{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1284 <br>KARAR NO: 2025/907 <br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 10/05/2018<br>NUMARASI: 2015/900 (E) - 2018/425 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Rücuen Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 20/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;       <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline zorunlu mali sorumluluk sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı, davalının maliki ve işleteni olduğu,  dava dışı ... 'ın idaresindeki ... plakalı aracın istiap haddinin aşılması nedeniyle meydana gelen trafik kazası sonucu araçta yolcu olarak bulunan dava dışı ...'nin yaralanarak sürekli malul kaldığını ve bakiye maluliyet zararının tazmini istemiyle Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurduğunu,Sigorta Tahkim Komisyonunun 2014/E.9695.33  2015/İHK-710 Karar sayılı kararı ile başvuru sahibi ...'nin bakiye zararının 3.476 TL olduğu tespit edilerek müvekkili şirketten tahsiline karar verildiğini, söz konusu kararın İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takibe konulması üzerine müvekkili tarafından 31/07/2015 tarihinde icra dosyasına toplam 7.043 TL ödeme yapıldığını,Trafik Sigortası Genel Şartları’nın B.4.e maddesinde istiap haddinden fazla yolcu taşınması rücu nedeni sayıldığını belirterek 7.043 TL'nin ödeme tarihi olan 31/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesinde davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine, kusur oranına tekabul eden 1.765,75 TL ve 10,78 TL faizle birlikte 1.776,53 TL'nin rücu edilebileceğinin kabulüne kalan miktar yönünden talebin reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olayda trafik sigortası genel şartları B.4.(E) madde düzenlemesinin ilk derece mahkemesi tarafından hatalı olarak uygulandığını, ilk derece mahkemesi sigortalı araç sürücüsünün hatasından kaynaklanan kısmıyla sorumlu olduğu kanaatine vararak araçtaki lastik patlamasını %75 teknik arıza kusuru, sürücü hatasını ise %25 kusur olarak yorumlayarak hatalı bir hüküm kurduğunu, zarar görene karşı kusurun bu şekilde bölünmesi mümkün olmadığı gibi bölünmüş kusur oranı üzerinden kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı ve açıkça hukuka aykırı olduğunu, Trafik Sigortası Genel Şartları B.4.(E) maddesinin tereddüte mahal verilmeyecek şekilde açık olduğunu, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınmasının başlı başına bir rücu sebebi olduğunu, bunun için kaza meydana geldiğinde sigortalı aracın kusurunun bulunmasının yeterli olduğunu, olayımızdaki gibi yolcu taşımaya ruhsatı olmayan araçta yolcu taşınmış olması yeterli olup, ayrıca araçta yolcu taşınmasının kaza ile illiyetli bulunup bulunmadığının aranmadığını, yine aynı maddeye göre yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu taşınmasının da ayrıca bir rücu sebebi olacağının düzenlendiğini, somut davada hem yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan sigortalı araçta yolcu taşındığını, hem de yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu taşındığının dosya kapsamında sabit olduğunu, müvekkili şirketin mağdura ödediği tazminat kadar sigortalı davalıya rücu hakkı bulunduğunu, somut olayda, araç sahibinin sorumluluğunun zarar görene karşı tam olduğunu, kusur incelemesi yönünden itirazlarının dikkate alınmadan tek bilirkişinin hazırlamış olduğu rapora dayanarak verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin çalışanı tarafından kazanın meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davacı tarafın trafik kazasından kaynaklı olarak talebini şoföre yansıtması gerektiğini, İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesince 29/11/2013 tarihli raporda müvekkilinin kazanın oluşumunda hiçbir kusurunun olmadığının açıkça belirtildiğini, hazırlanan bilirkişi raporuna göre araç sürücüsünün %25, teknik arızanın %75 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde rücu hakkının doğabilmesi için araca istiap haddinden fazla yolcu alınmasının kazanın oluşumuna etken olması gerektiğinin belirtildiğini, davada müvekkili şirketin sorumlu olmadığının açık olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Dava, zorunlu mali sorumluluk sigortasından kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesi; HMK'nin 341/2. maddesine göre miktar veya değeri üçbin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. HMK'nin 341/4. maddesine  göre  ise alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü  üç bin Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. Ayrıca HMK'nin ek 1. maddesinin 1. Fıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırın her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.\" hükmünün yanı sıra, aynı maddenin 2. fıkrasında; \"HMK'nin 341. maddesindeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı\" düzenlenmiş bulunmaktadır. Yeniden değerleme oranındaki artış sonucu mahkeme hükmünün verildiği 2018 yılı için HMK'nın 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 3.560 TL'dir.Bu durumda, Mahkemece, davalı aleyhine hükmedilen 1.776,53 TL tazminat miktarı, kararın verildiği tarih olan 2018 yılı için öngörülen kesinlik sınırının altında kaldığından, davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesince verilen karar için HMK'nın 341/4. maddesi gereğince istinaf hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece, karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi de sonuca etkili değildir.Davacı vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. 2-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; Davacının ödeme tarihi itibarıyla yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.maddesinde sigorta şirketinin sigortalısına rücu edebileceği haller sayılmış, (ç) bendinde  \"Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise...\" üçüncü kişilere ödediği zararı sigortalısına rücu edebileceği düzenlenmiştir. Ancak bunun için, kazanın münhasıran (salt) istiap haddinin aşılmasından kaynaklanmış olması şartına bağlanmıştır. Aynı kazaya ilişkin olarak davacı ... AŞ tarafından davalılar ... ve sürücü ... aleyhine yaralanan şahıslar için ödemede bulunduklarını belirterek tazminat istemiyle açılan davada İstanbul Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin  2013/195 E. 2014/59 K. sayılı dosyasında İTÜ öğretim üyelerinden oluşan üç kişilik bilirkişi kurulundan alınan 18/09/2013 tarihli bilirkişi raporunda; aracın yolcu taşıma kapasitesi beş olmasına karşılık on kişinin taşınması ile aracın yükünün 2.820 kg olduğunun önceki bilirkişi raporu ile sabit olduğu, aracın yük taşıma istiap haddinin ise 3.040 kg olduğu, bu durumda yük taşıma istiap haddinin aşılmamış olduğu, araçlarda yapılan yolcu sayısı sınırlamasının aşılmış olması halinde de sürücünün emniyetli seyir şartları azalabilmektedir. Ancak söz konusu olay, araçta yolcu sayısının fazla olmasından dolayı sürücünün kontrolünü kaybetmesi ile meydana gelmediği, dolayısıyla lastik patlamasına neden olacak aşırı yük de bulunmadığından lastik patlamasının araçta bulunan çok sayıdaki yolcu ile  illiyetinin bulunmadığı, sürücü ...'ın hızını yol ve trafik durumu ile aracının teknik özelliklerine göre ayarlamamış olması sonucu, araçta meydana gelen teknik arıza olan lastik patlaması ile kaybolan kontrolü sağlayamadığından kazanın meydana gelmesinde % 25 oranında kusurlu olduğu, teknik arıza olan lastik patlamasının olaya etkisinin % 75 oranında olduğu tespit edilmiş, 29/11/2013  tarihli ek raporda; lastik patlamasının araçta istiap haddinden fazla yolcunun bulunması ile illiyeti bulunmadığı tespit edilmiş, yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, temyiz incelemesinden geçerek onandığı ve karar düzeltme isteğinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Sigorta şirketi tarafından ödenen tazminatın sigortalısından rücuen alınabilmesi için istiap haddinin aşılmasının kazaya münhasıran etkili olması gerekmekte olup dosya içeriğine göre kazanın salt istiap haddinin aşılması sureti ile meydana gelmediği anlaşılmakla sigorta şirketinin davalıya rücu şartı gerçekleşmemiştir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabüne karar verilmesi doğru değil ise de istinaf edenin sıfatına göre kararın kaldırılma nedeni yapılmamıştır.<br>KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf dilekçesinin, HMK'nin 352/1-b maddesi gereğince reddine,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince  esastan reddine,3-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 90,13 TL harcın mahsubu ile bakiye 525,27‬ TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-Davalının istinaf incelemesi esastan yapılmadığından, istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf karar harcının istek halinde mahkemesince yatırana  iadesine,5-İstinaf başvurusunda bulunan tarafların istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 7-İstinaf yargılama giderleri için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"09271425696b67cd","SID":"e6eed51cdb0c3987"}}