{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. TRABZON BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ       <br>Esas-Karar No: 2022/1574 - 2023/1616<br>T.C.<br>TRABZON <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ <br><br>DOSYA NO\t: 2022/1574 <br>KARAR NO\t: 2023/1616<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: <br>ÜYE\t\t:<br>ÜYE\t\t: <br>KATİP\t\t: <br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: TRABZON ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17/02/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/64-2022/124 E.K.<br><br>DAVACI\t\t: \t  <br>VEKİLİ\t\t: Av.<br>\t\t <br>DAVALILAR\t\t: 1-<br>\t\t  <br>VEKİLİ\t\t: Av. <br>\t<br>\t\t 2-\t<br>\t <br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali<br>KARAR TARİHİ\t: 10/10/2023<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/10/2023<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>DAVA:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilince Trabzon İcra Müdürlüğünün 2020/13390 Esas sayılı dosyasında davalılar aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığını, söz konusu takibin davalıların haksız ve kötü niyetli itirazı uyarınca durduğunu ileri sürerek icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>CEVAP:<br>Davalı ........cevap dilekçesinde özetle; ipotekli taşınmazın aile konutu olduğunu, ipotek tesisi sırasında usule uygun şekilde eş rızasının alınmadığını, bu nedenle ipoteğin geçersiz olduğunu, dava konusu alacağın kredi garanti fonu teminatı dahilinde olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. <br>Diğer davalı davaya cevap vermemiş, duruşmalara iştirak etmemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; \"Dosya içerisinde bulunan tüm kanıt ve belgeler bir arada değerlendirildiğinde;<br>Davacı banka ile davalı  ........Hiz. İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti. arasında 24/08/2015 tarihli 5.000.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi, 17/11/2017 tarihli 7.000.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmesi, 03/12/2017 tarihli 2.500.000,00 TL bedelli Kredi Çerçeve Sözleşmeleri imzalandığı, davalı ........nın taşınmazına kredi borcu karşılığında ipotek konulduğu, dava konusu sözleşmeye istinaden davalı şirketçe ticari krediler kullanıldığı, oluşan borcun süresi içerisinde ve planlanan ödeme takvimi dahilinde ödenmemesi nedeniyle davacı banka tarafından Beşiktaş 17. Noterliği aracılığı ile davalılara ihtarname gönderilerek, kredi ilişkisinin kat edildiği, kredi hesaplarının kat edilmesi ile borcun muaccel hale geldiği, davalının hesap kat ihtarnamesi tebliğine rağmen borcu ihtar edilen sürede ödemediği, bunun üzerine davacı bankanın alacağını tahsil amacı ile Trabzon İcra Müdürlüğünün  2020/13390 Esas sayılı İcra Takibi dosyası ile icra takibine başladığı, davalıların borca itiraz ettiği, davalıların itirazları üzerine dava konusu takibin durdurulduğu ve davacı banka tarafından itirazların iptali için görülmekte olan itirazın iptali davasının açıldığı dosya kapsamında sabittir.<br>Davalı vekili tarafından dava konusu ipotekli taşınmazın davalının aile konutu olmasına rağmen davalının eşinin hukuken geçerli rızası alınmaksızın ipotek edilmiş olması sebebi ile ipoteğin geçersiz olduğu savunması üzerine, bu taşınmazın davalının aile konutu olup olmadığının araştırılması için Ortahisar İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazılmış ve gelen cevaptan dava konusu taşınmazın davalının 11 - 12 yıldır ailesi ile birlikte ikamet ettiği aile konutu olduğu anlaşılmıştır. Yerleşik yargıtay kararları ile de sabit olduğu gibi bir taşınmazın fiilen aile konutu olması halinde tapu kaydına şerh verilmemiş olması bu taşınmazın aile konutu olduğu gerçeğini değiştirmeyecektir, yani bir başka anlatımla tapu kaydına verilecek aile konutu şerhi inşai değil açıklayıcı - tespit edici bir şerh olup, tapuda aile konutu şerhi yazılmamış aile konutları için de aile konutuna dair yasal düzenlemeler geçerli olacaktır. Bu nedenle dava konusu taşınmazın, tam anlamı ile davalının aile konutu olduğu anlaşılmış ve böyle kabul edilmiştir. Aile konutuna ilişkin yasal düzenleme TMK 194 maddesinde yapılmış olup, TMK 194/1 maddesi uyarınca; \"Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.\" hükmü amirdir. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere somut olayımızda davalının dava konusu edilen aile konutunu dava dışı şirketin borcu için ipotek edebilmesinin yasal koşulu davalının eşini açık ve hukuken geçerli rızasının bulunmasıdır. Dosya arasında bulunan ipotek belgeleri incelendiğinde davalının eşine ait rıza belgesinin bulunduğu görülmüş ise de bu rızanın açık ve hukuken geçerli olduğunun kabulü mümkün değildir. Zira ipotek eş rızası belgesi incelendiğinde, dava konusu aile konutunun kimin borcu için ipotek edildiğinin yazılmamış olduğu, ne kadar tutarlı bir borç için ipotek edildiğinin belirtilmemiş olduğu, tarih kısmının boş bırakılmış olduğu, hatta taşınmazın hangi il - ilçe - mahalle / köyde bulunduğunun dahi belirtilmemiş olduğu, son derece özensiz ve baştan savma hazırlandığı, ipotek ile alacağını teminat altına alanın bir banka ve tacir olması karşısında basiretli bir tacir gibi davranılmadığı açıktır. Bir kişinin kefalet veya ipotek verirken kimin borcuna karşılık kefalet veya ipotek verdiği ve ne kadar limitle verdiği son derece önem arz etmektedir. Kimse güvenmediği kişinin borcu için kefil olmayı veya ipotek vermeyi kabul etmeyecektir. Bu durum eş rızası için de geçerlidir. Bu nedenle dava konusu taşınmazın ipotek edilmesinde davalının eşinin rızasının açık ve hukuken geçerli olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Dava konusu taşınmazın aile konutu olması ve ipotek tesisi sırasında davalının eşinin açık muvafakatinin alınmamış olması sebebi ile davanın reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.\" şeklindeki gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı yanca ipotekli taşınmazın ipotek tesis tarihi itibariyle aile konutu olduğu, bu nedenle ipotek tesisi sırasında ipotek maliki .......'nın eşi ..........'nın rızasının usulünce alınması gerektiği belirtilmek suretiyle borca itiraz edildiğini, mahkemece eş rızasına ilişkin müvekkilince sunulan belgenin yeterli görülmemesine karşın belgenin usule aykırı şekilde geçerli bir rıza olarak kabul edilmediğini, öte yandan ipotekli taşınmazın ipotek tesisi sırasında aile konutu olup olmadığı ve eş rızası alınmasının gerekip gerekmediği yönünde yeterli araştırma ve inceleme yapılmaksızın çelişkili beyanlar içeren kolluk tutanağına itibar edildiğini, ne var ki ipoteğin geçersizliğine karar verilmeden önce ipotekli taşınmazın aile konutu olduğu ve bu kapsamda ipotek tesisi sırasında eş rızası alınması gerektiği hususunun açıkça ortaya konması gerektiğini belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE :<br>Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.<br>Somut olayda davalılar vekilince; ipoteğe konu taşınmazın aile konutu olduğu, ipotek tesisi sırasında TMK'nun 194. maddesine uygun şekilde eş rızasının alınmaması nedeniyle ipoteğin geçersiz olduğu savunulmuş, davacı vekilince  ise taşınmazın aile konutu olmadığı, eş rızası alınmasının gerekmediği, aksinin kabulü halinde dahi müvekkilince ipotek tesisi öncesinde davacının eşi Memduha Akkaya'nın rızasının alındığı ileri sürülmüştür. <br>Mahkemece eş rızasının alındığına yönelik davacı vekilince sunulan belgeye ilişkin yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak davacı vekilince taşınmazın aile konutu olmadığının ileri sürülmesi karşısında, ipotekli taşınmazın aile konutu olup olmadığı, bu bağlamda TMK'nun 194. maddesi uyarınca eş rızasının alınması gerekip gerekmediğinin araştırılıp değerlendirilmesi zorunludur. <br>Ne var ki mahkemece bu yönde hüküm kurmaya yeterli düzeyde araştırma yapılmamış, sadece kolluk tarafından hazırlanan 24.01.2022 tarihli tutanağa itibar edilmiştir. Ancak söz konusu tutanakta belirtilen adres ile ipotekli taşınmazın adres bilgileri arasında çelişki bulunmakta olup davacı vekilince tutanakta belirtilen ve halihazırda davalı .......'nın ikamet ettiği taşınmazın ipotekli taşınmaz ile aynı olup olmadığının, aynı ise ipotek tesis tarihi itibariyle aile konutu niteliğinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği ileri sürülmüştür. <br><br>O halde mahkemece yapılması gereken iş; kolluk araştırmasında bahsi geçen ve davalı .......'nın ikamet ettiği ........ Ortahisar/ TRABZON adresinin ipotekli taşınmazın adresi olup olmadığı, ipotekli taşınmazın  tesis tarihi itibariyle aile konutu olup olmadığı, ipotek tesisi için TMK'nun 194. maddesi uyarınca eş rızasının alınmasının gerekip gerekmediği hususunda araştırma ve inceleme yapılarak hasıl olacak sonuç uyarınca bir karar verilmesinden ibarettir .<br>Açıklanan bu durum karşısında davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına dair aşağıda belirtilen şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulüyle Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.02.2022 tarih ve 2021/64 Esas, 2022/124 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Dosyanın HMK'nun 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunun kabulü nedeniyle başvuru sırasında alınan peşin harcın DAVACIYA İADESİNE, <br>4-İstinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin mahkemesince verilecek nihai kararla hüküm altına ALINMASINA,<br>5-İstinaf kanun yolu başvurusunun incelenmesi sırasında duruşma yapılmadan karar verildiğinden bu aşama için davacı yararına vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine GETİRİLMESİNE,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nun 353/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 10/10/2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br> e-imzalıdır.<br><br>Üye<br> e-imzalıdır.<br><br>Katip<br> e-imzalıdır.<br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"915ac4bd48a6568a","SID":"d7d795fb5e5e07fe"}}