{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>40. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ  KARARI<br>DOSYA NO: 2021/1279 <br>KARAR NO: 2025/906<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 21/10/2020<br>NUMARASI: 2016/139 (E) - 2020/771 (K)<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>Birleşen İstanbul Anadolu  5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/858 E. sayılı davasında<br>DAVANIN KONUSU: Maddi Tazminat <br>KARAR TARİHİ: 20/06/2025<br>Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;   <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili asıl dava dilekçesinde özetle; 07/07/2015 tarihinde, davalının zorunlu mali sorumluluk sigortacısı (ZMSS) olduğu ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu araçta yolcu olarak bulunan, davacıların yakını (davacılardan ...in eşi, ...'un babası) olan ...'ın vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında ve İstanbul Anadolu 77. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/976 Esas sayılı dosyası kapsamında temin edilen bilirkişi raporuna göre davalıya sigortalı aracın sürücüsü ...ın kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu bulunduğunu belirterek fazlaya ilişkin saklı kalmak kaydıyla şimdilik her bir davacı için 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 15/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 25/06/2017 tarihli bedel belirleme dilekçesiyle maddi tazminat  talebini ... için 152.062,71 TL, ... için 36.643,83 TL olarak belirleyerek 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte  tahsilini talep etmiştir. Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/858 Esas sayılı davasında; Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; asıl davaya konu trafik kazası sonucu davacıların yakını (oğulları)  ...'ın vefat etmesi nedeniyle davacıların onun desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek davanın müteveffanın eşi ve çocuğu tarafından açılan İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini aksi halde 101.293,46 TL maddi tazminatın 20/07/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili asıl davaya ve birleşen davaya cevap vermemiş, 26/04/2018 tarihinde sunduğu beyan dilekçesinde; öncelikle davanın reddini, aksi takdirde vefat eden ...'ın minibüste yolcu konumunda olup ayakta olduğu hususu sürücünün ifadelerinde açıkça yer aldığından birlikte kusur indirimi uygulanmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; \"Asıl dava yönünden; 1-Davanın TBK'nin 52. maddesi gereği %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile kabulü ile davacı ... yönünden 121.650,16 TL, davacı  ... yönünden 29.315,06 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 17/12/2015'tan itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davalıdan alınarak ilgili davacıya verilmesine, Mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verilen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/858 Esas sayılı dosyası yönünden; 1-Davanın TBK'nin 52. maddesi gereği %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile kabulü ile davacı ... yönünden 48.036,74 TL, destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte teminat limiti ile sınırla olmak üzere davalıdan alınarak ilgili davacıya verilmesine, 2-Davanın ... yönünden reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; koşulları oluşmadığı için takdiri indirim (hatır taşıması) uygulanamayacağını, mahkemece müteveffa ...'un, babasının arabasında seyahat etmesini hatır taşıması olarak değerlendirmesinin hatalı olduğunu kaldı ki takdiri indirimin yanlış uygulandığını, Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamalarına göre sigorta şirketleri aleyhine ikame edilen davalarda şayet şartları var ise öncelikle kusur indirimi, sonra takdiri indirim uygulanıp en son olarak da sigorta poliçesi limitine bakıldığını, bilirkişi raporunda baba ...için de pay ayrıldığı için buna göre ıslah talebinde bulunulmuş ise de esasen ...’ın talepte bulunamayacağı hususunda bir itirazlarının bulunmadığını, ancak  Mahkemece diğer davacılar için hesaplanan destekten yoksun kalma zararı üzerinden değil de toplam zararın poliçe limitini aşması nedeniyle 290.000 TL limit garameten paylaştırılmış olduğundan bu tutarlar üzerinden takdiri indirimi uygulayarak hatalı karar verdiğini, 17/02/2020 tarihli aktüer raporunda 3 müvekkilinin toplam zararının 265.291,90 + 60.377,35 + 102.240,08 TL olmak üzere toplam 427.909,33 TL olarak belirlendiğini, hatalı olduğunu düşünmekle birlikte şayet mahkemece %20 oranında takdiri indirim uygulansa bile 427.909,33 – 85.581,18 (%20 indirim) = 342.327,46 TL toplam zararın poliçe limitinin üzerinde olduğunu, davayı fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak bilirkişi kök raporuna göre garameten belirlenen tutarlara göre ... için 152.062,71 TL, ... için 36.643,83 TL ve ... için 60.045,93 TL olarak ıslah etmiş iseler de mahkemenin bu tutarlara haksız ve hatalı bir şekilde %20 takdiri indirim uyguladığını belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece kusur incelemesi yapmaksızın ceza davasında alınan kusur raporundaki %100 kusur oranı üzerinden aktüer hesap yaptırmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  mahkemece meydana gelen kazanın iş kazası olup olmadığı hususunda gerekli araştırmanın yapılmadığını, kazaya neden olan sigortalı aracın ticari minibüs olması sebebiyle kazanın iş kazası olma ihtimaline binaen SGK'dan rücuya tabi peşin sermaye değerinin sorularak varsa tazminat miktarından tenzil etmesi gerektiğini, ceza dosyası ifade tutanaklarına göre müteveffanın kaza öncesinde koltuğundan kalkmış olduğu ve araçta ayakta bulunduğu sırada kazanın meydana geldiği, mağdurun ön camdan fırlaması sonucu vefat ettiği sabit olduğundan destek şahıs açısından tazminat miktarından müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dava konusu olayda olduğu gibi yolcu taşımacılığı yapan aracın taşımacılık sigortası bulunmaması durumunda husumetin ...na yöneltilmesi ve ancak limiti aşan bir tutar kalırsa o kısım için ZMSS poliçesi için sigortacıya husumetin yöneltilmesi gerektiğini, bu sebeple kazaya karışan aracın kaza tarihini kapsayan Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası olup olmadığının araştırılması ve eğer yoksa ...na davanın ihbar edilmesi, bu anlamda trafik sigortacısı müvekkili şirket açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminata avans faizi işletilmesine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira her ne kadar araç ticari araç olsa da kazanın ticari faaliyet sırasında meydana gelmediğini, mesai bitiminden sonra araç hususi kullanımda iken akşam yemeğine gitmek üzere trafiğe çıkmışken meydana geldiğini, destek şahıs ile sürücünün aynı soyadını taşımasının da bu hususu net olarak ortaya koyduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  İlk derece mahkemesince 25/06/2021 tarihli ek karar ile \"HMK'nin 344. maddesi gereğince harç ikmal edilmediğinden davalı ... Sigorta Kooperatifi tarafından birleşen dava yönünden yapılan istinaf talebinin reddine\" karar verilmiştir. Davalı vekili 25/06/2021 tarihli ek karara karşı istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince taraflarına eksik harcın tamamlanmasına dair usulüne uygun muhtıra çıkarılmadığını, muhtıranın mazbatanın üzerine yazıldığını, ancak bu usul ile yapılan tebligatın usul ve yasalara aykırı olduğunu, keza eksik harcın tamamlanmasına dair muhtıranın sonuçlarını da ihtiva eder şekilde hakim imzasını da ihtiva eder biçimde ayrı bir tebligat konusu yapılması gerektiğini, yapılan muhtırada bu kararın hakim tarafından verilip verilmediğinin anlaşılamadığını belirterek ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Asıl dava, desteğin eşi ve çocukları tarafından; birleşen dava desteğin anne ve babası tarafından açılan trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 1-Davalı vekilinin ek karara ilişkin istinaf başvurusunun incelenmesi; İlk derece mahkemesince davalı vekiline eksik harcın tamamlanması için hâkimin imzasını içerir (elektronik veya ıslak) muhtıra yerine üzerinde ihtar yazılı tebligat (davetiye) gönderildiği görülmekle bu durumda usulüne uygun bir muhtıradan söz edilmesi mümkün değildir.Davalı vekilince eksik harcın 29/06/2021 tarihinde tamamlandığı ve ilk derece mahkemesince verilen davalı tarafından birleşen dava yönünden yapılan istinaf talebinin reddine ilişkin ek kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından davalı vekilinin ek karara ilişkin istinaf talebinin kabulü ile esasa ilişkin incelemeye geçilmiştir. 2-Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; Ceza yargılamasının yapıldığı İstanbul Anadolu 28. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/580  E. 2016/743 Karar sayılı dosyasında alınan 27/06/2016  tarihli bilirkişi kurulu raporunda; 34 M 5161 plakalı aracın sürücüsü  ...'ın olayda asli kusurlu olduğu, başka kişi ya da kişilerin olayda kusurunun tespit edilemediği belirlenmiş, yapılan yargılama sonucunda sanık ...'ın tam kusurlu olduğu kabul edilerek taksirle ölüme neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve itiraz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.Yolcu olan desteğin kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmamasına göre davalı vekilinin kusura ve dosya içeriği itibarıyla müterafik kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. Sosyal Güvenlik Kurumunun, hak sahiplerine, sigortalının vefatı nedeniyle rücuya tabi herhangi bir ödeme yapılmadığını bildirir 21/05/2019 tarihli cevabi yazısına göre  davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazı yerinde değildir.Dosyada bulunan ruhsat örneğine göre kazaya karışan davalıya sigortalı aracın kullanım tarzının ticari olmasına göre ticari faize karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı vekilinin 02/10/2019 tarihli beyan dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde kabulünde olduğu üzere kazanın ticari faaliyet sırasında meydana gelmediği, araç hususi kullanımda iken akşam yemeğine gitmek üzere yola çıkıldığında meydana geldiği, bu hali ile davaya konu taşımanın ticari bir taşıma olmadığı, diğer bir ifade ile Karayolu Taşıma Kanunu kapsamında bir taşıma olmadığı gözetildiğinde oluşan zarardan davalının sorumlu tutulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. 3-Davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesi; İlk derece mahkemesince alınan 21/06/2017 tarihli aktüer bilirkişi raporunda, teminat limiti ile sınırlı olarak ve garameten,  davacı eş ...'ın 152.062,71 TL, davacı çocuk  ...'ın 36.643,83 TL destek zararı olduğu tespit edilmiştir. 17/02/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda,  davacı eş ...'ın 265.291,90 TL, davacı çocuk   ...'ın 60.377,35 TL ve  davacı anne ... 'ın 102,240,08 TL destek zararı olduğu, ancak sigorta limiti ile sınırlı olarak ve garameten davacı eş ...'ın 154.947,12 TL, davacı çocuk  ...'ın 35.264,16 TL, davacı anne ...'ın 59.714,62 TL, davacı baba ...'ın 40.074,09 TL destek zararı talep edebilecekleri tespit edilmiştir. Hatır taşımasına ilişkin savunma bir defi olduğundan hatır taşımasının cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekmekte olup, mahkemece resen nazara alınamaz.Somut davada olayın gerçekleşme şekline göre hatır taşımasının varlığından söz edilemez, kaldı ki, davalı taraf gerek asıl davada gerekse birleşen davada süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. Bu nedenle mahkemece hatır taşıması olduğunun kabulü ile tazminattan  20 oranında indirim yapılması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin  istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine,  davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b/2. maddesi uyarınca düzeltilerek  yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına buna göre taleple bağlı kalınarak asıl davada davacı ...'ın davasının kabulü ile 152.062,71 TL destekten yoksun kalma tazminatına, davacı  ...'ın davasının kabulü ile 36.643,83 TL  destekten yoksun kalma tazminatına, birleşen davada ise davacı ... 'ın davasının kabulü ile 60.045,93 TL destekten yoksun kalma tazminatına karar vermek gerekmiştir. İstinaf kanun yolu incelemesi ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı yapıldığından, istinaf incelemesi kapsamında bulunmaması nedeniyle inceleme dışı kalan ilk derece mahkemesinin hüküm fıkraları yinelenmiştir. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: A-Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1-b/1.maddesi uyarınca esastan reddine, B-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile,Yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nin 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere kaldırılmasına, Buna göre: Asıl dava yönünden; 1-Asıl davanın kabulü ile davacı ... için 152.062,71 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı  ... için 36.643,83 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 17/12/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacılara verilmesine,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 12.890,54 TL harçtan,  34,16 TL peşin harç ve 707,77 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 741,93 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.148,61‬ TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı ... tarafından yatırılan 29,20 TL başvurma harcı, 34,16 TL peşin harç, 707,77 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 771,13 TL harcın davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 4-Davacı ... tarafından sarfedilen 1.348,25 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 5-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine,6-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, Birleşen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/858 Esas sayılı dava yönünden; 1-Davacı ... 'ın davasının kabulü ile 60.045,93 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak adı geçen davacıya verilmesine,2- Davacı ...'ın davasının reddine,3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.101,73 TL harçtan, 86,50 TL peşin harç ve 260 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 346,5‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.755,23‬ TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,  4-Davacı ...tarafından yatırılan 31,40 TL başvurma harcı, 86,50 TL peşin harç ve 260 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 377,9‬0 TL harcın davalıdan alınarak davacı ... 'a verilmesine, 5-Dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ... 'a verilmesine,6-İlk derece mahkemesi kararını tekrarla, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4. maddesine göre 3.400 TL avukatlık ücretinin davacı ...'dan alınarak davalıya verilmesine,7-Tarafların artan gider avansı bulunması ve talep etmeleri halinde kendilerine iadesine,C-İstinaf İncelemesi Bakımından:1-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde ilk derece mahkemesi tarafından iadesine,2-İstinaf aşamasında davacılar tarafından yapılan 112,50 TL posta ve tebligat gideri ile  310,70 TL istinaf başvuru harcının davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 13.593,82‬ TL harçtan, peşin alınan 3.458,42‬ TL harçtan mahsubu ile 10.135,4‬0 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,4-Davalı ... Sigorta AŞ'nin istinaf başvurusu nedeniyle sarf ettiği yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf için yatırılan  gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 361. maddesi uyarınca Dairemizin gerekçeli kararının tebliği tarihinden itibaren başlayan iki haftalık süre içerisinde, Dairemize ya da bulunulan yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilecek dilekçeyle Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/06/2025</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0e43e26b4fe520e2","SID":"0f7f159ade7bf089"}}