{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1823 Esas<br>KARAR NO:2025/974 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>NUMARASI:2021/250 Esas- 2022/522 Karar<br>TARİH:23/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:12/06/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin, davalılar ile araç alımı için 23.02.2021 tarihli sözleşmeyi akdettiği ve aynı tarihte ... Bankası AŞ vasıtasıyla 220.000,00-TL eft ile bütün ücreti ödediğini, 23.02.2021 tarihli sözleşme uyarınca davalıların aracı 26.02.2021 tarihinde teslim etmeyi taahhüt ettiklerini, sözleşme bedeli 23.02.2021 tarihinde ödendiği halde aracın taahhüt edilen tarihte teslim edilmediğini, davalıların müvekkilini oyaladıklarını, müvekkili şirketin araç alımı konusunda Torbalı ... Noterliği'nin 22.02.2021 tarih ...yev numaralı, Torbalı ... Noterliği'nin 23.02.2021 tarih ... yev numaralı ve Torbalı ... Noterliği'nin 10.03.2021 tarih ... yev numaralı vekaletnameleri  ile çalışanlarına yetki vererek İstanbul'da bulunan aracı teslim almak için çalışanlarını gönderdiğini, bu nedenle davalılara Karşıyaka ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 08.03.2021 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, bu ihtarname ile tebliğinden itibaren 5 gün içerisinde aracı teslim etmelerinin istendiği, aksi takdirde başkaca ihtara gerek kalmaksızın sözleşmeden dönülüleceği ve ödedikleri bedelin iade edilmediği halde yasal yollara başvuracakları konusunda ihtarda bulunulduğunu, davalı ...'ın ihtarnamelerine cevap olarak Gebze ... Noterliğinin ... yevmiye numaralı 10.03.2021 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarnamede teslim süresinin ...seri numaralı sözleşmenin 4.maddesi gereğince 15 ile 45 gün süresi olduğunun ileri sürüldüğü, halbuki tarafların bu sözleşmelerden sonra ve bu sözleşmelerdeki süre taahhüdünü değiştirerek en son yapılan sözleşmede vadeyi açıkça 26.02.2021 olarak belirlediklerini, sözleşmenin metninden açıkça anlaşılacağı üzere bu son sözleşmenin diğer sözleşmeleri kapsayacak şekilde ve diğerlerinden sonra yapıldığını, bu sözleşme ile vadenin açıkça 26.02.2021 olarak kararlaştırıldığını, davalıların 26.02.2021 tarihinde temerrüde düştüklerini, TBK m.212 uyarınca zilyetliğin devri için belirli bir süre konulmuş olan ticari satışlarda, satıcı temerrüde düşerse alıcının, devir isteminden vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararının giderilmesini isteyebileceğini, bu düzenleme gereğince karine olarak müvekkilinin aynen ifayı değil, zararını istediğini, bu nedenle davalıların en azından ödenen 220.000,00 TL ile yargılama gideri kapsamında ihtarname masrafı olan 576,84 TL'den sorumlu tutulması gerektiğini beyanla  davalıların ... sayılı icra dosyasına yapmış oldukları itirazın iptali ile takibin devamına, haksız olarak takibe itiraz etmeleri sebebiyle takip çıkışı üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı tarafça süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi'nin 23/06/2022 tarih 2021/250 Esas- 2022/522 Karar sayılı kararında;\"Dava , 2004 sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat (Ticari Satından Kaynaklanan) istemine ilişkindir....Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında tekrar somut olaya dönersek taraf şirketler arasında  23.02.2021 tarihli ALIM-SATIM VE ARAÇ SİPARİŞ SÖZLEŞMESİ ile ... marka 2020 model  ...motor numaralı araç satışı konusunda anlaşma sağlanmış ve bu kapsamda davacı şirket tarafından ... Bankası ... şubesinden davalı şirketin ... şubesi hesabına  sözleşme tarihi olan 23.02.2021 tarihinde 220.000,00 TL havale gönderilmiştir. Dosya kapsamından taraflar arasındaki sözleşme ve para konusunda esasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.Zira 23.02.2021 tarihli sözleşmede aracın 26.02.2021 tarihinde teslim edileceği ve 220.000,00 TL ödeme yapıldığı açıkça yazılıdır. Mahkememizce Noterler Birliğine yazılan müzekkereye göre söz konusu aracın tesciline  yapılamadığı da anlaşılmış durumdadır. Kaldı ki aracın teslim ve tescil konusunu ispat yükü davalı da olup davalılar vekil tarafından aracın teslim ve tesciline ilişkin bir beyanda bulunulmamış davacının sözleşmeden caydığı öne sürülmüştür. Görüldüğü üzere taraflar arasında düzenlenen araç satış sözleşmesi esasen mutlak butlanla geçersiz olup taraflar aldığını iade etmekle yükümlüdür. Böylece davacının davalı şirket yönünden asıl alacağa ilişkin davasını TBK'nin 12/2, 27/1, 29/2, 207, 77 vd . KTK'nin  20/2-d maddelerine göre  TMK'nin 6. HMK'nin 190 maddeleri gereğince açıkça ispat ettiği anlaşılmıştır.  Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi, takip tarihi itibariyle faiz tür ve oranı ile temerrüt tarihi gibi hususlarda gözetilmiş davalı-borçlu şirketin İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına  yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin asıl alacağa ( 220.576,84 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle aynen devamına, karar verilmiştir.Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nin 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarının sözleşme, havale makbuzu ve icra takip dosyasına göre davalı şirket borcun varlığı ve miktarını açık ve net olarak  belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalı şirketin itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve işbu davalı-borçlu yönünden icra takip dosyasına konu mevcut alacak/borç asıl alacak yönünden likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın % 20'si olan 44.115,36 TL icra inkar tazminatının da davalı şirketten alınarak davacı şirkete verilmesine hükmedilmiştir. Davalılar vekili davalı gerçek kişi... yönünden davanın husumet  yokluğundan reddine karar verilmesini savunmuştur. Kaldı ki konu hukuken itiraz niteliğinde olup resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Bu kapsamda taraf ehliyeti ve sıfat (husumet) kavramaları üzerinde bir kısım hukuki açıklamalar yapılarak somut olay yönünden tartışılması ve durumun işbu uyuşmazlığa uyarlanması uygun olacaktır. ...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında 6100 Sayılı HMK'nin 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden sorumluluk, taraf şirketler yönünden aynı yasanın 326/1 maddesi gereğince belirlenmiştir. Yapılan yargılama giderleri ortak olduğundan pasif husumet nedeniyle gerçek kişi yönünden dava reddedildiğinden işbu davalı yönünden yalnızca vekalet ücreti hesap ve takdir edilmiştir.Öte yandan yargılama gideri kapsamında Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de  davalı şirketten alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir...\"gerekçesi ile, ''A-1-Davalı ...'ın davada taraf sıfatı (Pasif Husumet Ehliyeti) bulunmadığından; DAVANIN ... YÖNÜNDEN  REDDİNE,2-Davalı ... vekilinin 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince haksız takip nedeniyle kötü niyet tazminatı talebinin reddine,... LTD.ŞTİ YÖNÜNDEN; 1-)Davanın KABULÜNE,2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun  İstanbul Anadolu 16. İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına  yapmış olduğu itirazının İPTALİ ile icra takibinin asıl alacağa ( 220.576,84 TL) takip tarihinden itibaren yıllık %9 yasal faiz uygulanmak suretiyle aynen DEVAMINA,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Dava konusu borçtan davalı ... ve istinaf incelemesi dışında tutulan ...'nin müşterek ve müteselsilen sorumlu olduğunu, ortada birbirini tamamlayan iki  sözleşme, aynı taraflar ve aynı edimler olduğunu, İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararında \" takibin dayanağı olan 23/02.2021 tarihli sözleşmenin tarafının sadece taraf şirketler  olduğu , davalı gerçek kişinin şirket ile bir ilgisinin bulunmadığından\" bahisle davalı yönünden husumetin bulunmadığını ifade ettiğini ve davayı reddettiğini ancak ortada tek bir sözleşme ve bunun eki niteliğinde olan ikinci bir sözleşme olduğunu, aynı gün içerisinde birbirinin ardı sıra hazırlanıp imzalanan, edimlerin aynı olduğu, ikinci sözleşmede birinci sözleşmenin görüşmelerine katılan davalının olduğu, ve sadece ikinci sözleşmede vadenin öne çekildiği iki sözleşme akdedildiğini; Davacı müvekkilinin, istinaf incelemesi dışında tutulan ... ile araç alımı için 23.02.2021 tarihli sözleşmeyi akdettiğini, bu ilk sözleşme görüşmelerine davalının da katıldığını, yine  sonrasında, aynı tarihte ... Bankası AŞ vasıtasıyla 220.000,00 TL eft ile bütün ücretin ödendiğini, akabinde 23.02.2021 tarihli sözleşmeyi aynı gün yapılan ilk sözleşme görüşmelerine de katılan davalıyla akdettiğini, sözleşmelerde edimlerin aynı bırakıldığını ve sadece aracın teslim edileceği tarihin 26.02.2021 olarak değiştirildiğini, ancak araç kararlaştırılan vadede teslim edilmeyince taraflar arasında ihtarnameler çekildiğini;Ortada edimleri aynı olan tek bir sözleşme, bir tarafta davacı müvekkili, diğer tarafta ise aralarında organik bağ bulunan davalı... ile istinaf incelemesi dışında tutulan ...nin bulunduğu bir satım sözleşmesi olduğunu, dolayısıyla ilk derece mahkemesinin davalıyı, husumet yokluğu sebebiyle borçtan ayrık tutması ve davalı lehine vekalet ücretine hükmetmesinin hukuka aykırı olduğunu ve bu yönü itibariyle İlk derece mahkemesinin kararının bozulmasını ve ...'ın da söz konusu borçtan  müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması yönünde hüküm kurulmasını talep ettiklerini;Tüzel kişilik perdesinin aralanması hususunun yüzeysel incelendiğini, tüzel kişilik perdesi aralandığında da davalılar arasında organik bağ mevcut olduğunun görüleceğini, öncelikle hakların ve borçların dürüst bir şekilde yerine getirileceği ve kullanılacağının hukukun en temel ilkelerinden birisi olduğunu, organik bağ kavramının da bu bakımdan tüzel kişilik perdesinin aralanması kavramı ile özdeş olduğunu, yine aynı şekilde temelini dürüstlük kuralı ve hakkın kötüye kullanılması yasağından aldığını, tüzel kişilik perdesi aralandığında, bir tüzel kişinin borçlarından dolayı başka bir tüzel kişinin sorumluluğuna da gidildiğini; dava dilekçesinde sunulan emarelerden / somut kanıtlardan da  hukuken iki farklı tüzel kişilik gibi görünen davalı... ve ...'nin aslında özdeş olduğunun anlaşılacağını, aralarında organik bağ olduğunu ve alacaklılardan mal kaçırmak, onları zarara uğratmak ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak, iki farklı tüzel kişilik gibi kurulduklarını;Yargıtay'ın, her iki şirketin ortaklarının ve yöneticilerinin aynı olması, ayrıca aynı iş kolunda faaliyet göstermeleri sebebiyle ayrı tüzel kişilik savunmasına itibar etmediğini ve tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasına hükmettiğini ancak ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında davalı gerçek kişinin şirketin tescil kayıtlarına göre şirketle ortaklık ilişkisinin de bulunmadığından bahisle davalı yönünden husumetin bulunmadığını ifade ettiğini ve davayı reddettiğini, İlk derece mahkemesinin perdenin aralanması teorisini ve organik bağı biçimsel olarak ele aldığını, tüzel kişilik perdesinin aralanması ve organik bağ hususunun yüzeysel incelendiğini ve neticesinde davalıyı söz konusu borçtan bağışık tutarak Yargıtay'ın da belirttiği gibi hukuka aykırı bir karar verdiğini;Tüzel kişilik perdesinin aralanmasında her iki şirketin ortaklık yapısı, ortakları, faaliyet alanı gibi konularda büyük ve derin bir kesişme olduğunu, bu şirketlerle iş yapan kişiler nezdinde sanki aynı iktisadi bütünlük içerisindeki tek bir şirketle iş yapılıyormuş algısı oluşturulduğunu, aynı gün içerisinde arka arkaya yapılan iki sözleşmeye bakıldığında müvekkili şirkette de tek bir şirketle iş yapılıyormuş algısı ve  güveninin oluşturulduğunu, sözleşmeden görüleceği üzere sözleşmelerde ... anteti mevcut olup davalı ... Şti.'ın yetkilisi tarafından imzalandığını, ... Şti.nin adresinin mevcut olduğunu, ...Şti.nin sahibi ...'ın kardeş olduklarını, bu durumun hem davalıların sundukları vekaletnameden hem de dosyada mübrez bulunan nüfus kayıt örneğinden anlaşılacağını, sözleşme görüşmelerine ... ve ... birlikte katıldıklarını, bu sebeplerle müvekkilinde, ... ile iş yaptığı izlenimi oluştuğunu;... ve ...'ın borca itiraz eden Av. ...'a birlikte 26/09/2016 tarihinde vekalet verdiklerini, iki sözleşmede de satıcının borçlandığı edimin konusu 1 Adet  ...marka araç olduğunu, başlatılan icra takibine karşılık; davalıların hiçbirisinin sözleşmelerde bulunan imzalarını inkar etmediklerini, yani söz konusu imzaların davalılara ait olduğunu, bu sebeplerle müvekkilinde, davalı... ve ...nin birlikte iş yaptığı izlenimi oluşturulduğunu;Davalılar arasında organik bağın olduğu hususunda şüphe olmadığını, bu şirketlerin aslında özdeş olduğunu, aralarında organik bağ olduğunu ve alacaklılardan mal kaçırmak, onları zarara uğratmak ve sorumluluktan kurtulmak amacıyla kötü niyetli olarak iki farklı tüzel kişilik gibi kurulduklarını, dolayısıyla hukuk düzeninin kötü niyeti korumaması, dava konusu borçtan davalıların müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarının ve davanın kabulü gerektiğini beyanla İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23/06/2022 tarih ve 2021/250  Esas, 2022/522 Karar sayılı kararının, davalı ...'ın taraf sıfatının bulunmadığından bahisle, \"davanın ... Yönünden  reddine,  ve neticesinde Davalı ... yönünden davanın taraf sıfatı (Pasif Husumet Ehliyeti) bulunmadığından reddine karar verildiğinden ve kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 7/2 maddesi uyarınca 5.100,00 TL maktu vekalet ücretinın davacıdan alınarak davalı ...'a verilmesine,\" şeklinde olan kısımlarının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulü ile ...'ın da söz konusu borçtan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava, satım konusu aracın bedeli ödendiği halde teslim edilmediği, bu sebeple sözleşmeden dönüldüğünden bahisle ödenen bedelin iadesi için başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı taleplerine ilişkindir. Mahkemece taraflar arasındaki araç alım satımına ilişkin sözleşmenin resmi şekilde yapılmadığı, bu nedenle geçersiz olduğu ve bedelin iadesi gerektiğinden bahisle davanın davalı ... yönünden kabulüne, davalı ... yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş, davacı vekili, davalı ... yönünden verilen karara karşı istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; davalıların her ikisi ile sözleşme yapıldığı, aynı gün yapılan iki sözleşmenin esasen tek sözleşme olduğu, davalılara ait iş yerlerinin aynı adreste bulunduğu, davalı ... ile diğer davalı şirketin yetkilisinin kardeş oldukları, her iki davalının aynı avukata yetki verdikleri, aralarında organik bağ olduğu, bu nedenle borçtan müştereken sorumlu tutulmaları gerektiği, Mahkemece yüzeysel araştırma yapıldığına ilişkindir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebeplerinin yargılama aşamasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürüldüğü, İlk derece mahkemesince gerekçeli kararda açıklandığı üzere; dava, icra takibine sıkı sıkıya bağlı itirazın iptali davası olup, davacı tarafından takibe dayanak olarak sunulan 23/02/2021 tarihli satım sözleşmesinin davacı ile davalı ... arasında yapıldığı, takibe dayanak ödeme dekontuna göre bedelin adı geçen şirket hesabına yatırıldığı, davalı ...'ın takip ve davaya dayanak sözleşmede taraf olmadığı, adına yapılmış bir ödemenin bulunmadığı, dosyaya sonradan sunulan 23/02/2021 tarihli alım-satım/araç sipariş sözleşmesinde davalı ...'ın işyeri unvanın bulunduğu ve adı geçenin satıcı olduğu görülmekte ise de, sözleşmenin sonunda yer alan firma yetkilisi onayı başlıklı kısımda davalı ... kaşesinin bulunduğu ve kaşe altındaki imzanın kime ait olduğunun anlaşılamadığı, bu sözleşmede sipariş edilen ve satım konusu araca dair motor numarası gibi herhangi bir bilgiye yer verilmediği, iki sözleşme arasında herhangi bir atıf ve bağlantı olmadığı, sözleşmelerde yer alan davalılara ait adreslerin aynı olmadığı ve davacı tarafça esasen sözleşmenin tarafının davalı ... olduğunun ispat edilemediği, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davalı ...'ın taraf olmadığı ve kendisine karşı herhangi bir edimin ifa edilmediği geçersiz sözleşmeden doğan iade borcundan sorumlu tutulamayacağı, Mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 12/06/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ae249719a1141fed","SID":"e6656695427a5a12"}}