{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ           <br>T.C.<br>ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 16. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2023/3096 <br>KARAR NO\t: 2025/1891<br><br><br>T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A<br>B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I<br><br><br>BAŞKAN\t: ... (...)<br>ÜYE\t: ... (...)<br>ÜYE\t: ... (...)<br>KATİP\t: ... (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 18/01/2022<br>NUMARASI\t: 2019/30 Esas, 2022/46 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil<br><br>Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/01/2022 tarihli, 2019/30 Esas ve 2022/46 Karar sayılı kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş olmakla dosya incelendi.<br><br>KARAR<br><br>Davacı, çekişmeye konu ... sayılı parselde, iş yeri vasıflı 20 No.lu bağımsız bölümde kayden malik olduğunu, 30.01.2015 tarihli protokol ile vadeli satış olarak davalıya teslim edildiğini ancak davalının protokol hükümleri gereğince taksit ödemelerini yapmadığını bu nedenle tek taraflı olarak Ankara 39. Noterliğinin 06.03.2017 tarih ve 5611 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile satış protokolünün feshedildiğini, davalının taşınmazı boş olarak teslim etme yükümlülüğü bulunduğunu, fuzuli şagil durumunda olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının çekişmeye konu taşınmazı boş olarak teslimine, taşınmazın davalının zilyetliğinde kaldığı 30.01.2015 tarihinden ihtarname tarihi olan 06.03.2017 tarihine kadar 39.060,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ihtarname tarihinden taşınmazın boş olarak teslim edileceği tarihe kadar geçecek süre için aylık 1.550,00 TL ecrimisilin davalıdan en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.<br>Davalı, bankanın akdedilen kredi sözleşmesinden fazlasını tahsil ettiğini, 20 ve 21 No.lu dükkanların 2015 yılında vefa hakkının şahsında olmak üzere ... Bankasına devrettiğini, davacının vefa hakkı anlaşmasına uymayarak kendisini mağdur ettiğini, dükkanların işgal durumunda olmadığını, tahliye edildiğini belirterek haksız davanın reddini savunmuştur. <br>Mahkemece, davacı çekişmeye konu taşınmazda kayıt maliki iken dava açıldıktan sonra 05/06/2020 tarihinde dava dışı üçüncü kişiye satış yoluyla devredildiği, bu arada taşınmazın davalı tarafından boş teslim edildiği saptanmakla konusuz kalan elatmanın önlenmesi istemli dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle ecrimisil istemi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı, dava dilekçesinin içeriğini yineleyerek ilk derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, çekişmeye konu taşınmazın dava tarihinden sonra 05.06.2020 tarihinde üçüncü şahsa satılmış olması sebebiyle tahliye yönünden davanın konusuz kaldığını ancak 17.12.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda devir tarihi olan 05.06.2020 tarihi itibariyle 120.136,85 TL alacağı olduğu tespit edildiğinden dava değerinin bu miktar yönünden ıslah edildiğini ancak Mahkemece ecrimisil bedeli talebinin 15.209,30 TL üzerinden kısmen kabulü yönünde alacağının fahiş bir bedel farkıyla eksik hesaplandığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un 683. maddesinde düzenlenen elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemine ilişkindir. <br>Hemen belirtmek gerekir ki 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesinde asliye hukuk mahkemelerinin görevi düzenlenmiş olup buna göre dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. <br>Öte yandan bilindiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanun'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. <br>Anılan yasal düzenlemeler karşısında, asliye ticaret mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.<br>Ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır. <br>Yukarıda değinilen hususlar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, eldeki davanın 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) Eşya Hukuku başlıklı 4. kitabında düzenlenmiş gayrimenkul mülkiyetiyle ilişkili 683. maddesine dayalı mülkiyet hakkının korunmasına yönelik dava olduğu, davacının elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemi ile eldeki davayı açtığı, davanın açıklanan içeriğine göre malvarlığına ilişkin bulunduğu, taraflar tacir dahi olsa dava konusu haksız eylem olarak nitelendirilen istinat duvarının taşkınlığı iddiasının ticari işletme ile ilgili olmadığı, mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK’nin hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, böylece davada genel mahkemelerin görevli olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulama asliye ticaret mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşecektir. <br>Öyleyse Mahkemece davanın niteliği itibariyle genel mahkeme sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği, asliye ticaret mahkemesinin görevsiz olduğu dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile esas hakkında karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerektiği açıktır.<br>Hâl böyle olunca açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlere hasren kabulü ile ilk derece Mahkemesi kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevli olmadığından usule ilişkin gerekli kararın verilmesi için dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesi yönünde aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle, <br>1-Davacının istinaf talebinin açıklanan nedene hasren KABULÜNE, <br>2-Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesinin 18/01/2022 tarihli, 2019/30 Esas ve 2022/46 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353,1/a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Yukarıda açıklanan nedenlerle dosyanın Ankara Asliye 6. Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,<br>4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,<br>5-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece Mahkemesince nazara alınmasına, <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK’nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2025<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/07/2025<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br> <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"919271f65d5daa79","SID":"116baa15f3bc54a2"}}