{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2022/184 <br>KARAR NO: 2025/938 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 8/11/2021<br>NUMARASI: 2020/247 (E) - 2021/1018 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat<br>KARAR TARİHİ: 20/6/2025<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda,    <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Dava, kasko sigortacısı davacının, sigortalısına ödediği tazminatın, davalı işletenden rücuen tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne, 46.500 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak, davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... dilekçesinde özetle; hüküm kurulması için tek başına yeterli olmayan, aksi sabit oluncaya kadar maddi durumu belirleyen ve itiraz halinde denetlenmesi gereken kanıt niteliğini taşıyan kaza tespit tutanaklarına göre karar verilemeyeceğini; tutanakta yer alan tespitlere yönelik itiraz varsa, mahkemece kusur yönünden inceleme yapılması, bu kapsamda görgü tanıklarının, hatta tutanak tanıklarının çağrılarak dinlenmesi, keşif ve uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması, tutanakta belirtilen olgu ile bilirkişi raporunun çelişmesi durumunda çelişkinin giderilmesi gerektiğini; olaya ilişkin görgü tanığının bulunmasına karşın sırf kan hısımlığı nedeniyle anlattıklarının göz ardı edildiğini, kazanın oluş biçimi ile kolluğun tutanağının birbirinden çok farklı olduğunu; görgü tanığı oğlu olmakla birlikte, annesiyle boşanmalarından sonra sağlıklı bir ilişkilerinin bulunmadığını, 12/7/2020 günü başka biriyle evlenmesi sonucunda kısmende olsa aralarında husumet oluştuğunu; yukarıda açıkladığı gibi maddi gerçeğe ulaşılması için görgü tanığının beyanları esas alınarak bilirkişilerin de hazır edilmesi suretiyle keşif yapılıp tekrar rapor düzenlenerek kusur tayinin yapılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede: Davaya konu trafik kazası nedeniyle kolluk tarafından düzenlenen Ölümlü/Yaralanmalı Trafik Kazası Tespit Tutanağı içeriğinde, olay yeri krokisine de yer verilerek, kazanın oluşumuna doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapan ... plakalı çekici sürücüsü ...'ın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84'üncü maddesinin \"f\" bendine aykırı davrandığı belirtilmiş; anılan trafik kazası tespit tutanağın da değerlendirilerek makine mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen raporda ise,  mevcut bilgiler ışığında, KTK'nin asli kusura ilişkin 84'üncü maddesinin \"f\" ve \"g\" bentlerine aykırı davranarak, mahal ve yol koşullarına göre sağa dönüş manevrası sırasında yüksek hızla seyrederek, aracının viraj dışına savrularak karşı yönde seyre ayrılmış yol bölümüne geçmesine neden olan davalı sürücü ...'ın %75 oranında asli, kavşak yaklaşım ve ıslak yol şartlarında yüksek hızla seyri nedeniyle etkili tedbir alamayan ... plakalı kamyonun dava dışı sürücüsü ...'in ise %25 oranında tali kusurlu olduğunun belirtilmesi; böylece davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı çekici ve bağlı ... plakalı yarı römork ile  dava dışı ...'in yönetimindeki davacıya kasko poliçesiyle plakalı ... plakalı kamyonun kaza sırasındaki konumları ve sürücülerinin davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının  yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, davalı ...'ın istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü tanık dinlenerek keşif yapılması ve kusur oranının buna göre belirlenmesine ilişkin istinaf nedenleri benimsenmemiş, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. <br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı ...'ın yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca esastan reddine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.176,415‬ TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 734 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 2.442,415 TL istinaf karar ve ilam harcının davalı ...'dan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,3-Davalı ...'ın istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşmalı yapılmayan istinaf incelemesi kapsamında vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/6/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"55f6908d8f58951b","SID":"e822cf0a47a7c6fb"}}