{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2023/228 <br>KARAR NO: 2025/837<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2022<br>NUMARASI: 2021/937 E. - 2022/1040 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 29/05/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/12/2018 düzenleme tarihli 30/04/2019 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bono, keşidecisinin müvekkil olarak gözüktüğü ve davalıya ciro edilen toplam 10.000,00 TL'lik bono Bakırköy ... İcra Dairesinin ...  Esas sayılı dosyası ile müvekkil aleyhine takibe konulmuş ve takip kesinleşmiştir. Takibin kesinleşmesiyle birlikte aslında borcu bulunmayan müvekkil borçlu konumuna düşmüş ve imzasının bulunmadığı bonodan dolayı sorumlu tutularak müvekkilin tüm mal varlığına haciz konulduğunu, bonoların keşidecisi olarak görünen müvekkilin imzası ile senetlerde mevcut olan imza birbirinden farklı olup keşidecinin imzası bulunmayan bono tüm unsurlarını taşımadığından geçerli bir bono meydana gelmeyecektir. Bu nedenle de kambiyo vasfı taşımayan ve herhangi bir borcun doğumunu sebebiyet vermeyen bono hakkında da kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatılması hukuka aykırıdır. TTK madde 776'de bononun zorunlu unsurları sayıldığını, Bakırköy ... İcra Dairesi  ...Esas Sayılı dosyadaki mevcut bonolar üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının tespitinin yapılarak hacizlerin kaldırılarak dava sonuçlanıncaya kadar icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyası ile Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra yoluyla icra takibi başlatılmış, davacı borçlu vekilince de dava dilekçelerinde beyan edildiği üzere, işbu takip kesinleştiğini, borçlunun, kendisine  Ödeme Emrinin tebliğinden, itibaren (5) gün içerisinde, kambiyo senedi üzerindeki imza kendisine ait değil ise  açıkça bir dilekçe ile ( bu yönüyle yani imzaya itirazın açıkça bir dilekçe ile yapılması şartı, Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra yolunu adi icradan ayırmaktadır) İcra Mahkemesinde itiraz etmesi gerekmektedir. Yine yasa metninde (5) gün içerisinde bu imza itirazının yapılmaması halinde artık bu alacak için imzanın borçlunun kendisinden Sadır sayılacağı da açıkça belirtildiğini, Alacaklı müvekkil, takip dayanağı senette en son hamil olup senedi de kendisinden önceki ciro eden ...San. Ve Tic.Ltd.Şti.' den alacağına karşı almıştır. Bu durumda alacaklı, borçlu davacı ile doğrudan bir ticari ilişki içinde olmadığından imzanın adı geçene ait olup olmadığını veya imzayı nerede nasıl attığını bilebilecek durumda olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın Kabulü ile, davacının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ...  esas sayılı takip dosyasına konu 01/12/2018 keşide tarihli, 30/04/2019 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bono ve icra dosyası toplam borç miktarından  kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Kötüniyet tazminatı talebinin şartlarının oluşmaması sebebiyle reddine,\" karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  davacının imzaya itiraz hakkını süresi içinde kullanılmamış olduğunu ve imzaya itiraz hakkını yitirdiğini, bu madde hükmüne rağmen menfi tespit davası yoluyla borçludan sadır olduğu kesinleşmiş imzanın tekrar itiraz ile redde çalışılmasının kanunu dolama amaçlı olup taraflarınca kabul edilmediğini, süresi dolarak kapanan bir kanuni yolun menfi tespit yoluyla açılamayacağını, böyle bir talebin kabulü halinde Kambiyo Senetlerine Mahsus İcra yoluyla takipte, süresinde açıkça ve dilekçe ile imza inkarı yoluna gitmeyen her borçlunun süreye tabi olmaksızın menfi tespit davası yolu ile imza inkarında bulunma hakkını yasa ve usule aykırı olarak tekrar elde ettiğini, takip dayanağı senedin keşidecisinin davacı ... olduğunu, işbu senedin sahte olarak düzenlenip ciro edilmesinde ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ve müvekkilin verilmesinde müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğu olmadığını, müvekkilinin yaşanan tüm bu durumlardan habersiz ve iyi niyetli olduğunu, müvekkilinin işbu senette en son hamil olduğundan imzanın adı geçene ait olup olmadığını veya imzayı nerede nasıl attığını bilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bonodaki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu kontrol etmek ya da imzanın huzurunda atılmasını sağlamak gibi bir yükümlülüğü ve durumu olmayan müvekkilinin başlattığı takipte herhangi bir kusuru olmadığının kabulü gerektiğini, mahkemenin dosya konusu senet asıllarının sunulması veya senet asıllarının nerede olduğunu bildirmesi için müvekkiline süre verdiğini, senet asıllarının nerede olduğunun müvekkili tarafından bilinmediğini, davacının söz konusu senetlerde ciranta olduğunu ve müvekkilinin imzasını kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece haklı davaları kabul edilerek müvekkilinin dava konusu bono ve icra dosyası toplam borç miktarından kaynaklı olarak davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, bunun üzerine davalının istinaf başvurusunda bulunduğunu, davalının istinaf dilekçesinde müvekkilinin itiraz hakkını süresi içinde kullanmadığı ve imzaya itiraz hakkını yitirmiş olduğundan bahisle menfi tespit davası açamayacağını iddia ettiğini, senet asıllarının nerede olduğunun bilinmediğini, müvekkilinin söz konusu senetlerde ciranta olduğu ve davalının imzasını kontrol etme yükümlülüğü olmadığının ifade edildiğini, menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılabileceği gibi icra takibinden önce de açılabileceğini, kabul anlamına gelmemekle icra takibinde borçlunun borca itiraz etmemesinin menfi tespit davası açmasını engellemeyeceğini, gerekçeli kararda da ifade edildiği gibi senede karşı mutlak defilerin senet hamili olan herkese karşı ileri sürülebileceğini, borçlunun hamil/alacaklıya karşı senet metninde imzaya ilişkin iddiasının mutlak defi olduğunu, senetteki imzanın inkarı halinde imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü belgeyi elinde bulunduran senet alacaklısına ait olduğunu, yargılama sırasında takibe konu senedin kaybolmuş olduğu ispat edildiğinden davalıların imzanın davacı borçlu şirket yetkilisine ait olduğunu ispatlayamadığını, imzada sahtecilik iddiasının kambiyo senetlerinde mutlak defi olup lehtar ve ciro yoluyla hamil olan cirantalara ve son hamile karşı ileri sürülebileceğini, ispat yükü kendisine düşen davalı tarafça belge aslının nerede olduğu bilinmediğinden senet aslını süresinde ibraz etmeyerek iddialarını ispatlayamadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usulüne uygun olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava   İİK'nın 72/1. maddesi uyarınca icra takibinden  sonra   bonoda imza inkarına dayalı menfi tespit talebine ilişkindir. Davacı vekili ,Bakırköy ... İcra Dairesinin  ...  Esas sayılı dosyasına konu  01/12/2018 düzenleme tarihli 30/04/2019 vade tarihli 10.000,00 TL bedelli bonodaki  keşidecisi imzasının müvekkiline ait olmadığını beyanla   borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının  5 günlük süre içinde imzaya itiraz etmediği için takibin kesinleştiğini, bonoyu ... Ltd. Şti.’nden alacak karşılığında iyi niyetli olarak ciro yoluyla devraldığını,  davanın reddi gerektiğini savunmuştur.  Bakırköy ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında,  davalı tarafından davacı aleyhine 01/12/2018 tanzim,30/04/2019 vade tarihli, 10.000,00 TL bedelli bonoya dayalı ilamsız  takip yapıldığı ve takibin kesinleştiği görülmüştür. Bilindiği üzere İİK  Madde 72/1 maddesi  uyarınca , borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.  Menfi tespit davasında amaç hukukî yarar bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukukî ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. İcra takibinin kesinleşmiş olması bu davanın açılmasına yasal engel teşkil etmez. Borçlunun  ödeme emrine itiraz etmemesi  senet üzerindeki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar anlamına gelmez. Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa,  kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü  davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.  “imzanın sahte olması” iddiası  senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK 26/04/2006 tarih, 2006/12-259 E., 2006/231 K. sayılı kararı) .Somut olayda, mahkemece, dava,  imza inkarına dayalı olarak açılmış olduğundan  imza incelemesi yapılabilmesi bakımından ispat yükü üzerinde olan  davalıya icra takibine konu ettiği bono aslını sunması veya nerede olduğunu bildirmesi için süre verildiği ancak davalı tarafça bono aslının  sunulmadığı ve davalı vekilince belge aslının nerede olduğunu bilmedikleri yönündeki beyanda bulunulduğu , bu nedenle imza incelemesi yapılamadığı anlaşılmaktadır. Davalı takip konusu senet üzerindeki imzanın davacıya ait olduğunu ispat edemediği anlaşılmakla menfi tespit talebinin kabulüne  ve şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiş olmasının ispat kuralları çerçevesinde dosya kapsamına ve hukuka uygun olduğu , istinaf talebinin reddi gerektiği anlaşılmıştır.   Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesİ'nin 08/11/2022 tarih ve 2021/937 E., 2022/1040 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 170,77 TL harcın mahsubu ile bakiye 512,33 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 29/05/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2bddaf1913548363","SID":"33edbc318a9dbe8e"}}