{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/1807 Esas<br>KARAR NO:2025/684 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ:Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>ESAS NO:2020/550 Esas - 2022/522 Karar<br>TARİHİ:11/05/2022<br>DAVA:Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:24/04/2025<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21.03.2020 tarihinde ... marka bilgisayarı satın aldığını, satın alınan bilgisayarın dava dışı ...Kargo firması çalışanlarınca 24.03.2020 tarihinde koli halinde teslim edildiğini, koli açıldığında, kutu içinde sadece poşete sarılı bir şekilde ve bilgisayarda kırık, çizikler olduğunun tespit edildiğini, ürünün 26.03.2020 tarihinde iade edildiğini, 27.06.2020 günü davalının aynı kırık laptopu müvekkiline iade gönderdiğini, müvekkilinin ürünün aynı misli ile değiştirilmesi veya sözleşmeden dönerek ödemesini iade talebinin haklı olduğunu, ayrıca aylardır kullanılamayan ürün sebebi ile maddi zararının olduğu hususları ileri sürülerek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;dava konusu bilgisayarın ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, davacı tarafından kargo hasar tespit tutanağı temin edilmediğini, ürün teslimlerinde kargo teslim tutanağının düzenlenmediğini, müvekkiline iade edilen cihaz hasarının ne şekilde meydana geldiğinin anlaşılamadığını, hasarsız teslim tutanağı ile davacının aldığı ürünün hasarının müvekkili sorumluluğunda olmadığını, müvekkilinin tacir olduğunu, teslim alırken hassas ürünleri denetlemesi ve hasarı tutanak altına alması gerektiğini, davacınırn maddi tazminat talebinin yerinde olmadığını, zararı ispat etmediğini, müvekkilinin kusuru ve sorumluluğunu gerektiren bir durum olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 11/05/2022 tarih ve 2020/550 Esas - 2022/522 Karar sayılı kararında;\"Dosyada mevcut 23/02/2021 tarihli Bilirkişiler ... ve ... tarafından dosyaya sunulan raporda davacının davalıdan almış olduğu ... marka Laptop'un 24.03.2020 tarihli teslimi takiben yapılan kontrollerde ayıplı olduğu, yani hasara konu olan dizüstü bilgisayarın sarsıntıya veya darbeye maruz kaldığı, fiziksel şiddete maruz kalan cihazın harddiski arızalandığı, kasasında deforme/-ler oluştuğu, mevcut haliyle üründen makul olarak beklenen faydanın ortadan kalktığı ve ürünün ayıplı mal kapsamında olduğu, ayıbın davalının daha baştan ayıplı ürün göndermesinden kaynaklı olabileceği gibi, dosya kapsamı fotoğraflara göre ürünün ambalajlamasındaki eksiklikten kaynaklanmasının daha yüksek bir ihtimal olarak değerlendirildiği, somut olayda mevcut verilere göre taşıyanın taşıma esnasında kusurunun olup olmadığının tespit edilemediği, ancak kargo-parsiyel yük taşımada istiflenemez nitelikte olan bilgisayar yükünün “...” taşıması şeklinde taşınması ve uygun olmayan ambalajlarına rağmen istiflenmesinden zararın meydana geldiğinin değerlendirildiği,Davacının ayıplı ürün nedeniyle 27.03.2020 tarihli iade gönderisi gözetildiğinde, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun değerlendirildiği, ayıplı mal nedeniyle davacının ayıplı ürünün misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ürün bedelinin iadesi taleplerinin yerinde olduğu, esas itibarı ile bilgisayar emtiasının dava dışı Lise Müdürlüğü için tedarik edildiği gözetildiğinde, davacının bilgisayar kullanımı olmamasına dayanan 1.000 zarar iddiasının somut olaya uymadığı, davacı ancak kendisine zarar tazmin ettirilecek olursa, bunu davalı tarafa yansıtmasından söz edilebileceği, bu aşamada böyle bir kullarım yoksunluğu zararınırı sabit olmadığının tespit edildiği anlaşılmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun 219. Maddesine \"Satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.\" şeklindedir.TBK'nın 223. Maddesi \"Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" şeklindedir.TBK'nın 227. Maddesi \"Satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hâllerde alıcı, aşağıdaki seçimlik haklardan birini kullanabilir: 1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme. Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. Satıcı, alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir. Alıcının, sözleşmeden dönme hakkını kullanması hâlinde, durum bunu haklı göstermiyorsa hâkim, satılanın onarılmasına veya satış bedelinin indirilmesine karar verebilir. Satılanın değerindeki eksiklik satış bedeline çok yakın ise alıcı, ancak sözleşmeden dönme veya satılanın ayıpsız bir benzeriyle değiştirilmesini isteme haklarından birini kullanabilir.\" şeklindedir.Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflara arasındaki uyuşmazlık Davacının davalıdan almış olduğu ... marka Laptop'un ayıplı olup olmadığı, ayıplı ise ayıbın davacının ayıplı ürün gönderip göndermediği, ürünün ambalajlanmasındaki eksiklikten kaynaklanıp kaynaklanmadığı, taşıyanın taşıma esnasında kusurunun olup olmadığı, davacının ayıplı ürün nedeni ile süresinde ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, davacının ayıplı ürünün misli ile değiştirilmesi olmadığı takdirde bedelin iadesi ile ürünün kullanılamaması nedeni ile upradığı zararın tazminine ilişkin olup, bu hususta alanında uzman bilirkişiler tarafından inceleme yapılmasına karar verilmiş olup dosyada mevcut raporda  ayıplı olduğu, yani hasara konu olan dizüstü bilgisayarın sarsıntıya veya darbeye maruz kaldığı, fiziksel şiddete maruz kalan cihazın harddiski arızalandığı, kasasında deforme/-ler oluştuğu, mevcut haliyle üründen makul olarak beklenen faydanın ortadan kalktığı ve ürünün ayıplı mal kapsamında olduğu, ayıbın davalının daha baştan ayıplı ürün göndermesinden kaynaklı olabileceği gibi, dosya kapsamı fotoğraflara göre ürünün ambalajlamasındaki eksiklikten kaynaklanmasının daha yüksek bir ihtimal olarak değerlendirildiği, somut olayda mevcut verilere göre taşıyanın taşıma esnasında kusurunun olup olmadığının tespit edilemediği, ancak kargo-parsiyel yük taşımada istiflenemez nitelikte olan bilgisayar yükünün “...” taşıması şeklinde taşınması ve uygun olmayan ambalajlarına rağmen istiflenmesinden zararın meydana geldiğinin değerlendirildiği, Davacının ayıplı ürün nedeniyle 27.03.2020 tarihli iade gönderisi gözetildiğinde, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunun değerlendirildiği, ayıplı mal nedeniyle davacının ayıplı ürünün misli ile değiştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ürün bedelinin iadesi taleplerinin yerinde olduğu, esas itibarı ile bilgisayar emtiasının dava dışı Lise Müdürlüğü için tedarik edildiği gözetildiğinde, davacının bilgisayar kullanımı olmamasına dayanan 1.000 zarar iddiasının somut olaya uymadığı, davacı ancak kendisine zarar tazmin ettirilecek olursa, bunu davalı tarafa yansıtmasından söz edilebileceği, bu aşamada böyle bir kullarım yoksunluğu zararınırı sabit olmadığının tespitte dikkat alınarak açılan davanın kabulüne, davaya konu ... marka ... dizüstü bilgisayarın değişim masrafları davalıya ait olmak üzere ayıpsız misli ile değiştirilmesine, davacının maddi zarar talebinin ispatlanamamış olması nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm  kurmak gerekmiştir...\"gerekçesi ile,''AÇILAN DAVANIN KABULÜNE,1-Davaya konu ... marka ... dizüstü bilgisayarın değişim masrafları davalıya ait olmak üzere AYIPSIZ MİSLİ İLE DEĞİŞTİRİLMESİNE,2-Davacının maddi zarar talebinin ispatlanamamış olması nedeni ile reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; basiretli bir tacir olan davacının, üründeki açık ayıbı süresi içerisinde müvekkil şirkete bildirmeyerek bildirim yükümlülüğüne uymadığını, buna rağmen yerel mahkeme tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulduğuna dair hüküm kurulmasının kabulünün mümkün olmadığını, t satışlar bakımından ayıplı mal ile karşılaşılması durumunda ayıp ihbarının geçerli bir şekilde yapılabilmesinin ayıbın türüne göre farklı sürelere bağlandığını, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Ticari Satış ve Mal Değişimi Başlıklı 23/1-c Maddesi'nde, ''Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.'' hükmünün yer aldığını, somut olayda davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususlardan, toplanan delillerden, bilirkişi raporlarından ve kendi tanık anlatımlarından dahi üründeki ayıbın gözle görülür nitelikte olduğunun açıkça ortada olduğunu, ürünün teslim anında ayıplı olduğunun davacının beyanları ile de ortada olduğunu, bu kapsamda ürün davacıya 24.03.2020 tarihinde teslim edildiğini, ancak davacının ürünü 27.03.2020 tarihinde, yani yasal ihbar süresini aştıktan sonra iade ettiğini, bu hususun bilirkişi raporları ve dosyada mevcut her türlü delil ile de sabit olduğunu, buna rağmen yerel mahkeme tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunduğuna dair hüküm kurulmuş olmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, alıcının ayıba karşı tefekkül hükümlerinden faydalanabilmesi şartının kanuni süresi içerisinde malı gözden geçirmek ve varsa ayıp ihbarında bulunması olduğunu, tacirler arasında ayıp ihbarının ise şekil şartlarının mevcut olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 223’üncü maddesinde ise; “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır... Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, HEMEN satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.” düzenlemesine yer verildiğini, bu doğrultuda satılanda gizli ayıp olması durumunda TBK'ın 223/f.2 uyarınca, alcının bu durumu satıcıya 'hemen' bildireceğinin düzenlendiğini, davacının ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanabilmesi için, ayıp bildirimini yasal süresi içerisinde ve şekil şartına uygun olarak yapmasının kanunun emredici hükmü olduğunu, ancak somut olayda var olduğu iddia edilen ayıbın ne süresi içerisinde ne de şekil şartlarına uygun olarak yapılmadığını, dolayısıyla davacı tarafından müvekkil şirkete süresi içerisinde ve uygun şekilde bildirilmeyen ayıptan müvekkil şirketin sorumlu olmasının beklenemeyeceğini,Dava konusu cihazın dava konusu cihaz ayıpsız bir şekilde teslim edildiğini, davacının kargo hasar tespit tutanağı temin etmediğini, ancak yerel mahkeme tarafından bu husus dikkate alınmadan hüküm tesis edildiğini, uyuşmazlık konusu ürünlerin, kargo aracılığı ile davacıya teslim edildiğini, davacının ürünün kırık olduğu iddiası ile müvekkil şirkete başvurduğunu ve cihazın müvekkil şirkete davacı tarafından geri gönderildiğini, müvekkil şirket tarafından yapılan araştırmalar sonucu dava konusu ürünün kargodan teslim alındığı sırada ürünün kontrol edilmediği ve kargo hasar teslim tutanağı tutulmadığının tespit edildiğini, kargo hasar tespit tutanağı tutulmadan ürünün ne şekilde zarar gördüğünün müvekkil şirket tarafından tespit edilemediğini, bu noktada davacı yan tarafından gerekli özen yükümlülüğü gösterilmeden ürünün teslim alınması ve ürünün kırılmış olmasının müvekkil şirkete atfedilecek bir husus olmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak kargo görevlisi eşliğinde kargoyu açarak kontrol etmesi ve üründe, pakette bir hasar var ise bu hasarı kargo görevlisine göstermesi ve kargo görevlisi tarafından da kargo hasar tespit tutanağı tutulması gerektiğini, ancak davacı yanın herhangi bir itirazda bulunmadan ürünleri teslim aldığını, bu noktada müvekkil şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, teslim esnasında bir tutanak tutulmadığının hem davacının hem de bilirkişilerin kabulünde olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından tamamen varsayımlara dayalı bir şekilde ürünlerin taşıma esnasında hasar gördüğünün kabul edildiğini, ancak işbu tespitin ne şekilde ve neye dayanarak yapıldığı anlaşılamadığından bilirkişi raporlarının bu yönüyle denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi heyeti tarafından salt tahminleri dayanarak uyuşmazlık konusu ürünün taşıma esnasında hasar gördüğü kanısına varıldığını, hiçbir itirazlarının değerlendirilmediğini ve uyuşmazlık konusu cihazlara yönelik kesin bir değerlendirme içermeyen işbu bilirkişi raporlarının hükme esas alınmaması gerektiğini,Davacı yanın tacir olduğu göz önüne alındığı takdirde bir tacir olarak ticaretine ait faaliyetlerine ilişkin olarak basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, bu noktada davacının satın almış olduğu hassas elektronik ürünleri kargo sırasında teslim alırken kargo görevlisi eşliğinde kontrol etmesi gerektiğini,  bir an için hasarlı teslimat yapıldığı kabul edilecekse dahi ayıp bildiriminin süresinde yapıldığının kabulünün söz konusu olamayacağını, Türk Ticaret Kanunu'nun 23. maddesi \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir.\" hükmü uyarınca davacının bildirimi süresinde yapmadığını,  ürünü 24.03.2020 tarihinde teslim alan davacının ürünü 27.03.2020 tarihinde iade etmesi durumunda 2 günlük süreye uygun davranmadığının kabulünün gerektiğini ve davanın bu yönüyle de reddinin gerektiğini, Yerel mahkemenin kabul kararını 31.03.2022 tarihli bilirkişi ek raporuna dayandırdığını, ancak bilirkişi ek raporunun TTK'nın emredici hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini ve hükme esas alınmasının mümkün olmadığını,  bilirkişi raporlarının davaya konu ürünün ayıplı olup olmadığını tanık anlatımlarına dayandırdığını, ancak ticari davalarla tanık deliline dayanabilmenin parasal sınırı bulunduğunu, parasal sınırı aşan durumlarda senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, bu tutarın 2022 yılında 6.640,00-TL olarak öngörüldüğünü, işbu uyuşmazlığın söz konusu tutarın çok üzerinde olduğunu, dolayısıyla bilirkişi raporlarının kanuna aykırılık teşkil ettiğini, davacının da tanık anlatımları haricinde dosyaya kargo tespit tutanağı gibi yazılı hiçbir delil sunamadığını, tanık anlatımlarının rapora esas alınmasının hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dava; davacı tarafından davalıdan satın alınan dava konusu bilgisayarın ayıplı olarak teslim edildiği iddiası ile ayıplı ürünün misli ile değiştirilmesine, aksi takdirde sözleşmeden dönülerek bedelin iadesine ve bilgisayarın kullanılamaması sebebiyle uğranılan zararın davalıdan tahsiline karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda dava konusu emtianın ayıpsız misli ile değişim talebinin kabulüne, maddi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Davalı vekili, davacı tarafından süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, ürünün davacıya hasarsız teslim edildiğini, davacı tarafından kargo teslim alınırken hasar tutanağı tutulmadığından hasarın ne şekilde olduğunun tespit edilemediğini, tanık beyanları ile hasarın  tespitinin mümkün olmadığını, Mahkemece bu hususlar dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Somut uyuşmazlıkta; davacı tarafından davalıdan satın alınan dava konusu bilgisayar emtiası kargo aracılığı ile 24/03/2020 tarihinde davacıya teslim edilmiştir.Kargo şirketi tarafından kargo teslim belgesi sunulamamış ise de, bu husus tarafların kabulündedir.Davacı tarafından emtianın bulunduğu karton kolinin dışında herhangi bir hasar görülmediği (sunulan fotoğraflardan da anlaşıldığı üzere) ve kargo görevlisinin kargoyu bırakıp beklemeden gittiği iddia edildiğinden kargo içeriği daha sonradan kontrol edildiğinde bilgisayarın hasarlı olduğunun tespit edilmesi üzerine dava konusu emtia davacı tarafından tekrar aynı kargo şirketi aracılığıyla davalıya gönderilmek üzere 26/03/2020 tarihinde kargo şirketine verilmiş, bilgisayar 27/03/2020 tarihinde davalıya teslim edilmiştir. TTK'nın 23/1-c maddesi uyarınca malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır. Davacı tarafından kargo  Tarafların kabulünde de olduğu üzere dava konusu emtiada tespit edilen ayıplar açık ayıp niteliğinde olup, davacı tarafından emtianın tesliminden itibaren iki gün içerisinde 26/03/2020 tarihinde kargo şirketine verilerek iade edilmek suretiyle süresinde ayıp ihbarında bulunulmuştur. Kaldı ki dava konusu emtia davalı tarafından teslim alınarak davalının itiraz etmediği davacı iddiasına göre uzunca bir süre kendisinde bekletildikten sonra 27/06/2020 tarihinde davacı tarafa tekrar iade edilmekle, davacının süresinde ayıp ihbarında bulunduğu ve ürünün ayıplı olduğu kabul edilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre bilirkişi heyeti tarafından tespit edilen ayıplar tanık beyanlarına göre değil, bilgisayar incelenerek ve davacı tarafından sunulan fotoğraflar dikkate alınarak tespit edilmiş olup, iddia edilen ayıpların ürünün ayıplı olarak gönderilmesinden veya fotoğraflara göre ambalajlanmasındaki eksiklikten kaynaklanmasının daha yüksek bir ihtimal olduğunun tespit edildiği, her iki durumda da sorumluluğun gönderici davalı şirkete ait olduğu ve davacıya yüklenecek bir kusur bulunmadığı dikkate alındığında Mahkemece emtianın misli ile değişim talebinin kabulü kararı isabetli olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 24/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d12e009700e89c52","SID":"6a64ab83a14bb31a"}}