{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1364 <br>KARAR NO: 2025/908<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 27/05/2021<br>NUMARASI: 2020/351 (E) -  2021/420 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 20/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 29/04/2017 tarihinde, davalılardan ...'e ait, ... Sigorta AŞ'nin zorunlu mali sorumluluk (ZMS) sigortacısı olduğu, ...'nın idaresindeki ... plakalı aracın müvekkillerinden ...'ün eşi, diğer müvekkillerinin annesi olan ...'e çarpması sonucu 22/05/2017 tarihinde ...'ün vefat ettiğini, ATK Trafik İhtisas Dairesinin 15/04/2019 tarihli raporunda davalı sürücünün asli kusurlu, müteveffa Yasemin'in kusursuz olduğunun tespit edildiğini belirterek müvekkili ... için 100.000 TL, ... için 100.000 TL, ...için 100.000 TL olmak üzere toplam 300.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılar ... ve ... dan; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla destekten yoksun kalma tazminatı olarak ... için 500 TL, ... için 500 TL, ... için 500 TL olmak üzere şimdilik toplam 1.500 TL maddi tazminatın davalılardan haksız fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 13/04/2021 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle destekten yoksun kalma tazminatını ... için 171.385,44 TL, ... için 31.057,64 TL, ... için 16.447,43 TL olmak üzere toplam 218.890,51‬ TL olarak belirlemiştir. Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle;  zamanaşımı definde bulunarak, sigorta şirketince yapılan ödeme kapsamında davacıların zararının karşılandığını ayrıca kazanın meydana geldiği dönel kavşaktaki yaya kaldırımında metal bariyer bulunmadığını bu nedenle Karayolları Genel Müdürlüğü'nün de hizmet kusuru dolayısıyla sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davacılara toplam 213.080,66 TL (... için 160.963,43 TL, ... için 24.573,83 TL, ... için 27.543,40 TL) ödemede bulunulduğunu ve poliçeden kaynaklı sorumluluğunu yerine getirdiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"1-Davacılar tarafından davalılar aleyhine açılan maddi tazminat davasının ıslah talebi kapsamında kabulü ile;a)Davacı ... yönünden 171.385,44 TL, davalı sigorta şirketi 91.544,73 TL'sinden sorumlu olmak koşuluyla,b)Davacı ...  yönünden 31.057,64 TL, davalı sigorta şirketi 16.589,30 TL'sinden sorumlu olmak koşuluyla,c)Davacı ... yönünden 16.447,43 TL, davalı sigorta şirketi 8.785,32 TL'sinden sorumlu olmak koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiliyle işbu davacılara verilmesine, hükmedilen alacağa davalı sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 23/05/2018 tarihinden itibaren, diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 29/04/2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, 2-Davacıların davalı ... ve ... aleyhine açmış olduğu manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, davacı ... için 75.000 TL, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 50.000 TL olmak üzere toplam 175.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 29/04/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte işbu davalılardan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tüm talep ve itirazlarına rağmen mahkemece kusur raporu alınmadığını, mahkemece hiçbir gerekçe gösterilmeksizin Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/273 Esas  2019/637 K. sayılı dosyasında alınan ATK tarafından düzenlenen ve itiraz edilen kusur raporunun hükme esas alındığını, müvekkilinin Marmaray İstasyonunun olduğu üst geçit altında bulunan ışığın kırmızı yanması nedeniyle durduğunu ve yeşil ışığın yanmasını beklerken rahatsızlanması nedeniyle aracın kontrolünü kaybettiğini, müvekkilinin alkol ve/veya uyuşturucu madde etkisinde olmadığı tespit edilmesine ve olayın gerçekleştiği dönemde kanser hastalığı sebebiyle kemoterapi gördüğü raporlarla sabit olmasına rağmen kusura ilişkin bir rapor alınmadan ve tüm bu hususlar görmezden gelinmek suretiyle müvekkili %100 kusurluymuş gibi destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığını, kazanın meydana geldiği dönel kavşaktaki yaya kaldırımında metal bariyerler bulunmaması nedeniyle Karayolları Genel Müdürlüğünün de hizmet kusuru dolayısıyla sorumlu olduğunu, müteveffa ...'ün kaza sonrası ilgili kollukça ifadesi rahatlıkla alınabilmesine rağmen kaza tarihinden 25 gün sonra vefat ettiğini, bu nedenle müteveffanın kaza sonrası tedavi gördüğü İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesinin müteveffanın ölümündeki kusurunun araştırılması gerektiğini, hükme esas alınan  bilirkişi raporunda müvekkillerinin içinde bulunduğu özel şartlar ve sosyoekonomik durumları gözetilmemiş olduğundan hükme esas alınmasının usule ve yasaya aykırı olduğunu, destek zararı hesaplanırken müteveffanın sağ olan dava dışı anne ve babasının destek payının gözetilmediğini, davacıların bakiye zararının bulunup bulunmadığı, sigorta şirketinin ödeme tarihi olan 23/05/2018 itibarıyla geçerli olan verilere göre ve dava dışı hak sahiplerinin de payları ve tazminat tutarları hesaplanarak belirlenmesi gerektiğini,  hesap raporunda bakiye ömür TRH 2010 Tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, raporda destek payları başlangıçta eş için 1/3, çocuklar için 1/6 oranında olduğunu, 1. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 2/5’e, 2. çocuğun pay oranının 1/5’e yükseldiğini, 2. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 1/2’ye yükseldiğini,  müteveffanın hayatta olan anne ve babası için pay ayrılmadığını, oysa destek paylarının başlangıçta eş için 1/4, çocuklar, anne ve baba için 1/8 oranında olduğunu, 2. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 2/7’e, 1. çocuk, anne ve babanın pay oranının 1/7’e yükselmesi gerektiğini, 1. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay  oranı 1/3’e, anne ve babanın pay oranının 1/6’ya yükselmesi gerektiğini, baba destekten çıktıktan sonra eş için pay oranı 2/5’e, anne pay oranının 1/5’e yükselmesi gerektiğini, anne destekten çıktıktan sonra ise eşin pay oranının 1/2’ye yükselmesi gerektiğini, karara esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile hesaplama yapılmışsa da yeni Genel Şartlar uyarınca destek zararının TRH mortalite tablosuna göre %1.8 teknik faiz kullanılarak ve vefat edenin vergilendirilmiş gelirine göre hesaplanması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükme esas alınan aktüer raporunda destek zararı hesaplanırken müteveffanın sağ olan anne babasının destek payının gözetilmediğini, ödeme tarihindeki verilere göre hesaplama yapılırken müteveffanın sağ olan dava dışı anne ve babasının destek payının ayrılarak yapılacak hesapta poliçe teminatlarının hak sahipleri arasında KTK'nin 96. maddesi uyarınca garameten paylaştırılması gerektiğini, bilirkişi raporu ile hesaplanan tazminat miktarının yanlış metotla hesaplandığını ve başvuranın tazminatının yüksek tespit edildiğini,  hesap raporunda bakiye ömür TRH 2010 Tablosu esas alınarak hesaplanmış olmasına rağmen, yaşam olasılıklarının hesaplamaya dahil edilmediğini, bilirkişi raporunda destek payları başlangıçta eş için 1/3, çocuklar için 1/6 oranında olduğunu, 1. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 2/5’e, 2. çocuğun pay oranının 1/5’e yükseldiğini, 2. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 1/2’ye yükseldiğini, müteveffanın hayatta olan anne ve babası için pay ayrılmadığını, oysa destek payları başlangıçta eş için 1/4, çocuklar, anne ve baba için 1/8 oranında olduğunu, 2. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranı 2/7’e, 1. çocuk, anne ve babanın pay oranının 1/7’e yükselmesi gerektiğini, 1. çocuk destekten çıktıktan sonra eşin pay oranının 1/3’e, anne ve babanın pay oranının 1/6’ya yükseldiğini, baba destekten çıktıktan sonra eş için pay oranının 2/5’e, anne pay oranının 1/5’e yükseldiğini, anne destekten çıktıktan sonra ise eşin pay oranının 1/2’ye yükselmesi gerektiğini, bilirkişi raporunda sigorta şirketi tarafından destek alacaklara yapılan ödemeler rapor tarihine güncellenerek toplam tazminat tutarlarından tenzil edildiğini, oysa ki; şirket tarafından destek alacaklara yapılan ödemelerin poliçe limiti uygulandığından, poliçe limitli tutarlarla tüm hak sahipleri arasında bölüştürülmesi gerektiğini,  karara esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar TRH 2010 yaşam tablosu ve prograsif rant yöntemi ile hesaplama yapılmışsa da yeni Genel Şartlar uyarınca destek zararının TRH mortalite tablosuna göre %1.8 teknik faiz kullanılarak ve vefat edenin vergilendirilmiş gelirine göre hesaplanması gerektiğini, müvekkili şirketin yalnızca ıslah edilen tutar için ıslah tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, faiz başlangıç tarihinin ıslah tarihi olması gerekirken kaza tarihinden itibaren hesaplanmasının hatalı olduğunu, kararın gerekçesiz ve denetime elverişsiz olduğunu belirterek kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda:  Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta, 29/04/2017 tarihinde, davacı ...'ün eşi, diğer davacıların annesi olan desteğe yaya kaldırımında yürümekte iken, davalılardan ...'e ait, ... Sigorta AŞ'nin zorunlu mali sorumluluk (ZMS) sigortacısı olduğu, ...'nın idaresindeki aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında desteğin vefat etmesi nedeniyle, eş ve çocukların uğradığı destek zararları ile manevi zararlarının tazmini talep edilmektedir. 1-Kusura yönelik istinaf itirazının incelenmesi; Soruşturma aşamasında alınan 24/10/2017 tarihli  bilirkişi raporunda; sürücü ...'nın asli kusurlu olduğu, yaya ...'ün herhangi bir kusurunun bulunmadığı tespit edilmiştir. Bakırköy 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2018/273 E. sayılı davada, Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 15/04/2019 tarihli raporda, sanık sürücü ...'nın idaresindeki otomobil ile seyrini mahal şartlarına ve yol durumuna göre ayarlamadığı, olay mahalli kavşakta sağa dönüşü sırasında hızını yeteri kadar düşürmeyip, sevk ve idare hatasıyla direksiyon hakimiyetini kaybederek sol tarafta bulunan kaldırımın üzerine çıkıp yol dışı kaldığı olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışı ile asli kusurlu olduğu, müteveffa yaya ...'ün Marmaray istasyonuna doğru yaya kaldırımında yürüdüğü esnada sanık sürücünün aracının sadmesine maruz kaldığı olayda kusursuz olduğu tespit edilmiş, yapılan yargılama sonunda mahkemenin 2019/637 K. sayılı kararıyla, sanık ... asli kusurlu kabul edilerek taksirle ölüme neden olma suçundan (alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle) cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza yargılamasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan kusur raporunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olmasına göre ilk derece mahkemesince davalı sürücünün % 100 kusurlu kabul edilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Davalılar ... ve ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. 2-Hesap raporuna yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi; Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih ve 2019/40 (E) - 2020/40 (K) sayılı kararı ile \"Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinin “...bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” bölümünde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi, ikinci cümlesinde yer alan “...ve genel şartlarda...” ibaresinin, b) Kanun’un 92. maddesinin (i) bendi “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” ibaresinin, Anayasa’nın 5, 13, 17, 35 ve 48. maddelerine aykırı olduğundan iptallerine karar vermiştir. Yargıtay 17. (Kapatılan) ve 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda bahsedilen kararı sonrasında vermiş olduğu güncel kararları gereğince tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da progresif rant formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda tazminat hesabı TRH 2010 yaşam tablosuna ve progresif rant yöntemine göre düzenlenmiş olduğundan bu yöne ilişkin istinaf itirazı yerinde değildir. Yargıtayca kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda  desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece  geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır.  Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır. Somut olayda, destek ...'ün UYAP'tan temin edilen nüfus kayıt örneğinin incelenmesinde, anne ve babasının hayatta olduğu anlaşılmış ancak hükme esas alınan aktüer raporda, dava dışı anne ve babaya pay ayrılmamış, desteğin tüm gelirini eş ve çocukları ile paylaşacağı varsayımı ile hesaplama yapılmıştır.Desteğin sağ olan anne ve babasına pay ayrılmadan hesaplama yapılması hatalıdır.Ayrıca davacı eş ...'in UYAP'tan temin edilen nüfus kayıtlarına göre 17/02/2019 tarihinde yeniden evlendiği ancak davacı ...'in muhtemel bakiye ömür süresinin tamamı için tazminat hesabı yapıldığı anlaşılmıştır.Destek alacaklısı davacı eşin, ancak desteğin ölümü ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilerek hesaplama yapılması gerekirken varsayımlara dayalı hesaplama yapılması doğru olmamıştır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, ödeme tarihi itibarıyla davacılara yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı tarafa yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/10763 Esas,  2022/4501 Karar sayılı kararı) İlk derece mahkemesince alınan aktüer bilirkişi raporunda; ödeme tarihindeki verilere göre hesaplamanın sadece eş ve çocuklar için yapıldığı, desteğin sağ olan anne ve babasına pay ayrılmadığı anlaşıldığından hükme esas alınması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, mahkemece hasar dosyasının getirtilerek öncelikle ödeme tarihindeki verilere göre (dava dışı anne babaya da pay ayrılarak) davacıların zararının yapılan ödeme ile karşılanıp karşılanmadığının belirlenmesi, karşılanmadığının anlaşılması halinde Yargıtay'ın yukarıda belirtilen pay esasına göre desteğin anne ve babasına da pay ayrılarak ve  davacı eşin, ancak eşinin ölümü ile kendisinin yeniden evlendiği tarih aralığı için tazminata hak kazanabileceği gözetilerek davacıların talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi hususunda, önceki bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalılar ... ve ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ  vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a/6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 3-İstinaf başvurusu için yatırılan karar ve ilam harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince  yatırana  iadesine, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalılar ... ve ... ile davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf talep eden tarafından istinaf aşaması için yatırılan gider avansının yatıran tarafa iadesine, 7-İstinaf kanun yolu incelemesinin sonucuna göre icranın geri bırakılması kararı kapsamında, davalı ... Sigorta AŞ tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına sunulan ... Bankası AŞ Levent/İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen  23/03/2021 gün ve 2154KRTM21000075 sayılı, 679.477 TL bedelli teminat mektubunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 36/5 maddesi uyarınca geri verilmesine, 8-İstinaf kanun yolu incelemesinin sonucuna göre icranın geri bırakılması kararı kapsamında, davalı ... tarafından İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına sunulan ... Bankası AŞ Zeytinburnu Şubesi tarafından düzenlenen 21/06/2021 gün ve 7100458917 sayılı, 680.000 TL bedelli teminat mektubunun İİK'nin 36/5 maddesi uyarınca geri verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.20/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0cb84f9bb9cfe4ed","SID":"17f69a562443f6ed"}}