{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\tEsas-Karar No:<br>\tT.C.<br>\tKAYSERİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t  TÜRK MİLLETİ ADINA<br>\t2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t \t\t     GEREKÇELİ KARAR<br><br>ESAS NO\t:  Esas<br>KARAR NO\t: <br><br>HAKİM\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br>DAVALI \t: <br>VEKİLİ\t: Av. <br><br>DAVA\t: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 13/09/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 08/05/2025<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09/05/2025<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; müvekkili, davalı şirket tarafından sigortalanmış ... araçta yolcu olarak bulunduğu sırada, söz konusu aracın ... plakalı araç ile 21.12.2017 tarihinde çarpışması sonucu geçirdiği trafik kazası neticesinde yaralandığını ve bu yaralanmaya bağlı olarak tedavi görmüş ve %25 maluliyete uğradığını, müvekkilinin söz konusu maluliyeti sebebi ile ... plakalı aracın davalı sigorta şirketince 02.06.2017 tanzim tarihli zorunlu trafik sigortası poliçesi ile sigortalandığını,  sigorta şirketine karşı sigorta tahkim komisyonuna başvurarak tazminat talep ettiğini, uyuşmazlık hakem heyeti tarafından .... sayılı başvurusu 04.07.2019 tarihinde kabul edildiğini ve 330.000,00-tl'nin 29.01.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesine karar verildiğini. bu durum üzerine ilgili karar, ankara (kapatılan) 22. icra dairesinin ... e. sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, davalı sigorta şirketi tehir-i icra kararı aldığını, davalı sigorta şirketince hükme karşı itirazda bulunulması sebebi ile itiraz hakem heyetince 22.09.2019 tarihinde itirazın reddine karar verildiğini, davalı sigorta şirketi, 13.10.2019 tarihinde hakem heyeti kararları saklama dosyası olan istanbul anadolu 3. asliye ticaret mahkemesinin ... e. sayılı dosyasına tehir-i icra talepli olarak itiraz hakem heyetince verilen kararın kaldırılması için istinaf başvurusu yaptığını, ancak itiraz hakem heyeti kararından anlaşılacağı üzere hakem heyeti kararına karşı temyiz kanun yolu bulunmadığını, bu sebeple davalı sigorta şirketi kararın kesinleşmesini engelleyen/ geciktiren bir başvuru yaparak dosyayı sürüncemede bıraktığını, sigorta tahkim komisyonunca belirtilen eksiklikler tamamlanmasından sonra dosya 24.03.2022 tarihinde yeniden \"noksan ikmali\" ile yargıtay 4. hukuk dairesi başkanlığına gönderildiğini ve nihai temyiz incelemesi yargıtay 4. hukuk dairesinin 2022/4388 e. - 2022/12991 k. sayılı dosyası ile yapılabildiğini, yargıtay 4. hukuk dairesinin 2022/4388 e. - 2022/12991 k. sayılı ilamı ile temyiz incelemesi yapılan dosyada 25.10.2022 tarihinde vekalet ücreti bakımından uyuşmazlık hakem heyetinin kararı düzeltilerek onandığını, müvekkiline ait uyap vatandaş portal'dan safahat incelemesine göre 12.04.2023 tarihinde yargıtay kararı dosyaya kaydedildiğini ve 01.05.2023 tarihinde taraflara tebliğ edildiğini, dosyanın kesinleşmesi üzerine sigorta tahkim komisyonu kararının icraya konulduğu ankara (kapatılan) 22. icra dairesinin ... e. sayılı dosyasına davalı sigorta şirketince 19.04.2023 tarihinde 525.985,49-tl ödeme yapıldığını ve ilgili harçlar düşüldükten sonra 502.747,32-tl reddiyat yapıldığını, hmk'nın 107. maddesi uyarınca, tahkikat sonucu belirlenecek tutarlarda bedel artırımı yapılmak üzere munzam zarara alacağına ilişkin belirsiz alacak davanın kabulü ile,<br>davalı sigorta şirketince müvekkiline yapılan geç ödeme sebebi ile müvekkilinin uğramış olduğu şimdilik 3.000,00-tl munzam zarar alacağının, daha sonra uzman bilirkişi marifetince hesaplanarak ortaya çıkacak miktarı ıslah ile artırmak kaydı ile, davalı sigorta şirketince müvekkiline  ödenmesine,<br><br>yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilemsine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; Müvekkili ... Sigorta Anonim Şirketi'nin dava açılış tarihi itibari ile adresi Büyükdere cad. no:110 esentepe–şişli/istanbul olduğunu, 6100 sayılı hukuk muhakemeleri kanunu'nun 6. maddesi yetki hususunu düzenlediğini, mezkur maddede genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi kılındığını, 339843464 numaralı 31.03.2021-31.03.2022 vadeli trafik sigorta poliçesi gereği teminat altına alınan sakatlanma teminatına ilişkin kaza tarihi itibari ile azami teminat limiti 330.000,00-tl olduğunu, <br><br>davacı yanın sakatlanmasına ilişkin görülen yargılama neticesinde sakatlanmasına ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından 18.04.2023 tarihinde 330.000,00-tl'nin ferileriyle birlikte ödenmesi ile işbu poliçeye ilişkin azami teminat limiti tüketildiğinden davanın reddinin gerektiğini, munzam zarar taleplerinin şartları oluşmadığını, <br><br>6098 sayılı türk borçlar kanunu'nun 122. maddesinde alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlunun kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlü olduğu hüküm altına alındığını, yargılamanın uzaması müvekkiline kusur atfedilebilir bir olgu olmadığını, <br><br>munzam zarar kusura dayalı bir olgu olduğunu, davacının alacağını geç tahsil etmesi yargılamanın uzamasından doğmakta olup, bundan dolayı müvekkili şirkete atfedilecek bir kusurun bulunmadığını, sigortalı ve sigortalı araç sürücüsünden poliçe azami teminat limitinin üstüne ilişkin talep yöneltilip yöneltilmediği bilinmediğini, <br><br>davacı yanın maddi tazminat taleplerine ilişkin olarak müvekkili şirket ile birlikte müşterek ve müteselsilen sorumlu sigortalı ... bilişim ve iletişim teknolojileri tic. ltd. şti. ve sürücü ali erguvan'dan poliçe azami teminat limitinin üstünde maddi tazminat talebi yöneltip yöneltmediğini, yöneltti ise de tahsil edip etmediği bilinmediğini, açıklanan nedenlerle öncelikle davanın sigortalı ... bilişim ve iletişim teknolojileri tic. ltd. şti. ve sürücü ali erguvan'a ihbarını, davanın reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE:<br> Dava,yaralamalı trafik kazası sonucu yaralanan davacının 2918 sayılı KTK kapsamında karayolları ZMMS poliçesi kapsamında sigortacı olan davalıdan maddi zararların gecikmeli olarak tazmini nedeniyle uğramış olduğu munzam zararın (aşkın zarar) tazmini istemine ilişkindir. <br>Mahkememizin 14/03/2024 tarihli duruşmasının 15 nolu ara kararında; Dosyanın oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine tevdi ile tüm dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara karar oluşturulmasına, oluşturulacak bilirkişi heyetine borçlar ve tazminat hukuku konusunda nitelikli hesap uzmanı, finans ve ekonomi uzmanı (tercihen ekonomist), faiz konusunda nitelikli hesaplamalar uzmanı (tercihen SMMM) olmak üzere 3 ayrı uzmanlık alanından oluşan bilirkişilere tevdi edilerek rapor aldırılmasına karar verildiğini, bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı....’ nin 04.07.2019 tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL tutarlı alacağın, dava tarihi olan <br>13/09/2023 tarihindeki ulaşacağı değer 2.144.047,99- TL olarak hesaplandığını, Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı ...’ nin 04.07.2019 tarihli Uyuşmazlık <br>Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL tutarlı alacağın, ödeme tarihi olan <br>19/04/2023 tarihindeki ulaşacağı değeri ise 1.807.606,04-TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir. <br>Mahkememizin 05/12/2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararında; davalının icra dosyasına yaptığı ödemenin netleştirici adalet ilkesi gereği güncel değerinin hesaplanması ve ödemenin munzam zarar sebebiyle heseplanan bedelden mahsup edilmesi bakımından dosyanın önceki bilirkişi heyetine yeniden tevdi ile gerekirse seçenekli hesaplama yapılması suretiyle ek rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi heyetince sunulan raporda özetle; kök raporda yapılan hesaplamanın doğruluğunu, görüşlerinde ve hesaplamalarında  herhangi bir farklılık olmadığını, munzam zarara <br>konu olmadığı görüşünde olduklarını beyan ederek;  Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı ...’ nin 04.07.2019 <br>tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL <br>tutarlı alacağın, dava tarihi olan 13/09/2023 tarihindeki ulaşacağı değerin <br>2.144.047,99- TL olacağı ödemesi yapılan 525.985,49-TL’nin düşülmesi ile <br>ise; 1.618.062,50-TL olacağı hesaplandığını, Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı ...’ nin 04.07.2019 <br>tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL <br>tutarlı alacağın, ödeme tarihi olan 19/04/2023 tarihindeki ulaşacağı değerin <br>1.807.606,04-TL olacağı, ödemesi yapılan 525.985,49-TL’nin düşülmesi ile <br>ise; 1.281.620,55-TL olacağı hesaplandığı bildirilmiştir. <br>Davacı vekili 21/03/2025 tarihli ıslah dilekçesiyle dava dilekçesi ile talep ettiği, 3.000,00-TL munzam zararı 1.615.062,50-TL arttırarak 1.618.062,50-TL'ye yükselttiği, ıslah dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edildiği harcının yatırıldığı anlaşılmıştır. <br>6098 sayılı TBK m.122/1 hükmü uyarınca; alacaklı temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.<br>Para borçlarında borçlunun temerrütünün bir sonucu niteliğindeki munzam (aşkın) zarar TBK m.122 (B.K.105) hükmünde düzenlenmektedir. Söz konusu hükmün ilk fırkasına göre \"Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.\" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10.11.1999 tarihli ve 1998/13-353 esas 1999/929 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere munzam zarar, sorumluluğu kusura dayanan borçlu temerrütünün hukuki bir sonucudur ve alacaklının zararının faizi aşan bölümüdür. Munzam zarar, borçlu temerrüte düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt soncunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar şeklide tanımlanabilir (Yargıtay 6. HD 13/01/2025 tarih, 2024/3534 esas 2025/15 karar  sayılı ilamı).  <br>Sunulan delil ve belgeler, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından davacının yolcu olarak bulunduğu araçta meydana gelen trafik kazası sonucu yaralandığı ve bedensel zararların oluştuğu, bu zararlardan sürücü ve işleten ile birlikte müteselsilen sorumlu olan davalı sigorta şirketine karayolları ZMMS poliçesi kapsamında başvuruda bulunduğu, borcun ödenmediği davacının  bunun üzerine uyuşmazlık hakem heyetine başvurduğu ve hakem heyeti tarafından davacının haklılığı kabul edilerek poliçe limiti olan 330.000,00-TL tutarındaki maddi tazminatın 29/01/2019 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, böylelikle davalı tazminat yükümlüsünün temerrüte düştüğü ve temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğu, davacı tazminat alacaklısının ise temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olduğunu ileri sürerek bu davayı açtığı dava açmadan evvel zorunlu arabuluculuk kapsamında arabuluculuk başvurusunda bulunduğu, ancak yapılan arabuluculuk görüşmelerinden olumlu bir sonuç alınamadığı, davacının bedensel zararlarının ortaya çıkmasına yol açan yaralamalı trafik kazasının 21/12/20174 tarihinde gerçekleştiği, uyuşmazlık hakem heyeti tarafından davacının tazminat alacağının 04/07/2019 tarihinde kabul edildiği, davalının hakem heyeti kararı ile sabit görülen tazminat borcunu ödememesi üzerine davacının icra takibi başlattığı, davalı sigorta şirketinin ise tehir-i icra kararı alarak kararın kaldırılması için itiraz hakem heyetine başvurduğu, daha sonra itiraz hakem heyeti kararına karşı istinaf başvurusu ve daha sonra temyiz başvurusu olarak işleme alındığı dosyanın Yargıtay'a gönderilmesinden sonra farklı tarihlerde iki kez noksan ikmali için dosyanın geri çevrilmesine karar verildiği ve nihayet temyiz incelemesinin Yargıtay 4. HD tarafından yapılarak 25/10/2022 tarih 2022/4388 esas 2022/12991 karar sayılı  kararı ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği, kararın 01/05/2023 tarihinde taraflara tebliğ edildi, davalının icra dosyasına 19/04/2023 tarihinde 525.985,49-TL ödeme yaptığı ve ilgili harçlar düşüldükten sonra davacıya 502.747,32-TL ödeme yapıldığı, bu suretle davacının tazminat alacağının temerrüt faizi ile birlikte 3 yıl geç ulaştığı, davalının temerrüt tarihinden itibaren davacı ödeme yaptığı tarihe kadar geçen yaklaşık 3 yıllık süre içerisinde ülkede yaşanan döviz kurlarındaki artış ve yüksek enflasyon  oranları neticesi paranın alım gücünün değerini kaybetmesi neticesi davacının ayrıca muzam zararı oluştuğu, ülkemizde yaşanan ve herkes tarafından bilinen enflasyon, artan fiyatlar, döviz artışı vs. gibi olgular nedeniyle her zaman alacaklıların zararını temerrüt faizi ile karşılanması mümkün olmayacağından, mahkemece gecikme halinde temerrüt faizini aşan zararın varlığı karine olarak kabul edilip bu karinenin aksi  borçlu tarafından kanıtlanmadığı takdirde alacağın temerrüt tarihinde bu yatırım araçlarından oluşacak sepete yatırılması ve değerlendirilmesi halinde tahsil tarihlerinde asıl alacakla birlikte getirisinin ulaşabileceği miktar ile tahsiline hükmedilen asıl alacak ve bu alacak için temerrüt tarihinden tahsil tarihlerine kadar davacıların tahsil edebilecekleri ve tahsil ettikleri faiz miktarı ve toplam miktar ve bu şekilde bulunacak toplam miktarlar arasındaki fark değerlendirilerek faiz ile karşılanamayan zarar konusunda uygun bir karar verilmesi gerektiği (Yargıtay 15. HD 04/03/2019 tarih, 2018/1494 esas 2019/932 karar), mülkiyet hakkı da dahil olmak üzere anayasal haklara sahip herkesin makul süre içerisinde yargılanma hakkı bulunduğu ve makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilmesinin önüne geçilmesi bakımından yargı da dahil olmak üzere devleten anayasal temel organlarının hak sahipleri bakımından etkin ve hızlı bir yargı sistemi, uygulama pratiği, içtihatlar silsilesi ile anayasal hak ve özgürlükleri güvence altına alan ve normal hiyerarşisinde anayasadan sonra gelmek üzere kanun, yönetmelik vb mevzuat düzenlemelerinin oluşturulması gerektiği (Anayasa Mahkemesinin 2023/18536 başvuru nolu 25/07/2023 karar tarihli ... başvurusuna ilişkin Genel Kurul Kararı), bu cihetle yüksek yargı organlarının oluşturmuş olduğu içtihatlar çerçevesinde kişilerin temel haklarının yasa yönetmelik ve yargısal içtihatlarla desteklenen etkin bir uyum içerisinde korunması ve güçlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda TBK'nın m.122/1'de hükme bağlanan aşkın zarar kavramının enflasyonun yüksel olduğu ülkemizde etkin bir şekilde uygulanmasının zorunlu olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin anayasa mahkemesine yapılan bireysel başvuruların önüne geçmek bakımından mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiaların adli ve idari yargı mekanizmaları içerisinde etkin bir şekilde korunmasının elzem olduğu, tazminat alacaklılarına ait tazminat alacaklarının bu kapsamda mülkiyet hakkı olarak kabul edilmesinin anayasa mahkemesinin yerleşik içtihatlarıyla oluşturulduğu ve bunun yanında tazminat alacaklısının bu alacağa hak kazandığı tarihten başvurunun yapıldığı tarihe kadar geçen süredeki enflasyon oranları dikkate alındığında mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilen söz konusu alacağın değer kaybına uğradığı  (Anayasa Mahkemesinin 2020/20196 başvuru nolu 19/12/2023 karar tarihli ....urusuna ilişkin  Kararı), mahkemelerce tazminat vb alacaklar yararına hükmedilen tazminatlara ilişkin hak sahibinin bu alacak hakkının mahkeme eliyle tespit edilmiş olmasının tek başına mağdur sıfatını ortadan kaldırmadığı, anayasa mahkemesinin benzer bir kararında da \"başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kaldırılabilmesi için ileri sürülen ihlalin hem zaman hemde mağdurun bu hakkı kullanmadığı süre göz önüne alınarak telafi yoluna gidilmesi gerekmektedir. Başvurucular ise söz konusu tazminat tutarlarının enflasyon karşısında değer kaybettiğinden yakınmışlardır. Anayasa mahkemesi, kamu kurum ve kuruluşlarından olan  çeşitli para alacaklarını değer kaybına uğratılarak ödenmesine ilişkin şikayetleri daha önce incelemiş; buna göre kamu makamlarının kamu borçlarının makulü olmayan bir gecikme ile ödedikleri durumda  para alacağında meydana gelen değer aşınmalarını başvurucular üzerinde şahsi olarak aşırı bir yük oluşturması halinde müdahale ölçülü olmadığından mülkiyet hakkının ihlaline karar vermiştir. Sonuç olarak alacaklarının değer kaybına uğratılması başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı külfet yüklendiğinden söz konusu müdahalenin kamunun yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkının korunması arasında kurulması gereken adil dengeyi başvurucular aleyhine bozduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle Anayasanın 35.maddesinde yer alan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.\" ( Anayasa Mahkemesinin 2020/6515 başvuru nolu 18/04/2024 karar tarihli ALFRED RICHARD PARUSEL ve diğerleri başvurusuna ilişkin kararı), bilirkişi heyetinden alınan 02/05/2024 tarihli raporda ödenmeyen 330.000,00-TL tutarlı tazminat alacağının fiili ödeme tarihi olan 19/04/2023 tarihinde ulaşacağı değerin 1.807.606,04-TL olarak hesaplandığı, ancak davalının ödemesinin 525.958,49-TL olduğu ve buna ilişkin hasar dosyasının ve banka dekontunun dosyaya kazandırıldığı, munzam zararın somut delillerle kanıtlanması gerektiği uygulamalardan vazgeçilmiş, gelişen ekonomik koşullar mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki adil dengenin korunması anayasa mahkemesinin ihlal kararlarının bağlayıcılığı göz önünde tutularak enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahrirleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiğinin benimsendiği, kişinin mal varlığından meydana gelen azalmanın mülkiyet hakkının ihlali niteliğinde olduğu munzam zarar ispatı konusunda katı ispat kurallarına bağlı kalındığında ihlal kararları verildiği ve tazminata hükmedildiği yine yüksek enflasyonist dönemlerde borçlunun borcunu ödemeyerek düşük temerrüt faizinden yararlanarak haksız kazanç elde ettiği ve borçlunun borcunu ödememesi, direngen olması nedeniyle mahkemelerdeki dava sayısının hızla arttığı, bu nedenle yüksek enflasyonist dönemde soyut yöntemin dikkate alınmasının tüm bu sakıncaları ortadan kaldıracağı, adaletin gerçekleşmesini sağlayacağı, her somut olayın özelliği de dikkate alınarak bulunacak zarar miktarının TBK'nın 50 ve 51.maddeleri (mülga BK'nın 42 ve 43.md.) kapsamında değerlendirilerek belirlenmesi gerektiği (Yargıtay 6. HD 13/01/2025 tarih, 2024/3534 esas 2025/15 karar  sayılı ilamı), Yüksek Yargıtay'ın yeni tarihli içtihatları doğrultusunda davalının icra dosyasına yaptığı ödemenin denkleştirici adalet ilkesi gereği güncel değerinin hesaplanması ve ödemenin munzam zarar nedeniyle hesaplanan  bedelden mahsup edilmesi bakımından dosyanın önceki bilirkişi heyetine yeniden tevdi ile ek rapor aldırılmasına karar verilmiş; Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı ...’ nin 04.07.2019 <br>tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL <br>tutarlı alacağın, dava tarihi olan 13/09/2023 tarihindeki ulaşacağı değerin <br>2.144.047,99- TL olacağı ödemesi yapılan 525.985,49-TL’nin düşülmesi ile <br>ise; 1.618.062,50-TL olacağı hesaplandığını, Denkleştirici adalet ilkesine göre Davacı ...’ nin 04.07.2019 <br>tarihli Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararı ile ödenmeyen 330.000,00 TL <br>tutarlı alacağın, ödeme tarihi olan 19/04/2023 tarihindeki ulaşacağı değerin <br>1.807.606,04-TL olacağı, ödemesi yapılan 525.985,49-TL’nin düşülmesi ile <br>ise; 1.281.620,55-TL olacağı hesaplanmış olup; davacının munzam zarar alacağının mahkememizce benimsenen ek rapor doğrultusunda ödeme tarihi itibariyle ulaşacağı değerin 1.807.606,04-TL olacağı ödemesi yapılan 525.985,49-TL'nin düşülmesi sonucu 1.281.620,55-TL olduğu ve bu tutarın kabule şayan olduğu kanaatine varılarak davanın, dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi doğrultusunda bu tutar üzerinden kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br>HÜKÜM:  Yukarıda açıklanan nedenler ile;<br>1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; 1.281.620,55-TL muuzam zarar alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>2-Alınması gereken 87.547,49-TL karar ve ilam harcından, 269,85-TL peşin harç ve 27.581,23-TL ıslah harcının  mahsubu ile bakiye 59.696,41‬-TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına,<br>3-Davacı tarafça yatırılan 269,85-TL peşin harç ve 27.581,23-TL ıslah harcı toplamı 27.851,08‬-TL' nin  davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 308,25‬-TL, posta ve tebligat masrafı 110,75-TL, bilirkişi ücreti 18.000,000-TL olmak üzere toplam 18.419‬,00‬-TL yargılama giderinin davanın kabul red oranına göre belirlenen 14.589,15-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca hesap ve taktir olunan 170.978,26-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca reddedilen miktar üzreninden  hesap ve taktir olunan 52.466,29-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 648,74-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davanın kabul red oranına göre göre 2.471,26-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br><br>9-Tarafların yatırmış olduğu gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,<br>Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı 08/05/2025  <br><br><br> Katip <br> ¸E-imzalıdır <br> <br> <br>Hakim <br> ¸E-imzalıdır <br><br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"67fb9663d17ab64d","SID":"138f5a142a6eddbd"}}