{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>DENİZLİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  4. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: ...<br>KARAR NO\t:...<br>KARAR TARİHİ\t: 25/06/2025<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>ÜYE\t\t: ...<br>KATİP\t\t: ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ...<br>TARİHİ\t\t: ...<br>NUMARASI\t\t: ...<br><br>DAVACILAR\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>FERİ MÜDAHİL\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>FERİ MÜDAHİL\t: ...<br>VEKİLİ\t: ....<br>FERİ MÜDAHİL\t: ...<br>VEKİLİ\t: ...<br>KONKORDATO KOMİSERİ\t: ...<br>KONKORDATO KOMİSERİ\t: ...<br>KONKORDATO KOMİSERİ\t: ....<br>DAVANIN KONUSU\t: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h))<br>G.KARAR YAZIM TARİHİ\t: ...<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik feri müdahil ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Feri Müdahil .... Vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, yerel mahkemenin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece verilen kararın, konkordato hükümlerinde sayılan geçici koruma niteliğindeki kararlardan  olmadığından, karara karşı istinaf yolunun açık olduğunu, söz konusu kararın borçlunun malvarlığına ilişkin bir karar değil, doğrudan müvekkili bankanın malvarlığına ilişkin bir karar olduğunu, müvekkili banka nezdindeki çeklerin, davacılar tarafından dava tarihinden önce, bedelleri ödendiğinde kredi borçlarından düşülmek üzere temlik cirosu ile devir ve teslim edilen çekler olduğunu, tahsil veya teminat \"rehin\" cirosu ile ciro edilen çek bulunmadığını, yerel mahkemece verilen kararın telafisi mümkün olmayacak zararların doğmasına sebebiyet vereceğini, YHGK kararında iletildiği şekilde  temlik cirosunun gizli (örtülü) rehin cirosu mu yoksa teminat amacıyla inançlı temlik cirosu mu olduğu hususunda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak, İİK'nda konkordato hükümlerinde sayılan geçici koruma niteliğinde olmayan bir karar verildiğini, bu kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu,  İİK ve yasal düzenlemelerin hiçbirinde, konkordato sürecinde 3. şahısların mülkiyet hakkına dokunulabileceğine veya yok sayılabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, aksine mülkiyet hakkının Anayasa ile koruma altında olduğunu, davacının kötüniyetli olduğunu, MK. 2. md. uyarınca davacının kötüniyetinin  mahkemece korunmaması gerektiğini, davacıların söz konusu çekleri kredi borçlarının ifası amacıyla temlik  cirosu ile devrettiğini, davacının konkordato kalkanı altında, temlik cirosu ile devrettiği çekleri talep etmesi MK. 2.md. iyiniyet kurallarına da açıkça aykırı olduğunu, müvekkili bankaya rehin (teminat) veya cirosu ile verilen çek bulunmadığını, davacı şirket tarafından  dava tarihinden önce kredi borçlarının ifası amacıyla, bedelleri ödendiğinde kredi borçlarından düşülmek üzere müvekkili bankaya temlik cirosu ile devir ve teslim edilen çekler bulunduğunu, bu çeklerin mülkiyet hakkı müvekkilinin bankaya ait olduğunu, bu çeklerden bankamızca yapılan/ yapılacak tahsilatların kredi alacaklarından düşülmesine  hukuken bir engel olmadığını, müvekkili banka tarafından dava tarihinden önce, kredi alacaklarının ifası amacıyla, kredi alacaklarından düşülmek üzere temlik cirosu ile devir ve teslim alınan, mülkiyet hakkı müvekkili bankaya  ait olan çeklerden, yine müvekkili banka tarafından yapılacak tahsilatın İİK 294/4 ve İİK 294/6 maddeleri kapsamında değerlendirilemeyeceği, mülkiyet hakkına sahip olduğu çeklerden yaptığı tahsilatı kredi alacağından düşmesinin yasa gereği takas niteliğinde bir işlem de olmayacağının  açık olduğunu, benzer bir olayda ... Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasından verilen 14/11/2024 tarihli karar ile davacıların konkordato talep tarihinden önce bankalara temlik cirosu ile devretmiş olduğu  çeklerin ya da çek bedellerinin iadesi yönünde tedbir kararı verilmesi taleplerinin reddine karar verildiğini, İİK 287. maddesinde düzenlenen \"borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır\"  hükmünde belirtilen  tedbirler, teknik anlamda  tedbir olmayıp,  geçici hukuki koruma niteliğinde olduğunu, ayrıca; mahkemelerce, esas uyuşmazlığı çözecek tarzda ihtiyati tedbir kararı verilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, konkordato genel esaslarının, İİK. da sayılan tedbir kararları dışında 3.şahısların malvarlığına yönelik tedbir kararı verilmesinin de hukuken olanaklı olmadığını, İcra ve İflas Kanunu ve yasal düzenlemelerin hiçbirinde; Konkordato sürecinde 3.şahısların mülkiyet hakkına dokunulabileceğine veya yok sayılabileceğine dair bir düzenleme bulunmadığını, aksine mülkiyet hakkının Anayasa ile korunduğunu, çeklerde müstakbel alacağın devrinden de söz edilemeyeceğini, çek düzenlendiği anda alacak hakkının da doğacağını, çekteki  cironun temlik cirosu olduğunun ispatının bizzat çekler olduğunu, farklı bir ciro türü bulunduğunu iddia edenin ispat yükünü taşıdığını, üstelik cironun hukuki bir işlem olduğu 2025 yılı için 33.000 TL üzerinde olduğundan aksinin senetle ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın iddiasını ispatlamak zorunda olduğunu,  TTK 684/ 1 maddesi \" ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunur\" hükmünü havi olduğunu, TTK 818.maddesinde de bu hükmün çek hakkında da uygulanacağı hususunun yer aldığını, gizli rehin cirosunun da söz konusu olmadığını, temlik cirosu ile devir ve teslim edilen çekin düzenlenmesi ile birlikte alacak hakkı doğduğundan İİK 294. maddesine göre devrin hükümsüz olmasının da mümkün olmadığını, TTK.nun 795.maddesi \"çek görüldüğünde ödenir\" hükmünü havi olduğunu, çeklerin üzerinde yazılı tarihten önce ibraz edilerek tahsil edilememesinin nedeninin çek kanununa eklenen geçici madde olduğunu, bu nedenle de çeklerden kaynaklanan alacağın daha sonra doğduğunun iddia edilemeyeceğini, müvekkili bankanın, kredi borçlusu tarafından temlik cirosu ile devir ve teslim edilen çeklerde  iyiniyetli hamil olduğunu, davacı borçlunun bu çek bedelleri üzerinde hukuken bir talepte bulunmasının mümkün bulunmadığı gibi, bu şekilde bir talebin hayatın olağan akışına, ticaret kanunu ve İİK hükümlerine aykırı olduğunu, kambiyo senetlerinde alacağın devrinin ( temliki ) istisnai bir durum olduğunu, TTK 681/2. ve 690/1. maddelerinde düzenlendiğini, buna göre çekin ibrazından sonra yapılan cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğunu, davaya konu olayda ibrazdan sonra yapılan ciro gibi bir durumun söz konusu olmadığını, konkordato talebi ile açılan bir davada, dava açılmadan önce yapılan tasarruflar nedeni ile alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan haklarına, 3.şahısların mülkiyet haklarına  ilişkin  bir  hüküm tesis edilemeyeceğini, başka bir ifade ile konkordato hükümlerinin geçmişe yönelik tasarruflar için  uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, konkordato talep tarihinden sonra müvekkili bankaya verilen çek bulunmadığını, davacının da bu yönde bir beyanının bulunmadığını, mülkiyet hakkı dava tarihinden önce müvekkili bankaya geçen müvekkili banka tarafından tahsil edilen çek bedellerinin davacıya iadesi yönünde verilecek bir kararın  Anayasa ile korunan mülkiyet hakkına da aykırılık teşkil edeceğini, davacı borçluların mülkiyeti müvekkili bankaya ait olan çeklerle ilgili çek bedellerini hukuken bir talep hakkı bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. <br>HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;<br>İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca açılmış konkordato yargılamasında mahkemece verilen 28/04/2025 tarihli ara karara  yöneliktir.<br>HMK'nun, \"İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar\" başlıklı 341/(1). maddesi, \"İlk Derece Mahkemelerinde verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü halinde itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.\" hükmünü,<br>İİK'nun 7101 Sayılı Yasa ile değişik \"Geçici mühlet\" başlıklı 287. maddesinin birinci ve altıncı fıkraları, \"Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır.<br>...Geçici mühlet talebinin kabulü, geçici komiser görevlendirilmesi, geçici mühletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.\" hükmünü içermektedir.  <br>Pozitif hukukta aynı konuyu düzenleyen birden fazla yasal düzenlemenin bulunması durumunda, hangi düzenlemenin uygulanacağı konusunda özel yasa-genel yasa ölçütü esas alındığında özel yasa hükmünün; önceki yasa-sonraki yasa ölçütü bakımından değerlendirme yapıldığında ise sonraki yasa hükmünün uygulanması gerektiği genel hukuk ilkelerindendir.<br>Buna göre, 6100 sayılı HMK'nun 12/01/2011 tarihinde kabul edildiği ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe girdiği; 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin uygulanması gereken hükmünü değiştiren 7101 sayılı Yasanın ise 28/02/2018 tarihinde kabul edilerek 15/03/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, buna göre 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrasının sonraki bir düzenleme olduğu açıktır. Ayrıca 6100 sayılı HMK, hukuk davalarındaki yargılama usulünü düzenlemesi bakımından genel bir kanun iken, 7101 sayılı Yasa ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 287. maddesinin altıncı fıkrası usule ilişkin özel bir düzenlemedir.<br>Bu durumda, HMK'nin 341. maddesinin (1) numaralı fıkrasının lafzı ile bağlı kalınıp buna göre yorum yapılarak, sonraki değişikliği yok saymak suretiyle adi konkordato talebi sırasında tedbire yönelik istemlerle ilgili kararlarda istinaf kanun yolunun açık olduğu sonucuna ulaşmak hukuken mümkün değildir.<br>Gerek özel yasa-genel yasa ilişkisi, gerekse önceki yasa-sonraki yasa ilişkisi ve gerekse kanun koyucunun amacı birlikte değerlendirilerek, konkordato istemlerinin süratle sonuçlandırılması gereği nazara alındığında, ilk derece mahkemesince verilen, konkordato istemi sırasındaki tedbirlere yönelik kararlara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması yasal olarak mümkün bulunmamaktadır. (Aynı yönde Yargıtay 6 . HD. 2024/3146 Esas - 2024/4044 Karar, 2024/2558 Esas - 2024/3133 Karar sayılı ilamları).<br>Bu nedenle istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-... Mahkemesi'nin ... tarih, ... Esas sayılı ara kararına karşı feri müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, <br>2-Feri Müdahil .... tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının  talebi halinde kendisine iadesine, <br>3-Feri Müdahil ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi...<br>...<br> <br><br>  Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f5b37e65e62b529a","SID":"a5219ca9975eb800"}}