yoluyla  yapılan bilirkişi incelemesinde elde edilen sonuçlarda değerlendirilerek davacının kar kaybı talebi yönünden yapılan incelemede bilirkişi heyetinden alınan raporda  ; davacı şirketin Ağustos 2013-Ağustos 2016 tarihleri arasında ... şirketine 37 ay boyunca toplam 8.671.115,61 TL (KDV dahil) satış yaptığı, aylık ortalama satış tutarının 234.354,48 TL olduğu, davacı şirketin sözleşme feshinden sonraki Eylül 2016-Kasım 2018 dönemleri olası satış tutarının KDV dahil 27 ay için 6.327.570,96 TL (5.362.348,27 net satış + 965.222,69 KDV) olabileceği, davacı şirketin  sözleşme feshinden sonraki Eylül 2016-Mart 2018 dönemleri olası satış tutarının KDV dahil 27 ay için 6.327.570,96 TL (5.362.348,27 net satış + 965.222,69 KDV) olabileceği, davacı şirketin sözleşme feshinden sonraki Eylül 2016-Mart 2018 dönemleri arası toplam işçilik giderinin 119.949,15 TL olduğu, bu tutarın 92.401,91 TL'sinin SSK primi ve personel maaşı olarak ödendiği, davacı şirketin personele ve SGK'ya toplam 27.547,24 TL borcunun olduğunun görüldüğü hususlarını rapor ettiklerini, bilirkişi heyetinin 08/08/2019 tarihli raporunda; taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının maddi zararlar kapsamında kar kaybını talep edebileceği, yoksun kalınan kar kaybının, miktarının da aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul süre ile sınırlı olarak hesaplama gerektiği, somut olayda davacının aynı şartlarla yeni bir iş bulunması için geçmesi gereken makul sürenin 1 ay olarak takdir edilebileceği, davacının ticari defterleri yerinde incelenmek suretiyle hazırlanan talimat raporundaki tespitler dikkate alındığında, davacının talep edebileceği bir aylık kar kaybının 234.354,48 TL olarak hesaplandığı, ancak taraf kayıtları kapsamında davacının talep edebileceği bir aylık kar kaybı 227.023,59- TL olarak tespit edilmiş,mahkemece bu miktarın katma değer vergisi ile davacıya ödenmesine hükmedilmiştir. Davacının ıslah ile talebi; sözleşmenin geri kalan süresinde kar kaybının tümüyle ödenmesi gerektiğine ilişkindir. Bilirkişi kurulu; yeniden aynı koşullarla iş bulunabilecek süreyi bir ay olarak tesbit edilmiş, davacı taraf bu sürenin çok az olduğunu, Gaziantep koşullarında bu süre de aynı işin elde edilemeyeceğini savunmaktadır. Ne var ki sözleşmenin 6.3 maddesinde davalının sözleşmeyi süresinden önce herhangi bir sebep göstermek zorunda olmaksızın 30 gün ihbar süresi vermek koşulu ile dilediği zaman tek taraflı ve herhangi bir tazminat ödemeden feshedileceği düzenlenmiştir. Somut durumda olağan fesih haline gidilmesi halinde, 30 günlük süre ile gelir kaybının talep edebilecek davacının daha fazla süre için kar kaybı hesaplanması isteği yerinde görülmemiştir. Bir aylık kar kaybı talebi  tazminat kabilinden olup KDV ye tabi olmadığı halde mahkemece KDV'si ile tahsil kararı verilmesi doğru görülmemiş, davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmuştur. Hükmüne uyulan Yargıtay bozma ilamı gereği ;Davalı tarafından dava açılması üzerine başka bir fesih nedenine dayanılamayacağının kabulü gerektiğinden; sözleşmenin sebeb bildirilmeden derhal feshi davacı şirketin kişilik haklarına saldırı kabul edilemeyeceğinden koşulları olmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi yerindedir. Dairemizce yeniden verilen kararda; AAÜT'nin 13(3) maddesi uyarınca maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez, hükmüne aykırı olarak davalı yararına verilen vekalet ücreti bakımından düzeltilmiş, bozmaya uyularak verilen  yeni  kararda tarifenin bu hükmü dikkate alınarak davalı yararına maddi tazminat istemi bakımından  maktu vekalet ücreti takdir edilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf nedeni yerinde olmadığından reddine, davalı vekilinin kar kaybına KDV işletilmesi bakımından istinaf nedeni yerinde olduğundan istinaf başvurusunun kabulüne; kararın kaldırılarak yeniden karar verilerek maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:  1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2016/1130 Esas - 2020/675 Karar sayılı 12/11/2020 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;  \"Davanın kısmen kabulüne, maddi tazminat açısından 227.023,59-TL'nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline, fazlaya ilişkin maddi tazminat ile manevi tazminat talebinin reddine, İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; \"Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince davacının maddi tazminat talebi yönünden  hesaplanan 15.507,98-TL nispi ve manevi tazminat talebi yönünden hesaplanan 615,40-TL maktu harç olmak üzere toplam 16.123,38‬-TL harcın, başlangıçta yatırılan 870,96‬-TL peşin ve 104.662-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 105.532,96‬‬-TL harçtan mahsubu ile 89.409,58‬-TL fazla harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,  Davacı tarafından yatırılan 16.152,58‬-TL toplam harç ile yine davacı tarafından yapılan toplam 3.165-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 120-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 200,2‬0-TL yargılama giderinin davanın reddedilen kısmına tekabül eden 195-TL'sinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına, Davacı lehine kabul edilen maddi tazminat yönünden takdir olunan 36.323,77-TL nispi  vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı lehine reddedilen maddi tazminat yönünden AAÜT 13/3 maddesi gereği 36.323,77-TL nispi, manevi tazminat yönünden AAÜT 10/3 maddesi gereği 17.900-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine,\" Alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 59,30-TL harcın mahsubu ile kalan 556,1‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı tarafından yatırılan 4.589-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine, Davacı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 313,10-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 12-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,  Davalı tarafından istinaf ve temyiz aşamasında yapılan 382-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 368-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,  Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK'nin 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, duruşmalı yapılan inceleme sonunda taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliğiyle karar verildi.  28/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bd136312628c2c1d","SID":"ba0355baeca0dff9"}}