{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ\t: 04/06/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t:..<br>ÜYE\t\t:...<br>KATİP\t\t:...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t:...<br><br>DAVACI\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVALILAR\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı hakkında 44.500 GBP bedelli 11/04/2017 keşide ve 30/06/2018 vade tarihli bononun ödenmediğine ilişkin olarak ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas numaralı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığını, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan takibe konu senet üzerideki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının takibe konu bonodaki imzayı da tanımadığını, davacının söz konusu senet bedeli bir borcunun bulunmadığını, davacının ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunduğunu, ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas,... Karar sayılı kararı ile davalarını haksız ve mesnetsiz olarak reddettiğini, temyiz yoluna başvurduklarını ve yargılamanın Yargıtay ... Hukuk Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, davacının davalı şirkete böyle bir borcu bulunmadığını, davacının İngiltere vatandaşı olduğunu, tek bir kelime dahi Türkçe bilmediğini, imzaladığı iddia edilen bononun Türkçe yazılı olduğunu, herhangi bir tercümesinin de bulunmadığını, senet altındaki imza müvekkile ait olduğu anlaşılsa dahi müvekkilinin borçlanma iradesinin bulunmadığını, bononun geçersiz olduğunu, davacıların evvelinde davalı şirket ...'dan taşınmaz satın aldıklarını, müvekkilleri ile şirket arasında başkaca bir ticari ilişki bulunmadığını, taraflar arasında ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası ile ipoteğin kaldırılması davasının görüldüğünü, işbu davada müvekkilinin,  Türkiye'de taşınmaz alım satım işlemlerini yürütmesi için vekalet verdiği ... tarafından güveni kötüye kullandığını fark ettiğini, vekili olarak görev yapan ...'e bu yönde bir talimatı ve ... şirketine bir borcu olmamasına rağmen taşınmazları üzerine davalı ...şirketi lehine ipotek koyulduğunu tespit ettiğini, bunun üzerine açılan davada mahkemenin, müvekkilinin talebini haklı bulduğunu; konulan ipoteklerin müvekkillerin taşınmazları üzerinden kaldırılmasına karar verdiğini, davalı şirket ... çalışanı ...'in,  müvekkillerinin vekalet görevini kötüye kullandığını, müvekkillerinin olmayan bir borcundan dolayı taşınmazlarının üzerine çalıştığı şirket lehine, müvekkillerinin aleyhine ipotek koyacak kadar pervasızca müvekkillerin zararına çalıştığını, aynı zamanda Türkçe tercümesi dahi olmayan, bedelsiz bir senet ile müvekkillerinin ekstra bir külfetin altına sokulmak istenildiğini, bunların birer tesadüf olmadığını,  yabancı uyruklu davacının, Türkçe bilmemesinden ve ticaret erbabı olarak gördüğü şirkete fazlasıyla güvenmesinden kaynaklanan iyi niyetinin suistimal edildiğini, imzaya itiraza ilişkin yargılama devam eder iken diğer taraftan alacaklı olduğunu iddia eden davalı ... tarafından icra takibine devam edildiğini, an itibariyle müvekkillerin taşınmazları üzerine haciz konularak satılmaya çalışıldığını, ..., ...şirketinin sahiplerinden olduğunu, ... isimli şahsın da ...'de mekan sahibi, tanınmış isimlerden birisi olduğunu, ... şirketi ile yakınlığı ve yöneticileri ile ahbaplığının civarda bilindiğini belirterek, davacının davalılara borcu olmadığının tespit edilmesine, ... İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı takibin ve takibe konu bononun iptaline, ...İcra Müdürlüğü’nün ...Esas numaralı dosyası hakkında kanun gereği takdir edilecek teminat mukabilinde 2004 Sayılı İİK'nın 72/3. Maddesi gereğince ihtiyati tedbir konulmasına, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile alacak miktarının % 20’si üzerinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde;  öncelikle davalı tarafın söz konusu takibe itiraz ederek ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayısı ile dava açtığını, sözü edilen davada müvekkili ... lehine karar verildiğini, söz konusu hükmün Yargıtay'ın onaması neticesinde 05/02/2024 tarihinde kesinleştiğini, davacının dava dilekçesinde senetteki imzanın kendisine ait olmadığını, senet üzerindeki imzayı tanımadığını ve müvekkiline karşı bir borcu olmadığını beyan ettiğini, taraflarınca davacı tarafın yersiz iddialarını kabul etmediklerini,  ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyasında senet üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda Grafoloji alanında uzman en az üç bilirkişiden oluşan heyetçe kesin kanaat içeren 21/01/2022 tarihli bilirkişi raporu düzenlendiğini ve davacı borçlu imzalarının mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı elinden çıktığı kanaatine varıldığını, bu nedenle davacı tarafın icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak maksadıyla kötü niyetli olarak imzaya ve borca itiraz ederek iş bu davayı açtığını savunarak, davanın reddini, konulmuş olan ihtiyati tedbirin kaldırılmasını ve davacı tarafın güncel faiz ve masraflarla birlikte tüm alacak miktarı üzerinden %20 den aşağı olmamak üzere müvekkilleri lehine kötüniyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:<br> İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  bonoda mevcut  imzanın davacıya ait olduğu, davacının ödeme iddiasının olmadığı, bononun teminat bonosu olduğuna dair davacının yazılı bir delil  ibraz etmediği, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayandığı, bunun üzerine mahkemece davacı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacağının sorulması üzerine yemin deliline dayanacağını beyan ederek yemin metnini sunduğu, mahkemece davacı ... vekili  Av....'nın mahkemeye sunduğu 30/10/2024 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu yemin metni eklenerek davalı .... Şirketi Yetkilisi (münferiden yetki sahibi olup) ...'na ve davalı ...'a tebliğ edildiği, Mahkemenin 12/03/2025 tarihli duruşmada açıkça ve ayrıntılı olarak belirtildiği üzere yemin metinin üzerinde düzenlemeler yapıldığı zira sunulan yemin metni içerisinde yeminle ispatın mümkün olmadığı kısımların yer aldığı, bu kısımların zabıtta ayrıntılı olarak belirtilerek yemin metninden çıkartılmasına karar verildiği, yine davaya konu bonoda davalı ciranta ...'ın bonoyu devraldığı kişi ... olmasına rağmen ...'a sunulan yemin metninde borcun muhatabı olarak Davalı  ... Şirketi'nin gösterilmesi sebebi ile alacak ilişkisine dair yemin metninin muhatabının ... olarak düzeltildiği ve bu hususun 12/03/2025 tarihli zabıtta ayrıntılı olarak  belirtildiği ve gerekli düzenlemeler ve çıkarmalar sonrası taraflara okunan yemin metni üzerine-senet tercümesine  yönelik iddia dahil- yemin eda edildiğinin anlaşıldığını,  6100 sayılı HMK'nın 238/1 maddesi gereğince mahkemenin 12/03/2025 tarihli duruşmasında davalı şirket yetkilisi ...'nın ve davalı ...'ın yemin beyanının alındığı,  davalı şirket yetkilisi ...'nın 12/03/2025 tarihli duruşmada mahkemece alınan yeminli beyanında;  \"11/04/2017 keşide tarihli 11/04/2018 ödeme tarihli 44.500 GBP bedelli bonoyu taraflar arasında imzalanan 03/11/2017 tarihli \"satış ve eser sözleşmesi\" nin teminatı olarak verilmediğine, senedin bedelsiz olmadığına, imzalanmadan önce kendisine senedin İngilizce çevirisinin yapıldığına,  söz konusu bononun ...'a senet bedelinin şirket leh ve hesabına tahsili amacıyla ciro ve devir edilmediğine, icra takibinin salt ...'e yönetilmesinin kendi istek ve talimatları olmadığına\" dair  yemin ettiği, davalı ...'ın 12/03/2025 tarihli duruşmada mahkemece alınan yeminli beyanında \" alacaklı olduğuma, taraflar arasında imzalanan 03/11/2017 tarihli \"satış ve eser sözleşmesinden ve ev alım satımından haberdar olmadığıma, ... ile aramda başkaca ticari ilişki olduğuna, ...şirketi ile birlikte hareket etmediğime, söz konusu bononun bana senet bedelinin şirket leh ve hesabına tahsili amacıyla ciro ve devir edilmediğine, senedi ciro alma sebebimin borçlunun ... şirketine yönelik hukuki itirazları bertaraf etme amacıyla olmadığına, icra takibinin salt ...'e yönetilmesinin ...şirketinin istek ve talimatları doğrultusunda olmadığına, senede ilişkin icra takibinin tek başına davacı ...'ye yöneltilmesinin kendi iradem ile olduğuna,\" dair beyan ederek yemin ettiği,  bu nedenle davacının ödeme iddiasının olmadığı, bononun teminat bonosu olduğuna dair iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, İİK 72/4 maddesi gereği takibe ve davaya konu toplam alacağın takip tarihi itibariyle kur karşılığı baz alınarak 461.279,64 TL nin %20 sine tekabül eden 92.255,92 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla, dava dilekçelerindeki ve yargılama sırasındaki taraflarınca ileri sürülen hayati önemdeki iddialar ve bu iddiaları destekleyen delillerin ilk derece mahkemesince yeterince değerlendirilmediğini, gerekçeli kararda davacının detaylı beyanlarına ve dosyaya sunulan belgelere ilişkin doyurucu bir tartışma bulunmadığını, davacının tek kelime Türkçe bilmeyen bir İngiliz vatandaşı olduğunu, senedin tamamen Türkçe metinden oluştuğunu, herhangi bir tercüme de yapılmadığını, dolayısıyla, imza davacıya ait olsa bile, davacının borçlanma iradesinin bulunmadığı ve senedin geçersiz olduğunun açıkça ileri sürüldüğünü, ilk derece mahkemesinin, davacının bu iddiasını (TBK m.23 ve devamı uyarınca irade sakatlığı iddiası) kararında değerlendirmediğini, yabancı dilde hazırlanan bir belgeye imza atıldığı iddiası karşısında, davacının iradesinin sakatlanıp sakatlanmadığı tartışılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının satın aldığı taşınmazlarla ilgili olarak davalı şirket ... ile imzaladığı 03/11/2017 tarihli satış ve eser sözleşmesinde, sözleşme konusu taşınmazın finansmanı için kullanılan mortgage kredisinin davalı şirket tarafından ödeneceğinin açıkça kararlaştırıldığını, (bu yüzden müvekkiline muhtemelen haberi olmadan teminat senedi imzalatıldığını)  fakat bu kredinin davacı tarafından ödendiğini, bu hususun banka hesap bilgileri ile sabit olduğunu, kredi tutarının 45.500 GBP olduğunu senet bedeline eşittir ve kredi hesabı açılış tarihi de senedin keşide tarihi olduğunu, bu durumun dava konusu senedin sözleşmede davalıya yüklenen borcun teminatı olarak alındığını gösterdiğini, sözleşmeye aykırı biçimde kredi borcu davacı tarafından ödendiğinden, senedin de bedelsiz kaldığının ortaya çıktığını, söz konusu kredi hesabı dikkatlice incelendiğinde, kredi hesap açılma tarihinin 11/04/2017 tarihi olduğunu, bu tarihin aynı zamanda bono keşide tarihi olduğunu, diğer yandan kredinin 45.500 GBP üzerinden açıldığını, bunun da bono bedeli olduğunu, hesap sahibinin, davacı olduğunu, hesabın ... nolu bağımsız bölüme ilişkin kredi hesabı olduğunu, kredi borcunun sözleşmeye göre davalı tarafından ödeneceğini, ancak davacı tarafından ödendiğini, tüm bu bilgiler birlikte değerlendirildiğinde tek bir sonuç ortaya çıktığını, dava konusu senedin 03/11/2017 tarihli satış ve eser sözleşmesinde, davalı tarafından ödenecek kredinin teminatı olarak alındığını, fakat sözleşmede yazanın aksine müvekkili tarafından ödenen kredinin, eldeki davadaki bonoyu da bedelsiz hale getireceğini, taşınmaz üzerinde bulunan kredi bedelinin davacı tarafından ödendiğini, davacının davalı şirkete borcu bulunmadığını, bu sebeple davalı ticari defterlerinde davacıya ait borç bulunmadığını, davalıya ait defterler üzerinde araştırma yapılması halinde bu hususun ortaya çıkarcağını,  \"... Bankası ...Hesap numaralı Mortagage Kredisi hesabının\" özellilikle kime ait olduğunun, kimin tarafından ödendiğinin hangi tarihte ve  hangi bedelle açıldığının sorulması ile birlikte tüm hesap bilgilerinin gönderilmesini istediklerini, gelen bilgiler ile bono bilgilerinin çakıştığının görüleceğini, kredinin davalı tarafından değil müvekkili tarafından ödendiğini, böylelikle kredi ödenmesi karşılığı alınan bononun bedelsiz kaldığını, bu hususun davalının ticari defterleri ile uyumluluk gösterdiğini, mahkemenin bu kritik bağlantıyı ve “bedelsizlik” savunmasını dikkate almadığını, gerek davacı ile davalı şirket arasındaki sözleşme, gerekse kredi geri ödemesine dair dekontlar ve hesap dökümleri dosyaya sunulmasına rağmen bu delillerin kararda karşılık bulmadığını, davacı ile davalı şirket arasında, söz konusu taşınmaz satışı dışında herhangi bir borç ilişkisi bulunmadığı, dolayısıyla senedin ekonomik bir dayanağı olmadığının dile getirildiğini, nitekim ... Mahkemesi’nin ...Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda da “davacılar ile davalı şirket arasında ipoteklerin tesis edildiği tarihler itibarıyla bağımsız bölümlerin satışından kaynaklı herhangi bir borç bulunmadığı, sözleşmede belirlenen borcun cari hesapta yer almadığı, yani ödenmiş olduğu” tespit edildiğini, bu rapor davacının davalıya borcu olmadığını açıkça ortaya koymasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından celp edilip incelenmediğini, mahkemenin senedin devrine ilişkin bir araştırma yapmadığını, senedin şirket kayıtlarına işlenmemiş olması, devrin gerçek bir alacak ilişkisine dayanmadığına işaret edebilecekken, ticari defterler incelenmediği için bu hususun karanlıkta kaldığını, ticari defterlerin incelenmesi talepleri olmasına rağmen mahkemece bu delile başvurulmadığını, oysa hayatın olağan akışına aykırı biçimde, ciddi meblağlı (44.500 GBP) bir senedin bir şirket tarafından kayıtlarında gösterilmemesinin mümkün olmadığını; eğer gösterilmemişse bu, davalı şirketin alacağının gerçek olmadığına dair güçlü bir emare olduğunu, mahkemenin davacı tarafça usulüne uygun şekilde sunulan ve celbi talep edilen bir kısım delili hiç toplamadan ve vakıaların araştırılmasını tamamlamadan hüküm kurduğunu, ticari defterler incelenmeden karar verildiğini ayrıca davacı tarafın alacağa ilişkin hesap incelemesi için finansal bilirkişi talep ettiğini, özellikle senedin bedelsiz kalma savunmasının ispatı amacıyla, davacının ödediği mortgage kredisi borcunun senede konu bedelle örtüşmesi hususunda uzman bir hesap bilirkişi raporu alınmasının istendiğini, bunun yanında, imzaya itiraz iddialarının aydınlatılması için de adli belge inceleme bilirkişisi gerektiğini, ancak mahkemenin hiçbir bilirkişi incelemesi yaptırmadan yargılamayı sona erdirdiğini, bilirkişi taleplerinin reddine dair gerekçeli bir karar da bulunmadığını, imzanın aidiyeti ve hesap hareketleri teknik incelemeyi gerektirdiği halde, mahkemece bilirkişi deliline başvurulmamasının eksik inceleme niteliğinde olduğunu, davacı tarafça, somut olaydaki hile/irade eksikliği, bedelsizlik, ve muvazaa olgusunu ispatlamak amacıyla tanıklar gösterildiğini,  (özellikle davacının Türkiye’de işlemlerini yürüten ve güvenini kötüye kullanan ... ile davalı şirket arasındaki ilişkiyi ve senedin düzenlenme koşullarını bilen kişiler tanık olarak sunulduğunu) tanık listeleri dosyaya sunulmasına rağmen mahkemenin tek bir tanık dahi dinlemediğini, yargılamada usule aykırı biçimde yemin deliline başvurmalarının istendiğini, ilk derece mahkemesinin, henüz davacı tarafın delillerinin toplanmamış olmasına rağmen, yargılamanın ilerleyen safhasında doğrudan yemin deliline başvurulabileceğini taraflara hatırlatarak adeta ispat yükünü yemin teklifine indirgediğini, henüz deliller tam olarak incelenmeden yemin teklifine geçilmesinin usulen yanlış olduğunu, zira yemin delilinin, hukuk yargılamasında “son çare” olarak kabul edildiğini, davacının senet nedeniyle borçlu olmadığını, dolayısıyla senedin ekonomik bir karşılığının bulunmadığını, senedin “Teminat Senedi” mahiyetinde olduğunu ve amacını yitirdiğini, varsayımsal olarak, dava konusu bono eğer davacı tarafından imzalanmış ise, bunun ancak şirketin ödemeyi taahhüt ettiği kredinin teminatı olarak verildiği anlamına geldiğini, nitekim senedin tutarı ve tarihinin, kredi sözleşmesiyle örtüştüğünü, ancak davalı şirketin ödemesi gereken kredi borcunun davacı tarafından ödenerek kapatıldığını, bu durumda teminat amacıyla verilen senedin de hukuken geçersiz/bedelsiz hale geldiğini, bedelsiz kalan bir senedin ise ticari hayatta geçerli bir borç doğurmayacağının aşikâr olduğunu, senedin dayanağı olan temel ilişki sona ermişse borç ilişkisinin de sona erdiğinin kabul edildiğini, mahkemenin, bu hukukî durumu göz ardı ettiğini, imza geçerli olsa bile irade yokluğu bulunduğunu, senet metninin İngilizceye çevrilerek davacıya açıklanmadığını, bu halde ortada geçerli bir borçlanma iradesi oluşmadığı için senedin hükümsüz olduğunu, hamil (3. kişi) kötüniyetli olduğundan senedin ileri sürülemeyeceğini, takip alacaklısı ...'ın, senedi ciro yoluyla devraldığını ileri süren üçüncü kişi olduğunu, normalde kambiyo senetlerinde, ciranta ile lehtar arasındaki kişisel def’ilerin iyi niyetli 3. kişiye karşı ileri sürülemeyeceğini fakat “bile bile zarara sebebiyet vererek senedi devralan” kötü niyetli hamillere karşı bu def’iler ileri sürülebileceğini, davacının ...’ın davalı şirket ile iş birliği içinde, davacının borçsuz olduğunu bilerek senedi devraldığını iddia ettiğini, dosyadaki olguların da bu yönde olduğunu, senedin davalının ticari defterlerinde bulunmadığını,  devralan kişinin davalı şirketle yakın ilişkide olduğunu, senet bedeli kadar bir meblağın devralan tarafından şirkete ödenmediğini, bu göstergelerin, hamilin iyiniyetli olmadığını ortaya koyduğunu, mahkemenin bu konuyu araştırmadığı gibi, kararında da hamilin durumuna dair bir değerlendirme yapmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık, bonodan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yönelik imza ve borç inkarına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince, ... Mahkemesi'nin ... Esas ve ... Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile mahkeme hükmü esas alınarak davacının imza inkarına yönelik herhangi bir bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın karar verilmiştir. Ancak, İcra Hukuk Mahkemesi dar yetkilidir ve icra mahkemesince verilen kararlar kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez.  Davacının söz konusu rapora itiraz ettiği de gözetildiğinde, icra hukuk mahkemesinde yapılan bilirkişi incelemesi genel yetkili mahkemede kesin delil olarak kabul edilemeyeceğinden, bu bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilemez. Bu durum karşısında mahkemece davacı yanın senet üzerindeki imzaya itirazı üzerinde durulup senetteki imzasıyla ilgili olarak imza incelemesi yaptırılıp bilirkişi raporu aldırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisinde isabet görülmemiştir. (aynı yönde Yargıtay 19. HD 2017/2316 Esas ve 2019/568 Karar sayılı, 11. HD. 2023/1102 Esas ve 2023/1536 Karar sayılı ilamları)<br>Yine, davacı irade sakatlığına dayanmış, ancak bu konuda herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın karar verildiği görülmüştür. Hal böyle olunca, davacıya irade sakatlığı iddiasını açıklaması için süre verilmeli, irade fesadına uğratıldığı iddiası her türlü delille ispat edilebileceğinden taraf delilleri toplanarak, sundukları tanıklar dinlenip, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmalıdır.<br>Açıklanan nedenlerle, sair istinaf itirazları değerlendirilmeksizin, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ İLE; ... Mahkemesi'nin ... tarih, ...Esas ... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,  <br>3-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,   <br>4-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,  <br>5-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi....<br>....<br> <br><br><br><br><br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e3cc5659a5852c8","SID":"96fdbdbbfd01d318"}}