{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1814 Esas<br>KARAR NO:2025/685 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO:2021/336 Esas - 2022/500 Karar<br>TARİHİ:29/06/2022<br>DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin sağlık sektöründe hizmet vermekte olduğunu, davalı şirketin de müvekkilinin müşterisi olduğunu, taraflar arasında mal alım-satım  hususunda ticari ilişki bulunmakta olduğunu,müvekkilinin, davalı şirkete  muhtelif  zamanlarda  davaya konu faturalar karşılığında  malzeme (Covid-19 Kit, Transport swap, Lowenstein jensen mediıum pc tüp vb. ürünler) sattığını, bu ticari faaliyetlere ilişkin müvekkili olan şirket tarafından davalı şirkete Mal ve ürün karşılığı olmak üzere fatura düzenlenerek  davalı yana gönderildiğini  ve mal ve ürünlerin davalı şirkete teslim edildiğini, davalı taraf fatura içeriklerine  herhangi bir itirazda bulunmadığını, borcuna ilişkin olarak müvekkili olan şirkete ödemede yapmadığını, müvekkilinin 1.217.018,63 TL alacağı olduğunu ve bu alacağın davalı tarafça ödenmediğini, müvekkili şirketin alacağını  tahsil için davalı alayhine ... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını ancak, davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz edildiğinden takibin durduğunu, alacaklarının tahsil edilebilmesi  ve takibe devam edebilmeleri  için iş bu davanın açılması  zorunluluğunun hâsıl olduğunu tüm bu nedenlerle... Sayılı dosyası ile yapılan icra takibinde, borçlunun vaki itirazının iptali ile takibin devamına,alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlardaki ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalı aleyhine  alacağın % 20'sinden den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket yetkilisinin 2020 mart ayında Covid-19 test kiti üretimi yapmak istediğini ve yeterli bütçesinin olmadığını ifade  ederek müvekkili şirkete ortaklık teklif ettiğini, aralarındaki anlaşmaya göre müvekkili şirketin üretilen her üründe üretim karına %50 ortak olacağı, giderlere ortak katlanılacağı, bu kapsamda müvekkili şirket tarafından test kiti üretimi için bazı makinelerin alındığını, makinelerin davacı şirket adresine teslim edildiğini, müvekkili şirketin davacı firma adresine taşındığını, müvekkili şirket yetkililerinin davacı şirkette çalışmaya başladığını, taraflar arasında 2 ayrı ilişkinin bulunduğunu, birincisinin 4-5 yıldır devam eden medikal malların alımı, ikinci ilişki ise test kiti üretiminden kaynaklanan ilişki olduğunu, davacı şirket tarafından bir takım problemlerin çıkarıldığını, müvekkili şirketin davacı şirketin eylemleri sebebiyle süreci devam ettirmek istemediğini, mali müşavir tarafından müvekkil şirket alacağının 1.500,000,00.-TL olduğunun hesaplandığını, 30/11/2020 tarihi itibariyle cari hesaba göre müvekkili şirketin davacı şirkete 2.225,000,00.-TL borcunun bulunduğunu, müvekkilinin alacağının yarısı olan 760.000,00.-TL cari hesaptan düşülerek müvekkili şirketin 1.455,910,60.-TL borcunun olduğunun hesaplandığını, tarafların bu kapsamda 17/12/2020 tarihli protokolün imzalandığını, müvekkili şirketin alacağı olan rakamın, %50 iskontolu mal verilerek tamamlanması hususunda mutabık olunduğunu, müvekkili şirketin ortaklığın bitmesinden sonra aldığı makineleri davacı şirkete iade ettiğini, makine bedellerini cari hesaptan düştüğünü, davacı şirketin zamanla ürün fiyatlarını fahiş olarak arttırdığını, sonrasında 19/03/2021 tarihinde müvekkili şirkete fark faturası göndererek yaptığı iskontoları toplu olarak talep ettiğini, bu tarihten sonrada ticaretin olmadığını, takibe konu faturaların tarihinin protokol tarihinden önce olduğunu, bazılarının da bedellerinin ödendiğini, davacının huzurdaki davada haksız olduğundan bahisle davanın davanın reddini, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/06/2022 tarih ve 2021/336 Esas - 2022/500 Karar sayılı kararında;''Dava, İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ...sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir eda (alacak) davasıdır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Takip alacaklısı tarafından takip borçlusuna karşı açılır. Borçlu bu davaya karşı vereceği cevapta ödeme emrine itiraz ederken bildirdiği itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Borçlu cevap dilekçesinde itiraz ederken bildirmiş olup olmadığına da bakmaksızın bütün savunma sebeplerini bildirmelidir. Alacaklı bu davada alacağının varlığını 6100 sayılı HMK' ya göre caiz olan her türlü delille ispat edebilir. Mahkememizce İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası celp edilerek, dosya arasındaki tüm kayıt ve belgeler incelenmiştir. Söz konusu icra dosyasında davacı tarafından davalı aleyhine 29/03/2021 tarihinde icra takibine girişildiği, davacı-alacaklı tarafından toplam 1.217.618,63 TL alacağının davalı-borçludan tahsilinin talep edildiği, ödeme emrinin davalı-borçluya 30/04/2021 tarihinde tebliğ edildiğinin icra mahkemesi kararı ile belirlendiği, davalı-borçlunun da yasal itiraz süresi içerisinde  05/05/2021 tarihinde borca itiraz dilekçesi verdiği, buna bağlı olarak icra müdürlüğünce icra takibinin durdurulduğu, takibin durdurulması kararının davacı/alacaklıya  tebliğ edilmediği, davacının yasal  süre içerisinde işbu davayı açtığı anlaşılmıştır.Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller ve hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarındaki tespitler uyarınca taraflar arasında  ticari ilişki bulunduğu,  taraflar arasında  ticari ilişki bulunduğu,  davacı şirketin davalıya sattığı birtakım ürünler karşılığında faturaya dayalı cari hesap bakiye alacağının ödenmemesi üzerine davacı şirketin ödenmeyen toplam 1.217.018,63TL fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası ile icra takibine giriştiği, davalı borçlunun yasal süre içerisinde takibe itiraz ettiği ve davacı vekilinin de yine yasal süresi içerisinde mahkememizde itirazın iptali talepli işbu davayı açtığı, taraflar arasındaki ihtilafın takip konusu faturalar nedeniyle davalının davacıya borçlu bulunup bulunmadığına ilişkin olup, uyuşmazlığın halli ve taraflar arasındaki ticari ilişkinin tespiti için mahkememizce defter incelemesine karar verildiği, davacı tarafın ve davalı tarafın ayrı ayrı ticari defterlerini bilirkişi incelemesine sunulmak üzere ibraz ettikleri,  SMMM bilirkişi tarafından hazırlanan kök ve ek rapora göre, davacı ve davalı tarafın incelenen ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, usülune uygun tutulan davacı ticari  defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan  05/04/2021 takip tarihi itibariyle 973.944,88 TL alacaklı olduğu,  usülune uygun tutulan davalı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının, davacı yana 864.669,66 TL borçlu olduğu, uyuşmazlık kayıtlarının davacı kayıtlarında olup, davalı kayıtlarında bulunmayan 19/03/2021 tarih ve 38 sıra numaralı 108.529,85 TL bedelli davacı faturası ve davalı kayıtlarında olup, davacı kayıtlarında bulunmayan 23/03/2021 tarihli \"SGK ödemesi\" açıklamalı 745,37 TL tutarlı kayıt nedeniyle oluştuğunun tespit edildiği, taraflar arasında TTK'nın 89. maddesinde belirtilen şekilde yazılı şekilde yapılmış cari hesap sözleşmesi bulunmadığı, taraflar arasında davacının, davalıya mal teslimi davalının ise ödeme yapması şeklinde, önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği, alıcı tarafından yapılan her bir ödemenin hangi fatura için yapıldığının belli olmadığı, işleyen açık hesap ilişkisinin bulunduğu, davacının talebinin işleyen cari hesapta kayıtlı olduğu görülen  fatura bedellerine yönelik olduğu, bu alacağın ise taraflar arasında teslimi uyuşmazlık konusu olmayan faturalardan kaynaklandığı; her ne kadar davalı vekili taraflar arasında iki ayrı ilişki bulunduğunu, aralarında medikal mal alım satımı dışında, Covid-19 test kiti(flok swap) üretimine ilişkin bir ortaklık da bulunduğunu, bu ilişkiler için ayrı cari hesaplar tutulmadığını, bu ikinci ilişkiden kaynaklı davalının davacıdan alacaklı olduğunu ileri sürüp taraflar arasında imzalanmış 17.12.2020 tarihli protokole dayanmış ise de; davalı tarafın söz konusu iddialarını usulüne uygun olarak ispatlayamadığı, takibe sıkı sıkıya bağlı olan  işbu davada taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, aradaki ilişkinin açık hesap ilişkisi olarak değerlendirilebileceği ve yalnızca takibe konu faturaların ve faturalara ilişkin ödemelerin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususunun değerlendirilmesi gerektiği, davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde \"...davalı şirketin müvekkil şirkete 19.03.2021 tarihi itibariyle takip konusu faturalardan kaynaklanan 973.944,88 TLsı borcu bulunmaktadır.\" şeklindeki beyanı ile 23/02/2022 tarihli celse beyanı ve  24/02/2022 tarihli beyan dilekçesi ile  davalı tarafça itiraz edilen takibe konu 108.529,85 TL'lik faturanın sehven takibe konulduğu belirtilerek talep sonucunu daralttığı, talep sonucunu azaltması/daraltmasının davayı değiştirme sayılmadığı, bu nedenle davacının talep sonucunu azaltması için kural olarak davalının muvafakatine ihtiyaç olmadığı gibi ıslah yoluna başvurmasına da gerek bulunmadığı, davacının talep sonucunu kısmi feragat yolu ile daraltabileceği, müddeabihin azaltılmasının ıslah kavramı kapsamında değil,davadan feragat müessesesi içinde mütaalaa edebileceği, bu durumda talep sonucunun azaltılan kısmı yönünden davanın feragat nedeniyle reddine ve reddedilen kısım üzerinden davalı taraf yararına vekalet ücretine karar verilmesi ayrıca yargılama giderlerinin kabul-red oranına göre taraflar arasında paylaştırılması gerektiği (Benzer mahiyette Yargıtay 23 HD.nin 2018/1232 Esas, 2019/2433 Karar sayılı içtihadı, Yargıtay 13 HD.nin 2015/29974 Esas,2017/11141 Karar sayılı içtihadı ) sonuç ve kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak, tüm dosya kapsamı ve incelenen her iki taraf ticari defter kayıtları uyarınca davacı ticari  defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan  973.944,88 TL alacaklı olduğu, davalı ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalının, davacı yana 864.669,66 TL borçlu olduğu, uyuşmazlık kayıtlarının davacı kayıtlarında olup, davalı kayıtlarında bulunmayan 19/03/2021 tarih ve ... sıra numaralı 108.529,85 TL bedelli davacı faturası ve davalı kayıtlarında olup, davacı kayıtlarında bulunmayan 23/03/2021 tarihli \"SGK ödemesi\" açıklamalı 745,37 TL tutarlı kayıt nedeniyle oluştuğunun tespit edildiği, davacının dava tarihinden sonra  108.529,85 TL bedelli  fatura yönünden talebini azalttığı ve bu faturanın sehven takip konusu yapıldığını açıkça belirttiği, davalı  tarafın ise iddialarını ispat edemediği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile  davalının... sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 865.415,03 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin ise reddine dair aşağıdaki şekilde  karar verilmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve  işin  çabuk  bitirilmesine  engel  olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacağın likit olduğu anlaşılmakla kabulüne karar verilen asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin talebin  kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur....\"gerekçesi ile,''1-Davanın kısmen kabulü ile davalının ... sayılı takip dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 865.415,03 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen alacak miktarı üzerinden hesaplanacak %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın faturalar karşılığı 1.217.018,63-TL alacaklı olduğundan bahisle ... sayılı ilamsız icra takibinde bulunduğunu, itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, davacının 10.11.2020-19.03.202021 tarihleri arası tanzim edilen toplam 37 adet fatura tutarı 1.217.018,63 TL alacaklı olduğundan bahisle itirazın iptalini dava ettiğini,Davalı tarafın, davacı şirkete ortaklık ilişkisi olduğunu, üretimde %50 ucuz mal teslim edileceğini, birlikte alınan makinelerin davacı şirket adına kaydedildiğini, ortaklık gereği \"iş avansı\" karşılığı 5 adet banka kanalıyla EFT gönderildiğini iddia ettiğini, taraflar arasında, yetkili tarafların imzaladığı 17.12.2020 tarihli Cari Hesap Mutabakatı bulunduğunu, dava edilen 10.11.2000-28.11.2020 tarihli faturalardan 15 adet faturanın mutabakat tarihinden önce olduğunu ve dolayısıyla mutabakat kapsamında kaldığını, 108.529,85-TL'lik davacı faturasına noter kanalıyla itiraz edildiğinin savunulduğunu, davalı şirketin borçlarına karşılık 04.12.2020 -30.03.2021 tarihleri arası 23 adet Banka ödeme dekontuyla 3 adet de çekle ödeme yapıldığını, toplam ödeme tutarının 1.652.471,83.TL olduğunu, davacının iddia ettiği faturalı alacağın 1.217.018,63 TL olduğu gözetilecek olursa fazla ödeme yapıldığının belirtildiğini,Davacı tarafın ortaklığı kabul etmediğini, davalının dosyaya sunduğu 17.12.2020 tarihli mutabakat metnini kabul etmediğini, bu mutabakat metnininin davaya konu faturalara ilişkin olmadığını, 108.529,85-TL'lik faturaya davalı itirazını kabul etmediklerini, davalı şirketin banka kanalıyla ve çekle yaptığı toplam 1.652.471,83-TL ödemenin takibe konu faturalar için yapılan ödemeler olmadığını beyan ettiğini, davacı tarafın mutabakat metnindeki imzaya itiraz etmediğini,Söz konusu icra takibinin İİK hükümlerine uygun olmadığını, takip talebinde alacağa esas olan yazılı belgelerin ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekirken, faturalar denilip geçiştirildiğini, hangi tarih ve seri sıra numaralı ve miktarlı faturların takibe konulduğunun takip talebine yazılmadığını, bu takibin hukuken hükümsüz olduğunu, hükümsüz bir takibe dayanılarak açılan itirazın iptali davasının reddedilmesi gerekirken aksine hüküm kurulduğunu, takip talebinde gösterilen alacak kalemleri dikkatlice incelendiğinde; tüm kalemlerin asıl alacak diğer deyişle tamamının fatura alacağı olarak gösterildiğini, faizlerin belirtilmediğini, 66 tane asıl alacak kaleminin alacak hanesinde sıralandığını, halbuki dosyada 66 ayrı fatura bulunmadığını, icra takibiyle itirazın iptali davası sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilecek olursa davanın reddedilmesi gerektiğini, geçersiz takip esas alınarak itirazın iptali davası açılamayacağını, davanın sırf bu nedenle öncelikle olarak reddinin gerektiğini, 23.02.2022 tarihli 2. celsede davalı şirket temsilcisi ...' hazır edilmiş olduğu halde, mahkemenin tanık listesi verilmediği gerekçesiyle dinletme talebini reddettiğini, mahkemenin bu işleminin kanunsuz olduğunu, hazır olan şahsın davalı şirketin temsilcisi olduğunu ve duruşmanın her safhasında mahkemede açıklayıcı beyanda ve talepte bulunma hakkına sahip olduğunu, şirket yetkilisi olarak davalı asilin hukuki dinlenilme hakkı ihlal edilmek suretiyle, esaslı bir hata yapıldığını, davalının bunu tanık olarak hatalı ifade etmesini, mahkemenin de hatalı değerlendirmeyle reddetmesini gerektirmediğini, cevap dilekçesi ile birlikte tanık deliline dayanıldığının açık bir şekilde belirtildiğini, tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirilmesi, bilgilenme, açıklama ve ispat haklarının tamamı - hukuki dinlenme hakkı - ihlal edilmek suretiyle ağır yargılama hatası yapıldığını,Ortaklık konusu açıkken bu yönde araştırma  yapılmadığını, davaya taraf şirketlerin aynı adreste faaliyet gösterdiklerini, ticari defterlerlerini aynı mali müşavirin tuttuğunu, müşterek alınan iş makinalarının davacı defterine kayıtlı olduğunu, davalının ortaklıkla ilgili 5 tane  ödeme dekontunun mevcut olduğunu, mail yazışmalarının bulunduğunu, bu durum ortaklığa karine teşkil etmesine rağmen, aksi durumun davacı tarafından ispat edilemediğini, bilirkişi raporunda ortaklık konusunun uzmanlığına girmediğini ve bu yönde araştırma yapmadığını belirttiğini, mahkemenin bu yönde değerlendirme yapmadan eksik incelemeyle hüküm tesis ettiğini,Davacı tarafın cevap dilekçesinin 2. maddesinde, taraflar arasında cari hesap sözleşmesinin bulunmadığını ve davalının dosyaya sunmuş olduğu 17.02.2020 tarihli mutabakat metnini de kabul etmediğini, bu mutabakat metninin hangi faturalara ilişkin olduğunun belli olmadığını belirttiğini, mahkemenin de bu görüşle hareket ettiğini, halbuki dosyada mevcut olan mutabakat metninin 17.02.2020 tarihinde davalı ve davacı şirket temsilcileri tarafından yürütülen ticari faaliyetlerle ilgili imzalanan yazılı bir sözleşme olduğunu, şirket temsilcileri tarafından kaşeleriyle birlikte imza edildiğini, tamamen yazılı delil niteliğinde olduğunu, TTK 89. maddesine uygun olduğunu, açık hesap ilişkisinde taraflar arasında düzenlenmiş mutabakat metni başlıklı belge içeriğinin o tarih itibariyle borcun tasfiye edildiğine dair yazılı delil teşkil ettiğini, kabul edilmemesinin kanuna aykırı olduğunu,Davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde; davalının ibraz etmiş olduğu 1.652.471,83 TL ödemenin takibe konu faturalar için yapılan ödemeler olmadığını, zaten bu ödemelerin de ticari deftere kayıtlı olduğunu iddia ettiini, yine davacı tarafın mahkemeye vermiş olduğu müteaddit dilekçelerde taraflar arasında açık hesap borç ilişkisinin mevcut olduğunu belirttiğini, açık hesap borç ilişkisinde yapılan borç ödemelerinde sebep gösterilmemiş olsa dahi, fatura sıralamasına göre borçtan düşülmesi gerekerek, bakiye borcun hesap edilmesi gerektiği mahiyetinde olduğunu, taraflar arasında açık hesap borç ilişkisi olduğunun değerlendirilmediini, mahkemenin tamamen aksi yönde görüşle hüküm tesis ettiğini, sunulan ödeme dekontlarının değerlendirmeye alınmadığını, şirket hesap dökümleri o delile dayanılmasına rağmen celp edilip incelenmek suretiyle yapılan ödemelerin araştırılmadığını,Taraflar arasında 17.12.2020 tarihli cari hesap mutabakat sözleşmesinin yazılı olduğunu, tamamen yazılı delil niteliğinde olduğunu, tarafların ticari kayıtlarına uygun olmasa dahi o tarihe kadar yapılan ticari ilişkilerin bu cari hesap mutabakatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, cari hesap mutabakatının 30.11.2020 tarihli mutabakatla birlikte değerlendirilmesi halinde davalının borcu bulunmadığı ve o tarihten sonra yapılan ödemeler (banka eft ödemeleri ve çek şeklinde toplam 1.652.471,83-TL tutarında) davacının alacağının çok üzerinde olduğunu, bilirkişi raporunda bu konulardan dolaylı olarak bahsetmişse de objektif olarak bir değerlendirme yapmaktan kaçındığını, mahkemenin de bu yön üzerinde durmadığını ve hüküm gerekçesinde dahi bu hususu tartışmadığını,Taraflar arasında mahkemenin de kabul ettiği üzere açık hesap ilişkisi bulunduğunu, cevap dilekçesinde sunmuş oldukları davalı şirket borçlarına karşılık 04.12.2020 - 30.03.2021 tarihleri arası 23 adet Banka ödeme dekontu ve 3 adette çekle ödeme yapıldığı, toplam tutarın 1.652.471,83 TL olduğu, davacının iddia ettiği faturalı alacağın 1.217.018,63 TL olduğu gözetilecek olursa fazla ödeme yapıldığının belirtildiğini, bu tarihlere göre önceki borçlardan ve faturalardan düşmek suretiyle ayrıntılı bir rapor hazırlanması gerekirken bilirkişinin eksik rapor hazırladığını,  keza davalının cevap dilekçesinde bu banka ödemeleri ve çeklerin ticari kayıtlara işlendiğinden bahsettiğini, bunun doğruluğunun, işlenip işlenmediğinin bilirkişi tarafından araştırılıp raporunda açıkça belirtilmesi gerekirken yapılmadığını, taraf şirketlerin banka hesap dökümlerinin getirtilip incelenmediğini, bilirkişi raporuna süresinde yaptıkları itirazların mahkemece gözetilmediğini, objektif olmayan raporun bir kısmına itibar edilerek hüküm tesis edildiğini, müvekkil şirket alacaklı konumdayken borçlu çıkarıldığını, mahkemenin hüküm vermesi için, kendisine yöneltilen talebin formüle edilmesi ve ileri sürülmesi tarafların görevi ise de, bunları anlamlandırmak veya gerektiğinde açıklattırmanın mahkemenin görevi olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davacı vekili, dava ve icra takibi dayanağı faturalara konu ürünlerin davacı tarafından davalıya teslim edilmesine rağmen bedelinin ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine haksız itiraz edildiğini, haksız itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, taraflar arasında iki farklı hukuki ilişki olduğunu, bunlardan birinin davacıdan faturalara konu ürünlerin tedarikine ilişkin ticari ilişki olduğunu, ikincisinin adi ortaklık ilişkisi olduğunu, adi ortaklı ilişkisine göre davacı tarafından üretilen her üründe üretim karına % 50 ortak olunacağının kararlaştırıldığı ve bu kapsamda davalı tarafından alınan makinelerin davacıya teslim edildiğini, her iki şirketin aynı adreste faaliyet gösterdiği ve muhasebecilerinin aynı olduğunu, davalı şirket yetkilisinin eşinin davacı iş yerinde çalışmaya başladığını, ancak her iki ilişkinin cari hesabının tek tutulduğunu, bu kapsamda davalının ortaklı ile ilgili ödeme dekontlarının bulunduğunu, ilişkinin bitmesi üzerine makinelerin davalı tarafından davacıya fatura edildiğini, davalının ortaklıktan kaynaklı alacağının 1.500.000,00 TL civarında olduğunun kararlaştırıldığını, 30/11/2020 tarihi itibariyle taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine göre davalının davacıya 2.225.000,00 TL civarında borcunun bulunduğu ve davalı alacağı olan 760.000,00 TL nin cari hesaptan düşülerek davalının davacıya 1.455.910,60 TL borcu olduğu hususunda mutabakata varılarak 17/12/2020 tarihli mutabakat belgesinin imzalandığı, davalının bakiye 760.000,00 TL alacağının ise davalıya % 50 iskontolu mal verilmek suretiyle ödeneceğinin kararlaştırıldığı, bu kapsamda davalıya verilen bir kısım ürünlerin faturaya yansıtılmadığı, bir kısmının da iskontolu verildiğini, davalı tarafından yapılan ödemeler dikkate alındığında davalının davacıya borçlu değil, alacaklı olduğunu savunmuş ve bu hususlar ile icra takibinin usulüne uygun olmamasına ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşmamasına rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesi ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ve  tanık ve davalı şirketin yetkilisini dinletme talebinin reddi karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli, kararın sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hüküm açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Mahkemece, davacı tarafın dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği tüm kişiler hakkında ileri sürdüğü talepleri ile ilgili olumlu/olumsuz bir karar verilmemesi, talep sonucunun karşılanmaması açık bir kanuna ve kamu düzenine aykırılık hali olup, istinaf aşamasında re’sen nazara alınması gerekmektedir.Mahkemece tarafların defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle bilirkişi kök ve ek raporu alınarak hüküm kurulmuştur. Bilirkişi raporuna göre davacının ticari defterlerine göre icra takip tarihi itibariyle davalıdan 973.944,88 TL alacaklı, davalının ticari defterlerine göre davalının davacıya 864.669,66 TL borçlu olduğu, tarafların defterleri arasındaki farkın davacı tarafından düzenlenen 108.529,85 TL bedelli faturanın davalının defterlerinde kayıtlı olmamasından, davalı tarafından düzenlenen 745,37 TL \"SGK ödemesi\" açıklamalı faturanın davacının ticari defterlerinden kayıtlı olmamasından kaynaklandığı, yargılama sırasında davacı vekili beyanında  108.529,85 TL bedelli faturaya davalı tarafından itiraz edildiğini ve sehven icra takibine konulduğunun beyan edildiği, bu fatura mahsup edildiğinde davacının davalıdan 865.415,03 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında yapılan 17/12/2020 tarihli hesap mutabakatına itibar edilmesi halinde davalı lehine 684.378,50 TL bakiye verdiği ve bu durumda davacının 180.676,53 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, Mahkemece hesap mutabakatına itibar edilmeksizin davacı lehine  865.415,03 TL alacak hüküm altına alınmıştır. Ancak davalı vekili tarafından istinaf dilekçesinde ileri sürülen yukarında belirtilen istinaf sebepleri cevap dilekçesinde, bilirkişi kök ve ek raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmesine rağmen bilirkişi raporlarında değerlendirilmediği, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ilişkin cari hesabın, faturaların ve ödemelerin dökümünün bilirkişi raporunda yapılmadığı, takibe dayanak hesap mutabakatından önceki ve sonraki faturaların ayrıntılı olarak belirtilmediği, Mahkemece davalı savunmalarına ve raporlara itirazlarına ilişkin gerekçeli kararda herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, davalı savunmalarına, hesap mutabakatına ve adi ortaklık savunmasına hangi gerekçe ile itibar edilmediğinin açıklanmadığı, davalı tarafından sunulan hesap mutabakatının, mailin ve ödeme dekontlarının değerlendirilmediği anlaşılmakla bu haliyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporuna dayanılarak tarafların iddia, savunma ve itirazlarını karşılamayan gerekçeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, Dairemizce de istinaf sebepleri denetlenemediğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, yukarıda açıklanan nedenler ile davalının istinaf başvurusunun  kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davalının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, mahkemece, yukarıda değinilen yasal düzenleme ve ilkeler gözetilerek, işlem yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği  kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; -İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 29/06/2022 tarih ve  2021/336 Esas ve 2022/500 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması ve talep halinde  yatıran tarafa iadesine,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65c7a7560c0cc62a","SID":"7bd2393d36a3896a"}}