{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1834 Esas<br>KARAR NO:2025/688 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ESAS NO:2020/437 Esas - 2022/466 Karar<br>TARİHİ:17/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacının davacıya ait ... isimli işyerinde ofis olarak kullanılan konteynerin taşınması için davalı...İşletmeciliği-... ile anlaştığını,  01.10.2019 tarihi saat 21:30 sıralarında içerisinde eşyalarının bulunduğu konteyneri Burhaniye Üsküdar'dan ... Mahallesi, ... Sokak'taki ... isimli işyerine taşınmak üzere yüklendiği, vinç operatörünün taşıma sırasında dikkatsiz araç kullandığı ve sürekli sollamalar yaptığı, varış noktasına gelindiğinde konteyneri vinçten indirileceği esnada 6 metre yükseklikten düştüğünü, ve davacıya ait konteynerde ciddi hasar meydana geldiğini, davalının çalışanlarıyla birlikte konteynerin bağlamasını yaparken davacının uyarılarına rağmen konteynerin vince doğru şekilde yerleştirilip bağlanmadığını , yine taşıma öncesinde esneme olabileceğinden pencerelerin sökülüp taşımadan sonra takılacağının taahhüt edilmesine rağmen vinç operatörünün konteyneri eşyalarıyla beraber kaldırdığı ve taşıma için hiçbir güvenlik önlemi alınmadığını, Doğancılar Polis Merkezi Amirliği tarafından düzenlenen tutanakta belirtildiği üzere davacıya ait konteynerin içerisinde bulunan klima, masa, fotokopi makinesi, ofis malzemelerinin ciddi zarar gördüğünü, yine konteynerin pencere camlarının kırılmış olduğu, duvarlarda çatlaklar olduğunu, tavanda yer yer çatlaklar ve çökmeler meydana geldiği ve kırılmalar olduğunu, çatı katındaki kaplama malzemelerin tamamen döküldüğü tespit edilerek tutanak altına alındığını, bu hususta mevcut zararın tespiti için Anadolu 7.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/125 D.İş sayılı dosya ile delil tespiti talep edildiğini,  ve dosyada verilen kök ve ek raporlarda davacının 26.200,00 TL tutarında zararının tespit edildiğini, ibraz edilen video ve fotoğraflarda konteynerin düşme anı ve meydana gelen hasarlara ati fotoğraflar olduğunu, davacının kazadan sonra tutanak tutmak ve sigorta başvurusu için davalı ile iletişime geçtiği ancak talebin reddedilerek konteynerin sigortasız taşındığının bildirildiğini,...sayılı dosyası ile icra takibinde bulunulduğu, davalının takibe itiraz ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne  itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin  davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile davalı arasında yalnızca konteyner taşınması hususunda anlaşıldığını, konteynerin içinde ofis eşyalarının olduğunun bilinmediği, konteyner içindeki eşyaların teslim anında ne durumda olduğuna ilişkin bir belge ve bilgi sunulmadığını, davacı yanın konteyner içerisinde bulunan eşya hakkında bilgi vermemesi sebebi ile eşyaların zarara uğrayabileceği hususunda kusurlu bulunduğunu, konteynerin indirilmesi sırasında bir kaza meydana geldiği, vinç operatörünün taşıma sırasında çok dikkatsiz araç kullandığı iddia edilmişse de izinsiz video kaydı yapılması ve bu delile dayanılmasının da hukuka aykırı olduğunu, konteynerin düşmesinin bağlama, istifleme ve taşınmadan kaynaklı olmadığını, indirme anında bağlama noktalarının kopması sonucu meydana geldiğini, düşme anına ilişkin net bir görüntünün mevcut olmadığını kaldırma makinelerinde alınacak tüm güvenlik önlemlerinin davalı tarafından alındığını tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 17/06/2022 tarih ve 2020/437 Esas - 2022/466 Karar sayılı kararında;\"Dava hukuki niteliği itibariyle, Davalının... sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının,“itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde  borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği,“bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır.Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, Davalının ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği  huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca  gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Mahkememizin 15/09/2020 tarihli duruşması ile 19/10/2020 tarihinde mahalinde keşif yapılmasına karar verilmiş olup karar gereğince keşif yapılmıştır. Anadolu 7.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/125 D İş sayılı dosya ile delil tespiti dosyası mahkememiz dosyası arasına alınmıştır.Bilirkişiler  tarafından alınan 20/11/2020 tarihli raporda özetle; Dava konusu; İstanbul İli, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, ... içinde bulunan 4,00 m2x 9,00 m2 alanlı 2 oda 1 mutfaktan teşkil konteynerde ve dosyada yapılan ayrıntılı incelemeler sonucu keşif tarihi itibariyle konteynerdaki zararların hemen hemen tamamen giderildiği, dosyada mevcut bilirkişi raporları, video kayıtları ve fotoğraf ve diğer belgeler üzerinden yapılan incelemede; Davacının uğradığı zarar bedelinin serbest piyasa koşullarında malzeme ve işçilik dahil toplam 22.800,00 (Yirmi iki bin sekiz yüz Türk Lirası) TL olarak hesap  edildiği hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir.Bilirkişiler  tarafından alınan 10/01/2022 tarihli raporda özetle; Dava konusu konteynerin tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olmasından dolayı ankaj noktalarından kopması sonucu konteynerin vinçten kurtularak düştüğü, konteyner taşınmasında imalat aşamasında konteynerin üzerinde bulunan bağlantı noktaları kullanılarak taşınacağı, konteynerin alttan ikinci bir halat ile bağlanarak taşınması tasarımına uygun olmadığı,  altta halat ile bağlanarak taşınmasının, konteynerin halattan kurtulması, halatın üzerine binen ağırlığın konteynerin temas ettiği yüzeye ve kenar kısımlara zarar  vermesi, yükün dengesiz kaldırılması, dengenin sağlanamaması, halatın konteynerin köşe kısımlarına zarar vermesi gibi sakıncaları bulunduğu, ikinci bir halat ile konteynerin alttan bağlanması uygun bir taşıma yöntemi olmadığı, olması gerekenin dava konusu olayda yapıldığı gibi konteynerin tasarımında, konteynerin ağırlığına dayanıklı olan ankaj bağlantı noktalarından konteynerin dört köşesinden vincin kancasına bağlanarak kaldırılması olduğu, bu konteynerin askıda iken yerine doğru olarak indirilmesi esnasında müdahale ile döndürülmesinde de problem bulunmadığı,Zorunlu olarak konteynerin yerine tam olarak oturtulması esnasında müdahale yapılması gerekeceği, dava konusu konteynerin tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olmasından dolayı ankaj noktalarından kopması sonucu konteynerin vinçten kurtulduğu, dava konusu konteynerin fotoğraflarından tasarımının dışında çatı profili ilavesi yapılmış olduğu, taşınacağı zaman içerisinde tasarım ağırlığını arttıran eşyaların olduğu görüldüğü, tasarım ağırlığına göre imalatı yapılmış olan konteynerin, tasarım ağırlık hesabına göre bırakılan bağlantı ankaj noktaları, tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olan konteynerin ağırlığını taşıyamayarak kopmuş olmasından dolayı konteyner askıda iken vincin taşıma kancasından kurtularak yere düştüğü, taşımada kullanılan vinç ile ilgili halat kopması, kancanın yerinden çıkması, kancanın emniyet mandalının kırılması, vincin kapasitesinin taşınacak yüke uygun olmaması gibi bir durumun olmamasından, kazanın kök nedenin konteynerin yapısında bulunan bağlantı noktalarının ağırlığa dayanamayarak kopmuş olması, tanık ifadelerinden davalının alanda başka konteynerleri sorunsuz taşımış olmalarında taşımacılık hakkında tecrübeli olduğu bilgisinden, olan kazaya eşyanın özel ayıbının sebep olduğu, tanık ifadelerinden davalının taşıyacağı konteyneri önceden gördüğü taşıma şeklinin davacının babası ile müzakere ettiği, konteynerin yapısı ve içerisinde bulunan eşyalar hakkında bilgi sahibi olduğu görüldüğü, deneyimli ve basiretli bir taşımacı olarak davalı tarafın, konteyneri özel yapısını, konteynerdeki ilave ağırlıkları, konteynerin içerisinde yüklerin ilave ağırlığını hesaba katarak könteyneri en güvenli yöntemi belirleyerek taşıması gerektiği halde yeterli özeni göstermeden, kaldıracağı yükün ağırlığını, yükün yapısını, yükteki tasarım sonrası ilavelerin ankaj noktalarının mukavemetine etkisini hesaba katmadan, üstelik tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, konteynerin içerisindeki eşyaları çıkartmaya gerek olmadığı, ilk defa bu işi yapmadığı ifade ederek özen yükümlülüğüne aykırı olarak taşıma işlemi yaptığından dolayı olan kazada 50 oranında kusurlu olduğu, dava konusu kazada taşıma işleminde, taşıyıcı ile konteynerin taşınması konusunda anlaşma yapıldığı, konteynerin içerisindeki eşyaların taşınması konusunda, taşıyıcı ile tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla bir anlaşma yapılmadığı, davacı tarafın konteynerin içerisindeki eşyaları ayrı bir nakliye hizmeti alarak taşıttırması gerekirdi.Eşyaların ağırlığı, konteynerin tasarımının dışında ağırlığına etkisi olan ilavelerin konteynerin bağlantı noktalarının taşıyabileceği ağırlığın üzerine bir ağırlığa sebep olmuş olmasından dolayı davacı tarafın da olan kazada % 50 oranında kusurlu olduğu, deneyimli ve basiretli bir taşımacı olarak davalı tarafın, konteyneri özel yapısını, konteynerdeki ilave ağırlıkları, konteynerin içerisinde yüklerin ilave ağırlığını hesaba katarak konteyneri en  güvenli yöntemi belirleyerek taşıması gerektiği halde yeterli özeni göstermeden, kaldıracağı yükün ağırlığını, yükün yapısını, yükteki tasarım sonrası ilavelerin ankaj noktalarının mukavemetine etkisini hesaba katmadan, üstelik tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, konteynerin içerisindeki eşyaları çıkartmaya gerek olmadığı, ilk defa bu işi yapmadığı ifade ederek özen yükümlülüğüne aykırı olarak taşıma işlemi yaptığından dolayı olan kazada %50 oranında kusurlu olduğu, Dava konusu kazada taşıma işleminde, taşıyıcı ile konteynerin taşınması konusunda anlaşma yapılmıştır. Konteynerin içerisindeki eşyaların taşınması konusunda, taşıyıcı ile tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla bir anlaşma yapılmamıştır. Davacı tarafın konteynerin içerisindeki eşyaları ayrı bir nakliye hizmeti alarak taşıttırması gerekirdi. Eşyaların ağırlığı, konteynerin tasarımının dışında ağırlığına etkisi olan ilavelerin konteynerin bağlantı noktalarının taşıyabileceği ağırlığın üzerine bir ağırlığa sebep olmuş olmasından dolayı davacı tarafın da olan kazada % 50 oranında kusurlu olduğu hususlarını beyan ve rapor etmişlerdir Bilirkişi tarafından alınan 02/05/2022 tarihle ek rapor da özetle;Davalı vekilinin ifade ettiği ankaj noktalarını kontrol ettikleri, ankaj noktalarının çürümüş olduğunu tespit ettikleri halde yine de çürük olan ankaj noktalarından konteynırı bağlayarak kaldırmaya çalışmaları durumunda; olan kaza olayında davalının %75, Davacının % 25 oranında kusurlu Olduğu, davalı vekilinin, ankaj noktalarını kontrol ettikleri, ankaj noktalarının çürümüş olduğunu tespit ettikleri halde yine de çürük olan ankaj noktalarından konteynırı bağlayarak kaldırmaya çalışmaları ifadesi amacının dışında kullanılmış, gerçek durumun böyle olmaması, kök rapor hazırlık aşamasında davalı asilin ifade ettiği gibi ankaj noktalarını telefonla başkasına sorarak sağlam olduğu yönündeki görüşe göre yükleme yaptıkları yönünde mahkeme kanaate varırsa, kök raporda tespit edilen tarafların kusur oranında bir değişiklik olmayacağı, davalı ve davacının yarı yarıya kusurlu olacağı hususlarını beyan ve rapor etmiştirDuruşmada dinlenilen tanık  ... beyanında özetle; davacının konteynırının bulunduğu iş yerinde kendi konteynarı olduğunu, kazanın olduğu gün kendisinin de kaza mahallinde olduğunu, davalının çalışanı olduğunu düşündüğü ... isimli şahıs ve ismini bilmediği vinç operatörü taşıma işlemini gerçekleştiğini, vinç operatörünün davalının çalışanı olup olmadığını bilmediğini, söz konusu taşıma esnasında biz de benzer taşımalar yaptığımız için ...isimli şahısla taşıma şekli hakkında konuştuklarını,... isimli şahsın  bu işi sürekli yaptıklarını, benzer ebatlardaki konteynırları taşıdıklarını herhangi bir hasar yahut kazanın meydana gelmediğini bu konuda tecrübeli olduklarını hatta konteynır henüz yüklenmeden üstüne çıkarak kancaları kendisinin bağladığını ve kancaları kontrol ettiğine şahit olduğunu, ayrıca taşıma esnasında eşyaların konteynırdan çıkartılmasına lüzum olmadığını ve eşyalar olduğu şekilde bırakılmasını kendisinin söylediğini, taşıma esnasında vince asılı şekilde konteynır yaklaşık 10 dakika havada kaldığını, çünkü konteynırın altında lüks araçlar bulunduğunu, tam yerine indirileceği esnada  vince monteyi sağlayan kancalar koptu ve konteynırda  hasar meydana geldiğini, konteynırın taşınacak yerin direk eski yerinin yanındaki yer olduğunu, ancak 10 dakika havada kaldığını, kaza olduktan sonra operatöre sorduklarında kendisi konteynırın yerine tam oturması için çevirerek yapması gerektiğini söylediğini, taraflar arasında bildiği kadarı ile yazılı bir sözleşme olmadığını, davalı şahsın iş yerinde bir çok konteynırın taşıma işlemini sözlü olarak kararlaştırarak yaptığını, söz  konusu konteynırın için hatırladığım kadarı ile klima, fotokopi, makinesi,  cam masa  ve sair ofis malzemeleri bulunduğunu klimanın çalışır vaziyette olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.Duruşmada dinlenilen tanık ... beyanında özetle; Davacıyı aynı alanda işyeri olması nedeni ile tanıdığını, taşıma esnasında ve kaza sonrasında  iş yerimin bulunduğu alanda olduğunu,  konteynırın içinde... televizyon, ofis koltuk takımı , masa ve sair ofis malzemeleri bulunduğunu, emin olmamakla birlikte klima ve buzdolabı olduğunu da hatırladığını, Kazadan sonra pencereler kapılar ve televizyonun paramparça olduğunu gördüğünü, konteynırın içinde sağlam bir eşya kalmadığını, taraflar arasında yazılı veya sözlü bir sözleşme yapıldığı konusuna vakıf olmadığını, uygulamanın sözlü şekilde anlaşılması yönünde olduğunu, taşınmadan önce konteynırı taşıyacak işini yapacak şahısların konteynıra girip girmediklerini hatırlamadığını, beyan etmiştir.Duruşmada dinlenilen tanık ... beyanında özetle;Davacıyı aynı alanda iş yeri olması nedeni ile tanıdığını, söz konusu konteynırın taşıma esnasında ve kaza sonrasında iş yerinin bulunduğu alanda olduğunu, taşıma esnasında taşıyanlar konteynırın içine girdiler ancak kendisinin yanlarında olmadığını, konteynır taşınırken eşyalar çıkartılmadı, herhangi bir halat ve güvenlik önlemi alınmadığını,  konteynır kanca ile bağlanarak taşındığını, kendi taşıma işleminin yaklaşık 5 taş çatlasa 10 dakika sürdüğünü ancak davacının konyernırın havada asılı kalması ve zemine indirilmesi işleminin daha uzun sürdüğünü  konteynır zemine indirilmesi esnasında konteynırı vince tutan birşey koptu ve konteynır yan bir şekilde yere düştüğünü ve konteynırda hasar ve kırılmalar meydana geldiğin daha sonra konteynırı halatla yerine yerleştirmeye çalıştıklarını; konteynırın içinde hatırladığım kadarı ile faks makinesi, bilgisayar, tv, kasa, masa , klima ve sair ofis eşyaları bulunduğunu ve bu eşyalar taşıma esnasında konteynırın içinde olduğunu, söz konusu eşyaları taşıma işlemini yapacak şahıslarda gördüğünü ancak eşyaları konteynırdan çıkartmadıklarını,  beyan etmiştir.Duruşmada dinlenilen tanık ... beyanında özetle; kazanın olduğu tarihte davalının yanında çalışmadığını davalıyı tanıması nedeni ile konteynırın taşınmasına yardımcı olmak için orada olduğunu,  aynı alanda farklı tarihlerde birçok konteyner taşıma işini davalının yaptığını, davalı davacı ile konteyner taşıma işi ile anlaştığını, bildiği kadarıyla taraflar arasında yazılı bir anlaşma olmadığını,  konteynerın taşınmasının olduğu günden yaklaşık 10 gün önce başka bir konteynerı taşımak için kazaya konu alana gittiklerinde, davacının babasının kendilerinin de konteynırını taşıtmak istediğini beyan etmesi üzerine davalının yanında çalışan vinç operatörü ile konteynırı görmeye gittiklerini, vinç operatörünün konteynerın üst kısmında sundurmanın bulunduğunu, sundurmanın sökülmeden vinç ile taşınamayacağını belirttiğini ancak davacının babası konteynırın daha önceden alttan bağlanarak taşındığını yine alttan bağlanarak taşınmasını istediğini beyan ettiğini  akabinde sundurmanın sökülmeden taşınamayacağını beyan ettiklerini akabinde davacının babası sundurmayı sökeceğini belirttiğini o gün taşıma işi için anlaşmadıklarını,sundurmanın sökülmemesi nedeni ile konteynırı üstten taşımayı teklif ettiklerini bu teklifimizi davacının babası kabul ettiğini kendisinin o sırada park halindeki araçları kaldırmak için konteynırın yanında ayrıldığını,kendisinin konteynırın yanına geldiğinde vincin üzerine konulmuş ve taşımaya hazır vaziyette olduğunu, daha sonradan vinci konteynıra bağlayan operatör konteynırın üstünde bulunan kancaların kaynaklarının ince olduğunu, taşıma esnasında düşebileceğini, söylediğini duyduğunu, konteynırın geçeceği yerde park halinde aracın bulunması nedeni ile 5-6 dakika havada kaldığını daha sonra aracın kaldırılması neticesinde vinç konteynırı yere 70 cm ile 1 metre arasında kalana kadar indirdi bu aşamada ben konteynırın düzgün bir şekilde yerine inmesi için döndürdüğünü , konteynırın döndürülmesinde herhangi bir proplem olmadığını, genellikle konteynırlar döndürülerek yere indirildiğini, konteynırın döndürme işlemi bittikten sonra yere indirilirken konteynıra bağlı bulunan öndeki iki kanca koparak konteynır öne doğru yere düştüğünü,  konteynırın  iki kancanın vince bağlı şekilde olması nedeni ile havada kaldığını, ben vinç konteynırı taşımadan önce konteynırın içine girerek eşyaların niteliğine baktığını ,konteynırın içinde ofis eşyaları bilgisayar yazıcı masa koltuk televizyon gibi eşyalar vardı televizyonu söktürdüğümü hatırladığını ancak bilgisayarı konteynırın dışına çıkarttığımdan  emin olmadığını, ben davalının yanında doğrudan çalışmasında yardım etmek için bulunduğunu ve davacı yana konteynırın taşınması esnasında eşyaları çıkartacağını yahut camları sökeceğine dair bir beyanda bulunmadığını kendisinin asıl mesleğinin vinç operatörü olduğunu  böyle bir taahhütte bulunmuş olsa dahi eşyaları taşıma ve camları sökme işleminin kendi işi olmadığını konteynır yere düştükten sonra alttan bağlayarak yerine yerleştirdiklerini yerleştirme işleminde sundurmaların zarar gördüğünü, konteynırın taşınacağı sabah bir kaynakçının konteynırın gelip konteynır üzerindeki kancaların sağlamlıığını kontrol ettiğini kazadan iki gün sonra kaynakçının kendisini  aradığını ve konteynırı kontrol ettiğini herhangi bir sakınca görmedim demesi ile öğrendiğini, kaynakçının sakınca görmemesi nedeni ve konteynırın kopması nedeniyle kazanın meydana geldiğini söylediğini bildiği kadarıyla taşıma işlemi sigortasız yapıldığını davacının babası tarafından çağrılarak sözlü olarak anlaşma sağlandığını beyan etmiştir.Duruşmada dinlenilen tanık ... beyanında özetle; kendisinin davacının babası olduğunu,  söz konusu konteynırın taşınması ile ilgili anlaşmayı oğlu adına kendisinin yaptığını, davalı ile sözlü olarak anlaştıklarını ve herhangi bir sigortalı taşıma işi de olmadığını, konteynırın taşınacağı zaman mevcut bulunan konteynırın ağır olduğu bu nedenle alttan bağlanması gerektiğini söylememe rağmen konteynırı taşıyacak olan davalıların çalışanları daha ağır konteynırları taşıdıkları konteynırın alttan bağlanmasına gerek olmadığını üstten bağlanmasının yeterli olacağını söz konusu işi birçok defa yaptıkları herhangi bir problem yaşamadıkları taşıma işinde usta olduklarını, bu nedenle taşımanın şekline karışmamam gerektiğini, kendilerine söylediğini,  konteyner üzerinde bulunan sundurmaya ilişkin her hangi bir şey demediklerini konteynerın taşırken eşyaların çıkartmamıza gerek olmadığını eşyaların mevcut hali ile kalması halinde de konteynırın taşıyabileceklerini beyan ettiklerini, konteynır vince yüklenirken konteynır üstünde bulunan kancaların kaynaklarına ilişkin olarak vinç operatörü tarafına herhangi bir şey söylemediğini konyteyner taşınacağı zaman kaynak ustası gelmediğini yalnızca inşaat ustası geldiğini  onu da kendisinin konteynırın indirileceği yere temal atması için kendisinin  çağırdığını, konteynerın yaklaşık 12-15 dakika havada kaldığını, konteynırın havada kaldığı sürede konteynerın geçeceği yerde bulunan herhangi bir aracın kaldırılması beklenilmediğini, konteynır minimum üç metrke yükseklikten yere düştüğünü, konteynıra bağlı olan kancalar vincin sallanması nedeni ile koptuğunu, konteynırın içinde sair ofis malzemeleri televizyon bilgisayar masa koltuk gibi malzemeler olduğunu,babası olduğundan dolayı oğlu adına iş yapabilmek için herhangi bir yetki almam gerektiğini düşünmediğini, oğlunun davalı ile anlaştığını bildiğini  kazanın olduğu tarihlerde taşımanın yapılacağı alan yeni yapılıyordu bu nedenle kameranın olduğunu düşünmediğini beyan etmiştir.Tarafların iddiaları ile toplanan deliller ve usulüne uygun olarak alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde dava konusu  konteynerde yapılan keşif neticesinde keşif tarihi itibariyle konteynerdaki zararların hemen hemen tamamen giderildiği, dosyada mevcut değişik iş dosyası  bilirkişi raporları, video kayıtları ve fotoğraf ve diğer belgeler üzerinden yapılan incelemede; davacının uğradığı zarar bedelinin serbest piyasa koşullarında malzeme ve işçilik dahil toplam 22.800,0 TL olarak hesap  edildiği tespit edilmekle bilirkişi tarafından yapılan iş bu tespit usul ve yasaya somut duruma uygun görülmekle hükme esas alınmıştır.Tarafların kusur durumun ve kaza anına şahit olan tanık anlatımlarının değerlendirilmesin için mevcut bilirkişi heyetine  iş sağlılığı ve güvenliği uzmanı / makine mühendisi bilirkişi  eklenmiştir. Gerçeğe ve hukuka uygun görülerek hükme esas alınan 02/05/2022 tarihli ek bilirkişi raporlarıylada anlaşılacağı üzere; davalı tarafça yerine getirildiği yönünde itiraz olmayan konteyner taşıma işleminde meydana gelen hasarın konteynerin ankaj noktalarının kaynaklı kopma neticesinde yaşandığı bilirkişi raporu ile tespit edilmekle  her ne kadar ankaj noktalarının sağlamlığının başka bir ustaya sorularak teyit edildiği yönündeki itirazlar bulunsa da bu durum  davalının üzerine düşen yükümlülüğü kaldırmamakla davalı yanın basiretli bir tacir olarak vinç ile yapılacak taşıma öncesinde ankaj noktalarının sağlamlığını kendisinin kontrol etmesi gerektiği gerekli görülmesi halinde eksperler incelemesi talep edebileceği halde  ankaj noktaları sağlam olduğu tespit edilmeden taşıma işlemini gerekleştirmemesi gerektiği halde taşımayı gerçekleştirdiği anlaşılmakla bu nedenle davalı yanın % 75 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır; davacı yönünden ise konteynerin içerisindeki eşyaları ayrı bir nakliye hizmeti alarak taşıttırması gerekirdiği ancak davacı yanında dikkat ve özen yükümülüğünü yerine getirmeyip konteynerın içinde eşyalarla birlikte  taşınmasını kabul ettiği bu durumda davacı yanın % 25 oranında kusurlu olduğu kaanatine varılmakla bilirkişi raporu bu oranlar yönünde hükme esas alınmakla davalı aleyhine açılan takibin  takibin 17.100 TL asıl alacak üzerinden devamına, karar verilerek aşağıdaki şeklide hüküm kurulmuştur..Duruşmada kısa kararın tefhimi esnasında davalı tarafın  %75 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiği taraflara bildirilmiş ise de duruşmaların yoğunluğu ile sehven kısmen kabul edilen miktarın yazımı aşamasında hesap ve yazım  hatası yapıldığı tespit edilmekle yapılan iş bu hata HMK 304 .maddesi uyarınca tashih edileceğininden kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki olmaması nedeniyle kararın ekine tahsis şerhi eklenmiştir.İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/125 D.iş sayılı dosyası ile ile yapılan delil tespiti giderleri yargılama gideri olduğundan delil tespiti dosyasında yapılan yargılama giderleri  mahkememiz iş bu dosyasında dikkate alınmıştır Alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, ve davalı tarafça davacı yanın kötüniyetli olduğu ispat edilemediğinden davalı lehine kötüniyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir....\"gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalının ... Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali  ile, takibin 11.250 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine,3-Alacak yargılamayı gerektirdiğinden şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine,4-Şartları oluşmadığından davalı lehine kötüniyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  Mahkemece 18/07/2022 tarih ve 2020/437 esas ve 2022/466 karar sayılı tashih kararı ile; \"1- Davanın KISMEN KABULÜ İLE, 2-Davalının ... Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali  ile, takibin 11.250 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebinin reddine,karar verilmiş ise de; sehven  rakam yazım hatasının yapıldığı taraflara kısa karada tefhim edilen kusur oranı doğrultusunda 17.100 TL asıl alacak  üzerinden itirazın kısman iptaline  karar verilmesi gerektiğinden ; söz konusu durumun HMK 304/1 madde  kapsamında maddi hata olduğu kabul edilmekle, gerekçeli kararın 2- numaralı bendinindeki miktarın \" 17.100 TL \" olarak tashihine  (düzeltilmesine)...\" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince müvekkile konteynerin içerisindeki eşyaları ayrı bir nakliye hizmeti alarak taşıttırması gerektiği, ancak davacı yanında dikkat ve özen yükümülüğünü yerine getirmeyip konteynerın içinde eşyalarla birlikte taşınmasını kabul ettiği bu durumda davacı yanın % 25 oranında kusurlu olduğunu belirterek karar verildiğini, ancak davalının bu taşıma işini yapan tacir olması ve bir taşımacı olarak davalı tarafın, konteyneri özel yapısını, konteynerdeki ilave ağırlıkları, konteynerin içerisinde yüklerin ilave ağırlığını hesaba katarak konteyneri en güvenli yöntemi belirleyerek taşıması gerektiği halde yeterli özeni göstermeden, kaldıracağı yükün ağırlığını, yükün yapısını, yükteki tasarım sonrası ilavelerin ankaj noktalarının mukavemetine etkisini hesaba katmadan, üstelik tanık ifadelerinden anlaşıldığı üzere, konteynerin içerisindeki eşyaları çıkartmaya gerek olmadığı, ilk defa bu işi yapmadığı ifade ederek özen yükümlülüğüne aykırı olarak taşıma işlemi yaptığından dolayı kusurluluğu ve eşyaların taşınmasına gerek olmadığı beyanı ortadayken müvekkilin eşyalar konusunda anlaşmadığı beyan edilerek, müvekkile kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, davalı tanık beyanında da açıkça taşımaları eşyaları çıkarmadan yaptıklarını, taşınması gereken eşya olması durumunda kendilerinin taşıdıklarını, anlaşmalarının bu şekilde olduğunu  açıkça ifade edildiğini,  Ancak dosyadaki tüm tanık delillerinden anlaşıldığı üzere müvekkilin eşyasız taşınmasını talep ettiğini, ancak davalı tarafın eşyalı taşımakta ısrar ettiğini, kaldı ki mahkeme tarafından ayrı bir nakliye hizmeti alması gerektiği belirtilmiş ise de, zaten müvekkilin söz konusu konteynerin taşınması için hali hazırda bir nakliye hizmeti aldığını, eşyalar ayrı taşınacaksa da yine nakliye şirketi olan davalının bunu belirtmesi gerektiğini, oysa tam tersine kendisi eşyalı taşınacağını belirtmişken davalının çalışanlarının zaten hali hazırda pencereli olan konteyneri incelediğini, içine girdiğini ve eşyalı taşıyacaklarını belirttiklerini, müvekkilin bir nakliyecinin bilmesi gereken şeyleri bilmediği için sorumlu tutulamayacağını, bu hususun bilirkişiler ve sayın mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, Bilirkişinin yapmış olduğu, \"taraflar arasında taşıma için bir anlaşma yapılmadığı\" tespitinin hatalı olduğunu, anlaşma yapılmamasının tarafların bu konuyu müzakere etmedikleri veya bir karara varamadıklarını ifade etmediğini, oysa olayda müvekkil tarafından anlaşma görüşemelerinde bu konunun gündeme getirildiğini ve davalı tarafından gerek olmadığı ve hep bu şekilde taşıdıkları belirtmiş olduğundan bu konuda sorumluluğun davalıda olduğunu, anlaşmanın da bu şekilde yapılmış olduğunu, tanıkların da belirttiği üzere kimsenin eşyasını ayrı bir şekilde taşıtmadığını ve burada genel kabulün de zaten davalının sorumlu olduğu yönünde olduğunu, bu hususun davalı tanığı beyanından da açıkça anlaşıldığını, bu nedenle müvekkile sorumluluk yüklenemeyeceğini,Bir diğer hususun ise ankaj noktasına ilişkin olduğunu, söz konusu konteynerın Üsküdar / Altunizade'den davalının konteyneri taşıyacak olan vinçli kamyonuna, kamyonun kendi vinciyle yüklendiğini ve taşımadan sonra yine Üsküdar /Zeynepkamil bölgesine getirildiğini, kazanın ise vinçli kamyonun kendi vinci ile söz konusu konteyneri indirirken meydana geldiğini, yani konteyneri vinçli kamyona yüklerken bir sıkıntı meydana gelmediğini, eğer davalı tarafın iddia ettiği gibi sıkıntı ankaj bölgelerinde olsaydı daha en başında zaten yüklerken kazanın meydana geleceğini, ancak kaza yüklerken değil indirirken olduğunu, nihayetinde yüklerken de aynı ağırlıkta boşaltırken de aynı ağırlıkta olduğunu, burada hayatın olağan akışı içerisinde mantıken bakılması gereken tek hususun \"Yüklerken sıkıntı olmayan durum indirirken nasıl sıkıntı meydana getirmektedir?\" sorusunu akla getirdiğini, eşyalı olduğu ve ağır olduğu için düşmüş olsa idi daha yüklerken düşmesi gerektiğini, bu hususun taraflarınca dile getirildiğini ancak ne bilirkişi raporunda ne de mahkemenin gerekçeli kararında bu hususa yer verilmediğini,Tanık beyanlarından görüleceği üzere; aradaki tek farkın vinçli kamyonun kendi vinciyle konteynerin indirilmesi sırasında, vinç operatörünün acele ederek bir hata yapması olduğunu, bu hatanın da indirme sırasında vincin konteyneri kaldırdıktan sonra konteynerin havada 5-10 dakika fazladan kalmış olmasından kaynaklandığını, bu hususun tüm tanık beyanlarıyla sabit olduğunu, hatta davacı tanıklarının yanında davalı tanığı ...'ın \"havaya kaldırıldıktan sonra 5 - 6 dakika konteynır geçeceği  yerde park halinde aracın bulunması nedeni ile havada kaldığı daha sonra aracın kaldırılması neticesinde vinç konteynırı yere 70 cm ile 1 metre arasında kalana kadar indirdi bu aşamada ben konteynırın düzgün bir şekilde yerine inmesi için döndürüyordum, konteynırın döndürülmesinde herhangi bir proplem yoktur\" şeklindeki beyanı ile sabit olduğunu,Tüm tanık beyanlarında konteynerin yerine yerleştirilmesi husunun normalde olan 5 dakikadan uzun sürdüğü ve bu sürenin yaklaşık 15 dakika sürdüğünün açıkça belirtildiğini, bilirkişi raporunda ise taşıma işlemlerinde yerine yerleştirme işlemlerinin normal olduğunun belirtildiğini, burada belirtilenin işlemin anormalliği değil, sürenin normalden ve olması gerekenden uzun olduğunu, burada yerleştirme işlemi için vincin en kısa sürede ve en kısa yoldan konteyneri yerine yerleştirmesi gerektiğini,vinç operatörünün burada bir hata yaparak vinçteki konteynere boşluk olan taraftan değil araçların olduğu diğer taraftan geçirmek istediğini, sonrasında hatasından da dönemeyerek son çare araçların üzerinden geçirmek zorunda kaldığını, bu sürenin metalin yorulması ve metalin dayanıklığının azalmasına neden olabilecek bir süre olduğunu, her maddenin bir dayanıklılık süresi olduğunu, bu hususun üniversitelerde ders olarak okutulduğunu, dayanıklılığın zaman ile ölçüldüğünü, mevcut olayda ani bir kopma olmadığını, zamanla esnedikten sonra kopma meydana geldiğini, zamanında vinç operatörü hata yapmadan hızlı bir şekilde konteyneri yerine döndürülerek oturtsa hiç bir şekilde düşme olmayacağını, bunun kanıtının bindirirken ve indirirken dakikalarca zaten taşınması olduğunu, bu nedenle müvekkile eşyalı taşıtıldığı gerekçesiyle sorumluluk yüklenemeyeceğini, nitekim kaldırılırken ve 5 - 6 dakika fazladan havada dururken düşmeyen konteynerin eşyalı taşınması nedeniyle müvekkile kusur atfedilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, olayın hemen ardından Anadolu 7.Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/125 D.İş sayılı dosya ile delil tespiti talep ettiklerini, ancak delil tespiti yapan bilirkişiler ile İstanbul Anadolu 12. Ticaret Mahkemesi'nin görevlendirdiği bilirkişilerin raporları arasında farklar bulunduğunu, ancak bu farkların hiç bir şekilde giderilmediğini ve çelişki meydana getirdiğini, Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/125 D.İş sayılı dosyası ile kök ve ek raporda toplamda 26.200 TL hasar tespit edildiğini, başlatılan icra takibinin de bu tutar üzerinden yapıldığını, ancak  İstanbul Anadolu 12. Ticaret Mahkemesi'nin görevlendirdiği bilirkişilerin farklı hesaplamalar yaptığını ve bazı hususlara hiç değinmediklerini, bu nedenle taleplerinin eksik hesaplandığını ve bu eksiklikler ile iligili çelişkilerin giderilmediğini  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin müvekkil aleyninde vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil ile taşıma anlaşmasının davacı tarafından değil, davacının babası ... tarafından  sözlü olarak akdedildiğini, davacı tanıklarından ...'ın hem davacının babası hem de davacı adına vekaletsiz işgören olduğunu, dosyaya davacı tarafça ... adına düzenlenen ve sunulan vekaletnamenin sadece \"araç alım satım ve tescil işlemleri\" için düzenlenmiş bir vekaletname olduğunu, vekaletnamede Ticari iş - işlemler ve sözleşmeler düzenlenebileceğine dair açıkça bir düzenleme bulunmadığını, müvekkil ile anlaşmayı vekaletsiz işgören ...'ın yaptığını, fakat önemli hususun vekaletsiz işgörme hükümleri uyarınca husumet yöneltileceği kişinin ...olduğunu anlaşmanın sigortasız yapılması , taşıma öncesi eşyaların güvenliğinin alınmaması ve sundurmanın sökülmemesinden tek kusurlu kişinin ... olduğunu, tüm uyarıları dikkate almayarak \"bu şartlarda acele olarak\" taşınan malın (konteynerın) mahalden çıkartılması gerekmesi sebebi ile taşıma işleminin gerçekleştirilmesini kendisinin talep ettiğini, tüm bu durumların tanık ...'ın ifadelerinde mevcut olduğunu, davalı ve davacı arasında yapılan bir anlaşma olmadığını, anlaşmayı vekaletsiz iş gören ...'ın yaptığını, tüm bu kusurun oluşmasında müvekkil kadar ...'ın da sorumlu olduğunu, husumetin ...'a yönetilmesi gerekirken sanki müvekkil kusurluymuş gibi taraflrına yönetildiğini,Müvekkilin personeli tarafından taşıma işlemi öncesi ve sözlü sözleşmenin ... ile akdedilmesi sırasında sundurmanın sökülmesi gerektiğini belirttiğini, tanıklardan ...'ın bu durumu şahit olduğunu, aynı mahalde müvekkil tarafından standart ofis eşyalarının mevcut konteynırlar ile birden çok taşındığını ve hiçbir sorun yaşanmadığını, taşıma önce müvekkilin personeli tarafından \"sundurmanın sökülmesi gerektiği, halat ile bağlama yönetimi ile taşıma yapılamayacağını\"nın belirtildiğini, tanıklardan ... ve ...'ın beyanlarının bu durumu ortaya çıkardığını,Olay yerinin kamulaştırılması ve ivedilikle taşınmanın gerçekleştirilmesi için tüm ikazlar dikkate alınmadan sundurmanın davacı tarafça sökülmediğini ve halat ile taşıma talep edildiğini, müvekkilin çalışanları ve tanık ...'ın \"halat ile taşımada konteynerin zarar göreceğini\" belirttiklerini ve klasik taşıma yöntemi olan bağlantı ankaj noktalarından bağlanmak sureti ile taşıma işleminin gerçekleştirildiğini, fakat kazanın ankaj (kanca) noktalarının kopması sonucu kaza meydana geldiğini, müvekkilin üzerine düşen tüm özeni gösterdiğini, tüm uyarılarda bulunmuş olmasına rağmen sözlü taşıma işini müvekkile veren davacının babası ve dosya tanığı ...'ın üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmediğini, önlemleri almadığını ve konteynerin mevcut hali ile taşınmasına rıza gösterdiğini,Bilirkişiler  tarafından alınan 10/01/2022 tarihli raporda özetle;Dava konusu konteynerin tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olmasından dolayı ankaj noktalarından kopması sonucu konteynerin vinçten kurtularak düştüğü, konteyner taşınmasında imalat aşamasında konteynerin üzerinde bulunan bağlantı noktaları kullanılarak taşınacağı, konteynerin alttan ikinci bir halat ile bağlanarak taşınması tasarımına uygun olmadığı,  altta halat ile bağlanarak taşınmasının, konteynerin halattan kurtulması, halatın üzerine binen ağırlığın konteynerin temas ettiği yüzeye ve kenar kısımlara zarar  vermesi, yükün dengesiz kaldırılması, dengenin sağlanamaması, halatın konteynerin köşe kısımlarına zarar vermesi gibi sakıncaları bulunduğu,ikinci bir halat ile konteynerin alttan bağlanması uygun bir taşıma yöntemi olmadığı, olması gerekenin dava konusu olayda yapıldığı gibi konteynerin tasarımında, konteynerin ağırlığına dayanıklı olan ankaj bağlantı noktalarından konteynerin dört köşesinden vincin kancasına bağlanarak kaldırılması olduğu,ı gerekenin dava konusu olayda yapıldığı gibi konteynerin tasarımında, konteynerin ağırlığına dayanıklı olan ankaj bağlantı noktalarından konteynerin dört köşesinden vincin kancasına bağlanarak kaldırılması olduğu, bu konteynerin askıda iken yerine doğru olarak indirilmesi esnasında müdahale ile döndürülmesinde de problem bulunmadığı,Zorunlu olarak konteynerin yerine tam olarak oturtulması esnasında müdahale yapılması gerekeceği, dava konusu konteynerin tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olmasından dolayı ankaj noktalarından kopması sonucu konteynerin vinçten kurtulduğu, dava konusu konteynerin fotoğraflarından tasarımının dışında çatı profili ilavesi yapılmış olduğu, taşınacağı zaman içerisinde tasarım ağırlığını arttıran eşyaların olduğu görüldüğü, tasarım ağırlığına göre imalatı yapılmış olan konteynerin, tasarım ağırlık hesabına göre bırakılan bağlantı ankaj noktaları, tasarım ağırlığının üzerinde bir ağırlığa sahip olan konteynerin ağırlığını taşıyamayarak kopmuş olmasından dolayı konteyner askıda iken vincin taşıma kancasından kurtularak yere düştüğü, taşımada kullanılan vinç ile ilgili halat kopması, kancanın yerinden çıkması, kancanın emniyet mandalının kırılması, vincin kapasitesinin taşınacak yüke uygun olmaması gibi bir durumun olmamasından, kazanın kök nedenin konteynerin yapısında bulunan bağlantı noktalarının ağırlığa dayanamayarak kopmuş olması, tanık ifadelerinden davalının alanda başka konteynerleri sorunsuz taşımış olmalarında taşımacılık hakkında tecrübeli olduğu bilgisinden, olan kazaya eşyanın özel ayıbının sebep olduğu, tanık ifadelerinden davalının taşıyacağı konteyneri önceden gördüğü taşıma şeklinin davacının babası ile müzakere ettiği, konteynerin yapısı ve içerisinde bulunan eşyalar hakkında bilgi sahibi olduğu görüldüğü, deneyimli ve basiretli bir taşımacı olarak davalı tarafın, konteyneri özel yapısını, konteynerdeki ilave ağırlıkları, konteynerin içerisinde yüklerin ilave ağırlığını hesaba katarak könteyneri en güvenli yöntemi belirleyerek taşıması gerektiği halde yeterli özeni göstermeden, kaldıracağı yükün ağırlığını, yükün yapısını, yükteki tasarım sonrası ilavelerin ankaj noktalarının mukavemetine etkisini hesaba katmadan, üstelik tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla, konteynerin içerisindeki eşyaları çıkartmaya gerek olmadığı, ilk defa bu işi yapmadığı ifade ederek özen yükümlülüğüne aykırı olarak taşıma işlemi yaptığından dolayı olan kazada %50 oranında kusurlu olduğu, dava konusu kazada taşıma işleminde, taşıyıcı ile konteynerin taşınması konusunda anlaşma yapıldığı, konteynerin içerisindeki eşyaların taşınması konusunda, taşıyıcı ile tanık ifadelerinden anlaşıldığı kadarıyla bir anlaşma yapılmadığı, davacı tarafın konteynerin içerisindeki eşyaları ayrı bir nakliye hizmeti alarak taşıttırması gerekirdi.Eşyaların ağırlığı, konteynerin tasarımının dışında ağırlığına etkisi olan ilavelerin konteynerin bağlantı noktalarının taşıyabileceği ağırlığın üzerine bir ağırlığa sebep olmuş olmasından dolayı davacı tarafın da olan kazada % 50 oranında kusurlu olduğunu, hususlarını beyan ve rapor ettiklerini,Bilirkişi tarafından alınan 02/05/2022 tarihle ek rapor da özetle;Davalı vekilinin ifade ettiği ankaj noktalarını kontrol ettikleri, ankaj noktalarının çürümüş olduğunu tespit ettikleri halde yine de çürük olan ankaj noktalarından konteynırı bağlayarak kaldırmaya çalışmaları durumunda; olan kaza olayında davalının %75, Davacının % 25 oranında kusurlu Olduğu, davalı vekilinin, ankaj noktalarını kontrol ettikleri, ankaj noktalarının çürümüş olduğunu tespit ettikleri halde yine de çürük olan ankaj noktalarından konteynırı bağlayarak kaldırmaya çalışmaları ifadesi amacının dışında kullanılmış, gerçek durumun böyle olmaması, kök rapor hazırlık aşamasında davalı asilin ifade ettiği gibi ankaj noktalarını telefonla başkasına sorarak sağlam olduğu yönündeki görüşe göre yükleme yaptıkları yönünde mahkeme kanaate varırsa, kök raporda tespit edilen tarafların kusur oranında bir değişiklik olmayacağı, davalı ve davacının yarı yarıya kusurlu olacağı, hususlarını beyan ve rapor ettiklerini,Kök rapor ile ek rapor arasında çelişkiler bulunduğunu, bilirkişi kök rapora  itiraz beyanlarında; \"Aynı alandan aynı işlemin müvekkilim tarafından birçok kez gerçekleştirilmesini rağmen kazanın bir olayda meydana gelmesi müvekkilimin kusurundan kaynaklamadığını konteynerin parçalarının aşınmış ve çürümüş olmasından kaynaklı olduğu gayet açıktır. Tanık ifadelerinde belirtildiğini halat(zincir) kopması olarak değil(halat ve zincir taşıyıcı tarafından kullanılan ve bağlama noktasına bağlanan aparattır) konteynerin bağlama noktası olan kancasının kopması sebebi düşmesi olarak ifade edilmektedir. Kancanın kopması(bağlantı ankaj noktalarının kopması) konteynerin aşındığının ve ürünün sağlam olmadığının kanıtıdır. Bilirkişi raporu ile bu durum net olarak ortaya konulmuştur.\" ifadesini ikrar olarak değerlendirdiğini ve hukuki değerlendirmeler sonucu kusur oranını %75 olarak belirlediğini, iş bu hatalı rapor sonucu ikame edilen davanın müvekkilimiz aleyhine sonuçlandığını,Bilirkişinin raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında çözümü, uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağını, hâkim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacağını, müvekkilin TKK. Md. 876 maddesi uyarınca üzerine düşen özen ve ihtimamı göstererek kök raporda belirtildiği gibi usulüne uygun bir taşıma gerçekleştirdiğini, müvekkilin özenli davranışları sonucu kök raporda atfedilen %50 kusur oranı fahiş olması rağmen; söz konusu davada bilirkişinin rapora itiraz beyanlarını sanki müvekkil tarafından verilen beyan olarak değerlendirmesi sonucu müvekkil aleyhine %75 oranla kusur atfedilerek karara bağlandığını, ancak müvekkilin tüm özen ve yükümlülüklerini yerine getirerek taşıma işlemini gerçekleştirdiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; taraflar arasında akdedilen davacıya ait konteynerin içindeki eşyalar ile birlikte taşınmasına ilişkin taşıma sözleşmesi kapsamında taşıma sırasında emtianın düşürülerek hasara uğraması sebebiyle uğranılan zararın kusurlu olduğu iddia edilen taşıyıcıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, dava konusu konteynerin havada kalması gereken süreden fazla kalması sebebiyle düşerek içerisindeki eşyalar ile birlikte hasar görmesine ve kusurun tamamen davalıda olmasına rağmen davacıya kusur yüklenmesinin ve zararın eksik hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili, taşıma sözleşmesinin davacının babası ile akdedildiği ve bu sebeple davacının talep hakkının bulunmadığı, bilirkişi kök raporunda da açıklandığı üzere  kazanın davalının taşıma işleminden kaynaklı olmadığı, konteynerin yapısı, ağırlığı ve durumu ile ilgili olduğu, bilirkişi raporundaki % 50 kusur oranına kendileri tarafından itiraz edilmesine rağmen bu kez aleyhlerine % 75 oranında kusur atfedilmesi usul ve yasaya aykırı olmasına rağmen Mahkemece bu hususların gözetilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Taraflar arasında dava konusu konteynerin içerisindeki eşyalar ile birlikte vinç ile taşınması ve kazanın konteynerin ankaj noktalarından koparak düşmesi sonucunda meydana geldiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır.Taraflar arasındaki temel ihtilaf dava konusu konteynerin içerisindeki emtialar ile birlikte taşındığı sırada vinçten düşerek hasar görmesinde tarafların kusur oranı ve hasar miktarı hususundadır. Davacı tarafından İstanbul Anadolu 7. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/125 Değişik İş dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğu, delil tespiti sonrası düzenlenen bilirkişi kök ve ek raporunda toplam zararın 26.200,00 TL olduğunun tespit edildiği, Mahkemece alınan bilirkişi raporunda zararın 22.800,00 TL olduğunun tespit edildiği ve Mahkemece bu bedel üzerinden hüküm kurulduğu, ancak Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında delil tespiti dosyasında alınan zarar hesaplamalarına hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin,aradaki farkın hangi sebepten kaynaklandığının açıklanmadığı gibi raporda tartışılmadığı, delil tespiti raporunda değerlendirilen bir kısım kalemlerin hangi gerekçe ile Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında değerlendirilmediğinin açıklanmadığı, davacı vekili tarafından bu konuda tüm bilirkişi raporlarına itiraz edilmesine rağmen bilirkişi ek raporlarında itirazın karşılanmadığı ve Mahkemece de gerekçeli kararda söz konusu hususların ve itirazların karşılanmadığı ve değerlendirilmediği anlaşılmakla Dairemizce karar denetlenemediğinden davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür.Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacının sair ve davalının tüm istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, mahkemece, yukarıda değinilen yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek, işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle  KABULÜ ile;İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 17/06/2022 tarih ve  2020/437 Esas ve 2022/466 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6668461c3250d321","SID":"f7fa4dfa3b16dbde"}}